KÜLTÜR SANAT - 17 Nisan 2025 Perşembe 10:54

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

A
A
A

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Marmara Denizi kıyısında yer alan kazı alanı, Trakya’nın ilk Trak yerleşimini ortaya çıkarmak amacıyla kazılıyor.

Trakya’da yaklaşık 5 bin yıllık bir geçmişe sahip olan ve M.Ö. 3 binli yıllara dayanan yerleşim alanı, Prof. Dr. Neşe Atik’in başkanlığında kazılıyor. Kazı çalışmalarında tanrıça Hera’ya ait büyük bir tapınak ile Trak kültürüne ait önemli arkeolojik buluntular ortaya çıkarılıyor. Traklara ait izlerin sürüldüğü alanda, gelecekte turizm yatırımlarının da artması bekleniyor. Alan, Turizm Haftası kapsamında vatandaşların ve Tekirdağ Kültür ve Turizm İl Müdürü Ömer Faruk Karaküçük’ün katılımıyla gezildi.

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

"Traklar, ölümsüzlüğe inandıkları için savaşçı ruhluydu"

Kazı başkanı Prof. Dr. Neşe Atik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Traklar, bugünkü bilgilerimize göre milattan önce 2. binde Romanya’nın güneyinden Bulgaristan’a, oradan da bize gelmişler. Bu tabii erken bir dönem ama belki daha evvelinde Hazar’ın kuzeyinden Romanya’ya göç etmiş olabilirler. Trakların milattan önce 1200’lerde Türkiye’nin Trakya’sına geldiğini biliyoruz. Milattan sonra 7. yüzyıla kadar da burada varlıklarını sürdürüyorlar. Çünkü Roma ordularında paralı asker olarak çalışmışlar. Çok değişik, kendilerine özgü isimleri var, oradan biliyoruz. Traklar ölümden hiç korkmuyorlar, şehit olmaktan da. Ölürlerse ölümsüzlüğe kavuşacaklarına inandıkları için Roma ordularında çok tercih edilen kişiler olmuşlardır. Spartaküs’ü herkes biliyor, o da bir Trak kahramanı. Onun gibi nice kahramanlar var."

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

"Traklar beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlüydü"

Prof. Dr. Neşe Atik açıklamasının devamında, "Antik yazarlar Trakların fiziki özelliklerini de anlatıyor. Beyaz tenli, sarışın ve mavi gözlü bir halktır diyorlar. Hatta bazılarının kızıl saçlı olduğunu söylüyorlar. Şimdi bu halkın milattan sonra 7. yüzyıla kadar var olduğunu biliyoruz. Ama saf ırk olarak kalmıyorlar. Burayı Makedonyalı kral fethedince Makedonyalılarla bir kaynaşma oluyor. Roma zamanında Romalılarla kaynaşma oluyor. Bizans dönemine kadar devam ediyor. Yani ırk saf olmuyor ama genetik kalıntılar mutlaka var. Bu nedenle Tekirdağ’da beyaz tenli, mavi gözlü ve sarışın insanlar oldukça fazla. Gen analizi yapılsa, günümüzde artık çok farklı sonuçlar ortaya çıkar. Yüzde kaçı Trak, yüzde kaçı Türk anlaşılabilir" diye konuştu.

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

"Tapınak tanrıça Hera’ya ait, sağlık tanrısının kutsal alanı da bulundu"

Büyük bir parselde çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Atik, "Şu anda önünde bulunduğumuz yer büyük bir tapınak. Hatta tanrıça şehre ismini vermiş. Bu tapınak bir yangında yıkıldığında onarılmamış, tanrıçanın oğlu olan sağlık tanrısının kutsal alanı biraz daha batıya kurulmuş. Sağlık tanrısı olduğu için rahipler de doktor. Tıp aletleri bulduk, ilaç yapım havuzlarını bulduk, ilaç yapım fırınlarını da bulduk. Yani kutsal alanın batıya kaydığını görüyoruz. Bu tepede iki kutsal alan var: biri ana tanrıçaya, diğeri ise oğlunun tapınağına ait" şeklinde açıklamalarda bulunarak Trakların, ölülerini genellikle yatırarak gömdüklerinin bilgisini verdi.

