GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 12:14

Uzmanı uyardı: "Takım sevgisi aşkın önüne geçebiliyor, kalp hastaları dikkatli olmalı"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Takım sevgisi aşkın önüne geçebiliyor, kalp hastaları dikkatli olmalı"

Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, bir futbol takımına duyulan sevginin bir karşı cinse duyulan sevgiden daha güçlü olabileceğini söyleyerek, kalp hastalığı, stent öyküsü ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin yüksek gerilimli maçları stadyum yerine daha sakin ortamlarda izlemelerinin daha güvenli olduğu ifade etti.


Günümüzde sevgi kavramının yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı olmadığı, farklı ilgi alanları ve aidiyet duyguları üzerinden de güçlü biçimde yaşanabiliyor. Özellikle spor kulüplerine duyulan bağlılık, birçok kişi için hayatın önemli bir parçası haline gelirken, bu bağlılığın zaman zaman sosyal ilişkilerin önüne geçebiliyor. Futbol takımlarına duyulan aidiyet duygusunun, taraftarlar için sadece bir hobi olmaktan öte, kimlik ve yaşam biçimi haline gelebiliyor. Bu bağlılığın bazı durumlarda eşe ya da sevgiliye duyulan sevginin önüne geçebildiği, kimi kişilerin sevgililer günü gibi özel zamanlarda partnerleriyle vakit geçirmek yerine tuttukları takımların maçlarını izlemeyi tercih ediyor. Taraftarların, karşılaşmaları kaçırmamak için özel gün planlarını erteleyebiliyor ve deplasman müsabakaları çeşitli fedakarlıklarda bulunuyor. Öte yandan, yüksek gerilimli maç atmosferlerinin özellikle kalp ve tansiyon hastaları açısından da risk oluşturabiliyor. Bazı kişilerde bu maçlar esnasında ve kötü sonuçlar durumunda tansiyonlarında yükselme, ritim bozukluklarında artış, göğüs ağrısı veya kalp krizlerine dönüşebilecek bir takım kötü sonuçlara doğurabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Kardiyoloji Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, bir futbol takımına duyulan sevginin bir karşı cinse duyulan sevgiden daha güçlü olabileceğini söyleyerek, "Ben çoklu stent takılmış, kalp krizi geçirmiş insanların sigarada içiyorlarsa bu tarz yüksek gerilimli maçları stadyumlarda izlemelerini tavsiye etmiyorum. Daha sedanter, daha rahat ortamlarda bu hobilerini gerçekleştirmeleri daha faydalı olur" dedi.



"Sevgi çeşitlendi"


Sevgililer gününde kız arkadaşıyla buluşmayıp, maç izlemeye giden ya da o takımla yapmış olduğu etkinlikler için bir takım fedakarlıklar yapan insanlar olduğunu söyleyen İsmail Erdoğu, "Beklenti karşı cinsi olan sevgi ama günümüzde sevgi çeşitlendi. Bir futbol takımına duyulan sevgi, bir karşı cinse duyulan sevgiden daha güçlü olabiliyor. Yani birçok insan var. Belki bir takımın maçını kaçırmamak için sevgililer gününde kız arkadaşıyla buluşmayıp maç izlemeye giden ya da o takımla yapmış olduğu etkinlikler için bir takım fedakarlıklar yapan, çok uzaklara gidip takımını destekleyen birçok insan var. Bunların karşı cinse duyulan sevgiden çok daha büyük fedakarlık isteyen etkinlikler diye düşünüyorum. Futbol takımları bazen kendilerini sevenlere, onları güçlü taraftarlarına bekledikleri duygular vermeyebiliyor. Bu duygu bazen o kadar ağır olabiliyor ki sanki bir sevgilisinden yeterli sevgiyi alamamış bir insan gibi trajik kötü duygular hissettirebiliyor. Tutmuş olduğu takımların kötü gidişatları güçlü taraftarlar için, takımına çok bağlı taraftarlar için bir kalp hastalığı risk faktörü olabilir diye düşünüyorum. Çünkü bu kişiler de bu maçlar esnasında ve kötü sonuçlar durumunda, tansiyonlarında yükselme, ritim bozukluklarında artış, göğüs ağrısı hatta kalp krizlerine bile dönüşebilecek bir takım kötü sonuçlara doğru gidebilir" dedi.



