GÜNDEM - 11 Şubat 2026 Çarşamba 08:55

Van TSO’dan oda başkanlarına hayırlı olsun ziyareti

A
A
A
Van TSO’dan oda başkanlarına hayırlı olsun ziyareti

Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Yönetim Kurulu, seçimi tamamlanan meslek odalarına ve Van Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığına hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdi.


Van TSO Başkanı Necdet Takva, Başkan Yardımcıları Mehmet Değer ve Serdar Balandi, Yönetim Kurulu Sayman Üye Burak Gültepe, Yönetim Kurulu Üyeleri Reşit Yaren, Mahmut Köroğlu, Kadir Gülgeldi ve Fahri Borak ile Yönetim Kurulu Danışmanı Emre Küçükgökçe’den oluşan heyet; yedi ziyaret yaptı.


Van TSO heyeti ziyaretler kapsamında; Van Marangozlar, Mobilyacılar ve Keresteciler Esnaf Odası Başkanı Uğur Çelik, Van Berberler ve Kuaförler Esnaf Odası Başkanı Barış Işık, Van Terziler, Konfeksiyoncular, Kunduracılar ve Giyim Sanatkârları Esnaf Odası Başkanı Niyazi Emin, Van Kahveciler, Kıraathaneciler ve İnternetçiler Esnaf Odası Başkanı Adem Tuncil, Van Bakkallar, Bayiler, Büfeciler, Kantinciler ve Manavlar Esnaf Odası Başkanı Eser Adıyaman, Van Demirciler, Tornacılar ve Tamirciler Esnaf Odası Başkanı Kenan Akalın, Van Organize Sanayi Bölgesi (Van OSB) Başkanı Memet Aslan ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi.


Ziyaretlerde; kentin sorunlarına yönelik ortak akıl ile hareket edilmesi ve odalar arası işbirliği konuları istişare edildi.



