SPOR - 17 Kasım 2024 Pazar 13:19

Emrah Eren: "Türk futbolunda liyakat sorunu var"

A
A
A
Emrah Eren: "Türk futbolunda liyakat sorunu var"

Trabzonspor’un eski futbolcusu Emrah Eren, bordo-mavili kulübün değerinin, formasını giydiği diğer takımların çok üzerinde olduğunu söyledi. Eren, Türk futbolunda liyakat sorununun olduğunu vurgulayarak, Trabzon’a giden her oyuncunun formanın hakkını vermesi gerektiğini belirtti.


Trabzonspor’da 2003-2006 yılları arasında forma giyen ve 83 maça çıkan Emrah Eren, Süper Lig’de Konyaspor, Giresunspor, Galatasaray, Denizlispor, Gaziantepspor, Malatyaspor, Adanaspor, İstanbulspor, Kocaelispor, Çaykur Rizespor ve Akhisar gibi kulüplerde 450’nin üzerinde maça çıktı. Eren, 61 Derece Dergisi’nin ikinci sayısına verdiği röportajda kariyeri ve Trabzonspor ile ilgili açıklamalarda bulundu.



"Trabzonspor’un değeri diğer kulüplerin üzerinde"


Bordo-mavili kulübün kendisi ve ailesi için her zaman diğer kulüplerin üzerinde bir değere sahip olduğunu belirten Emrah Eren, "Forma giydiğim her kulüpten çok şey öğrendim ve hepsinin benim için ayrı bir yeri var. Tabiri caizse, her birinin sayesinde ailemize ekmek götürdük, bu yüzden sonsuz saygım ve sevgim var. Ancak Trabzonspor’un benim için değeri, diğer kulüplerin çok üzerinde" dedi.


Futbol kariyerinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Eren, "Şükürler olsun ki Türkiye’de şampiyonluk yaşamış takımlarda da, alt sıralarda mücadele eden takımlarda da oynama fırsatım oldu. Allah bana özel yetenekler verdi. Kanat oyuncusu olarak süratliydim, adam geçme yeteneğim yüksekti ve orta yapabilme kabiliyetim vardı. Bu yeteneklerimi sahada kullanma şansım oldu. Ancak kariyerimde çok sık ağır sakatlıklarla karşılaştım. Trabzonspor’da üç kez A Milli Takıma çağırıldım ama her seferinde sakatlık yaşadım. Yurt dışından transfer tekliflerim oldu ama bazen yanlış kararlar verdim. Sonuç olarak, iyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Allah’a şükürler olsun ki, o kulüplerden talep gördük" ifadelerini kullandı.



"İyi ki Trabzonsporlu Emrah Eren olmuşum"


Galatasaray’da kötü bir tecrübe yaşadığını vurgulayan Emrah Eren, "UEFA kupasını kazanan Galatasaray takımında genç yaşta gittiğim için yer bulamamıştım, bu da benim için kötü bir tecrübe oldu. Fuat Hoca, beni geleceğe yönelik planları doğrultusunda takımda görmek istiyordu ama ben kulübede oturmayı asla kabullenemeyen bir oyuncuydum. Bu nedenle, sözleşme uzatılacağı zaman Galatasaray’dan ayrılıp Kocaelispor’a imza attım. Kocaelispor o dönemde çok iyi bir takımdı ve burada müthiş bir sezon geçirdim. İki kez Avrupa karmasına seçildim. Sezon sonunda Trabzonspor ve Fenerbahçe benimle ilgilendi. Galatasaray’daki tecrübelerimden dolayı Fenerbahçe’ye gitmekten korkuyordum. Trabzonspor’a gitmekten de endişeliydim. Eski Trabzonspor oyuncularının kaybettikleri maçların ardından yaşadıkları zorlukları duymuştum ve taraftarın tepkisinden korkuyordum. Ama sonra Trabzonspor’un bana karşı olan samimiyetini ve beni ne kadar istediğini gördüm. O dönemde Özkan Hoca’nın başkanlığında Trabzonspor’a imza attım. İyi ki de atmışım; iyi ki Trabzonsporlu Emrah olmuşum" diye konuştu.



