ASAYİŞ - 14 Nisan 2026 Salı 11:17

Kozan’da ’Güven’ uygulaması: 11 kişi tutuklandı

A
A
A
Kozan’da ’Güven’ uygulaması: 11 kişi tutuklandı

Adana’nın Kozan ilçesinde polis ekiplerince gerçekleştirilen "Kozan’a Güven" uygulamaları kapsamında çeşitli suçlardan aranan ve haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 11 kişi yakalanarak tutuklandı. Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 6-13 Nisan tarihleri arasında ilçe genelinde 36 farklı noktada 263 personelin katılımıyla denetimler gerçekleştirildi. Yapılan şok uygulamalarda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay, tasarlayarak adam öldürme suçundan 14 yıl 2 ay, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise 11 yıl 1 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahıslar yakalandı. Ayrıca uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 6 şüpheli ile kasten yaralama, tehdit, hakaret ve mala zarar verme suçlarından aranan zanlılar da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çalışmalar kapsamında yapılan aramalarda 289,12 gram uyuşturucu madde, 1 ruhsatsız tabanca, 2 kurusıkı tabanca, 3 tüfek ve 50 fişek ele geçirildi.


Öte yandan trafik denetimlerinde modifiyeli 5 araca işlem yapılırken, 29 motosiklet sürücüsüne idari para cezası uygulandı. Denetimler sonucunda 10 araç ile 6 motosiklet trafikten men edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli DTO Başkanı Erdoğan: "Ürünlerimizi satmak için dünyanın dört bir tarafına gidiyoruz" Türkiye’nin doğal taş zenginliğini dünyaya tanıtan Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 31’inci kez sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, "Ürünlerimizi satmak için dünyanın dört bir tarafına gidiyoruz, Denizli olarak bu dönemde 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen dev organizasyonda, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden getirilen farklı renk ve özellikteki ham bloklar sergileniyor. Ağırlıkları 20 ile 30 ton arasında değişen bine yakın blok taş alanda yerini aldı. Dünyadaki doğal taş rezervinin yaklaşık yüzde 35’ine sahip olan Türkiye, 80’in üzerinde farklı yapı ve 120’nin üzerinde renk seçeneğiyle uluslararası piyasada büyük ilgi görüyor. Fuarın sektördeki önemine dikkat çeken Denizli, 40’a yakın firma stantı ve yüzlerce üretici firmasıyla organizasyonda güçlü bir varlık gösteriyor. Organizasyon kapsamında açık alanda blok taşlar ve iş makineleri yer alıyor. A ve B hollerinde doğal taş firmaları ürünlerini sergilerken, C holünde makine ve teknolojiler ziyaretçilerle buluşuyor. D holü ise "D-esign Arena" konseptiyle tasarım odaklı etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Fuar kapsamında bu yıl 8’inci kez düzenlenen Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda, 8 ülkeden 67 üniversitenin toplam 724 projesi değerlendirildi. Üretilebilirlik, malzemenin yenilikçi kullanımı ve ticarileşme potansiyeli gibi kriterleri başarıyla geçerek finale kalan 19 proje üretim sürecine geçirilerek fuar süresince D-esign Arena’da sergilenmeye başlandı. Dereceye giren projelerin ödülleri ise açılış günü düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Dünya çapında katılımcı Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın sektördeki önemine değinerek, "Öncelikle fuarımız ülkemize, şehrimize ve Denizli’mize hayırlı olsun. Bugün dünyada örnek olan bir fuardayız. Çin ve İtalya’nın ardından Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nda bulunuyoruz. Denizli olarak 40’a yakın firmamızın standı var ve yüzlerce üretici firmamız burada yer alıyor. Dünya geneline bakıldığında 100’ün üzerinde ülke burada stant açmış durumda ve binlerce katılımcı bulunuyor. Denizli Ticaret Odası olarak fuarları çok önemsiyor ve değerli buluyoruz. Ürettiğimiz ürünleri ve teknolojiyi müşteriyle buluşturmanın yolu olarak görüyoruz. Bu nedenle dünyanın dört bir yanındaki fuarlara yoğun bir şekilde katılıyoruz. Mermer ve doğal taş sektöründe ihracat rakamlarımıza baktığımızda, ivmenin sürekli yukarıya doğru arttığını görüyoruz. Fuarımızın önemi de giderek artıyor" ifadelerini kullandı. "İhracat ve üretime aralıksız devam" Küresel zorluklara rağmen ihracat ve üretim hedeflerine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Erdoğan, "Dünyada küresel problemler ve bölgemizde büyük bir savaş var. Ülke olarak pandemi sürecini güçlü bir şekilde aştık. Denizli olarak bu dönemde 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirerek hem üretimimize hem de istihdamımıza katkı sağladık. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından dolayı ülkedeki diğer üretim dalları da dahil olmak üzere bir artış beklentimiz olduğunu ifade etmek istiyorum. Denizli ve ülke insanımız boş durmuyor. Ürünlerimizi satmak için dünyanın dört bir tarafına gidiyoruz. Oda olarak daha çok ihracat, üretim ve istihdam sağlamak amacıyla bir yıl içerisinde Çin’e üçüncü kez yüzlerce üyemizi götürüyoruz. Fuarın ilk günü olmasına rağmen yoğun bir ilginin olacağını öngörüyoruz. Ülkemize ve şehrimize bereketli olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.
