GENEL - 27 Haziran 2023 Salı 09:48

Ankara’da kurban pazarlarında gece zor geçiyor

A
A
A
Ankara’da kurban pazarlarında gece zor geçiyor

Kurban Bayramı’na yaklaşılırken kurban pazarlarında bekleyiş devam ediyor.

Kurban Bayramı’na yaklaşılırken kurban pazarlarında bekleyiş devam ediyor. Kurbanlık hayvan üreticilerinin pazar alanlarında geceleri ise zor geçiyor.


Kurban Bayramı’na az bir süre kalmışken kurban pazarlarındaki bekleyiş devam ediyor. Hayvanlarının başında bekleyen üreticiler zor günler geçiriyor. Keçiören ilçesinde bulunan kurban pazarında üreticiler 20 gündür geceleri zor zamanlar geçiriyor. Pazarda bu sene durgunluk olduğunu söyleyen üretici, “Şu an herkes yattı istirahat ediyor. Sabah saat 08.00’den itibaren başlayacak. Bu sene biraz durgun geçti. Herhalde doyum sağlandı. İki hayvanımız kaldı. Fiyat ortalaması ise hisse başı 10 bin lira ile 12 bin lira arasında” ifadelerini kullandı.


Bir hayvan hastalanınca pazarcılar kesmek zorunda kaldı.


Başka bir üretici ise hayvanların ellerinde kaldıklarını söyleyerek müşterileri beklediklerini, “Hayvanlar pazarcıların elinde kaldı bu sene. Mal pahalı dediklerine bakmayın. Müşteri varsa Bağlum pazarına bekleriz. 100 tane koyun öylece duruyor. Küçükbaşlar hiç satılmadı. Her çadırda da 3 - 5 tane büyükbaş duruyor. Kalma şartları berbat. 10 bin lira para veriyoruz şuraya doğru düzgün tuvaleti bile yok. Bak banyo yokmuş. Hadi biz kalecikten geliyoruz Ankara’nın ilçesinden ama doğudan gelen arkadaşlar duş bile alamıyorlar. Bu paraya göre bu hizmet az” şeklinde ifade etti.


Pazarcılar çadır yerine başka seçenekler isteyerek, “Gecenin bu saatinde bu halimizi görüyorsunuz. Biz 4 senedir buraya geliyoruz. Her sene olduğu gibi mağduriyet yaşıyoruz. Hava yağışlı olduğu zaman çadırlar hep su alıyor. Geçen gün geldi kendisine de ilettik. Devlet büyüklerinden rica ediyoruz ki bu çadırlar yerine başka bir çözüm bulunsun. Biz buraya gelmeden önce ne kadar mağdur olacağımızı biliyoruz ama mecburiyetten geliyoruz. İş imkanı olmadığı için biz gelip burada bu soğukta yatıyoruz. Lütfen devlet bu konuya bir el atsın. Bir torba yem 300 liraydı. Biz şu an burada 370 liraya alıyoruz. 50 baş hayvan için 50 bin lira para harcıyoruz. Vatandaş ise bize diyor ki ben asgari ücretle çalışıyorum. Ücret 8 bin 500 dana ise 50 bin lira. Onun için satışlarımız az. Bir torba yeme seçimden sonra 70 lira zam geldi. Ne oldu da birden bu kadar zam geldi. Biz burada o yemi almaya mecburuz. Hayvan yem yemezse gün gün eriyor. Biz açta kalsak hayvanı aç bırakamayız” diye konuştu.


“350 kiloluk hayvana adam 50 bin lira para veriyor. Ben bu hayvanı kasaba kestirsem zaten 65-70 bin lira para eder”


