Son Dakika
|
DÜNYA
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
İran: "Savaş ateşi tüm dünyaya yayılacaktır"
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
ABD, Kuveyt Büyükelçiliği'ni kapattı
Beşiktaş’ta metruk bina park halindeki aracın üzerine çöktü
İsrail-ABD ordusunun vurduğu Gandi Hastanesi’ndeki hasar görüntülendi
Kripto varlık işlemlerinde on binde 3 işlem vergisi alınacak
Peskov: "İran yönetimiyle sürekli temas halindeyiz"
Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
ABD’nin Dubai Konsolosluğu’na İHA saldırısı
Trump: "ABD, gerekirse Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlere refakat etmeye başlayacaktır"
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye Yüzyılı, Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır"
Beşiktaş Kulübü’nün 123. kuruluş yıl dönümü kutlandı
İngiltere, Kıbrıs Adası çevresine savaş gemisi konuşlandıracak
İGA İstanbul Havalimanı ve Airbus eğitim ortağı oldu
ABD’den Suudi Arabistan’da muhtemel hava saldırısı uyarısı
TEKNOLOJİ
OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor
03 Mart 2026 Salı - 12:15:36
Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, başta deprem olmak üzere tüm afetlere karşı hazırlıklı olmak için hem çalışanlarına eğitim veriyor hem de teknolojiden yararlanıyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklama yapan OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek" dedi. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren ve hizmet bölgesindeki tüm şehirlerde deprem riski bulunan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), afetlere yönelik çok yönlü bir hazırlık süreci yürütüyor. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, eğitimden Ar-Ge ve teknoloji geliştirmeye uzanan çalışmaları hakkında bilgi verdi. "2025 yılında binlerce saat eğitim verdik" Başta deprem olmak üzere tüm afet senaryolarına karşı operasyonel müdahale kapasitelerini ve kurumsal dayanıklılıklarını artırdıklarını söyleyen Yalçın, "OEDAŞ olarak, hizmet verdiğimiz beş ilin deprem gerçeğini iş süreçlerimizin merkezine alıyor, bu kapsamda deprem, yangın, orman yangınları, ilk yardım gibi hayati konularda kapsamlı eğitimler düzenleyip saha tatbikatları gerçekleştiriyoruz. 2025 yılında çalışan başına 16 saatlik temel iş sağlığı güvenliği eğitimlerimizin yanında bin 89 çalışanımıza toplam 4 bin 356 saat genel ilk yardım eğitimi, 559 saha çalışanımıza ise işe özgü 559 saat teknik ilk yardım eğitimi verdik. Böylece yıl genelinde toplam 4 bin 915 saatlik bir eğitim süresine ulaştık. Ayrıca tüm çalışanlarımızın katılımıyla farklı lokasyonlarda 40 adet acil durum, deprem, yangın tatbikatlarımızı başarıyla tamamladık. Mevzuat gereği çalışanların yüzde 10’unun ilk yardımcı sertifikasına sahip olması yeterliyken 2025 yılında 247 çalışanımıza daha sertifikalı eğitim aldırarak sektör ortalamasının ve yasal sınırın oldukça üzerinde yer aldık. Bu tabloyu, önümüzdeki dönemlerde de korumayı ve geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. "29 kişilik arama kurtarma ekibimiz AFAD sertifikalı" AFAD’a akreditasyon süreçlerinin devam ettiğini belirten Yalçın, "Halihazırda devletimizin ilgili birimleriyle tam koordinasyon içinde hareket etme kabiliyetine sahibiz. Geçtiğimiz yıl 29 gönüllü çalışanımızdan oluşan arama kurtarma ekibimiz, AFAD’ın eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifika aldı" açıklamasında bulundu. "Afet dayanıklılığımızı artırmak için teknolojiden yararlanıyoruz" Yalçın, afetlere yönelik Ar-Ge ve teknoloji projelerini ise şu sözlerle anlattı: "Ar-Ge departmanımız tarafından geliştirilen ve EPDK’dan onay alan ‘Deprem ve Doğal Afet Projesi’ ile elektrik dağıtım şebekesinin muhtemel bir deprem durumuna karşı hazırlığının ve ihtiyaçlarının belirlenmesini, deprem anı ve sonraki süreçte yapılacak operasyonel faaliyetler ile bu sürece katkı sağlayacak bilgi akışının oluşturulmasını hedefliyoruz. Öte yandan geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye’de ve dünyada bir ilke imza atarak bir köydeki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okumaya başladığımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu projemizin ilerleyen fazlarında uydu üzerinden arıza tespiti de yapacağız. Bu sayede muhtemel bir afette, GSM şebekesinden bağımsız olarak arıza olan noktaları tespit edebileceğiz. Bunların yanında iki konteynerden oluşan Mobil Yedekleme Merkezimiz sayesinde afet anlarında dahi kritik verilere erişim sağlayarak operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürebilecek teknolojiye sahibiz. Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek."
03 Mart 2026 Salı - 10:56
Kütahya Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde TEKNOFEST heyecanı
Kütahya Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerine ve öğretmenlerine yönelik TEKNOFEST tanıtım programı düzenlendi. Okul konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye’nin en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Tanıtım programında, festivalin amacının gençleri bilim ve teknoloji alanında üretmeye teşvik etmek, Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkı sağlayacak projelerin ortaya çıkmasını desteklemek ve yerli-milli teknolojilere ilgiyi artırmak olduğu vurgulandı. Öğrencilere festival kapsamında düzenlenen teknoloji yarışmaları, başvuru süreçleri, proje hazırlama aşamaları ve takım çalışmasının önemi anlatıldı. Sunumda özellikle lise düzeyinde düzenlenen yarışma kategorilerine dikkat çekilerek, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun alanlarda projeler geliştirebileceği ifade edildi. Öğretmenlerin de danışmanlık sürecinde aktif rol almasının önemine değinildi. Program sonunda öğrenciler merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı bulurken, okul yönetimi bu tür bilim ve teknoloji odaklı etkinliklerin artarak devam edeceğini belirtti. Yapılan tanıtımın, öğrencilerin teknolojiye olan ilgisini artırması ve yeni projelerin ortaya çıkmasına vesile olması temenni edildi.