"Önemli olan kalbinizin sağlığı"


Bilinen kalp hastalığı olanların daha sakin ortamlarda maç izlemelerini tavsiye eden Erdoğu, "Sevgi dozunda ve kararında olmalı. Bazen sevgide kaybetmeyi, bazen sevginin biraz azalmasını, bazen sevginin size sırt çevirmesini de kabul ediyor olaraktan bir takım duyguları yaşamak lazım. Tabi ki herkes tuttuğu takımın çok başarılı olmasını, sevdiği kadının ona aynı duygulardan daha fazla miktarda ilgi göstermesini bekleyebilir ama gerçek yaşam böyle değil. Onun için kararında ve dozunda bir sevginin kalp sağlığına daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bilinen kalp hastalığı olan stentli, ameliyatlı insanlar, yüksek tansiyon şikayetleri olan insanlar, maçta kendilerini de bu takım stres durumlarını yönetebilecekleri ortamlarda olmaları lazım. Ben çoklu stent takılmış, kalp krizi geçirmiş insanların sigarada içiyorlarsa bu tarz yüksek gerilimli maçları stadyumlarda izlemelerini tavsiye etmiyorum. Daha sedanter, daha rahat ortamlarda bu hobilerini gerçekleştirmeleri daha faydalı olur. Bütün sevgiler gelip geçer önemli olan kalbinizin sağlığı" diye konuştu.



"Sevginin dereceleri vardır"


Bir kişi sevgilisi ile vakit geçirmek yerine futbol takımının maçına gidiyorsa, gerçek sevgisi tuttuğu takım olduğu belirten Hüseyin Fındık, "Sevginin dereceleri vardır. Burada futbol sevgisi, bir sevgiliye duyulan sevgiden daha ağır basıyorsa doğal olarak olan insan ağır olan tarafa yöneliyor. Eğer bir kişi sevgilisi ile vakit geçirmek yerine futbol takımının maçına gidiyorsa, gerçek sevgisi tuttuğu takımdır" şeklinde konuştu.



Bir vatandaş ise "Sevgililer gününde bazı insanlar, sevgilisi ile vakit geçirmek yerine tuttuğu takımın maçına gidiyor. Ben ise kız arkadaşım ile vakit geçirmeyi tercih ediyorum" ifadelerine yer verdi.



