POLİTİKA - 30 Ekim 2025 Perşembe 18:21

BEUN’da ilk ders 29. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan

A
A
A
BEUN’da ilk ders 29. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Akademik Yıl açılış töreninde konuşan 29. TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Türkiye kavramının Türkiye’den büyük olduğuna dikkat çekti. Şentop, "Gençlerimizin yaşayacağı Türkiye, çok etkili, güçlü, sözü, kararı daha da fazla önemsenen bir Türkiye haline gelecek" şeklinde konuştu.


BEUN 2025-2026 Akademik Yılı açılışı 29. TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı YİK Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop’un "Hukuk ve Hayat" konulu ilk dersi ile başladı. Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen akademik yılı açılış törenine Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saadet Oruç’un yanı sıra Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, protokol üyeleri, davetli üniversite rektörleri, akademisyenler, öğrenciler katıldı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı’nın okunduğu açılış program konser ile devam etti.


Açılış konuşmasını yapan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitelerin ilimle yoğrulmuş, sevgi ve saygıyla yönünü tayin etmiş, ahlak ve erdemle donanmış; vatan, bayrak ve millet sevdasıyla bezenmiş genç dimaların en kıymetli hazinesi olduğunu söyledi. Özölçer, "Cumhuriyetimizin ilk üniversitesi olma onurunu taşıyan üniversitemiz, 1924 yılında Maden Mühendishanesi ile başlayan köklü eğitim yolculuğunda bugün sağlıktan, insan ve toplum bilimlerine; sanattan spora, eğitimden iktisadi ve beşeri bilimlere kadar uzanan geniş bir alanda öncül bir yükseköğretim kurumu haline gelmiştir" şeklinde konuştu.



"Madalyon ters döndüğünde onunla karşılaşıyoruz"


Hukuk ve hayatı madalyonun iki yüzü olarak tanımlayan Şentop, "Hayat somut iken hukuku farkedebilmemiz daha çok. Fakat somuttan soyuta doğru gittikçe yaşadıklarımız ve karşılaştığımız olaylar hukuk daha görünür hale geliyor. Her zaman biz bunu fark etmiyoruz, hissetmiyoruz ama bu var. Ne zaman bir yanlışlık olduğunda, madalyon ters döndüğünde onunla karşılaşıyoruz. Hukuk sadece kuralları koyanların, kuralları uygulayanların, kurallara uyulmadığı takdirde bu uygunluğu denetleyenlerin, yargılayanların işi değil. Hukuk daha çok aslında vatandaşı hukukçuların dışındaki insanları ilgilendiriyor" diye konuştu.



"Türkiye tasavvuru, Türkiye’den büyük"


Şentop, Türkiye’nin dışarıdan algısının içeriden daha olumlu olduğuna dikkat çekerek gençlere ve ülkeye güven çağrısı yaptı. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda çok etkili, güçlü, sözü ve kararı daha fazla önemsenen bir ülke haline geleceğine dikkat çeken Şentop, şu ifadelere yer verdi:


"Dünyada genel olarak Türkiye’de yaşayanların katılmadığı bir anket çalışması yapılsa, Türkiye’nin büyüklüğü, gücü ile ilgili olumlu- olumsuz, iki seçenek sunulsa olumlu oran Türkiye içinde aynı oylama yapıldığı zaman çıkandan daha yüksek çıkacaktır. Onun için Türkiye’yi eleştirenler olduğunda, kendilerine soruyorum, ‘en son yurtdışına ne zaman çıktınız?’ Yurtdışından Türkiye’nin görünüşü çok farklı. Kendimize haksızlık ediyoruz derken bahsettiğim şey bu. Türkiye tasavvuru, Türkiye kavramı, Türkiye’den büyük. Türkiye deyince insanların zihninde canlanan algı, Türkiye’den büyük. O yüzden bilhassa gençlere, kendilerine güvenmelerini söylerken, bu ülkeye güvenmelerini, bilhassa teyit etmek isterim. Avrupa veya Amerika’da gerek lise gerek üniversite öğrencileriyle karşılaştığınızda Türkiye’deki öğrencilerin toplamı, ortalaması itibariyle çok daha iyi bir düzeyde olduğunu görüyoruz. Geleceğe dair ümitlerimizi bu anlamda güçlü bir şekilde muhafaza etmemiz lazım. Bundan, 20 sene, 30 sene, 50 sene sonraki Türkiye’nin, buradaki gençler o Türkiye’nin yöneticileri olacaklar, bugüne göre dünyada çok daha müessir, çok daha etkili bir ülke haline geleceğine inanıyorum. Bu inancın bir hayalden ibaret değil. Bizzat yaşadığım birçok olay, bu inancı destekliyor. Bilgiye dayanarak söylüyorum, büyük bir ümit içerisindeyim. Gençlerimizin yaşayacağı Türkiye, çok etkili, güçlü, sözü, kararı daha da fazla önemsenen bir Türkiye haline gelecek."


İlk dersin ardından Rektör Özölçer, Şentop’a hediye takdiminde bulundu. Akademik yılı açılış töreni hatıra fotoğrafının ardından son buldu.



BEUN’da ilk ders 29. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.