GÜNDEM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 10:10

Rektör Özölçer, Türkiye’nin En Büyük Öğrenci Kongresi’nde genç araştırmacılarla bir araya geldi

A
A
A
Rektör Özölçer, Türkiye’nin En Büyük Öğrenci Kongresi’nde genç araştırmacılarla bir araya geldi

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde ve Batı Karadeniz Üniversiteleri Birliği üyesi üniversitelerin paydaşlığında düzenlenen "Kocaeli Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Öğrenci Kongresi"ne katıldı. Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı öğrenci kongrelerinden biri olarak öne çıkan organizasyon, bilimsel üretimle kültürel etkileşimi aynı çatı altında buluşturdu.


Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen kongrenin açılışına; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş, Düzce Üniversitesi (DÜ) Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı ile birlikte çok sayıda akademisyen, idari personel ve öğrenci katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış programı, Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından sunulan dinletiyle devam ardından uluslararası öğrencilerin sahnelediği halk dansları gösterisi ile devam etti.


Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, kongrenin yalnızca akademik bir etkinlik olmanın ötesine geçtiğini vurgulayarak; öğrencilerin araştırmacı kimliklerini geliştirebilecekleri, disiplinler arası etkileşimin güçleneceği çok yönlü bir platform oluşturduklarını ifade etti. Cantürk ayrıca kongrenin "en bilimsel, en sosyal, en kültürel ve en eğlenceli" yönleriyle "EN’lerin kongresi" olma özelliği taşıdığını belirtti. Program kapsamında düzenlenen "Geleceğin Bilim İnsanlarının Yetiştirilmesi: Üniversiteler, Öğrenci Araştırmaları ve Yenilikçilik" başlıklı rektörler paneli, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Moderatörlüğünü SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın üstlendiği panelde; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer konuşmacı olarak yer aldı. Panelde; üniversitelerde bilimsel üretim kültürü, öğrenci araştırmaları, yenilikçilik ve sağlık, savunma, iklim gibi güncel konular ele alındı.


Rektör Özölçer: "Bilimin Işığında Yetişen Gençler, Geleceğin En Güçlü Teminatıdır"


Kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu ifadeleri dile getirdi:


"Bilimsel araştırma kültürünün erken yaşlarda benimsenmesi, güçlü ve sürdürülebilir bir akademik geleceğin en temel yapı taşlarından biridir. Bu anlamda, öğrencilerimizin bilimle kurduğu bağı güçlendiren böylesine kapsamlı ve nitelikli organizasyonlar oldukça kıymetlidir. Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve ülkemizin en köklü yükseköğretim kurumlarından Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin de paydaşı olduğu bu değerli kongre; genç araştırmacıların kendilerini ifade edebildikleri, farklı disiplinlerden bilim insanlarıyla etkileşim kurabildikleri ve yenilikçi fikirlerini ortaya koyabildikleri örnek bir platform olmuştur.


Bu duygu ve düşüncelerle böylesine önemli bir kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen başta Kocaeli Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk Hocam olmak üzere değerli Kocaeli Üniversitesi ailesine, organizasyonda emeği geçen tüm paydaş üniversitelere, katkı sunan akademisyenlere, araştırmacılara ve sevgili öğrencilerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Bu anlamlı organizasyona katılım sağlayan ve katkı sunan özellikle gençlerimizi tebrik ediyor, akademik kariyer ve bilim hayatı yolculuklarında başarılarının artarak devam etmesini en kalbî duygularımla temenni ediyorum."



