EKONOMİ - 08 Ocak 2024 Pazartesi 10:09

Deniz salyangozu ihracatı hamsiyi solladı

A
A
A
Deniz salyangozu ihracatı hamsiyi solladı

Türkiye’den 2 yılda yapılan deniz salyangozu ihracatından 41 milyon 417 bin 221 dolar döviz girdisi sağlanırken, aynı dönemde Türkiye’den 24 milyon 882 bin 508 dolarlık hamsi ihracatı gerçekleşti. Deniz salyangozu ihracatı hamsi ihracatını neredeyse 2’ye katlarken, ihracatının her yıl artış gösterdiği belirtildi.


Türkiye’den 2023 yılında deniz salyangozu ihracatından 2 milyon 50 bin 343 kilogram karşılığı 22 milyon 637 bin 304 dolar döviz girdisi elde edildi. İhracatta ilk üç sırayı 916 bin 200 kilogram karşılığı 11 milyon 491 bin 392 dolar ile Güney Kore Cumhuriyeti, 330 bin 100 kilogram karşılığı 3 milyon 884 bin 944 dolar ile Çin Halk Cumhuriyeti ve 398 bin 27 kilogram karşılığı 3 milyon 7 bin 291 dolar ile İspanya aldı.


Bu ülkeleri 210 bin 64 kilogram karşılığı 2 milyon 201 bin 904 dolar ile Japonya, 182 bin 860 kilogram karşılığı 2 milyon 3 bin 587 dolar ile Tayvan, 10 bin 10 kilogram karşılığı 29 bin 530 dolar ile Ukrayna, 775 kilogram karşılığı 9 bin 72 dolar ile Gürcistan, bin 160 kilogram karşılığı 4 bin 756 dolar ile Romanya, 216 kilogram karşılığı 2 bin 650 dolar ile Azerbaycan-Nahçivan, 432 kilogram karşılığı 2 bin 179 dolar ile KKTC izlerken, 10 ülkeye yapılan toplam 2 milyon 50 bin 343 kilogram deniz salyangozu ihracatı karşılığında ülkeye 22 milyon 637 bin 304 dolarlık döviz girişi sağlandı.


2022 yılında ise 7 ülkeye yapılan deniz salyangozu ihracatından 2 milyon 176 bin 240 kilogram karşılığı 18 milyon 779 bin 917 dolar döviz girdisi sağlanırken, 2021 yılında ise bu rakam 14 milyon 707 bin 305 dolar olarak gerçekleşmişti.


26 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2023 yılında 3 milyon 54 bin 263 kilogram karşılığı 13 milyon 745 bin 45 dolar döviz girdisi sağlanırken, bu durum 2022 yılında 2 milyon 102 bin 628 kilogram karşılığı 11 milyon 137 bin 463 dolar olarak gerçekleşti. 2023 yılında yapılan hamsi ihracatında ilk üç sırayı 4 milyon 831 bin 138 dolar ile Fransa, 4 milyon 86 bin 121 dolar ile Belçika, 1 milyon 349 bin 308 dolar ile Almanya aldı.


Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, salyangoz ihracatında yeni pazar arayışlarında olduklarını belirterek “Geçen yıl yapılan ihracatta 2 milyon kilogram karşılığı 22 buçuk milyon dolar civarında döviz girdisi sağlandı. İlk sıralara bakıldığında Güney Kore, Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracat söz konusu. 2022 yılında ise 7 ülkeye 18 milyon dolar civarında ihracat gerçekleşti. Salyangoz ihracatına baktığımız zaman önceki yıllara göre arttığını son olarak ta 22 milyonun üzerine çıktığını görüyoruz. Özellikle bölgemizden yapılan ihracattaki artışın yüzde 28 seviyesine geldiğini, dolayısıyla Türkiye genelinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nden yapılan ihracatın arttığını görmekteyiz. Rakamların her geçen gün artacağını düşünüyoruz ama bunu yaparken eko sistemi göz önüne alarak avlanma yaparak elimizdeki mevcut imkânları uzun süreye yaymalıyız” dedi.



Deniz salyangozu ihracatı hamsiyi solladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.