POLİTİKA - 19 Ocak 2026 Pazartesi 16:37

Uşak Belediyesi halkı için ürettiği projeleri 2026 yılında zirveye taşımayı hedefliyor

A
A
A
Uşak Belediyesi halkı için ürettiği projeleri 2026 yılında zirveye taşımayı hedefliyor

Uşak’ta göreve geldiği günden bu yana vatandaşların artan ekonomik zorluklar altında ezilmesini engellemek adına çeşitli projeleri hayata geçiren Belediye Başkanı Özkan Yalım, 2026 yılını adeta proje yılı ilan etti. Hane ekonomisini rahatlatacak ve vatandaşın cebini destekleyecek birçok hizmet bu yıl art arda gerçekleşecek.


İlk icraat olarak belediyeye ait sosyal tesislerde çayı 1 TL’den, Halk Ekmeği ise 5 TL’den satmaya başlayan Başkan Yalım; bir buçuk yıl boyunca çeşitli sosyal desteklerle halkın yanında oldu. Özellikle dar gelirli vatandaşa yönelik hizmetleri ve samimi duruşu ile öne çıkan Yalım; sanatı, sporu ve kültürel değerleri önemseyen yapısıyla halkın her an ilgiyle takip ettiği bir isim.


"Belediye başkanı olmak sadece yol yapmak değildir" düşüncesiyle ihtiyaca yönelik hizmetler geliştiren Başkan Yalım, son olarak evine et girmeyen kalmasın diyerek Halk Et mağazasını hizmete açtı. Halk Et bünyesinde piyasaya göre çok daha uyun fiyatlı kıyma, kuşbaşı et, tavuk, yumurta ve şarküteri ürünleri satışı yapılırken, vatandaşın sofrasını bir nebze olsun renklendiren hizmet büyük ilgi gördü ve halktan takdir topladı.


Kentin her noktasına eşit hizmet götürme konusunda kararlı olduklarını ifade eden Başkan Yalım; "Her adımı sosyal belediyecilik ve dayanışma prensibiyle atıyoruz. Halk Et uzun zamandır halkımızın beklediği bir projeydi ve açılır açılmaz adeta kentin gözbebeği oldu. Ülkemizde maalesef her geçen gün şartlar zorlaşıyor ve vatandaşımız geçinmekte zorlanıyor. Bugün baktığınız zaman dört kişilik bir ailenin toplam kazancı bile barınma, ısınma, yol ve mutfak masraflarını karşılayamaz hale geldi. Bu da insanların psikolojisini etkiliyor ve mutsuz olmasına neden oluyor. Biz bu noktada devreye girdik. Uşak Belediyesi olarak elimizi taşın altına koyduk ve önemli bir hizmet başlattık. Halk Et sayesinde bu dar boğazdan geçen vatandaşımız evine et ve et ürünlerini daha rahat sokabilecek" dedi.


Öte yandan her geçen gün tüm iş kollarında artan maliyetler sonucu daralma olduğunun altının çizen Başkan Yalım, hem vatandaşı hem esnafı düşündüklerini söyledi. Düzenli olarak gerçekleştirdikleri esnaf kahvaltıları ile esnafın sorunları dinlediklerini ve çözüm önerileri getirdiklerini ifade eden Yalım, toplumun her kesimine ulaşmak zorunda olduklarını, bu sayede her kalbe dokunabildiklerini anlattı.


Emeklilerin artık sokağa çıkamaz hale geldiğini ifade eden Yalım; "Emekli vatandaşlarımız merkezi yönetim tarafından maalesef bu ülkenin sırtında bir yük gibi görülüyor. Emekli maaşları açlık sınırının çok çok altında kalıyor. Dolayısıyla emekliler artık sokağa bile çıkamıyor. Biz inşallah en yakın zamanda bunu da çözeceğiz. Emekliler için açacağımız Halk Kıraathanesi sayesinde vatandaşımızın bütçesini sarsmadan rahatlıkla oturup çayını içebileceği, gazetesini okuyabileceği güvenli ve sıcak bir ortamı onlarla buluşturacağız" dedi.


