ÇEVRE - 16 Ocak 2026 Cuma 10:17

Trakya’da su alarm veriyor

A
A
A
Trakya’da su alarm veriyor

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, Trakya Bölgesi’nde giderek derinleşen su krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, suyun yalnızca çevresel bir konu değil; bölgenin ekonomik, sosyal ve üretimsel sürdürülebilirliği açısından stratejik bir mesele olduğunu vurguladı.


Başkan Ahmet Çetin, ülkemizin "altın boynuzu" olarak nitelendirilen Trakya’nın su fakiri bir bölge olduğunun altını çizerek, yer altı su kaynaklarının kritik seviyelere gerilediğini ifade etti. Geçmiş yıllarda daha sığ derinliklerden temin edilen suyun bugün 400–500 metre derinlikten çıkarılabildiğine işaret eden Çetin, bu tablonun mevcut kaynakların hızla tükendiğinin açık bir göstergesi olduğunu belirtti.



"Su olmadan ne yaşam sürdürülebilir ne de üretim"


Son yapılan araştırmalarda Trakya Bölgesi’ndeki yer altı sularının yüzde 85’inin tükendiğinin görüldüğünü belirten Başkan Ahmet Çetin, su sorununa yaklaşımın günü kurtaran çözümlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Başkan Ahmet Çetin, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


"Suyun olmadığı bir bölgede ne sanayiden ne tarımdan ne de sağlıklı bir


yaşamdan söz edemeyiz. Bölgemizin kalkınması ancak planlı, sürdürülebilir ve bütüncül bir su yönetimi ile mümkündür. Bölgemizde sanayi ve yaşam döngüsünün sürdürülebilir şekilde devam etmesi adına su güvenliğini ivedilikle sağlamalıyız. Devam eden su depolama altyapıları acilen tamamlanmalı, yeni su depolama yapıları planlanmalı; sürdürülebilir ve iklim duyarlı su yönetimi teknikleri yaygınlaştırılmalıdır."


Trakya’da yıllık 2,4 milyar metreküp su kullanıldığını hatırlatan Başkan Çetin, Meriç Nehri’nden akan suyun yaklaşık 2,5 milyar metreküplük kısmının uluslararası anlaşmalar çerçevesinde kullanım imkânı bulunduğunu belirterek, buradan iç bölgelere su transferine yönelik projelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Çetin, "Bu proje maliyetli görülebilir. Ancak Trakya’dan sanayinin ve yaşamın kopmasının maliyeti çok daha ağır olur. Susuzluğun bedeli, üretim kaybı, istihdamın zayıflaması ve yaşam kalitesinin düşmesiyle katlanarak büyür" dedi.


Başkan Çetin, yer altı su kaynaklarının korunmasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu; alternatif su kaynakları, yüzey sularının etkin değerlendirilmesi ve bölgesel ölçekte büyük ölçekli projelerin gündeme alınmasının kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Uzun vadeli yatırımların maliyetli olabileceğini, ancak susuzluğun maliyetinin çok daha ağır sonuçlar doğuracağını vurguladı.



Ortak akıl ve kurumsal iş birliği şart


Başkan Ahmet Çetin, su sorununun tek bir kurumun ya da tek bir yerel yönetimin çözebileceği bir mesele olmadığını belirterek; merkezi idare, yerel yönetimler, sanayi kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum ve basının ortak akıl ve güçlü iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.


Göreve geldiği ilk günden bu yana su sorununu gündemde tuttuklarını belirten Başkan Çetin, şunları kaydetti: "Israrla bu sorunun üzerinde durduk. Üniversitelerimizle akademik çalışmaları değerlendirdik. Namık Kemal Üniversitesi’nden kıymetli akademisyenlerimiz sunumlar gerçekleştirdi ve ortaya konulan tablo, acil önlemler almamız gerektiğini net biçimde gösterdi. Bu toplantılarda bölgemizde 141 milyon metreküp su açığı olduğu da ifade edilmiştir. Ayrıca kayıp-kaçakların ivedilikle önüne geçilmesi gerekmektedir. Tüm paydaşlarımızla temas halinde, çözüm odaklı çalışmalara katkı sunmayı sürdürüyoruz."