03 Mart 2026 Salı - 10:41
Türk Telekom’dan gökyüzünde dijital dönüşüm
Türk Telekom, grup şirketi Argela ile gökyüzünde dijital dönüşüm sağlayan 5G tabanlı çözümünü küresel arenaya taşıdı. Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Argela UTM (İnsansız Hava Aracı Trafik Yönetim Sistemi) çözümünün lansmanı İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde gerçekleştirildi. Teknoloji üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonuna öncülük etme doğrultusunda stratejik çalışmalarına devam eden Türk Telekom, dünyanın en önemli mobil teknoloji etkinliklerinden biri olan GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın katılımıyla gökyüzünde dijital dönüşüm sağlayacak yenilikçi bir teknolojinin lansmanını gerçekleştirdi. Türk Telekom’un 5G altyapısı ve grup şirketi Argela’nın milli mühendislik desteğiyle geliştirilen Argela UTM platformu, mobil şebeke kabiliyetlerini hava sahası yönetimiyle entegre eden yenilikçi ve milli bir teknoloji olarak geleceğin hava ulaşım sistemleri için küresel standartları belirliyor. Hava ulaşımında yeni dönem Yapılan açıklamaya göre; otonom hava ulaşım sistemlerinin hayata geçirilmesinde önemli bir adım olan Argela UTM’in başarısı GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde atılan imza ile küresele taşındı. Türk Telekom ve grup şirketi Argela, dünyanın önde gelen eVTOL (Elektrikli Dikey Kalkış ve İniş Yapabilen Hava Aracı) üreticisi EHang ile iş birliği anlaşması imzalayarak geleceğin ulaşım standartlarını belirlemek için stratejik bir adım attı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türk Telekom olarak milli teknoloji hamlemizi gökyüzüne taşımanın büyük gururunu yaşıyoruz. Türk mühendisleri tarafından geliştirilen yenilikçi çözüm, mobil şebeke yeteneklerimizle hava trafiğini yönetmeye imkan sağlıyor. Bu hamle ile hem ülkemizin ulaşım stratejilerine katkı sunuyor, hem de teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye vizyonuna öncülük ediyoruz. GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri, milli mühendislik gücümüzün küresel arenada oyun kurucu olduğunun en somut kanıtıdır. İştiraklerimiz ve milli iş ortaklarımızla teknolojide dışa bağımlılığı azaltan çalışmalara imza atarken, ülkemizin yüksek teknoloji ihraç etme hedefine öncülük ediyoruz" dedi. Argela CEO’u İsmail Emanet, "Yeni nesil telekomünikasyondaki liderliğimizi havacılık sektörüne taşıyoruz. 5G ve ileri ağ çözümleri alanındaki uzmanlığımızı kullanarak, Argela’nın UTM sistemi aracılığıyla Türkiye’de Gelişmiş Hava Mobilitesi’ni güçlendirecek sağlam bir dijital altyapı sunmayı ve alçak irtifa bağlantısında yeni standartlar belirlemeyi hedefliyoruz. Türk Telekom’un liderliğinde yürütülen ileri düzey Ar-Ge çalışmalarıyla desteklenen bu vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin dijital dönüşümüne ve akıllı kentsel mobiliteye geçişine yön vermekten gurur duyuyoruz" dedi. EHang Operasyon Başkanı (COO) Victoria Jing Xiang, "Türk Telekom ile gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, Türkiye’de Düşük İrtifa Ekonomisi’nin hayata geçirilmesi yolunda belirleyici bir adımı temsil ediyor. EHang’in sertifikalı insansız eVTOL (elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen) hava aracı platformunu Türk Telekom’un gelişmiş dijital altyapısı ve İHA Trafik Yönetim Sistemi (UTM) kabiliyetleriyle birleştirerek; güvenli, ölçeklenebilir ve geleceğe hazır bir Gelişmiş Hava Hareketliliği ekosistemi inşa ediyoruz" dedi. 5G şebeke kabiliyetleri ve hava trafik yönetiminde öncü entegrasyon Geleceğin ulaşım standartlarını farklı bir boyuta taşıyan bu milli çözüm, Uygulama Programlama Arayüzleri (API) ile UTM sistemlerini tek bir platformda birleştiren yenilikçi bir uygulama olarak öne çıkıyor. GSMA tarafından desteklenen CAMARA API projesinin en başarılı örneklerinden biri olarak GSMA standında sergilenen çözüm; düşük irtifa hava sahasının güvenli, akıllı ve gerçek zamanlı yönetimini sağlayan dijital bir regülasyon sistemi sunuyor. İstanbul’daki merkezden Kapadokya’daki araç kumanda edildi 5G Destekli Hava Yönetim Sahası Platformu’nun denemelerinde; Türk Telekom’un İstanbul’da bulunan UTM merkezi üzerinden kumanda edilen bir insansız hava aracı, Kapadokya semalarında başarıyla uçuruldu. Argela ve GSMA stantlarında katılımcılara sunulan projenin demo görüntüleri büyük ilgi topladı.
03 Mart 2026 Salı - 09:26
OMÜ projesiyle gıda endüstrisine pH duyarlı doğal renklendirici adayı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) yürütülen bilimsel projede mavi kelebek çiçeğinden elde edilen infüzyonların pH’ya bağlı renk değişimi gösterdiği ve yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu belirlendi. Çalışma sonucunda bitkinin, sentetik gıda boyalarına alternatif doğal bir renklendirici ve kalite indikatörü olarak kullanılabileceği ortaya konuldu. OMÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde yürütülen projede, mavi kelebek sarmaşığı(clitoria ternatea) çiçeğinden elde edilen infüzyonların kimyasal ve fiziksel özellikleri incelendi. Araştırmada renk parametreleri, briks değeri, toplam fenolik madde miktarı, antioksidan aktivite ve pH’ya bağlı stabilite değişimleri değerlendirildi. Analizler sonucunda infüzyon sıcaklığı ve süresinin renk yoğunluğu üzerinde etkili olduğu belirlenirken, pH 4 ortamında mor, pH 7’de mavi, pH 9’da ise yeşile yakın tonların oluştuğu gözlemlendi. Elde edilen bulgular, mavi kelebek çiçeğinin fenolik bileşenler bakımından zengin yapısı ve pH’ya duyarlı antosiyanin profili sayesinde yalnızca doğal renk kaynağı olarak değil, aynı zamanda akıllı ambalaj sistemlerinde kalite göstergesi olarak da değerlendirilebileceğini ortaya koydu. "Doğal renk maddesi olarak değerlendirilebilir" Proje danışmanı OMÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, mavi kelebek çiçeğinin yurt dışında çay olarak tüketildiğini ve geleneksel olarak bazı Asya ülkelerinde gıdalarda kullanıldığını belirtti. Mortaş, "Bu bitki gıdalara mavi renk veren doğal bir materyaldir. pH’ya bağlı olarak kırmızıdan maviye, sarıdan yeşile kadar renk değişimi gösterebilmektedir. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi tarafından gıda renk maddesi statüsüne alınmıştır. Antienflamatuar, stres ve kaygı giderici özellikleriyle de dikkat çekmektedir" dedi. "Türk Gıda Kodeksi’ne kazandırılabilir" Projeyi yürüten Yüksek Lisans Öğrencisi Şeyma İbrahimbaş ise çalışmalarda pH’ya bağlı renk değişimlerini incelediklerini ifade ederek, "pH 4-4,5 aralığında mor renk elde edilebilmekte ve süt endüstrisinde kullanılabilmektedir. Bitkinin doğal gıda boyası olarak kullanımı sentetik katkı maddelerine alternatif oluşturabilir. Kendi pH’sı yaklaşık 6,5 olup bu değerde mavi renk vermektedir. pH 7,5-9 aralığında ise yeşil ton gözlemlenmektedir. Bu yönüyle Türk Gıda Kodeksi’ne kazandırılabilecek bir bitkidir" diye konuştu. Araştırma sonuçlarının, mavi kelebek çiçeğinin fenolik bileşenler bakımından zengin yapısı ve yüksek antioksidan kapasitesi sayesinde fonksiyonel gıda, doğal katkı maddesi ve akıllı ambalaj sistemleri gibi yenilikçi uygulamalarda değerlendirilebileceğine bilimsel zemin oluşturduğu bildirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 09:26
