KÜLTÜR SANAT - 28 Şubat 2026 Cumartesi 10:33

Savaşçıların zırhından düğünlerin baş tacına

A
A
A
Savaşçıların zırhından düğünlerin baş tacına

Savaş meydanlarında zırh olarak kullanılan binlerce yıllık örgü tekniği, bugün Karadeniz’de altınla buluşarak mücevhere dönüşüyor. Kökeni İskitler dönemine kadar uzanan Trabzon hasırı, 50 bine varan ilmekle tamamen el emeğiyle örülerek Türkiye’de özgün üretim tekniğine sahip nadir takılar arasında gösteriliyor.


Türkiye’nin en köklü el sanatları arasında yer alan Trabzon hasırı, binlerce yıllık geçmişi ve tamamen el emeğine dayanan üretim tekniğiyle mücevher sektöründe ayrıcalıklı konumunu sürdürüyor.


Kökeninin İskitler dönemine kadar uzandığı belirtilen örgü tekniği, ilk olarak zırh yapımında kullanıldı ve zamanla ustalar tarafından estetik bir forma dönüştürülerek takıya uyarlandı. Tarihte savaşçıları koruyan metal örgü sistemi, Trabzon’da altının tel haline getirilip ilmek ilmek örülmesiyle "altın kumaş" formuna dönüştü.


Sabır ve ustalık gerektiren yapısıyla yüzyıllardır varlığını koruyan Trabzon hasırı, uzun yıllar boyunca özellikle Karadeniz düğünlerinin vazgeçilmez takıları arasında yer alıyor. Dayanıklılığıyla bilinen Trabzon hasırı, zırh örgüsünden gelen sağlam yapısı sayesinde defalarca işlenebiliyor, yenilenebiliyor ve uzun süre formunu koruyor.



Düğün takısı olmaktan çıkıp günlük kullanıma uyarlandı


Son 10-15 yılda geliştirilen yeni tasarımlarla birlikte hasır, yalnızca düğün takısı olmaktan çıkarak günlük kullanım alanında da yaygınlaştı. Bileklik, kolye, küpe ve yüzük gibi farklı modellerle modern çizgi kazanan ürünler, farklı yaş gruplarına hitap etmeye başladı. Trabzon hasırının üretim süreci ise tamamen el emeğine dayanıyor. Altın önce tel haline getiriliyor, laboratuvar analizlerinden geçiriliyor ve ardından örücü kadınlara teslim ediliyor. Bir haftayı bulan süreçte 10 bin ile 50 bin arasında ilmek atılarak altın adeta kumaş gibi örülüyor. Her ürün farklı ellerden çıktığı için her birinin kendine özgü bir hikayesi bulunuyor.



Altın ilmekler fiyatı otomobillerle yarışıyor


Binlerce yıllık geçmişi olan Trabzon hasırı, bugün yalnızca kültürel miras olarak değil, ekonomik değeriyle de gündeme geliyor. Gram altındaki yükselişle birlikte Trabzon hasırı setlerinin fiyatı milyon liraları bulurken, bazı özel tasarım ürünler otomobil fiyatlarıyla yarışır seviyeye ulaşıyor. Yüksek gramajlı ve çok sıralı özel üretim takımları 1 milyon liranın üzerine çıkarken, bazı koleksiyon ve özel sipariş ürünlerde rakamın birkaç milyon liraya kadar ulaşıyor. Bu seviyedeki fiyatlar, sıfır kilometre birçok otomobilin bedeline yaklaşıyor. Özellikle Karadeniz düğünlerinin vazgeçilmez takısı olan Trabzon hasırı, son yıllarda yatırım aracı olarak da değerlendirilmeye başlandı. Dayanıklı yapısı sayesinde defalarca işlenebilmesi ve değer kaybının sınırlı olması, ürünü sadece estetik bir aksesuar olmaktan çıkarıp ekonomik bir enstrümana dönüştürüyor.



