EKONOMİ - 06 Ekim 2024 Pazar 09:37

Hamsi tezgahta yenildiği palamudu ihracatta solladı

A
A
A
Hamsi tezgahta yenildiği palamudu ihracatta solladı

Türkiye’de 1 Eylül’de başlayan balık av sezonu ile birlikte palamut yoğun olarak avlanırken, bu av palamudun ihracat rakamlarına yansımadı. 1 aylık dönemde avlanan bol palamuda rağmen ihracatından 14 bin dolar döviz girdisi sağlanırken, avı daha az olan hamsi ihracatında ise bu rakam 1 milyon 82 bin 39 dolar olarak gerçekleşti.


Denizlerde av yasağının 1 Eylül itibariyle sona ermesinin ardından denize açılan tekneler sezonun ilk gününden beri bol miktarda palamut avlarken, bu durum ihracata pek yansımadı. Bu yılın Eylül ayı döneminde sadece KKTC ve Türkmenistan’a yapılan palamut ihracatından 14 bin 246 dolar döviz girdisi sağlandı.


Bu yılın Eylül ayı döneminde KKTC 5 bin 778 kilogram karşılığı 11 bin 534 dolar, Türkmenistan’a ise bin 490 kilogram karşılığı 2 bin 712 dolar olmak üzere toplamda 7 bin 268 kilogram karşılığı 14 bin 246 dolar döviz girdisi sağlandı. Geçtiğimiz yıl ise palamut ihracatı avının da az olması nedeniyle hiç yapılamamıştı.



Palamutun avı çok ihracatı yok, hamsinin avı az ihracatı çok


Öte yandan yeni balık sezonunda avının yok denecek kadar az olmasına rağmen bu yılın Eylül ayında Türkiye’den 10 ülkeye hamsi ihracatı yapıldı. Yapılan hamsi ihracatından 1 milyon 82 bin 39 dolar döviz girdisi sağlanırken palamut avının çok olmasına rağmen ihracatta hamsinin çok gerisinde kaldı.


Yeni sezonda Eylül ayı döneminde en çok hamsi ihracatı Fransa, Belçika ve Almanya’ya yapılırken, Fransa’ya yapılan 72 bin 90 kilogramlık hamsi karşılığı 500 bin dolar, Belçika’ya 32 bin 697 kilogram karşılığı 261 bin 812 dolar, Almanya’ya 23 bin 34 kilogram karşılığı 202 bin 284 dolar ihracat geliri sağlandı. Bu ülkeleri ABD, Ukrayna, KKTC, Gürcistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kanada izledi.



"Palamudu dış ülkeler tanımıyor"


Trabzon’da faaliyet gösteren deniz ürünleri ihracatçısı Turgay Özsandıkçı, hamsiye oranla ihracatı yok denecek kadar az olan palamudun yurt dışında fazla tanınmadığını söyledi. Özsandıkçı, “Palamudu dış ülkeler tanımıyor. Palamut genellikle bizim sularımızda doğup okyanuslara kadar gidiyor. Palamut Türkiye’de sevilen bir balık özellikle Trabzon’da, İstanbul’da çok seviliyor. Palamudu sevdirmek lazım. Dış ülkelerde palamudu tanıtmak lazım. Palamut bir de sadece bizde değil dünyanın bir çok noktasında da bulunuyor. Burada doğuyor, boğazları geçip Akdeniz’den okyanusa gidiyor. Palamut ihracatı rakamımız çok cüzi bir rakam. Yaklaşık 10-15 bin dolar civarında fazla değil" dedi.


Yeni sezonda hamsi ihracatından şuana kadar 1 milyonun üzerinde döviz geliri sağlandığını kaydeden Özsandıkçı “Hamsi şu an Marmara Denizinde çıktı. Yeni sezonda Hamsi ihracatında 1 milyon doların üzerinde bir ihracat rakamları var ancak hamsi zamanı henüz gelmedi. Hamsiye yaklaşık 1 aylık bir zaman var. Nedeni, palamut hamsiyi yediği için kaçıyor. Dolayısıyla hamsi şu an için sularımıza pek gelmiyor ama bu sezon hamsi de olacak. bundan umutluyuz” şeklinde konuştu.