Van TSO’dan oda başkanlarına hayırlı olsun ziyareti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Gülnar’ın 50 yıllık su sorunu çözüldü Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Ilısu İçme Suyu Projesi ile Gülnar ilçesinin yıllardır süregelen içme suyu sorunu çözüldü, 14 mahalle kesintisiz suya kavuştu. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in sözünü verdiği ve geçtiğimiz haziran ayında açılışı yapılan Ilısu İçme Suyu Projesi, Gülnar’ın yarım asırlık su sorununa çözüm oldu. Son yıllarda yaşanan kuraklık ve kar ile yağmur yağışlarının azalması nedeniyle ilçede artan su sıkıntısı, proje sayesinde giderildi. Yaz aylarında yaylalara çıkan vatandaşlarla birlikte nüfusun önemli ölçüde arttığı Gülnar’da, daha önce su dönüşümlü olarak veriliyordu. MESKİ’nin çalışmasıyla kesintili ve yetersiz su sorunu sona erdi. Proje kapsamında merkezde Saray, Hacıpınar, Akdeniz ve Ayvalı mahalleleri ile kırsalda Köseçoban, Dayıcık, Demirözü, Konur, Çukurkonak, Mollaömerli, Üçoluk, Örtülü, Kurbağa ve Sarıkavak mahalleleri kesintisiz içme suyuna kavuştu. MESKİ Gülnar-Aydıncık İşletme Şube Müdürü Mehmet Duran, projenin detayları hakkında bilgi vererek, suyun Ilısu Mahallesi’ndeki kaynaktan alındığını belirtti. Duran, "Ilısu Mahallesi’nden üç farklı lokasyonda bulunan pompa tesislerimizde yaklaşık 28 kilometrelik isale hattıyla Köseçobanlı Mahallesi’nde bulunan 300 tonluk su deposuna ulaştırıyoruz. Buradan da yaklaşık 47 kilometrelik hatla cazibeyle Gülnar merkezindeki depolara su temini sağlıyoruz. Toplamda 75 kilometrelik bir hat kurduk" dedi. Gülnar’da son yıllarda ciddi kuraklık yaşandığını ifade eden Duran, projenin ilk etapta merkez ve 5 kırsal mahalleyi kapsadığını, daha sonra 5 kırsal mahallenin daha dahil edildiğini belirterek, "Toplamda 10 kırsal mahalle ve 4 merkez mahallemiz bu projeden faydalanıyor. Daha önce merkezde dönüşümlü su veriliyordu. Projenin tamamlanmasıyla kesintisiz su temini sağladık. Vatandaşlardan ve muhtarlardan olumlu geri dönüşler alıyoruz. Ilısu Projesi sayesinde Gülnar’ın 50 yıllık su sorununu çözüme kavuşturduk" diye konuştu. Saray Mahallesi sakinlerinden Havva Çöndür, daha önce sık sık su kesintileri yaşadıklarını belirterek, "Şimdi suyumuz kesintisiz geliyor. Birçok mahallenin sıkıntısı çözüldü" dedi. Saray Mahallesi Muhtarı Ahmet Karabulut da projenin Gülnar için çok önemli olduğunu belirterek, "Özellikle yaz aylarında nüfus artıyor ve su yetmiyordu. İnsanlar evlerine kovayla su taşıyordu. Şimdi vatandaşlarımız çok memnun" diye konuştu.
Kastamonu Avukatın "helalleştirler" savunması mahkemeyi ikna etmedi: Sanığa 5 yıl hapis cezası verildi Kastamonu’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı trafik kazasına ilişkin davada mahkeme, sanığa 5 yıl hapis cezası verdi. Sanık avukatının hapis cezasının para cezasına çevrilmesi yönündeki talebi ise reddedildi. Kaza, 6 Kasım 2023’te Kastamonu-Karabük karayolu İğdir köyü mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Araç ilçesi istikametine giden Sezgin Tom (30) idaresindeki 14 AH 043 plakalı Tofaş marka otomobil, kavşaktan dönüş yapmak isteyen Zeynep Deveci yönetimindeki 34 AAV 832 plakalı Volkswagen marka otomobille çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle ters dönen otomobil, bariyerlere çarparak durabildi. Kazada sürücü Sezgin Tom olay yerinde hayatını kaybetti. Araçta bulunan S.A. (33), S.T.A. (27), Y.