ASAYİŞ - 16 Mart 2026 Pazartesi 10:27

Kaçak yapı gerekçesiyle yıkım kararı verilen göl kenarındaki mahallede protesto

A
A
A
Kaçak yapı gerekçesiyle yıkım kararı verilen göl kenarındaki mahallede protesto

Adana’da Seyhan Baraj Gölü kıyısında evleri bulunan bir grup vatandaş, evlerinin kaçak yapı olduğu gerekçesiyle yıkılacağının bildirilmesi üzerine eylem yaptı. Mahalle sakinleri, belediyeyi alkışlarla protesto edip, "Bize numarataj verildi, elektrik ve su aboneliği bağlandı. Şimdiye kadar bir sorun yoktu" diyerek muhatap bulamadıklarını öne sürdü. 2 Nisan’da yapılması planlanan yıkımın durdurulması için mahalleli mahkemeye başvuracak.


Adana’nın merkez Sarıçam ilçesine bağlı Bayramhacılı Mahallesi’nde Seyhan Baraj Gölü kenarında bulunan bazı evler hakkında kaçak yapı oldukları gerekçesiyle Sarıçam Belediyesi tarafından yıkım kararı alındı. Bunun üzerine mahalle sakinleri bir araya gelerek duruma tepki gösterdi.


Evlerinin yıkılmasını istemeyen mahalle sakinleri, belediyeyi alkışlarla protesto etti. Mahalleli, tapuları olduğunu, evlerine numarataj verildiğini, elektrik ve su aboneliklerinin bağlandığını, yapı kayıt belgesi verildiğini belirterek yıllardır bölgede yaşadıklarını söyledi.


Öte yandan, 2 Nisan’da yapılması planlanan yıkımın durdurulması için mahallelinin mahkemeye başvurarak yürütmeyi durdurma talebinde bulunacağı öğrenildi.



"Muhatap yok karşımızda"


Grup adına konuşan vatandaşlardan Yunus Oğuz, "Şimdiye kadar bir sorun yoktu ancak Sarıçam Belediyesi evlerimizi yıkacak. Ben 1 buçuk sene boyunca burayı yaptım ama yaparken Sarıçam Belediyesi’nden kimse gelip sen ‘Kaçak yapı yapıyorsun’ demedi. Muhatap yok karşımızda" ifadelerini kullandı.



"Eğer devletimiz burayı istiyorsa çıkalım"


Mahallede evi bulunan vatandaşlardan Ahmet Karaoğlan, "Ben 2018 yılından bu yana burada oturuyorum. Pandemiyi, depremi hep burada geçirdim. 2018 yılında biz burayı yaptık, belediyeden kimse bize müracaat etmedi. Bize numarataj verildi, elektrik ve su aboneliği bağlandı. Sarıçam Belediyesi şimdi evimizi yıkmak istiyor. Belediyeye gidince ‘Emir büyük yerden’ deniyor. Bu emri veren kim, biz onu öğrenmek istiyoruz. Biz muhatap arıyoruz. Eğer devletimiz burayı istiyorsa çıkalım ama bizim canımız yandı. Ben annemi, babamı nereye götüreceğim. Bizi kovmaya çalışıyorlar, herhangi bir tebligat gelmeyenlerimiz de var" diye konuştu.



Kaçak yapı gerekçesiyle yıkım kararı verilen göl kenarındaki mahallede protesto

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE Dışişleri Bakanlarından ortak ’Kudüs’ açıklaması Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail’in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."