Ankara Bir Adam Yaratmak filminin yönetmeni Çeri: "Günümüz insanı çok fazla bir şekilde kendine zarar verecek iç çatışmaları yaşıyor" Bir Adam Yaratmak filminin yönetmeni Murat Çeri, "Günümüz insanı çok fazla bir şekilde kendine zarar verecek iç çatışmaları yaşıyor. Sadece bunu düşünecek, fikir edecek zamanı bulamıyor" dedi. Necip Fazıl Kısakürek’in Bir Adam Yaratmak isimli tiyatrosu beyaz perdeye yansıyor. Kısakürek’in eseri, bir tiyatro yazarının geçirdiği büyük ruh çilesini anlatıyor. Ölüm korkusu, sanatın çilesi ve cinnet gibi konulara değiniyor. Tiyatro eserini, filme yansıtan yönetmen Murat Çeri, filmde en çok zorlandığı anların felsefi derinliğin Türk sinemasında var olmuş olmaması olduğunu belirtti. Çeri, felsefi derinlikteki işlerin Türk halkının anlamayacağı düşüncesinin yanlış olduğunu dile getirdi. Çeri, filmin yarın Ankara’da galasının düzenleneceğini ve 1 Mayıs’ta da tüm sinemalarda vizyona gireceğini açıklayarak herkesi bu filmi seyretmeye davet etti. "Günümüz insanı çok fazla bir şekilde kendine zarar verecek iç çatışmaları yaşıyor" Bir Adam Yaratmak filmindeki amacın, Türk insanını bulunduğu yerden almak yerine onları bir yere çağırmayı hedeflediklerini belirten Çeri, "15 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla Ankara Galası gerçekleşecek. 28 Nisan Salı günü Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) İstanbul Galası gerçekleşecek. 1 Mayıs’ta da 300 salonla vizyona gireceğiz. Herkesi davet etmiş olayım. En çok zorlandığım şey, felsefi bir derinliğin henüz sinemamızda olmaması. Felsefi derinlikteki işlerin halkın anlamayacağı zannedilerek, özellikle geçmişte yazılmışsa lisanının sadeleştirilmeye çalışılması, kavramların sadeleştirilmeye çalışılması, derinliğinin azaltılması gibi genelgeçer hale gelmiş kanunların bizim üzerimizde de uygulanmaya çalışılması oldu. Biz lisanı sadeleştirmedik. Necip Fazıl’ın bu musiki lisanını olduğu gibi kullandık. Felsefi derinliğini sadeleştirmedik. Biz insanları bir yere çağırmaya çalışıyoruz. İnsanların bulunduğu yere inmekten ziyade bir yere durup ‘gelin burada bunlar var’ demek gibi bir niyetimiz var. Bu yüzden ne kadar felsefi derinlik olursa, ne kadar çatışmalı olursa, ne kadar sosyolojik tarafı olursa o kadar iyi olur. Günümüz insanı çok fazla bir şekilde kendine zarar verecek iç