SAĞLIK - 09 Şubat 2025 Pazar 13:31

Kanser tedavisi sonrası kadınlarda doğurganlığı artıracak ilaç geliştirildi

A
A
A
Kanser tedavisi sonrası kadınlarda doğurganlığı artıracak ilaç geliştirildi

Kanser hastası kadınların doğurganlığının düştüğünü gözlemleyen Adanalı doktorlar, doğurganlığı artırmaya yönelik ilaç geliştirdi.


Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Nur Çakır Güngör, kanser hastası kadınların doğurganlığının düşmesinden dolayı ekibiyle birlikte geliştirdiği ilaç ile kanser tedavisindeki kadınların doğurganlığının artmasına yönelik yeni bir yöntem oluşturdu. İlaç, kanser hastası kadınların doğurganlığının artmasında büyük bir rol oynayacak.


Güngör, kanser hastalıklarının doğurganlığı azalttığına değinerek, "Projemizin konusu çocukluk çağı kanserleri ve erken yaşlarda, yani genç yaşlarda retro üreme çağındaki kanserlerde kullanılan kemoterapötik ajanlar var. Bu ajanlar hem erkeklerin hem kadınların üreme fonksiyonlarını bozuyor, doğurganlıklarını azaltıyor maalesef. Aynı zamanda menopoz yaşının da erkene kaymasına neden oluyor ama kanser ölümcül bir hastalık o yüzden tedavide bu ilaçların kullanılması gerekiyor muhakkak. Kemoterapi konusunda ilerlemeler kaydedildikçe, tecrübeler arttıkça insanların ve kanser hastalarının ömürleri uzuyor. Ömür uzadığında da aklımıza gelen ilk şey yaşam kalitesinin artması. Kadın yaşam kalitesini artırmak için de kanserden tedavi ile başarıyla artık kurtulmuş bireyler için, doğurganlıklarını kaybetmemek önemli hale geliyor veya menopoza erken girmemek önemli hale geliyor. Yapılan tedavinin hem başarılı hem de yaşam kalitesini bozmayacak hale gelmesi önemli hale geliyor bu durumda. Biz de acaba bireylerin doğurganlığını azalmasını engelleyebilir miyiz, menopoza girmelerini engelleyebilir miyiz diye bir çalışma yapmaya karar verdik. Bunun klinik çalışmasını yapmak çok zor çünkü hem kanser çeşidi fazla hem uygulanan Kemoterapötik ilaçlar çok çeşitli, hem uygulanan kür sayıları çok farklı o yüzden deneysel bir hayvan çalışması yapmayı planladık. Çalışmamızı yaptık sonuçlarımızın büyük bir kısmını aldık, sonuçlarımız olumlu. Kullandığımız ajanı şu an paylaşmak istemiyorum ilerleyen zamanlarda size bildiririz. Çünkü bunun artık bir yayın haline gelip, belki patenti alındıktan sonra kullanıma girmesiyle ilgili de çalışmalarımız olacak. Amacımız kadınların ya da çocukluk çağında kanser ilaçlarına maruz kalmış olan hastaların yaşam kalitesini yükseltmek için acaba doğurganlıklarını koruyabilir miyiz, bununla ilgili bir çalışma planlamaktı. Sonuçlarımız olumlu gibi görünüyor, bilimsel yayın haline gelecek ve benzer ilaçlarla benzer çalışmaları yapmaya devam edeceğiz amacımız da halkımıza ve tüm dünyaya konudan faydalı sonuçlar sunabilmek" dedi.



"Yumurta dondurmak yaygın olarak yapılan bir şey"


Güngör, "Kemoterapi nedeniyle doğurganlık azalmadan önce özellikle çocukluk çağında da yapılıyor ama daha çok erişkin kanserler için söyleyelim. Yumurta dondurabilir ya da yumurtalığın kendisinden de doku da dondurulup sonra doku kendisine tekrar transfer edilebilir bu 2. söylediğim şey yumurtalık dokusunun dondurulması daha çok deneysel aşamada daha çok yeni ama yumurta dondurmak yaygın olarak yapılabilen bir şey" diye konuştu.