OMÜ projesiyle gıda endüstrisine pH duyarlı doğal renklendirici adayı
2
03 Mart 2026 Salı- 10:56
Kütahya Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde TEKNOFEST heyecanı
3
03 Mart 2026 Salı- 12:15
OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor
4
02 Mart 2026 Pazartesi- 10:24
Siirt’te kayıp kaçak oranı kent merkezinde yüzde 6’ya geriledi
5
23 Temmuz 2025 Çarşamba- 22:12
TUSAŞ ile Ge-Aerospace arasında HÜRJET Jet eğitim uçağının motoru için mutabakat zaptı imzalandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:12
Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı
Türk bilim adamları, Antik Roma belgelerine dayandırılan, ‘tedavilerde insan ve hayvan dışkısı kullanıldığı’ arkeolojik çalışmalarla kanıtladı. Konuyla ilgili çalışmanın yer aldığı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makaleye Avrupa’da geniş yankı uyandırdı. Antik Roma belgelerinde karşılaşılan, insan dışkısının merhem gibi doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü bilgisi günümüz bilimsel metotları ile kanıtlandı. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi dönemin şifacılarının dışkıyı iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarında kullandığı iddiaları da Türk bilim adamlarının çalışmasıyla kanıtlandı. Arkeologların bulduğu 1900 yıllık bir şişede insan dışkısına dair kimyasal izler tespit edildi. İzmir’in Bergama ilçesindeki Bergama Arkeoloji Müzesi’nde bulunan şişede Prof. Dr. Cenker Atila, Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi’nin yaptığı kimyasal analizine göre şişede ayrıca kekikten elde edilmiş aromatik birleşikler de bulundu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makale Avrupa’da ses getirdi. Yabancı bir dergide yer alan makaleye Avrupa’da birçok basın organında yer verildi. Bin şişeden 7’sinde çıktı Konuyla ilgili açıklama yapan Atilla, "Ben arkeolojide cam ve seramik uzmanıyım. 2009 yılında Bergama Müzesi Cam Eserleri adlı bir kitap çalışmam oldu. O sırada Bergama’daki bütün cam eserleri inceledim. Bu çalışmayı yaparken bazı eserler içerisinde kalıntılar olduğunu fark ettim. Daha sonra bir Aroma Terapi Festivali’nde Kimyager arkadaşım Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile tanıştık. Bergama’daki kalıntıların analizini yapıp yorumlayabiliriz diye düşündük. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izinlerimizi aldık ve müzeye gittik. Bin eser içerisinde 7 tanesinde kalıntı çıktı. Bunlardan da bir tanesinde veri sağlayabilecek kalıntılar elde ettik" dedi. Günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlandı Atilla çalışmalarına kadar, Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığının bilindiğini ancak günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlanmadı ifade edip, "Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığını biz biliyoruz. Fakat bu gerçek mi, gerçekse tam olarak nasıl kullanılıyor? Biz bunların cevabını bilemiyorduk. Bu buluşun çok ilginç ve komik de bir süreci var. Kimyasal analizleri yapan İlker arkadaşımız analizleri yapıyor, içinde gaita çıkıyor. Biz ilaç olabileceğini düşünüyorduk ama bitkisel kökenli başka şeyler bekliyorduk. Bu sonucu öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Kokuyu bastırmak için kekik de atmışlar. Biz bunun doğrudan Galenos veya Galenos’un öğrencileri tarafından yapıldığını düşündük. Antik Çağ’da kullanıldığını bildiğimiz bir şeyin günümüze kadar gelmiş olan ilaç olduğu ispatlanmış oldu. Bunu da hemen makaleye çevirdik" şeklinde konuştu. Antik kaynaklar detay vermiyor Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila, antik kaynaklarda insan dışkısının anti bakteriyel özelliğinden bahsedilse de hangi hastalıklarda kullanıldığına dair bilgi bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi. "Anti bakteriyel özelliklerinden dolayı antik kaynaklar hangi hastalığa kullanıldığı ile ilgili bir veri sunmuyor. Ama her tür mikrobun öldürülmesinde, yaraların iyileştirilmesinde insan ve hayvan gaitası kullanılıyor. Galenos, ‘Hastalarınız geldiğinde bunun içeriği hakkında bilgi vermeyin. Yoksa ilacı kullanmayı reddederler’ diyor"
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:01
Balıkesir Teknokent ile Teknopark İstanbul arasında iş birliği protokolü
Balıkesir Teknokent ile Teknopark İstanbul arasında iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında; teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerinin ticarileştirilmesi, girişimcilere mentorluk, eğitim ve teknik altyapı desteği sağlanması amaçlanıyor. Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza törenine; Genel Müdür Yardımcıları Oğuz Özcan, Murat Topalfakıoğlu ve Burak Keskik ile Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir ve Proje Geliştirme ve İş Birlikleri Uzmanı Büşra Şeker katıldı. Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ve Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir tarafından imzalanan protokol kapsamında; teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerinin ticarileştirilmesi, girişimcilere mentorluk, eğitim ve teknik altyapı desteği sağlanması ile TÜBİTAK 1812 BiGG süreçlerine hazırlık, prototipleme ve yatırımcıya erişim aşamalarında güçlü bir ekosistem oluşturulması hedefleniyor. İmza töreni sonrası değerlendirmede bulunan Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Burcu Aydemir, "Teknopark İstanbul’un güçlü ekosistem deneyimiyle Balıkesir’den doğacak girişimlerin TÜBİTAK 1812 BiGG sürecine daha donanımlı hazırlanacağına inanıyoruz. Balıkesir Üniversitesi’nin akademik birikimi ve Balıkesir Teknokent’in sahadaki girişimcilik kapasitesiyle oluşan potansiyelin, bu iş birliği sayesinde daha hızlı olgunlaşarak prototipleme, yatırımcıya erişim ve ölçeklenme aşamalarına taşınmasını hedefliyoruz. Bu protokolün, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren ve girişimcilerimiz için yeni fırsatlar üreten önemli bir adım olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. İş birliği protokolü çerçevesinde, her iki kurumun uzman ekipleri tarafından düzenli koordinasyon toplantılarına başlanacak; mentorluk, eğitim, jüri/değerlendirme ve girişim geliştirme süreçlerine ilişkin ortak çalışma takvimi oluşturulacaktır. Bu kapsamda yürütülecek ortak çalışmalarla, girişimlerin BiGG programına hazırlık süreçlerinin sistematik biçimde güçlendirilmesi ve somut çıktılara dönüştürülmesi hedeflenmekte.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:44
