SPOR - 03 Ocak 2024 Çarşamba 11:36

Paul Onuachu: "Futboldan başka hiçbir şey düşünemiyorum"

A
A
A
Paul Onuachu: "Futboldan başka hiçbir şey düşünemiyorum"

Trabzonspor’un golcüsü Paul Onuachu, futboldan başka hiçbir şey düşünmediğini söyledi. Nijeryalı oyuncu, bordo-mavili kulüpte yaşadıklarını daha önce oynadığı kulüplerin hiçbirinde görmediğini belirtti.

Trabzonspor’un Nijeryalı futbolcusu Paul Onuachu, kulüp dergisinin 213. sayısı için özel açıklamalarda bulundu. Danimarka, Belçika ve İngiltere’de futbol oynadığını belirten Onuachu, "Kulüplerin oyuncularıyla ne şekilde ilgilendiklerini değerlendirdiğimde açıkça söyleyebilirim ki, Trabzonspor’da yaşadıklarımı daha önce oynadığım kulüplerin hiçbirinde görmedim. Çünkü sadece bana karşı değil herkese böyle, oyuncularla ilgilenme seviyeleri inanılmaz. Oyuncuların her konuda rahat ettiğinden emin oluyorlar. Gece 2 ya da 3 olsun fark etmiyor, bir problem yaşarsanız telefon ettiğinizde neredeyse 5 dakika içinde birisi yardım için kapınızda oluyor. Bu durum çok etkileyici. Öte yandan Trabzonspor taraftarı da harika. Mesela havalimanındaki karşılama bile bana çokça özgüven verdi, statta da öyleler. Bu desteklerinden dolayı onlara çok teşekkür ediyorum" dedi.

"Babam beni desteklemekten yorulduğunu söyledi"

Futbol sevdalısı olduğunu belirten golcü oyuncu, "Bu oyunu çok seviyorum. Avrupa’ya futbol oynamaya gelmeden önce Nijerya Lagos’tayken mahalle takımında futbol oynuyordum. Annem ve babam benim futbol oynamamı elbette desteklediler uzun süre fakat belli bir noktaya gelince babam artık büyüdüğümü ve beni desteklemekten yorulduğunu söyledi. Ayaklarım üzerinde durmam ve eve bir şeyler getirmem gerekiyordu. Çünkü şartlarımız da bunu gerektiriyordu. Bu nedenle Lagos’ta yazılı olarak bir işe başvurmak için hazırlanıyordum. Futbola, kendime ve yeteneklerime inanıyordum ama babamın baskısının artıyordu. Tam o dönemde bir antrenörle tanıştım, bana FC Ebedei ile denemelere çıkmak isteyip, istemeyeceğimi sordu. FC Ebedei yarı amatör, yarı profesyonel bir kulüp ve Danimarka Kulübü Midtjylland ile anlaşmalı olan bir kulüp. Çok sevindim, hemen kabul ettim. Denemeler sonrasında Ebedei ile futbol hayatım resmi olarak başladı ve şu anda da buradayım" ifadelerini kullandı.

"Uzun boylu olmanın artıları da var, eksikleri de"

Uzun boylu olmanın avantajları olduğu gibi dezavantajları da olduğunu ifade eden 29 yaşındaki futbolcu, "Örneğin kısaysanız muhtemelen hız, atiklik, hızlı hareket etme, hızlı dönme gibi önemli avantajlarınız olacaktır. Benim kendi boyumla alakalı bunların bazılarını yapabildiğimi söyleyebilirim ama elbette ki kısa oyuncular kadar hızlı şekilde değil. Uzun boylu olunca da özellikle kafa vuruşlarındaki hakimiyette önemli avantaj sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca güçlü olup takım için topu daha rahat şekilde saklayabilirim. Yani uzun ya da kısa boylu olsanız da bunun artılarını eksilerini görüp onu kabul ederek işinizi yapmalısınız" açıklamasında bulundu.

"Futbola orta sahada oynayarak başladım"

"Bazen insanlar benim boyumun uzunluğuna rağmen nasıl böyle bir tekniğim olduğunu sorguluyor" diyen Nijeryalı futbolcu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun nedeni altyapıda ilk futbol oynamaya başladığımda orta saha oyuncusuydum. 8 ve 10 numara olarak oynadım. Ama büyümeye ve gelişmeye başladığınızda özelliklerinizi daha iyi fark ediyorsunuz ve zihninizde bunu planlamanız gerekiyor. Bana gerçekten en uyan yol forvetti ve bu pozisyona geçiş yaptım. Bana uygun olduğunu, ayrıca benim için göz alıcı bir rol olduğunu düşündüm ve bugüne geldim böylece."