Vatandaşın çok fazla fiyat kırdığından yakınan üretici, “Bu sene kurban biraz sıkıntılı geçti. Durumlar vahim, bütçeler kısıtlı. Biraz zor geçti ama umduğumuzu da bulduk çok şükür. 80 hayvanın içerisinde 10 hayvanımız kaldı. Pazar olarak illa ki sıkıntıları var. Ona da razı geleceğiz artık. Burası sonuçta kurban pazarı. İlla ki sıkıntısı olacak. Bu sene herhalde bayramı biraz zor göreceğiz. Halkımız anlayışlı olsun fırsatçılık yapmasın diye uğraşıyoruz ama halkımız yine fırsatçılık yapmaya çalışıyor. Herkeste para var aslında ancak biraz daha ucuza getirmeye çalışıyorlar. Bizde bunu kolay kazanmadık 400 bin liraya yem yedirdim ben. 350 kiloluk hayvana adam 50 bin lira para veriyor. Ben bu hayvanı kasaba kestirsem zaten 65-70 bin lira para eder. Alanın da satanın da razı olması lazım ama satıcı olarak biz razı değiliz. Bir daha ki bayrama burada şu an 130 çadır var ama 50 çadır bulamazlar. Bu iş çiftliklerin eline kalacak. Para yok diye ağlıyorlar ama bizden zenginler. Sadece dolapları nasıl etle doldururum hesabı yapıyorlar” ifadelerini kullandı.


Pazarlıkların çok uzun sürdüğünü belirten pazarcı, “Kantara gidip geliyoruz. Sadece kilosuna göre kurban keseceksen burada ne işin var kasaba git. Peygamber efendimiz en güzel hayvanı al diyor ama burada alıcı hayvanın haline bakmıyor ki. 50 kilo fazla çıkarda 1 sene yer miyim? Hesabı yapıyor. Biz bu malı alırken pazarda böyle bir pazarlık görmedik. Ben 100 tane hayvanı bir saat içerisinde alıyorum ama burada 20 günde zor satıyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. Çadırcılara ikinci sınıf insan muamelesi yapmayın. Biz 20 gündür burada kalıyoruz. Ayıp bir şey değil. 20 gündür nefes alamıyorum, duşa giremiyorum, yüzümüzü yıkıyoruz yara alıyor. Ben de çocuklarıma ekmek götüreceğim. Şurada bir gün birisi yatsın ben tosunu bedava vereceğim. Bir tosun satacağım diye 3 saat pazarlık ediyoruz. Tamam sevabı var ama adam 40 çadır geziyor. Etin kilosu kasapta 350 lira ama burada kurban ettiğin hayvanın eti 220 liraya gelmiyor” şeklinde konuştu.


Kars’tan gelen bir başka üretici ise insanların pazarcıların masraflarından dolayı fırsat kolladığını söyleyerek, “Biz üretici olarak Kars’tan geldik buraya. Birkaç sene ara vermiştik. İyi ki vermişiz. İnsanlar ibadet için değil artık et fırsatçılığı için kurban kesiyorlar. Bakıyor kasapta et 350 lira geliyor pazara adamın memleketi uzak geri götüremez diyerek fırsatçılık yapıyor. Soruyorlar hayvan ne kadar 80 bin lira deyince 40 bin olmaz mı diyorlar. Ne emeklerle beslediğimiz hayvanlara dalga geçer gibi yarıdan az fiyat veriyorlar. Biliyor çünkü geri götürmemizde bir ayrı masraf. Bu iş artık ibadeti geçmiş ve dolabı nasıl et doldururum fırsatçılığı olmuş. Bizim halimizden anlamazlar, bizim nasıl şartlarda yaşadığımızı bilmezler. Bir gün şurada kalsalar bir tane hayvanı biz bağışlarız zaten. Acaba verir mi diye seni sınıyor. Biliyor çünkü buraya gelmek için çok masraf ettiğini. Allah ıslah etsin” ifadelerini kullandı.


Pazarlıkların yalan üzerine olmasından şikayet eden üretici, “Burada şu an 200 çadır varsa emin ol seneye 70-80 çadır bulamayacaklar. Üreticilerin bitmesi ile kasaba isyan etmeyeceksin. Bizleri bitirmeden siz düşüneceksiniz. Bir pazarlıkta adam bana dedi ki 50 bin lirayı geçemem. Birde yemin ediyor. Biraz büyük tosuna bakıyor 60 bin lira veriyor. Bu ibadeti artık böyle gerçekleştiriyor bu insanlar. Adama düve gösteriyorum. Bu bana büyük gelir ben koyun alacağım dedi. Yukarıdan canlı kilosu 120 liradan tosun almışta geliyor” diye konuştu.


