SAĞLIK - 16 Nisan 2026 Perşembe 15:16

Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

A
A
A
Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi.


Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Genetik yatkınlığın yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da taş hastalığında etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, "Üriner sistem taş hastalığı ya da böbrek taşı olarak bilinen hastalık, toplumda ve dünyada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Ortalama görülme oranı dünyada yüzde 11-15 civarındadır. Türkiye’de de benzer oranlara ulaşılmıştır. Sıklıkla Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak geçen bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kişinin sıvı alımı az, sıvı kaybı fazla olabilir. Beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak üriner sistem taş hastalığı sıklıkla karşımıza gelir. Birçok sebebi vardır üriner sistem taş hastalığının. Başta genetik sebepler gelir. Anne, baba ya da akrabalarında taş hastalığı olan bir kişide bu hastalığın görülme ihtimali yüksektir. Bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içerisinde yüzde 30 ila 50 oranında tekrar yakalanma ihtimali vardır. Beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenme taş hastalığının riskini artıran en önemli faktörlerdir" dedi.



"Taş hastalığı çok sık karşılaşılan ve önemsenmesi geren bir hastalıktır"


Taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bolat, "Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve giderek üzerine küçük kristaller eklenerek önce kum parçası haline gelir, sonra bir çekirdek oluşturur ve bunun üzerine yine kristallerin çökmesiyle taş halini alır. Bu taş bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir, hatta böbreğin neredeyse tamamını doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece ağrı yapmaz. Genellikle hiçbir semptom vermez. Ancak kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkandığı için geriye doğru basınç artar ve böbrek kapsülünün gerilmesine bağlı olarak şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da buna eklenirse hayati riskli septik durumlara da yol açar. Dolayısıyla çok ciddi bir hastalıktır ve önemsenmesi gereken bir durumdur. Çünkü böbrekteki fonksiyon kaybı geri döndürülemez ve kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir" diye konuştu.



"Böbrek taşının en önemli semptomu ağrı"


Böbrek taşının en önemli semptomunun ağrı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bolat, "Böbrek taşının en önemli avantajı, yakalandığı zaman günümüzdeki teknolojik imkanlarla hastayı neredeyse yüzde 100’e yakın oranda hastalıktan kurtarabilmemizdir. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Taş; böbreğin çıkışında, böbrek içerisinde, böbrekle mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise idrar yolunun en uç kısmında bulunarak idrar akımının kesilmesine neden olabilir. Hastayı en sık doktora getiren belirti ağrıdır. Bunun dışında idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acildir ve hastanın hızla bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektirir" şeklinde konuştu.



"Taş, günümüzde minimal invazif tedavi yöntemi ile yüzde 100’e yakın bir başarı oranı ile tedavi edilebiliyor"


Yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın giderilmesinde büyük öneme sahip olduğuna değinen Bolat, "Kliniğimizde de dünyadaki birçok merkezde olduğu gibi taş hastalıklarını minimal invazif yöntemlerle tedavi ediyoruz. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100’e yakındır. Hastaları genellikle bir gün hastanede yatırıyor ve ertesi gün taburcu ediyoruz. Ancak taşın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastanın yaşam tarzını düzenlemesi gerekir. Hastanın susuz kalmaması çok önemlidir. Özellikle proteinden zengin gıdalar tüketilirken dengeli beslenilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bunlar değiştirilebilir faktörlerdir ancak genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.



Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Dünya çocukları 23 Nisan için Menteşe’ye geliyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, Menteşe Belediyesi ve Ula Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Çocuk Şenliği için geri sayım başladı. 18-25 Nisan tarihleri arasında Menteşe ve Ula’da (Akyaka) gerçekleştirilecek organizasyonda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünya çocuklarıyla birlikte kutlanacak. Şenlik kapsamında Ukrayna’dan 24, Moldova’dan 22 ve KKTC’den 23 çocuk olmak üzere 4 ülkeden toplam 84 misafir öğrenci, kültürlerarası etkileşim ve bayram coşkusunu paylaşmak üzere Muğla’da bir araya geliyor. Büyükşehir Belediyesi Emin Eller Gündüz Bakımevi Turuncu Sınıf öğrencileri, Büyükşehir Konservatuvarı Çocuk Korosu ve Halk Dansları ekipleri, Menteşe Borsa İstanbul İlkokulu ile ASFAD (Ahi Sinan Folklor Araştırma Derneği) Çocuk Ekibi de hazırladıkları gösterilerle şenliğe renk katacak. Program, 18 ve 19 Nisan tarihlerinde Menteşe Çocuk Bilim Parkı’nda düzenlenecek yarışmalar, teknik atölyeler ve sportif etkinliklerle başlayacak. 22 Nisan Salı günü saat 14.00’te Cumhuriyet Meydanı’nda Şenlik Kortej Yürüyüşü gerçekleştirilecek. Büyük Gala Gösterisi ise 23 Nisan Çarşamba günü saat 20.00-22.30 arasında yine Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak. Gecede ev sahibi yerel ekipler ile 4 ülkeden gelen misafir çocuklar koreografilerini sergileyerek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlayacak. Etkinlikler 24 ve 25 Nisan tarihlerinde Akyaka Sahili’ne taşınacak; program, sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa yürütülecek sanat ve spor etkinlikleri ile tiyatro gösterimleriyle tamamlanacak.
Muğla Turizmciler Marmaris’te bir araya geldi Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Karya Vizyon Turizm Buluşması, turizm sektörünün önde gelen isimlerini Marmaris’te bir araya getirdi. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan ‘Turizm demek sürdürülebilirlik demek’ dedi. Dün açılış programı ile başlayan buluşma, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlara sahne oldu. Bugün Marmaris’te bir otelin toplantı salonunda yapılan programa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, Muğla Valisi İdris Akbıyık, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ile birlikte çok sayıda kurum temsilcisi ve turizm paydaşı katıldı. ‘Muğla turizmi için önemli bir gün’ Programın açılışında konuşan GETOB Başkanı Cengiz Aygün, organizasyonun Muğla turizmi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Muğla’nın köklü turizm geçmişine dikkat çeken Aygün, Bodrum’un üst segment turizmi ile Fethiye’nin doğal zenginliklerinin birleşmesi halinde bölgenin dünya çapında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini ifade etti. ‘Marmaris’i hep birlikte tatile gitmek istediğimiz bir yer haline getirmek istiyoruz’ Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Karya Vizyon Buluşması’nın yalnızca bir turizm toplantısı olmadığını belirterek organizasyonun geleceğe yönelik bir fikir platformu olduğunu söyledi. Ünlü, Marmaris’i herkesin tatil yapmak istediği bir destinasyon haline getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. ‘Muğla ayrıcalıklı bir destinasyon’ Muğla Valisi İdris Akbıyık, ilin sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel zenginliklere dikkat çekerek 1484 kilometrelik kıyı şeridi, antik kentleri ve mavi bayraklı plajlarıyla Muğla’nın dünya turizminde özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Akbıyık, dört mevsim turizmin geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. ‘Turizm demek sürdürülebilirlik demek’ Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan ise turizmde yeni dönemin sürdürülebilirlikten geçtiğini söyledi. Türkiye’nin bu alanda öncü ülkelerden biri olma yolunda ilerlediğini belirten Alparslan, 2030 yılına kadar sürdürülebilir turizm programının ülke genelinde yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Türkiye’nin turizmde önemli bir konuma ulaştığını vurgulayan Alparslan, ülkenin dünyanın en fazla turist ağırlayan dördüncü, en fazla gelir elde eden yedinci ülkesi konumuna geldiğini söyledi. Buluşmanın ikinci bölümünde, turizm sektörüne yönelik çeşitli başlıklarda uzman isimler tarafından sunumların gerçekleştirileceği bildirildi.