çatışmaları yaşıyor. Sadece bunu düşünecek, fikir edecek zamanı bulamıyor. Cep telefonundan, sosyal medyadan, televizyondan, değişik şeylerle, oyunlarla kendini ve vaktini öldürüyor" diye konuştu. "Ben özellikle gençlerin seyretmesini istiyorum" Bir Adam Yaratmak filminin özellikle gençlere hitap ettiğini ifade eden Çeri, "Ben istiyorum ki insanlar dursun, düşünsün ‘ben neyim, niçin yaratıldım, niçin yaşıyorum, ne yapmalıyım, ne yapıyorum’ gibi soruları kendine sorsun istiyorum. Bunlar, bunun için yazılan eserler. Her yerde söylüyorum. Necip Fazıl’ın eseri Türkiye’de belki yegane eser. Tolstoy’un itirafları, keza öyle bir eser. Dünyada böyle eser çok fazla yok. Ben lisede tiyatroda seyrettim ve etkisinde kaldım. Yıllar sonra filmini çekmek nasip oldu. O yüzden ben özellikle gençlerin seyretmesini istiyorum. Şair olacak, yazar olacak, bürokrat olacak, CEO olacak, belediye başkanı olacak gençlerin seyretmesini istiyorum. Onların dünyasında başka kapılar açacağını düşünüyorum. Basite insanı çağırmak kolay. Seyircisi de bu olur, taliplisi de bu olur. Ama ben zora çağırıyorum. İnşallah talep edenler olur, talep edenleri bulur diye düşünüyorum. Lise yıllarımdan beri Hüsrev’in (başkarakter) replikleri kafamda döner. İnsanı sorgulayan, hayatı sorgulayan, Tanrıyı sorgulayan, dostluğu sorgulayan ve kendi içimdeki sorulara cevap olan birçok şey buldum. Sorusu olan insanlara cevap, hazır cevapları olan insanlara da soru vereceğini zannediyorum" şeklinde konuştu. "Zamanımız, büyük fikir adamları çıkarmaya müsait bir zaman değil" Zamanın çok hızlı bir şekilde geçtiğini ve insanların fikir derinliğinin bu zaman içerisinde yok olduğunu dile getiren Çeri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zamanımız, büyük insanlar ve büyük fikir adamları çıkarmaya müsait bir zaman değil. Vakit çok hızlı geçiyor, insanların fikri derinliği çok sığ. O yüzden geçmişte fikri olarak çok yüce taraflara ulaşmış insanların fikirlerini, eserlerini gün yüzüne çıkartmak lazım. Onları tekrar canlandırmak ve o fikirleri hayata geçirmek lazım. Bir Adam Yaratmak belki bu yüzden kıymetli ve öncü eser olacak. Ondan sonra da hangi görüşten olursa olsun; büyük adam dediğimiz, çile çekmiş adamların fikirlerini ve eserlerini, sinemayla, tiyatroyla, romanlarla hayata geçirmek gerektiğini düşünüyorum."
