EKONOMİ - 21 Ocak 2026 Çarşamba 11:14

2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapıldı

A
A
A
2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapıldı

Tüketici hakem heyetlerine 2025 yılında yapılan 907 bin 515 başvurudan 849 bin 143’ü karara bağlandı.


Ticaret Bakanlığı, 2025 yılında tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurulara ilişkin verileri açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin tüketiciler ile satıcı veya sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda yargı dışı çözüm mercileri olarak hizmet verdiği hatırlatıldı. Heyetlerin tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı ve kolay şekilde çözümüne imkan sağladığına, aynı zamanda yargının iş yükünü önemli ölçüde azalttığına işaret edilen açıklamada, bugüne kadar yaklaşık 19 milyon tüketici uyuşmazlığının yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlandığına dikkat çekildi. Heyetlerin 2025 yılında da yoğun mesai yaparak tüketicilere hizmet verdiği belirtilen açıklamada, "2025 yılında tüketici hakem heyetlerine 907 bin 515 başvuru yapılırken, bunun 849 bin 143’ü karara bağlandı. Başvuruların parasal değeri 12,4 milyar lira olarak gerçekleşti. Başvuru sayısında 2024 yılına kıyasla yüzde 20 artış kaydedildi" denildi.



Başvuruların yüzde 72’si e-Devlet üzerinden yapıldı


Tüketicilerin e-Devlet üzerinde yer alan Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla kolay şekilde hakem heyetlerine başvuru yapabildiği hatırlatılan açıklamada, geçen yılki başvuruların yüzde 72’sinin e-Devlet üzerinden yapıldığı, elektronik başvuru yönteminin tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiği aktarıldı. 2025 yılında başvuruların yüzde 58’inin erkek, yüzde 42’sinin kadın tüketiciler tarafından yapıldığı bildirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:


"Yaş dağılımına bakıldığında en fazla başvuru yüzde 32 ile 30-40 yaş grubundaki, en az başvuru ise yüzde 3 ile 65 yaş üzerindeki tüketiciler tarafından gerçekleştirildi. Geçen yıl heyetlere en fazla başvuru 235 bin 253 ile İstanbul’da yapıldı. İstanbul’u 100 bin 958 ile Ankara, 60 bin 722 ile İzmir, 33 bin 581 ile Bursa, 28 bin 45 ile Antalya takip etti. En az başvurunun yapıldığı il ise 561 ile Ardahan oldu."


Açıklamada, il tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 24 bin 506 ile İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, ilçe tüketici hakem heyetleri arasında da en fazla başvurunun 14 bin 13 ile Ankara’nın Yenimahalle İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına yapıldığı belirtildi. Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuruların yüzde 64’ünün ayıplı mal ve hizmet iddiasıyla gerçekleştiği de vurgulanan açıklamada, "Başvuruların yüzde 36’sı ayıplı mal, yüzde 28’i ayıplı hizmet şikayetlerine ilişkin oldu. Ürün bazında bakıldığında ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünleri, toplam başvuruların yüzde 19,6’sını oluşturarak ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla yüzde 4,75 ile mobil hat aboneliği, yüzde 3,97 ile kredi kartı üyelik ücreti, yüzde 3,71 ile mobilya, yüzde 3,61 ile cep telefonu, yüzde 3,11 ile internet aboneliği izledi. e-Ticaret alışverişlerine (mesafeli sözleşmeler) ilişkin başvuruların oranı da yüzde 5,19 oldu" değerlendirmesinde bulunuldu.


Açıklamada, 484 bin 170 (yüzde 53,35) ile en fazla başvurunun perakende ticaret sektörüne ilişkin olduğu, bu sektörü 104 bin 112 başvuruyla abonelik hizmetleri, 86 bin 637 başvuruyla finansal hizmetler sektörlerinin takip ettiği aktarıldı.


