ÇEVRE - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 11:57

Munzur Gözeleri 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescillendi

A
A
A
Munzur Gözeleri 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescillendi

Tunceli’nin Ovacık ilçesinde yer alan Munzur Gözeleri yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı (Kesin Korunacak Hassas Alan) olarak tescillendi.


Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri, 2003 yılında Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş ve bu statüsünü yaklaşık 20 yıl korumuştu. Ancak 28 Temmuz 2023’te bakanlığın yaptığı düzenleme ile alanın bir kısmı "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" statüsüne geçirildi. Söz konusu değişikliğe karşı TMMOB tarafından açılan dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporlarında, Munzur Gözeleri’nin peyzaj, jeomorfolojik, hidrojeolojik ve biyolojik çeşitlilik açısından "Kesin Korunacak Hassas Alan" niteliği taşıdığı vurgulandı. Raporda, alanın insan faaliyetlerine açılmasının koruma-kullanma dengesini bozabileceği ifade edildi.


Yargılama devam ederken, 4 Şubat 2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile bölgenin yaklaşık üçte birlik kısmı yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edildi. Ancak kalan bölümün statüsü değiştirilmedi. Erzincan İdare Mahkemesi, geri kalan kısmın da "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" olarak bırakılmasını hukuka aykırı bularak bu statü değişikliğini iptal etti ve alanın tamamının daha yüksek koruma statüsüne alınması gerektiğine hükmetti. Bakanlığın kararı istinafa taşıması üzerine dosya Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’ne gitti.


Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, 22 Nisan 2026 tarihli kararıyla yerel mahkemenin hükmünü onadı. Böylece Munzur Gözeleri’nin tamamı yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescillenmiş oldu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı: Eylem "kasten öldürme" kapsamında Ankara’da 15 yaşındaki Fatih Acacı’nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin "kasten öldürme" kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle "haksız tahrik" indirimi uygulandığını belirtti. Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, olayın 8 Eylül 2025 tarihinde meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun maktulün kız arkadaşıyla mesajlaşması nedeniyle Acacı ile aralarında husumet oluştuğu kaydedildi. Tarafların Pursaklar Şehit Murat Dülger Parkı’na gittikleri, burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, suça sürüklenen çocuğun olayda ele geçirilemeyen kesici aletle Acacı’yı göğüs, batın, kol, uyluk ve sırt bölgelerinden yaraladığı aktarıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Fatih Acacı’yı öldürme kastının bulunmadığı ve kendisini savunmak amacıyla hareket ettiği yönündeki savunmalarına itibar etmedi. Kararda, Acacı’nın olayda kullandığı bir bıçağın bulunmadığı, olay yerinde veya üzerinde herhangi bir bıçak ele geçirilmediği, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kullandığı bıçağı saklamaya çalıştığı ve eylemi başlangıçta inkâr ettiği belirtildi. Mahkeme meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti Gerekçeli kararda, "maktulün önce saldırdığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini korumak amacıyla bıçağı rastgele salladığı" yönündeki savunmanın tanık beyanları, kamera kayıtları ve olay yeri tespitleriyle uyumlu olmadığı vurgulandı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Acacı’yı yakın mesafeden birden fazla kez bıçakladığını, olay yerinden kaçmak yerine dönerek maktulü yaralamaya devam ettiğini belirterek, meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti. Kararda, taraflar arasındaki tartışmanın maktulün kız arkadaşına mesaj atılması nedeniyle başladığı, Acacı’nın suça sürüklenen çocuğa yönelik "Senin bacaklarını kırarım" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin ve devamındaki arbede ortamının haksız tahrik oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle mahkeme, cezada haksız tahrik indirimi uygulandığını belirtti. Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildi Mahkeme, eylemin tasarlayarak işlendiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığını da belirtti. Kararda, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışma sonrası olayın meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarında aranan soğukkanlılıkla karar verme, plan yapma ve tasarlama düzeyine ulaşan olguların dosyada bulunmadığı kaydedildi. Ayrıca canavarca hisle öldürme değerlendirmesi yönünden de çok sayıda bıçak darbesinin tek başına bu nitelendirme için yeterli olmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna da yer verilen kararda, Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildiği, ölümün sol böbrek, dalak, karaciğer, ince bağırsak ve diyafram yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Suça sürüklenen çocuğun yaralanmasının ise kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı kaydedildi. Mahkeme, D.G.’nin üzerine atılı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmederek önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ardından haksız tahrik nedeniyle ceza 24 yıl hapse, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle 16 yıl hapse indirildi. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesi gereği çocuklar hakkında verilecek hapis cezasının 12 yılı aşamayacağı dikkate alınarak sanık 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlığa yönelmeyen davranışları ve suçu inkâr etmesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verdi.