GÜNDEM - 23 Mayıs 2026 Cumartesi 10:13

Yoldaki çukurları "Belediye öldü" anonsuyla protesto ettiler

A
A
A
Yoldaki çukurları "Belediye öldü" anonsuyla protesto ettiler

Adana’nın Seyhan ilçesinde yolların köstebek yuvasına dönmesini protesto eden bir grup genç, otomobille mahallede dolaşarak "Adana Büyükşehir Belediyesi ve Seyhan Belediyesi ölmüştür" anonsu yaptı. Gençler daha sonra çukur başında "Öldürün Ne Olur" şarkısını dinleyip, "öldü" dedikleri belediye için dua etti.


Merkez Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi’nde yolların uzun süredir çukur içinde olmasına tepki gösteren bir grup genç, dikkat çekmek amacıyla mizahi bir protesto düzenledi. Araçla mahallede dolaşan gençler, mikrofonla "Adana Büyükşehir Belediyesi ve Seyhan Belediyesi ölmüştür. Merhumlara Fatiha okuyalım. Bundan sonra yol ve benzeri çalışmalar yapılmayacak. Zaten yapılmıyordu. Halkımızı yol çalışmasına davet ediyoruz" şeklinde anons yaptı.



Çukur başında "Öldürün Ne Olur" şarkısını dinlediler


Daha sonra yoldaki bir çukurun başına gelen gençler, burada "Öldürün Ne Olur" şarkısını dinleyip, "öldü" dedikleri belediyeler için dua okudu.


Bu durumu gören bir sürücü de aracından inerek gençlere başsağlığı diledi. Sürücü, daha sonra gerçeği öğrenince yol için yapılan eylemi desteklediğini söyledi.



"Böyle mizahi bir yola başvurduk"


Eylemi gerçekleştiren gençlerden Umut Sütçü, mahalledeki yolların uzun süredir kötü durumda olduğunu belirterek, "Uzun zamandır mahalledeki tüm yollar çukur içinde. Başvuru yapmamıza rağmen yollar yapılmıyor. Belediye daha önce çalışıyordu ancak son zamanlarda hiçbir çalışma yapılmıyor. Yollar çok kötü durumda. Araçlarımız sürekli arıza yapıyor. Hem maddi hem de manevi zarar görüyoruz. Kesinlikle amacımız kimseye hakaret etmek değil. Hizmet almak ve dikkat çekmek için böyle mizahi bir yola başvurduk" dedi.



"Yollar çok kötü"


Yoldan geçen sürücülerden Hasan Demirkara ise yollar nedeniyle mağdur olduklarını ifade ederek, "Yollar çok kötü, berbat durumda. Sürekli şikayet ediyoruz ama yapılmıyor" diye konuştu.