Turgay Özsandıkçı, hamsinin tahtını hiçbir balığın sallayamayacağını da belirterek "Hamsiyi Amerika’ya kadar her yere ihraç ediyoruz. Oradaki Türkler Amerikalılara tanıttı. Hamsi yiyen başka bir şey yemez çok lezzetli. Hem lezzetli hem de pişirmesi kolay" ifadelerini kullandı.



Hamsi tezgahta yenildiği palamudu ihracatta solladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir" Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" dedi. HÜDA-PAR Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Yapıcıoğlu, TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin, "Kimine göre aslında asıl mesele Kürt meselesidir veya kimine göre bu bir demokratikleşme meselesidir. Eğer bazı adımlar atılırsa zaten diğerleri kendiliğinden yoluna girmiş olacaktır. Dolayısıyla farklı tanımlar olduğu için çözüm önerileri farklılaşabiliyor. Ve herkesin beklediği çözüm farklı olduğu için sürecin ilerleyip ilerlemediği konusundaki yorumlar da farklılaşabiliyor. Bize göre süreç uzarsa tıkanma riski o zaman doğacaktır. Mümkün olan en yakın zamanda, en geniş şekilde bu sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Sorun ile meseleyi birbirinden ayırmak, yani şiddet sorunuyla Kürt meselesini birbirinden ayırmak gerekir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması önemli" sözleri hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Tabii ki şu son dönemde sıkça tartışılan MHP lideri Bahçeli’nin son çıkışından sonra iyice tartışılan bir mesele vardı. Abdullah Öcalan’ın statüsüyle ilgili, statüsü ne olacak diye veya bir statü gereklidir diye. Sayın Bahçeli’nin çıkışı eğer önceki söyledikleriyle MHP’nin Komisyon’a sunmuş olduğu raporla birlikte değerlenebilirse bence o zaman daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmış olur. MHP’nin Komisyon Başkanı’na sunmuş olduğu rapora göre Türkiye’de Kürt meselesi yoktur, sadece şiddet sorunu var. Eğer sorun sadece şiddet sorunuysa elbette bu sorun şiddeti bırakıp, siyasi yol ve meşru yöntemlerle bundan sonra yoluna devam etmeleri isteniyorsa, kimin şiddeti bırakması isteniyorsa onunla konuşulur. Bu gayet doğal ve anlaşılır bir şeydir. Ama eğer sorun değil, mesele konuşulacaksa yani Kürt meselesi konuşulacaksa, ki MHP’ye göre böyle bir meselemiz yoktur, bize göre var olan bir meseledir" dedi. "Bize göre Türkiye yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyuyor" Yeni Anayasa tartışmaları hakkında da konuşan Yapıcıoğlu, "Yeni bir yüzyıla giriyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında bütün ağırlıklarından kurtulmuş, sorunlarını çözmüş, kendi iç barışını tam anlamıyla sağlamış, kardeşliğini pekiştirmiş, iç cepheyi tahkim etmiş bir şekilde girmek zorundayız. Bu da bir tercih değil, bir zorunluluktur. Ya hep beraber birbirimize sıkıca kenetleneceğiz, aramızdaki sorunları adaletle çözeceğiz. Ya da işte çevremizdeki ateş çemberlerini görüyoruz. Bu durum artık herhangi bir izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Dolayısıyla bizim kendi bütün meselelerimizi ve sorunlarımızı, halkın bütün meşru taleplerini karşılayacak tam bir toplumsal mutabakat ile mümkün olan yine en yüksek seviyede bir katılım ile yeni bir Anayasa’ya Türkiye’nin ihtiyacı var. Türkiye, 1980 askeri darbesinin sonucunda yapılan 44 yıllık bir darbe anayasasıyla yönetildi. 