"Kanser hastalarının doğurganlığı arttırılabilir"


Güngör, şöyle devam etti:


"Geliştirdiğimiz ilaç kanser hastası kadınların doğurganlığını artıracak yönde. Bizim çalışmamız kanserin yenilmesi ya da kanserin tedavisi ile ilgili bir şey değil. Kansere kür olup tamamen iyileştikten sonra doğurganlığın devamı ile ilgili bir şey. Kanser ilaçlarının yan etkilerini önlemek ile ilgili bir şey çalışıyoruz. Bir ön çalışması 1-2 yıl sürdü, çalışmanın toplam süresi 18 ay, yaklaşık 1 yılı doldu. Şimdi mart ayında 1 yıl dolmuş olacak ama 18 aydan önce çalışmayı bitirmeye hedefliyoruz ki sonraki çalışmalarımız için temel oluşturabilelim."


Oluşturdukları ilacı sıçanlar üzerinde test ettiklerini belirten Güngör olumlu sonuçlar aldıklarını söyledi.



"Üreme hücrelerini dondurabilirsiniz"


Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serhan Küpeli, "Belki 1950’lerde 60’larda kanser tanısı alan bireyler için ölüm eş anlamlı bir kelime gibi kullanılıyordu ama günümüzde artık özellikle bazı kanser tiplerinde hele hele çocukluk çağında yüzde seksenlere 90’lara varan başarı şansı mevcut. Yani biz bu çocuklara aslında çok uzun ve sağlıklı bir dönem kazandırabiliyoruz elimizdeki yeni tedavi unsurlarıyla. Tabii üreme de çok önemli bir fonksiyon, işte çocukluk çağında belki bu çok önem arz etmeyebilir o esnada gerek ailenin gerek çocuğun esas derdi bu hastalığı bir an önce yenmek olacaktır haliyle ama sonrasında bu hastalık atlatıldıktan sonra artık üreme fonksiyonunun da gündeme gelmesiyle bu önü alınmaz veya işte vicdanı yaralayacak bazı durumlara yol açabilecektir. Bunun önüne geçebilmek için Ayşe Nur Hanım’ın biraz önce bahsettiği gibi gerek erkekte de uygulanabilir kadında da uygulanabilir kanser tedavisine başlamadan önce biz mutlaka ailelere böyle bir risk olduğunu ve üreme hücrelerinin veya dokularının dondurulabileceğini anlatmakla mükellefiz. Bunu isteyen aileleri de uygun merkezlere yönlendirip üreme hücrelerini dondurmak suretiyle sonradan kanseri atlattıktan sonra bunları kullanmalarını sağlayabiliyoruz" diye konuştu.