Sabiha Gökçen Havalimanı’na yerli ve milli yazılım
Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yabancı menşeli sistemlerle yürütülen uçuş planlama ve takip süreçleri, artık HEAŞ mühendisleri ve teknik ekipler tarafından geliştirilen yerli ve milli yazılım HUPS (HEAŞ Uçuş Planlama ve Takip Sistemi) üzerinden yönetiliyor. Öz kaynaklarıyla geliştirilen HUPS sistemi, yüksek maliyetleri düşürürken güvenlik ve verimliliği de en üst seviyeye taşıyor.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:44
Bireysel ve kurumsal kullanıma yönelik yeni Nirvana modelleri tanıtıldı
Casper, bireysel ve kurumsal kullanıcılar için geliştirdiği Nirvana X650 ve X750 modellerini tanıttı. Yeni modellerin mobilite, performans ve güvenlik odaklı donanım özellikleriyle kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunduğu belirtildi. Casper tarafından yapılan açıklamaya göre, günlük kullanımda mobilite arayan bireysel kullanıcılara yönelik geliştirilen Nirvana X650 ile kurumsal kullanıma yönelik tasarlanan Nirvana X750 modeli farklı donanım seçenekleriyle piyasaya sunuldu. Güçlü donanım seçenekleri Casper Nirvana X650 modeli; 13. Nesil Intel Core i7 13620H, Intel Core i5 13420H, Intel Core i3 1315U ve Series 2 Intel Core 5 210H işlemci seçenekleriyle satışa sunuluyor. Cihazda 8GB’tan 64GB’a kadar DDR5 4800MHz RAM ve 500GB’tan 2TB’a kadar M.2 SSD PCIe 4.0 depolama seçenekleri bulunuyor. PCIe 4.0 teknolojisine sahip SSD’lerin 6400MB/s okuma ve 5000MB/s yazma hızına ulaşabildiği bildirildi. Ekran ve tasarım özellikleri Nirvana X650’de 15.6 inç FHD IPS ekran (45% NTSC renk gamı, 250 NIT parlaklık) yer alıyor. 180 derece açılabilen ekran yapısına sahip cihazın ağırlığı 1.6 kg, kalınlığı ise 19.2 mm olarak açıklandı. Gövdede yüzde 15 PC ABS malzeme kullanıldığı ve cihazın metalik gri tasarıma sahip olduğu belirtildi. Bağlantı ve batarya kapasitesi Cihazda Intel Wi-Fi 6 AX101 kablosuz bağlantı teknolojisi bulunuyor. Bağlantı seçenekleri arasında USB 3.2 (x2), USB 2.0, HDMI, Type-C 3.0, RJ45, SD kart okuyucu ve mikrofon girişi yer alıyor. Dolby destekli 2x2W hoparlör sistemi bulunan modelde 2 hücreli 38Wh ve 3 hücreli 54Wh batarya seçenekleri sunuluyor. İşlemci modeline göre 40W ve 65W adaptör alternatifleri bulunuyor. Kurumsal kullanım için Nirvana X750 Kurumsal kullanıcılara yönelik geliştirilen Nirvana X750 modeli, 13. Nesil Intel Core işlemcilerle çoklu görev performansı sunuyor. Modelde yer alan PCIe 4.0 SSD teknolojisinin dosya erişim ve yedekleme sürelerini kısalttığı bildirildi. Güvenlik ve yönetim özellikleri Nirvana X750’de TPM 2.0 desteği ve BIOS seviyesinde güvenlik özellikleri bulunuyor. Uzaktan erişim ve sistem yönetimi özelliklerinin çok lokasyonlu kurumlarda operasyonel süreçleri desteklediği ifade edildi. Donanım ve kullanım özellikleri 19.2 mm incelik ve 1.6 kg ağırlığa sahip olan Nirvana X750’nin dayanıklı gövde yapısıyla ofis ve saha kullanımına uygun olduğu belirtildi. Modelde 2MP kamera ve Dolby ses sistemi yer alıyor. 65W adaptör ve 54Wh batarya kombinasyonunun mobil kullanım için tasarlandığı aktarıldı.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 09:52
Muratpaşa’da robotik kodlama eğitimi başlıyor
Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, teknolojiye ilgi duyan çocuklara yönelik robotik kodlama eğitimlerini bu yıl da sürdürüyor. Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi (ASSİM) Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilecek program, geleceğin mesleklerine temel oluşturmayı hedefliyor. Kontenjanla sınırlı olan eğitim için başvurular 23 Şubat’ta sona erecek. Eğitim sürecinde uzman eğitmenler eşliğinde yazılım geliştirme, algoritma mantığı, elektronik devre kurulumu ve sensör kullanımı gibi başlıklarda uygulamalı çalışmalar yapacak. Üç boyutlu yazıcılarla tasarımlarını somut ürüne dönüştürecek öğrenciler, teorik bilgiyi pratiğe aktarma imkanı bulacak. Program, problem çözme becerisi, analitik düşünme kapasitesi ve tasarım odaklı yaklaşımın gelişimine katkı sunmayı amaçlıyor. Eğitim kapsamında Arduino tabanlı projeler geliştirecek öğrencilerin, teknolojiyi yalnızca tüketen değil aynı zamanda üreten bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor. Robotik kodlama kursuna kayıt yaptırmak isteyenlerin belediyenin 444 80 07 numaralı Turunç Masa çağrı merkezi hattı üzerinden başvuru yapması gerekiyor. 40 kişilik kontenjanla sınırlı olan programa 10-14 yaş arası öğrenciler kabul edilecek.
17 Şubat 2026 Salı - 14:47
Genç bilim insanları projelerini yarıştırdı
Bu yıl 57’ncisi düzenlenen TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın İstanbul Asya bölgesi aşaması tamamlandı. Sakarya, Düzce, İstanbul ve Kocaeli’yi kapsayan bölgenin tüm organizasyon ve yönetim süreçleri Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) akademisyenleri tarafından yürütüldü. Yapılan açıklamaya göre, 9-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonda SUBÜ Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Gökhan Atalı bölge koordinatörü olarak görev alırken, akademisyenler Doç. Dr. Kasım Serbest ve Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Nur Ay Gül koordinatör yardımcılığı, Öğretim Görevlisi Burak Suha Yüksel ise bölge sekreteri görevlerini üstlendi. Saha operasyonlarında üniversite öğrencilerinden oluşan 16 kişilik rehber ekip görev yaptı. 12 farklı alanda 100 proje sergilendi Türkiye genelinde toplam 29 bin 739 başvurunun yapıldığı yarışmada, İstanbul Asya bölgesinden 2 bin 343 proje başvurusu alındı. Jüri değerlendirmelerinin ardından biyoloji, yazılım, psikoloji ve teknolojik tasarım gibi 12 farklı branşta hazırlanan 100 proje bölge sergisine davet edildi. Kocaeli Bilim Merkezi’nde düzenlenen sergide 218 öğrenci ve 96 danışman öğretmen projelerini jüri üyelerine sundu. Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde 18 birincilik, 12 ikincilik ve 12 üçüncülük ödülü verildi. Törene TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanı Ömer Kökçam, Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Olgun Öner ve üniversite temsilcileri katıldı. Bölge birincisi seçilen projeler, önümüzdeki aylarda Ankara’da yapılacak olan Türkiye finalinde bölgeyi temsil edecek.