Yoldaki çukurları "Belediye öldü" anonsuyla protesto ettiler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Madde bağımlılığına karşı ortak mücadele vurgusu Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Madde Bağımlılığına Çok Boyutlu Yaklaşım Paneli"ne katılarak, bağımlılıkla mücadelenin toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Madde Bağımlılığına Çok Boyutlu Yaklaşım Paneli" geniş katılımla düzenlendi. Programa Vali Vahdettin Özkan’ın yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, sağlık çalışanları, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Vali Özkan, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. Bağımlılığın sadece bireyi değil; aile yapısını, eğitim hayatını ve toplumsal huzuru da doğrudan etkilediğini belirten Vali Özkan, gençlerin korunmasında aile kurumunun belirleyici bir role sahip olduğunu ifade etti. Zararlı maddelerin günümüzde toplumların karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri hâline geldiğini söyleyen Vali Özkan, özellikle çocukların ve gençlerin korunmasının hayati önem taşıdığını kaydetti. Madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca güvenlik güçleri ya da sağlık kuruluşlarının çalışmalarıyla sınırlı kalamayacağını belirten Vali Özkan, ailelerden eğitim kurumlarına kadar herkesin bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Konuşmasında emniyet ve jandarma birimlerinin zararlı maddelerin arzının engellenmesi konusunda yoğun çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Vali Özkan, sağlık kuruluşlarının ise rehabilitasyon süreçlerinde önemli görevler üstlendiğini söyledi. Ancak mücadelenin en önemli ayağının maddeye olan talebin azaltılması olduğunu vurgulayan Vali Özkan, bu noktada eğitim ve farkındalık çalışmalarının belirleyici rol oynadığını kaydetti. Toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Vali Özkan, öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının bağımlılıkla mücadelede en önemli paydaşlardan biri olduğunu ifade etti. Vali Özkan, riskin yalnızca belirli çevrelerle sınırlı olmadığını, tüm gençlerin aynı tehditle karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Kurumsal iş birliği ve koordinasyonun önemine de değinen Vali Özkan, bağımlılıkla mücadelede kamu kurumları, eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve ailelerin ortak hareket etmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Program kapsamında Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Metin Gümüş tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinin tanıtımı ve Sosyal Risk İndeksi Yazılımı hakkında bilgilendirme sunumları gerçekleştirildi. Panelde ayrıca "Madde Bağımlılığının Biyolojik ve Tıbbi Boyutu", "Madde Kullanımına Götüren Psikolojik Süreçler ve Risk Faktörleri", "Okulda Erken Fark Etme, Önleme ve Müdahale Stratejileri" başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Program sonunda Vali Vahdettin Özkan tarafından panelistlere teşekkür belgesi takdim edildi.
Sivas Şifahanede asırlar sonra yeniden ritim yükseldi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda gerçekleştirdikleri ritim etkinliğiyle müzikle şifa geleneğini yaşattı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan "Tıpta Ritim Şifahane’de Ritim: Divriği’de Müzikle Şifanın İzinde" programı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda gerçekleştirildi.Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında desteklenen etkinlikte, tıp fakültesi öğrencileri ritim performansları sergiledi. Tarihi şifahanede gerçekleştirilen programda öğrenciler, müzikle şifa geleneğini ritim gösterileriyle yeniden canlandırdı. Programa Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengül, Divriği Kaymakamı İlyas Kılıç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Cem İnan, Sivas Belediye Başkan Yardımcısı Esra Meral Uslu, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Şengül, öğrencilerin yalnızca akademik değil sosyal, kültürel ve sanatsal alanlarda da gelişim göstermelerinin önemli olduğunu ifade etti. Şengül, tarihi ve kültürel mirasın öğrencilerle buluşturulmasının önemli kazanımlar sağladığını belirtti. Programın danışmanlığını yürüten Tıp Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Deniz Şahin İnan ise etkinliğin deneyimsel eğitim anlayışıyla hazırlandığını ifade etti. Etkinlik kapsamında katılımcılara Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası gezdirilerek tarihi yapı hakkında bilgi verildi. Program, ritim performanslarının ardından sona erdi.
Elazığ Elazığ’da salgın alarmı: Valilik açıkladı, uzman doktor uyardı Elazığ Valiliği, kent genelinde bulantı, kusma ve ishal şikayetlerindeki artış üzerine su ve hijyen uyarısı yaparken; Özel Medilines Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan da vaka artışlarının mikrobik kaynaklı olduğunu belirten uyarılarda bulundu. Elazığ’da son günlerde sağlık kuruluşlarına bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle başvuran vatandaşların sayısında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Yaşanan hareketlilik üzerine Elazığ Valiliği resmi bir açıklama yayımlayarak vatandaşları uyarırken, uzmanlar da hastalığın taşıdığı risklere karşı hayati uyarılarda bulundu. Elazığ Valiliği tarafından yapılan açıklamada, vaka artışlarının yakından takip edildiği ve su numunesi analizlerinin titizlikle sürdürüldüğü ifade edildi. Akut bağırsak enfeksiyonlarının çoğunlukla kirli su, hijyenik olmayan gıdalar ve el teması yoluyla bulaştığına dikkat çeken Valilik; denetimi olmayan su kaynaklarından uzak durulması, şüpheli durumlarda suların kaynatılarak tüketilmesi ve kişisel hijyene azami özen gösterilmesi çağrısında bulundu. "Hem mevsim geçişi hem yağışlar etkili oldu" Her yaş grubundan hastayla karşılaştıklarını belirten ve poliklinik ve acil servislerdeki yoğunluğu değerlendiren Uzm. Dr. Serpil Arslan, " Bugünlerde çok artmış olan ishal, kusma, ateş vakalarından bahsetmek istiyorum. Hem mevsim geçişi olması hasebiyle hem yağışların çok artmış olması nedeniyle bu ara poliklinik ve acillere çocuk, yetişkin, gebe, yaşlı olsun ishal, kusma, karın ağrısı ve ateşle çok sık karşılaşmaya başladık. Bu da mikrobik kaynaklı. Mikrobik olaylarda en çok dikkat etmemiz gereken şey hijyen. Önceliğimiz hijyen çünkü bu mikrop el ve ağız yoluyla buluşuyor. El hijyenine, kullandığımız suyun hijyenine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Güvenmediğimiz, denetimi ve kontrolü yapılmayan suyu kullanmamamız gerekiyor. Aynı şekilde dışarıdan aldığımız besin ve gıda maddelerinin usulüne uygun hazırlanması gerekiyor" dedi. "Böbrek yetmezliği riski var" Sıvı kaybının özellikle risk gruplarında kritik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Arslan, " Eğer rahatsızlandıysak da ishal, kusma, yüksek ateşimiz, karın ağrımız varsa en yakın sağlık birimine müracaat edip vakitlice tedavimizi olmamız gerekiyor. Burada bizi en çok ilgilendiren kısmı özellikle direnci düşük hastalarda, çocuklarda, gebelerde ve yaşlılarda vücudun susuz kalması. İshal ve kusmayla beraber vücut su kaybedeceği için olay böbrek yetmezliğine kadar gidebilmekte. O yüzden şikayetleri olan vatandaşlarımızın mutlaka uzman hekimimize danışaraktan uygun tedavileri görmesi gerekiyor" diye konuştu.
Ankara Sezai Karakoç’un gizli arşivi ilk kez ortaya çıktı Sezai Karakoç’un daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış arşiv belgeleri, el yazıları, ilk baskı eserleri ve şahsi daktilosu ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisinde ilk kez sanatseverlerle buluştu. Türk düşünce ve edebiyat dünyasının güçlü isimlerinden Sezai Karakoç’un fikir, sanat ve medeniyet anlayışını çok yönlü biçimde ele alan ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisi kapılarını Rami Kütüphanesi’nde ziyaretçilere açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan sergide, büyük ustanın edebi mirasını yansıtan çok sayıda özel eser sanatseverlerle buluşurken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sergiyi ziyaret ederek sergide yer alan arşiv materyalleri hakkında bilgi aldı. Sergi kapsamında Sezai Karakoç’un edebi ve fikri mirasını yansıtan özel eserler, arşiv belgeleri ve kaligrafi seçkileri 22 Haziran’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Karakoç’un düşünce dünyasına yolculuk Bakan Ersoy, Sezai Karakoç’un yalnızca şiirleriyle değil; hikayelerden tiyatro eserlerine, incelemelerden denemelere ve düşünce yazılarına uzanan çok yönlü bir edebi miras bıraktığını ifade ederek, "insanıyla ve hatta insanlıkla hemhal olmak adına her yola bir not düşmüş; bir açıklama, bir cevap, kimi zaman sorular bırakmış bir isim" olduğunu söyledi. II. Dünya Savaşı’nın insanlık üzerinde bıraktığı yıkıma ve modern dünyanın krizlerine dikkat çeken Ersoy, Sezai Karakoç’un bu süreçlerle yüzleştiğini, bunları inkar etmediğini belirterek tüm bu buhranlardan güçlü bir umut devşirdiğini anlattı. Ersoy, Karakoç’un "insanların tükenişi gördüğü ve kabullendiği yerde Diriliş mücadelesine revan olduğunu" ifade etti. Sezai Karakoç anlamak için mücadelesini bilmek gerekir Sezai Karakoç’un düşünce dünyasının kısa sürede anlaşılabilecek bir yapı olmadığını vurgulayan Ersoy, büyük ustayı anlamak için onun mücadelesini, savunduğu değerleri ve yaşamını iyi bilmek gerektiğini söyledi. Konuşmasında Karakoç’un ‘Kar’ şiirine de değinen Bakan Ersoy, şu satırları okudu: "Benim bu şiirimi anlayacaksın / Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın / Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın." Bu özel seslenişin Sezai Karakoç’u anlamak adına önemli bir öğüt niteliği taşıdığını belirten Ersoy, hem Karakoç’un eserlerini hem de ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen milli, manevi ve insani değerler bütününü okuyup içselleştirmenin önemine işaret etti. İlk kez sergilenen özel belgeler dikkat çekti Bakan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün Sezai Karakoç’un düşünce dünyasını, edebi mirasını ve kültürel etkisini farklı katmanlarıyla görünür kılmayı amaçlayan kapsamlı bir kültür-sanat etkinliği tertip ettiğini dile getirdi. Serginin ayrıntılarını paylaşan Ersoy, Sezai Karakoç’un farklı dönemlerde yayımlanan eserlerinin ilk baskılarının, Diriliş dergisinin farklı dönem sayılarının ve daha önce kamuoyu ile paylaşılmamış arşiv değeri taşıyan çeşitli belge ve materyallerin yer aldığını kaydetti. Ersoy, "El yazısı ile yazılmış yazı taslaklarının bulunduğu defter, Diriliş Partisi Genel Başkanı sıfatıyla 1992 yılında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’e yazılmış ıslak imzalı belge, dedesi Hüseyin Efendi’ye takdim edilmiş Plevne Madalyası’nın görseli ve açıklaması ile Sezai Karakoç’un şahsi daktilosu ilk kez sergilenen materyallerden bazıları" dedi. Karakoç’un kelimeleri sanat eserine dönüştü Kaligrafi sanatçısı Sabahattin Nayır tarafından Sezai Karakoç’un şiirlerinden, denemelerinden ve fikir metinlerinden ilham alınarak hazırlanan toplam 30 ayrı özel kaligrafi seçkisinin de sergide yer aldığını dile getiren Ersoy, seçkilerin kelime ile estetiği, düşünce ile sanatı aynı zeminde buluşturduğunu sözlerine ekledi. "Bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerini takip etmeyi hedefledik" Serginin aynı zamanda sanat ve zarafeti buluşturan özel bir kültürel hafıza alanı oluşturmak amacıyla hazırlandığını ifade eden Bakan Ersoy, ziyaretçilerin sergiyle Sezai Karakoç’a dair çok yönlü bilgiye erişme ve büyük ustanın dünyasını farklı pencerelerden deneyimleme imkanı bulacağını söyledi. Sergide yalnızca biyografik veya edebi bir anlatı sunmayı değil, aynı zamanda bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerinin takip edilebilmesini hedeflediklerini kaydeden Ersoy, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen entelektüel mirasını genç kuşaklarla yeniden buluşturmak istediklerini ifade etti. Bakan Ersoy, ziyaretçilere modern dünyanın krizleri karşısında anlam, hakikat, ahlak ve medeniyet üzerine yeniden düşünme imkanı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Konuşmasının sonunda Sezai Karakoç’u rahmetle, saygıyla ve minnetle andığını belirten Bakan Ersoy, emeği geçen ve destek sunan herkese teşekkür etti. Ersoy, konuşmasını Sezai Karakoç’un şu sözleriyle tamamladı: "Milletim; Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın."