KÜLTÜR SANAT - 26 Nisan 2026 Pazar 14:41

BEUN’dan Teoman Duralı’ya Vefa: Çocukluk Evi Müze Oluyor

A
A
A
BEUN’dan Teoman Duralı’ya Vefa: Çocukluk Evi Müze Oluyor

Türk düşünce dünyasının öncü isimlerinden, felsefenin yerli ve millî sesi, mütefekkir Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın hatırası, doğup büyüdüğü topraklarda yeniden hayat buluyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin (BEUN) girişimleriyle hazırlanan "Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle kabul edilerek resmiyet kazandı.


24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11201 sayılı kararnameyle; Zonguldak’ın Kilimli ilçesi KuzyakaMahallesi’nde bulunan ve Prof. Dr. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği ev; eğitim, kültür ve müze faaliyetlerinde kullanılmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine tahsis edildi. Böylece Türkiye’de bir filozofun çocukluğunu geçirdiği evin bilimsel ve entelektüel bir merkeze dönüştürülmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu.


Projenin temel amacı; Ş. Teoman Duralı’nın düşünce dünyasını, onun yetiştiği mekânda yaşatarak gelecek nesillere aktarmak. Bu yönüyle proje yalnızca bir müze değil, aynı zamanda yaşayan bir düşünce merkezi olma özelliği taşıyor.


Kuzyaka’daki bu yapı, yılın 365 günü aktif olacak şekilde; akademi ile halkı buluşturan, Zonguldak’ı felsefe ve bilim alanında temsil edecek dinamik bir mekân olarak tasarlandı. Müze bünyesinde oluşturulacak hafıza mekânında, Prof. Dr. Teoman Duralı’nın şahsi eşyaları, el yazması notları ve zengin kütüphanesi titizlikle korunarak sergilenecek; böylece ziyaretçilere yalnızca bir yaşam öyküsü değil, bir düşünce evreni deneyimleme imkânı sunulacak.


Bu anlamlı dönüşüm, aynı zamanda Prof. Dr. Duralı’nın doğup büyüdüğü topraklara duyduğu derin bağlılığın da somut bir yansıması niteliği taşıyor. Nitekim Duralı, Zonguldak’a olan aidiyetini şu sözlerle dile getirir:


"Ben doğma büyüme Zonguldaklı olduğumdan ötürü buraya duygularla bağlı bir kişiyim. Yeşilin maviyle karıştığı dünya güzeli bir yöreden çıktım ve bununla ömür boyu gurur duydum. Hayatımda hiçbir yer bana Zonguldak’tan daha güzel görünmedi."


Projenin Kalbi: Hafıza Mekânı, Dijital Arşiv ve Açık Bilim


Projede öne çıkan başlıklar, Türkiye’de örneğine az rastlanır bir vizyon ortaya koyuyor: Hafıza Mekânı: Duralı’nın kişisel eşyaları, el yazmaları ve kütüphanesi sergilenerek genç kuşaklara ilham veren bir atmosfer oluşturulacak. Dijital Arşiv: "Bir Filozofun Anatomisi" projesiyle tüm eserler dijital ortama aktarılacak, kavramsal bir veri tabanı kurulacak. Halka Açık Bilim: Seminerler, paneller ve "Düşünce Atölyeleri" ile akademik bilgi toplumla buluşturulacak. Düşünce Merkezi: Yerel kültür ile bilimsel düşünceyi harmanlayan, eleştirel düşünmeyi teşvik eden bir platform oluşturulacak. Sürekli Dinamik Yapı: Sergiler, okuma grupları ve etkinliklerle yaşayan bir enstitü modeli hayata geçirilecek.


BEUN’dan Duralı’ya Fahri Doktora ile Aziz Hatırasına Değer Bilimsel Etkinlikler ve Faaliyete Geçen Çalışmalar


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi de Duralı’nın mirasını yaşatmak adına önemli adımlar attı. 28 Nisan 2016 tarihinde 66. Hükûmet Millî Eğitim Bakanı, 28. Dönem AK Parti Ordu Milletvekili ve dönemin Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer başkanlığında toplanan senato kararıyla Türkiye’de ilk kez biyoloji felsefesi çalışmalarını başlatan ve Türk düşünce hayatına yön veren katkıları dolayısıyla Duralı’ya, fahri doktora payesi verilmesi kararlaştırıldı. Bu anlamlı paye, 6 Nisan 2017 tarihinde düzenlenen törenle kendisine takdim edildi. Yine aynı gün üniversite bünyesinde açılan Teoman Duralı Çalışma Salonu, onun akademik mirasının kurumsal düzeyde yaşatılmasının ilk somut adımlarından biri oldu.


2022-2025 yılları arasında ise BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in öncülüğünde Duralı’nın düşünce dünyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla kapsamlı etkinlikler düzenlendi. "Tanıklarla Teoman Duralı’nın Düşünce Dünyası" paneli, "Görgü ve Bilgi Arasında: Teoman Duralı’yıAnlamak" başlıklı program, "Metafizik Sonrası Metafizik Tartışmaları - Yeni Ontolojilere Doğru" etkinliği ve 77’nci doğum yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "Bir Şair, Bir Seyyah, Bir Kaşif, Bir Filozof Teoman Duralı" paneli ile "Bir Filozofun Dünya Nöbeti: Teoman Duralı" sergisi; onun fikir mirasını çok boyutlu bir perspektifle ele aldı.


Prof. Dr. Duralı’nın Adı ve Mirası Yaşatılıyor


Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 16 Nisan 2025 tarihli ve 9724 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine Teoman Duralının adı verildi ve bu karar 17 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bunun yanı sıra Haziran 2025’te Duralı’nın vasiyeti doğrultusunda üniversite bünyesinde Felsefe Bölümü açıldı ve 2025-2026 akademik yılı itibarıyla ilk öğrencilerini bünyesine kattı.


Bugün hayata geçirilen Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi ise tüm bu çalışmaların zirve noktası olarak; Duralı’nın yalnızca hatırasını değil, düşünce dünyasını da yaşayan bir mirasa dönüştürmeyi hedefliyor.


Rektör Özölçer: "Bu eser; ilme vefa, geleceğe yapılan güçlü bir yatırımdır"


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, projenin kabulüne ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri dile getirdi:


"Enerjinin ve sanayinin başkenti Zonguldak’ımızın yetiştirdiği mümtaz bir ilim ve fikir insanı olan merhum Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı hocamızın aziz hatırasını, bizzat çocukluğunu geçirdiği mekânda yaşatacak bu kıymetli projenin hayata geçmesi bizler için tarifsiz bir gurur ve derin bir vefa vesilesidir. Bu çalışma yalnızca bir yapının tahsisi değil; aynı zamanda ilme, irfana, düşünceye ve köklü medeniyet birikimimize sahip çıkmanın güçlü bir nişanesidir.


Hocamız; derin felsefi birikimi, disiplinlerarası yaklaşımı ve yetiştirdiği kıymetli öğrencileriyle sadece ülkemizin değil, insanlık düşünce tarihinin de müstesna şahsiyetlerinden biri olmuştur. Onun fikir dünyasını çocukluğunu geçirdiği evde yaşatmak; geçmiş ile gelecek arasında sahih, güçlü ve kalıcı bir köprü kurmak anlamına gelmektedir. Bu yönüyle Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi, üniversitemizin ilmi vizyonunu toplumla buluşturan, yaşayan ve üreten bir düşünce merkezi olacaktır.


Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde yüksek tensipleriyle bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, üniversitemiz ve Zonguldaklı hemşehrilerimiz adına sonsuz şükranlarımı arz ediyorum.Süreç boyunca anlamlı gayretleri ve destekleri ile bizleri onurlandıran 29. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop’a içtenlikle teşekkür ediyorum.


Süreç boyunca desteklerini esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Yükseköğretim Kurulu ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum.


Ayrıca bu kıymetli projenin fikirden uygulamaya uzanan her aşamasında büyük bir özveriyle çalışan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailemize gönülden teşekkür ediyorum. Hocamızın kıymetli emaneti olan değerli evladı, Medipol Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Duralıile hocamızın muhterem ailesine destekleri ve katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yine hocamızın seçkin talebelerinden, ülkemizin yetiştirdiği müstesna ilim insanlarından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na ve şehrimizin değerli iş insanlarından, merhum hocamızın kıymetli öğrencilerinden Veysel Bircan’a da bu süreçte verdikleri katkılar için en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum.


İnanıyorum ki bu müstesna eser; yalnızca Üniversitemizin ve Zonguldak’ımızın değil, ülkemizin düşünce hayatına yön veren, gençlerimize ilham olan, ilmi üretimi teşvik eden bir merkez hâline gelecek; hocamızın mirası, burada yetişecek nesillerle yaşamaya devam edecektir. Bu çok kıymetli eserin başta Üniversitemiz olmak üzere Zonguldak’ımıza, yükseköğrenim camiamıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum."


