ASAYİŞ - 10 Ekim 2025 Cuma 09:43

Adana’da 18 işletmeye 280 bin TL vale cezası

A
A
A
Adana’da 18 işletmeye 280 bin TL vale cezası

Adana’da yönetmeliğe uygun vale hizmeti vermeyen 18 işletmeye toplam 280 bin TL ceza uygulandı. Polisin müşteri kılığında vale kimliği olmayan kişiyi suçüstü yakalaması anbean kameralara yansıdı.


Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Ahlak Büro Amirliği ekipleri, kent genelinde 38 iş yerinde denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde, yönetmeliğe aykırı şekilde vale çalıştırdığı tespit edilen 18 işletmeye toplam 280 bin TL idari para cezası uygulandı.


Polisin müşteri gibi valenin yanına gittiği, vale kimliği olmayan kişiyi suçüstü yakaladığı anlar da görüntülere yansıdı.



Adana’da 18 işletmeye 280 bin TL vale cezası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Yeni Zelandalı Yarbay Yardley: "(Çanakkale) Burada olmak beni çok onurlandırıyor" Çanakkale Kara Savaşları anma törenlerine katılmak için Yeni Zelanda’dan kente gelen Yarbay Conor Yardley, "Evlerine dönemeyip Türkiye topraklarında kalan insanlarımızın güvende olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor" dedi. Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yılında tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 25 Nisan sabahı şafak sökerken Anzak Koyu’nda düzenlenecek törenle Anzak askerleri anılacak. Avustralya Anıtı Lone Pine ve Conkbayırı’ndaki Yeni Zelanda Anıtı’nda da anma törenleri yapılacak. Anma törenleri için Yeni Zelanda’dan Çanakkale’ye gelen Yeni Zelanda Savunma Kuvvetleri’nde görevli Yarbay Conor Yardley, duygu ve düşüncelerini İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlattı. Yarbay Yardley, "Yeni Zelanda’yı ve Türkiye’yi temsil etmek, her iki ülkenin halkı adına buradaki şehitleri onurlandırmak için burada olmaktan çok gurur duyuyoruz. Haka, Aotearoa için (Yeni Zelanda’nın Maori dilindeki adı) ve halkımız için son derece önemlidir. Haka bir duygu ifadesidir; nasıl hissettiğimizin dışavurumudur. Bizden önce gelenlere saygı göstermenin güçlü bir yolu ve hikayeleri anlatmanın, duygularımızı, neler hissettiğimizi paylaşmanın bir biçimidir. Aynı zamanda hayatını kaybedenlere saygı göstermenin de bir yoludur. Hayatta olan ya da aramızdan ayrılmış insanları onurlandırmanın gerçekten içten ve tutkulu bir biçimidir" dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Anzak annelerine ve askerlerine hitaben tarihe geçen "Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar. Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar. Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır" sözleri hakkındaki düşüncelerinin sorulması üzerine duygulanan Yarbay Yardley, "Bu son derece dokunaklı ve oldukça kıymetli. Burada olmak beni çok onurlandırıyor. Evlerine dönemeyip Türkiye topraklarında kalan insanlarımızın güvende olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor. Bu bizim halkımız için gerçekten teselli edici ve çok özel bir şey" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Çanakkale’de öğrencilere ücretsiz süt ikramı Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Veterinerler Günü etkinlikleri çerçevesinde Çanakkale’de ilkokul öğrencilerine süt dağıttı. Dünya Veteriner Hekimler Günü etkinlikleri çerçevesinde Çanakkale Veteriner Hekimler Odası ev sahipliğinde Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu’nun katılımı ile Çanakkale Arıburun İlköğretim Okulu öğrencilerine süt dağıtım gerçekleştirildi. Eroğlu, "Öğrencilerimize süt ikramında bulunduk. Gerçekten çok sevindik" dedi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Cumartesi Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutlayacağız. Bu