İnsanların hareketleri ile kendilerini kırdıklarını söyleyen pazarcılar, “Adam içeri giriyor üstüm koktu ben nasıl eve gideceğim diye söyleniyor. Ben 20 gündür burada kalıyorum. 20 gündür size hizmet verebilmek için perişanız burada. Ayakkabılarının üstüne poşet geçirip gezmeleri bizi kırıyor. Aramızda ne fark var. Seneye gelmeyeceğiz zaten. Artık çiftliklerden 50 bin liraya alacakları hayvanları 100 bin liraya alırlar. Aman elimiz değmesin diye uğraşıyorlar. İbadet yapıyorsun sen elbette dokunacaksın. Al poşete eti kasaptan et alır gibi evine git şeklinde olmaz” ifadelerine yer verdi.


Artık daha fazla pazarlarda hayvan satmayacaklarını söyleyen üreticiler, “Babam bize bu işi bıraktırmıştı. Babam akıllı adammış büyüklerimizi dinlememiz gerekiyormuş” dedi.


Üreticiler pazar yerinde duş ve yatak olmamasından dolayı şikayet ederken şehir dışından geldikleri için yatacak yer bulamıyorlar. Çadırların önünde veya içinde koltuklarda ve yerlerde yatan üreticiler daha iyi Pazar yerlerinin yapılmasını istiyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Gökyüzünün gelecekleri GÖKTİM’de yetişiyor Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in himayesinde 3 yıl önce kurulan Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’nde (GÖKTİM) öğrenciler, uzay ve havacılıkta Türkiye’nin geleceği olmak için yetiştiriliyor. Kayseri’de Vali Gökmen Çiçek’in himayesinde 3 yıl önce hayata geçirilen GÖKTİM, öğrencilerin havacılık ve uzay alanındaki projelerde kendilerini geliştirmesi için destek sağlıyor. Kamu kurumlarının yanı sıra Kayserili sanayicilerin de destek verdiği merkezlerde, sınavla seçilen öğrenciler hem geleceği şekillendirecek projeler üretiyor hem temel ve simülasyon bilgileri ile kendilerini geliştiriyor hem de projelerin yapım aşamasında karşılaştıkları sorunlarla başa çıkma yöntemlerini öğreniyor. 3 sene önce başladıkları projede merkez sayısının şu an 13’e ulaştığını söyleyen GÖKTİM Derneği Başkanı Uğur Çolakoğlu, "GÖKTİM, öğrencilerimizin uzay ve havacılık alanında yapmış olduğu bütün proje ve faaliyetleri desteklemek adına kurulmuş bir oluşum. Valimizin himayelerinde 3 sene önce kuruldu. Bugün ilk olarak Kızılay Merkezi’nde kurulan GÖKTİM, şu an toplamda 13 ayrı merkeze ulaştı. Bu projeyi diğer projelerden ayıran en önemli unsurlardan bir tanesi de Erciyes Üniversitesi ve Kayseri Üniversitesi ile yapılan işbirliği protokolleri. Aynı zamanda da burada 13 farklı sanayi şirketimiz var. Bu şirketler de öğrencilerimizin ve okullarımızın da hamileri olarak görev yapmaktadırlar. Öğrencilerimizin proje geliştirmelerinde var olan problemlerini çözme noktasında yardımcı oluyorlar. Öğrencilerimizin projesi varsa bunu önce kendi içimizde değerlendiriyoruz. Akabinde bunu arka planda oluşturulan algoritmalarla beraber yapay zekalar inceliyor. Sonrasında da okuldaki hocalarımızın oluşturduğu kurullar inceliyor. En sonda da TEKNOFEST, TÜBİTAK ve TUSAŞ gibi yerlerde görev yapan bilim kurullarımız bu projeleri değerlendiriyorlar. Buradaki amacımız öğrencilerimizin var olan bütün fikirlerini geliştirmek. Varsa eksiklerini gidermek ve fikirlerin çöp olmasının önüne geçerek onların gelişen Türkiye noktasında attıkları adımları desteklemek" dedi. Çetin Şen Bilim ve Sanat Merkezi ve Kurum Müdürü ve GÖKTİM Atölyesi Sorumlusu Önder Durmuş da atölyelerle ilgili verdiği bilgilerde, "GÖKTİM atölyeleri havacılık ve uzay atölyesi olarak kuruldu. Atölyelerimizde üniversitedeki hocalarımızın oluşturduğu bir müfredatımız var. O müfredatla birlikte burada öğrencilerimize 21. yüzyıl becerilerini vererek havacılık ve uzay alanında çalışmalar