SAĞLIK - 17 Aralık 2025 Çarşamba 09:58

’Vücut dışında 10 gün yaşayabilen HPV virüsü çocuklara bulaşabilir’

A
A
A
’Vücut dışında 10 gün yaşayabilen HPV virüsü çocuklara bulaşabilir’

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bahtiyar Çiftci, 7-10 güne kadar vücut dışında hayatta kalabilen HPV virüslerinin anne ile aynı evde yaşayan çocuklara teorik olarak bulaşabileceğini, bu bulaşın da 25 yıl sonra rahim ağzı kanseri ya da boğaz lezyonlarına sebep olabileceğini söyledi.


Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bahtiyar Çiftci, kadınlardan en çok görülen 4. kanser türü olan rahim ağzı kanseri hakkında bilgiler verdi. Aşılanmanın öneminden bahseden Çiftci, HPV virüsünden korunmak ve bulaşmasını önlemek için yapılması gereken hususlar hakkında da açıklamalarda bulundu. Yılda 340 bin kadının rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çiftci, "Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlarda en çok görülen 4. kanser türü. Bu kanserin tamamına yakının nedeni HPV virüsü. Her yıl dünyada 600 binden fazla kadında ilerlemiş rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor ve 340 bini bundan kaynaklı olarak ölüyor. Bu ölümcül kanserden korunmak için aşılanma ve ulusal tarama programlarında var olan HPV ve smear testi ile korunmak mümkün. Bu kanserin taramaları HPV DNA testi ve pap smear testi ile yapılır. Pap smear de rahim ağzı ve vajinadan alınan sürüntü örneği patologlar değerlendiriyor. HPV DNA’da ise en yüksek riskli 15 tip taranıyor. HPV testinin kanseri tespit etme oranı yüzde 95 civarında, pap smear de ise bu oran yüzde 60 oranında" dedi.



"HPV virüsü çocuğa bulaşabilir, virüs vücut dışında 10 güne kadar canlı kalıyor"


Kendilerine en çok gelen sorunun virüsün evdeki çocuğa bulaşıp bulaşmayacağı yönünde olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çiftci, "HPV virüsü ile ilgili en çok sorulan soru; ‘HPV pozitifim çocuğuma bulaşır mı?’ şeklinde oluyor. Evet, HPV’nin vücut dışında 7-10 güne kadar canlılığını devam ettirdiğini biliyoruz. Çocuğa bulaşabilir. Bulaş riski her zaman var. Genel hijyen kurallarına uyulması ve aşılamanın yapılmasının ardından endişe duymamalarını söylüyoruz. HPV virüsü çocuklara bulaşırsa bu virüs 25 yıl sonra rahim ağzı kanserine dönüşebilir. O anlamda bir risk taşıyabilir. HPV bulaşan çocukta ilerleyen döneme kadar bir belirti görülmez. HPV virüsü sadece rahim ağzı kanserine ya da genital kanserlere sebep olmuyor. Orofaringeal (yutma, boğaz kasları) hastalıklarına da neden olabilir. HPV virüsü cildi tuttuğu için sadece kanser yapar demek doğru değildir" diye konuştu.


