POLİTİKA - 20 Kasım 2025 Perşembe 21:22

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" dedi.


Bir dizi açılış ve programlar için Aksaray’a gelen TBMM Başkanı TBMM Numan Kurtulmuş, ilk olarak Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu ziyaret etti. Ardından Aksaray Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programa katılan Kurtulmuş, Aksaray’ın Anadolu’nun kalbi olduğunu, böylesi güzel bir şehirde ve üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığını söyledi. Kurtulmuş, bu topraklarda yaşayan her gencin, üzerinden 102 yıl geçen milli mücadeleden bu yana iki temel duyguyu bugüne kadar birlikte taşıdıklarını dile getirdi. Bunlardan ilkinin milli ruhun esasını oluşturan özgürlük, diğerinin ise adalet duygusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Aksaray’daki böylesine önemli bir üniversitenin öğrencilerin de 100 yıl geçmiş olmasına rağmen aynı duyguya sahip olduklarını ve bu duygu içerisinde de aynı milli mücadele içerisindeymiş gibi önümüzdeki dönemin yoğun ve devasa sorunlarıyla da mücadele etme azim ve kararlılığı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyorum. İnşallah bu anlamda kendinizi yetiştirerek, ilimi hikmetle ve irfanla buluşturarak dünyaya, dünyanın bütün sorunlarına karşı meydan okuyabilecek bir yetkinliğe sahip olacaksınız. Gençlerimizi hangi alanda yetişiyor olursa olsun bu ana çerçevede bu bilinçle yetiştirmek mecburiyetindeyiz" dedi.



"Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız"


Kurtulmuş, küresel adalet arayışının bugünün dünyasının en önemli meselelerinin başında geldiğini bildirdi. Büyük kazanımlar elde edilen bir dönemde, teknolojinin en üst seviyede olduğu dönemlerden geçtiklerine değinen Kurtulmuş, "İnsanoğlunun hemen her şeye sahip olduğu ama birçok konuda da yoksunluk içerisinde olduğu bir dönemdeyiz. Yoksunlukların en başında gelen ise adalet yoksunluğu. Dolayısıyla hiç şüphesiz ki insan yitik olan şeyin peşinde koşar ve o yitik olanın peşinde mücadele eder. Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden bölgesel çatışmalara, iç savaşlara, silahlanma yarışına ve iklim krizlerine bağlı olarak ortaya çıkan küresel kuraklık ve su krizlerine kadar çok büyük problemlerle boğuşuyoruz. Bunların hemen hemen her gün bizim gündemimizde etki ettiğini, artık hiçbir sorunun tek başına bir ülkenin, bir bölgenin ya da bir kıtanın sorunu değil, bütün insanlığın ortak sorunları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çerçevede bu sorunların en temelinde bu bütün sorunların kaynağında yatan hususun da küresel ölçekte bir adaletsizlik olduğunu gayet iyi şekilde biliyoruz" şeklinde konuştu.


Kurtulmuş, dünyada adaleti tesis etmek üzerine kurulmuş olan bütün uluslararası kurum ve kuruluşlarının da neredeyse tamamen fonksiyonsuz hale geldiği bir sürecin içerisinde olduklarını söyledi. Başta dünyada savaşları ortadan kaldırmak için kurulmuş olan barışı ve yeryüzünde adaleti sağlamak için kurumsal varlığı ortada bulunan BM başta olmak üzere hemen hemen küresel kurumların tamamının fonksiyonsuz hale geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bu kurumların tamamını ya sadece kağıt üzerinde bir güçten ibaret olduğunu ya da bir takım binalardan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dünya kendisi için çözümleri bulması gereken kurumların dahi artık sorun kaynağı haline geldiği bir noktadan geçiyor. En başta Birleşmişler Milletler Güvenlik Konseyi bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor. Çünkü artık veto diplomasisi diyebileceğimiz uluslararası alanda yeni bir alan açılmıştır. BM’de dünya üzerinde söz sahibi olduğu iddiasıyla 2. Dünya Savaşı sonrası dengeleri sürdürmek isteyen 5 ülke sahip olduğu veto gücüyle birlikte dünyadaki herhangi bir sorunu çözümsüz hale gelmesini sağlayabilmektedir. Örnek mi istersiniz, Ukrayna krizi. Örnek mi istersiniz, iki seneyi aşkın süredir devam eden Gazze’deki insanlık suçları ve soykırımı. Maalesef bu veto diploması yoluyla dünyada veto gücünü kullanarak istediği etki alanını oluşturabilen ülkelerden birisi hangi konuyu veto ediyorsa o ne kadar büyük insanlık suçu olursa olsun, ne kadar büyük ortak sorun olursa olsun ne yazık ki çözülemiyor, çözümsüz halde bırakılıyor. En başta küresel adalet arayışında yeni bir küresel siyasi ve ekonomik mimariye ihtiyacımız olduğu ortadadır" diye konuştu.