Gelecek nesiller için sorumluluk


Başkan Ahmet Çetin, suyun yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkı olduğunu vurgulayarak; atılacak her adımda çevresel dengeyi gözeten, bilimsel verilere dayalı ve uzun vadeli planlamaların esas alınması gerektiğini belirtti. Su kaynaklarının bilinçli kullanımı ve korunmasının, Trakya’nın üretim gücünü ve yaşam kalitesini korumanın temel şartı olduğunu ifade etti.


Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası olarak bölgenin en önemli yapısal sorunlarından biri olan su meselesinin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Başkan Çetin, bu konunun ertelenemez ve vazgeçilemez bir öncelik olduğunu vurguladı.


Açıklamasında, konuya gösterdikleri duyarlılık nedeniyle bölge basın mensuplarına da teşekkür eden Başkan Ahmet Çetin, sözlerini şöyle tamamladı: "Atalarımızdan bize, bizden gelecek nesillere emanet olan bölgemizde; sanayi ve yaşam döngüsünün bir arada devamı için birlik ve beraberlik içinde çalışmaya devam etmeliyiz."



Trakya’da su alarm veriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Bir yumurta ile başladığı biyoloji merakını müzeye dönüştürdü Sivas’ta 72 yaşındaki emekli biyoloji öğretmeni, çocukluk yıllarında yaşadığı ilginç bir olayla başlayan biyoloji merakını mesleğe dönüştürdü. Biyoloji öğretmeni, görev yaptığı Atatürk Anadolu Lisesi’nin duvarlarını dünyanın dört bir yanından topladığı yaklaşık 500 parçalık koleksiyonla biyoloji müzesi oluşturdu. Sivas’ta yaşayan 72 yaşındaki Ertuğrul Bostancı, 15 yıl önce biyoloji öğretmeni olarak emekli oldu. Bostancı’nın biyolojiye olan ilgisi ise çocukluk yıllarına dayanıyor. Küçük yaşlarda yolda yürürken yerde bulduğu bir yumurtayı merak edip gömleğinin cebine koyan Bostancı, bir süre sonra cebinde bir hareketlilik hissetti. Yumurtanın çatlayarak içinden bir kertenkele çıktığını gören Bostancı, bu olayın ardından biyolojiye ilgi duymaya başladı. Yıllar sonra bu merakını mesleğe dönüştüren Bostancı, biyoloji öğretmeni olarak görev yaptığı Sivas Atatürk Anadolu Lisesi’nde öğrencilerine ders kitaplarının ötesinde bir eğitim sundu. Emekli olmadan önce okulun koridor ve duvarlarını, dünyanın farklı bölgelerinden topladığı böcekler, yılanlar, mercanlar, deniz yıldızları ve çeşitli canlı örnekleriyle donattı. Yaklaşık 500 farklı ürünün yer aldığı koleksiyon ile okulu adeta bir biyoloji müzesine dönüştürdü. Öğrenciler sınıflarına girip çıkarken müze niteliğindeki bu alanı gezerek, ürünlerin yanında yer alan bilgilendirme notları sayesinde canlı türlerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Birçok öğrencinin ise biyolojiye karşı merak duymasına da katkı sağlıyor. Ertuğrul Bostancı’nın yıllar süren emeğiyle oluşturduğu koleksiyon, okulda kalıcı bir eğitim mirası olarak dikkat çekiyor. "Çocukluktan gelen bir merak" Bazı öğrencilerinin bu müzeden dolayı biyolojiye merak duyduğunu söyleyen Bostancı, "Tüm varlığımla öğrencilere faydalı olmak için çalıştım ve gördüğünüz materyallerde çocukluktan gelen bir merak. Bir gün yıkıntılar arasında