POLİTİKA - 29 Ekim 2025 Çarşamba 16:42

Köse: "Söz konusu bölge, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanıdır"

A
A
A
Köse: "Söz konusu bölge, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanıdır"

SAMSUN (İHA) – AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, ‘serbest bölge’ üzerinden Samsun kamuoyuna yanlış algı oluşturulduğunu belirterek, gündeme getirilen bölgenin Orta Karadeniz Serbest Bölgesi sınırları içerisinde geçerli olup, söz konusu bölgenin tamamının Samsun Büyükşehir Belediyesi tasarrufunda bulunan, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanı olduğu söyledi.


Samsun’da gündem olan kıyı konusu ve diğer yatırımlar hakkında açıklamalarda bulunan AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, gündeme getirilen konular hakkında yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında Ankara-Samsun Hızlı Tren Projesi’nin tamamlandığında Samsun ve Mersin Limanlarının birbirine bağlanacağına değinen AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, "Samsun son yıllarda sanayi, tarım ve turizmdeki yüksek potansiyelini harekete geçirerek ulaşım, lojistik ve altyapı imkânları ile Kuzey Anadolu’nun üretim merkezi olma durumuna gelmiştir. Mevcut OSB’lere ilaveten şehrimizin üretim kapasitesini büyük ölçüde büyüten yeni kurulan OSB’lerimizde ulusal ve uluslararası firmalar önemli yatırımlar yapmakta, yeni yatırımcı firmalar da inceleme yapmaktadırlar. Diğer taraftan büyük bir tarım, turizm ve su ürünleri potansiyeline sahip şehrimizde büyük ölçekli altyapı ve yatırım projeleri de hayata geçirilmektedir. Karadeniz’in Anadolu’ya açılan kapısı; kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım ağına sahip ilimizde yolcu ve yük taşımacılığı da yapacak olan yapım aşamasındaki Ankara -Samsun Hızlı Tren Projesi tamamlandığında ise Samsun ve Mersin limanları birbirine bağlanmış olacaktır. Böylelikle OSB’lerimiz, mevcut serbest bölgenin 10 kat büyüklüğe sahip olacak olan Orta Karadeniz Serbest Bölgesi ile Samsun yurt içi ve uluslararası ticaret ağına bağlanmış olacaktır. Gerçekleşecek tüm bu yatırımlar ile yakın bir vadede başta istihdam olmak üzere ihracatımızda büyük artışlar meydana gelecektir" dedi.



"Söz konusu bölge, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanıdır"


Serbest bölge alanı ile ilgili çıkan bazı haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Başkan Mehmet Köse, "Önümüzdeki günlerde hizmete girecek olan bölgenin en büyük şehir hastanesi, yapımı devam eden Tekkeköy, Atakum Devlet Hastaneleri, planlanan diğer kamu hastaneleriyle donanımlı özel hastanelere sahip Samsun önemli bir sağlık kentidir. Eğitim ve spor alt yapısı bakımından da güçlü olan Samsun, Kuzey Anadolu’nun incisi ve cazibe merkezidir. Bu gelişmeler Samsunlu hemşerilerimiz nezdinde çok büyük bir kabul ve destek ile karşılanmaktadır. Ancak; şehrimiz yararına oluşan bu müspet iklim ve işbirliğinden mutsuz olanlar da ortaya çıkabiliyor. Müspet, yapıcı eleştiriler ve teklifler elbette değerlidir lakin eleştiri / teklif yapıyor gibi yaparak çarpıtılmış ifadelerle kafa karıştırmak, algı oluşturmak dikkat çekicidir. Son günlerde bazı yerel internet-haber mecralarında yer alan ‘kıyılar yapılaşmaya açılıyor, kıyı kanununda yapılacak değişiklikle kıyılarımızda, kumsallarımız, sahil şeritlerimiz, denizimiz doldurularak kazanılacak alanlarımız, sanayi tesisi için yapılaşmaya açılacaktır’ yönündeki iyi niyetli olmayan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır ve kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmaya yöneliktir. Oysa yapılan düzenleme; çarpıtılarak iddia ve ifade edildiği gibi ‘Samsun’un genel kıyı alanlarını veya halkın kullanımındaki kumsallarımızı, sahil şeridimizi’ hiçbir şekilde kapsamamaktadır. Yalnızca Orta Karadeniz Serbest Bölgesi sınırları içerisinde geçerli olup söz konusu bölge, tamamı Samsun Büyükşehir Belediyesi tasarrufunda bulunan, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanıdır. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na eklenen hükümle amaçlanan; bu sınırlı alanda Serbest Bölgeler Kanunu kapsamında üretim, ihracat ve istihdama yönelik yatırımların yapılabilmesini sağlamak, Türkiye’nin bölgesel kalkınma hedeflerine katkıda bulunmaktır. Bu istisna, sadece ekonomik faaliyetlerin yürütülmesi için zorunlu olan altyapı ve tesislerin yapılabilmesine yöneliktir" diye konuştu.


"Düzenleme ile Orta Karadeniz Serbest Bölgesi’nin faaliyete geçme süreci hızlanacak, ülkemizin ihracat potansiyeline katkı sağlanacak, bölge ekonomisine canlılık kazandırılarak yaklaşık 2 bin kişilik yeni istihdam oluşturulacak, hazine taşınmazlarının etkin değerlendirilmesiyle yıllık yaklaşık 10 milyon dolar ilave kamu geliri elde edilecektir" diye Köse, ayrıca şu ifadeleri kullandı:


"Bu değişiklik, kıyı alanlarında özel mülkiyete, konut yapılaşmasına veya turistik yerleşime izin vermemekte, yalnızca serbest bölge sınırları içinde kalmaktadır. Samsun’un sahilleri, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da halkın ortak kullanımında olmaya devam edecektir. Partimizin ve hükümetimizin temel önceliği; doğal varlıklarımızı koruyarak sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, yerli üretimi ve ihracatı desteklemek, kamu kaynaklarını verimli biçimde değerlendirmektir. Kıyıların korunması konusundaki kararlılığımız tamdır; hiçbir şekilde çevre değerlerinden ödün verilmesi söz konusu değildir."



Köse: "Söz konusu bölge, sınırları koordinatlarla belirlenmiş bir serbest bölge alanıdır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Yüksek ses cinayetinde sanığa ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan kavgada 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren ve Faruk B.’yi yaralayan tutuklu sanık Serdar S.’nin yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, sanığın ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada tanık olarak dinlenen mahalle muhtarı Aydın K., olay gecesi sanık Serdar S.’nin kendisini aradığını belirterek, "Serdar bana gece saatlerinde telefon etti. Dilara’nın kazaen yaralandığını, üç kez aramasına rağmen ambulansın gelmediğini söyledi. Bunun üzerine ben 112’yi aradım, ambulansın çıktığını öğrendim ve konumu verdim. Ambulans ters yönde evimin önünden geçince komşuları arayıp ambulansı karşılamalarını söyledim" dedi. Sanık ile maktul arasında daha önceden bir husumet duymadığını ifade eden Aydın K., "Serdar ve ailesi tarafından Dilara’nın evine gelenlerden dolayı herhangi bir şikayet olmamıştı. Ancak sanığın evinin bir altında oturan başka bir mahalleli, ’Benim genç kızlarım var, gelenleri bir daha buraya park etmeyin diye uyardım’ şeklinde bana dert yanmıştı" ifadelerini kullandı. Tanık beyanlarına karşı bir diyeceği olmadığını belirten tutuklu sanık Serdar S., "Yaşlı annem, babam ve bakıma muhtaç çocuklarım var. Tahliyemi istiyorum" diyerek serbest bırakılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin olayın başından beri samimi ikrarlarda bulunduğunu ve eylemin kazaen gerçekleştiğini öne sürerek, "Suçun vasfının değişmesi ihtimali ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak müvekkilimin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak için mahkemeden süre talep ediyoruz" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık avukatına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verilmesine ve sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
Burdur Burdur’da 2000 yılı öncesi yapılar ciddi risk taşıyor Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur’daki özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığını vurgulayarak, güçlendirme ve kentsel yenilenmenin hayati önemine dikkat çekti. Burdur’da deprem gerçeği bir kez daha bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Bilim Kafe" buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen programda, kentin yapı stoku ve deprem güvenliği tüm yönleriyle ele alındı. 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi’nin yıl dönümü anısına düzenlenen etkinlik, AFAD Burdur İl Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur şehir merkezindeki yapıların mevcut durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 2000 yılı öncesi binalar ciddi risk barındırıyor Ulutaş, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu yapılarda düşük malzeme kalitesi, yetersiz denetim süreçleri ve mühendislik hatalarının öne çıktığını belirten Ulutaş, "güçlü kiriş-zayıf kolon" gibi yapısal düzensizliklerin muhtemel bir depremde hasarı artırabileceğini vurguladı. Ayrıca bitişik nizam yapılaşmada kat seviyelerinin uyumsuz olmasının çekiçleme etkisine yol açabileceğini ifade etti. Yeni yapılar da tamamen güvenli değil Yeni yapıların da tamamen güvenli olmadığına değinen Ulutaş, özellikle ağır çıkmalar ve yaygın şekilde kullanılan asmolen döşeme sistemlerinin risk oluşturabileceğini söyledi. Yapılaşma süreçlerinde mühendislik ilkelerine daha sıkı bağlı kalınması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğe Burdur ve çevre ilçelerde görev yapan mimar, inşaat mühendisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi katıldı. Program, kentteki özellikle eski yapıların yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mesajıyla sona erdi.
İstanbul Flash Haber Tv’nin sahibinin de bulunduğu yasadışı bahis davasında 3 sanık tahliye edildi Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde bulunan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork’un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, aralarında Erkan Kork’un da bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bir kısım sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 3 sanık tahliye edildi Alınan savunma ve bayanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklarından Hülya Turan, Arzu Tepe ile Hamza Kork’un tahliyesine hükmetti. Heyet, sanık Erkan Kork’un tutukluluk halinin devamına da hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkan Kork’un yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik çok katmanlı bir şirket yapılanması oluşturduğu, doğrudan veya dolaylı şekilde çok sayıda şirketin sahibi, ortağı veya yöneticisi konumunda bulunduğu aktarıldı. İddianamede, Erkan Kork’a yönelik düzenlenen MASAK raporları ve Merkez Bankası (MB) denetimlerine göre, Kork’un bu şirketler aracılığıyla örgütsel faaliyetleri yönettiği, finansal yapıyı kurduğu ve kontrol ettiği aktarıldı. 21 yıla kadar hapis cezası talebi İddianamede, Erkan Kork hakkında, ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ile 7258 sayılı ’futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi’ suçlarından 21 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Bursa Yıldırım’da Erguvan Bayramı coşkusu başlıyor Bursa’da Yıldırım Belediyesi; bahar aylarının müjdecisi, huzur ve kardeşliğin simgesi olarak kabul edilen 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini bu yıl da yaşatmaya hazırlanıyor. Yıldırım Belediyesi, 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini günümüze taşıyor. Yıldırım Belediyesi, baharın müjdecisi Erguvan Bayramı’nı bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı ve Bursa erenlerinden Emir Sultan’ın, erguvanların açtığı dönemde Bursa’da sevenleriyle buluşmasıyla başlayan bu anlamlı gelenek, Yıldırım’da yeniden hayat buluyor. Yıldırım Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Erguvan Bayramı, bu yıl 8-9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Baharın bereketini ve paylaşma kültürünü yansıtan Erguvan Bayramı, Emir Sultan Meydanı’nda gerçekleştirilecek programla başlayacak. Üç gün boyunca birbirinden zengin etkinlikler Bursalılarla buluşacak. Erguvan Bayramı kapsamında sempozyumlar, söyleşiler, tasavvuf musikisi konserleri, şiir ve Mevlid programları düzenlenecek. Ayrıca geleneksel olarak hazırlanan Eşrefi çorbası da vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Yıldırım’ın önemli parçası Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı’nın Bursa ve Yıldırım’ın en önemli manevi zenginliklerinden olduğunu belirtti. Başkan Yılmaz, "Erguvan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Erguvan bahardır, berekettir, paylaşmaktır, hoşgörüdür. Erguvan, bu şehrin duayla, irfanla ve çiçekle inşa edildiğinin göstergesidir. Erguvan Bayramı, Yıldırım’ın kültürü ve manevi kimliğinin önemli bir parçasıdır. Emir Sultan Hazretleri ile özdeşleşen ‘Erguvan Bayramı’nı Yıldırım’da yaşatıyoruz. Yeşiliyle, tarihi ve kültürel değerleriyle şehrimizin geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyoruz. Bursa’nın en köklü geleneklerinden olan birliği ve beraberliği pekiştiren, aynı zamanda baharı müjdeleyen Erguvan Bayramı’na tüm Bursa halkımızı bekliyoruz" dedi.
İstanbul İşadamı baba ve oğlu arasındaki "dronla taciz" olayında yeni gelişme İşadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında devam eden arazi kavgası geçtiğimiz günlerde kamuoyunda "dronla taciz" başlığıyla gündeme gelirken oğul Mermer’in babası Yüksel Mermer’i dronla izlettiği iddia edilmişti. Konuyla ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma sonucunda, Zafer Murat Mermer hakkında 1 Mart 2026 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Zafer Murat Mermer işadamı babası Yüksel Mermer’le arazi kavgası nedeniyle yaşadığı anlaşmazlıklara dron tacizi iddiası eklenmişti. İşadamı Yüksel Mermer, oğlunun dronla kendisini izlediği iddialarıyla mahkemeye başvurmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sürecinde elde edilen bulgular, söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ve kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Verilen kararla birlikte, Mermer’in olayla ilişkilendirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, bu nedenle kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Öte yandan, işadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında uzun süredir devam eden ticari anlaşmazlıklar ve şirket hisselerine ilişkin ihtilafların bulunduğu; aile içerisindeki farklı bireyler ve sonraki nesiller arasında da benzer uyuşmazlıkların mahkeme safhalarının devam ettiği öğrenildi. Söz konusu ihtilaflara ilişkin olarak kamu makamları nezdinde dava açılmış, devam eden ve sonuçlanmış çok sayıda dava bulunduğu; bazı dosyaların ise istinaf incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Bu davaların yalnızca tek bir tarafla sınırlı olmayıp, aile içerisindeki farklı bireyler tarafından da açılmış olması, sürecin çok yönlü bir hukuki uyuşmazlık niteliği taşıdığı iddialar arasında.