ÇEVRE - 18 Şubat 2026 Çarşamba 10:45

Samsun’da avcıların sezon finali: 3 domuz avlandı

A
A
A
Samsun’da avcıların sezon finali: 3 domuz avlandı

Samsun’da sezonun bitmesine günler kala avcılar, 9 köpek ve 8 kişiyle katıldıkları avda 3 domuz avladı.


Domuz avcılığı sezonu 1 Mart’ta sona erecek. Samsun’un kırsal mahallelerinde domuz popülasyonunun arttığını belirten avcılar, sezonun bitmesine günler kala son kez ava çıktı. Salıpazarı ilçesinin kırsal mahalleleri ile Çarşamba ilçesi Kızılot Mahallesi Karlık Ormanı mevkisinde gerçekleştirilen ava 8 kişi ve 9 av köpeği katıldı. Ormanlık alanda yapılan avda 3 domuz avlandı.


Avcı Ercan Demir, sezonun son günlerinde ava çıktıklarını belirterek, "İlk olarak ormanlık alana köpeklerimizi saldık. 3 domuz avlayarak sezonu güzel kapattık. İnşallah yeni sezon da kazasız belasız geçer" dedi.


Avcılardan Ercan Demir, Yüksel Demir, Kani Onay, Murat Onay, Fatih Keskin, Mahmut Olgun, Şenol Akan, Mahmut Onay sezonun sona ermesiyle bu yılki son avlarını gerçekleştirmiş oldu.



Samsun’da avcıların sezon finali: 3 domuz avlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya AÜ Rektörü Prof. Dr. Özkan’dan Antalya’ya susuzluk uyarısı: "Şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir" Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya’nın karşı karşıya olduğu en kritik tehdidin su kıtlığı olduğunu belirterek, çevresel sürdürülebilirlik konusunda uyarılarda bulundu. Susuzluk riskiyle birlikte yeşil alan kaybına da dikkat çeken Özkan, "Her alanda şehre rehberlik yapacak yegane kurum üniversitedir. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı, göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var. Bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk. Yeşilliği katlediyoruz. Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tıp alanındaki yenilikler, üniversite hastanesinin mevcut durumu ve Antalya’nın öncelikli sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhlas Haber Ajansı Antalya Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Özkan, rahim naklinde dünya çapında elde edilen başarıdan yapay zekânın tıptaki rolüne, yeni hastane yatırımından su kıtlığına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi. Rahim naklinde dünya literatürüne giren başarı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2011 yılında dünyadaki ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu yöntemin dünya genelinde birçok merkeze örnek olduğunu söyledi. Özkan, "Biz 2011 yılında ilk rahim naklini yaptıktan sonra dünyada birçok ülke bu alana yöneldi. Önce İsveç, ardından Amerika’yı takip eden Almanya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde rahim nakli deneyimleri gerçekleştirildi. Dünyada bugün 100’ün üzerinde rahim nakli yapıldı ve bu nakillerden doğan çocuklar var. Bunun öncüsü olmak bizim için büyük bir onur" dedi. Rahim nakli çalışmasının ilk dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını belirten Özkan, proje hazırlıklarının uzun süre göz önünde olmadığını vurgulayarak, "Çalışmalarımızın büyük bölümü bilimsel altyapı aşamasında ilerledi. Naklin gerçekleştirilmesi dünya genelinde güçlü bir etki oluşturdu" dedi. "Deneysel aşamadan klinik gerçekliğe ulaştı" Robotik, laparoskopik yaklaşımlar ile canlı ve kadavradan nakiller gibi yeni yöntemler gelişse de temel tekniğin aynı kaldığını ifade eden Özkan, "2011’de ilk deneysel aşamada olan rahim nakli, bugün klinik gerçeklik düzeyine ulaştı. Robotik cerrahi var, laparoskopik yöntemler var. Canlıdan ve kadavradan nakiller yapılıyor. Ancak kullanılan temel teknik hâlâ ’Özkan tekniği’" şeklinde konuştu. Üniversite bünyesinde bugüne kadar iki rahim nakli gerçekleştirildiğini söyleyen Özkan, her iki vakada da başarılı sonuçlar alındığını ve bir erkek ile bir kız çocuğunun dünyaya geldiğini kaydetti. Özkan, seri nakiller yerine hasta güvenliği ve yaşam kalitesine odaklandıklarını vurguladı. Kafa ve beyin nakli tartışmaları Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen kafa ve beyin nakli konularına da değinen Özkan, mevcut bilimsel sınırlamalara işaret ederek, "Bugün için en büyük engel sinir iyileşmesi. Merkezi sinir sistemindeki bir kesi sonrası iletimi yeniden sağlamak mümkün olmuyor. Hayati fonksiyonları ya da hareketi geri getiremiyoruz. Dünyada bu konuda yoğun çalışmalar var, ancak şu an için uygulanabilir bir tablo yok. Bilimsel engeller aşılmadan bu konular teorik düzeyde kalmaya devam ediyor" dedi. "Yapay zekâya hiçbir alan tamamen devredilmedi" Tıpta yapay zekâ kullanımının giderek arttığını belirten Özkan, özellikle veri analizi ve tanı süreçlerindeki katkıya dikkat çekti. Özkan, "Yapay zekâ bize en çok verileri analiz etme noktasında hız kazandırıyor. Doğru yönlendirme sağlıyor. Ancak sistem, girilen veri doğrultusunda çalışır. Veri olmadan doğru sonuç üretmesi mümkün değil. Onkoloji alanında ise bazı ‘pathway’leri, yani biyolojik yolakları tespit etmek amacıyla yapay zekâdan yararlanıyoruz. Yapay zekânın aktif kullanıldığı alanlar var ancak bugün itibarıyla hiçbir alanı tamamen yapay zekâya bırakmış değiliz" şeklinde konuştu. Özkan, yakın gelecekte yapay zekânın en yoğun kullanılacağı alanların radyoloji ve patoloji gibi görüntüleme temelli branşlar olacağını da sözlerine ekledi. Yeni hastane yatırımı Üniversite hastanesinde randevu ve ameliyat bekleme sürelerine ilişkin değerlendirmede bulunan Özkan, nisan ayında yaşanan yangının kapasiteyi etkilediğini belirtti. Özkan, "Yangın sonrası küçülmeye gitmek zorunda kaldık. Akdeniz Üniversitesi sadece Antalya’ya değil, birçok şehre hizmet veren bir hastane. Bundan gurur duyuyorum. Ancak bu yer sıkıntısı bizi bir hayli üzüyor. 900 yataklı yeni hastaneyi 2026 sonunda devralabilirsek önemli bir rahatlama sağlanacak" dedi. MR çekim sürelerinde belirgin iyileşme sağlandığını söyleyen Özkan, hedeflerinin daha kısa bekleme süresi olduğunu vurgulayarak, "Göreve geldiğimizde MR için aylar süren randevular vardı. Şimdi birkaç güne indi. Hedefimiz aynı gün ya da ertesi gün çekim" diye konuştu. Hasta memnuniyeti ve ‘güler yüz’ hassasiyeti Sağlık hizmetinde insan faktörünün belirleyici olduğunu ifade eden Özkan, hasta memnuniyetinin yalnızca tıbbi sonuçlarla sınırlı olmadığını söyleyerek, "Bizim işimiz insan. En doğru tedaviyi sunsanız bile iletişimde eksiklik varsa farklı algılanabiliyor. Güler yüzü bu nedenle çok önemsiyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversite rehberlik yapmak zorunda" Akdeniz Üniversitesi’nin şehirle olan ilişkisine değinen Özkan, üniversitelerden yalnızca eğitim ve bilim üretmek konusunda faydalanılmaması gerektiğine işaret ederek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerin her zaman ifade ettiğim gibi iki temel görevi var: Birincisi eğitim, ikincisi bilim üretmek. Bilim üretirken de ortaya koyduğunuz çalışmanın havada kalmaması gerekir, insanlığa ve topluma somut fayda sağlaması gerekir. Üç yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık, ardından Covid süreci geçti. Covid döneminde çok iyi bilim insanlarımız, doktorlarımız vardı. Aynı şekilde çok nitelikli jeologlarımız, mimarlarımız, bölge planlamacılarımız var. Bu birikimin şehirde 7 gün 24 saat rehberlik yapması gerekiyor. Göç başta olmak üzere sosyolojiyle ilgili pek çok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Bu noktada rehberlik yapacak yegâne kurum üniversitedir, bundan kaçış yok. Bizden başka bu rehberliği üstlenecek bir yapı da yok. Turizmle ilgili bir sorun varsa üniversite orada olmalı. Çünkü turizm paydaşlarımızla birlikte bu şehrin temel alanlarından biri. Göçle ilgili bir sorun varsa sosyoloji bölümümüz var; çocuk çalışmalarımız, çocuk hakları, hukuk, psikoloji, elimizde geniş bir uzmanlık alanı var." "En büyük tehlike susuzluk" Antalya’nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayan Özkan, çevresel sürdürülebilirlik çağrısı yaptı. Özkan, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız. Yeşilliği katlediyoruz. Kundu’da oturuyorum; Belek’te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz" dedi. Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade eden Özkan, sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Eğer bu sürece hep birlikte katkı sunabilirsek ortaya çok daha güçlü sonuçlar çıkacaktır. Belki hemen değil, ancak yapılan bu çağrıların karşılığı ilerleyen dönemde mutlaka görülecektir. Burada hiç kimsenin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Bazı konular zaman zaman gözden kaçabiliyor. Temennimiz geç kalınmaması. Biz her zaman iş birliğine hazırız. Bir adım atılsın, biz koşmaya hazırız."
Mersin Mersin’de MERCEK kurslarıyla turizm sektörüne nitelikli personel yetiştiriliyor Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki MERCEK Mesleki Eğitim Merkezlerinde açılan ücretsiz ‘Ön Büro, Resepsiyon Elemanı’ kursu ile kursiyerler turizm sektörüne hazırlanıyor, teorik ve uygulamalı eğitim alan katılımcılar, kurs sonunda istihdam süreçlerinde de destek görüyor. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren MERCEK Mesleki Eğitim Merkezleri, istihdama yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda MERCEK’in Hal Şubesinde açılan ücretsiz ‘Ön Büro/Resepsiyon Elemanı’ kursu ile kursiyerlere mesleki donanım kazandırılıyor. Büyükşehir Belediyesi Hal Sosyal Yaşam Merkezinde devam eden ve toplam 13 kursiyerin yararlandığı ön büro kursunda, teorik ve uygulamalı eğitim veriliyor. Özellikle turizm sektöründe yer almak ya da bu alanda donanım sahibi olmak isteyen vatandaşların ilgi gösterdiği kurs, kursiyerlere ön büro hizmetleri konusunda temel bilgi ve beceri kazandırıyor. Eğitim sonunda kursiyerler otel, tatil köyü, butik işletme ve turizm acentelerinde çalışma yeterliliğine sahip oluyor. İstihdam imkanlarını artırılması amacıyla kurs sonunda Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezine de yönlendirilen kursiyerler, böylece iş başvurusu süreçlerinde profesyonel destek de almış oluyorlar. Ücretsiz kurslara katılmak isteyen vatandaşlar, ‘mercek.mersin.bel.tr’ adresi üzerinden Hal Şubesini seçerek, restoran hizmetleri, kat hizmetleri ve ön büro eğitimlerinden birine başvuru yapabiliyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, vatandaşların mesleki gelişimine katkı sunmaya ve istihdama yönelik projelerini yaygınlaştırmaya devam edecek. "Turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli personel yetiştirmeyi amaçlıyoruz" MERCEK Hal Şubesi Sorumlusu Emrah Ayhan Işık, MERCEK Mesleki Eğitim Merkezlerinde, turizm sektöründe istihdama yönelik ön büro eğitimleri verdiklerini, turizm ve konaklama sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli ve sektör bilgisine sahip personel yetiştirmeyi amaçladıklarını anlatarak, "Özellikle Mersin gibi turizm potansiyeli yüksek bir şehirde, istihdama doğrudan katkı sağlayacak eğitimleri sunmayı öncelikli görüyoruz. Kursiyerlerimizi hem teorik, hem de uygulamalı eğitimlerle sektöre hazırlıyoruz. Bu alanda ön büro kursumuzda şu anda 13 kursiyerimiz bulunuyor. Konaklama sektörü, sürekli personel ihtiyacı duyan dinamik bir alan" dedi. MERCEK olarak amaçlarının yalnızca kurs vermek değil, kursiyerleri istihdama da hazırlamak olduğunu sözlerine ekleyen Işık, "Sektör temsilcileriyle her zaman iş birliği içerisindeyiz. Bu alanda sadece ön büro değil, restoran hizmetleri ve kat hizmetleri alanlarında da eğitimlerimiz bulunuyor. Meslek sahibi olmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, Mercek Mesleki Eğitim Merkezlerine davet ediyoruz. Ücretsiz kurslarımız ortalama 2,5 ay sürüyor. Kurs bitiminden sonra da kursiyerlerimizi, istihdam süreçlerini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla, Kariyer Merkezimize yönlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi.
Denizli Vali Yavuz Selim Köşger: "Ramazan birlik ve beraberliğimizi pekiştiren müstesna bir aydır" Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Ramazan-ı Şerif dolayısıyla yayımladığı mesajda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaparak, mübarek ayın Denizli’ye, ülkeye ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisinde bulundu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Ramazan-ı Şerif dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Vali Köşger mesajında, Ramazan ayının rahmet, mağfiret ve bereket ayı olduğunu belirterek, birlik ve beraberlik duygularının bu mübarek ayda daha da güçlendiğini ifade etti. Vali Köşger, mesajında şu ifadelere yer verdi: "On bir ayın sultanı olarak gönüllerimizde taht kuran, Aziz Milletimizin birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’e bir kez daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın, sabrın ve gönül birliğinin en güzel şekilde tecelli ettiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu mübarek ay, yardımlaşma ve kardeşlik duygularımızı tahkim etmemize, ihtiyaç sahiplerine el uzatarak sosyal dayanışmayı güçlendirmemize, kırgınlıkları geride bırakıp birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmemize vesile olmaktadır. Toplumsal hayatımızda sevgi, saygı ve hoşgörünün hâkim olması; Ramazan ayının ruhuna uygun bir anlayış ve sorumluluk bilinciyle bu mübarek günlerin en iyi şekilde değerlendirilmesi en büyük temennimizdir. Bu vesileyle; Ramazan-ı Şerif’in Denizli’mize, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur, barış ve esenlikler getirmesini; dualarımızın kabul olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Tüm hemşehrilerimin Ramazan-ı Şerif’ini en kalbi duygularımla tebrik ediyor, feyizli ve bereketli bir Ramazan idrak etmelerini temenni diliyorum."