"Topukla attığım golden sonra annem ve babam çığlık çığlığaydılar"

Trabzonspor forması altında Konyaspor’a topukla attığı golün çok özel olduğunu söyleyen Paul Onuachu, "Öncelikle bu şekilde bir gol daha önce atmamıştım ama futbol anlardan ibarettir. Bir an, bir durum ya da başka bir şey, nasıl adlandırmam gerektiğini bilmiyorum. Bu tarz goller kaliteyle, hızlı düşünme ve teknikle alakalıdır. Çünkü eğer yeterli tekniğiniz yoksa bu tarz bir golü asla atamazsınız. Top bana gelirken kararı bir saniyede verdim ve yapmam gereken buna tekniği eklemekti. Vurmak için döndüğümde içeri gireceğini biliyordum. Çünkü topuğumla ona çok iyi vurmuştum. Maç sonunda çok güzel yorumlar aldım. Sadece eşim değil, herkes, ailem, arkadaşlarım ve hatta tanımadıklarım, daha doğrusu bütün duacılarım. Hepsi ’Bu Puskas ödüllük gol’ dedi. Annem ve babamı aradığımda ise çığlık çığlığaydılar. Eşim çok heyecanlıydı maç sonunda, benimle gurur duyuyordu" değerlendirmesinde bulundu.

"Southampton için risk aldım olmadı"

Futbolda işlerin iyi gitmediği anların da olduğunu belirten Onuachu, "Benim için Southampton dönemi öyle oldu. Öncelikle transfer ocak ayında gerçekleşti. Verdiğim hiçbir karardan pişman olmadım fakat bazen bir takıma imza atmadan önce sormanız gereken sorular vardır. Oynadıkları sistemin size uyup uymadığını öğrenmeniz gerekir. Kendi adıma, Belçika’da kazanılacak her şeyi kazandım, bunun yeterli olduğunu düşündüm. Başka bir şey deneme zamanı gelmişti. Orası Premier Lig. Takımın ligde kalması ya da düşmesi konusunda şansının yüzde 50-50 olduğunu biliyordum. Ama bazen risk alırsınız ve sonra işe yarayıp yaramadığını görürsünüz. Ben de riski aldım ve olmadı. Birçok defa antrenör değişiklikleri ve bana uymayan sistemler. Belki de bahane arıyorum fakat bazen bir takıma gitmek isterseniz sistemi, takımda işlerin nasıl yürüdüğünü ve her şeyi çok çok iyi sorup öğrenmeniz gerekir. Hepsi bu" diye konuştu.

"Futboldan başka hiçbir şey düşünemiyorum"

Hep odak noktasının futbol olduğunu vurgulayan 29 yaşındaki futbolcu, "Profesyonel futbolcu olmasaydım ne yapardım bilmiyorum. Avrupa’ya gelirken uçağa bindiğimde kendime şunu söylemiştim; ’Asla geri dönmeyeceğim, ne olursa olsun hayatımı buna adayacağım’. Bunun için hep çok çalıştım, çok fedakarlıklar çektim. Bazen seyahat ederken eski arkadaşlarımı görüyordum, İtalya ya da başka ülkelere denemelere gitmişler ve geri dönmüşler. Benim buna tepkim ’Neler oluyor böyle? Gittiniz ve geri döndünüz’ şeklinde oluyordu. Daha küçükken arkadaşlarıma şunu söylemiştim; ’Eğer gitme şansım olursa asla geri dönmem’. Ben de bunu yaptım. Futboldan başka hiçbir şey düşünemiyorum" şeklinde konuştu.

"Trabzon iyi futbol oynayabileceğim bir şehir"

Trabzon şehrinin insana huzur verdiğini belirten Paul Onuachu, "Trabzon en iyi futbol oynayabileceğim bir şehir. Sakin, huzur veriyor ve çok güzel. Doğası da çok iyi. Trabzon’a gelmeden önce şehrin balık konusunda en iyisi olduğunu öğrenmiştim, gerçekten de öyle. Trabzon hakkında her şeye bakınca burası benim futbol oynayabileceğim tarzda bir yer. Burada olmak gerçekten harika. Bu arada, havalimanı yakınımızda, antrenmandayken uçakların indiğini ve kalktığını görüyorum. Bazen dikkatimi uçaklara verip seyrettiğim oluyor, ilk başlarda çoktu ama şimdi alıştım" diyerek sözlerini tamamladı.

