ÇEVRE - 09 Nisan 2026 Perşembe 11:30

Sivas’a kış geri döndü

A
A
A
Sivas’a kış geri döndü

Baharı bekleyen Sivas’ta hava sıcaklıklarının düşmesi ile yüksek kesimler yeniden karla kaplandı.


Son yarım asrın en sert kış mevsimini geride bırakan Sivas’ta bahar hazırlıkları yapılırken, hava sıcaklıklarındaki ani düşüş yüksek kesimlerin yeniden karla kaplanmasına neden oldu. Yüksek rakımdaki birçok yerleşim yeri güne beyaz örtü altında uyandı. Mevsimin karı yeni erimişken nisan ayında yeniden yağan kar Sivaslılar için sürpriz oldu.



Sivas’a kış geri döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Battalgazi’de projeler kadın kollarına tanıtıldı Battalgazi Belediyesi, ilçede hayata geçirilen ve yapımı süren projeleri AK Parti Malatya İl Kadın Kolları üyelerine yerinde tanıttı. Ziyaret kapsamında sosyal tesislerden üretim merkezlerine kadar pek çok yatırım incelenerek çalışmalar hakkında teknik bilgi verildi. Battalgazi Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda çalışmalarını sürdürürken yeni projeler üretmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın göreve geldiği iki yıllık süreçte hayata geçirilen yatırımlar, AK Parti Malatya İl Kadın Kolları teşkilatı tarafından yerinde incelendi. Program kapsamında tamamlanan ve yapımı süren 7 adet Taziye Evi, Hayvan Barınağı, Güneş Enerji Santrali, Kilit Taşı ve Bordür Üretim Tesisi, Gelinciktepe Kadın Yaşam Merkezi, Çarşıbaşı alanı Projesi, Derme Deresi Alanı, Kırkgöz Sahil Parkı ve Düğün Bahçesi, Afet ve İnsani Yardım Lojistik Deposu ile Süt Toplama Merkezi gezilirken; belediye tarafından hem tamamlanan hem de yapımı devam eden çalışmalar hakkında bilgi verildi. "Sosyal belediyeciliğin sahadaki karşılığını gördük" AK Parti Malatya İl Kadın Kolları Başkanı Esin Yılmaz, yapılan incelemelere ilişkin değerlendirmesinde, "Bugün il kadın kolları teşkilatımızla birlikte Battalgazi Belediyemizin hayata geçirdiği hizmet ve projeleri yerinde inceleme imkânı bulduk. Gördüğümüz her bir çalışma, planlı ve ihtiyaç odaklı bir anlayışın ürünü. Belediyeciliğin sadece yol ve altyapıdan ibaret olmadığını, sosyal belediyecilik kapsamında da önemli hizmetlerin hayata geçirildiğini sahada gözlemledik. Bu çalışmaların vatandaşın günlük hayatına doğrudan dokunduğunu görmek bizleri ayrıca memnun etti. Emeği geçen başta Belediye Başkanımız Bayram Taşkın olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kadın Kolları İl Yönetimi üyelerinden Songül Aksüt ise, "Bugün gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde özellikle kadınlara ve gençlere yönelik projelerin öne çıktığını gördük. Eğitim ve kurs merkezleri, sosyal yaşam alanları ve Kırkgöz Sahil Parkı gibi yatırımlar hem sosyal hem de kültürel anlamda önemli katkılar sağlıyor. Kadınların üretime katılabileceği alanların oluşturulması, gençlerin eğitim süreçlerinin desteklenmesi oldukça kıymetli. Bu tür çalışmaların artarak devam etmesini temenni ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Kadın Kolları İl Yönetimi üyelerinden Fadime Karaboğa da incelemeler sırasında dikkat çeken projelere değinerek, "Gezdiğimiz alanlarda üretim ve hizmetin birlikte yürütüldüğünü açıkça gördük. Özellikle hayvan barınağı, güneş enerji santrali ve kilit taşı üretim tesisi gibi projeler hem belediyenin kendi imkânlarını değerlendirmesi hem de sürdürülebilirlik açısından önemli. Bunun yanında sosyal alanlar, eğitim merkezleri ve Kırkgöz Sahil Parkı gibi yatırımlar da vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor. Bu çalışmaların yerinde görülmesi bizler için oldukça faydalı oldu. Sayın Belediye Başkanımıza ve emeği geçen tüm personele teşekkür ediyorum" diye konuştu.
İzmir İzmir’deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." dedi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’öldürmeye teşebbüs’ suçlarından 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. "Talimat almadım, DEAŞ’ı seviyorum" DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi’nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa’nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ’ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi’nin ’Türkiye’ye saldırın’ şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim." ifadelerini kullandı. "Ailemi de kafir olarak görüyorum" Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum; ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum." şeklinde konuştu. "Oğlum radikal eğilimliydi" Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk’ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem; astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım; en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu." şeklinde konuştu. "Evde kar maskesiyle geziyordu" Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık." ifadelerini kullandı. "Vururken tekbir getirdi" Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı. "Silahını kasada saklardı" Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var? Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi." açıklamasında bulundu.