dolaşıyorum, kerpiçler arasında küçük küçük yumurtalar. Kuş yumurtası zannettim kibrit kutusuna koyup, gömleğimin cebine yerleştirdim. Ertesi gün sesler gelmeye başladı ve kertenkeleler yumurtadan çıkıyorlardı, merak onunla başladı. Gittiğim yerden böcek, mercan gibi ürünleri toplamaya başladım. Bu katta böcekler var. Onun yanında deniz yıldızları, midyeler ve memleketimizin birçok yerinden Bingöl, Şırnak’tan yılanlar, salyangozlar. Bulunan örnek sayısı yaklaşık olarak 500’ü aşkındır. Öğrencilerim neyin nereden geldiğine baya meraklılar. Hatta laboratuvara girip inceleyeceğiz diyen öğrencilerim vardı. Öğrencilerime sistematik açıdan örnekler, bilgiler olmak üzere bir miras bıraktım. Dünyanın her tarafından örnekler getirdim. Yurt dışından da mercanlar ve fosiller hatta yurdumuzda bulunmayan mercanlar getirdim. Dünyanın dört bir yanından örnekler getirmişimdir. Öğrencilerime diyeceklerim isteyip de yapamayacakları hiçbir şey yok. Laboratuvarda ilgi duydukları için biyolojiye yönelen 8-10 öğrencim vardır" dedi. "Daha önce görmemiştim" 9. sınıf öğrencisi Berat Ege Değirmenci, bir sürü canlı çeşidi olduğunu belirterek, "Bildiğimiz okulumuzun içinde müze açılmış gibi, gerçekten çok güzel bir şey. İnsanda merak duygusu kabartıyor, bir sürü canlı çeşidinin örnekleri var. Gerçekten tebrik edilmesi gereken bir proje. Yukarı katta bulunan insan kafatası, kemikleri, yengeçler ve denizatları var ve hepsi de çok güzel ama benim dikkatimi daha çok deniz canlıları çekti. Hocam sayesinde denizatını burada öğrendim ve neye benzediğini öğrenmiş oldum, daha önce görmemiştim. Öğretmenimiz sadece dersini anlatıp çıkabilirdi de ama insanları bilgilendirmek için emek verdi. Gerçekten helal olsun, çok güzel bir davranış" diye konuştu.
İstanbul Pendik’te akılalmaz hırsızlık: kova ile dikkat dağıttılar, dükkan boşalınca telefonları çaldılar Pendik Kavakpınar’da kova ve vileda ile çalışanı oyalayan iki şüpheli, dükkanın boş kaldığı anı fırsat bilerek içerde bulunan telefonları çaldı. Yaklaşık 283 bin liralık hırsızlık anları saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Pendik Kavakpınar Mahallesi’nde sabah saatlerinde bir telefoncu dükkanında yaşanan hırsızlık olayında, N.A. ve H.H. isimli şüphelilerin planlı ve koordineli şekilde hareket ettiği ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, şahıslardan biri kapı önünde bulunan kova ve viledayı içerideki çalışana göstererek onu dışarı doğru çekti. Yaklaşık 5 dakika boyunca kova ve viledayı bırakmayan şahıs; eşyaları almak isteyen dükkan çalışanına uzun süre direndi. Bu sırada diğer şahıslar ise dükkanın tamamen boş kalmasını sağlarken, içeri giren kişi telefon ve cihazları çalarak olay yerinden uzaklaştı. Çevredeki vatandaşların durumu fark etmesi ve kovayı şahsın elinden alıp dükkana yönelmesiyle hırsızlık ortaya çıktı. Yaşanan olayda yaklaşık 283 bin liralık maddi zarar oluştuğu öğrenildi. Yaşanan hırsızlık anları güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, aynı şahısların Esenyalı’da bulunan başka bir telefoncuya da benzer yöntemle