yapıyoruz. Dronlar, insansız hava araçları gibi alanları görüyorlar. Amacımız öğrencilere bir farkındalık oluşturmak. Onların erken yaşta bilim ve teknolojiyle tanışmasını sağlayarak bir farkındalık oluşturup onları bu alanda yetiştirmek. Şu an bizim atölyemizde 8 tane öğrencimiz var. Bu öğrenciler aynı zamanda bilim sanat merkezimizin öğrencileri. Yani 2 kere tanılandı bu çocuklar. Hem GÖKTİM için seçildiler hem de daha öncesinde zaten bilim ve sanat merkezine de seçilerek gelmişti bu öğrencilerimiz. Öncelikle bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta valimize, kaymakamımıza, sanayicilerimize, il ve ilçe milli eğitim müdürümüze teşekkür etmek istiyorum. Velilerimizden de öğrencilerimizi bu alana yönlendirmelerini bekliyoruz. İnşallah vatanına, milletine hayırlı öğrencileri burada yetiştirmeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı. "İyi bir iş sahibi olarak vatanımı gururlandırmak istiyorum" GÖKTİM Atölyesi öğrencilerinden 12 yaşındaki Zeynep Söylemez ise, "Buraya başlayalı 2 hafta oldu. Burada öncelikle temel eğitim görüyorum. Önceliklerimizi görüyorum. Projelerimizi geliştirmek için nelerle baş edeceğimizi öğreniyoruz. Hacılıkla ilgili de şu anda uçaklarla ilgili daha çok temel neler var onların eğitimini alıyorum. Fakat daha ileride sürüş gibi programlarımız var onlarla çalışmalar yapacağız. Burada olmak ilerideki kariyer hayatım için bana ufak bir başlangıç yapmışım gibi hissettiriyor. Gerçekten iyi bir iş sahibi olup vatanımı gururlandırmak istiyorum. GÖKTİM bunun için bana güzel imkanlar sağlıyor. Burada bilmediğim şeyleri öğreniyorum ve sadece projeleri değil kendimi de geliştiriyorum" dedi.
Ankara Bakan Ersoy: "Yazma eserler, geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" dedi. Bakan Ersoy, Rami Kütüphanesi’nde ‘Mazimizin Bekçisi A. Süheyl Ünver Sergisi’nin açılışına katıldı. Dünyanın en kapsamlı yazma eser platformu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yürüttüğü dijitalleşme çalışmalarına ilişkin verileri açılış konuşmasında paylaşan Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nın (TÜYEK) 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eserle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönettiğini ifade etti. Ersoy, kurum tarafından hayata geçirilen dijital platformda 640 bin eserin künye bilgisinin yer aldığını, 483 bin 600 yazmanın ise dijital görüntüsüyle erişime açıldığını belirtti. Ersoy, bu yapısıyla platformun dünyanın en kapsamlı yazma eser veri tabanlarından biri haline geldiğini kaydetti. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, "TÜYEK’in dijital külliyatına kayıtlı kişilerin sayısı 27 bine yaklaşırken ziyaretçi sayısı ise 1 milyon 155 bine ulaşmıştır. Sitedeki eserlerin görüntülenmesi 5 milyon 218 bin gibi rekor bir rakama ulaşmıştır. Toplamda 13 milyonu aşan toplam sayfa görüntüleme rakamlarıyla, kültürel mirasımızın küresel ölçekte ilgi gördüğünün en güçlü göstergelerinden biri haline gelmiştir" diye konuştu. Yürütülen çalışmaların yalnızca koruma ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Ersoy, kataloglama, dijitalleştirme ve ilmi neşir faaliyetleriyle büyük bir külliyatın ortaya konduğunu ifade etti. Bu kapsamda edebiyattan tarihe, hukuktan tıbba; İslam ilimlerinden matematik ve astronomiye kadar geniş bir alanda kaleme alınmış eserlerin tercüme, tahkik ve tıpkıbasım yöntemleriyle yeniden yayımlandığını belirten Ersoy, çalışmalar sonucunda 357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyatın ilim dünyasına kazandırıldığını söyledi. Ersoy, ayrıca yayımlanan eserlerin e-kitap formatında ücretsiz olarak