hafta Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler yapılıyor. Bize bağlı 72 veteriner hekim odamız var. Onlardan bir tanesi de Çanakkale’de. Çanakkale Veteriner Odasının davetlisi olarak buradayız. Bugün başka etkinlikler de var, onlara iştirak edeceğiz. Bu vesileyle Türkiye genelinde olduğu gibi bugün burada da Çanakkale merkezde Arıburun İlkokulunda öğrencilerimize süt ikramında bulunduk. Gerçekten çok sevindik" dedi. Öğrencilerin veteriner hekim tanımlarının moral verdiğini söyleyen Eroğlu, "Aynı zamanda moral de yüklendik. Çocuklarımıza veteriner hekimleri tanımlar mısınız diye her iki sınıfa da sordum. Yaklaşık 12 öğrencimiz bir tanım getirdi ki çok güzel: ‘Hayvanların tedavi ederler’, ‘Hayvanlar rahatsızlığında onları mutlu ederler’, ‘Hayvanları beslerler’, ‘Hayvanların bir yeri kırıldığında orayı tamir ederler’ falan gibi yorumlar yaptılar. Bu arada tabii ki kendi beslenmeleriyle ilgili de ifade edenler oldu. Bunlar bizi mutlu etti. Evet, veteriner hekimler gerçekten insan sağlığına hizmet ediyor. İnsanların daha sağlıklı bir yaşamı için, sağlıklı ve dengeli beslenmesi gerek. Hayvanların sağlıklı olması sayesinde sağlıklı gıdalar elde edilecek. Sağlıklı gıdalarla insanlar tükettiği zaman toplum sağlığı hedefini gerçekleştirmiş olacağız" diye konuştu. Hayvansal proteinin insanlar için önemine değinen Eroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bu yıl Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutlayacağımız günün teması ‘Veteriner Hekimler Gıda ve Sağlığın Korucularıdır’. Veteriner hekimler hem sağlıklı gıda için hem de sağlığın korunması amacıyla insan sağlığına hizmet ediyorlar. Burada da biz çocuklarımıza özellikle hayvansal proteinin önemi açısından bu yaştaki çocuklarımız için özellikle vurgulamak lazım. Hayvansal proteinin tüketilmesi gerekiyor. Bunu da sembolik olarak öğrencilerimize süt ikram etmek suretiyle gerçekleştirmiş olduk."
Düzce Doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmada kritik rol DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Eroğlu dünya peyzaj mimarlığı ayına dair açıklamalarda bulunarak peyzaj mimarlığının doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmada kritik rol oynadığını söyledi. Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Eroğlu, Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı ve 13 Mayıs Ulusal Peyzaj Mimarlığı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Peyzaj Mimarlığı mesleğinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Eroğlu, mesleğin tanınırlığının artırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi açısından bu tür özel günlerin önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı’nın, Amerikan Peyzaj Mimarları Derneği (ASLA) tarafından mesleğin kurucusu olarak kabul edilen Frederick Law Olmsted’in doğduğu ay olan Nisan ayında kutlandığını belirten Eroğlu, bu kapsamda peyzaj mimarlığının doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmadaki rolünün daha görünür hale geldiğini vurguladı. Türkiye’de peyzaj mimarlığı alanındaki örgütlenme sürecine de değinen Eroğlu, 1966 yılında Peyzaj Mimarisi Derneği ile başlayan sürecin, 13 Mayıs 1994 tarihinde TMMOB Genel Kurulu’nda Peyzaj Mimarları Odası’nın kurulmasının onaylanmasıyla daha güçlü bir yapıya kavuştuğunu belirtti. 