Zonguldak, Felsefenin Yeni Adresi Olmaya Hazırlanıyor


Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi, sadece bir anma değil; geleceğe kurulan güçlü bir köprü. Bu adım, Zonguldak’ı sanayi ve ekonominin dışında bir "ilim ve kültürşehri" kimliğiyle öne çıkaracak olup, Türkiye’de bilim ve felsefe kültürünün güçlenmesine de önemli katkı sağlayacağı öngörülüyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Burak Özçoban: "Kongrede aday değilim" Özbelsan Sivasspor Başkanı Burak Özçoban, "Ben ve yönetici arkadaşlarımız ciddi şekilde yorulduk. Yeni adaylar bekliyoruz. Aday olmak gibi bir düşüncemiz yok. Ben şu an aday değilim" dedi. Trendyol 1. Lig ekibi Sivasspor’da Başkanı Burak Özçoban, Sivas 4 Eylül Stadyumu’nda mayısta düzenlenecek olan kongre sürecine dair bir basın toplantısı düzenledi. Burada açıklamalarda bulunan Özçoban, "Evimizde son maçımızı oynadık ve galibiyetle ayrıldığımız için mutluyuz. Bu sezon Temmuz’dan itibaren yönetime geldik. Kasımda bir başkan değişikliği oldu. Daha sonra Osman hocayı gönderdik. Mehmet hoca gelmişti. Mehmet hocadan sonra malum olaylar yaşandı. 9 dosya geldi, transfer yasakları geldi. Borcumuz da çoktu. Şehrin büyükleriyle istişare ettik. Abdullah Güler başkan sağ olsun bize çok destek oldu. Rey Manaj, kaleci Gökhan Akkan ve Okoronwo’yu transfer ettik. Daha sonra İsmet Taşdemir hocamızı getirdik. Güzel bir ivme oldu ve play-off’u kaçırdık maalesef" diye konuştu. "Çok yorulduk" Geçtiğimiz hafta futbolculara ödeme yaptıklarını ifade eden Özçoban, "Bizim derdimiz mali açıdan kulübü sürdürülebilir hale getirmekti. Kulübü son dakikada birçok sıkıntıdan kurtardık. 3 puanımız silinecekti ama onları son dakika halettik. Geçen haftada yönetimden 3-4 kişiyle birlikte ödemeler yaptık. Yoksa kulübe yine transfer yasağı gelecekti. Bu sene böyle geçti. Çok yorulduk, uğraştık. Yanımızda olan herkese teşekkür ediyoruz. Seneye inşallah bu takım hak ettiği yerlere gelir" ifadelerini kullandı. "Aday değilim" Bir gazetecinin, "Haziran’da düzenlenecek olan genel kurulda aday olacak mısınız?" sorusuna Özçoban, "Bizim olağan genel kurulumuz var haziranın ilk haftasında planlanıyor. Ben ve yönetici arkadaşlarımız ciddi şekilde yorulduk. Yeni adaylar bekliyoruz. Aday olmak gibi bir düşüncemiz yok. Şehrin önde gelenleri ile bir görüşme yapacağız. Şu anda toplamda 320 milyonluk bir borcumuz var. Ben şu an aday değilim" yanıtını verdi.
Muğla Fethiye Babadağ Ultra Maratonu tamamlandı Muğla’nın Fethiye ilçesinde Ölüdeniz’in eşsiz doğasında gerçekleştirilen Babadağ Ultra Maratonu tamamlandı. Yerli ve yabancı sporcuların yoğun katılımıyla gerçekleşen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Rusya, Belçika, Ukrayna, Norveç, Polonya, İspanya, Bermuda, Avusturya ve Finlandiya başta olmak üzere toplam 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun yer aldığı maraton, 2 gün boyunca 1000’den fazla sporcuyla uluslararası bir spor şöleni atmosferi oluşturdu. Babadağ Ultra Maratonu, yalnızca profesyonel sporcuların değil, her yaştan katılımcının ilgisini çekti. Sabah saat 09.00 itibarıyla başlayan 5K Ölüdeniz Run ve 14K Kayaköy History Run kategorilerinin ardından 23 Nisan’a özel düzenlenen Çocuk Koşusu ile etkinlik alanı adeta festival havasına büründü. Dereceye girenler belli oldu 5K Ölüdeniz Run kategorisinden Erkekler de Emre Sevinç birinciliği alırken, Mehmet Aydıngör ikinci ve Yiğit Berk Kurular üçüncü oldu. Kadınlarda ise birinci Elif Karabulut Dağdelen, ikinci Gökçe Bakar ve üçüncü Zehra Seda Yıldız oldu. 14K Kayaköy History yarışında finali gören ilk isim Gökhan Gündoğan olurken, yarışı Uğur Pehlivan ikinci, Ramis Nuraliev ise üçüncü sırada tamamlandı. Kadınlarda ise birinci Elmira Ravilova, ikinci Esra İlik üçüncü ise Ayşe Elifnaz Erbilgin oldu. Babadağ Ultra Maratonu Genel Koordinatörü Sadık Özdemir, maratona sadece sportif bir kimlik kazandırmakla kalmadıklarını, aynı zamanda sosyal sorumluluk yönünü de güçlendirdiklerini söyledi. Organizasyon kapsamında kadın girişimciler tarafından hazırlanan yöresel lezzetlerin katılımcılara sunulduğunu belirten Özdemir, bu satışlardan elde edilen gelirin DMD kas hastası Yusuf Eymen yararına kurulan stantlar aracılığıyla bağışa dönüştürüldüğünü aktardı. Özdemir, bu yönüyle etkinliğin yalnızca bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve farkındalık oluşturan önemli bir platform haline geldiğini vurguladı. Öte yandan Özdemir, spor turizmi kapsamlarında bu tarz organizasyonlar yapmaya devam edeceklerini dile getirdi.