17 Şubat 2026 Salı - 13:40
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’na katıldı. Ankara’da özel bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Cevdet Yılmaz gelişen teknoloji ile değiştiğini, Türkiye’nin de bu teknolojiye ayak uydurarak politikalarını buna göre belirlediğini söyledi. "Dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz" Dünyanın bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Bir taraftan dünyadaki ekonomik güç dengelerinin dönüştüğü bir dönemdeyiz. Uzakdoğu’nun yükselen üretim gücünü hepimiz biliyoruz. Dünya ekonomisinde, ticaretinde aldığı payı, giderek yükselen payını. Diğer taraftan biraz bununla da bağlantılı diyelim, dünyadaki yeni ekonomik şekillenme ile de bağlantılı jeopolitik bir takım gerilimlerin yaşandığını görüyoruz. Ticaret politikalarının, kurallarının değiştiğini görüyoruz. Daha korumacı bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu da aslında küresel büyüme ve ticaret açısından bir meydan okuma İfade ediyor. Dünya büyümesinin ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bu yaşadığımız süreçlerle bağlantılı. Bir taraftan da ama dünyada küresel ortamda bunlar yaşanırken teknolojik bir dönüşümünde içindeyiz. Dünyada bir taraftan da yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme büyük bir teknolojik dönüşümü de eş zamanlı bir şekilde yaşıyoruz. Ve bu yeni teknolojilerde büyük oranda sınır tanımayan teknolojiler. Bunlar için de yapay zeka özellikle yatay bir teknoloji olarak ön plana çıkıyor" diye konuştu. "Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz" Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmediklerini ifade eden Yılmaz, "Bazıları işte bu elektriğin İcadına benzetiyorlar biliyorsunuz. Bütün alanları etkileyen her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye. Sağlıktan tarıma. Her konuyu dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz. Türkiye olarak genel kamusal stratejilerimizi kalkınma stratejilerimizi formüle ederken küresel düzeydeki bu dönüşümleri dikkati alarak hareket ediyoruz. 12. Kalkınma Planımıza bakarsanız orada görürsünüz ki Kalkınma Planımızın özünü dijital ve yeşil dönüşüm oluşturuyor. İçinden geçtiğimiz süreçlerin bütün alanlara etkisini dikkate aldığımızda bunu temel bir öncelik haline getirmiş durumdayız. Dijital dönüşüm vizyonumuz işlem gücü kapasitesini arttıran, veri altyapısını tahkim eden ve teknoloji yatırımlarını bütüncül bir plan çerçevesinde büyüten bir kalkınma perspektifine dayanmaktadır. Buna ‘ikiz dönüşüm’ de deniyor. Ben doğrusu ‘Üçüz dönüşümü’ daha anlamlı buluyorum. Dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm" ifadelerini kullandı. "Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli" Yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmadığını, bazen bunun olumsuz sonuçlarının da oluştuğunu söyleyen Yılmaz, "Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyorlar. Biz bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa, sosyal eşitsizlikleri arttırma riskiyle de karşı karşıyayız. Geçmişte ‘dijital divide’ diye ifade edilen kavram bugün yapay zeka içinde geçerli. Yapay zekayı eğitim sistemine entegre etmekten başlayarak tüm topluma hobiler dahil olmak üzere yaygınlaştırarak bu riski bertaraf edebiliriz. Sosyal adaleti de sağlayabiliriz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ‘Üçüz Dönüşüm’ olarak bu tartışmaları yapmanın ‘dijital yeşil ve sosyal dönüşüm’ olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum" açıklamasında bulundu. "Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz" Türkiye’nin ekonomik olarak son 23 yılda çok iyi bir noktaya geldiğini ve bu yükselişin devam edeceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Türkiye son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka burada katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ekonomide farklı bir perspektifin giderek güç kazanacağı bir dönem olacak. Bu çerçevede de yapay zekanın dijitalleşmenin çok daha merkezi bir konuma geldiği bir döneme doğru gidiyoruz" diye konuştu. "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır" Birçok programla teknolojik gelişmelerin desteklendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Bütün teknolojilerin, bütün ekonomik politikalarının nihai amacı insandır. İnsanı merkeze alan bir anlayışla bakmak durumundayız. Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız. Gerçek zekalarla yaşayacağız, doğal zekalarla. Dolayısıyla bütün bunların insanlığa hizmet etmesi, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Sosyal boyut kadar demokrasi de bence çok önemli bir tartışma alanı yapay zekada. İnsanların özgür iradeleriyle yapacakları tercihleri çeşitli manipülatif yollarla şekillendirdiğiniz bir ortamda ister istemez demokrasi tartışması da gündeme gelecektir. Biz tabi bu anlamda da farkındalığın artmasını, daha özgürlükçü bir zeminde insanların yine tercihlerini daha geniş bir yelpazede yapabileceği bir ortamı elbette arzu ediyoruz. Bütün bu süreçlerde geniş bir perspektifle politikalarımızı şekillendiriyoruz" dedi. "2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız" Yapay zeka yatırımlarının sonuçlarının alındığına değinen Yılmaz, "İlk yapay zeka strateji belgemizi 2021-2025 dönemi için hazırlamıştık. Şimdi önümüzdeki dönem yeni bir stratejiye, geldiğimiz noktada yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bunu dar bir alan olarak görmüyoruz. Genel kalkınma stratejilerimizin bütüncül bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz. İlk dönemde yaptığımız çalışmaların sonuçlarını da görüyoruz. 2021’de Türkiye yapay zeka endeksinde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil tabii. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor" açıklamasında bulundu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 22:28
