ÇEVRE - 27 Kasım 2025 Perşembe 09:40

Adana’da son 52 yılın en kurak dönemi: Nehre ve kanallara su verilmiyor

A
A
A

Adana’da son 52 yılın en kurak dönemi yaşanırken su seviyesi azalan Seyhan Baraj Gölü’nden nehre ve kanallara su verilmemeye başlandı.

Meteoroloji verilerine göre Adana’da son 52 yılın en kurak dönemi yaşanıyor. Sonbaharın son günlerine gelinmesine rağmen çok az yağmur yağması kuraklığı daha da artırdı. Seyhan Baraj Gölü’nde kuraklık nedeniyle su seviyesi de iyice düştü. Gölde su azalınca Çukurova’nın bereketli topraklarını sulayan kanallara ve Seyhan Nehri’ne de su verilmemeye başlandı. Kenti ikiye bölen nehre su verilmeyince çirkin bir görüntü oluştu. Bölge dron ile de görüntülendi.

Adana’da son 52 yılın en kurak dönemi: Nehre ve kanallara su verilmiyor

"Yağmur olmaz ise suyumuz da yok"

Kuraklık endişesi yaşayan vatandaşlardan Mehmet Akağaçlı, "Yağmur, Adana’yı teğet geçti. Eskiden her şey daha güzeldi, yüksek apartmanlar yoktu, her yer yeşillik içindeydi. Şimdi ise bu binalar yüzünden yağış iyice azaldı. Yağmur olmadığı için sulama kanallarında su yok. Barajlarda ve her yerde su iyice azaldı. Yağmur olmazsa suyumuz da yok. Bu nedenle işimiz kötü" dedi. Turhan Çetin, "Yağmur iki gün yağdı ama devamı gelmedi. Kuraklık nedeniyle sulama kanallarında su yok, Seyhan Baraj Gölü’nde de sular çekiliyor" diye konuştu. Famze Karagöz’de "Adana’da keşke yağmur yağsa. Bir yağıyor, bir yağmıyor. Kuraklık var ve hava çok sıcak. Dün biraz yağış oldu. İnşallah her şey düzene girer" dedi.

Adana’da son 52 yılın en kurak dönemi: Nehre ve kanallara su verilmiyor

Fatih Keçe - Serkan Çetinkaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Zorlu’dan Netanyahu’ya sert tepki: "Türkiye’nin kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık var" NİĞDE (İHA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, "Katil Netanyahu’nun ve o zihniyetinin ortaya koyduğu iki tane önemli hedef olduğunu görüyoruz. Birincisi, devletimizin birliğini, iç cephesini hedef alan bir anlayış olduğunu görüyoruz. İkincisi de Türkiye’nin bölgesinde barış, huzur ve güven esaslı o diplomatik ve kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık olduğunu görüyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Altay köyünde düzenlenen Nevruz Bayramı etkinliklerine katıldı. Zorlu etkinlikte yaptığı konuşmada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Zorlu, "O mesajları okumaya bile dilim el vermiyor çünkü bizim için yok hükmündedir. Katil Netanyahu’nun ve o zihniyetinin ortaya koyduğu iki tane önemli hedef olduğunu görüyoruz. Birincisi, devletimizin birliğini, iç cephesini hedef alan bir anlayış olduğunu görüyoruz. İkincisi de Türkiye’nin bölgesinde barış, huzur ve güven esaslı o diplomatik ve kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık olduğunu görüyoruz" dedi. Türkiye’nin güçlü duruşunun rahatsızlık oluşturduğunu ifade eden Zorlu, "İşte bu bakımdan, Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizi saran bu ateş çemberine karşı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 86 milyon yurttaşımızı bu tehlikelerden bertaraf eden duruşunu neden ve nasıl devam ettirmeli, bu sorunun cevabını da aslında dün akşamki o hadsiz mesajlarda görüyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında yaptığı "iç cepheyi güçlendirme" vurgusuna dikkat çeken Zorlu, "Özellikle 2024 yılı Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği iç cephemizi güçlendirme vurgusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmekteyiz. İşte bugün Altay köyünde, Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Karabağ’dan Üsküp’e 300 milyona yaklaşan nüfusuyla büyük Türk dünyasının nasıl bir araya gelebildiğini hep birlikte görüyoruz. Çok şükür milletimiz güçlü liderliğimizin, güçlü devletimizin ve dayanışma ruhumuzun yanındadır. Çok şükür Türk dünyası bu gücün ve bu ilerleyişin yanında da olmaya devam edecektir" dedi. Konuşmasının sonunda Türk dünyasına yönelik politikalara da değinen Zorlu, "Hükümetimizin ve Cumhurbaşkanımızın başta olmak üzere bütün kurumlarımızla Türk dünyasına karşı yaklaşımımız çok nettir. Biz gönül coğrafyamızı bir bütün olarak kabul ediyoruz ve nerede olursa olsun kültürel zeminde birliğimizi tahkim etmenin, güçlendirmenin inanıyoruz ki bulunduğumuz her coğrafyada barış ve huzurun temeli olacağına yürekten inanıyoruz. İnşallah Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı olarak geçen yıl başlattığımız çalışmaları bundan sonra da devam ettireceğiz" şeklinde konuştu.