ASAYİŞ - 02 Ekim 2024 Çarşamba 09:51

Apartman görevlisi hem felç kaldı hem de "Tacizci" denilerek iftiraya uğradı

A
A
A
Apartman görevlisi hem felç kaldı hem de "Tacizci" denilerek iftiraya uğradı

Adana’da apartmanda çıkan kavgada vurulduktan sonra felç kalan apartman görevlisinin 12 milyon TL tazminat kazanmasının ardından avukatı İsa Ayanoğlu, müvekkiliyle ilgili herhangi bir taciz soruşturması olmadığını belirterek, “Müvekkilim para isteyince mi tacizci oldu” dedi. Ayanoğlu, karşı tarafın davranışının ardından değer kaybını telafi etmek adına bir munzam zarar talebinde bulunacaklarını da söyledi.


Olay, 29 Kasım 2019 tarihinde Seyhan ilçesine bağlı 2000 Evler Mahallesi’ndeki bir sitede meydana gelmişti. İddiaya göre, sitedeki bir dairede oturan Caner Şahin, apartman görevlisi Rıdvan Uçar’ı eşine sözlü tacizde bulunduğu gerekçesiyle silahla vurmuştu. Ağır yaralanan Uçar, hastanede tedavi altına alınmış ve felç kalmıştı. Rıdvan Uçar, avukatı aracılığıyla sitede çalıştığı sırada vurulup felç kaldığı için bunun bir iş kazası olduğunu iddia ederek tazminat davası açtı. Mahkeme ise siteyi 12 milyon TL tazminat ödemeye mahkum etti. Site sakinleri de gazetecilere açıklamalarda bulunarak ’iki kişinin taciz nedeniyle ettiği kavganın cezasının kendilerini kesildiğini’ ifade ederek karara itiraz etmişlerdi.



“İşverenin kusursuz sorumluluğu ilkesini bilmiyorlar”


Bunun ardından Rıdvan Uçar’ın avukatı İsa Ayanoğlu da açıklamalarda bulunarak olayın çarpıtıldığını ortada bir tacizin olmadığını söyledi. Avukat Ayanoğlu, kararın yakın zamanda çıkıp icraya konulduğu için ve site sakinleri bu parayı ödememek adına çok ciddi bir karşı duruş gösterdikleri için gündeme geldiğini belirterek, “Bu tür kararlar her gün yüzlerce çıkıyor ve icraya konuluyor. Aslında rutin bir işlem. Vatandaş ‘işverenin kusursuz sorumluluğu’ ilkesini bilmiyor. Karardan sonra durumu anlamak için buraya da geldiler. Biz bunu izah ettik onlara. Gayet de anladıklarını düşünüyorum. Fakat ondan sonra tekrar bir tepki gösterdiler. Biz neden bu parayı ödüyoruz? ’Başkasının kusuru, bizim kusurumuz yok’ şeklinde tepki gösterdiler. Bu doğru değil. Çünkü kanundan kaynaklanan bir sorumluluk yüklenmiş. Yani bir işverenin iş yerinde iş icra edildiği sırada iş yeriyle bağlantılı olarak meydana gelen bir kazada iş yeriyle bağlantısız olsa bile yargıtay iş kazası sayıyor. Kazada tanım olarak iş kazası diyoruz biz buna. Bundan sonra kusur kime ait olursa olsun onların yanında işverenle kusursuz sorumluluk ilkesi gereği sorumlu tutuluyor” dedi.



“Yalanlarla, iftiralarla ortaya dökülmenin bir manası yok”


Müvekkilinin 3 tane omuriliğine isabet etmiş mermi olduğunu ifade eden Ayanoğlu, “5 yıldır yatalak başkasının bakımına muhtaç. Adli tıp raporuna göre de yüzde 100 iş ve güçten mahrum kalmış durumda. Çalışma gücünü kaybetmiş durumda. Şimdi yüzde 100 malul olan bir insana ortaya çıkan tazminat miktarı da aşağı yukarı 7-8 milyon lira civarında çıktı. Yani 5 yıl önceki hesaba göre bu böyle. Dolayısıyla o tarihten bu yana da işleyen faiz, yasal, yargı masrafları, icra harçları, avukatlık ücreti vesaire. Aşağı yukarı 12-13 milyon lira civarında bir rakama ulaştı. Bugün itibarıyla bir davadan 12-13 milyon lira tazminat ödenecek şeklinde bir şey söylendiğinde insanlar hayretle karşılayabiliyorlar ama olayın bir de diğer tarafı var. Bu çocuğun eline atıyorum 8-9 milyon lira para geçeceğini düşünelim. Yani 5 yıldır yatalaksınız ve ömrünüzün geri kalanında yatalak vaziyette geçireceksiniz. Hangisini tercih ederdiniz? Yazıktır ya insan para ödememek için 60’şar bin lira para düşüyor. Daire başına 60 bin TL para ödemek için sokağa çıkıp bu kadar insan ’biz para ödemek istemiyoruz, bu adam tacizci’ diye 5 sene sonra çıkıp yalanlarla, iftiralarla ortaya dökülmenin bir manası yok” diye konuştu.