Rektör Özölçer, Türkiye’nin En Büyük Öğrenci Kongresi’nde genç araştırmacılarla bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Canik’te Geleneksel Mangala Turnuvası başlıyor Samsun’un Canik ilçesinde geleneksel hale gelen Mangala Turnuvası, bu yıl da çocukları, gençleri ve aileleri aynı masa etrafında buluşturarak hem rekabeti hem de kültürel mirası yaşatmaya hazırlanıyor. Canik Belediyesi tarafından düzenlenen ve ilçede artık bir gelenek haline gelen Canik Mangala Turnuvası, 10 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da başlayacak birinci tur karşılaşmalarıyla start alacak. Canik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyonda, katılımcılar strateji ve zekâ gerektiren bu kadim oyunda kıyasıya mücadele edecek. Turnuvaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, mangalanın sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda kültürel bir miras taşıdığını vurgulayarak, "Canik Mangala Turnuvası’yla sevince ortak oluyor, aile içi iletişimin güçlendirilmesine katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. 4 bin yıllık geçmişiyle dikkat çeken ve UNESCO tarafından "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" olarak tescillenen mangalanın, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde bilişsel gelişime katkı sunduğuna dikkat çekilirken, turnuva kapsamında çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerin de düzenleneceği belirtildi. Canik’te her yıl yoğun ilgi gören turnuva, bu yıl da ailelerin katılımıyla hem rekabet hem de dayanışma atmosferi oluşturacak şekilde gerçekleştirilecek.
İstanbul Bakır yerine kaldırım taşı dolandırıcılığı davası devam ediyor Çin’e gönderilmesi gereken bakır külçeler yerine kaldırım taşı gönderilerek, 36 milyon dolarlık vurgun yapıldığı iddiasıyla açılan dolandırıcılık davası devam ediyor. Davada müşteki avukatı olarak görev yapan ve davaya ilişkin açıklamalarda bulunan şikayetçi firma avukatı Kazım Yiğit Akalın, "Tek bir mağdura karşı Cumhuriyet tarihinde işlenen en büyük dolandırıcılık suçu. Tam 36,5 milyon dolar. Başka büyük suçlar var ama onlarda birçok mağdur var. Bu konuda tek bir mağdur var. Bu suçu işleyen kişi hakkında adli kontrol yurt dışı yasakları bile kalktı" dedi. Çin’e bakır yerine kaldırım taşı göndererek 36 milyon dolarlık vurgun yaptığı iddia edilen ve Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edilirken, mahkeme, yabancı şirketlerin Çin ile bağlantı noktasının açıklanmadığı, evrakta şirketin Çince adı, kayıtlı adresi, irtibat kişisi ve iletişim bilgileri gibi detaylı bilgilere yer verilmediği, belgelerin ve olay özetinin ayrıntılı olarak açıklanmadığı gerekçesiyle resmi makamlardan gelecek yazının beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşmasının 22 Ekim’de görüleceği davaya ilişkin ise dolandırılan firmanın avukatı Kazım Yiğit Akalın açıklamalarda bulundu. "Çin’e 7 gemi ile bakır gidecekti, açıldığı zaman kaldırım taşı olduğu tespit edildi" Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Kazım Yiğit Akalın, "Birleşen bir dava vardı. 10 sanık dinlendi. Bakır yerine kaldırım taşı çıktığını gören tanıklar dinleniyor. Önümüzdeki celsede tanıkların dinlenmesine devam edilecek. Kaldırım taşlarını ilgili fabrikaya taşıyan şoförler dinlenecek. Aslında dosya sonuçlandı ama mahkeme bu konuda ısrarcı oldu. Çin’e 7 gemi ile bakır gidecekti. Çin’de konteynerler açıldığı zaman kaldırım taşı olduğu tespit edildi. Buna ilişkin olarak, müvekkil olan firma da konuya dair girişimlerde bulundu. Çin’de noterlik kurumu gibi bir kurum var. Bu kurum gemi ile gelenlerin kaldırım taşı olduğunun tespitini gerçekleştirdi. Mahkeme de Çin adli makamlarına yazı yazarak, orada yapılan tespitlerin tercümesini istedi. Noterlik kurumunun gerekli yetkilendirmesinin olup olmadığına dair, gerçekten bir noter mi değil mi buna ilişkin bir resmi belge istendi. Aslında biz bunların hepsini tercümeli bir şekilde sunmuştuk" dedi. "Her şey fotoğraflandı, tutanak altına alındı ve açıkça kaldırım taşı yazıldı" Konteynerler daha gitmeden iki farklı konteynerde aynı ikiz mührün vurulduğunun tespit edildiğini belirten Akalın, "Gümrük bunda bir yanlışlık olduğunu görünce durdurdu. İkiz mühürlü iki konteyner de orada bulunan görevliler tarafından açıldı. Açıldığı zaman zaten kaldırım taşları ortaya çıktı. Bunların hepsi fotoğraflandı, tutanak altına alındı ve açıkça kaldırım taşı yazıldı. Daha sonra firma o konteynerleri dışarı çıkardı. Daha sonra bunun da tespiti yapıldı. Buna dair de tanıklar dinlendi. Konteynerler yakın