"Trabzon hasırı Türkiye mücevher sektörünün ağır abisidir"


Altın işletmecisi Fatih Yılmaz Akdin, düğünlerin en çok aranan takısının Trabzon hasırı olduğunu belirterek, "Trabzon hasırı Türkiye mücevher sektörünün ağır abisidir. Türkiye’de ayrı bir yeri vardır çünkü üretim tekniği tamamen bize has, bu topraklara ait bir tekniktir. Türkiye’nin tek orijinal takısı diyebilirim. Bir sürü unvanı var ama en önemlisi binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasıdır. Bu sanatın kökeni İskitler dönemine kadar dayanıyor. O dönemlerde zırh örücülüğünde kullanılan örgü tekniği, zamanla ustalar tarafından takıya dönüştürülmüş ve Trabzon’da bambaşka bir kimlik kazanmıştır. Bugün Trabzon hasırı düğünlerin en çok aranan takısıdır. Ancak biz yaklaşık 10-15 yıldır bunu sadece düğün takısı olmaktan çıkarmak istedik. Günlük hayatta da herkesin Trabzon hasırı kullanmasını hayal ettik ve tasarımlarımızı buna göre geliştirdik. Şu anda günlük kullanım takıları arasında en üst sıralarda yer alıyor. Trabzon hasırı çok dayanıklıdır. Zırh örücülüğünden geldiği için sağlamdır, defalarca işlenebilir, yenilenebilir ve kolay kolay bozulmaz" dedi.



"Her ilmekte bir hayat izi vardır"


Üretim aşamasında siyanür kullanmadıklarını vurgulayan Akdin, çevre dostu yöntemler geliştirdiklerini söyledi. Üretimlerinin tamamen el emeğine dayandığını söyleyen Akdin, "Bizim üretimimiz tamamen el emeğine dayanır. Örücü kadınlarımız bir ürünü yaklaşık bir haftada örer. 10 bin, 20 bin hatta 50 bine kadar ilmek atılır. Öncesinde altını tel haline getiririz, laboratuvar analizlerine tabi tutarız. Daha sonra örücülerimiz bu telleri adeta kumaş gibi örer. Ortaya çıkan telli kumaş, tasarım ve kilit sistemleriyle işlenerek mücevhere dönüşür. Her ürün farklı ellerden çıktığı için her birinin ayrı bir hikayesi vardır. Her ilmekte bir hayat izi vardır. Zaten markamız da bu hikâyelerden doğdu. Geçmişte örücülerimizin çoğu evlerinden çalışıyordu. Hala evinde çalışan kadınlarımız var ama yaklaşık yedi yıl önce sosyal haklara sahip örücülük projesini hayata geçirdik. Sigortalı çalışma sistemi kurduk, erken emeklilik hakkından faydalanan örücülerimiz oldu. Şu an üretimde çalışanların yaklaşık yüzde 90’ı kadın. Atölye kısmında eskiden sadece erkekler çalışırdı. Ancak kurduğumuz sistem ve geliştirdiğimiz üretim prosedürleri sayesinde kadınları da bu alanda yetiştirdik. Artık atölyede de kadın çalışanlarımız var. Üretim aşamalarında da önemli değişiklikler yaptık. Kuyumculuk sektöründe bazı aşamalarda siyanür kullanılır. Biz üretimimizde siyanür kullanmıyoruz. Renk verme ve temizlik aşamalarında çevre dostu yöntemler geliştirdik. Lazer kaynak sonrası oluşan kararmaları kimyasalla değil, geleneksel yöntemlerden ilham alarak temizliyoruz. Annemin iplikleri limon, karbonat ve tuzla temizleme yönteminden esinlenerek bunu kendi üretimimize uyarladım. Almanya’dan getirdiğimiz makinelerle de süreci daha sağlıklı hale getirdik" şeklinde konuştu.