İ.A. (8) ile diğer otomobilin sürücüsü Zeynep Deveci yaralandı. Tedavisinin ardından tutuksuz yargılanan Z.D. hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Tedavisinin ardından tutuksuz yargılanan Zeynep Deveci hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan dava açıldı. Duruşmada sanık avukatı, müştekilerin maddi ve manevi zararlarının karşılandığını, tarafların sulh olup helalleştiğini belirterek, verilecek cezanın adli para cezasına çevrilmesini talep etti. Sanık avukatı, "Bu suçun taksirli bir suç olması ve kişilere karşı işlenmiş bulunması nedeniyle, cezalandırmada hukuk davalarında yer alan ‘hukuki yarar’ kavramının dikkate alınması gerektiğini düşünüyoruz. Müştekilerin maddi ve manevi tüm zararları, Borçlar Kanunu ve ceza hukukundan kaynaklanan yükümlülükler kapsamında giderilmiştir. Taraflar arasında gerçek anlamda bir sulh sağlanmış ve birbirleriyle helalleşmişlerdir. Bu beyanlar değerlendirildiğinde, olayda bilinçli taksir iddiası da bulunmamaktadır" dedi. Mahkeme heyeti, sanığı "taksirle ölüme sebebiyet verme" suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırdı ve cezanın para cezasına çevrilmesi talebini reddetti.
Adana Gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat: Yüzbinlerce insan dirençli enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor Antibiyotiğin etkinliğinin gereksiz kullanımdan dolayı ciddi bir tehdit altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu, "Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl 700 bin ile 1,5 milyon arasında insan, doğrudan dirençli bakteriyel enfeksiyonların tedavi edilememesi nedeniyle hayatını kaybediyor" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu yaptığı açıklamada, tüm dünyada giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline gelen antibiyotik direncine karşı farkındalık çağrısında bulundu. Demiroğlu, "Antibiyotikler, modern tıbbın en önemli buluşlarından biri olarak insanlık tarihine damgasını vurdu. 1928 yılında penisilinin keşfiyle başlayan bu süreç, 1940’lı yıllarda klinik kullanıma girmesiyle birlikte milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Ancak bugün, bu ilaçların etkinliği dünya genelinde ciddi bir tehdit altında" diye konuştu. Antibiyotiklerin bilinçsiz ve yaygın kullanımının, bakterilerde güçlü direnç mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu vurgulayan Demiroğlu, bu durumun özellikle Türkiye, bazı Akdeniz ve OECD ülkelerinde kritik seviyelere ulaştığını söyledi. Demiroğlu, "Bir bakteri belirli bir antibiyotiğe direnç geliştirdiğinde artık o tedavi yöntemi geçerliliğini yitiriyor. O ilacı kullanımdan kaybediyoruz ve tedavi edilemeyen enfeksiyonlar hasta kayıplarına yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl 700 bin ile 1,5 milyon arasında insan, doğrudan dirençli bakteriyel enfeksiyonların tedavi edilememesi nedeniyle hayatını kaybediyor. Dolaylı etkilerle bu sayı 5 milyon kişiye kadar ulaşabiliyor" ifadelerini kullandı. "Gereksiz antibiyotik kullanımı direnci hızlandırıyor Demiroğlu, antibiyotiklerin yalnızca insan sağlığında değil, hayvancılık sektöründe de yoğun şekilde kullanıldığını belirterek dünyadaki antibiyotik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde gerçekleştiğini vurgulayarak bu durumun çevresel ve tarımsal alanlarda da dirençli bakterilerin yayılımını kolaylaştırdığına söyledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün antibiyotik farkındalığına yönelik çalışmalarının, FAO ve diğer çevresel paydaşlarla birlikte yürütüldüğünü belirten Demiroğlu, şöyle devam etti: "Bu iş birliğinin temel hedefleri gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak, farkındalığı artırmak ve küresel bir eylem planı oluşturmaktır. Ülkelerin "tek sağlık yaklaşımı" çerçevesinde tarım, gıda ve sağlık sektörlerini birlikte değerlendirerek ortak stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Türkiye’de reçetesiz antibiyotik satışının yasaklanması bu amaç doğrultusunda atılmış önemli bir adım. Buna rağmen hâlâ gidilecek çok yol var. Özellikle bazı dirençli gram - negatif bakterilerde direnç oranları yüzde 60’ın üzerine çıktı. En güçlü antibiyotiklere karşı bile etkisiz hale gelen bakterilerle karşılaşıyoruz. Bu durum hastalar için hayat kaybettiren sonuçlar doğurabiliyor." "Antibiyotik ateş düşürücü değildir, gelişigüzel kullanılmamalıdır" Yanlış kullanımın en yaygın sebeplerinden birinin antibiyotiklerin ateş düşürücü veya ağrı kesici gibi değerlendirilmesinden kaynaklandığını belirten Demiroğlu, ,"Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çok