Bakanlık ve tüketici hakem heyetlerinin tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü aktarılan açıklamada, "Vatandaşlarımız, yasal hakları ve şikayetlerine ilişkin çözüm yolları hakkında Bakanlığımız internet sitesinde yer alan https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar/tuketici-bilgi-rehberi adresindeki tüketici rehberinin ilgili bölümlerinden detaylı bilgi alabilir. Hakem heyetlerine 2026 yılı için değeri 186 bin liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda e-Devlet kanalıyla ya da Ticaret İl Müdürlüklerimiz ile tüm ilçe kaymakamlıklarımıza yazılı dilekçe vererek başvuru yapılabilir" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara BTK Başkanı Karagözoğlu: "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, "BTK Akademi, çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’ düzenlendi. Programın açılışında konuşan BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, dijital çağda çocukları korumanın geleceği korumak anlamına geldiğini ifade ederek, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli gördüklerini vurguladı. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama konuları arasında denge kurulması gerektiğini belirten Karagözoğlu, "Türkiye’de 77,3 milyon kişi internet kullanıyor. Yani internet, hayatın neredeyse her alanına, her kesimine dokunuyor. Sosyal medyada ise 58,5 milyon aktif kullanıcı bulunuyor. 66,7 milyon toplam nüfusa oranına tekabül ediyor. Sosyal medya kullanılarak geçirilen ortalama süre ise 2 saat 43 dakika. Her ay kullanılan ortalama sosyal platform sayısı ise 7,6. Şimdi şu soruyu soruyorum; bu kadar büyük bir dijital kalabalık, kendi kendine güvenli kalabiliyor mu? Elbette hayır. Çünkü dijital kalabalık büyüdükçe yanlış bilgi, manipülasyon, siber risk, mahremiyet ihlali ve çocukların maruz kaldığı zararlı içerikler de büyüyor. Facebook, Instagram, TikTok, X, Youtube ve daha niceleri ile çocuklarımız artık tek bir odada kalmıyor; dijital evin odaları arasında sürekli dolaşıyor. Bu kadar yoğun bir kullanım aynı zamanda etki oluyor. Çünkü algoritmalar sadece içerik sunmuyor; davranış şekillendiriyor, duygu yönlendiriyor, gündem kuruyor. Bu yüzden bugün konuştuğumuz düzenleme yaklaşımı salt yaş sınırı olarak kalmıyor. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama esasına dayalı düzenlenmesi, teknik bir sınırın ötesine geçiyor, çocukları dijital ekosistem içinde koruyan bütüncül bir kamu politikası anlamı taşıyor. Ama burada çok kritik bir denge var. Kamuoyundaki tartışmalar da bunu gösteriyor. Çocukların korunması gerekliliği, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, devletin dijital denetim yetkisi, platformların sorumlulukları. Bu başlıklar arasında denge kurmak gerekiyor" dedi. "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" BTK Akademi ile çocuk ve gençlerin teknoloji bilinci kazandığını vurgulayan Karagözoğlu, "BTK, dijital dünyayı yalnızca düzenleyen bir kurum olarak değil; güvenli, sürdürülebilir ve bilinçli bir dijital ekosistemin mimarı olarak konumlanıyor. Dijital dünya bir şehir gibiyse BTK bu şehrin altyapısını oluşturuyor. Altyapı görünmez ama hayati oluyor. Sağlam kurulmazsa, üstteki hayat da sağlıklı ilerlemiyor. BTK’nin bu alandaki çalışmalarının önemli bir ayağı da bilinçlendirme oluyor. Çünkü sadece kural koymak yetmiyor; o kuralların neden var olduğunu anlatmak gerekiyor. Bu noktada BTK Akademi çok kıymetli bir rol üstleniyor. BTK Akademi, bugün milyonlara ulaşan kullanıcı sayısıyla çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" diye konuştu. "Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor" Dijital alanda çocuk güvenliğinin öneminden bahseden Karagözoğlu, "Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor. Bu koruma özgürlüğü küçültmüyor, tam tersine özgürlüğü sağlam zemine oturtuyor. Bizler, çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmayı, kişisel verilerini ve mahremiyetini korumayı, suç odakları ve yasa dışı bahis gibi riskleri engellemeyi, psikososyal olumsuzlukların önüne geçmeyi, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli görüyoruz. Çocuklarımızın dijital dünyadaki güvenliği için ailelerin farkındalığı, eğitimcilerin rehberliği, platformların sorumluluğu, devletin düzenleme kapasitesi ve toplumun ortak iradesi birlikte çalışıyor. Sözlerimi bir çağrıyla bitirmek istiyorum; gelin dijital dünyayı çocuklarımız için yasaklar listesine çevirmeyelim. Gelin, dijital dünyayı çocuklarımız için sınırsız bir risk alanına da bırakmayalım. Birlikte akılla ve veriye dayanarak, özgürlüğü korurken güvenliği güçlendirelim. Çünkü güçlü toplum, çocukları güvende olan toplum ile anlam kazanır" ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı.