SAĞLIK - 30 Nisan 2026 Perşembe 09:05

Uzmandan uyarı: "Çocukların beyin gelişimi anne rahminde başlar"

A
A
A
Uzmandan uyarı: "Çocukların beyin gelişimi anne rahminde başlar"

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocukların beyin sağlığını korumanın önemine dikkat çekerek, "Çocukların beyin sağlığını korumak, anne karnından başlayıp, yetiştiği ortam ile devam eder. Ev içerisindeki her eylem geleceğin bireyini yetiştiriyor" dedi.


Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırının ardından çocukların maruz kaldığı şiddet ortamı ve görüntüler, uzmanların gündemine geldi. Özellikle erken yaşta şiddetle karşılaşmanın çocukların psikolojik ve nörolojik gelişimini olumsuz etkileyebileceği belirtilirken, ailelerin bu süreçte daha bilinçli davranması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, çocukların sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal sağlığının da korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.


"Çocuk yetiştiği ortamla şekillenir"


Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocukların beyin gelişiminin çok erken dönemde başladığını belirterek, "Çocukların beyin sağlığını koruma anne rahminden itibaren başlar. Annenin hamileyken beslenmesi ve aldığı destekler, çocuğun hem zihinsel hem bedensel sağlığını belirler. Ancak süreç doğumla bitmez, çocuk yetiştiği ortamla şekillenir" dedi.


"Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü yapar"


Çocukların en büyük öğrenme biçiminin taklit olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Çocuk istediğiniz kadar ‘şunu yapma, bunu yapma’ deyin, aslında sizi örnek alır. Gözünü açtığı andan itibaren anne ve babayı tanır ve onları kopyalar. Ev içinde konuşulan her söz, yapılan her davranış geleceğin bireyini oluşturur. Eğer evde saygı ve sevgi yoksa çocuğa dışarıdan ne kadar olumlu içerik verilirse verilsin bunun etkisi sınırlı kalır" diye konuştu.


"Şiddet görüntüleri çocuğun zihninde kalıcı iz bırakır"


Şiddet içeriklerinin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Şen, "Çocuk yanınızdayken onu yok sayıp şiddet içerikli diziler izlerseniz, farkında olmadan o çocuk da izler ve gördüğünü kopyalar. Bu sadece ekranla sınırlı değil; arkadaş çevresi ve dış ortam da etkili. Kahramanmaraş’taki gibi olayların görüntüleri de çocukların zihninde ciddi izler bırakabilir. Bu nedenle aileler çok daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullandı.


"Toplum olarak sorumluluk almalıyız"


Ailelere ve topluma çağrıda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Anne babalık fedakarlık gerektirir. Televizyonlarda şiddet ve olumsuz içeriklerin azaltılması gerekiyor. Önce herkes kendine bakmalı. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için toplumun her kesimi sorumluluk almalı. Daha nazik, daha saygılı, daha bilinçli bir ortam oluşturursak çocukların beyin gelişimini de koruyabiliriz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Balık tezgahları kış aylarını aratmıyor Denizlerde büyük tekneler için başlayan av yasağına rağmen, Kocaeli’deki balıkçı tezgahlarında çeşitlilik ve hareketlilik devam ediyor. Gırgır ve trol tekneleri için 15 Nisan itibarıyla başlayan genel av yasağı, tezgahlardaki balık bolluğunu durdurmadı. Vatandaşların "balık bitti, fiyatlar artacak" endişesinin aksine Kocaeli’deki tezgahlarda hamsi, istavrit, sardalya, mezgit, zargana, çupra, levrek ve eşkina gibi pek çok çeşit satışa sunuluyor. Balıkçı esnafı Kemal Bineklioğlu, yasağın yalnızca büyük ölçekli avcılık yapan gırgır ve trollere yönelik olduğunu, küçük teknelerle kıyı balıkçılığının sürdüğünü hatırlattı. Tezgahlarda kış aylarını aratmayan bir çeşitlilik olduğunu ifade eden Bineklioğlu, "Sezon kapandı dediğimiz konu balığın tamamen yasak olduğu anlamına gelmiyor. Sadece gırgır ve trollere yasak geliyor. Küçük motorlarla, çekme ve çevirme yapmadan balık yakalamak yasak değil. Şu anda gördüğünüz gibi tezgah yine ağzına kadar dolu, kış sezonundaki gibi. Gırgır ve trollerin çekilmesiyle birlikte balığın miktarı biraz düşüyor, o kadar. Bu da yaz balığına fiyat olarak yansıyor ama çok fazla değil" dedi. "Balık fiyatlarında büyük bir yükselme yok" Fiyatlardaki son durumu değerlendiren Bineklioğlu, en çok tercih edilen balıklardan hamsi, istavrit ve sardalyanın kilogramının 250 liradan satıldığını bildirdi. Bazı türlerdeki fiyat artışının arz-talep dengesiyle ilgili olduğunu kaydeden Bineklioğlu, şunları söyledi: "Hamsi ve istavritin kilosu bir iki ay önce de 250 liraydı, şu anda da 250 lira. Balık fiyatlarında çok büyük bir yükselme yok. Sadece trol ile yakalanan tekir ve barbun gibi türlerde, serme ağ usulüne geçildiği için az yakalanıyor ve fiyatlar yukarıya çıkıyor. Bu da arz-talep meselesi. Sardalya da kilosu 250 liradan alıcı buluyor. İstavritin biraz irisi ise kilosu 300 lira. Zargana, mezgit ve Karadeniz mezgiti de kilosu 500 lira ama onlar yine trolle yakalanan balık olduğu için fiyatları bu şekilde. Çupra ve levreklerin fiyatları aynı. Somon 450 liraydı, 400 liraya düştü. Bu mevsimin balıkları var. Mesela isparoz 300 lira. Bu mevsimde yenmesi gereken, sürekli bu dönemde çıkan çok lezzetli balıklarımız var; isparoz, izmarit, mercan, kefal gibi. Bakın eşkina da orijinal deniz balığıdır, kilosu 550 lira. Lezzetine doyamazsınız. Karadeniz’in meşhur balığıdır ama Ege’de, İzmir’de ve Marmara’da da çıkar." "Türkiye’de en ucuz yiyecek balık" Balığın diğer protein kaynaklarına göre daha ekonomik olduğunu savunan Bineklioğlu, "Şu anda yine Türkiye’de en ucuz yiyecek balık, hem de sağlıklı. Burada gördüğünüz balıklar harika ve lezzetli. İnsanların alabileceği balık yine kilosu 250 lira bandında. Burada kilosu 200-250 liraya satılan balıkları herkes alabilir. 20 liralık alan da olabilir. Vatandaş ayda en az 4-5 defa balık alabilir. Vatandaş ayda 4-5 defa balık alsa bin lira yapar; bugün o paraya bir kilo kıyma bile almak zor" ifadelerini kullandı.
Bitlis Bitlis’te açan ters laleler ziyaretçilerin ilgi odağı oldu Bitlis’in Mutki ilçesinde baharın gelişiyle açan ters laleler, doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının yoğun ilgisini çekiyor. Halk arasında "ağlayan gelin" olarak da bilinen bu nadide çiçekler, oluşturduğu eşsiz manzarayla görenleri adeta büyülüyor. İlçeye bağlı Yumrumeşe köyünde doğal olarak yetişen ters laleler, özellikle yüksek kesimlerde baharın en güzel simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bölge halkının yanı sıra çevre illerden ziyaretçiler de bu görsel şöleni yerinde görmek için köye akın ediyor. Ziyaretçiler, lalelerin oluşturduğu doğal güzellikler arasında bol bol fotoğraf çekerken, anı ölümsüzleştirmeyi ihmal etmiyor. Fotoğrafçılar için adeta açık hava stüdyosuna dönüşen bölge, doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için de cazip bir rota haline geliyor. Bitlis’te açan ters laleleri görmek ve fotoğraflamak için İstanbul’dan Bitlis’e gelen doğa fotoğrafçısı Ümit Pektaş, gördüğü manzaranın hayranlık uyandırdığını söyledi. Pektaş, "İstanbul’dan geliyorum. Sırf ters laleleri görebilmek, çekebilmek adına bin 700 kilometrelik bir yol yaptık. Değdi mi derseniz, kesinlikle değdi. Şu anda bulunduğumuz yer Yumrumeşe köyü ve ters lalelerin oldukça yoğun olduğu bir lokasyon. Ben çok memnun kaldım. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, hocalarımıza içten teşekkürler. Bu ikinci gelişim fotoğraf ağırlıklı olarak ve her defasında geldiğimde de bizim tabirimizle heybemiz dolu dolu dönüyorum. Dediğim gibi burası lokasyon olarak hem güvenlik açısından hem konfor açısından hiç insan korkup, kafalarında bir soru işareti olmasını gerektirecek hiçbir durum yok. Ben 7 yıl evvel de gelmiştim. Gayet güzel, güvenli ve özellikle buranın insanının o misafirperverliği inanın her şeye değer. Gelince göreceksiniz o kadar diyorum ve kesinlikle de pişman olmayacaksınız" dedi.