“Müvekkilim para isteyince mi tacizci oldu?”


Ayanoğlu, müvekkili Rıdvan Uçar ile ilgili taciz soruşturması, tacizle ilgili şüpheli olarak verdiği bir ifade veya tacizle ilgili bir dosyasının olmadığının altını çizerek, “Tacizle ilgili bir şeyi yok. Bu taciz iddiası nereden çıktı biliyor musunuz? Bu Rıdvan Uçar’a karşı kasten öldürme suçunu işleyen fail savunmasında kendisini güçlendirmek için yaptığı savunmanın içindeki bir cümleyi cımbızlayıp işte ’nişanlıma laf söylemiş, ters bakmış’ şeklindeki bir cümle. İlk başta böyle, daha sonra evrimleştirerek işte sarkıntı yapmışa kadar uzatmış orada. Çünkü savunmasını genişleterek indirim almaya çalışıyor. Siz onları alıp 5 yıl sonra kaybettiğiniz davada tazminat ödememe gerekçesi olarak sokaklarda bangır bangır bağıramazsınız ya. Bu suçtur. Bu insanlar kameraların önüne geçip ’tacizci bizden para istiyor’ şeklinde konuşuyor. Para isteyince mi tacizci oldu? Yani 5 yıl sonra mı tacizci oldu? En azından enflasyon karşısındaki değer kaybını telafi etmek adına bir munzam zarar talebinde bulunabilir şeklinde bir karar verildi. Biz bununla ilgili bir çalışma yapıyoruz bunu da talep edeceğiz. Esasen biz bunu talep etmeyi düşünmüyorduk müvekkilim de açıkçası bununla ilgili bir talebi başlarda yoktu. Ama tavrı görünce talepte bulunmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.



