GÜNDEM - 18 Mart 2026 Çarşamba 10:30

Anneannelerinin öğüdüyle başladılar, binlerce mezarı temizlediler

A
A
A

 Adana'da anneannelerinin ölümünün ardından onun 'Mezarımı temiz bırakın' öğüdüyle mezarını temizlemeye başlayan iki kardeş, bakımsız mezarları da temizleyerek geniş kitlelere ulaştı. Çocuklar, Ramazan Bayramı öncesi grup halinde bakımsız mezarları temizleyerek farkındalık oluşturuyor.

Adana'da yaşayan Hasan Hüseyin (18) ve Muhammet Ali Hiçdönmez (16) isimli kardeşler, geçtiğimiz yıl anneanneleri Elmas Yıldız'ı (80) kaybetti. Anneannelerinin ölümünün ardından her hafta mezarlığa giden kardeşler, mezarı temizlerken bazı mezarların uzun süredir bakımsız kaldığını fark etti. Bunun üzerine yalnızca kendi yakınlarının mezarıyla yetinmeyen kardeşler, çevredeki sahipsiz ve bakımsız mezarları da temizlemeye başladı. Kısa sürede sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve yapılan çağrılarla çok sayıda gönüllü bu harekete destek verdi. Ramazan Bayramı öncesi Asri Mezarlığı'na giden kardeşler ve 3 gönüllü genç, bakımsız mezarları temizledi.

Anneannelerinin öğüdüyle başladılar, binlerce mezarı temizlediler

"Projeyi büyütmek istiyoruz"

İHA muhabirine konuşan Hasan Hüseyin Hiçdönmez, "Biz aylardır bu işi yapıyoruz. Asıl amacımız gençlerde farkındalık oluşturmak. Bir grup kurduk ve Adana'da başlayarak Türkiye'nin farklı yerlerindeki gençlerle birlikte mezar temizliği yapmayı planlıyoruz. Projemizi büyütmek ve daha fazla insana ulaşmak istiyoruz" dedi.

Anneannelerinin öğüdüyle başladılar, binlerce mezarı temizlediler

"Başlangıçta video çekmeden temizlik yapıyorduk"

Başlangıçta gönüllü olarak sessiz şekilde mezarlık temizliği yaptıklarını anlatan Hasan Hüseyin Hiçdönmez, daha sonra sosyal medyada farkındalık oluşturmak amacıyla videolar paylaşmaya başladıklarını belirterek, "İlk başta video çekmeden mezar temizliği yapıyorduk. Daha sonra sosyal medyada paylaşarak insanlara mezarlık temizliğinin ve çevre temizliğinin ne kadar önemli olduğunu göstermeye karar verdik. Videolarımız ilgi görünce daha büyük bir motivasyonla çalışmaya devam ettik" ifadelerini kullandı.

Anneannelerinin öğüdüyle başladılar, binlerce mezarı temizlediler

Muhammet Ali Hiçdönmez ise, "Bu işe yaklaşık bir yıl önce başladık. Anneannemizin vefatından sonra mezarlığa daha sık gitmeye başladık. Anneannemiz hayattayken mezarlığa gelir, kendi mezar yerini gösterir ve bize çeşitli hikayeler anlatırdı. ‘Mezarımı temiz bırakın' diye sık sık öğüt verirdi. İlk olarak kendi mezarlarımızı temizledik. Daha sonra çevrede bakımsız ve kimsesi olmayan mezarları da temizlemeye başladık. Şimdi ise mezarlıkların genel temizliğini yapıyoruz. Amacımız hem çevreyi temiz tutmak hem de insanlarda farkındalık oluşturmak" dedi.