büyük bölümü viral kaynaklıdır. Gereksiz antibiyotik alımı vücuttaki yararlı bakterilerin yok olmasına, dirençli bakteri türlerinin çoğalmasına ve bu bakterilerin diğer kişilere bulaşmasına neden olmaktadır. Semptomları olan kişiler en az 3-4 gün sıvı desteği, istirahat ve destekleyici tedavilerle takip edilmesi gerekir. Ancak bu yaklaşım çocuklar, ileri yaşta olanlar ve kronik hastalığı bulunanlar için geçerli değildir" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımında doktor önerisinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyleyen Demiroğlu, özellikle idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlarda mümkünse kültür ve antibiyogram sonucuna göre ilaç başlanmasının önemine değindi. Demiroğlu, "Antibiyotik tedavisinin mutlaka doğru dozda ve önerilen sürede kullanılması gerekir. Hastaların, birkaç gün içinde kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi yarıda bırakmaları ciddi bir direnç problemine yol açar. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmek, direnç gelişimini azaltmanın en güçlü yoludur. Her bireyin bu konuda sorumluluk taşıdığını unutmamalıyız" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul TV+’tan Kerem Bürsinli yeni reklam filmi TV+’ın HBO Max ile gerçekleştirdiği iş birliğini duyurduğu yeni reklam filmi yayınlandı. Kerem Bürsinli filmde, HBO Max içeriklerinin TV+ kütüphanesinde eş zamanlı olarak yer alması vurgulanıyor. Platformun zenginleşen içerik dünyasını öne çıkaran reklam, eğlenceli sahneleri ile de dikkat çekiyor. Dijital içerik platformu TV+’ın yeni reklam filmi yayına girdi. Kerem Bürsin’in reklam yüzü olarak yeniden izleyicinin karşısına çıktığı bu filmde, HBO Max ile gerçekleştirilen stratejik iş birliğinin altı çiziliyor. Anlaşma kapsamında HBO Max’in tüm içeriklerini eş zamanlı kütüphanesine dahil eden platformun, herkese hitap eden geniş içerik evreni ekranlara taşınıyor. Reklam, TV+’ın ödüllü filmlerden dizilere, spor içeriklerinden 150’den fazla canlı TV kanalına uzanan dünyasını, Kerem Bürsin’in güçlü oyunculuğu ile birleştiriyor. "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" Filmde; HBO Max içeriklerini artık TV+’tan izleyebileceğini öğrenen Kerem Bürsin, platformun ikonik sarı koltuğuna atlamak ve bir an önce TV+’ı izlemek için heyecanla hamle yapıyor. Fakat dış sesin "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" uyarısıyla da aniden havada asılı kalıyor. The Sopranos, The Wire, Game of Thrones ve Prens gibi HBO Max’in sevilen yapımlarının yanı sıra tabii Spor kapsamındaki UEFA Şampiyonlar Ligi ve S Sport kapsamındaki La Liga, Serie A, EuroLeague, NBA gibi önemli spor organizasyonlarının da TV+’ta yer aldığını duyan Bürsin’in koltuğa oturma heyecanı film boyunca giderek artıyor. Ayrıca televizyon, tablet, telefon ve bilgisayar olmak üzere TV+’ın izleyicilere sunduğu çoklu ekran deneyimi de reklamda öne çıkarılıyor. "Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı" Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan, yeni reklam filmine ilişkin şunları söyledi: "Yeni reklam filmimizde TV+’ın zengin ve çok katmanlı içerik evrenini, dinamik sahneler ile ekranlara taşıdık. Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı. Ayrıca marka yüzümüz Kerem Bürsin ile TV+ için ikinci kez bir araya geldik. Fikir aşamasından çekim sürecine kadar titizlikle yürütülen bu çalışma, yoğun bir emeğin ve güçlü bir ekip ruhunun ürünü. Bu sürece katkı sağlayan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum." Reklam filminin en göze çarpan anı, Kerem Bürsin’in TV+ koltuğuna atlama sahnesi oldu. Oyuncunun kendi performansı ile gerçekleştirdiği bu sahnede hi-speed kamera ile slow motion çekimler yapıldı. Böylece Bürsin’in havada kaldığı her an kaydedildi. Ayrıca aynı anda hem akıcı hem de stabil kamera hareketleri elde edebilmek için motion control tekniği kullanıldı. Böylece donmuş bir anın içinde hareket edebilen bir görsel dil kuruldu.