"Bu iş bizim için yemek içmek gibi bir şey artık"


Altın örücülüğü yapan Hülya Özkara, "En ham hali bizim elimizden geçiyor atölyeye veriyoruz atölye işliyor ve vitrine giriyor. Bu iş gerçekten zor. Ben 25 senedir yapıyorum. Aslında bu mesleği sürdüren çok kişi yok ve arkamızdan gelen genç nesil de yok. Ben annemden öğrendim hasırı ama ardımızdan gelen kimse yok. Halk eğitimlerde kurslar var ama oradan öğrenenler çok verimli olmuyor. Çünkü işin inceliğini tam olarak öğrenemiyorlar. Tam anlamıyla bir meslek olarak görmüyorlar. Yeni nesil genelde ‘öğreneyim, hemen para kazanayım’ düşüncesinde. Oysa bu meslek, incelikleriyle birlikte öğrenilmesi gereken bir iş. Sadece tepe kırmak ya da altın deliğini görmek değil mesele. İşin çok daha ince detayları var. Bu iş bizim için yemek içmek gibi bir şey artık. Çünkü öğrendik ve biliyoruz. Yeni öğrenenler için zor ama biz severek yapıyoruz. Sevilmeden yapılacak bir iş değil aslında. Bu iş ne bir dantel ne de bir iğne oyası. Kendine has çok ayrıcalığı ve ince noktası var" diye konuştu.



"Eğer maddi olarak düşünürsen bu işi yapamazsın, çünkü sevmek lazım"


22 yıldır Trabzon hasırı örücülüğü yaptığını kaydeden İlknur Mazlum, "Biz bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Sevmeyince yapılacak bir iş değil. İşin süresi de değişiyor. Bir haftada biteni var, on günde biteni var, bir ayda biteni var hatta üç günde bitirdiğimiz de oluyor. Eğer maddi olarak düşünürsen bu işi yapamazsın, çünkü sevmek lazım. Maddiyatı da var elbette ama sevmeden olmaz. Ben çok seviyorum gerçekten çok güzel bir şey. Ürüne başlayıp son aşamaya geldiğimde şöyle bakıp ‘bunu ben mi yaptım’ diye gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.