Uzmanı uyardı: "Takım sevgisi aşkın önüne geçebiliyor, kalp hastaları dikkatli olmalı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da dev uyuşturucu operasyonu : 102 kişi yakalandı, 84 kişi tutuklandı Bursa’nın Gemlik ilçesinde yürütülen soruşturma kapsamında 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Çok sayıda uyuşturucu madde ve silah ele geçirilirken, gözaltına alınan 102 kişiden 84’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen kapsamlı soruşturma çerçevesinde büyük bir uyuşturucu operasyonu gerçekleştirildi. 21 Ağustos 2025’te başlatılan soruşturma sürecinde yapılan 176 ara yakalamada 229 kişi hakkında "Uyuşturucu madde kullanmak" suçundan işlem yapılırken, teknik ve fiziki takipler sonucunda 102 şüphelinin "Uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçunu işlediği tespit edildi. Operasyon sürecinde gerçekleştirilen yakalamalar ve adres aramalarında 1 kilo 561 gram sentetik kannabinoid, 3 kilo 418 gram metamfetamin, 1 kilo 545 gram esrar, 16 ecstasy hap, 38 sentetik ecza hapı, 1 hassas terazi, 3 tabanca, 486 fişek ve 2 av tüfeği ele geçirildi. Soruşturma kapsamında 102 şüphelinin yakalanmasına yönelik 10 Şubat 2026’da Bursa merkezli olmak üzere Bolu, Artvin ve Edirne’de 84 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyona 1 helikopter, 3 İHA, 12 dedektör köpeği, 170 ekip, özel harekat ve çevik kuvvet unsurlarıyla birlikte yaklaşık 1000 personel katıldı. Gerçekleştirilen operasyonlarda 102 şüpheli gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 84’ü tutuklanırken, 16 kişi adli kontrol şartıyla, 2 kişi ise ev hapsi tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı. Firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Gaziantep Gaziantep Büyükşehir’in ev sahipliğinde "Yeşil Otobüs" belgeselinin ilk gösterimi yapıldı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, yönetmenliğini Kübra Kuruali’nin üstlendiği "Yeşil Otobüs" belgesel filminin ilk gösterimi gerçekleştirildi, ardından "Göç, Hafıza ve Dönüş" paneli düzenlendi. Suriye İç Savaşı’nın ardından yaşanan geri dönüşleri ve göç olgusunu ele alan etkinlik, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Onat Kutlar Sahnesi’nde gerçekleştirildi. Savaş sonrası yaşanan ilk özgür Ramazan iftarları ile ilk özgür bayram günlerini kayıt altına alan ve bir yol belgeseli niteliği taşıyan "Yeşil Otobüs", ilk gösterimiyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Film, ismini göçün simgesi olan yeşil otobüsten aldı İsmini, Esad rejiminin iç savaşın ilk dönemlerinde sivil halka yönelik uyguladığı tehditler karşısında simgeleşen ve göç sürecinde kullanılan yeşil otobüslerden alan belgesel; Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan başlayarak Şam, Humus ve Halep’e uzanan bir yolculuğu konu alıyor ve yaşam hikâyelerini tüm gerçekliğiyle izleyiciye aktarıyor. Gösterim öncesinde konuşan Yönetmen-Belgesel Yapımcısı Kübra Kuruali, fikrin filme dönüşme sürecini, imkân kısıtlılıklarını, yürütülen çalışmaları ve karşılaşılan zorlukları salonu dolduran sanatseverlerle paylaştı. Kuruali ayrıca konuşmasında, destekleri ve ev sahipliği dolayısıyla Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e teşekkür etti. Panelde 15 yıllık sürecin etkileri masaya yatırıldı Film gösteriminin ardından "Göç, Hafıza ve Dönüş" paneline geçildi. Editör Şule Kalkan’ın moderatörlüğünde; AK Parti Kayseri Milletvekili, Medya Yapımcısı ve Yazar Ayşe Böhürler, Yazar, Belgesel Metin Yazarı ve Yayıncı Peren Birsaygılı Mut ile Araştırmacı Mohsen Al-Mustafa’nın katılımıyla düzenlenen panelde, 15 yıllık süreçte yaşanan gelişmeler kapsamlı şekilde ele alındı. "Göç Yolunda Belgesel Çekmek", "Göçün Suriye Edebiyatına Yansıması" ve "Bir Araştırmacının Gözünden Eve Dönüş" başlıklı konuşmalarla panelistler görüşlerini aktardı. Gerçek görüntüler üzerinden göç olgusunu ve kolektif hafızanın oluşumuna etkilerini değerlendiren panelistler, Yönetmen Kübra Kuruali’nin çalışmasını takdir etti. Gazi şehrin misafirperverliğine övgü Panelde ayrıca Gaziantep’in 15 yıl boyunca sergilediği misafirperverliğe vurgu yapıldı. Göç sürecinde bir arada yaşamanın, uyum içinde hareket etmenin ve iki halkın birlikte yaşayabilmesinin başarılı bir örneğinin Gaziantep’te ortaya konduğu ifade edildi. Birlikte yaşam döneminde ve geri dönüş süreçlerinde Başkan Fatma Şahin’in yürüttüğü çalışmalar takdir edilirken, insani yaklaşımına özellikle dikkat çekildi. "Bir