Van Başkan Memet Aslan sanayicilerle bir araya geldi Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan ve yönetim kurulu üyeleri, sanayicilerle istişare toplantısında bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu. Van Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan sanayicilerin katılımıyla gerçekleştirilen istişare toplantısında, bölgenin mevcut durumu ve gelecekteki projeleri değerlendirildi. Toplantıda söz alan sanayiciler, üretim süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları, altyapı ve üstyapı konusundaki beklentilerini ve sektörel gelişim için çözüm önerilerini yönetim kuruluyla paylaştı. Katılımcıların her bir talebini dikkatle dinleyen Başkan Memet Aslan ve ekibi, çözüm odaklı bir çalışma takvimi oluşturulacağını vurguladı. "İstişare kültürünü ön planda tutuyoruz" Kent ekonomisinin kalbinin attığı Van OSB’de düzenlenen toplantıda sanayicilere hitaben bir konuşma gerçekleştiren Başkan Memet Aslan, bölgedeki her bir yatırımcının Van için büyük bir değer olduğunu ifade etti. Şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışını benimsediklerini belirten Aslan, "Yapacağımız her çalışmada, atacağımız her adımda sanayicilerimizin görüşlerini almak bizim temel ilkemizdir. Biz istişareyi her zaman ön planda tutan bir yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bugün burada sizlerle bir araya gelerek hem sorunlarımızı konuştuk hem de geleceğe yönelik projelerimizi paylaştık" dedi. Kentin kalkınması için kararlılık mesajı Van’ın ekonomik kalkınmasında sanayinin lokomotif bir rol üstlendiğini hatırlatan Başkan Aslan, üretim ve istihdamı artırmak adına gece gündüz çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Planlanan projeler hakkında da bilgi veren Aslan, "Şehrimizin kalkınması ve sanayimizin hak ettiği noktaya gelmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Bu süreçte bizlere destek veren, fikirleriyle yol gösteren tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Toplantı, sanayicilerin görüş ve önerilerinin ardından karşılıklı bilgi alışverişi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Yozgat Yozgat’ta 676 paket yerli ve milli ayçiçeği tohumu dağıtıldı Yozgat Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde yerli yağlık ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde Tarım Alanlarının Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) projesi kapsamında üreticilere yüzde 75 hibeli yağlık ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Yozgat Tarım İl Müdürü Ömer Şentürk dağıtılan tohum maliyetinin yüzde 75’inin devlet tarafından yüzde 25’inin çiftçiler tarafından karşılandığını bildirdi. Şentürk, "TAKE, Tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesi için işlenmeyen veya nadasa ayrılan alanların tarıma katılması amacıyla Tarım Bakanlığı’mızın yürüttüğü bir proje. Proje çerçevesinde başvurusu kabul edilen ilimizde 169 çiftçimize şu anda 676 paket Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen yerli ve milli hibrit yağlık ayçiçeği tohumunu dağıtıyoruz. 12 ilçemizde toplam yaklaşık 14 bin 500 dekar alanda biz bu yağlık ayçiçeğini ekmiş olacağız. Toplam proje maliyeti 4 milyon lira. Bunun 3 milyonunu devletimiz karşılıyor, 1 milyonunu da çiftçi katkısı payı olarak çiftçilerimizden alıyoruz. Burada amacımız yağlık ayçiçeği üretimini arttırmak" dedi. Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan Yozgat’ın Türkiye’nin sayılı tarım kentlerinden biri olduğunu belirtti. Vali Özkan sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarımda önemli olan bir konu geleneksel üretimin yanında modern ve de ürün çeşitliliğini arttırabilecek yol ve yöntemlere de başvurmak. Bugün de yerli ve milli ayçiçeği tohumumuzu üreticilerle buluşturuyoruz. İnşallah onlar da ekecekler, inşallah yıl da bol ve bereketli geçer." Tohum desteği alan üretici Sefa Baysal "Devletimize başvurduk. Bizim için faydalı oldu. Aldık, götüreceğiz, ekeceğiz. Devletimize çok teşekkür ediyoruz. Yerli olması bizim için daha iyi. Üretmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.
Manisa Sarıgöl’de bir okul daha eğitim öğretime hazır hale getirildi Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yapımı tamamlanan Yeniköy Şehit Er Muhammer Kara İlkokulu, modern donanımıyla 2026-2027 eğitim öğretim yılına hazır hale getirildi. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yapımı tamamlanan Yeniköy Şehit Er Muhammer Kara İlkokulu’nun inşaat süreci başarıyla tamamlanarak geçici kabulü gerçekleştirildi. Sarıgöl İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak da geçici kabulü yapılan okulda incelemelerde bulundu. Modern eğitim anlayışına uygun olarak inşa edilen okul, güçlü fiziki altyapısı ve donanımıyla öğrencilere nitelikli bir eğitim ortamı sunmaya hazırlanıyor. Yeni eğitim yuvası, bölgedeki eğitim kalitesinin artırılmasına önemli katkı sağlayacak. Devletin eğitime verdiği önem doğrultusunda hayata geçirilen yatırım, geleceğin teminatı olan çocuklar için daha iyi şartlar oluşturmayı hedefliyor. Türkiye genelinde yükselen modern eğitim kurumları, güçlü bir gelecek vizyonunun en somut göstergeleri arasında yer alıyor. Sarıgöl İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, okulun açılış sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Yeniköy Şehit Er Muhammer Kara İlkokulu’nun gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından 2026-2027 eğitim-öğretim yılı başında, Eylül ayında hizmete açılması planlanıyor. Yeni eğitim yuvasının başta öğrencilerimiz olmak üzere velilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Allah devletimize zeval vermesin." dedi. Yeni okulun hizmete girmesiyle birlikte Sarıgöl’de eğitim altyapısının daha da güçlenmesi bekleniyor.