Savaşçıların zırhından düğünlerin baş tacına

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "28 Şubat, millet iradesine indirilmiş ağır bir darbedir" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, 28 Şubat’ın sadece siyasete değil topluma yönelik ağır bir darbe olduğunu belirterek, "İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Milli iradeyi yeniden inşa ederek ülkemizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk" dedi. Aldemir, 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümü dolayısıyla parti binasında açıklamalarda bulunarak darbe ve darbecilik zihniyetini kınadıklarını söyledi. 28 Şubat’ın sadece siyasete değil topluma yönelik ağır bir darbe olduğunu ifade eden Aldemir, "Amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik de indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçlarının nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı bir şekilde kurgulanmış bir darbedir. Bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerini hedef almış bir pusudur" diye konuştu. Sürecin milletin milli ve manevi değerlerini hedef aldığını belirten Aldemir, millet iradesine karşı tankların yürütüldüğünü ve seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini dile getirdi. Başta başörtülü kadınlar olmak üzere mütedeyyin kesimlere yönelik baskıların yaşandığını söyleyen Aldemir, vatandaşların dini hassasiyetleri nedeniyle kamu kurumlarına alınmamaya çalışıldığını ifade etti. AK Parti olarak tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduklarını kaydeden Aldemir, "İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Milli iradeyi yeniden inşa ederek ülkemizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk" ifadelerini kullandı. Son dönemde başörtüsü ve yerel kıyafetlere yönelik bazı tavırların 28 Şubat zihniyetini hatırlattığını kaydeden Aldemir, demokrasi bilincinin, sivil iradenin ve sandığın gücünün önemine dikkat çekti. Aldemir, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu zihniyetle mücadele bizim için bir demokrasi mücadelesidir, bir hak mücadelesidir, büyük Türkiye mücadelesidir. Toplumsal barışımıza kasteden bu anlayış var olduğu sürece büyük ve güçlü Türkiye idealimize ket vurulmaya çalışılacaktır. Ancak bizler tüm bu engelleri milletimizle beraber aşacağız." Aldemir, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ülkeye hizmet etme kararlılıklarını sürdüreceklerini belirterek, demokrasi tarihinde bir daha 28 Şubat benzeri süreçlerin yaşanmaması için milli irade anlayışını diri tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
İzmir İzmir derbisinde Karşıyaka’nın konuğu Altay Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’taki 23. hafta mücadelesinde yarın İzmir derbisinde Altay’ı konuk edecek. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka ve Altay, yarın İzmir derbisinde karşı karşıya gelecek. Yeşil-kırmızılıların ev sahipliğinde iki kulübün ortak kullandığı Alsancak Mustafa Denizli Stadyumu’nda oynanacak müsabaka saat 20.00’de başlayacak. Karşıyaka-Altay derbisi öncesinde bilet fiyatları açıklanırken, iki takım taraftarları da yoğun ilgi gösterdi. Ev sahibi Karşıyaka taraftarları için numaralı tribün 300 TL, VIP A 750 TL, VIP C 1250 TL ve maraton tribünü 100 TL olarak belirlendi. İlk yarıda kulüpler arasında yapılan anlaşma gereği, kale arkasındaki misafir tribünde yer alacak Altay taraftarlarına biletler 35 TL’den satılacak ve bu biletler siyah-beyazlı yönetime teslim edildi. Sezonun ilk yarısında ev sahibi olan Altay yönetimi de Karşıyaka taraftarına deplasman tribünü biletlerini 35,5 TL’den satarak jest yapmıştı. İki takımın iki farklı hedefi var Karşıyaka, TFF 3. Lig 4. Grup’ta geride kalan 22 haftada 14 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet alarak 47 puana ulaştı ve üçüncü sıraya yerleşti. Yeşil-kırmızılı ekip, İzmir derbisinde sahadan galibiyetle ayrılarak zirve yarışında kritik bir üç puanı hanesine yazdırmayı hedefliyor. Altay ise eski yabancı kalecisi Stachowiak’a olan borçları nedeniyle FIFA tarafından 6 puan silme cezası almasına rağmen 20 puanla 11. sırada bulunuyor. Son haftalarda çıkış yakalayan siyah-beyazlılar, derbiyi