2026 yılı Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı temasının "Kurakçıl Peyzaj ve Su Yönetimi" olarak belirlendiğini ifade eden Eroğlu, peyzaj mimarlarının doğal, kırsal ve kentsel alanları planlama, tasarlama ve yönetme süreçlerinde ekolojik sürdürülebilirliği esas aldıklarını dile getirdi. Peyzaj mimarlarının; iklim değişikliği, ekosistem dengesi, toplum sağlığı ve refahı gibi çok boyutlu konularda farklı disiplinlerle iş birliği içerisinde çalıştığını belirten Eroğlu, doğal ve kültürel ekosistemler arasındaki ilişkilerin sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alındığını ifade etti. Peyzaj: insan ve doğanın buluştuğu bir mozaik Peyzajı, farklı ekosistemlerin bir araya geldiği bir mozaik olarak nitelendiren Engin Eroğlu, bu bütüncül yapı içerisinde insan-doğa etkileşiminin dengeli bir şekilde yönetilmesinde peyzaj mimarlarının kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Değer üretmeye devam ediyor Türkiye’de peyzaj mimarlığı eğitiminin başlamasının 57. yılına ve Düzce’de bu eğitimin 32. yılına ulaşıldığını belirten Prof. Dr. Engin Eroğlu, Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nün Düzce Üniversitesi’nin ilk akredite bölümü olarak ilimize, bölgemize ve ülkemize değer katmaya devam ettiğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
Düzce Osmanlı’dan Cumhuriyet’e çocuk politikaları konuşuldu Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ile Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi tarafından, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen, "Ulusal Egemenliğin Dayanağı: Çocuklar" başlıklı panel öğrencilerin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu’nda ki phrograma; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Müzik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Haluk Yücel ve öğrencilerinin konseri ile başlayan panelin moderatörlüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabit Dokuyan gerçekleştirirken, Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Dr. Öğr. Üyesi Sibel Küçükkülahlı konuşmacı olarak yer aldı. Osmanlı döneminde çocukluk politikaları ve toplumsal yaklaşım Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar "Osmanlı Dönemi Çocuk Tarihi Çalışmaları" başlıklı sunumunda, çocukluk kavramının yalnızca bireysel bir gelişim süreci olarak değil; devletin ve toplumun çocuğa bakışını yansıtan bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Osmanlı’da çocuklara yönelik politikaların büyük ölçüde nüfus, vergi ve askerlik gibi devletin devamlılığını ilgilendiren unsurlar çerçevesinde şekillendiğini belirten Yaşayanlar, özellikle 19. yüzyılda çocuk nüfusunun artırılması ve korunmasına yönelik çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini vurguladı. Çocuk ölümlerinin azaltılması ve aşılama uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi adımların dikkat çektiğini ifade eden Prof. Dr. Yaşayanlar, toplumsal dönüşüm sürecinde çocuk yetiştirme, sağlık ve aile yapısına ilişkin bilinç oluşturmak amacıyla çeşitli yayınların çıkarıldığını da belirtti. Erken Cumhuriyet döneminde çocuk ve nüfus politikaları Programın ikinci konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Sibel Küçükkülahlı ise "Erken Cumhuriyet Döneminde Çocuk Politikası" başlıklı sunumunda ise, çocukluk kavramının modern dünyada ortaya çıkan bir anlayış olduğunu ve çocuğun bağımsız bir birey olarak kabul edilmesinin tarihi bir dönüşüm sürecinin sonucu olduğunu ifade etti. Erken Cumhuriyet döneminde çocuk nüfusunun korunması ve artırılmasının temel devlet politikalarından biri olduğunu vurgulayan Küçükkülahlı, savaşlar ve zor ekonomik şartlar nedeniyle çocuk ölümlerinin yüksek seviyelerde seyrettiğini ve bu durumun nüfus yapısını doğrudan etkilediğini belirtti. Cumhuriyet yönetiminin sağlıklı ve güçlü nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda sağlık politikalarına, aşılama çalışmalarına ve anne eğitimine büyük önem verdiğini ifade eden Küçükkülahlı, çocukların korunmasının yalnızca devletin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekerek konuşmasını tamamladı.