erişime açıldığını ve bu uygulamanın hem akademik çevreler hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi. Dünyanın en büyük restorasyon laboratuvarlarından biri Bakan Ersoy, yazma eserlerin korunması ve ihyası çalışmalarına da değinerek Rami Kütüphanesi’nde kurulan restorasyon merkezinin bu alanda örnek bir yapı olduğunu aktardı. Merkezde bugüne kadar yaklaşık 5 bin eserin restore edildiğini, on binlerce eserin ise bakım, temizlik ve koruma işlemlerinden geçirildiğini belirten Ersoy, bu yapının yazma eserlerin korunması açısından uluslararası ölçekte önemli bir konuma ulaştığını vurguladı. "Yazma eserler, geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" Yazma eserlerin taşıdığı değere dikkat çeken Ersoy, şu ifadelere yer verdi: "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir. Bu anlayış doğrultusunda yürütülen yayın faaliyetleriyle İmam Buhari’den İbn Sina’ya, İbn Haldun’dan Mevlana’ya; Fuzuli, Baki ve Matrakçı Nasuh gibi önemli isimlerin eserlerinin yeniden ilim dünyasına kazandırıldı. 1001 Eser Projesi ile medeniyetimizin başyapıtları yeniden gün yüzüne çıkarılırken yapılan tıpkıbasım ve çeviri çalışmaları sayesinde bu eserler yalnızca akademik çevrelerin değil, toplumun tüm kesimlerinin istifadesine sunulmaktadır." Kültürel miras için yeni projeler Sergi kapsamında yeni projelerin de hayata geçirileceğini belirten Ersoy, A. Süheyl Ünver adına hazırlanan özel kitabın kısa süre içinde yayımlanacağını açıkladı. Sergi süresince alanında uzman isimlerin katılımıyla anma programlarının düzenleneceğini ifade eden Ersoy, ayrıca Geleneksel Türk sanatları alanında önemli eserlerin de yayın programına alındığını belirtti. Ersoy, açılışın ardından sergiyi gezdi. Açılışa Bakan Ersoy’un yanı sıra AK Parti İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Süheyl Uçar ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ile araştırmacılar ve çok sayıda davetli katıldı.
Samsun Ev hanımı kendi işinin patronu oldu Ev hanımıyken Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı destek ile süs bitkileri serası kuran 50 yaşındaki Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede kendi işinin patronu oldu. Türkiye’nin birçok yerinden sipariş alan kadın, mahallesindeki kadınlara da istihdam sağladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi, kadın girişimciler başta olmak üzere üretim yapmak isteyen vatandaşlara ekipmandan fideye, tohumdan sera kurulumuna, teknik danışmanlıktan pazarlama sürecine kadar önemli imkanlar sunuyor. Yerel üretimin ekonomik değere dönüşmesi sürecinde önemli rol oynayan Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri birçok kişinin hayatını değiştiriyor. Ayda 100 bin TL gelir elde ediyor Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği isimlerden biri de Samsun’un Bafra ilçesi Lengerli Mahallesi’nde yaşayan Filiz Köksal oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı destek programından yararlanarak süs bitkileri serası kuran Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede önemli bir başarıya imza attı. Ev hanımıyken üretime adım atan Köksal, bugün aylık ortalama 100 bin TL gelir elde eden bir işletmenin sahibi oldu. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan destekle kurulan sera, 2024 yılında üretime başladı. Mevsimlik süs bitkileri, salon bitkileri, peyzaj ürünleri ve çilek fidesi gibi 30 çeşit ürünün bulunduğu sera iki yılda hızla büyüyerek iş hacmini artırdı, istihdama katkı sunmaya başladı. Filiz Köksal ev hanımıyken kendini çiçeklerin arasında büyüyen bir başarı öyküsünün içinde buldu. "Türkiye’nin her yerinden talep var" Ev hanımıyken kendi işinin patronu olan Filiz Köksal, "Bir dönüm sera ile başladık. Büyükşehir Belediyemiz hem seramızı kurdu hem de bize toprak ve malzeme desteği sağladı. 