OMÜ ile Samsun Teknopark’ta faaliyet gösteren firmalar arasında iş birliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) yetkilileri, "araştırma üniversitesi" olma hedefi doğrultusunda akademi ile sanayi arasındaki köprüleri güçlendirmek amacıyla Samsun Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firma temsilcileriyle bir araya geldi. OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz’ın başkanlığında düzenlenen toplantıya, Samsun Teknopark Genel Müdürü Levent Tanrıverdi, OMÜ Ar-Ge Koordinatörlüğü temsilcileri ve Teknopark’ta Ar-Ge faaliyeti yürüten çok sayıda firma yetkilisi katıldı. Toplantıda üniversitenin bilimsel potansiyelinin sanayinin üretim gücüyle buluşturularak bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlanması hedefi vurgulandı. Toplantının ana gündemini üniversite-sanayi iş birliği kapsamında geliştirilebilecek ortak Ar-Ge projeleri ile bu projelerden üretilecek nitelikli bilimsel yayınlar oluşturdu. Özellikle TÜBİTAK TEYDEB destekli projeler ve Avrupa Birliği çerçeve programlarına yönelik iş birlikleri ele alındı. Prof. Dr. Çetin Kurnaz, toplantının açılışında yaptığı konuşmada üniversitenin yeni stratejik yol haritasına değinerek, "Araştırma üniversitesi olma yolunda en önemli parametrelerden biri, bilginin teknolojiye ve ürüne dönüşmesidir. Bu noktada Teknopark firmalarımız bizim en doğal ve en güçlü paydaşımızdır. Akademisyenlerimizin teorik bilgisini sizlerin saha tecrübesiyle birleştirerek ortak Ar-Ge projelerine ve sanayi iş birlikli bilimsel yayınlara imza atmak istiyoruz" dedi. Öte yandan üniversitenin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma altyapısının sanayiye açılması, öğrencilerin firmalarda proje tabanlı staj yapması ve akademisyen danışmanlığı modellerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Firma temsilcileri, üniversitenin iş birliğine açık ve proaktif yaklaşımından duydukları memnuniyeti dile getirerek, sektörde karşılaştıkları teknik problemlerin çözümünde akademik destekle daha hızlı ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilebileceğini ifade etti. Karşılıklı görüş alışverişiyle devam eden toplantıda OMÜ ve Samsun Teknopark yönetimi, iş birliği süreçlerini hızlandıracak yeni mekanizmalar üzerinde mutabakata vardı. Toplantı, üniversite-sanayi iş birliği kültürünün kurumsal zeminde daha da güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılacağı mesajıyla sona erdi.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:00
SAHA 2026 hedef büyüttü: 100 bin metrekare alanda dünya savunma sanayii buluşacak
İstanbul Fuar Merkezi’nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında kapılarını ziyarete açacak olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı’na ilişkin basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dünya savunma sanayii, 100 bin metrekareyi aşan alanda bin 500’den fazla firmanın standının yer alacağı fuarda buluşacak. SAHA 2026’nın ilk basın bilgilendirme toplantısı, ASELSAN ÇELİKKUBBE Gölbaşı yerleşkesinde düzenlendi. SAHA İstanbul’un havacılık, savunma ve uzay sanayiine yönelik yeni dönem yaklaşımı ile SAHA 2026 hazırlıklarının aktarıldığı toplantıya ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ile TÜBİTAK Başkanı Orhan Aydın katıldı. Toplantıda SAHA Expo 2026’nın içeriği hakkında bilgiler paylaşıldı. "SAHA Expo, küresel ölçekte güçlü bir platforma dönüştü" SAHA Expo’nun geldiği noktaya dikkati çeken ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2024 organizasyonunun yüksek katılımla ve önemli ticari çıktılarla tamamlandığını belirterek, "2024 yılında gerçekleştirdiğimiz SAHA Expo’da 6 milyar doların üzerinde yeni sözleşmeye imza atıldı. 120’den fazla ülkenin katıldığı bu organizasyon, SAHA Expo’nun küresel ölçekteki yerini pekiştirdi" dedi. "100 bin metrekare alanda bin 500’den fazla firma yer alacak" SAHA Expo 2026’ya ilişkin planlanan rakamları da paylaşan İkinci, fuarın ölçeğinin önemli ölçüde büyütüldüğünü vurgulayarak, "100 bin metrekareyi aşan bir alanda bin 500’den fazla firma standıyla yer alacak. 25 binin üzerinde B2B ve G2G görüşmesi yapılmasını, 150’den fazla imza töreni düzenlenmesini ve 300’ün üzerinde yeni ürün lansmanı gerçekleştirilmesini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yenilikçi uygulamalarla klasik fuar anlayışının ötesine geçilecek" SAHA Expo’nun diğer savunma sanayii fuarlarından farklı bir yapıda kurgulandığını dile getiren İkinci, "SAHA Expo artık sadece Türkiye’nin ya da bölgemizin değil, dünyanın önde gelen savunma sanayii fuarlarından biri haline geldi. Bu organizasyonu klasik fuar anlayışının ötesine taşıyacak yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. "FPV dron ve İKA mücadeleleri düzenlenecek" Fuarda canlı demonstrasyonların ön planda olacağını belirten İkinci, SAHA Expo 2026’da ilk kez FPV dron alanı kurulacağını söyledi. İkinci, "Gerçek harp şartlarına yakın senaryolarla FPV dron yarışmaları yapılacak. Bunun yanında insansız kara araçlarına yönelik mücadele alanları da fuar programında yer alacak" dedi. "World Drone War ilk kez SAHA Expo’da gerçekleştirilecek" SAHA Expo 2026’nın dikkat çeken yeniliklerinden birinin de World Drone War olacağını kaydeden İkinci, "Dünyada ilk kez düzenlenecek World Drone War ile FPV teknolojilerinin geldiği noktayı, gerçekçi operasyonel senaryolar altında test etme imkânı sağlanacak" değerlendirmesinde bulundu. "Dijital dönüşüm ve uzay teknolojileri özel oturumlarda ele alınacak" Fuarda yalnızca sergi değil, yoğun bir içerik programının da yer alacağını vurgulayan İkinci, "SAHA Talks kapsamında dijital dönüşüm, yapay zeka, çift kullanım teknolojileri ve değişen tehdit ortamı gibi başlıklar ele alınacak. Uzay teknolojileri odağında tasarlanan Space Talks’ta ise uluslararası konuklar, astronotlar ve sektör temsilcileri bir araya gelecek" ifadelerini kullandı. "Uluslararası kuruluşlar ve NATO mekanizmaları da Expo’da olacak" SAHA Expo 2026’nın uluslararası iş birliklerine zemin oluşturacağını belirten İkinci, "NATO’nun inovasyon mekanizmaları gibi uluslararası yapılar, bu öncelikli alanlarda Türkiye’deki ve dünyadaki sanayiciler ile kullanıcıları SAHA Expo çatısı altında buluşturacak" dedi. "Teknofest’ten SAHA İstanbul’a uzanan bir ekosistem zinciri kurduk" Toplantıda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Akyol, Türkiye’de savunma sanayiinde oluşturulan girişimcilik ve üretim ekosisteminin aşamalar halinde ilerlediğini belirterek, "Teknofest ile başlayan bir zincir var. Buralar gençlerimize bu alanları aşılamanın