"Trabzonspor’u o kadar sevdik ki"


Trabzonspor’da iki sezon geçirdikten sonra sözleşmesinin bittiğini söyleyen Emrah Eren, o dönemde kontrat yenileme görüşmeleri yapacaklarını belirterek, "Ancak rahmetli Özkan Sümer’in ardından yeni bir yönetim gelmişti. İsimlerini vermek istemiyorum ama o yönetim bana göre tecrübesizdi ve yetersizdi. Bu durum beni gerçekten çok kırdı. Trabzonspor’da kalmak isteyen biri olarak çok zorlu bir dönem geçirdim. O sırada Galatasaray beni sürekli arıyordu, telefonlarım hiç susmuyordu. Yurt dışından da teklifler geliyordu ama ben Trabzonspor’da kalmak istiyordum. Fakat iki yönetici beni gerçekten çok kırdı ve o yüzden o gün sinirle Galatasaray’a gitmek için harekete geçtim" şeklinde konuştu.



"Trabzon’da formanın hakkını vereceksin"


"Trabzonspor’a gelirken, ilk duyduğum şeylerden biri, Trabzon’da mağlup olduğunuzda dışarı çıkmanın zor olduğuydu" diyen Emrah Eren, "Ama ben Trabzon’a gittiğimde, insanların gerçekten sahada formanın hakkını verdiğinizde sizi ne kadar sevdiğini deneyimledim. Orada kendimi aileden biri gibi hissettim. Trabzonspor taraftarı benim için bambaşka; gerçekten benim ailem gibidir. Bir yere gittiğimde, biri ’Galatasaraylı Emrah’ dediğinde, hemen kızan Trabzonsporlu taraftarlar olurdu. Onlar beni ’Trabzonsporlu Emrah’ olarak gördüler ve bu benim için çok büyük bir duygu. Yıllar geçmesine rağmen, ben Trabzonspor’dan ayrıldığımda bile bu sevgiyi hissetmek, onların bizi ailelerinden biri gibi görmesinden kaynaklanıyor. Onlar bizi ne kadar seviyorsa, biz de onları o kadar seviyoruz" ifadelerini kullandı.



"Trabzonspor ikinci yarıdan sonra iyi bir ivme yakalayacaktır"


Trabzonspor’u takip ettiğini belirten Emrah Eren, "Trabzonspor’un bu sezon bazı maçlarını izledim, özellikle Beşiktaş maçını. Açıkçası, oyunu pek beğenmedim ve oyuncu performanslarını da çok iyi bulmadım. Ancak, Şenol Hoca’nın geldiği ilk maçta yaşananları dikkate alarak, onun çok başarılı olacağına inanıyorum. Şenol Hoca, Trabzonspor’da bunu defalarca kanıtladı. Hüseyin Çimşir, bizim futbolcu arkadaşlarımızdan biri. Onun da antrenörlük ve teknik direktörlükte büyük tecrübeleri var. Bu nedenle, Trabzonspor’a önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum. Özellikle ikinci yarıdan sonra takımın iyi bir ivme yakalayacağını düşünüyorum, ancak bazı eksikliklerin olduğunu da belirtmeliyim" dedi.



"Teknik direktörlük konusunda hiç bir beklentim yok"


Emrah Eren, teknik direktörlük hedefleriyle ilgili ise şunları söyledi: "Antrenörlük kurslarına gidiyorum, en son UEFA kursuna katıldım. Bu kursta gelecekle ilgili planlarımı paylaştım. Arkadaşlarımın ve eğitimcilerin önünde, ’Ben gelecekte şunu, şunu, şunu yapmak istiyorum,’ dedim. İnanın, oradaki eğitimciler bile açıklamalarımdan etkilenmişti. Antrenörlerin bile atandığı bir ülkede benim antrenörlükten ve teknik direktörlükten hiç bir beklentim yok. Sistem değişirse, liyakatli insanlar bir yerlere gelirse, o zaman ben bu ülkede antrenörlük veya teknik direktörlük yapmak için elimden geleni yaparım ve tecrübelerimi genç arkadaşlarıma aktarmaya çalışırım. Ama şu an, dürüst bir şekilde, hak ederek başarılı olma şansımız yok. Kapıların çoğunun kapalı olduğunu görüyoruz. Şu anda Süper Lig’de veya 1. Lig’deki takımlara baktığımda, açıkçası antrenörlükten çok fazla beklentim yok."