İklim kriziyle boğuşulduğuna değinen Kurtulmuş, "Niçin iklim krizlerinin yükünü minimal etkileri olan ülkeler ödeyecekte, dünyayı bu hale getiren, kirleten, iklimi perişan eden, bozan, büyük güçler niye bunun bedelini ödemeyecek. Böylesi çifte standartlı bir dünya düzeni nasıl ve ne kadar daha devam edebilecek. Onun için diyoruz ki bu sorunları çözebilmek için cesur ve güçlü sözlerle yolumuzu açmak, yolumuza devam etmek durumundayız" ifadelerini kullandı.



"Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır"


Kurtulmuş, Filistin ve Gazze meselesinin özellikle büyük güçlerin ikiyüzlülüğünü de ayan beyan ortaya koyduğunu söyledi. Gazze’de yaşananların binde birinin dünyanın başka bir yerinde olsa, dünyada kıyamet koparacak olan ülkelerin insani kriz karşısında 100 bini aşkın insanın öldüğü bu soykırım karşısında bir kelime bile söylememiş olmalarının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu ikiyüzlülük hükümetler tarafından ne kadar sürdürülürse sürdürülsün küresel adalet talebine sahip olan ve bunu dile getiren yeryüzünün insan ve vicdan sahibi özellikle gençleri meydanlara çıkmakta, sokaklarda toplanmakta ve siyonizmin insanlık dışı suçlarını avazı çıktığı kadar protesto ederek önlemeye gayret ediyorlar. Filistin davası, ikiyüzlülüğü de ortaya konulduğu bir yer. Aynı zamanda Filistin ve Gazze meselesi küresel adalet anlayışı içerisinde küresel vicdanın da test edildiği bir alandır. Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır. Burada onurla ifade etmek isterim ki yeryüzünde millet ve devlet olarak hep beraber Filistin halkının yanında duran en önemli devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türkiye sadece masum ve mazlum durmakta kalmadı her uluslararası platformda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere güç merkezli değil, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya sistemin kurulması için avazımız çıktığı kadar bağırdık. Sözün en kuvvetlisini en zor platformlarda dile getirerek üzerimize düşenin bir kısmını hiç olmazsa yerine getirmeye gayret ettik" dedi.


Türkiye’nin küresel adalet arayışının üç temel halkası olduğunu, bunlardan birincisinin mekan olarak Anadolu ve çevresi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Anadolu ve geniş gönül coğrafyalarda kim haksızlığa, kim zulme uğramışsa onun elinden tutmak, imdadına yetişmek bizim vazifemizdir. Çünkü bugünün dünyasının bize yüklediği bir borç olmanın ötesinde ecdadın bize bıraktığı tarihi bir mirasın gereğidir" diye konuştu.



"Adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz"


Anadolu ve gönül coğrafyasında yaşayanların hakkaniyet ve adalet terazisinde hakkını alması için mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu çerçevede her şeyden evvel böylesine geniş bir coğrafyaya bakabilmemiz için kendi iç cephemizi tahkim etme, evimizi tanzim etmemiz, hak ve özgürlükler çerçevesinde bu ülkenin 86 milyonunun eşit ve özgür yurttaş olduğu bir Türkiye’yi kurmamız mecburiyettir. Bunun için barışı, kardeşliği sağlayacağız, demokrasinin standartlarını yükselteceğiz. Bunun için adaleti bu ülkenin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırarak, bu geniş coğrafyamızda da hakkaniyetin ve adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" şeklinde konuştu.


Kurtulmuş, küresel adalet arayışının ikinci halkasının sistem olarak devlet ve demokrasi olduğuna değinerek, "Bu toprakların kapısı milletimize açıldığından bu yana hep devleti, devlet-i aliye ve devletin güçlü olması fikrini, ’devlet ebed müddet’ fikrini esas almış bir milletiz. Asıl olan milletin devletle birlikte güçlü olması ve millet-devlet ayrışması olmaksızın hep beraber kenetlenerek yoluna devam etmesidir" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"


Kurtulmuş, milli dayanışmayı artırma, birliği ve beraberliği pekiştirme mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Yunus Emre’nin hepimizin bildiği sözünü bir kere daha hatırlatıyorum. ’Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz’. Asırların tecrübesini özetleyen bir cümledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de yürüttüğümüz çalışmalar bunun bir parçası. İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir. Demokratik olgunluğumuz birliği, beraberliği, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile. Yurt dışındaki bazı emperyalist odakların başımıza bela ettiği, vekalet unsuru olarak kullandığı bu terör örgütlerinin tamamını bir kenara bırakarak, bu ülkede yaşayanların bir ve beraber olduğunu bilerek yolumuza devam edeceğiz" dedi.



"Adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka göreceksiniz"


Kurtulmuş, adalet arayışının cesaret gerektirdiğini vurgulayarak, "Belki biz görmeyeceğiz ama bu salonda bulunan gençler, çok kısa bir süre içinde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın bu gayrı adil sisteminin dağıldığını ve yerine yepyeni adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka görecek. Bu, sizlere nasip olacaktır" dedi.


Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:


"Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Kaybedecek vaktimiz, bir tek günümüz ve insanımız olmadığını, ihmal edeceğimiz tek bir imkanımızın bulunmadığını paylaşmak istiyorum. Dışlamak, ötekileştirmek, yok saymak ve eyyamcılık kolaydır. Zor olan, bir fikre odaklanarak, o fikrin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele etmek. Bu mücadelenin kapıları sonuna kadar açıktır. Türkiye’nin önünde bu bölgede güçlü ve lider ülke olmaktan başka hiçbir şans yoktur. Bu ülkede eyyamcılık yapan, gününü gün eden, bir takım iç ihtilaflarını esas meseleymiş gibi öne koyan bir Türkiye’nin inanın ki esamesi okunmaz. Birlik, beraberlik içerisinde bütün imkanlarımızı seferber ederek yolumuza devam edeceğiz. İnşallah 21. yüzyılı, güçlü Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Bunun için gayret sarf edeceğiz."


TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Aksaray’da, Hazreti Ali Şifa Camii ve Külliyesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Kurtulmuş, ikindi namazının ardından camideki vatandaşlarla selamlaştı ve cami hakkında bilgi aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılışının ardından bilim merkezinde sivil toplum örgütü başkanlarıyla bir araya geldi. Başkan Kurtulmuş burada da STK başkanlarıyla ekonomi ve çalışmaları değerlendirdi. Kurtulmuş son olarak Aksaray Spor Salonunda düzelenen Somuncu Baba Hazretlerini Anma 613. Vuslat Yıl Dönümü Programına katıldı.



TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya gerçekleştireceği ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor. Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi öğrenilirken, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi ve Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması planlanıyor. Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna verdiği önemi vurgulaması ve bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizmesi beklenen Fidan’ın, öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılması, ilişkilerin dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile bekleniyor. Ayrıca Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi hedefleniyor. Öte yandan, İsrail’in Gazze’de ateşkes ihlallerini ve barış planını akamete uğratmaya yönelik adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekeceğini vurgulayan Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik ettiğine ve işgalini sistematik biçimde genişlettiğine işaret etmesi, İsrail’in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor. Türkiye-Avusturya ilişkileri Türkiye ve Avusturya arasındaki çok yönlü ve tarihi ilişkiler olumlu mecrada ilerliyor. İki ülkenin üst düzeyli yetkilileri arasında özellikle uluslararası konferanslar ve toplantılar marjında son dönemde görüşmeler gerçekleşti. Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Meinl-Reisinger son olarak 17 Nisan tarihinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış ve Bakan Fidan’la bir araya gelmişti. Avusturya’yla ikili ticaret hacmi 2025 yılında 4,3 milyar doları aştı ve bunun kısa vadede 5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Avusturya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2005-2025 döneminde 11,2 milyar doları aşarken, aynı dönemde Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları 887 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülkenin ortak zenginliği olarak görülen, Avusturya’da yaşayan yaklaşık 350 bin nüfuslu Türk toplumu, Türkiye- Avusturya ilişkilerinde önemli bir beşeri bağ oluşturuyor. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avusturyalı turist sayısı 563 bini aştı. İkili ilişkileri ilgilendiren konuların yanı sıra, Avrupa güvenliği dahil güncel bölgesel ve küresel meseleler bağlamında da iki ülke arasında yakın eşgüdüm ve iş birliği bulunuyor.
Bursa Bursa’da 7 yıl önce kaybettiği oğluna nihayet kavuştu Bursa’da 2019 yılından bu yana kayıp olarak aranan ve kurulan özel ekibin gerçekleştirdiği operasyonla geçtiğimiz ay bulunan 8 yaşındaki N.S.’nin, biyolojik annesinin DNA testiyle yabancı uyruklu Rebecca S. olduğunun belirlenmesinin ardından görülen mahkemede, çocuğun annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verildi. Olay, 2019 yılında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi. Eşinin ailesinin yanına gelen Rebecca S. iddiaya göre bir süre sonra Almanya’ya dönmesi yönünde baskı gördü. Bu süreçten sonra 1 yaşındaki N.S.’nin kaybolduğu ihbarı yapıldı. Ancak uzun süre yürütülen arama çalışmalarına rağmen herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında geçtiğimiz şubat ayında Bursa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde Gasp, Cinayet ve Kayıp Şahıslar Bürosu’nca özel bir ekip kuruldu. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda ekip, 10 Mart’ta küçük çocuğu R.M. isimli şahsa ait evde buldu. Sağlık kontrollerinin ardından çocuk devlet korumasına alındı. Soruşturma kapsamında çocuğun babaannesi H.S. ile çocuğun bulunduğu evin sahibi R.M., çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çocuğun babası Umut K.’nin ise yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Almanya’dan Türkiye’ye gelen yabancı uyruklu Rebecca S. ile devlet koruması altına alınan N.S.’den alınan örnekler, Bursa Adli Tıp Kurumu’nda karşılaştırıldı. Hazırlanan raporda, Rebecca S.’nin çocuğun biyolojik annesi olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu belirtildi. Mustafakemalpaşa Aile Mahkemesi’ndeki duruşmaya davacı Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen cumhuriyet savcısı ve davalı avukatı katıldı. Cumhuriyet savcısı, çocuk N.S.’nin mutat meskeni olan Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ilişkin taleplerinin kabulünü isterken, avukatların taleplerini dinleyen hakim, Almanya doğumlu N.S.’nin, mutat meskenin bulunduğu Almanya Federal Cumhuriyeti’ne iadesine ve annesi Rebecca S.’ye teslimine karar verdi.