Umutcan İşledici - Fatih Keçe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde bayram yoğunluğu başladı Bursa’da bayram öncesi hareketlilik başladı. Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde peronlar yolcularla dolmaya başlarken, özellikle uzun mesafeli yolculuklar için otobüs biletleri tükenme noktasına geldi. Terminal çevresinde de yoğunluk dikkat çekti. Hem yolcu otobüsleri hem de yakınlarını uğurlamak için gelen vatandaşların oluşturduğu araç trafiği nedeniyle bölgede denetimler artırıldı. Ekipler, trafik akışını kontrollü şekilde sağlarken sürücülere kurallara uymaları yönünde uyarılarda bulundu. Bilet fiyatlarında artış gözlemlendi. Bursa’ya yakın illere yapılan kısa mesafeli yolculuklarda bilet fiyatları 600 ile 800 lira arasında değişirken, uzun mesafeli seferlerde ise fiyatların 1.200 liradan başlayıp 2.300 liraya kadar yükseldiği görüldü. Şehirlerarası taşımacılık sektöründe görev yapan vardiya amiri Nufel Kaplan, bayram öncesi yoğunluğun başladığını belirterek, "Bugün itibarıyla yoğunluğumuz başladı. Pazar günü daha da artmasını, pazartesi ve salı gününe kadar devam etmesini bekliyoruz. Trafik denetimlerinin artırılması bizim için de olumlu. Bu kontroller kazaların önlenmesi ve sürücülerin kurallara uyması açısından önemli" dedi. Uzun mesafeli seferlerde ek sefer düzenlenmediğini vurgulayan Kaplan, "Bayram öncesi uzun yol seferleri genelde dolu olur. Bu hatlarda ilave servis açılmıyor, bu yüzden biletler hızlı tükenebiliyor. Ancak çevre illere olan kısa mesafeli yolculuklarda yoğun talep olursa ek seferler düzenleyerek yolcularımızın mağdur olmamasını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Kaplan, özellikle dönüş yolculuklarının son günlere bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Yolcularımıza dönüş biletlerini de şimdiden almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
Samsun Cezaevinden kurtulmak için çocuk doğuran hırsızlar için hakimden çarpıcı başvuru: "İnfaz ertelemesi suistimal ediliyor" Kadın hükümlülere tanınan "çocuk nedeniyle infaz ertelemesi" uygulamasıyla ilgili Samsun’da yaşanan bir olay sonrası yargıdan dikkat çeken bir çıkış geldi. Bir hâkim, uygulamanın bazı kişilerce suistimal edildiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığı’na resmi başvuruda bulundu. 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16’ncı maddesi kapsamında, doğum yapmış ve çocuğu henüz 18 aylık olmayan kadınların hapis cezalarının infazı geçici olarak ertelenebiliyor. Ancak son yaşanan olaylar, bu düzenlemenin amacının dışına çıkarak kötüye kullanılabildiği yönünde tartışmaları gündeme taşıdı. Samsun’da evden hırsızlık suçundan yaklaşık 60 ayrı kaydı bulunan ve hakkında 65 yıl 10 ay 10 gün kesinleşmiş hapis cezası olduğu öğrenilen 8 çocuk annesi Saniye G., 13 yaşındaki oğluyla birlikte karıştığı hırsızlık olayının ardından yakalanarak tutuklandı. Daha önce en küçük çocuğunun yaşı nedeniyle cezası ertelenen kadının yeniden suç işlemesi dikkat çekti. Olayın ardından Saniye G.’yi tutuklayan Samsun 2. Sulh Ceza Hakimi, konuyu Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü’ne taşıdı. Hakimin dilekçesinde, şüphelinin 1995 doğumlu olduğu, hakkında kesinleşmiş infaz bekleyen 65 yıl 10 ay 10 gün hapis cezası bulunduğu ve bu cezaların infazından kurtulmak amacıyla kanundaki düzenlemeden yararlanmak için çok sayıda çocuk dünyaya getirdiği ifade edildi. Dilekçede ayrıca, somut olayda da görüldüğü üzere şüphelinin çocuklarını suçta kullandığına dikkat çekilerek, mevcut düzenlemede herhangi bir sınırlama bulunmamasının suç ve suçlulukla mücadelede zafiyet oluşturduğu vurgulandı. Hâkim, bu durumun yalnızca cezadan kaçınma değil, aynı zamanda suça meyilli bireylerin yetişmesine zemin hazırlayabileceğini belirtti. Hakim tarafından yapılan başvuruda, söz konusu kanun maddesine sınırlama getirilmesi gerektiği ifade edilerek, Türk Ceza Kanunu’ndaki bazı düzenlemelere benzer şekilde bu haktan yararlanmanın belirli bir sayıyla sınırlandırılması önerildi. Bu düzenlemenin, kamu düzeninin sağlanması, suçla mücadele ve cezaların caydırıcılığı açısından önem taşıdığına dikkat çekildi. Öte yandan, benzer olayların farklı illerde de yaşandığına işaret edildi. Samsun’da 64 suç kaydı bulunan 9 çocuk annesi Sibel Y. (34), hırsızlık suçlarından 24 yıl kesinleşmiş hapis cezasına