30 çeşit dış mekan çiçeği var. Çilek fidelerimiz var. Anaç üzerine yetiştirdiğimiz çiçekleri fide olarak da üretiyoruz. Türkiye’nin her yerine üretim yapıyoruz. Hemen hemen her ilden talep var. Bugüne kadar 30 bini aşkın üretim yaptık. Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne bize sunduğu bu imkanlardan dolayı çok teşekkür ediyorum" dedi. Üretmek isteyen kadınlara ilham veren hikayesini paylaşan Köksal, "İçimde hep üretme isteği vardı, çiçekleri de çok seviyordum. Bu desteği görünce hemen başvurduk. Çok güzel imkanlar sağladı bize Büyükşehir Belediyesi. Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile ev hanımlığından iş hayatına başladım. Benimle birlikte başka kadınlarda iş imkanı buldu. Mahallemizdeki kadınlara da istihdam sunuyoruz. Başlarken bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Ama imkan verildiğinde kadınların başaramayacağı bir şey yok. Büyükşehir ile başardım. Kendi işinin patronu olmak gurur verici. Büyükşehir Belediyesi’nin, devletimizin çok güzel destekleri, teşvikleri var. Yeter ki insanımız üretmek istesin" diye konuştu.
Adana Gündem olan bankta başkan ve genç buluştu Adana’nın Kozan ilçesinde belediyeye ait bankı götürme videosuyla sosyal medyada gündem olan genç, bu kez bankın yerinde olduğunu göstererek belediye başkanı ile aynı bankta fotoğraf çektirdi. O anlar sosyal medyada 24 saat içinde 20 milyon kişiye ulaştı. Kozan’da yaşayan Özay Kopçak’ın geçen yıl parkta bulunan bankı omzuna alarak, "Anısı var götürüyorum, hakkını helal et Kozan Belediyesi" sözleriyle paylaştığı video kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaşmıştı. Video sonrası Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı’nın "Çaldığın o bankı yerine koy lütfen" şeklindeki esprili yorumu da büyük ilgi görmüş, olay uzun süre sosyal medyada konuşulmuştu. Bu kez bankın yerinde olduğunu gösterdi Aradan geçen bir yılın ardından Kozan Portakal Çiçeği Festivali’nde Belediye Başkanı Mustafa Atlı ile karşılaşan Özay Kopçak, bu kez bankın yerinde olduğunu göstererek bankla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Sosyal medyada paylaşılan yeni görüntüler kısa sürede yeniden viral olurken, 24 saat dolmadan 20 milyon izlenmeye ulaştı. "Yanlış anlaşıldı ama güzel bir anıya dönüştü" İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan Özay Kopçak, videonun tamamen mizah amaçlı olduğunu belirterek, "Geçen yıl çektiğim video çok konuşuldu. Bazı kişiler gerçekten bankı çaldığımı düşündü. Oysa tamamen mizah amaçlıydı. Festivalde başkanımızla karşılaşınca bu kez bankın yerinde olduğunu gösterdik ve birlikte fotoğraf çektirdik. Bu da yeniden gündem oldu. Bu kadarını beklemiyordum. Bir anda ünlü oldum" dedi. "İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Bizde mizah yaptık" Sosyal medyada büyük etkileşim aldığını ifade eden Kopçak, "Bir anda milyonlara ulaştı. Hem destek verenler hem eleştirenler oldu. Sonuçta güzel ve unutulmaz bir hatıra oldu. Sosyal medya ince bir çizgi. Bankı çalmadım, yerinde duruyor. Hepsi mizah amaçlıydı. İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Biz de mizah yaptık" diye konuştu. Bankta gence yoğun ilgi İlçede Göçyolu üzerinde bulunan bankta vakit geçiren Kopçak, özellikle gençlerin ilgisiyle karşılaştı. Bankta fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşlar dikkat çekti. Gençlerden Şahin Kızılkaya, "Bankla fotoğraf çektirmek için geldik, ilginç oldu" ifadelerini kullandı.