"Ülkemizde liyakat sorunu var"


Tecrübeli futbolcuların teknik direktörlük teklifi almasının zor olduğuna vurgu yapan Emrah Eren, sözlerini şöyle tamamladı: "Süper Lig’de uzun yıllar oynamış biri olarak, benim gibi tecrübeli futbolcuların teknik direktörlük teklifleri alması oldukça zor. Sonrasında çok kısa bir dönem Ispartaspor’da çalıştım ama Türkiye’deki şartlar nedeniyle bu da yeterli olmadı. Liyakatin maalesef futbol dünyasında eksik olduğunu düşünüyorum. Özellikle arkanızda bir güç varsa, bu işte bir yere gelebiliyorsunuz; aksi takdirde dünyanın en iyi teknik direktörü değilseniz bu işin dışında kalabiliyorsunuz. Futboldan gelecek bir şeye fazla ihtiyacımız yok ama yıllarca emek vermiş futbolcuların bu şekilde dışarıda kalması üzücü. Türk futbolunun durumu ortada. Örneğin, Türk milli takımında oynayan 10 oyuncudan 8’i yurt dışından. Türkiye’de 80 milyondan yeterince futbolcu çıkmıyor. 3-4 milyon içinden futbolcu çıkıyor. Çünkü onları yetiştirenlerde liyakat var."