kazanarak düşme hattından uzaklaşıp orta sıralara tırmanmanın hesaplarını yapıyor. Sakatlar ve eksikler dikkat çekiyor Karşıyaka’da derbi öncesi sakatlığı bulunan Alpay’ın iyileşmesi teknik heyeti sevindirdi. Cezası sona eren yeni transfer İlyas ise ilk kez forma giymeye hazırlanıyor. Savunmada iki ismin hazır olduğu Kaf-Kaf’ta, antrenmanda sakatlanan stoper Ensar’ın ise maçta görev alması zor görünüyor. Altay cephesinde ise kaleci Semih, stoper Arif ve sağ kanat Mehmet Nur sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyecek. Cezaları biten orta saha Ege ile santrfor Ünal Alihan takıma dönerken, hafif sakatlığı bulunan orta saha Emre’nin durumu maç saatinde netlik kazanacak.
Aydın Büyükşehir’in Ramazan etkinlikleri Yenipazar’da vatandaşlarla buluştu Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Ramazan ayı nedeniyle kentin dört bir yanında düzenlediği etkinlikler, vatandaşlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Ramazan’ın manevi atmosferini vatandaşlarla buluşturan programların bu kez adresi Yenipazar ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programının ardından gerçekleştirilen etkinlikler yoğun katılımla gerçekleşti, alan renkli görüntülere sahne oldu. Geleneksel Ramazan kültürünü yaşatan gösteriler kapsamında Hacivat-Karagöz oyunları, meddah anlatıları ve Aşuk ile Maşuk gösterileri sahnelenirken, jonglör ve illüzyonist performansları çocuklara unutulmaz anlar yaşattı. Kurulan oyun alanlarında eğlenen çocuklar, sahne etkinlikleriyle Ramazan sevincini doyasıya yaşadı. Etkinlik alanında vatandaşlara Ramazan şerbeti ve Osmanlı macunu ikram edildi. Etkinliklere katılan çocuklar ve aileleri, düzenlenen programlardan duydukları memnuniyeti dile getirerek Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. Ramazan etkinlikleri ay boyunca Aydınlılarla buluşmayı sürdürecek. Söke ilçesinde 28 Şubat Cumartesi günü Yenicami Mahallesi kapalı pazar yeri, Köşk ilçesinde 2 Mart Pazartesi günü Çarşı Mahallesi Eski Nazilli Caddesi, Sultanhisar ilçesinde 3 Mart Salı günü Belediye Meydanı, İncirliova ilçesinde 4 Mart Çarşamba günü Cumhuriyet Meydanı etkinliklerin adresi olacak. İlçelerde etkinlikler 18.00 saatinde başlayacak, 20.15 saatinde sona erecek. 5-15 Mart tarihleri arasında eğlencenin adresi bir kez daha Fuar Aydın olacak, 4 Mart’a kadar ise Efeler ilçesi Mimar Sinan Parkı’nda eğlenceli ahşap oyun alanları, şişme oyuncaklar ve eğlenceli aktiviteler vatandaşlarla buluşacak.
Bursa Ramazan’da fırın ve pastanelere sıkı denetim Nilüfer Belediyesi, Ramazan ayı süresince ilçedeki fırın, pastane ve unlu mamul üreticilerine yönelik kapsamlı denetimlerine devam ediyor. Nilüfer Belediyesi, Ramazan ayında gıda güvenliği denetimlerini yoğunlaştırdı. İlçe genelindeki fırınlar, pastaneler ve unlu mamul üretimi yapan işletmelerde kontroller gerçekleştirildi. Denetimlerde işletmelerin ruhsat ve faaliyet uygunluğu başta olmak üzere; üretim alanlarının hijyen şartları, depolama standartları, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları detaylı şekilde incelendi. İmalathane bölümleri, hammadde ve personel alanları denetim kapsamında kontrol edilirken, çalışanların hijyen kurallarına uygunluğu da incelendi. Pide ve ekmek ürünleri başta olmak üzere satışa sunulan ürünlerin gramaj uygunluğu, fiyat etiketleri, paketli ürünlerin son kullanma tarihleri ve işletmelerin faaliyet alanı dışına çıkıp çıkmadığı titizlikle değerlendirildi. Mevzuata aykırı durum tespit edilen işletmeler hakkında tutanak düzenlenerek gerekli idari işlemler başlatıldı. Nilüfer Belediyesi’nin halk sağlığını merkeze alan denetim yaklaşımı, Ramazan ayı boyunca ilçe genelindeki 350’nin üzerindeki işletmeyi kapsayacak şekilde devam edecek. Denetimler kapsamında hijyen, saklama ve muhafaza şekillerini sağlıklı ve mevzuata uygun şekilde sürdüren işletmelere gerekli hassasiyeti gösterdikleri için teşekkür edilirken, hem üretici hem tüketici tarafında bilinçli ve sorumlu yaklaşımın gıda güvenliğinin temel unsuru olduğuna dikkat çekildi.
Aydın Öğrenciler, velileri ile iftarda buluştu Aydın’da anasınıfı ile birlikte toplamda 3 sınıfı bulunan Sultanhisar Kabaca İlkokulu’nda eğitim gören 27 öğrenci, öğretmenlerinden öğrendikleri Ramazan ayı ve oruç tutmanın maneviyatını yaşamak için öğretmen ve velilerine iftar yemeği verdi. Kendi harçlıklarının yanı sıra anne, baba ve öğretmenlerinin de desteği ile pirinç, kuru fasulye, tavuk, çorbalık arpacık, nohut ve salata malzemeleri, marul, tulumba tatlısı satın alınarak iftar için hazırlandı. Ateşler yakıldı, büyük kazanlarda yemekler pişirildi. Sofralar hazırlandı, ekmek, tatlı, su ve ayranlar servis edildikten sonra pişirilen sıcacık yemekler servis edilerek akşam ezanı ile birlikte oruçlar açıldı. Ramazan ayının manevi ruhunu yansıtan yöresel yemeklerin nasıl pişirildiğini de büyüklerinden izleyerek öğrenen öğrenciler, minicik elleri ile anne ve babalarına hizmet için adeta birbirleri ile yarıştı. "Anne ve babalarımız hep bize bakıyor. Bugün de biz onlara hizmet etmek istedik" diyen minik kalplerin kocaman yürekleri davranışları takdir topladı. Büyüklerinin yardımı ile hazırlanan masaları donatan ilkokul ve anasınıfı öğrencileri, yemeklerin dağıtımında da yardımcı olabilmek için ellerinden geleni yaptı. Akşam ezanınınım okunması ve duanın ardından büyük bir gururla anne, baba ve öğretmenleri ile oruçlarını açan öğrenciler iftarın ardından bu kez önceden ezberledikleri mani ve ilahilerle iftar sofrasına renk kattı. Çocukların derslerde işledikleri "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında iftar programına İlçe Kaymakamı Ali Ekber Ateş de kayıtsız kalmadı ve çocukların bu mutluluğuna ortak oldu. Okul Müdürü Ahmet Tokkaya ve okulda görev yapan 2 öğretmen de çocuklara öncülük yaparak derslerde öğrettikleri Ramazanla ilgili değerleri yaşayarak öğrenmelerini sağladı. Aydın’ın Sultanhisar ilçesi Kabaca İlkokulu ev sahipliğinde okul bahçesinde "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında iftar programı gerçekleştirildi. İftar etkinliği, milli birlik beraberliğin yanında Aile Yılı ve Ramazan Ayının anlamı konusunda paylaşma birlik beraberlik duygularının zirve yapmasına katkı sağladı. İftar programına katılan Kaymakamı Ali Ekber Ateş, iftar öncesinde öğrencilerle bir araya gelerek samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ardından ezan okundu ve iftar yapıldı. "Öğrencilerimizin katkı sağlaması çok kıymetlidir" Kaymakam Ali Ekber Ateş, iftar yemeğinin sonrasında yaptığı konuşmada Ramazan ayının paylaşmanın, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin en güzel şekilde hissedildiği müstesna bir zaman dilimi olduğunu vurguladı. Aynı sofrada aynı duaya ’amin’ demenin hem manevi bir huzur hem de kurumsal anlamda güçlü bir birliktelik kazandırdığını belirterek "Öğrencilerimize teknolojik açıdan donanımlı bireyler olmalarını öğütlerken öğretmenlerimizi de bu alanda eğitimlerle destekliyoruz. Çünkü göz bebeğimiz olan yavrularımızı öğretmenlerimize emanet ediyoruz. Öğrencilerimizin iyi eğitimli olmaları, onların gelecekte planlı ve doğru seçilmiş mesleklerle arzu ettikleri hayata kavuşmaları önceliğimizdir. Ayrıca öğrencilerimizin ülkemize, insanımıza ve vatanımıza hizmet ederek daha müreffeh bir ülke olmasına katkı sağlanması çok kıymetlidir" dedi. Konuşmasının sonunda öğrencilerle bir arada iftar yemeği yemenin keyfinin bir başka olduğunu vurgulayan Ateş, iftar programa destek veren gösteren velilere ve katılım sağlayan herkese teşekkürlerini iletti. Öğrenciler istedi, öğretmenleri yaptı Kabaca İlkokulu Müdürü Ahmet Tokkaya da "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında bu yıl birçok etkinlik yaptıklarını, öğrencilerden gelen talep üzerine okul bahçesinde aileleriyle öğretmenleriyle birlikte iftar yapmayı planladıklarını ve veli ve öğrencilerin katılımı ile çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdiklerini belirtti. Öğrencilerine ömür boyu unutamayacakları bir anı yaşattıklarını ifade eden Tokkaya, destek veren tüm veli ve katılımcılara teşekkür ettiklerini söyledi. Ramazan ayında farklı etkinliklerle eğitim-öğretime devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Öğrenciler ve öğrenci velileri de yaptıkları konuşmalarda Ramazan ayının birlik, beraberlik ruhunu yaşattığını ifade ettiler.