Aynı şekilde zorunlu ihtiyaçlardan biri olan kişisel bakım ihtiyacının da artan maliyetler dolayısıyla artık zorlaştığını anlatan Yalım, "Emeklilerimiz ve vatandaşlarımız bugün saçını kestirmek için bütçe oluşturmakta zorlanır hale geldi. Biz bu konuda yaşlılarımıza ve hastalarımıza zaten evlerine berber göndererek destek oluyoruz. Bunun haricinde de Halk Berber uygulamasını başlatarak uygun fiyatlı saç ve sakal tıraş hizmetini başlatmayı düşünüyoruz" dedi.


Diğer yandan birçok büyükşehirde hizmete açılan Kent Lokantası gibi örneklerden bahseden Yalım; "Uşak’ta dar gelirli mahallelerimiz var, giderek yoksullaştırılan hatta hiç geliri olmayan hanelerimiz var, bunların hepsini Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz vasıtasıyla takip ediyoruz ve yıl boyunca gerekli destekleri sağlıyoruz. Ben şahsen bu hanelerimizin temel gıda ihtiyacını karşılamak adına açacağımız Halk Lokantası ve Halk Market gibi işletmelerle temel ihtiyaçların karşılanmasına destek sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Bu sayede hem vatandaşımızı mutlu edebiliriz hem de belirli kotaları aşmayan satışlarla esnafımızı da koruyabiliriz. Ekiplerimiz tüm bu projelerin hazırlanması için gerekli çalışmaları hızlı bir şekilde sürdürüyor. Yakın zamanda yeni müjdelerle halkımızın karşısına çıkmayı planlıyoruz" dedi.



Uşak Belediyesi halkı için ürettiği projeleri 2026 yılında zirveye taşımayı hedefliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Okan Buruk: "Atletico Madrid maçından kazanarak ayrılmak istiyoruz" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Atletico Madrid maçına hazır olduklarını belirterek, kazanmak istediklerini söyledi. UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 7. haftasında Galatasaray yarın saat 20.45’te RAMS Park’ta İspanyol temsilcisi Atletico Madrid ile karşılaşacak. Maçın öncesinde Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’nde basın toplantısı düzenledi. İspanya’da yaşanan tren kazasında ölen 40 kişi için baş sağlığı dileyerek sözlerine başlayan Buruk, Galatasaray taraftar grubu UltrAslan’ın 25. yılıyla ilgili olarak da, "Bugün dünyanın en büyük taraftar grubu olan UltrAslan’ın 25. yılı. Her zaman bizim yanımızda. Her zaman Galatasaray’ın başarılarında hep takımın yanındalar. 25. yılını kutluyoruz. Nice büyük başarılara beraber ulaşmak dileğiyle" diye konuştu. "Maçtan kazanarak ayrılmak istiyoruz" Atletico Madrid ile önemli bir karşılaşmaya çıkacaklarını ifade eden sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Şampiyonlar Ligi’nde ilk 24 girmek için önemli bir karşılaşma. Bu maçtan sonra ’burada kendimiz artık varız’ diyebileceğimiz bir karşılaşma. Puan anlamında çok önemli. Bu tür dünyanın önemli takımlarına karşı iç sahadaki maçlar, hem oyun hem de sonuç olarak uzun yıllar Galatasaray’ın tarihine geçen maçlar oldu. Hepimiz için büyük bir şans. Galatasaray takımı için, benim için, futbolcular için bu maçı yaşamak yine akıllarda ileride insanlar baktığında ’Galatasaray, bir Atletico Madrid maçı oynamıştı’ dedirtmek için büyük bir şans. Takım olarak en iyisini yapacağız. Form durumu yüksek bir takım var. Çok önemli bir teknik direktörleri var. 15 senedir takımın başında olan Simeone ile birlikte her sene farklı oyunlar, farklı oyuncular, hep rakiplerini zorlayan, hep kazanmaya odaklı bir takım. Biz de en maksimumumuzu vererek, bu maçtan kazanarak ayrılmak istiyoruz. Oyuncularımıza güveniyorum. Kritik bir maça çıkıyoruz" şeklinde konuştu. "Singo bu maçta bizle birlikte olmayacak" Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen’in dün takıma katıldığını ve antrenmana da çıktığını açıklayan Okan Buruk, "Antrenmanda isteğini, konsantrasyonunu gösterdi. Güzel de antrenman oldu. Onun yanında Jakobs sabaha karşı burada olacak. Yarın kadroda olacak. Sara takımla bugün antrenmana çıkacak, kendini deneyecek. Singo bu maçta bizle birlikte olmayacak. Arda’nın sakatlığı var. Kadromuz kalabalıklaştı, bu benim için moral oldu" ifadelerini kullandı. "Yarın nasıl bir stat, nasıl bir atmosfer, nasıl bir takım olduğumuzu gösterme günü" Beklentilerin yüksek olduğunu ve buna da cevap vermek istediklerini vurgulayan Buruk, sözlerine şöyle devam etti: "Benim teknik direktör olarak 4. senem. Hep Galatasaray’ın başarılını gördük. Son 25-30 yıla baktığımızda Galatasaray ile başarılı dönem geçiyoruz. 3 senedir de şampiyon oluyor. Bizden beklentiler de yüksek. Biz de bu beklentilere cevap vermek istiyoruz. Doğrularımız, yanlışlarımız var, bunu kabul ediyorum. Galatasaraylı futbolcuların, teknik heyetin, yönetimiyle birlikte her şeylerini verdiklerinden emin olsunlar. Bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Bu dönemde onların başlarını yere eğdirmedik. Bunu için çabalayacağız. Bu dönem daha çok birlikte olmamız olan bir dönem. Galatasaray, son 3 yılın şampiyonu olarak, bu sene de şampiyon olmasın diye saha içinde mücadele var ama saha dışındaki mücadeleye de bakmamız gerekiyor. Burada da bizim sadece Galatasaray’ın başarısına odaklanmamız gerekiyor. Son dönem transfere çok fazla odaklandık. Saha içindeki konsantrasyonumuzu kaybettiğimizi düşünüyorum. Yarın konsantrasyonumuzu güçlü bir şekilde tutalım. Her dakika oyuncularımıza destek verelim. Her zaman Galatasaray taraftarı, oyuncularının performansını yükseltmiştir. Yarın nasıl bir stat, nasıl bir atmosfer, nasıl bir takım olduğumuzu gösterme günü." "Bireysel yetenek, kalite öne çıkacak" Atletico Madrid’in son maçlarda yüksek, şiddetli pres yapan bir takım olduğunu belirten 52 yaşındaki teknik adam, "Bunun için planlar yapacağız. Bu maçta daha bireysel yeteneklere çok ihtiyacımız var. Özellikle hücum oyuncularının bireysel yeteneklerini sergilemeleri önemli. Rakibimiz, Şampiyonlar Ligi’nde 12 gol yedi. Savunmayı iyi yapan bir takım için, maç başına yediği 2 gol çok yüksek. Duran toplarda çok fazla gol yediler. Kaliteli işler yapan takımlar, Atletico Madrid’e gol atılabildiğini gösteriyor. Her şeyin dışında bireysel yetenek, kalite öne çıkacak" dedi. "Her türlü bu maça hazır olduğumuzu düşünüyorum" Bu tür maçlarda futbolcuların mental olarak kendilerini hazırlamaları gerektiğini söyleyen Okan Buruk, "Belki teknik direktörün, teknik ekibin o takımı psikolojik anlamda hazırlamasına gerek olmadığı maçlar vardır. Bence Atletico Madrid maçı, onlardan biri. Taktiksel olarak hazırlıklarınızı yapacaksınız, analizlerinizi anlatacaksınız ama böyle bir şans geldikten sonra, Şampiyonlar Ligi maçına çıkıp, bu maça mental anlamda hazırlanmayan bir oyuncu, şu anda takımımda onu görmüyorum. Herkes mental anlamda çok hazır. Dünkü antrenmanda bunu net bir şekilde gösterdiler. Beni mutlu eden bir antrenman oldu. Taraftarımız bu tür maçlar hep hazır. Çünkü bunlar dünyada konuşulan şeyler. Sadece bu atmosferden Galatasaraylı oyuncular etkilenmiyor, oraya gelen rakip takım oyuncuları da bu atmosferden etkileniyor. Ben her türlü bu maça hazır olduğumuzu düşünüyorum. Oyuncularıma güveniyorum" değerlendirmesinde bulundu "Her şeyi doğru yönetirsek rakibimizle 90 dakika başa çıkabileceğimizi düşünüyorum" Atletico Madrid’in, La Liga’nın 115 km ortalamayla en çok koşan takımı olduğunu hatırlatan Buruk, "Birebir savunmaları çok güçlü bir şekilde yapıyorlar. Türkiye Ligi’nden geliyoruz. Topun oyunda kalma süreleri Şampiyonlar Ligi’ne göre düşük, yaklaşık 10 dakikalık fark var. Daha yavaş oynanıyor, oyunu hakemler, rakipler çok durduruyor. Liverpool maçında 90 dakika bu konsantrasyonu, dinamizmi, maçı doğru bir şekilde yönetebilmeyi gösterdik. Bu maçta da oyunu doğru yönetmemiz gerekiyor. Kulübeden gelecek oyuncu sayımız arttı. Bu maç için avantaj olacak. Şuna inanıyorum, yorgunluk oyun içerisinde olabilir ama bu oyuncular bazen 120 dakika iyi oynayabiliyorlar. Bu da psikolojik, oyun içerisinde kendi gücünüzü doğru yönetmekle alakalı. Gücümüzü, oyun içerisinde her şeyi doğru yönetirsek rakibimizle 90 dakika doğru bir şekilde başa çıkabileceğimizi düşünüyorum" açıklamasını yaptı. Sakatlığını atlatan Fildişi Sahilli futbolcu Wilfried Singo ile ilgili yapılan eleştiriler için ise sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Dünyada ilk sakatlanan oyuncu Singo değil. Her takımda sakatlıklar oluyor. Önemli olan doğru bir şekilde döndürebilmek. O da çok çalışıyor. Çok da profesyonel bir oyuncu. En kısa zamanda dönecek. Ondan sonra inşallah bir daha da o sakatlık olmayacak diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Baskıları kaldırabilecek güçte olduğunu da sözlerine ekleyen Okan Buruk, "Galatasaray’ın teknik direktörüyseniz bu baskıları kaldırabilecek psikolojik güçte olmanız gerekiyor. Bu gücüm var. En başta sorumlu olan benim. Bir eleştiri olacaksa da bana olması çok doğru. Oyuncularımdan çok eleştirilerin bende olması mutlu ediyor" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul Esenler’de içinde yolcuların bulunduğu İETT otobüsü otoparka daldı, faciadan dönüldü Esenler’de içinde yolcuların bulunduğu İETT otobüsü iddiaya göre gaz pedalı takılı kalınca kontrolden çıkarak otoparka daldı. Facianın eşiğinden dönülen olayda park halindeki bazı araçlarda hasar meydana geldi. Savaş alanına dönen olay yeri ve kaza yapan otobüs havadan görüntülendi. Kaza saat 12.50 sıralarında Esenler Uludağ Caddesi’nde meydana geldi. İkitelli Garajı ile Taksim arasında sefer yapan İETT otobüsü, iddiaya göre gaz pedalı takılı kalınca kontrolden çıkarak ilk önce kaldırıma çıktı. İçinde yolcuların bulunduğu otobüs daha sonra yol kenarındaki otoparka daldı. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kaza nedeniyle park halindeki bazı araçlarda ve otoparkta hasar oluştu. Kazada facianın eşiğinden dönülürken, ortalığı savaş alanına çeviren İETT otobüsü ve hasar gören araçlar dronla görüntülendi. "İçerde 25 kişi vardı, kimsenin burnu bile kanamadı" Kamil Çepni, "Arkadaşımız lastikçinin yanına gelmiştik. Birden gürültü duyduk. Arama kurtarma gönüllüsü olduğum için hemen otobüsün kapısını açmasını söyledim. İçerde 25 kişi vardı. Bunları tahliye ettikten sonra olay yerinin güvenliğini aldık. Arkadaşlar geldi. Yaralı yok. Kimsenin burnu bile kanamadı. Bize söylenen arabanın gaz pedalının takıldığı. Şoförün durumu da iyi" dedi. "Büyük bir ihtimalle gaz pedalı takılı kaldı" Ahmet Şen isimli esnaf, "Ben burada esnafın. O sırada müşterimiz vardı. Büyük bir gürültü koptu. Hızlı bir şekilde geldi. Garajın üzerine çıktı. Otobüsün içinde yaklaşık 20-25 yolcu vardı. Sürücüyle birlikte yolcuları tahliye ettik. Yolcuları indirdik. Yaralanan yoktu. Büyük bir ihtimalle gaz pedalı takılı kaldı. Çocuk ve kadınları güvenli bir şekilde indirdik. Sonra polise bildirdik" diye konuştu.
İstanbul TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek" Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II Projesi’nin tanıtım toplantısında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek. Proje kapsamında, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje uygulanacaktır. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, yeşil ve dijital dönüşüm, sürdürülebilir büyüme, tarım, turizm, start-up ekosistemi ve AB müktesebatı gibi stratejik alanlara odaklanacaktır. Ayrıca, proje Avrupa Komisyonu tarafından 6 milyon avro finansmanla destekleniyor" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Eurochambres iş birliğinde yürütülen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Projesi’nin tanıtım toplantısı İstanbul’da yapıldı. Toplantıya, TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Hisarcıklıoğlu, Eurochambres Başkanı Vladimir Dlouhy, Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Dominik Olewinski ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan katıldı. "Türkiye ile AB iş dünyası arasında işbirliğini geliştirip, deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek istiyoruz" Projenin tanıtım toplantısında açıklamalarda bulunan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu, "Proje, Avrupa Komisyonu tarafından finanse ediliyor. Projenin toplam tutarı 6 milyon euro. Bu projenin uygulanmasında Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurocchambres) ile birlikte çalışıyoruz. Esasen, bu projeleri 2002 yılından beri gerçekleştiriyoruz. 2002 yılında ‘Türk-Oda Geliştirme Programı’ adıyla başladığımız projeler serisinin iki hedefi var. Oda ve Borsalarımızın hizmet kapasitesini geliştirip, üyelerimize, dünya standartlarında daha fazla hizmet sunmak. Türkiye ile AB iş dünyası arasında işbirliğini geliştirip; deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek. Son yıllarda, ICC Dünya Odalar Birliği tarafından yapılan "en iyi uygulama" yarışmalarında, Oda ve Borsalarımızın aldıkları ödüller, bu konudaki çabaların meyveleridir. Uygulanan projeler, çarpan etkisiyle, yapılan yatırım tutarının kat be kat üzerinde fayda sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek" AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edeceğini belirten Hisarcıklıoğlu, "Proje kapsamında, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje uygulanacaktır. Proje sahibi oda ve borsalarımız da aramızda. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme, yeşil ve dijital dönüşüm, start-up eko sisteminin geliştirilmesi, tarım, gıda, kırsal kalkınma, sürdürülebilir turizm ve Avrupa Birliği müktesebatı gibi güncel ve stratejik alanlara odaklanacaktır. Ayrıca, oda ve borsaların kurumsal ve hizmet kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik, çok sayıda eğitim, saha ziyareti ve Oda/Borsa Akademisi de, proje kapsamında yer almaktadır. Dünyanın genelinde çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Pek çok coğrafyada karmaşa ve savaşlar yaşanıyor. Dünya ticareti de, eski yapısından uzaklaşmış durumda. Kurala dayalı ticaret düzeni artık yok. Ticarette korumacılık her yerde artıyor. Ticaret