ilk basamakları. Bunun bir üstünde, şirketler olarak uyguladığımız politikalar yer alıyor" dedi. "Bu yapı bir zincir, iki ana eksende yönetiliyor" Kurulan sistemin bütüncül bir yapı olduğuna işaret eden Akyol, "Aslında bu bir zincir. Biz bu zinciri iki ana eksende yönetiyoruz. Türkiye, birçok alanda ürün geliştiriyor. SİHA’larda, entegre hava savunma mimarisinde, elektronik harpte ve daha birçok alanda fark oluşturan işler yapıyor" değerlendirmesinde bulundu. "SAHA Expo’da dünyanın gündemine girecek ürünler sergilenecek" SAHA Expo’nun vitrin niteliğine vurgu yapan Akyol, "Türkiye’deki firmalarımız, milletimizin ve dünyanın gündemine girecek işleri SAHA Expo’da sergileyecek. Bu fuar, yeni ürünlerin küresel ölçekte tanıtıldığı bir platform olacak" ifadelerini kullandı. "Uzun vadede herkesin kazandığı bir işbirliği modeli" Uzun vadeli işbirliklerinin önemine değinen Akyol, "Türkiye ile uzun dönemde işbirliği yapan ülkelerin ve partnerlerin hep birlikte kazandığı bir model oluşturduğumuza inanıyorum. Bizimle çalışan herkes uzun vadede karşılıklı kazanacaktır" diye konuştu. "Yeni ürünlerden çok teslimatlara odaklanmamız gerekiyor" Toplantıda konuşan TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu ise, savunma sanayiinde gelinen aşamada önceliklerin değiştiğine dikkati çekerek, "Herkes ilk ürünü ve yeni ürünleri merak ediyor ancak biz sektör olarak ve TUSAŞ olarak artık getirilenlerden çok teslimatlara odaklanmak istiyoruz. Hatta sadece ilk teslimatlara değil, 100’üncü, bininci teslimatlara odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu yaklaşım, sektörün olgunluğa eriştiğinin de önemli bir göstergesi" diye konuştu. "İspanya anlaşması ve ileri ülkelerle yürütülen temaslar önemli" Uluslararası işbirliklerine ilişkin örnekler veren Demiroğlu, "Geçen sene sonunda İspanya ile imzaladığımız sözleşme, bugünlerde ve önümüzdeki aylarda Avrupa’daki şirketlerle yürütülen görüşmelerle birlikte Kanada ve Japonya gibi bugüne kadar bizden çok ileride olduğunu düşündüğümüz ülkelerle yapılan teknoloji transferi ve yerlileştirme odaklı temaslar, Türkiye’nin ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" dedi. "Bu başarı ekosistemle birlikte elde edildi" Gelinen noktanın tek başına bir kurumun başarısı olmadığını vurgulayan Demiroğlu, "Biz bunu tek başımıza değil, tüm savunma sanayii ekosistemiyle birlikte başardığımıza inanıyoruz. Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayiinde ulaştığı olgunluğun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:03
Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda gündem yapay zeka ve insan
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Felsefe Buluşmaları’nın bu ayki konuğu Prof. Dr. Solmaz Zelyüt oldu. Pancar Deposu’ndaki etkinlikte, Aristotales’ten Davos 2026 vizyonuna uzanan süreçte yapay zekanın teknik değil, felsefi ve toplumsal etkileri de konuşuldu. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları’nda bu ay "Yapay Zeka ve İnsan" konuşuldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün konuk olduğu etkinlikte, yapay zekanın tarihi gelişiminin yanı sıra konuya felsefi bakış açıları da ele alındı.. Söyleşide yapay zeka tarihinin sadece teknik bir kronolojiden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Zelyüt, konuyu "Zihin nedir?" ve "Makine düşünebilir mi?" soruları ekseninde ele aldı. Katılımcılar; Aristotales’in otomat hayalinden El-Cezeri’nin mekanik algoritmalarına, Leibniz’in hesaplanabilir mantık idealinden Alan Turing’in ünlü "Taklit Oyunu"na kadar uzanan süreci felsefi bir perspektifle takip etme fırsatı buldu. Söyleşinin odak noktalarından birini, makinelerin dili kullanımı ve bilinç sorunu oluşturdu. John Searle’ün "Çin Odası" argümanı ve Google mühendisi Blake Lemoine’in yapay zeka LaMDA ile yaşadığı diyaloglar üzerinden, bir makinenin dili kullanmasının gerçek bir anlam ifade edip etmediği konuşuldu. Zelyüt, zihin ve beden ilişkisi üzerinden teknolojinin sınırlarını ve insan bilincinin yerini sorguladı. Prof. Dr. Solmaz Zelyüt, sunumunda güncel küresel konulara da değindir. Davos 2026 notları üzerinden yapılan değerlendirmede; Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın teknolojik altyapı vurgusu, BlackRock CEO’su Larry Fink’in kapitalizmin geleceğine dair uyarıları ve Nobel ödüllü Geoffrey Hinton’ın yapay zekada "kontrol kaybı" endişeleri ele alındı. Zelyüt, Davos’ta dile getirilen bu varoluşsal risklerin, teknolojinin sadece ekonomik değil, köklü bir toplumsal dönüşümün de habercisi olduğunu belirtti. Etkinlikte, son günlerin popüler dizisi "Pluribis" de konuşuldu. "Pluribus"un yapay zeka ile "Carol"un temsil ettiği ahlaki insan duruş arasındaki seçim sorgulandı. Asıl meselenin yapay zeka teknolojisinden ziyade, onu tasarlayan ve kullanan insanlara güvenmekle ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Zelyüt; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin etik, hukuk ve sorumluluğun insanın omuzlarında kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:46
Vodafone’un Red Konsol çözümüyle Pluxee, dijital müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşıdı
Vodafone Business’ın online self-servis yönetim platformu Red Konsol’u kullanan Pluxee, hem operasyon süreçlerini daha verimli hale getirdi hem de dijital işlemlerde daha hızlı ve güvenli dijital yönetim yapısına sahip oldu. Pluxee’nin Vodafone Business’ın işletmelere ücretsiz olarak sunduğu Red Konsol ile hem operasyonel süreçlerinde verimlilik kazanımları elde ettiği hem de daha hızlı ve güvenli bir yönetim deneyimine sahip olduğu açıklandı. Yan haklar alanında kurumların stratejik iş ortağı olan ve geniş üye ağına sahip olan Pluxee, ödeme sistemleri, teknoloji altyapısı ve operasyon yönetiminde yüksek standartları kesintisiz şekilde sürdürebilmek için Red Konsol platformundan yararlanıyor. Yapılan açıklamaya göre platform, Pluxee’nin, Vodafone Türkiye’den aldığı tüm teknoloji ekosistemini tek ekrandan yönetmesini sağlıyor. Sunucu yönetiminden siber güvenlik çözümlerine, mobil ve fiber internet hatlarından kapasite artırımına, erişim kontrolünden servis aktivasyonları ve devre takibine kadar birçok sürecini dijital olarak