Emrah Eren: "Türk futbolunda liyakat sorunu var"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Ceviz büyüklüğündeki dolu yağışı tarım arazilerine zarar verdi Hatay’da etkili olan dolu yağışı, Amik Ovası’nda hasada hazırlanan soğan, patates ve buğday tarlalarında zarara yol açtı. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Amik Ovası’nda yaz mevsiminin yaklaşmasıyla ürünler de hasat olgunluğuna ulaşmaya başladı. Bölgede havaların yağışlı gitmesi ve zaman zaman etkili olan bölgesel dolu yağışları tarım ürünlerine zarar verdi. Geçtiğimiz günlerde Reyhanlı ilçesine bağlı Bükülmez Mahallesi başta olmak üzere çevre mahallelerinde kısa süreli etkili olan dolu yağışı görüldü. Ceviz büyüklüğünde yağan dolu nedeniyle tarlalar beyaza bürünürken, hasada hazırlanan soğan, patates ve buğday tarlaları zarar gördü. Etkili olan dolu yağışında hasada hazırlanan ürünlerin büyük bir kısmının zarar gördüğünü ifade eden Reyhanlı İlçesi Ziraat Odası Başkanı Şemsettin Cüneydioğlu, dolu yağışının 6 bin dönümlük alandaki ürüne zarar verdiğini söyledi. "Bu dolu hemen hemen ceviz büyüklüğünde hızlı bir şekilde iniş yaparak yağdı ve 6 bin dönümlük alanda kurtarılacak ürün yok" Ceviz büyüklüğünde olan ve hızlı bir şekilde yağan dolunun 6 bin dönümlük arazideki patates ve soğana zarar verdiğini ifade eden Cüneydioğlu, "Burası patates ekili tarlamızdı. Burada en geç bir ay sonra mayıs ayına girmesinden sonra bir hasat olayı gerçekleşecekti. Geçtiğimiz cumartesi günü öğleden sonra yaşadığımız dolu afetinden dolayı hasadımız kalmadı ve içler acısı durumdayız. Allah çiftçilerimizin yardımcısı olsun. Bu ürünlerin tekrardan ilaçlanması veya gübrelenerek eski duruma getirilmesi imkanı yok. Çünkü şu anda toprağın altında yumurta kadar patates yumrusu var. Bu saatten sonra bunlar büyümez öyle kalır" dedi. Bölgede yaklaşık 25 bin dönüm arazide patates, soğan ve buğday ekili olduğunu söyleyen Şemsettin Cüneydioğlu, "Sağolsunlar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipler, bizi yalnız bırakmadı, gelip anında tespitlerini yapıp raporlarını tuttular. Bunun 6 bin dönümlük alanda kurtarılacak ürün yok" ifadelerini kullandı. "Ceviz büyüklüğündeki dolu 10 dakika içerisinde yağarken ne patates ne soğan ne de buğday bıraktı" Ceviz büyüklüğünde yağan dolunun hasat edilecek ürünlere zarar verdiğini söyleyen Halil Kureyşoğlu ise, "Hava yağışlıydı ve sonra doluya döndü. Ceviz büyüklüğündeki dolu, 10 dakika içerisinde yağarken ne patates ne soğan ne de buğday bıraktı. 10 dakikalık dolu boyunca tüm mevcut ürünlerin hepsi gitti. Hasat edilmesine 20 gün kalmıştı. Tam hasat zamanında sökülmüş soğanı sanki çekiç alıp ezmiş gibi hale geldi" diye konuştu.
Burdur Kübra’nın korkunç sonu gün yüzüne çıkarıldı Adalet Bakanı’nın hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması yönündeki kararlı duruşu, başsavcılıklar ile güvenlik güçlerinin güçlü koordinasyonu sahada karşılığını buldu. Manavgat, Serik ve Burdur cumhuriyet başsavcılıklarının faili meçhul suçları araştırma birimleriyle koordineli hızlı reaksiyonu ve acılı baba Yunus Yapıcı’nın birebir iz sürmesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Antalya’da yaşayan Kübra Yapıcı’dan 30 Nisan gecesi saat 02.00’den sonra haber alınamaması üzerine korku dolu süreç başladı. Baba Yunus Yapıcı, kızının hayatından endişe ederek aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Derhal başlatılan çalışmalar, Türkiye’de faili meçhul dosyaların kararlılıkla takip edildiğini bir kez daha ortaya koydu. Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez’deki bir kafede iki erkekle birlikte olduğu ve saat 04.45’te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi. Şüpheli isimlere ulaşıldı, çelişkili ifadeler dikkat çekti Soruşturma derinleştikçe "Ata" ve "Umut" isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Ancak verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. "Umut" isimli şüpheli, Kübra’yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi. Tam bu noktada devreye giren baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı. Korkunç itiraf: Ormanda öldürdüler, cesedi yaktılar Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.’nin alınan ifadesi, cinayetin vahşetini gözler önüne serdi. İlyas Umut D., Kübra Yapıcı’nın diğer şüpheli Ata Berk S.’ye borcu olduğu gerekçesiyle Burdur’daki ormanlık alana götürüldüğünü ve burada silahla öldürüldüğünü anlattı. İtirafa göre cinayet sonrası ceset önce gömüldü, ardından tekrar çıkarılarak yakıldı. Parçaların bir kısmı ise baraj sularına atıldı. Bu kan donduran detaylar üzerine Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı ve jandarma teşkilatı da sürece dahil oldu. Deliller tek tek ortaya çıktı Şüpheli beyanları doğrultusunda yapılan aramalarda, ormanlık alanda Kübra Yapıcı’ya ait olduğu değerlendirilen yanmış ceset parçalarına ulaşıldı. Bu bulgular, cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması adına kritik bir eşik oldu. Soruşturma kapsamında İlyas Umut D. gözaltına alınırken, cinayetin diğer faili olduğu değerlendirilen Ata Berk S., İstanbul’da kıskıvrak yakalandı. Cinayet mahalli Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı sınırlarında kaldığından dosyanın burada ikmal edileceği ve yargılamanın yapılacağı öğrenildi. Devletin kararlılığı ve babanın takibi sonucu gerçek ortaya çıktı Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının faili meçhul dosyalara karşı ortaya koyduğu net irade, üç başsavcılığın emniyet ve jandarma güçleri koordineli ve hızlı çalışması ve bir babanın pes etmeyen mücadelesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Bu süreç, faili meçhul bırakılmayan her dosyada devletin tüm unsurlarıyla nasıl hızlı ve etkili harekete geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Balıkesir 13 milyon TL’lik ihale tamamlandı, tarihi yapı yeniden hayat bulacak Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bulunan ve kentin önemli tarihi yapıları arasında yer alan eski Kaymakamlık Binası için restorasyon ihalesi gerçekleştirildi. Balıkesir Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yürütülen ihale kapsamında; Ayvalık Sakarya Mahallesi’nde bulunan, 200 ada 3 parselde yer alan tescilli yapının restorasyon uygulama işi için süreç tamamlandı. İhale kayıt numarası 2026/523889 olan yapım işinin ihalesi 7 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Yaklaşık maliyeti 13 milyon 966 bin TL olarak belirlenen restorasyon çalışması için toplam 3 teklif verildi ve tekliflerin tamamı geçerli sayıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda ihaleyi kazanan firma ile 20 Nisan 2026 tarihinde sözleşme imzalandı. Sözleşme bedelinin ise 12 milyon 840 bin TL olduğu açıklandı. Restorasyon çalışmalarını, Ankara merkezli Hacıabdullahoğlu Restorasyon Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi üstlenecek. Projenin uygulama süresi 24 Nisan 2026 ile 24 Ağustos 2026 tarihleri arasında planlandı. Ayvalık’ın tarihi ve kültürel kimliği açısından büyük önem taşıyan eski Kaymakamlık Binası, gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarıyla özgün mimarisine sadık kalınarak yeniden ayağa kaldırılacak. Daha önce de bu yapının rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlandığı ve yapının kültürel miras kapsamında koruma altına alındığı biliniyor. Yetkililer, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte yapının kente yeniden kazandırılacağını ve tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılmasının hedeflendiğini belirtti.
Hatay Afetzede aile Antakya Belediyesi’nin Yerinde Dönüşüm Projesi’yle yeni yuvasına kavuştu Hatay’da depremde evleri yıkılan ve Antakya Belediyesi’nin hayata geçirdiği "Yerinde Dönüşüm Projesi" kapsamında yuvalarına kavuşan Aydın ailesi sıcak yuvaya kavuşmanın heyecanını yaşıyor. Ailenin yeni evindeki ilk misafiri olan Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, Yerinde Dönüşüm Projesi’yle vatandaşları yuva sahibi yapmaya devam edeceklerini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremde en çok hasara uğrayan Hatay’da binlerce bina yerle bir oldu. Antakya ilçesinin yeniden ayağa kalkma sürecine katkı sağlayan Antakya Belediyesi, kentin yeniden hayat bulması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Depremde evleri yıkılan vatandaşların yuvalarına kavuşmalarına Yerinde Dönüşüm Projesi’yle destek veren Antakya Belediyesi, vatandaşlara 100 metrekare ve 140 metrekare olmak üzere çeşitli tiplerde yuvalar inşa ediyor. ‘Afetlere Karşı Dirençli Şehirler - Güçlü Antakya’ sloganıyla çalışmalarını yürüten Antakya Belediyesi, ‘Yerinde Dönüşüm Projesi’ çerçevesinde vatandaşlara verilen hibe ve krediler ile tam donanımlı hafif çelik evlerle depremzede vatandaşları sıcak yuvalarına kavuşturuyor. Depreme Kuzeytepe Mahallesi’nde yakalanan ve enkaz altında eşi kalarak yaralanan Gülcan Aydın’da ‘Yerinde Dönüşüm Projesi’ ile hafif çelikten inşa edilen yuvasına kavuştu. Sıcak yuvasına kavuşan afetzede Aydın ailesinin, yeni evindeki ilk misafiriyse Antakya Belediyesi Başkanı İbrahim Naci Yapar oldu. "Hak sahibi olup TOKİ hakkından vazgeçen ve kendi bahçesi içerisinde imar şartlarını sağlayan vatandaşlarımızın evlerini, birkaç ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak teslim ediyoruz" Depremde evleri yıkılıp TOKİ hakkından vazgeçen vatandaşlara Antakya Belediyesinin güvencesiyle yeni yuvalar yapmaya devam edeceklerini ifade eden Başkan Yapar, "Yerinde Dönüşüm çalışmaları kapsamında, şu ana kadar Antakya genelinde 100’e yakın projeyi hayata geçirdik. Az önce içerisinde bulunduğumuz konut da bu çalışmaların bir örneğidir. Biz belediye olarak; 100 metrekare, 140 metrekare ve farklı tiplerde projeler geliştirdik. Hak sahibi olup TOKİ hakkından vazgeçen ve kendi bahçesi içerisinde imar şartlarını sağlayan vatandaşlarımızın evlerini, birkaç ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak teslim ediyoruz. Bu konut da 3+1 olarak bu kapsamda inşa edildi. Vatandaşımızın burada en büyük avantajı, TOKİ konutları yerine kendi bahçesinde müstakil bir evde oturma imkanı bulmasıdır. Belediyemize müracaat eden ve arsası uygun olan vatandaşlarımıza, cebinden hiçbir ek harcama çıkmadan evlerini yapıp teslim ederek bu zor günlerde yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Az önce evini teslim alan vatandaşımızla sohbet ettik; kendileri hiçbir eksik veya sorunla karşılaşmadıklarını ifade ettiler. Güzel bir projenin, güzel bir sonucunu hep birlikte görmüş olduk" dedi. "Antakya Belediye Başkanımız İbrahim Naci Yapar evimize ziyarete geldi, bütün dertlerimizi dinledi ve kendisine çok teşekkür ederim" Antakya Belediyesi güvencesiyle inşa edilen 3+1 evine kavuşan afetzede Gülcan Aydın, "6 Şubat depreminde çok büyük acılar ve olumsuzluklarla karşılaştık. Evimiz yıkıldı, eşim enkaz altında mahsur kaldı ve onu çok zor şartlarda kurtarabildik. Maalesef birçok akrabamızı bu depremde kaybettik. Önce çadırda kaldık ardından Mersin’e gitmek zorunda kaldık. Bir süre sonra Hatay’a geri dönerek konteynerde yaşamaya başladık. Antakya Belediyesi’nin ’Yerinde Dönüşüm Projesi’ni duyduğumuz an hemen başvurumuzu yaptık. Evimiz tamamlanır tamamlanmaz içine geçtik ve yeni evimizi çok beğendik. Sağ olsun Antakya Belediye Başkanımız İbrahim Naci Yapar evimize ziyarete geldi, bütün dertlerimizi dinledi. Kendisine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.