44 yıldır bu Anayasa’da 20’den fazla kez değişiklik yapıldı. Anayasa’nın belki yarısından fazlası değişti ama hala o darbeci ruh anayasaya sinmiş durumdadır. Bize göre yeni bir Anayasa’ya Türkiye ihtiyaç duyuyor ve Türkiye’nin vakit geçirmeksizin bunu sakin bir şekilde sükunetle, birbirini anlamaya çalışarak tartışmasının zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir" Başıboş köpek sorunu hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminden çıkmış ama bir kez daha başıboş köpeklerle ilgili bir gündemimiz oluştu. Maalesef 5 yaşındaki bir yavrumuz köpek saldırısında hayatını kaybetti. Ben bir kez daha ailesine sabır diliyorum. İnşallah bir daha benzer bir olay yaşanmasın. Şimdi bu sorunlar gündeme getirildiğinde birileri sanki bu sorunları gündeme getirenler için bütün hayvanlara düşmanlık yapıyor ya da merhametsizce bütün hayvanların öldürülmesini istiyor gibi bir propaganda yapıyor. Bu doğru değil. Elbette hayvana merhamet gerekir. Hayvan aç bırakılmamalı, susuz bırakılmamalıdır. Hatta hasta ise tedavi edilmeli. Lakin o hayvan eğer insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse o zaman durum farklılaşır. Mutlaka insanların zarar görmeyeceği bir tedbir almak gerekir. Bu tedbir nedir? Neyse o. Eğer o hayvanı insanlardan uzaklaştırmak, bir yere kapatmak gerekiyorsa, hayvan saldırgansa, iyileştirilemiyorsa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" cevabını verdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir merkez haline getireceğiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılım finans sektörünün Türkiye ekonomisinin stratejik bir bileşeni haline geldiğini belirterek, "2018’de 2,5 trilyon dolar olan küresel İslami finans varlıklarının 2029’da 9,7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İstanbul’u bu alanda küresel bir merkez yapma kararlılığımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen Katılım Finans Zirvesi’ne katıldı. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) ve Anadolu Ajansı iş birliğiyle, Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirilen programda Yılmaz; sektörün dünü, bugünü ve geleceğine dair kritik veriler paylaştı. "Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor" Katılım finansın risk paylaşımını esas alan ve reel ekonomiyi destekleyen yapısına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin bu alandaki yükselişini rakamlarla özetledi. Yılmaz, "İslami Finans Gelişim Endeksi’nde 2012 yılında 23. sırada olan ülkemiz, 2025’te 10. sıraya yükselmiştir. Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor. 2026 Mart itibarıyla sektörün aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL’ye ulaşırken, katılım bankacılığının toplam sektör payı yüzde 9,5’e çıkmıştır" ifadelerini kullandı. Borsa İstanbul’un üçte biri ‘Katılım’ endeksinde Sektörün derinleştiğine vurgu yapan Yılmaz, sermaye piyasalarındaki tabloyu şu sözlerle aktardı: "Borsa İstanbul’da işlem gören 605 şirketten 258’i Katılım Endeksi’nde yer alıyor. Bu şirketlerin toplam piyasa değeri 6,5 trilyon TL ile tüm endeksin yüzde 33’ünü oluşturuyor. Ayrıca 2026 Nisan itibarıyla 92 yatırım fonu ’Katılım Şemsiye Fonu’ altında işlem görürken, 65 emeklilik fonunun büyüklüğü 894 milyar TL’ye ulaştı." Yeni strateji belgesi yolda: 2026-2029 vizyonu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca, sektörün yapısal sorunlarına çözüm üretecek yeni bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını müjdeledi. 2026-2029 dönemini kapsayacak olan Katılım Finans Strateji Belgesi hazırlıklarının sürdüğünü belirten Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nin bu vizyonun en büyük kaldıracı olacağını vurguladı. "Finansal kümelenmenin ötesinde bir vizyon" Son olarak İstanbul Finans Merkezi’nin sadece bir bina topluluğu değil, "Türkiye Yüzyılı"nın finansal vizyonu olduğunu söyleyen Yılmaz, "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir katılım finans merkezi haline getirme kararlılığındayız. Atacağımız adımlarla bu alandaki kurumsal yapıyı güçlendirerek, Türkiye’nin küresel finans sistemindeki yerini sağlamlaştıracağız" ifadelerine yer verdi. Zirveye İstanbul Valisi Davut Gül, TCMB Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve çok sayıda sektör temsilcisi katılım sağladı.