Kanser tedavisi sonrası kadınlarda doğurganlığı artıracak ilaç geliştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden yaklaşık 21 milyon abone buluştu" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu" dedi. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Küresel Düzenleyiciler Sempozyumu’nun (Global Symposium for Regulators GSR-26), açılış töreni Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda gerçekleştirildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde düzenlenen GSR-26 töreninde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra küresel rekabet meselesi olarak gördüklerini belirterek, "Teknoloji artık sadece iletişimi kolaylaştıran bir araç değil; ekonomiyi yönlendiren, toplumu dönüştüren, güvenlik anlayışını değiştiren ve küresel rekabeti yeniden tanımlayan stratejik bir güçtür. Türkiye olarak dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra kalkınma, egemenlik ve küresel rekabet meselesi olarak görüyoruz. Bu anlayışla güçlü bir dijital ekosistem inşa etme yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. İnanıyoruz ki dijital çağın en güçlü ülkeleri, teknolojiyi sadece tüketenler değil, geliştirenler, yön verenler ve kuralların oluşumuna katkı sağlayanlar olacaktır. Türkiye’nin hedefi de bu sürecin aktif ve güçlü aktörlerinden biri olmaktır" açıklamasında bulundu. "39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız" Türkiye’nin son 25 yılda önemli altyapı hamleleriyle dijital dönüşümde küresel öncü olma yolunda önemli adımlar attığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 680 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98 milyona, mobil abone sayımız ise 100 milyona yaklaştı. Ayrıca, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. Bu yıl sonuna kadar fiber uzunluğumuzu 750 bin kilometreye, mobil abone sayımızı ise 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Tüm bunların yanında uydu teknolojileri de bizim için bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesidir. Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. Şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık; ihtiyaç analizleri ve fizibilite süreçlerini tamamladık, teknik şartname hazırlığı devam ediyor" diye konuştu. "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone buluştu" 5G hizmetlerinin kademeli olarak Türkiye’nin her noktasına ulaştırmayı hedeflediklerini vurgulayan Uraloğlu, "Dijital dönüşüm yolculuğumuzda önemli kilometre taşlarını geride bıraktık. 31 Mart 2026’da Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz ‘5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’ ile 5G’ye geçtik. 81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak yaklaşık 34 milyona yaklaştı. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek bir oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. İki yıl içerisinde de 5G hizmetlerini kademeli olarak ülkemizin her noktasına eriştirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Tarife Karşılaştırma projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında şampiyon seçilmiştir" Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşma sürecine katkı sunmayı ve bu hedeflere yönelik çalışmaları hızlandırmayı amaçladıklarını aktaran Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS) sürecinin önemli bir paydaşı olan Türkiye, yürüttüğü projelerle de sürece katkı sağlamaktadır. Vatandaş odaklı dijital hizmetler geliştiren ve bu başarıları uluslararası ölçekte tescillenen bir ülke olarak, 2025 yılında elektronik haberleşme sektöründeki tarifelerin e-Devlet üzerinden karşılaştırılmasını sağlayan ‘Tarife Karşılaştırma’ projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında ‘Bilgiye Erişim’ kategorisinde şampiyon seçilmiştir. Benzer şekilde, abonelik fesih süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan projemiz de 2022 yılında WSIS ödülüne layık görülmüştür. Bu ödüller, dijital inovasyonun insanlar ve toplumlar için nasıl gerçek, ölçülebilir bir etki oluşturduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır." "ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır" Uraloğlu, Türkiye’nin ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde en üst düzey olan Seviye 5 ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Siber güvenlikte uluslararası alanda marka haline gelmek vizyonuyla oluşturduğumuz strateji ve teknik altyapımızla önemli bir olgunluğa erişmiş durumdayız. ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır. ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde de en üst seviye olan Seviye 5 ülkeler arasında bulunmaktayız. Bu başarılar, düzenleyici kapasitemizin, kurumsal yetkinliğimizin ve dijital yönetişim anlayışımızın uluslararası alandaki güçlü konumunu teyit etmektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU konseyi üyeliğine adaylığını bir kez daha ifade ediyorum" ITU’nun öncelikleri ile Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu arasında güçlü bir uyum olduğunu söyleyen Uraloğlu, "ITU ile uzun yıllara dayanan yapıcı iş birliğimizin bir yansıması olarak; Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU Konseyi üyeliğine yeniden adaylığını bu vesileyle bir kez daha ifade ediyorum. Türkiye olarak, konsey bünyesinde aktif, yapıcı ve sorumluluk sahibi katkılarımızı sürdürme konusundaki güçlü irademizi muhafaza ediyoruz. Bu süreçte tüm ITU üyesi ülkelerin kıymetli desteklerine duyduğumuz güveni de özellikle vurgulamak isterim" dedi. "Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır" Dijital ekosistemi daha güvenli hale getirmek adına da kararlı adımlar attıklarını ifade eden Uraloğlu, "1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren ‘Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi’ ile önemli bir milat daha gerçekleştirdik. Bu yasa, dijital dünyada özellikle çocuklarımızı korumayı merkeze alan, koruyucu ve düzenleyici bir vizyonun ürünüdür. Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır. Türkiye, bu yasayla ITU’nun ‘Güvenli ve Kapsayıcı Dijital Gelecek’ vizyonuna somut bir katkı sunmakta, teknolojik ilerlemeyi etik ve insani değerlerle dengelemenin mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu düzenleme, sosyal medyayı yasaklayan değil, onu daha güvenli ve sorumlu bir mecraya dönüştüren, çocuklarımızı risklerden korurken aileleri de güçlendiren insani bir yaklaşımdır. Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye dijital alanda hem öncü hem de koruyucu bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir" dedi. Açılış törenine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, ITU Telekomünikasyon Geliştirme Bürosu Direktörü Cosmas Zavazava ile yaklaşık 100 ülkeden yerli ve yabancı temsilci katıldı.
Aydın Anne cinayetindeki ’kanlı mont’ detayı düğümü çözdü Aydın’ın Germencik ilçesinde Meryem Akgün’ün (76) oğlu tarafından öldürülmesiyle ilgili soruşturma kapsamında evde bulunan kanlı montun sahibi tutuklanırken, şüphelinin ifadesinde, "Kanın montuma nasıl bulaştığını bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Olay, geçtiğimiz 8 Mart günü Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi’nde meydana geldi. 76 yaşındaki Meryem Akgün’ün evinde ölü bulunmasının ardından soruşturma başlatıldı. Yaşlı kadının baş kısmındaki darp izleri üzerine olayın cinayet olabileceği değerlendirilirken oğlu İbrahim A. gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 348 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü incelenirken, çok sayıda kişinin ifadesine başvuruldu. Yapılan çalışmalar sonucunda şüpheler, yaşlı kadının oğlu İbrahim A. üzerinde yoğunlaştı. Gözaltına alınan İbrahim A. ifadesinde, annesiyle arazi anlaşmazlığı nedeniyle uzun süredir sorun yaşadığını söylediği öğrenildi. Olay günü bir arkadaşıyla Yeniköy civarında define aradığını anlatan İbrahim A.’nın, daha sonra annesinin evine gittiğini ve aralarında çıkan tartışmanın büyümesi üzerine sinirlenerek evde bulunan odunla annesinin başına vurduğunu itiraf ettiği öğrenildi. İtirafın üzerine gerekli işlemleri tamamlanan İbrahim A., 12 Mart’ta sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kanlı mont olayın seyrini değiştirdi Soruşturmayı derinleştiren Germencik Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla bağlantısı olduğu değerlendirilen Fırat B.’yi de gözaltına aldı. Şüphelinin evinde yapılan aramada ise kan lekeleri bulunan bir mont ele geçirildi. Kriminal inceleme sonrasında monttaki kan izlerinin Meryem Akgün’e ait olduğu tespit edildi. Cinayet şüphesiyle gözaltına alınan Fırat B.’nin suçlamaları kabul etmediği, ifadesinde ise, "Olayla bir alakam yok. Olay yerinde hiç bulunmadım. Montuma kan izleri nasıl bulaştı bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ankara Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı saldırıya uğradı Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, belediye binasında çıkan arbede sırasında bir şahsın saldırısı sonucu yaralandı. Sivrihisar Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Bugün Sivrihisar Belediye Başkanımız Sayın Habil Dökmeci’ye yönelik saldırı girişiminde bulunmak amacıyla belediye binasına gelen ve daha önce Belediye Başkanımıza karşı tehdit ve hakaret suçlarından ceza aldığı bilinen H.A. isimli şahıs, belediye binasında yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ı yaralamıştır. Olayın ardından gerekli sağlık müdahaleleri gerçekleştirilmiş olup, Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ın tedavi süreci devam etmektedir. Yaşanan saldırıya ilişkin hukuki süreç Belediyemiz tarafından ivedilikle başlatılmış; ilgili şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli şahsın, ifade süreci de Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir" denildi. "Bizler hukuka güveniyoruz" Açıklamada, "Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’da bugüne kadar büyük bir hassasiyetle korunan huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısında olduğumuzu; hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz tüm işlem ve uygulamaların da sonuna kadar arkasında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz. Demokratik toplum düzeninde çözüm yolu; tehdit, baskı ve şiddet değil, hukuk ve meşru zemindir. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuk devletinin gereğinin eksiksiz şekilde yerine getirileceğine olan inancımız tamdır. Bizler hukuka güveniyoruz. Aynı zamanda, hukuk devletinin korunabilmesi adına hukuka güvenmek zorunda olduğumuzu da özellikle ifade ediyoruz" ifadeleri yer aldı.