ÇEVRE - 22 Mart 2026 Pazar 09:55

Dev viyadükler yükseliyor: Trabzon’da ulaşım dönüşüyor

A
A
A
Dev viyadükler yükseliyor: Trabzon’da ulaşım dönüşüyor

Trabzon’da şehir içi ve transit trafiği rahatlatmak amacıyla hayata geçirilen Güney Çevre Yolu Projesi’nde çalışmalar sürüyor.


Temeli 1 Mayıs 2023 tarihinde Akçaabat ilçesine bağlı Mersin Mahallesi’nde atılan proje, toplam 43,8 kilometrelik uzunluğuyla kentin en önemli ulaşım yatırımları arasında yer alıyor. Üç etap halinde inşa edilen yol, viyadük ve tünel imalatlarıyla şekillenmeye başladı.


Projenin ilk kesiminde kazı ve tünel çalışmalarının sürdüğü, özellikle başlangıç bölümünde yoğun bir imalat süreci yürütüldüğü belirtildi. Güzergahın büyük bölümünün tünellerle aşılması planlanırken, çok sayıda viyadükle de geçişlerin sağlanacağı ifade ediliyor. 32 metre genişliğinde, 3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli bölünmüş yol standardında inşa edilen Güney Çevre Yolu, Akçaabat’tan başlayarak Ortahisar ve Yomra ilçelerinin güneyinden ilerleyip Arsin ilçesi kesiminde yeniden Karadeniz Sahil Yolu’na bağlanacak.


Şehir içi trafik ile uluslararası transit taşımacılığın ayrılması hedefleniyor


Yaklaşık 16,5 kilometrelik ilk etapta çalışmaların sürdüğü projede, bu kesimin mevcut sahil yolunun güneyinden ilerleyerek Sera Gölü Kavşağı’na kadar uzanması planlanıyor. Özellikle başlangıç noktasında yükselen viyadükler, projenin sahadaki en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor. Güney Çevre Yolu’nun tamamlanmasıyla birlikte, Karadeniz Sahil Yolu’nun Akçaabat ile Arsin arasındaki bölümünde şehir içi trafik ile uluslararası transit taşımacılığın ayrılması hedefleniyor. Projenin, hem kent içi ulaşımı rahatlatması hem de Sarp Sınır Kapısı güzergâhındaki ağır tonajlı araç yoğunluğunu azaltması bekleniyor.


Bakan Uraloğlu: "Bu proje şehrimiz için kıymetli"


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Güney Çevre Yolu’nda çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Trabzon sahil geçişinde 80-90 binlere varan günlük ortalama trafikler var. Bu yaz aylarında 100 binin üzerinde demektir. Dolayısıyla bu yollar artık kaldırmıyor. 2 ve 3 şeritli yolların kaldırabileceği kapasite çoktan dolmuş durumda. Onun için bir çevre yolu projesi başlattık. Bu proje şehrimiz için kıymetli. Şehrin batısından başlattık inşallah ikinci etabında merkez ve doğu bölümünün inşallah ihalesini yapacağız" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Türkiye’nin en büyük Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi’nin hayata geçirdiği Türkiye’nin en büyük, Konya’nın ise ilk Engelsiz Yaşam Merkezi hasta kabulüne başladı. Proje, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na devredilmesinin ardından hizmete girdi. Toplumun tüm kesimlerine yönelik projeler üreten Karatay Belediyesi, dezavantajlı bireyleri de unutmayarak önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Engelli bireylerin eğitim ve sosyal hayata katılımına katkı sunacak olan Karatay Engelsiz Yaşam Merkezi, hasta kabulüne başlayarak Konya’da önemli bir boşluğu doldurdu. Merkezin açılışı ise önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek. Engelli bireyler ve aileleri için büyük kolaylık Merkez; özel ihtiyaçlı bireylerin eğitimlerine destek olmayı, sosyal hayata katılımlarını artırmayı ve yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda engelli bireylerin ailelerinin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak hizmetler de sunuluyor. Merkezde yer alan atölyeler, eğitim programları ve etkinlikler sayesinde bireyler hem verimli vakit geçirecek hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak. Her yaşa uygun atölye ve eğitim alanları 7 bin 200 metrekare inşaat alanı üzerine inşa edilen merkezde; farklı yaş gruplarına yönelik gündüz bakım birimleri, eğitim odaları, atölyeler, konferans salonu, kapalı spor salonu, kütüphane, mescit ve sosyal alanlar yer alıyor. Merkez bünyesinde ayrıca; görme, işitme, zihinsel ve özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için özel eğitim alanları, fizyoterapi birimleri, duyu bütünleme odaları, psikolojik destek hizmetleri ve uygulama alanı bulunuyor. "Şehrimize hayırlı olsun" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı Engelsiz Yaşam Merkezlerinden birini Konya’ya kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, merkezin özel ihtiyaçlı bireylerin sosyal, kültürel ve fiziksel gelişimlerini desteklerken, ailelerine de günlük yaşamda kolaylık sağlayacağını vurguladı. Engelli bireylerin engel gruplarına göre ve yaş farkı gözetilmeksizin kabul edildiğini söyleyen Başkan Kılca, engelsiz kreşten başlayarak ileri yaş gruplarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunulduğunu kaydetti. Merkezde hem eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğünü hem de bireylerin çeşitli üretim ve öğrenme süreçlerine katıldığını belirten Kılca, bu sayede ailelere de önemli ölçüde destek sağlandığını dile getirdi. Başkan Kılca, merkezin Karatay’a ve Konya’ya hayırlı olmasını temenni etti.
Elazığ Osmanlı kadınının işlediği 126 yıllık altın sırma hat levhası görenleri hayran bıraktı Müzayededen çıkan 126 yıllık altın sırma hat levhası, Kâbe örtüsünde de kullanılan "dival işi" tekniğiyle işlenmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. İlyas Kayakay, eserin aynı zamanda literatürde adı daha önce geçmeyen kadın sanatçı Vasfiye Hanım’ın imzasını taşıdığını açıkladı. Bir müzayededen Doç. Dr. İlyas Kayaokay tarafından alınan Osmanlı dönemi hat levhası, taşıdığı teknik özellikler nedeniyle sanat tarihi açısından dikkat çekici bir eser olarak öne çıktı. Kadife zemin üzerine altın sırma iplikle işlenen eserde kullanılan "dival işi" tekniğinin, Kâbe örtüsündeki kutsal yazıların işlenmesinde de kullanılan yöntemle örtüştüğü belirlendi. Şahsi koleksiyonunda yer alan levhayı inceleyerek tekniğin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Kayaokay, Hicri 1318, yani miladi 1900-1901 tarihli eserde yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin ince dikişlerle sabitlendiğini, bu sayede yazının hafif kabartmalı bir görünüm kazandığını açıklayarak, dival işinin tarihsel arka planına da değindi. Selçuklulardan Osmanlıya miras kalan bu tekniğin, yüzyıllar boyunca tekke levhalarında, türbe örtülerinde ve sancaklarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Kayaokay, aynı yöntemin İslam dünyasının en kutsal örtüsü olan Kâbe kisvesindeki hat yazılarında da uygulandığına dikkat çekti. Eseri sanat tarihi açısından değerli kılan unsurun ise imzanın oluşuna bağlayan Kayaokay, " Şahsi koleksiyonumda bulunan bir müzayededen aldığım bu eser Hicri 1318 tarihli, yani Miladi olarak 1900-1901 yıllarına tekabül eden yaklaşık 126 yıllık bir levhadır. 40 31 cm ölçülerinde olup kadife zemin üzerine altın sırma ip ile nakşedilmiştir. Levhada kullanılan bu büyük emek ve sabır gerektiren ince teknik, Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak bilinmektedir. Bu teknikte yüzeye yerleştirilen ipliğin ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulur. Böylece yazı yüzeyde hafif kabartmalı bir görünüm kazanır. Maraş’tan gelen iki gelin tarafından Osmanlı sarayına yayıldığı için "Maraş işi" olarak da bilinen ve kökeni Selçuklulara kadar uzanan bu teknik Osmanlı sanatında özellikle sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında, Kur’an bohçalarında ve duvar levhalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı yöntem, Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde de görülmektedir. Bu şekilde bir beytin ketebeli şekilde yazılmasını ise ilk defa görüyorum. Bakın bu elimdeki tekke işi diğer örnek de Ahmed Ferhad adlı meçhul bir hattata ait 121 yıllık bir hat ve mürekkep ile yazılmış. Çerçevesi hayli yıpranmış levhanın zemininde mor kadife kumaş kullanılmıştır. Levhadaki yazı celî sülüs karakterli bir hat formuna sahiptir. Yazı mürekkep ile değil altın sırma ip işçiliğiyle işlendiği için hat formu nakış tekniğine uyarlanmış bir görünüm arz etmektedir" dedi. Eserde yer alan beytin önemine vurgu yapan Kayaokay, " Levhanın alt kısmında yer alan ketebeye göre eser Vasfiye Hanım tarafından yazılmıştır. Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların faaliyet gösterdikleri bilinmekle birlikte imzalı eser sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle levhanın kadın sanatçı adı taşıyan tarihli bir örnek olması ayrıca kıymetlidir. Hatta yer alan beyit ise şöyledir, "Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser Mâni-i rızk olanın rızkını Allah keser". Burada mazlumun içten gelen bir ahının zalimin talihini kesebileceği ifade edilir. Başkasının rızkına engel olan kimsenin rızkının da Cenab-ı Allah tarafından ilâhî adalet gereği kesileceği ifade edilmektedir. Tabi mezkûr beyit Lâ-edrî dediğimiz şairi belli olmayan bir beyittir. Divan edebiyatında çokça karşımıza çıkar ve hikmetli manasından mütevellit hatlara da çokça işlenmiştir. Osmanlı döneminde Esmâ İbret Hanım, Şerife Fatma Mevhibe Hanım, Zahide Selma Hanım gibi isimler kadın sanatçılar arasında zikredilmektedir. Vasfiye Hanım ismi ise literatürde daha önce kaydedilmiş hattat ve nakkaşlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla bu levha sayesinde daha önce kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaş yahut hattat gün yüzüne çıkmıştır. İleride başka eserlerinin de keşfedilmesiyle Vasfiye Hanım’ın kim olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu husus sanat tarihi açısından önemini artırmakta ve levhayı çok nadir örnekler arasında değerlendirmemizi mümkün kılmaktadır" şeklinde konuştu.