Apartman görevlisi hem felç kaldı hem de "Tacizci" denilerek iftiraya uğradı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de madencilik işçileri maaş ve tazminat iddiasıyla greve çıktı Edirne’de bir maden ocağında maaşlarını ve tazminatlarını alamadıklarını iddia eden işçiler greve giderken, çok sayıda ailenin yaşanan süreç nedeniyle mağdur olduğu öne sürüldü. Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Kiremitçiler Maden Ocağı’nda çalışan işçilerin, maaşlarını alamadıkları ve tazminat ödemeleri yapılmadan işten çıkarıldıkları iddiasıyla greve çıktı. İddiaya göre, uzun süredir maaşlarını alamayan çok sayıda işçi ve aileleri ciddi mağduriyet yaşamaya başladı. İşçiler, aylardır emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve seslerini duyurmakta zorlandıklarını belirterek haklarını aramak için greve gitmek zorunda kaldıklarını ifade etti. İşçiler adına yapılan açıklamada, Kiremitçiler Grup Madencilik tarafından kamuoyuna yapılan açıklamaların sahadaki gerçekleri yansıtmadığı ileri sürüldü. Grev haklarını kullandıkları gerekçesiyle işten çıkarıldıkları iddia edilen işçilere, kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı öne sürüldü. İşçilerin 4 gündür grevde olduğu belirtildi. İşçiler ve yakınları, yaşanan mağduriyetin kamuoyuna duyurulmasını isterken, yetkililerin konuya ilişkin inceleme başlatmasını talep etti. "Kiremitçiler Grup Yönetimi tarafından yapılan kamuoyu açıklaması" Kiremitçiler Grup Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, konkordato sürecinde çalışan haklarının korunmasına öncelik verildiği belirtilerek, geçmiş döneme ait yaklaşık 1,5 aylık ücret alacağının 26 Mayıs’ta İŞKUR aracılığıyla çalışanların hesaplarına yatırılmasının planlandığı ifade edildi. Açıklamada, Nisan ayı maaş ödemelerinde üretim faaliyetlerinde yaşanan zorluklar nedeniyle gecikme yaşandığı belirtilirken, ödemelerin en geç 12 Haziran’a kadar tamamlanmasının hedeflendiği kaydedildi.
Ankara Bakan Çiftçi: (Gülistan Doku davası) "Umut Altaş, titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır" Gülistan Doku davasına ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yürütülen iş birliği neticesinde Umut Altaş’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alındığını bildirdi. Bakan Çiftçi, resmi sosyal medya hesabından Gülistan Doku davasına ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Başta Interpol olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimleriyle yürütülen iş birliği neticesinde Umut Altaş’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alındığını açıklayan Çiftçi, Altaş’ın Türkiye’ye iade sürecinin başladığını ifade etti. "Umut Altaş, titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır" Gülistan Doku dosyasında adaletin tecellisi için yürütülen kararlı mücadelenin bugün uluslararası ölçekte önemli bir aşamaya ulaştığının altını çizen Çiftçi, "21 Nisan tarihinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan firari şüpheli Umut Altaş, Interpol başta olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimleriyle yürüttüğümüz çok katmanlı ve titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Şüphelinin ülkemize iade süreci derhal başlatılmış; adalet önünde hesap vermesi için gerekli tüm diplomatik ve hukuki mekanizmalar devreye sokulmuştur. Şüpheli hakkında hazırlanan kırmızı bülten ve geçici tutuklama talebi, ilgili uluslararası mercilere vakit kaybetmeden iletilmiş; süreç boyunca elde edilen tüm teknik veriler ve soruşturmaya katkı sağlayabilecek bilgiler anlık şekilde ilgili ülke makamlarıyla paylaşılmıştır. INTERPOL, FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimiyle yürütülen eş zamanlı koordinasyon neticesinde firari şahsın hareket alanı adım adım daraltılmış; New York bölgesindeki varlığı tespit edilerek gözaltı süreci hızla sonuçlandırılmıştır" diye konuştu. "Hiçbir suçlu, zamanın akışına ya da ülke sınırlarına güvenerek adaletten kaçamayacaktır" Yürütülen uluslararası koordinasyon kapsamında ABD INTERPOL birimi, FBI irtibat görevlileri ve ilgili güvenlik makamlarıyla sürekli temas sağlandığını vurgulayan Çiftçi, "Firari şüpheliye ilişkin elde edilen bilgiler düzenli olarak paylaşılmıştır. Devam eden çalışmalar kapsamında şahsın bazı medya kuruluşlarına verdiği röportajlar ve açık kaynaklarda tespit edilen görüntüler de ilgili birimlerle paylaşılmış; sürdürülen koordinasyon neticesinde Umut Altaş, Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Bu gelişme doğrultusunda iade işlemleri yeniden hızlandırılmıştır. Bu gelişme, yalnızca bir operasyonel başarı değil; aynı zamanda devletimizin suç ve suçluyla mücadelede ulaştığı küresel kapasitenin, teknolojik yetkinliğin ve kurumsal kararlılığın somut bir göstergesidir. Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımızın gelişmiş teknik imkânları, yeni nesil kriminal analiz sistemleri, daraltılmış baz çalışmaları, dijital veri inceleme yöntemleri ve uluslararası istihbarat koordinasyonu sayesinde artık hiçbir suçlu, zamanın akışına ya da ülke sınırlarına güvenerek adaletten kaçamayacaktır" şeklinde konuştu. "329 firari suçlunun yurtdışından ülkemize iadesi sağlanmıştır" Bakan Çiftçi; güvenlik birimleri tarafından yürütülen açık kaynak araştırmaları, dijital iz sürme faaliyetleri, sosyal medya analizleri, finansal hareket incelemeleri ve uluslararası veri paylaşım mekanizmaları sayesinde firari şüphelinin izlerinin hassasiyetle takip edildiğini belirterek, "Soruşturmaya katkı sağlayabilecek her veri titizlikle değerlendirilmiş; sosyal medya paylaşımlarından saha bilgilerine kadar tüm unsurlar adli süreçlerle koordineli şekilde analiz edilmiştir. Devletimizin kararlı mücadelesi neticesinde yalnızca 1 Ocak - 22 Mayıs tarihleri arasında 329 firari suçlunun yurtdışından ülkemize iadesi sağlanmıştır. Bu tablo, suçlular açısından dünyanın hiçbir yerinin güvenli bir sığınak olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yalnızca kendi sınırları içerisinde değil; uluslararası alanda da suç ve suçluyla mücadelede yüksek koordinasyon kabiliyetine sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Cezasızlık algısını besleyen hiçbir yapıya, hiçbir ihmale ve hiçbir suskunluğa müsamaha göstermeyeceğiz. Toplumsal vicdanı derinden yaralayan hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına müsaade etmeyeceğiz. Devletimizin hafızası güçlüdür; adalet iradesi sarsılmazdır. Suçlu nerede olursa olsun, hangi ülkeye saklanırsa saklansın, devletimizin nefesi ensesinde olmaya devam edecektir" dedi. Bakan Çiftçi, Gülistan Doku’nun ailesi başta olmak üzere adalet bekleyen vatandaşlara seslenerek, hiçbir acının ve bekleyişin unutulmayacağını, maddi gerçeğin ortaya çıkarılarak hukuk önünde gerekenin yapılacağını söyledi.