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

"İstanbul-Tekirdağ yolu alanı ikiye bölmüş, deniz tarafında zengin evleri bekliyoruz"

Atik açıklamasında, "İstanbul-Tekirdağ yolu bu alanı ikiye bölmüş. Bu sene ilk kez deniz tarafını kazacağız. Marmara Denizi’nin hemen kıyısında yer alıyor. Orada zengin evlerini bekliyoruz. Yamaç evleri bulma ihtimalimiz çok yüksek" ifadelerini kullandı.

5 bin yıllık Traklar burada yatıyor: Tekirdağ’ın Traktepesi

Define avcılarının hedefinde

Kazı Başkanı Prof. Dr. Neşe Atik, kazı alanında zaman zaman hırsızlık girişimleriyle karşılaştıklarını da belirterek, "Kamera sistemi sayesinde kaçak kazılara geçit verilmiyor. Kurulan kamera sistemiyle birlikte kaçak kazı girişimleri anlık olarak yetkililerin cep telefonlarına bildiriliyor. Hem gündüz hem de gece hareketliliğini tespit edebilen sistem, izinsiz girişleri anında haber veriyor. Alana kurulan kameralar sayesinde, kaçakçıların faaliyet yürütme şansı kalmadı" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da sezonun ilk hasadı marulla başladı Verimli ovası ve uygun iklim şartlarıyla dikkat çeken Iğdır’da yılın ilk mahsulü marul oldu. Iğdır’da 2026 yılı tarım sezonunun ilk ürünleri toprakla buluşmasının ardından hasat edilmeye başlandı. Merkeze bağlı Oba köyündeki tarlalarda gerçekleştirilen hasat etkinliğinde üretici Alican Akçan’ın yetiştirdiği marullar toplanarak pazara gönderilmek üzere hazırlandı. Bölge tarımı açısından önemli bir başlangıç olarak değerlendirilen hasada üreticiler yoğun ilgi gösterdi. Hasat programına katılan Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar da tarlaya girerek sezonun ilk marullarını kendi elleriyle topladı. Üreticilerle bir araya gelen Taşolar, bereketli bir sezon temennisinde bulundu. Toplanan marulların başta Doğu Anadolu illeri olmak üzere geniş bir pazara ulaştırılması hedefleniyor. Kentte tarımsal üretimin yıl boyunca farklı ürünlerle devam etmesi beklenirken, üreticiler de sezondan umutlu olduklarını ifade etti. Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, burada yaptığı konuşmada, "Doğu’nun Çukurova’sı Iğdır ilimizden şu an hasat başlamış bulunmakta. İlimizde özellikle mart ayında dikmiş olduğumuz marullarımız şu an hasata geldi. Yaklaşık 200 tonun üzerinde bir marul hasatı bekliyoruz" dedi. İlk hasat olarak marul ile başladıklarını ve sonbahara kadar diğer ürünlerin de hasat edileceğini belirten Tingiş, şunları söyledi: "Nasip kısmet olursa Haziran ayında karpuz ve kavun hasadımıza devam edeceğiz. Yine kayısı hasadımız da bununla beraber devam edecek. Üreticilerimiz şu an çok güzel bir şekilde üretiyor yapıyorlar, kazanıyorlar. Çıkarmış oldukları marulla Doğu Anadolu illerimizin de ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir altyapıya sahibiz. Üreticilerimiz üretsinler, üretmeye devam etsinler. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak her daim yanlarındayız. Yanlarında da yer almaya devam edeceğiz. Bol bereketli, kazasız, belasız, afetsiz bir yıl geçirmesini temenni ediyorum ben üreticilerimize."