Antalya 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali başlıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 8-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde lezzet buluşması yaşanacak. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirecek Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, gastronomi dünyasını Antalya’da bir araya getirecek. 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılışı 8 Mayıs Cuma günü saat 17.00’de Karaalioğlu Parkı’nda gerçekleştirilecek. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirilecek gastronomi festivalinde katılımcılar Akdeniz yeşillikleri ve endemik bitkileri daha yakından tanıyacak. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin düzenleyeceği atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve birçok aktivite olacak. Katılımcılar Antalya mutfağını da yakından tanıma şansı bulacak. Yanık dondurmanın hikayesi tanıtılacak Gastronomi festivalinde Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünü ile şehrin gastronomi kimliği ön planda olacak. Antalya’nın tanınmış restoran ve işletmeleri festival alanında açacakları stantlar ile eşsiz lezzetlerini Antalyalılarla buluşturacak. Türkiye’nin ünlü şefleri, otel ve restoran profesyonelleri, yatırımcılar, lokal ve uluslararası gıda firmaları, yeme-içme profesyonelleri, gastronomi, tarım ve turizm yazarları ile vatandaşlar bir araya gelecek. Antalya’nın meşhur yanık dondurmasının hikayesi de festivalde katılımcılara tanıtılacak. Ünlü şefler Antalyalılar ile buluşacak 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde Refika Birgül, Mehmet Akdağ, Hazer Amani, Elif Korkmazel, Mehmet Yalçınkaya, Ömür Akkor, Arda Türkmen, Türev Uludağ, Rafet İnce, Somer Sivrioğlu gibi Türkiye’nin tanınmış şefleri gastronomi severlere ile bir araya gelecek. Ünlü şefler Antalya’nın lezzetlerinden hazırlayacakları özel sunumlar vatandaşlarla deneyimlerini paylaşacak.
Hatay Kırıkhan’da öğrenciler trafik kurallarını bilgilendirme pistinde öğrenecek Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde Trafik Eğitim ve Bilgilendirme Pisti’nin açılışı düzenlenen programla gerçekleştirildi. Kırıkhan Belediyesi tarafından Cumhuriyet İlkokulu bahçesinde yapımı tamamlanan Trafik Eğitim ve Bilgilendirme Pisti’nin açılışı düzenlenen programla gerçekleştirildi. Öğrencilerin trafik kurallarını küçük yaşta öğrenmeleri ve uygulamalı eğitim almaları amacıyla hazırlanan alan, protokol üyeleri ve vatandaşların katılımıyla hizmete açıldı. Düzenlenen açılış programına Ayhan Akpay, Ömer Erdal Çelik, AK Parti Kırıkhan İlçe Başkanı Eyüp Denizoğlu, Kırıkhan İlçe Milli Eğitim Müdürü Kemal Ceylan, Kırıkhan İlçe Emniyet Müdürü Soner Önder Lek, siyasi parti ilçe başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları, öğrenciler, veliler ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan Cumhuriyet İlkokulu Müdürü İbrahim Elmas, trafik eğitim pistinin öğrenciler açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, projeye destek veren Kırıkhan Belediyesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti. Kırıkhan Belediye Başkanı Ömer Erdal Çelik yaptığı konuşmada, çocukların bilinçli bireyler olarak yetişmesinin önemine dikkat çekerek "Öğrencilerimize söz vermiştik, bugün bu sözümüzü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Çocuklarımızın trafik kurallarını uygulamalı şekilde öğrenebileceği bu alanın hem öğrencilerimize hem de Kırıkhan’ımıza hayırlı olmasını diliyorum. Tüm kamu kurumlarımızla birlikte koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. 