ve tarife savaşları daha çok öne çıkıyor. Bu tabloya, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin, ticaret ve sanayi üzerindeki dönüştürücü etkisi de eklenmektedir" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın üretim süreçlerinden lojistiğe, dış ticaret operasyonlarından pazarlamaya kadar, birçok alanda iş yapış biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Bu dönüşüm, beraberinde uyum, yetkinlik ve erişim sorunlarıyla birlikte, ciddi fırsatlar da getirmektedir. Belirsizliklerin bu kadar arttığı, dönüşümün baş döndürücü hızla geliştiği bir dönemde, iş dünyamızın "güvenilir pusulaya" ihtiyacı vardır. İşte biz, Oda ve Borsalarımızın, bu "güvenilir pusula rolünü" yerine getirmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Bu bizim görevimizdir. Hizmet kapasitemizi bu anlayışla sürekli olarak geliştirmeliyiz. Odalar ve borsalar, üyelerini küresel ticaret politikalarındaki değişiklikler ve tarife uygulamaları konusunda zamanında bilgilendiren, yapay zekâ ve dijitalleşme alanında farkındalık, eğitim ve rehberlik hizmetleri sunan, üyelerin yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran, Avrupa ve küresel değer zincirlerine entegrasyonlarını destekleyen, stratejik aktörler olmalıdır. Türkiye-AB İş Diyaloğu Projesi, bu anlamda, oda ve borsaların sadece temsil eden değil; yönlendiren, dönüştüren ve güçlendiren kurumlar olarak konumlanmasına, katkı sağlamayı hedeflemektedir" dedi. "Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir" Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Uzun vadeli rekabet gücümüzü ancak daha derin ve dayanıklı ortaklıklarla korunabilir. Aday ülke statüsündeki Türkiye, AB değer zinciri içinde kritik bir konumdadır. Türkiye, dinamik bir üretim altyapısına sahiptir. Genç ve nitelikli iş gücümüz bulunmaktadır. Ayrıca, Avrupa’yı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya bağlayan stratejik bir coğrafyadayız. Yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak isteyen AB, kritik ham maddelere bağımlıdır. Ancak, nadir toprak elementlerinin yüzde 90’ı tek bir ülkeden temin edilmektedir. Bu kırılganlığın sürdürülebilir bir şekilde azaltılması, Türkiye ile daha yakın iş birliğini gerektirir. Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir. Fintek, yapay zekâ ve dijital inovasyon gibi alanlarda da birlikte büyük atılımlar yapabiliriz. Bu alanlarda Ufuk Avrupa ve Digital Europe gibi AB programları yoluyla iş birliğimizi güçlendirmeliyiz. Bu iş birliğini derinleştirecek en önemli adım, Gümrük Birliği’nin güncellenmesidir. Mevcut çerçeve, artık, günümüz ticaret ve yatırım ilişkilerine yanıt verememektedir. Modern bir Gümrük Birliği, Hizmetler, tarım, kamu alımları ve e-ticareti kapsamalı" diye konuştu. "Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir" Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunlarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir. Uzun randevu bekleme süreleri ve sürece dair belirsizlikler, iş insanlarımızın fuarlara katılımını ve tedarik ilişkilerini zorlaştırmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, ticaretimizi artıracak ve karşılıklı güveni pekiştirecektir. Türkiye-AB ilişkileri açısından bir diğer önemli konu ise karayolu taşıma kotalarıdır. Türkiye-AB ticaretinde karayolu taşımacılığı, hızlı teslimat ve tedarik zinciri açısından büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak mevcut kota uygulamaları, malların teslimatını geciktirmekte ve maliyetleri artırmaktadır. Bu sorunu çözüme kavuşturarak, ticaretimizi daha verimli hale getirmeliyiz. Bir diğer önemli husus olarak, Avrupa Birliği’nde son dönemde öne çıkan, "Made in EU ve Made in Europe" yaklaşımı da, dikkatle takip edilmelidir. Avrupa sanayisinin dayanıklılığını artırma hedefi anlaşılır olmakla birlikte, bu yaklaşımın korumacı ve dışlayıcı bir çerçeveye dönüşmemesi gerekir. Türkiye, Gümrük Birliği ile Avrupa sanayi imalat piyasasına 30 yıldır entegredir "Made in EU" anlayışının; kapsayıcı, tamamlayıcı ve ortak faydayı esas alan bir bakış açısıyla ele alınması, ortak rekabet gücü açısından daha sağlıklı olacaktır" dedi.