ÇEVRE - 24 Şubat 2026 Salı 10:16

Van kedileri yılda üç kez kızgınlık dönemine giriyor

A
A
A
Van kedileri yılda üç kez kızgınlık dönemine giriyor

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesindeki Kedi Villası’nda koruma altında bulunan Van kedileri, uygun bakım ve planlı üretim programı sayesinde yılda üç kez kızgınlık dönemine giriyor.


Merkezde her türlü bakımları titizlikle yapılan Van kedileri için 2026 yılı doğum programı kapsamında senkronize çiftleşme takvimi oluşturuldu. 2025 yılı doğumlarının ardından damızlık kedilerin kuduz, karma ve mantar aşıları yapıldı, kilo aldırma programları uygulandı. Şubat ayı itibarıyla çiftleşme hazırlıkları tamamlanırken, mart ayı başında birinci parti çiftleştirme programı başlıyor. Bu kapsamda 25 ila 30 anne adayının özel hazırlanan odalarda çiftleştirilmesi planlanıyor.



"Çiftleşme dönemine girildi"


İHA muhabirine konuşan Van Kedisi Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, merkezdeki damızlık hayvanların yüzde 95’inin orijinale yakın özellikler taşıdığını, orijinale yakın olmayan hayvanların damızlık olarak seçilmediğini belirtti. Prof. Dr. Kaya, "Van Kedisi Araştırma Merkezi, 2026 yılı doğum programını senkronize şekilde planladı. Bu kapsamda 2025 doğumlarının ardından tüm aşılamalar eksiksiz olarak tamamlandı. Kedilere kuduz, karma ve mantar aşıları yapıldı, ayrıca kilo aldırma süreçleri de başarıyla yürütüldü. Mart ayının gelmesiyle birlikte çiftleşme dönemine girildi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma Merkezi olarak birinci parti çiftleştirme programı Mart ayının başında başlatılacak" dedi.



"30 anneye yönelik eş zamanlı çiftleştirme programı"


Merkezin temel amacının orijinal Van kedisi sayısını artırmak olduğunu dile getire Kaya, "Damızlık hayvanların yüzde 95’i orijinale çok yakın özellikler taşıyor ve bu niteliğe sahip olmayan hayvanlar damızlık olarak tercih edilmiyor. Mart döneminde 25 ila 30 anne kedi için çiftleştirme programı uygulanacak. Bunun ardından Ağustos ve Ekim aylarında da yeni çiftleştirme dönemleri gerçekleştirilecek. Bu planlama, merkezin kapasitesi doğrultusunda ve daha sağlıklı yavrular elde etmek amacıyla yapılıyor. Aynı dönemde 25-30 annenin doğum yapmasıyla mümkün olan en fazla sayıda sağlıklı yavru elde edilmesi ve yavruların kayıpsız şekilde yaşamlarını sürdürmesi hedefleniyor. Bu nedenle yaklaşık 30 anneye yönelik eş zamanlı çiftleştirme programı, mevcut şartlar altında en doğru yöntem olarak görülüyor" diye konuştu.



Van kedileri yılda üç kez kızgınlık dönemine giriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.