fotoğraf, binlerce kitaptan daha çok bir şey ifade ediyor" Panel sonunda konuşma yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yaşanan insanlık dramına ve dünyanın buna tepkisiz kalmasına dikkat çekerek şunları söyledi: "Genç kardeşlerim geldiği zaman ‘Başkanım biz Yeşil Otobüs’ü yaptık’ deyince dedim ki ‘Yeşil umut demek. Otobüs yolculuk demek, insanlık yolculuğu, umut yolculuğu bize dair düşen ne varsa biz de her daim yanınızdayız’ dedik. Tarihe not bıraktık. Bir fotoğraf, binlerce kitaptan daha çok bir şey ifade eder. O yüzden size gayretinize, samimiyetinize, verdiğiniz emeğe, şahsım, şehrim, ülkem ve insanlık adına çok teşekkür ediyorum. Kapılar açtık, sofrayı açtık, kardeşliği açtık. İşte bu duruş, bu şehri dualı şehir haline getirdi. Hemen ilk merkezimizi kurduk. Bu merkez mahalle mahalle taradı, her bir kardeşimizin yaşını, mesleğini bütün bilgilerini kendi içinde gruplaştırdık." "Dünyaya insanlık dersi vereceğiz" Konuşmasının devamında Başkan Fatma Şahin, Gaziantep’te uyumlu bir şekilde yaşam için yapılan faaliyetlerini anlatarak, "Empatiyle, vicdanla, merhametle, şevkatle onlar şimdi gönül elçimiz. Onlar şimdi bizim güçlü elçimiz olarak birlikte muhabbetle geri dönüyor. Biz Halep’teydik, Halep bizdeydi. O günler çok yakın Halep bizde olacak, biz Halep’te olacak, dünyaya insanlık dersi vereceğiz. Yarın torunuma bir hikayem var. ‘Benim nenem belediye başkanıyken yaşattı. Ölmelerine müsaade etmedi ve bir insanlık hikayesi oluşturdu, yaşattı’ dediği bu salonu birlikte inşa ettik" diye konuştu. Konuşmanın ardından Başkan Fatma Şahin panelistlere günün anısına çiçek verdi, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Muğla Başkan Mandalinci su taşkınlarının yaşandığı Kızılağaç’ta incelemelerde bulundu Muğla’nın Bodrum ilçesinde üç gündür aralıklarla devam eden ve sabah saatlerinde yoğunlaşan yağışların ardından, Kızılağaç Mahallesi’nin bazı noktalarında su taşkınları meydana geldi. İlçe merkezinde 64 mm, Turgutreis Mahallesi’nde ise 21 mm yağış düştü. Taşkınların yaşandığı Kızılağaç Mahallesi’ne ekipler hızla sevk edilirken, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Mandalinci, taşkından etkilenen alanlarda yapılması gereken çalışmaları ilgili başkan yardımcıları ve birim müdürleriyle yerinde değerlendirdi. Başkan Mandalinci’nin Kızılağaç ziyaretine Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve birim müdürlerinin yanı sıra Muğla Büyükşehir Belediyesi ile MUSKİ yetkilileri, Bodrum Muhtarlar Birliği Derneği Başkanı Ahmet Cemil Gündüz ve Kızılağaç Mahalle Muhtarı Mehmet Karaca eşlik etti. Mahalle Muhtarı Mehmet Karaca’dan yaşanan taşkınlara ilişkin bilgi alan Başkan Mandalinci, bölge genelinde kapsamlı incelemelerde bulundu. Bodrum Belediyesi, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarıları doğrultusunda gece boyunca tüm birimleriyle sahada görev yaptı. Bodrum Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, MUSKİ ve İtfaiye ekipleri tarafından toplam 60 araç ve 106 personel ile sahada müdahale çalışmaları yürütüldü. Ayrıca, Bodrum Kaymakamlığı, AFAD ve AKOM ile koordinasyon sağlanırken; gerekli tahliye, su tahliye, temizlik ve güvenlik önlemleri de alındı. Şiddetli yağış uyarısıyla başlayan çalışmalar, gece boyunca aralıksız devam etti. Fen İşleri, Zabıta, Temizlik İşleri ve Destek Hizmetleri müdürlüklerine bağlı ekipler, önceden belirlenen riskli noktalarda nöbet tutarak muhtemel olumsuzluklara anında müdahale etti. Bodrum Belediyesi, devam eden yağışlar ve meteorolojik veriler doğrultusunda saha kontrollerini ve çalışmalarını sürdürüyor.
Aydın Aydın’da sağank yağışa karşı Büyükşehir ekiplerinden yoğun çalışma Aydın genelinde etkisini gösteren yoğun yağışla birlikte, başta Söke, Germencik, Nazilli ve Kuşadası olmak üzere tüm ilçelerde Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ tarafından kapsamlı saha çalışması yürütüldü. Büyükşehir Belediyesi ile Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) ekipleri, yağışın başlamasıyla birlikte teyakkuza geçerek kent genelinde eş zamanlı müdahalelerde bulundu. Tüm ilçelerde çok sayıda ekip ve iş makinesi görevlendirilirken, yağış öncesinde özellikle kırsal ve merkez mahallelerde yağmur suyu hatları kontrol edildi. Yağışın başlamasıyla birlikte çalışmalarını yoğunlaştıran ekipler, il genelindeki 17 ilçede çok sayıda noktaya sevk edildi. Söke ilçesine bağlı Burunköy, Akçakaya, Ağaçlı ve Yamaç mahallelerinde