tamamlıyor. Platformun sağladığı 7/24 erişilebilirlik, dijital destek ve güvenli altyapı, fatura görüntüleme, paket tanımlama, kullanım takibi ve detaylı raporlama gibi fonksiyonlar sayesinde marka, geçmiş ve güncel operasyonlarını daha şeffaf ve ölçülebilir bir biçimde yönetebiliyor. Vodafone Business imzalı çözümlerle marka, çalışan deneyimi alanındaki konumunu güçlü teknoloji altyapısıyla daha da güçlendiriyor ve tüm paydaşları için sunduğu hızlı, güvenli ve verimli dijital deneyimi daha da zenginleştiriyor. Kurumlara, hız ve esneklik kazandırıyor Açıklamaya göre, tüm işletmelerin ücretsiz olarak kullanabildiği platformun sunduğu kesintisiz dijital destek, anında servis aktivasyonu, hızlı ek paket satın alma ve kapsamlı erişim kontrolü yetenekleri, işletmelerin operasyonel yükünü önemli ölçüde azaltırken karar alma süreçlerine de çeviklik ve hız kazandırıyor. Self servis hizmet alan kullanıcılar, herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadan 7/24 işlemlerini gerçekleştirebiliyor, sorularına anında cevap bulabiliyor. Ayrıca fatura bilgileri gibi finansal başlıkları anında görüntüleyip aldıkları tüm servisler hakkında raporlara ulaşabiliyor. "Red Konsol ile Pluxee, ekosistemine sunduğu deneyimi çevik bir yapıda geliştiriyor" Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, şu değerlendirmede bulundu: "Vodafone Business olarak iş ortaklarımızın operasyonel verimliliğini artıran, günlük iş akışlarını sadeleştiren ve kritik süreçlerde hız kazandıran çözümler üretmeye odaklanıyoruz. Kullanıcılara ücretsiz olarak sunduğumuz Red Konsol, sağladığı birçok faydanın yanı sıra Vodafone Business tarafından geliştirilen yeni çözümlere çok daha kolay ulaşabiliyor. Dijital müşteri deneyimini yeni bir boyuta taşıdığımız platform; Pluxee’nin tek ekrandan yönetim, anlık görünürlük ve 7/24 dijital destek gibi avantajlarla ekiplerinin iş süreçlerini kolaylaştırdı, tüm ekosistemine sunduğu deneyimi daha çevik bir yapıda geliştirme fırsatına sahip oldu. Ayrıca marka, Vodafone Business bünyesinde oluşturduğumuz ‘Customer Advisory Board’ platformunun gelişimine, katılımcısı olarak geri bildirimleriyle de destek veriyor." Pluxee Bilgi Teknolojileri ve Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Osman Başbuğoğlu ise iş birliğiyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Şirket olarak Türkiye’de her gün 1,5 milyon çalışanın hayatına dokunuyor; geniş üye iş yeri ağımız ve yüksek işlem hacmimizle çalışan deneyimi alanında sektöre yön veriyoruz. Ipsos’un 2025 Marka & Müşteri Deneyimi Araştırması’na göre sektörümüzde çalışanlar tarafından en çok tavsiye edilen marka olmamızın arkasında, çalışanı merkeze alan güçlü bir vizyon, uzun vadeli bir iş stratejisi ve tüm bunları mümkün kılan teknolojik bir altyapı bulunuyor. ‘Çalışanı Mutlu Eden Dünya’ misyonumuz doğrultusunda teknoloji altyapımızı sürekli geliştiriyor, operasyonlarımızı daha akıllı, çevik ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Vodafone Business ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında faydalandığımız Red Konsol dijital altyapımızın tek ekrandan güvenli ve şeffaf biçimde yönetilmesine imkân tanıyarak artan operasyonel ihtiyaçlarımızı sağlıklı şekilde yönetmemizi destekliyor." Platform, dijital dönüşümü ölçülebilir bir faydaya dönüştürüyor Red Konsol; mobil ve fiber internet çözümlerinden sunucu yönetimine, siber güvenlik hizmetlerinden fatura ve talep yönetimine kadar tüm süreçlerin tek ekrandan kontrol edilmesini sağlayarak kurumlara hız, esneklik ve tam görünürlük kazandırıyor. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde IT desteği veya çağrı merkezi ihtiyacını azaltarak self-servis gücüyle işletmelerin verimliliğini artırıyor. Platform, fatura aşımı gibi beklenmeyen maliyet risklerini önceden öngörebilme yeteneği, devre hatlarının anlık takibini sağlayan altyapısı, siber güvenlik raporlamaları ve performans analizleri sayesinde şirketlerin operasyonlarını sürekli optimize etmelerine imkân veren yüksek bir şeffaflık sağlıyor. Kısacası platform, dijital dönüşümü soyut bir söylem olmaktan çıkararak işletmeler için doğrudan, ölçülebilir bir faydaya dönüştürüyor.
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:45
Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi" gerçekleştirildi
Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi’nin dördüncüsü İstanbul’da gerçekleştirildi. Eğitim programı kapsamında Ticaret Bakanlığı temsilcileri tarafından; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat çerçevesinde tüketicilerin korunmasına yönelik düzenlemeler, Reklam Kurulu’nun yapısı, işleyişi ve sosyal medya reklamlarına ilişkin yasal yükümlülükler, emsal kararlar ışığında katılımcılara aktarıldı. Ayrıca; sosyal medya etkileyicilerinin vergisel sorumlulukları, reklam etiği, kişisel verilerin korunması ve fikri mülkiyet hakları gibi önemli başlıklar detaylıca ele alındı. Kamu kurumları ile sosyal medya etkileyicilerini bir araya getiren eğitim programı ile sosyal medya etkileyicilerinin (influencer) mevzuata uyum bilincinin güçlendirilmesi, tüketicilerin dijital mecralardaki güvenliğinin artırılması ve sorumlu reklamcılık anlayışının dijital ekosistemin tamamına yayılması amaçlandığı belirtildi. Söz konusu eğitim programında, Ticaret Bakanlığı’nın paydaşı olduğu ‘Dijital Ortamda Yasa Dışı Bahisle Mücadele Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalara özel bir bölüm ayrıldı. Sosyal medya mecralarının yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinin tanıtımında bir araç olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla; etkileyicilerin bu tür içeriklerin yayılmasındaki hukuki ve cezai sorumlulukları, yasa dışı bahis reklamlarının toplum sağlığı ve ekonomik düzen üzerindeki tahribatları, söz konusu içeriklere yönelik Reklam Kurulu tarafından uygulanan idari yaptırımlar, hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Bu çerçevede, sosyal medya etkileyicilerinin dijital mecralarda yasa dışı bahis ve kumarın özendirilmesine karşı sergileyecekleri tutumun, yasa dışı bahisle mücadelenin başarısında anahtar rol oynadığı vurgulandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder