GENEL - 08 Haziran 2023 Perşembe 17:12

Otomobil tutkunu Başkentliler Autoshow 06’da bir araya geldi

A
A
A
Otomobil tutkunu Başkentliler Autoshow 06’da bir araya geldi

Otomobil tutkunu Başkentliler; son model araçlar, moda teknolojilerini, moda endüstrisini ve önde gelen otomobil markalarını bir araya getiren Autoshow 06’da bir araya geldi.

Otomobil tutkunu Başkentliler; son model araçlar, moda teknolojilerini, moda endüstrisini ve önde gelen otomobil markalarını bir araya getiren Autoshow 06’da bir araya geldi.


Ankara Klasik Otomobilciler Kulübü iş birliğiyle gerçekleştirilen Autoshow 06’ya başkentliler yoğun ilgi gösterdi. Ankara Altınpark’ta gösterime giren klasik ve özel yapım araçlar kendilerine hayran bıraktı. 7’den 70’e pek çok insanın hayali olan çeşitli araçları deneyimleme şansı bulan katılımcılar, birbirinden çarpıcı modeller, gelişmiş güvenlik özellikleri ve sürücü destek sistemlerini keşfetti.


Ankara Klasik Otomobilciler Kulübü başkanı Fatih Çetin güncel arabadan klasik arabalara kadar her türlü aracın fuarda gösterimde olduğuna dikkati çekerek, “Klasik otomobil bölümü bize ait. 35 tane klasik otomobil getirdik. Birbirinden farklı koleksiyon değeri olan araçlarımız var. 1952 modelden 76 modele kadar araç sergiliyoruz burada. Bu hobi sevdam babamdan kalma bir şey. Çünkü babamın 1956 model Chevrolet’i vardı. Çocukluğumuz onun içinde geçti. Dolayısıyla artarak bu heves bize geçti. 2010 yılında klasik otomobil kulübünü kurdum. Halen de başkanlığını devam ettiriyorum. Klasik otomobili seviyorum bana heyecan veriyor. Hobim, aynı zamanda işim haline de geldi. Bunların alım satımını yapıyorum. Garajımda var bunla alakalı. Burada 76 model Transantımız var. Chevroletlerimiz var Camora’larımız var. Kendimize ait arabaları da getirdik. Bu arabaları artık günümüzde trafikte görme şansına sahip değiller. Fuarlarda, şovlarda getirip çıkartabiliyoruz ancak. Buraya gelsinler. Rengarek çiçek bahçesi gibi burası” diye konuştu.



“Araba gerçekten büyük sorumluluk”


Fuara katılan Murat Aykaş ise eski klasik arabaları sevdiği için fuarı gezmeye geldiğini belirterek “İlk gün ilk saat olduğu halde heyecanla hemen koştum geldim buraya. Çocukluğumda hatırladığım hep bu arabalar vardı. Yeniye çok adapte olamadım. Eski ilgilimi daha çok çekiyor. Bir Corvette’im olsun isterdim. Olmadı ama nasip. Keşke alabilsek sahip olabilsek ama sadece arabayı almak da yetmiyor; onu muhafaza edebilmek, onu bu hale taşıyabilmek de önemli. Onu yapabilir miydim bilmiyorum. Araba gerçekten büyük sorumluluk” ifadelerini kullandı.



“Chevrolet’in hastasıyım”


Klasik araba hastası olduğunu belirten Halim Kılıç ise “Bugüne kadar 69 tane araca bindim. 16 tane klasik araca bindim. 1960 model Capri’den başladım. Ford’un birçok aracına bindim. Arkamda duran 62 model otomobilin hastasıyım. Bugüne kadar klasik araba alamadım. Birçok da pazarlığını yapmış olmama rağmen nasip olmadı. En çok 59 model Chevrolet’in hastasıyım ama şu an burada göremedim. Çocukluktan gelen bir hikayesi var klasik araba sevdamda. 1974’lü yıllarda ağabeyimin yanında çalışırken sanayide 1950 model Chevrolet’ten 1976 model Chevrolet’e kadar hepsini tanırım. Hepsini çok iyi bilirim. O yüzden bana bir hastalık başladı çocuklukta. Bir türlü kısmet olmadı. Hastasıyım ama alamadım haliyle. Kısmet olursa alırım inşallah” dedi.


Fuarda güvenli sürüş eğitimleri veren Çelebi Deli ise yerli ve milli imkanlarla üretilen Togg’un güvenlik donanımlarını şöyle anlattı:


“Araca girer girmez özellikle direklerin ve kapıların etrafındaki hafızalı metal dediğimiz yapının, donanımın, kafesin çok sağlam olduğunu, aracın sağlam bir görünümle beraber teknik olarak da başarılı olduğunu hissetim. Kapılar kilitlendiğinde bu işe yarar yani Togg kullanıcıları otomobile bindi, kapıyı kapattı, aracı çalıştırıp yola çıkmasınlar. Emniyet kemerini bağlasınlar, aynalarını ayarlasınlar ama en önemlisi kapıları kilitlesinler. Bu araçta yapılacak bir kazada sürücünün hayatta kalma şansı yok yüksek. Eğer kapı açılırsa buna karşı yapılacak bir şey yok. Kapılar kilitliyse, tavan çökmemişse, sürücü sıkışmamışsa hayatta kalabilir