Ankara CHP lideri Özel: "Parlamenter sistemde güvenoyundan kaçanların şimdi de bir özgüven eksikliği ile seçimden kaçtığını görmekteyiz" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Parlamenter sistemde güvenoyundan kaçanların şimdi de bir özgüven eksikliği ile seçimden kaçtığını görmekteyiz" dedi. Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. 2018 yılından bu yana bitmeyen bir ekonomik kriz yaşandığını dile getiren Özel, "O tarihten beri ağır bir enflasyonun, hayat pahalılığının yaşandığı, alım gücünün günden güne eridiği bir ülkedeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesi ile birlikte kararların tek elde toplandığı, denetimin zayıfladığı, keyfiliğin arttığı, kurumların ve kuralların hiçe sayıldığı, en önemli kurum olan, milletin eliyle oluşturduğu, onun adına denetleyen ve onun adına var olan Meclis’in dahi sesinin kısıldığı bir sürecin içinde büyük bir gerileme yaşadık. Hem demokratik hem de ekonomik olarak. Ardından pandemiye kırılgan bir ekonomiyle yakalanmanın ağır bedelini ödedik. Bakanlar değişti, Merkez Bankası’nın beş yılda bir değişecek, bağımsız olması gereken başkanları ‘Laf - söz dinlemiyor’ diye, ‘Ben faiz düşür diyorum, faiz artırmak istiyor’ diye, ‘Ben miyim patron, o mu patron?’ diye diye değiştirildiği kötü bir yönetim anlayışını yaşadık. Maalesef fatura hep milletimize kesildi" diye konuştu. "Yargıya güven düştükçe yatırım ortamı tamamen bozuldu" Hukuksuzluk, adaletsizlik, siyasi operasyonlar ile Türk ekonomisinin bütününe güvenin günden güne azaltıldığını ifade eden Özel, "Yabancı yatırımcı gelmedi, gelmiş olan çıktı. Türkiye’deki yerleşik olanlar bile bir yolunu buldular, paralarını dışarı çıkarmaya başladılar. Yargıya güven düştükçe yatırım ortamı tamamen bozuldu. Dünya devleri Türkiye’de yatırım yapmaya hazırlanırken yatırımlarını Balkanlara, başka ülkelere kaydırdılar. Doğrudan yatırım neredeyse sıfırlandı. Sadece Türkiye’ye paradan para kazanmak için gelenler ve parasını kazanınca çekip gidenler musallat olmaya başladı. Son olarak da 19 Mart 2025’te yapılan sivil darbe, ekonomimize en ağır hasar verdi. 60 milyar dolar rezervimiz satıldı, borsamız çöktü ve yabancı yatırımcının derinliği olanları tamamen ülkeyi terk etti. Hem milletin huzurunu bozdular, hem de ekmeğini küçülttüler" ifadelerini kullandı. "Dünyada, pandemiden bugüne gıda enflasyonu yüzde 45, Türkiye’de ise yüzde 850 artmış" Türkiye’nin yüksek gıda enflasyonunda dünyada üçüncü sırada olduğunu söyleyen Özel, "Geçen gün Sayın Babacan’ı ziyaret ettim. Çıkışta gıda enflasyonu ile ilgili konuşurken, pek çok değerle, karşılaştırmayla söylüyoruz. O da bir başka bilgiyi hatırlattı hepimize. Diyor ki Sayın Babacan, ‘Pandemi oldu. Dünyada gıda enflasyonu oldu. Dünya, gıda enflasyonu gerçeği ile tanıştı gerçekten’ diyor. Pandemiden bugüne dünyadaki gıda enflasyonu ortalaması yüzde 45. Türkiye’de pandemiden bugüne gıda enflasyonu ortalaması yüzde 850. Yani birileri dönüp dönüp ‘Ya gıda enflasyonu tüm dünyada var.’ Evet var. Pandemiden bugüne 5 yılda yüzde 45 artmış. Yüzde 9. Türkiye’de yüzde 850 artmış. Tek sebebi kötü yönetim. İşin kötüsü Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun tarım ambarı olan, dünyada kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olurken, dünyada İran ki savaşta, Güney Sudan iç savaşta. Yani bir yerde iç savaş olan bir ülke, bir yerde savaşta olan bir ülkeden sonra gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke Türkiye. Dünya haritasını düşünün, 200’ün üzerindeki ülkeyi düşünün. Adını bildiğiniz, bilmediğiniz bütün ülkeleri düşünün, o sıralamada en kötü yerdeyiz. Sondan üçüncü noktadayız. Yani Zimbabve geliyor akla ama onun durumu bizden iyi. Küba, bizden iyi. Libya bizden iyi. Hangi ülke, Brezilya, Arjantin, geçmişte sorunları olan ekonomide. Hepsi bizden iyi. İran ile Güney Sudan dışında gıda enflasyonu bizden yüksek bir ülke yok" şeklinde konuştu. "Siyasi Ahlak Yasası’nı getireceğiz" Konuşmasının devamında siyasetin finansmanının şeffaf olması gerektiğinin altını çizen Özel, "Belediye meclis üyeleri, belediye başkanları, milletvekilleri, parti yöneticileri, bakanlar, Cumhurbaşkanı ve bu siyasilerin temas halinde olduğu ya da üst noktalarda olan tüm bürokrasinin malını, mülkünü açıkça bildirmesini nasıl edindiğini izah etmesini, siyasetin finansmanının şeffaf olmasını söylüyoruz. Vallahi 12 Genel Başkanla görüştüm, Siyasi Ahlak Yasası deyince hiç yutkunan olmadı. Hiçbirisi benden de geri durmadı. Madem ki böyle bir mutabakat vardır, partilerle çalışacağız, grubumuzla çalışacağız, Türkiye’nin önüne bu tartışmaların tamamını bitirecek, özgüveni yüksek kim siyasette zenginleşmiş, kim siyaseti tertemiz yapmış, bundan sonrasına da kimin taahhüdü temiz siyasetmiş ortaya koyacak bir Siyasi Ahlak Yasası’nı getireceğiz. Yutkunanlara, yutkunanların partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne hodri meydan bakalım" dedi. "Parlamenter sistemde güvenoyundan kaçanların şimdi de bir özgüven eksikliği ile seçimden kaçtığını görmekteyiz" Siyasetteki ara seçim tartışmaları hakkında değerlendirmede bulunan Özel, "CHP bu seçimi kendi için değil, millet için istiyor. Açık açık söylüyoruz. Bu seçimde birinci parti çıkma hevesiyle değil; bu milletin sesini duyurma, erken seçim için ara seçimde bu milletin gerçek duygularını, gerçek beklentisini duyurmak için istiyoruz. Bu konuda gittiğimiz Genel Başkanlarımızın tamamı Anayasaya uygun, Anayasa’nın olmazsa olmaz şartı olduğunu, seçime hazır olduklarını, seçimin gelmesi gerektiğini net bir şekilde ifade ettiler. Karşımızda bulunan ara seçim 1960’tan beri yapılan; Demirel’in, Ecevit’in, Erbakan’ın, Türkeş’in, Özal’ın, İnönü’nün kaçmadığı bir erken seçimden kaçmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Eskiden bu Meclis’te ara denetim imkanları vardı. Gensoru vermek; bakana ya da hükümete karşı. O gensoruyla güvensizlik oyu talep etmek ve bunun sonucunda yeniden bir seçimi getirmek için bir mücadele vardı. Bu imkanları aldılar. ‘Sen bir kez oy vereceksen, sonra kenara çekileceksin’ diyenlere karşı Anayasaya 78 açıktır. Ancak parlamenter sistemde güvenoyundan kaçanlar şimdi de bir özgüven eksikliği ile seçimden kaçtığını görmekteyiz" ifadelerini kullandı.