6 Şubat depremlerinin ardından şehrimizi yeniden ayağa kaldırmak için belediyemiz tüm imkânlarıyla çalışmalarını sürdürüyor" dedi. Programda konuşan Kaymakam Ayhan Akpay, uygulamalı eğitim alanlarının çocukların gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, "Bu tarz eğlenirken öğrenmeye imkan sağlayan eğitim alanları, çocuklarımızın bilinçli yetişmesi açısından çok kıymetlidir. Başta Belediye Başkanımız Sayın Ömer Erdal Çelik ve belediye ekipleri olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından trafik eğitim pistinin açılışı gerçekleştirildi. Öğrenciler ise alanda kurulan eğitim parkurunda uygulamalı trafik eğitimi deneyimi yaşadı.
Manisa Manisa, nisan ayını ihracatta rekorla kapattı Manisa, 2026 yılının en yüksek aylık ihracatını nisan ayında gerçekleştirerek 468 milyon dolara ulaştı. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,7 artış yakalayan kentte otomotiv ve iklimlendirme sektörleri yükselişe geçerken, elektrik-elektronik sektöründeki düşüş dikkat çekti. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan dış ticaret verilerine göre Manisa, 2026 yılının en yüksek aylık ihracat performansını nisan ayında gerçekleştirdi. Kentin nisan ayı ihracatı 468 milyon dolar olurken, bu rakam geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,7 artış gösterdi. Manisa, nisan ayında Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan 7’nci il olurken, yılın ilk dört aylık toplamında ise 9’uncu sırada yer aldı. 2025 yılı nisan ayında 408 milyon dolar olan ihracat rakamı bu yıl 468 milyon dolara yükselirken, Ocak-Nisan dönemindeki toplam ihracat 1 milyar 535 milyon dolara ulaştı. Sektörel bazda en dikkat çekici artış aylık yüzde 565,5 ile su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe yaşandı. Dört aylık dönemde ise en yüksek artış yüzde 144,4 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektöründe gerçekleşti. Elektrik elektronik sektörü gerilemeye devam etti Manisa’nın ihracatında uzun yıllardır lokomotif konumda bulunan elektrik ve elektronik sektöründeki gerileme ise sürdü. Geçen yıl nisan ayında 154 milyon dolar olan sektör ihracatı, bu yıl yüzde 6,3 düşüşle 144,6 milyon dolara geriledi. Dört aylık toplam ihracat da yüzde 29,4 azalarak 543 milyon dolardan 383 milyon dolara düştü. Böylece sektör dört ayda 160 milyon dolarlık kayıp yaşadı. İklimlendirme sektörü yükselişine devam ediyor Elektrik-elektronik sektöründeki düşüşe rağmen iklimlendirme sanayii yükselişini sürdürdü. Nisan ayında sektör ihracatı yüzde 31,5 artışla 63 milyon dolardan 83 milyon dolara çıktı. Dört aylık toplam ihracat ise yüzde 5,1 artarak 304 milyon dolardan 319,6 milyon dolara yükseldi. İhracatta üçüncü sırada yer alan otomotiv endüstrisi de güçlü performans sergiledi. Nisan ayı ihracatı yüzde 33,5 artışla 48 milyon dolardan 64,5 milyon dolara yükselirken, dört aylık toplam ihracat yüzde 12,1 artışla 205,9 milyon dolardan 230,8 milyon dolara çıktı. Manisa’nın ihracatında ilk üç sırayı sanayi sektörleri oluştururken, bu üç sektör dört ayda toplam 933,4 milyon dolarlık ihracata imza attı. Böylece toplam ihracatın yüzde 60,8’i bu sektörlerden sağlandı. Dördüncü sırada yer alan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü de yükselişini sürdürdü. Sektörün Nisan ayı ihracatı yüzde 51,2 artışla 19 milyon dolardan 29 milyon dolara çıkarken, dört aylık toplam ihracatı yüzde 27,7 artışla 70,6 milyon dolara ulaştı. Aylardır düşüş eğiliminde olan kuru meyve ve mamulleri sektöründe ise nisan ayında sınırlı toparlanma görüldü. Aylık ihracat yüzde 1,4 artışla 18,6 milyon dolara yükselirken, dört aylık toplam ihracat yüzde 9 düşüşle 79 milyon dolardan 71 milyon dolara geriledi.