yaşanan su taşkınlarına vidanjörler, motopomplar ve iş makineleriyle müdahale edilerek biriken sular tahliye edildi. Ekipler, taşkın yaşanan noktalarda yoğun çalışma yürüttü. Nazilli ilçesinde Kestel, Kızıldıre ve Çatak mahallelerinde meydana gelen su baskınlarına da ekipler hızla müdahale etti. Tıkanan yağmur suyu hatları açıldı, taşkına neden olan su birikintileri kısa sürede kontrol altına alındı. Germencik ilçesinde Çamköy ve Bozköy mahalleleri başta olmak üzere farklı noktalarda oluşan su taşkınları ekiplerin koordineli çalışmasıyla giderildi. Kuşadası’nda ise ana arterler ve mahalle aralarında oluşan su birikintilerine karşı ekipler aralıksız görev yaptı. İl genelinde çok sayıda araç ve personel sahada görev alırken, ihbarlara anında dönüş sağlandı. Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ ekiplerinin, yağış süresince çalışmalarını arttırarak sürdüreceği öğrenildi.
İzmir Dorukhan Büyükışık davasında sanık ve tanıklar dinlendi İzmir’de 8 yıl önce Dorukhan Büyükışık’ın şantiyede ölü bulunmasına ilişkin birleştirilen davaya devam edildi. Duruşmada sanık polisler, şantiye çalışanları ve tanıklar dinlenirken, mahkeme eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Narlıdere ilçesinde 13 Mayıs 2018 tarihinde emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın (26) cansız bedeninin bir inşaat şantiyesinde bulunmasıyla ilgili açılan davalar, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı. Duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar, maktulün babası Ethem Büyükışık ve taraf avukatları katıldı. Bazı sanıklar ve tanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. "Şüpheli ölüm olarak değerlendirdik" Duruşmada, olayın yaşandığı dönemde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis merkezi amiri olarak görev yapan sanık İ.K. dinlendi. Bölgeye gittiğini ancak kamera kayıtlarında şifre olduğu için erişim sağlayamadığını belirten İ.K., "Olayı şüpheli ölüm olarak değerlendirdik. İki bekçi vardı, düşme sesi ile bağırma duyduklarını anlattı. O eşyaların açısını bilmem, nasıl muhafaza edilmesi gerekiyorsa öyle muhafaza ettim" dedi. Dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ise tanık olarak verdiği ifadede, olayı şüpheli bir durum olarak gördüklerini belirterek, "İnşaat sahibinin oğlu o gün beni arayarak ihbarda bulundu. Ben de 112 Acil Servis’i aramasını söyledim" diye konuştu. "Yüksekten düşme olmayabilir dedim" Maktulün ölü muayenesini yapan adli tıp uzmanı G.B. ise olay yerindeki izlenimlerini mahkeme heyetiyle paylaştı. Maktulün elbisesini çıkarıp muayene ettiğinde garip bir durum sezdiğini ifade eden G.B., "Hatta sözlerim, olay yeri kamerasına yansımış. Polisler benden, o anki ilk izlenimlerimi sormuştu. Hatırladığım kadarıyla meslek hayatım boyunca hiç bu kadar yüksekten düşüp de bu kadar az yara alan vakaya rastlamamıştım. Yüksekten düşme olmayabilir dedim. Vücutta çok küçük iki sıyrık vardı" ifadelerini kullandı. "Cezaevinde olayı duyunca tanık olmak istedim" Başka bir suçtan tutuklu bulunan tanık Kemal K., 2021 yılında tanıştığı Gökhan A.’nın kendisine anlattıklarını aktardı. Korkmaz, "Evinde bir çekyatın altından bana bir bekçi ve polislerin kullandığı jop ile ortası zincirli kelepçe verdi. Bir parkta buluşup alkol aldığımız sırada bana inşaat demiri, jop ve kelepçeyle bir çocuğu dövdüğünü, sonra Narlıdere’de bir inşaattan attığını ve olayı intihar olarak lanse ettiğini anlattı. Çocuğun emekli bir askerin çocuğu olduğunu söyledi. Ben Dorukhan Büyükışık olayını duymamıştım, cezaevinde bu olayı duyunca Gökhan A.’nın anlattıklarıyla aynı olunca tanık olmak istedim" şeklinde konuştu. Şirket sahipleri dinlendi Şantiyenin bulunduğu inşaat şirketinin yönetim kurulu başkanı Minnur T. ile yönetim kurulu üyesi Taylan T. de tanık olarak dinlendi. Olay günü şantiyeye gittiğini belirten Taylan T., "Ben gittiğimde polis yoktu. Maktule temas etmedim. Hatırladığım kadarıyla sırt üstü yatıyordu. Ben babam Minnur T. ve garip bir durum olduğu için İlçe Emniyet Müdürü İ.Y.’yi aradım. Ben gelmeden polise haber verilmiş, ben kimin haber verdiğini bilmiyorum" dedi. Duruşma ertelendi Savunmaların ardından söz alan iddia makamı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve adli kontrol şartının devamını talep etti. Sanıkların tutuklama talebini reddeden ve adli kontrol şartlarının devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Haziran tarihine erteledi.