rağmen yeniden suç işleyince 2025 yılında Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Ancak çocuğunun 3,5 yaşında olması nedeniyle serbest bırakıldığı öğrenildi. Bursa’da ise hırsızlık suçundan 63 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan Cansu A.’nın (30), 2023 yılında cezaevine girmemek için akrabasının yeni doğacak bebeğini kendi üzerine kaydettirmeye çalıştığı, bu girişimin polis ekiplerinin çalışmasıyla ortaya çıkarıldığı belirlendi. Uzmanlar ise infaz ertelemesi uygulamasının temel amacının çocukların korunması olduğunu ancak denetim ve sınırlama mekanizmalarının yetersiz kalması halinde hem toplum güvenliği hem de çocukların gelişimi açısından ciddi riskler doğurabileceğini belirtiyor. Yaşanan gelişmeler, "çocuk nedeniyle infaz ertelemesi" uygulamasının yeniden ele alınması gerektiği yönündeki tartışmaları alevlendirirken, gözler Adalet Bakanlığı’nın atacağı adımlara çevrildi.
Ankara Dışişleri Bakan Yardımcısı Gümrükçü: "Çanakkale Zaferi, bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, "Çanakkale Zaferi, tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda yurdun her köşesinden 50 binin üzerinde şehidimizle bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" dedi. Dışişleri Bakanlığı tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’nda anma programı düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edilerek, Dışişleri Bakanlığı’ndaki diplomatlara yapılan saldırılar sonucu şehit olanlar da anıldı. Törene katılan protokol üyeleri ve şehit yakınları, şehit kabirlerine karanfil bıraktı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Zeki Levent Gümrükçü, törende yaptığı açıklamada Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Şehitlerin fedakarlıklarının hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Gümrükçü, tüm şehitlerin hatıralarını ömür boyu yaşatacaklarını sözlerine ekledi. "Çanakkale Zaferi, bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" Cebeci Asri Mezarlığı’nda ve Türkiye’nin her köşesinde yatmakta olan şehitlerin aziz hatıralarını yaşatmak için ne gerekiyorsa yapacaklarını belirten Gümrükçü, "Her yıl 18 Mart’ta burada anlamlı tören için toplanıyoruz. Peki neden 18 Mart? Çünkü bugün aynı zamanda sadece Türk ulusunun geleceğini veya 1. Dünya Savaşı’nın gidişatını değil, bizzat dünya tarihinin akışını değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü. O zafer ki, Türk milletinin içindeki bağımsızlık ateşini ve inancını dost-düşman herkese en açık şekilde göstermiş ve ‘Çanakkale Geçilmez’ sözlerini hepimizin zihinlerine adeta kazımıştır. Çanakkale Zaferi, tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda yurdun her köşesinden 50 binin üzerinde şehidimizle bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" diye konuştu. "Türkiye, terörizmden en çok acı çekmiş ülkelerin başında gelmektedir" Türkiye’nin uzun zamandır terör örgütleri ve yandaşlarıyla mücadele ettiğinin altını çizen Gümrükçü, "Türkiye terörizmden en çok acı çekmiş ülkelerin başında gelmektedir ve ülkemizin terör belasıyla mücadelesi geçmişte olduğu gibi bugün de bütün kararlılığıyla devam etmektedir. Terörle mücadele deyince birçoğumuzun aklına öncelikle PKK ve FETÖ gibi terör örgütleri ve bu örgütlerin uzun yıllara yayılan hain saldırıları neticesinde kaybettiğimiz askeri, polisi, öğretmeni ve niceleriyle on binlerce masum vatandaşımız gelmektedir. Ancak burada ülkemizin terörle sınavının ilk olarak 1970’li yıllarda Bakanlığımız mensuplarına karşı yurt dışında gerçekleştirilen menfur suikastlarla başladığını hatırlatmak isterim" şeklinde konuştu. "Barışın elçisi olan diplomatlarımız şehit olmuş, çok sayıda mensubumuz yaralanmıştır" Türkiye’nin terörle ilk mücadelesini 1973 yılında vermeye başladığını ve hala vermeye devam ettiğini ifade eden Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nitekim bu organize saldırıların ilki, 1973 yılında Los Angeles’ta şehit verdiğimiz Başkonsolos Mehmet Baydar ve Konsolosumuz Bahadır Demir, Türkiye’nin yabancı kaynaklı terörizme verdiği ilk kurbanlar olmuştur. Maalesef bunu izleyen yıllarda da ‘ASALA’ ve ‘17 Kasım’ gibi terör örgütleri tarafından düzenlenen saldırılarda aslında barışın elçisi olan diplomatlarımız, kamu görevlilerimiz ve çocukları dahil 41 vatandaşımız şehit olmuş, çok sayıda mensubumuz yaralanmıştır."