Togg’a yoğun ilgi


Fuarı ve Togg’u beğendiğini dile getiren Muhammed Talha Sünter ise “Böyle nadir arabaları görebilmek çok güzel. İlk defa canlı olarak Togg’u gördüm. Togg beklentimin üstünde. İnternette gördüğümde düşük bir araba olduğunu düşünmüştüm ama gerçekte görünce daha farklı olduğunu fark ettim. Boya işçiliği çok güzel özellikle. İçi çok güzel duruyor. Dışarıdan geniş görünüyor, bir tık dar ama daha konforlu görünüyor. Ekranlarda güzel duruyor. Sürüş deneyiminde daha güzel duruyordur eminim. Heyecanlı hissettim” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Galatasaray, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi Galatasaray, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Florya Metin Oktay Tesisleri’nde etkinlik düzenledi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Galatasaray Spor Kulübü, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde etkinlik gerçekleştirdi. Etkinliklere Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, eşi Mesude Özbek, yönetim kurulu üyeleri Ece Bora, Tanur Lara Yılmaz, İbrahim Hatipoğlu, Fatih Demircan ve Emir Aral, Galatasaray Kadın Futbol Takımı, Galatasaray U19 Erkek Futbol Takımı, altyapı sporcuları ve koruma altındaki kız çocukları katıldı. Etkinlikte Galatasaray Kadın Futbol Takımı ile Galatasaray U19 Futbol Takımı oyuncuları karma maç yaptı. Takımlar sahaya ’Aynı arma altında. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun’ yazılı pankartla çıktı. 15’er dakikalık iki devre oynanan karşılaşma karşılıklı gollerle 1-1 tamamlandı. 8 Mart Kadınlar Günü etkinliğinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Dursun Özbek, "Bugün önemli bir gün. Türkiye’deki ve dünyadaki bütün kadınların bu güzel gününü kutluyorum. Barış dolu bir dünya diliyorum. Kadınlarımız her zaman bizim başımızın tacı. Onların bu güzel gününü kutluyorum ve hepsine mutluluklar diliyorum" ifadelerini kullandı. Eşi Mesude Özbek’in başının tacı olduğunu söyleyen Özbek, "Bu sene evliliğimizin 52. yılı. Çocuklarımız ve torunlarımızla bu günü kutlayacağız" dedi. Mesude Özbek ise, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun. Her günümüz çok güzel geçsin. Kadınlar çok önemli. Bugün de burada futbol takımıyla birlikteyiz. Bu sene de her branşta başarılı olmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
Kayseri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: "Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir" Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, "Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir" dedi. 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında bilgiler veren Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, hastalıkla mücadelede erken teşhisin önemine değindi. Meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Eren, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle kadınlara şöyle seslenmek istiyorum. Siz iyi olursanız, siz yaşarsanız ancak çevrenize, ailenize bakabilirsiniz. Bilindiği üzere meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser. Biz; erken tanı konulduğunda meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu biliyoruz. 3 şey öneriyoruz; meme kanser taramalarını ihmal etmemek gerekiyor. Kendi kendine meme muayenesi klinik meme muayenesi ve mamografik tarama öneriyoruz. Kendi kendine meme muayenesini 20 yaşı üzeri tüm kadınlara adet öncesi ve sonrasında öneriyoruz. Klinik meme muayenesi ise 20-40 yaş arasında hastanın meme kanseri riskine göre 2 ya da 3 yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından yapılmasını istiyoruz. 40 yaşından sonra ise her yıl mutlaka klinik meme muayenesi yapılması gerekiyor. 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara ise mamografik tarama öneriyoruz. Toplumda genelde mamografinin zararlı olduğu ya da radyasyon saçtığıyla ilgili bir bilgi var. Mamografi zararlı değildir, bir uçak seyahatinde aldığınız radyasyon dozundan daha düşüktür. Yapılan bütün çalışmalar; yıllık düzenli olarak kadınlara mamografi çekmenin radyasyonla ilgili bir zarar olduğunu göstermemektedir" dedi. Bazı hastalarda kanser riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Eren, "Neden bu kadar meme kanseri taraması üzerinde duruyoruz? Çünkü meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser. Bu nedenle bizim belki daha ele gelmeyen bir kitle aşamasında mamografi ile tespit edilmesini sağlamış oluyoruz. Bunun dışında bazı hastalar için meme kanseri riski daha yüksek olabiliyor. O hastanın kendisiyle ilgili birtakım faktörler, özellikle ailesinde hikayesi olan hastalarda daha sık kontroller ya da mamografiye ekstra olarak ultrason gibi tetkikler yapılması gerekebiliyor" ifadelerini kullandı. "Ülkemizde genç yaş meme kanseri sık görülmekte" Kontrollerde ele gelen her memenin uzman hekim tarafından mutlaka muayene edilmesi gerektiğinin de altını çizen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, "Özellikle 40 yaş altı grup ve 65 yaş üstü grup için uyarıda bulunmak istiyorum. Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Ülkemizde maalesef Avrupa ve Amerika ülkelerine göre genç yaş meme kanserleri daha sık görülmekte. Bu nedenle ele gelen kitlenin iyi olduğunu düşünerek ihmal etmek, bizim erken teşhis şansımızı maalesef kaybettirebiliyor. Bir diğer grup ise yaşa bağlı çeşitli hastalıkları nedeniyle ya da fiziksel engeli nedeniyle farkında olmayan yaşlı kadınlarımız için geçerli. Anneannelerimizin, babaannelerimizin de kendi yakınları tarafından bu konuda farkındalık oluşturulmasını ve de düzenli olarak muayeneye getirilmesi konusunda hatırlatma yapmak istiyorum. Çünkü bu hastalarda da tanılar maalesef geç dönemde konulabiliyor" diye konuştu.