Malatya Battalgazi’nin genç kaşifleri tarih yolculuğuna çıkıyor Battalgazi Belediyesi, "Kültür Akademisi" projesi kapsamında kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla okullarda eğitim seferberliği başlattı. "Battalgazi’nin Kaşifleri" adı verilen derslerle öğrenciler, yaşadıkları kadim şehrin tarihini ve köklü mirasını uzmanlarından öğreniyor. Battalgazi Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen Kültür Akademisi, genç kuşağın şehir aidiyetini güçlendirmek amacıyla "Kültürel Miras" derslerine start verdi. İlçedeki okullarda uygulanmaya başlanan proje, öğrencilere teorik bilginin ötesinde bir kültürel keşif imkânı sunuyor. Geçmişin değerleri geleceğe aktarılıyor "Battalgazi’nin Kaşifleri" başlığıyla verilen derslerde; bölgenin binlerce yıllık tarihi, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel sanatlar ve toplumsal hafızayı diri tutan kültürel zenginlikler işleniyor. Öğrencilerin yaşadıkları coğrafyanın köklü mirasını yakından tanımaları hedeflenirken, aynı zamanda kültürel kimliklerini koruma ve yaşatma bilinci aşılanıyor. Tarihi noktaların baskısı yapılarak gençlere hediye edilerek akılda kalıcılığı sağlanıyor. Geleceğe güçlü bir köprü kuruyoruz Çocuklar aldıkları eğitimlerin yanında değerler eğitimi de alırken Kültür Akademisi aracılığıyla öğrencilerin kültürel mirasın farkında olan bireyler olarak yetişmesi amaçlanıyor. Derslerle geçmişten günümüze uzanan değerlerimiz öğrencilerimizle buluşturulurken geleneklerimiz ve sanatlarımız gelecek nesillere aktararak, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü inşa ediliyor. Eğitimler tüm okullarda yaygınlaşacak Kültür Akademisi çatısı altında başlayan bu eğitimler, belirlenen takvim doğrultusunda Battalgazi genelindeki diğer okullarda da devam edecek. Proje sayesinde binlerce öğrenci, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyüğü gibi önemli tarihi noktaların ve bölge kültürünün izini sürerek adeta birer "kültür elçisi" haline gelecek.
Samsun Samsunspor Çim Topu Takımı uluslararası arenada göz doldurdu Samsunspor Çim Topu Takımı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde(KKTC) düzenlenen Uluslararası Çim Topu Şampiyonası’nda dikkat çeken bir performans sergiledi. 30 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında KKTC’nin Girne kentinde düzenlenen Uluslararası Çim Topu Şampiyonası sona erdi. Farklı ülkelerden çok sayıda sporcunun katıldığı organizasyon, dört gün boyunca büyük çekişmeye sahne oldu. Turnuvada Samsun’u temsil eden Samsunspor Çim Topu Takımı, elde ettiği derecelerle adından söz ettirdi. Erkekler çiftler kategorisinde Samsunspor sporcusu Görkem Duran ile İstanbul’dan Birkan Türlek şampiyonluğa ulaşarak önemli bir başarıya imza attı. Kadınlar kategorisinde ise Samsunspor’dan Melek Ünlü’nün, İzmir’den Rahşan Akar ve Mersin’den Ayşenur Barış ile oluşturduğu takım zirvede yer aldı. Ayrıca Elif Güney ile Melike Şahin çifti kadınlar kategorisinde üçüncülük elde ederken, Melek Ünlü ile Rahşan Akar ikilisi aynı kategoride ikincilik kürsüsüne çıktı. Takımın başarısında büyük pay sahibi olan Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir, turnuva sonrası yaptığı açıklamada yoğun bir hazırlık süreci geçirdiklerini belirterek, sporcularının hem Samsun’u hem de Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiğini vurguladı. Bozdemir, organizasyonun Avrupa ve Dünya Çim Topu Şampiyonaları öncesinde önemli bir hazırlık niteliği taşıdığını ifade ederek, hedeflerinin uluslararası arenada altın madalya kazanmak olduğunu dile getirdi. Ayrıca organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Türkiye Çim Topu Sorumlusu Özkan Akar ve katkı sağlayan herkese teşekkür eden Bozdemir, başarıların artarak süreceğine inandığını sözlerine ekledi.