bir park alanına çekildi. O ikiz mühürler sökülerek, yerine iki farklı mühür takılarak, birkaç sonra gümrük sahasına tekrar sokuldu. Bu şekilde tekrar Çin’e gönderildi. Aslında Türkiye’de hepsi tespit edildi. Kaldırım taşlarını üreten firmanın sahibi, kaldırım taşı olarak satıldığını ve bu firmaya naklettiğini anlattı. Tanıklık yaparak, şu kadar milyonluk ürün sattım dedi. Bu ürünü sattıkları firmanın kaldırım taşlarını kullanmasının mümkünatı yok. Ortada bu kadar delil varken hala Çin’de ısrar ediliyor. Kabul etmek mümkün değil ama maalesef şu anda mahkemenin böyle bir tutumu var. Tek bir mağdura karşı Cumhuriyet tarihinde işlenen en büyük dolandırıcılık suçu. Tam 36,5 milyon dolar. Başka büyük suçlar var ama onlarda birçok mağdur var. Bu konuda tek bir mağdur var. Bu suçu işleyen kişi hakkında adli kontrol yurt dışı yasakları bile kalktı" ifadelerini kullandı. İddianameden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, merkezi İsviçre’de bulunan şirket ile Tekirdağ’da bulunan şirket arasında saf bakır alımına ilişkin sözleşme yapıldığı belirtildi. Sözleşme gereği saf bakırların Tekirdağ’dan Çin’in Lianyungang kentine 36 milyon dolar ödeme karşılığında gönderileceği anlatıldı. İddianamede, sevkiyatın ulaştığı sırada konteynerlerde saf bakır yerine maddi değeri olmayan kaldırım taşları gönderildiğinin tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Savcılık, örgüt yöneticisi oldukları öne sürülen sanıklar Hasan Kayacıköse ile Soner Çokyiğit’in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından 33 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Diğer sanıklar Saime Çokyiğit, Dursun Çokyiğit, Muammer Karaman, Orhan Mollaoğlu, Ferhat Ulusoy, Başak Yeşilbaş, Sinan Çokyiğit, Ufuk Çatalbaş, Tayfun Gıcır, Ramazan Öner ve Vedat Ulusoy’un ise "örgüte üye olma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından ayrı ayrı 29 yıl 3 aya kadar hapisleri istendi. Sanıklar Sedat Uzun, Çağrı Koçoğlu ve Bora İbiş hakkında ise "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme", "nitelikli dolandırıcılık" ve "zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik" suçlarından aynı oranda hapis cezası talep edildi.
İstanbul Küçükçekmece’de silahlı saldırıda ölen Muhammet Mutluay davasında olay yerinde keşif yapıldı İstanbul Küçükçekmece’de halı sahaya giderken maskeli şahısların açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Muhammet Mutluay davasında bugün olay yerinde keşif yapıldı. Mutluay ailesi ve avukatları, sanıkların "olası kast" ile değil "kasten öldürme" suçundan yargılanmasını talep etti. İstanbul Küçükçekmece’de 30 Ekim 2024’te yaşanan olayda çalıntı araçtaki maskeli şahıslar çevreye rastgele ateş açmış, o sırada arkadaşlarıyla halı sahaya gitmek için başka bir otomobille yoldan geçen Muhammet Mutluay başına isabet eden kurşunla yaşamını yitirmişti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıkların eylemi "olası kast" ile gerçekleştirdiği belirtilmişti. 19 yaşındaki Muhammet Mutluay’ın ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırıyla ilgili davada kritik bir gelişme yaşandı. Mahkeme heyeti, ailenin talebi üzerine olay yerinde bilirkişi eşliğinde keşif gerçekleştirdi. "Doğrudan aracı hedef aldılar" Keşif sonrası açıklamalarda bulunan Mutluay ailesinin avukatı Şeyda Karayazgan, iddianamedeki suç vasfına itiraz ettiklerini belirtti. Karayazgan, "Dosyayı incelediğimizde şüphelilerin doğrudan aracı hedef alarak ateş ettiklerini net bir şekilde görüyoruz. İddianame her ne kadar olası kast üzerinden düzenlenmiş olsa da bu incelemelerden sonra suçun ’doğrudan kast’a döneceğine inanıyoruz. Evladımızı göz göre göre öldürdüler" dedi. "Tasarlayarak ve kastla hareket ettiler" Ailenin diğer avukatı Ertuğrul Aydoğan ise sanıkların olay yerine hazırlıklı ve maskeli geldiklerine dikkat çekerek, "Sanıklar buraya belli bir hazırlık yaparak geldiler. Dolayısıyla eylemi tasarlayarak gerçekleştirdiler. Öldürme kasıtlarının olduğu ve tüm eylemlerini doğrudan bu amaçla yaptıkları sabittir" ifadelerini kullandı. "Bu kasten işlenen bir cinayettir" Oğlunu kaybeden baba Tanju Mutluay, adaletin yerini bulmasını beklediklerini vurguladı. Keşif sonucunda suçun kasten işlendiğinin tescilleneceğini umduğunu belirten acılı baba, "Bu zaten kasten işlenen bir cinayettir. Temennimiz sanıkların en ağır cezayı almalarıdır. Sadece failler değil; uyuşturucu temini sağlayanlar ve suç aleti satanlara yönelik cezalar ağırlaştırılmadıkça maalesef her akşam yeni bir ölüm haberi dinlemeye devam edeceğiz" dedi.