Gökmen Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokatlı amatör fotoğrafçının ödülü kendisine teslim edildi Uluslararası yarışmada ödül alan Tokatlı amatör fotoğrafçının ödülü bulunup sahibine teslim edidi. Tokat’ta bir fırında simit ve poğaça ustası olarak çalışan fotoğraf tutkunu Mehmet Emin Coruş, geçtiğimiz yıl çektiği fotoğrafla Paris’te düzenlenen Uluslararası XMAGE Fotoğraf Yarışması’nda dünya ikincisi oldu. Vize alamadığı için ödül törenine katılamayan Coruş’un Fransa’dan gönderilen plaketi ve sertifikasının gümrükte imha edildiği yönündeki iddia ise haberlerin ardından yapılan incelemeyle farklı bir boyut kazandı. 170 ülkeden 725 bin fotoğrafın katıldığı yarışmada annelik bağını anlatan karesiyle büyük başarı elde eden Coruş, ödül törenine katılamamasının ardından organizasyon tarafından gönderilen plaket ve sertifikanın kendisine ulaşmadığını belirtmişti. Bunun üzerine firma yetkilileriyle iletişime geçen Coruş’a, firma tarafından gönderilen İngilizce e-postada ürünün imha edildiği bilgisi verildi. 13 Mayıs’ta gündeme gelen haber sonrası Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın, bakanlık personeline olayın araştırılması yönünde talimat verdiği öğrenildi. Yapılan incelemede, plaketin şubat ayında Türkiye’ye giriş yaptığı ve tasnif işlemlerine alındığı tespit edildi. Ticaret İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından teslim alınan ödül plaketi, Mehmet Emin Coruş’a ulaştırıldı. Ticaret Bakanı Basın Danışmanı Bekir Kaplan, amatör fotoğrafçı Mehmet Emin Coruş ile görüntülü görüştü. Kaplan görüşmede; "Ben konuyu görür görmez bakanımız ile paylaştım. Bakanımızın talimatları doğrultusunda ilgili kargo firması ve ilgili şirketle görüşerek konunun özüne vardık. İnşallah bundan sonraki ödüllerini Allah yerinde almayı sana nasip eder" dedi. Ödül sahibine teslim edildi Ticaret İl Müdürü Ali Osman Sakar, "Kamuoyuna yansımış olan Mehmet Emin Coruş kardeşimizin uluslararası bir yarışmada aldığı ödülün imha edildiğine dair haber yapıldı. Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat’ın talimatlarıyla Mehmet Emin kardeşimize hızlı bir şekilde ulaştık. Kendisiyle irtibata geçtik. Söz konusu ödül teslim süresinde olup bakanlığımızın girişimleriyle hız kazanmıştır. Uluslararası alanda ülkemizi temsil eden Mehmet Emin kardeşimize bakanımızın selamları ile iletmekten mutluluk duyuyorum" dedi. Firma tarafından gönderilen İngilizce mailin Türkçeye çevrilmesiyle bir yanlış anlaşılma yaşandığını söyleyen amatör fotoğrafçı Mehmet Emin Coruş ise "Bildiğiniz üzere 2025 yılında uluslararası fotoğraf yarışmasında ben bir ödül kazanmıştım. Maalesef vize alamadığım Paris’e için gidememiştim. Ödülüm Türkiye’ye gelmişti. Kupamla sertifikam da gümrük sürecine takılmıştı. Gümrük yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerden sonra XMAGE şirketiyle görüşmeye başladım. Onlar da bana bir mail attılar. XMAGE firmasından bana gelen mail İngilizce yazıyordu. Bu metni Türkçe metne çevirdiğimde imha edildiği yazıyordu. Biz de bunu haber yaptık. Bunun üzerine bakanlık devreye girdi. Bana ulaştılar. ’Ödülünüz imha edilmemiş, gümrükte bekliyor’ dediler. Bakanlığımız bu olaya hızlıca müdahale etti. Sayın Ömer Bolat bey ve ekibi kupamı biran önce elime ulaştırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
İstanbul FIBA Avrupa Kupası’nda takım sayısı 48’e çıkarıldı Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Avrupa Yönetim Kurulu, FIBA Avrupa Kupası’nın 2026-2027 sezonundan itibaren 48 takımla oynanmasına karar verdi. Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Avrupa Yönetim Kurulu’nun 15 Mayıs tarihinde İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te gerçekleştirilen toplantısında, FIBA Avrupa Kupası’nın 2026-2027 sezonundan itibaren 48 takımla oynanmasına karar verildi. İzlanda Basketbol Federasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya FIBA Avrupa Başkanı Jorge Garbajosa başkanlık etti. Toplantıya ayrıca FIBA Başkanı Sheikh Saud Ali Al Thani, FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis ve FIBA Avrupa İcra Direktörü Kamil Novak da katıldı. Yönetim Kurulu, kulüplerden gelen geri bildirimler doğrultusunda FIBA Avrupa Kupası’nın genişletilmesini oy birliğiyle onayladı. Yeni formatta normal sezon, altışar takımdan oluşan sekiz grupta oynanacak. Gruplarını ilk iki sırada tamamlayan 16 takım ikinci tura yükselecek. Rusya ve Belarus’un durumları da konuşuldu Rusya ve Belarus takımlarının FIBA Avrupa organizasyonlarındaki statüsünün ise değişmediği açıklandı. FIBA Merkez Yönetim Kurulu’nun son kararı doğrultusunda mevcut uygulamanın sürdüğü, konunun eylül ayındaki toplantıda yeniden ele alınacağı belirtildi. Avrupa Basketbol’u da ele alındı Toplantıda ayrıca Avrupa basketbolunun çeşitli alanlarına ilişkin güncel gelişmeler ele alındı. Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ile tamamlanan Kadınlar Avrupa Ligi (EuroLeague) Altılı Final organizasyonunun Zaragoza’daki başarısı, FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026 kura çekimi ve FIBA Şöhretler Müzesi töreni değerlendirildi. FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın düzenleneceği yerler açıklandı Gençler organizasyonları kapsamında 2027 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A veya B Klasmanı) Portekiz’in Matosinhos kentinde, 2028 FIBA 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nın (A Klasmanı) ise Estonya’nın Tallinn kentinde düzenlenmesi onaylandı. Yönetim Kurulu ayrıca 2026-28 dönemini kapsayan Gençlik Gelişim Fonu (YDF) ve Haziran 2026’da başlayacak TIME-OUT 4.0 projesi hakkında bilgi aldı. FIBA Avrupa Yönetim Kurulu’nun bir sonraki toplantısı Kasım 2026’da Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak.
Ankara Başıboş köpek mağdurları panelde buluştu Ankara’da platformlar tarafından ‘Türkiye’de başıboş köpek sorunu’ paneli düzenlendi. Mağdurlar panelde buluştu. Ankara’da platformlar tarafından 5199 sayılı Kanun’un 2024 değişikliği sonrası uygulama sorunları, belediyelerin hukuki sorumlulukları, halk sağlığı ve güvenlik boyutu, bilimsel, idrai ve insan hakları perspektiflerinin ele alındığı ‘Türkiye’de başıboş köpek sorunu’ paneli düzenlendi. Etkinliğe, başıboş köpek mağdurları katıldı. "Köpek üretimi ve rehabilite edilmesi sıkı biçimde denetlenmelidir" Kısırlaştırma ve rehabilitasyon süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Ankara Sivil Toplum Platformu Dönem Sözcüsü Nevzat Öylek, "Köpek üretimi ve rehabilite edilmesi sıkı biçimde denetlenmelidir. Özellikle okul çevreleri, parklar, hastaneler ve ibadethaneler güvenli alanlar haline getirilmelidir. Yalnızca şehir güvenliği konusunda değil, toplumun kültürel ve vicdani meseleleri konusunda da sorumluluk almaya devam ediyoruz. Dün RTÜK önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında ekranlar üzerinden toplumumuza yönelik kültür emperyalizmine aile yapısını hedef alan yayınlara ve toplumsal değerlerimizi aşındırmaya çalışan içeriklere ilişkin kaygımızı ifade ettik" diye konuştu. "Hastaneye götürülürken yavrum, ‘ölmeyeceğim değil mi baba?’ diye soruyordu" Yıllarca ‘bir kap mama bir kap su koy’ sloganlarıyla adeta beyninin yıkandığını ifade eden mağdur anne ise bir hayvandan insana böylesine bir zarar gelebileceğini asla düşünmediğini kaydederek, şöyle konuştu: "Ancak bu propagandanın arka planını sorgulamamanın bedeli bizim için çok ağır oldu. Sadece 3 buçuk dakika içinde varlığıyla içimi şükürlerle dolduran kızım, başıboş köpeklerin saldırısına uğradı. Kaçarken bir kamyonun altında kaldı ve bacağı koptu. Sizin haberlerde köpek saldırısı deyip geçtiğiniz o başlıklar bizim hayatımıza düşen birer ateş topuydu. Yanına vardığımda bana, ‘özür dilerim anneciğim köpekler saldırdı’ diyordu. Hastaneye götürülürken yaşam hevesiyle dolu olan yavrum, ‘ölmeyeceğim değil mi baba?’ diye soruyor, acısı dayanılmaz hale geldiğindeyse uyutun beni diye yalvarıyordu. Biz bu felaketin ortasında çaresizce beklerken sosyal medyada bir tokat gibi yüzümüze vurulan iftiralar başladı. Kızımın hep sokaklarda olduğu, köpekleri tahrik ettiği gibi asılsız yalanlar yayıldı. İftiralar, öyle ahlaksız bir boyuta ulaştı ki olayın FETÖ kurgusu olduğundan tutun iffetime, namusuma, şahsıma yönelik onur kırıcı saldırılara kadar her türlü haksızlığa uğradım. Evladımız canıyla uğraşırken biz aynı zamanda bu organize kötülükle uğraşmak zorunda kaldık." Programa, hukukçular, mağdurlar ve akademisyenler katıldı.