Virüsten korunma ve tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Çiftci, "Rahim ağzı kanserinin ilk bulgusu vajinal kanama, kötü kokulu akıntı, yoğun akıntı şikayetidir. Rahim ağzı kanseri sinsi ilerleyen bir kanser türüdür. Rutin tarama bu açıdan önemli. Tarama sonucu bir bulgu göstermeyen HPV virüsünü tespit edebiliyoruz. Böylece rahim ağzı kanserinden hastaları koruyoruz. Aşı, yüksek oranda rahim ağzı kanserinden koruyuculuk sağlıyor. 26 yaşına kadar yapılan aşılama yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Aşılama programına 9 yaşından 45 yaşına kadar kadın ve erkeklerde yapılabilir diyoruz. Üst yaş sınırı yok. Riskli grupta 45 yaş sonrası için de aşılama önerebiliriz. Bu kanserde şüpheli lezyon bulduğumuzda ilk aşamada rahimin alınması gerekmiyor. Rahim ağzındaki şüpheli bölgenin çıkarılması yeterli oluyor. Rahim ağzında şüpheli lezyon olmadığını görene kadar rahim ağzının çıkartılması denilen bir tedavi yöntemi var. Rahim ağzının çıkartılması gebeliğe engel bir durum değil. Bu şekilde de gebelik oluşabilir. Ancak gebelikle ilgili bazı komplikasyonlar, rahim ağzı yetmezliği, erken doğum gibi durumlarla karşılaşabiliriz. Bu açıdan da işlem yapılan hastaları uyarıyoruz. HPV 16-18 pozitif hastalarda aşılanmasını öneriyoruz. Aşının içerisinde 9 en yüksek riskli HPV virüsüne karşı koruyuculuk sağlayan ajanlar var. Aşılama HPV pozitifse dahi yapılabilir. 9-15 yaş arasında 2 doz, 15 yaşından sonra ise 3 doz aşı yapılabilir" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden Antalya Muratpaşa Belediyesi Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü, evde bakım hizmetleri kapsamında 2025 yılında 2 bin 415 hastaya ulaştı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, "Muratpaşa’mızda herkese uzanan bir el var. Kimse yalnız değil, biz varız" dedi. Belediyenin iletişim ve yönetişim merkezi Turunç Masa’ya yapılan başvurular arasında en yoğun talep, evde bakım hizmetlerinden geliyor. Bu kapsamda vatandaşlara muayene ve hemşirelik hizmetlerinin yanı sıra, yaşlı ve engelli bireyler için kişisel bakım desteği sağlanıyor. Saç-sakal tıraşından beden temizliğine kadar uzanan hizmetler, özellikle yatağa bağımlı bireylerin yaşam kalitesini artırıyor. Hizmetler yalnızca evle sınırlı kalmıyor. Hasta nakil ambulansı ve engelsiz taksi uygulamalarıyla vatandaşların hastanelere güvenli ulaşımı sağlanıyor. Bu alanda 3 ambulans ve 2 engelsiz taksi aktif olarak görev yapıyor. Sağlık ekipleri, Turunç Masa’ya gelen talepler doğrultusunda günlük ve haftalık planlamalar yaparak Muratpaşa’nın tüm mahallelerinde hizmet veriyor. Ekipler yalnızca evde bakım değil, hastaların hastaneye güvenli şekilde ulaştırılması ve tedavi sonrası evlerine bırakılması süreçlerinde de vatandaşların yanında oluyor. Başkan Uysal, "Turunç Masa’mıza ulaşan ve yasal şartları karşılayan herkese mutlaka ulaşıyoruz. Muratpaşa’da kimse yalnız değil. Biz her zaman vatandaşımızın yanındayız" ifadelerini kullandı.
Sivas Gözleri görmeden hissederek çalıyor Sivas’ta yaşayan 13 yaşındaki görme engelli öğrenci Ömer Faruk Erdoğan, bağlamaya olan tutkusu ve azmiyle hem öğretmenlerinin hem de arkadaşlarının takdirini topluyor. Sivas’ta yaşayan 13 yaşındaki Ömer Faruk Erdoğan, üç çocuklu bir ailenin en büyük ferdi olarak dünyaya geldi. Hacı Mehmet Sabancı Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi olan Erdoğan, müzikle iç içe bir yaşam sürüyor. Onun için müzik yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda hayatının en güçlü ilham kaynağı olarak öne çıkıyor. Okulun müzik öğretmeni Esra Akdağ tarafından açılan bağlama kursuna katılmak isteyen Ömer Faruk’un yeteneği kısa sürede fark edildi. Öğretmeni Akdağ, görme engeline rağmen büyük bir istek ve azim gösteren öğrencisine bağlama çalmayı öğretmeye başladı. Bağlamayı görmeden, tamamen dokunarak ve hissederek öğrenen Ömer Faruk Erdoğan, kısa sürede önemli bir gelişim kaydetti. Azmi ve başarısıyla dikkat çeken genç öğrenci, bağlama çalmasının yanı sırada türküler söylüyor. Müziğe olan tutkusu sayesinde engelleri aşan Ömer Faruk, hem öğretmenlerinin hem de okul arkadaşlarının takdirini kazanırken, gelecekte de müzik öğretmeni olmayı hedefliyor. "Müzik öğretmeni olmak istiyorum" Görme engeline rağmen hissederek çalmayı öğrendiğini söyleyen Ömer Faruk Erdoğan, "Esra hocam sınıfa geldi ve bağlama kursu açacağını söylemişti. Ben de katılmak istediğimi söylemiştim. Görme engelim var ve buna rağmen hissederek çalmayı öğrendim. Perdelerin yerini ezbere biliyorum. İlerleyen süreçte de müzik öğretmeni olmak istiyorum. Arkadaşlarıma da çok büyük örnek oldum ve ailemde beni destekliyor. Kurslara da çok büyük bir istekle katılıyorum" dedi. "Ömer çok yetenekli" Ömer’in bağlamayı kalbi ile çaldığını belirten Esra Akdağ, "Sınıfa ilk girip Ömer’i gördüğümde çok etkilendim. Bunu ona fark ettiremesem de aşırı duygulandım. Daha sonrasında ise Ömer için ne yapabilirim diye düşündüm. Bağlama kursu açacağımız sırada Ömer’e de katılmak isteyip istemeyeceğini sordum. O da büyük bir heyecanla katılmak istediğini söyledi. Ömer bu konuda yetenekli olduğu için çabucak ilerledi. Ömer’in duyuları o kadar açık ki bağlamayı kalbi ile çalıyor. Onunla daha iyi ilgileniyorum ve hayata bağlanması istiyorum. Görmemek bizim için hiç engel değil" diye konuştu. (YÇ-GF-
Manisa Mesir Festivali için uluslararası çağrı Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 486 yıllık bir geçmişe sahip olan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Mesir Macunu Festivali’nin daha güçlü tanıtımla dünya çapında hak ettiği yere ulaşabileceğini söyledi. Bu yıl 486’ncısı düzenlenecek olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali için uluslararası tanıtım çağrısı yapıldı. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, festivalin mevcut tanıtım çalışmalarının yetersiz kaldığını belirterek daha kapsamlı ve profesyonel bir stratejiye ihtiyaç olduğunu ifade etti. Fatih Köse yaptığı açıklamada, köklü bir geçmişe sahip olan Mesir Festivali’nin yalnızca yerel bir etkinlik olmadığını, Türkiye’nin kültürel mirası açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Köse, "Yüzyıllardır devam eden bu önemli organizasyonun uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılması gerekiyor. Mevcut çalışmalar bu potansiyeli tam olarak yansıtmıyor" dedi. Festivalin dünya çapında bilinirliğinin artırılması için dijital platformların, turizm acentelerinin ve uluslararası iş birliklerinin daha etkin kullanılması gerektiğine dikkat çeken Köse, özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekecek projelere ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Köse açıklamasında, "Mesir Macunu Festivali, Manisa’nın en önemli değerlerinden biri. Bu değeri dünya markası haline getirmek elimizde. Bunun için daha planlı ve profesyonel bir tanıtım süreci yürütülmeli" ifadelerine yer verdi. Yetkililere de çağrıda bulunan Köse, festivalin tanıtımı konusunda kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün iş birliği içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Ortak akılla yapılacak güçlü bir tanıtım atağı, hem şehrin ekonomisine hem de turizmine önemli katkılar sağlayacaktır" diye konuştu.
İstanbul Finansal hizmetler güven endeksi Mart ayında azaldı Mart ayında finansal hizmetler güven endeksi, bir önceki aya göre 16,9 puan azalış kaydederek 159,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayına ilişkin Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verisini açıkladı. Finansal Hizmetler Anketi sonuçları, finansal sektörde faaliyet gösteren 147 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. Mart ayında FHGE, bir önceki aya göre 16,9 puan azalış kaydederek 159,1 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu, son üç aydaki hizmetlere olan talep ile gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisi olmak üzere tüm alt endekslerin FHGE’yi azalış yönünde etkilediği görüldü. İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla belirgin zayıfladığı gözlendi. Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler ile gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin de zayıfladığı görüldü. İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin güçlendiği gözlendi. 2026 yılı Mart ayında, NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre ‘Finans ve Sigorta Faaliyetleri’ sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre ‘64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)’, ‘65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonları (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)’ ve ‘66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler’ sektörlerinde sırasıyla 17,8, 0,6 ve 31,8 puanlık azalış olduğu gözlendi.
Yozgat İncir uyutması, adını 2-3 saat uykuya bırakılmasından alıyor, geleneksel tadıyla sofraları süslüyor Anadolu’nun kadim mutfak kültürüne ev sahipliği yapan Yozgat’ta, geleneksel lezzeti ‘İncir Uyutması’ sofralardaki yerini koruyor. Sadece üç malzeme ile hazırlanan ancak kıvamını alması için saatlerce uyutulan bu tatlı, hem hafifliği hem de besleyiciliği ile dikkat çekiyor. Yozgat mutfağının en özgün reçetelerinden biri olan incir uyutması, ismini hazırlık sürecindeki bekleme aşamasından alıyor. Şeker ilave edilmeden, tamamen kuru incirin doğal aromasıyla tatlanan bu lezzet, özellikle sağlıklı tatlı arayışında olanlar için ilk seçenek oluyor. Kuru incirler sıcak suda yumuşatıldıktan sonra küçük parçalara ayrılıyor. Kaynama noktasına gelmeden ısıtılan sütle birleşen incirler, bir nevi yoğurt mayalama tekniğiyle hazırlanıyor. Kaselere pay edilen karışımın üzeri örtülerek oda sıcaklığında yaklaşık 2-3 saat dinlenmeye yani uyumaya bırakılıyor. İncir uyutması, isteğe bağlı olarak üzerine serpilen ceviz içi veya tarçın ile servis edilerek damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. "İncirin kendi tadıyla yapıyorum" Yozgatlı ev hanımları, bu tatlının nesillerden nesile aktarılan bir miras olduğunu vurguluyor. Sevtap Şahap, incir uyutması tatlısının tarifini verirken püf noktalarına da değindi. Şahap, "Kaynama noktasına gelen süte, ılık suda beklettiğimiz incirleri ekleyip blenderdan geçiriyoruz. İçinde taneleri kalırsa daha güzel olur. İsteyen içine şeker de atabilir ama ben hiçbir zaman atmadım. İncirin kendi tatlısıyla yapıyorum, şeker atmaya gerek kalmıyor, yeterince tatlı oluyor. Kaynadıktan sonra kaselere koyuyoruz. Sıcakken üstünü kapatıyoruz. 2 veya 3 saat uykuya bırakıyoruz. O yüzden de adı incir uyutması" dedi. "İncirde maya özelliği olduğu için uyuduğu zaman kıvam alıyor" Şahap, "Anneannelerimizden gördüğümüz gelenek göreneğe göre devam ettiriyoruz. Sadece süt ve incirle yapılıyor. Eskinin tatlısıdır. Ramazanda, kış günleri veya canları istediği zaman yapılmış. Misafirlerimize de ikram edilir. Lokantalarda da yapılıyor, yöresel yemek olarak geçiyor. İncirin koyulaşması için süte hiçbir şey koymaya gerek yok incirde maya özelliği var. Ondan dolayı uyuduğu zaman puding yapmış gibi koyulaşıyor" ifadelerini kullandı.