girdikleri öğrenildi. İddiaya göre bu kez de dükkan önündeki sandalyeyi alarak esnafı dışarı çıkaran şüpheli, içeride kalan ortağının telefonları çalmasını sağladı. "Şahıslar daha önce de aynı eylemi başka başka telefonculara yapıp serbest bırakılmışlar" Hırsızlık nedeniyle mağdur olan esnaf Sefa Tenekeci, yaşanan olayın detaylarını şu sözlerle anlattı: "Olay daha önceden planlanmış. Şüpheliler daha önceki hırsızlıklarıyla aynı taktiği kullanmışlar. Hırsızlardan biri kova ve viledayı çalışan arkadaşımıza gösterip onu dışarı çekiyor. Arkadaşımız eşyaları almak istiyor ama şahıs ne kovayı bırakıyor ne de viledayı veriyor. Yaklaşık 5 dakika boyunca ısrarla oyalıyor. Bu sırada dükkan tamamen boş kalıyor. Diğer arkadaşı da dükkan dışında bekliyor; görüş mesafesini kaybettirdikten sonra girip cihazlarımızı çalıyorlar. Vatandaşlar durumu fark edip kovayı elinden alarak dükkana yöneldiğinde telefonların çalındığını anlıyoruz. Yaklaşık 280-300 bin TL gibi bir zararımız var. Bu şahıslar daha önce de aynı eylemi başka başka telefonculara yapıyorlar ve tekrardan serbest bırakılıyorlar. Bizdeki olay yaşanmadan 2 gün önce başka bir esnaf arkadaşımızı mağdur etmiş."
Denizli Denizli Kayak Merkezi yeni sezona hazır Ege Bölgesi’nde kış turizminin yükselen yıldızı Denizli Nikfer Kayak Merkezi ile kentin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Denizli Teleferik ve Bağbaşı Yaylası, yenilenen yüzleri ve kışa özel atmosferleriyle 17 Ocak Cumartesi günü ziyaretçilerini ağırlamaya başlıyor. Denizli merkeze 75 kilometre uzaklıkta, Tavas ilçesine bağlı Nikfer Mahallesi’nde, 2 bin 420 metre rakımlı Bozdağ eteklerinde yer alan merkez; hem amatör hem de profesyonel kayakçılara hitap eden pistleri, doğal kar kalitesi ve modern tesisleriyle kış tatili arayanların yeni adresi olmaya devam ediyor. Kuzey ve kuzeybatı yönelimli yamaçları sayesinde toz ve kristal kar yapısına sahip olan Denizli Nikfer Kayak Merkezi, özellikle snowboard tutkunları için de ideal bir ortam sağlıyor. Günübirlik tesisleri, altyapı imkanları ve doğal topoğrafyasıyla öne çıkan Denizli Nikfer Kayak Merkezi, kalabalık büyük kayak merkezlerine alternatif arayanlar için hem ekonomik hem de keyifli bir seçenek sunuyor. Şehir stresinden uzak, doğayla iç içe bir kış deneyimi yaşamak isteyenler için Bozdağ, bu sezon da cazibesini koruyor. Denizli Teleferikle zirveye yolculuk Denizli’nin kış turizmine katkı sağlayan bir diğer önemli noktası ise Denizli Teleferik ve Bağbaşı Yaylası. Kapsamlı bakım ve yenileme çalışmalarının ardından yeniden hizmete giren teleferik, ziyaretçileri bin 500 metre rakımdaki Bağbaşı Yaylası’na güvenli ve konforlu bir yolculukla ulaştırıyor. Yaz aylarında serin havası, kış aylarında ise bembeyaz manzarasıyla dikkat çeken yayla, doğaseverlerin uğrak noktası olmayı sürdürüyor. Yemyeşil doğası ve eşsiz manzara, fotoğraf tutkunlarına da görsel bir şölen sunuyor. Denizli’nin önemli turizm noktalarından olan Denizli Nikfer Kayak Merkezi ve Denizli Teleferik - Bağbaşı Yaylası 17 Ocak Cumartesi günü hizmet vermeye başlıyor.