SAĞLIK - 13 Mart 2026 Cuma 13:53

"Glokomda görme kaybı son ana kadar fark edilmeyebilir"

A
A
A
"Glokomda görme kaybı son ana kadar fark edilmeyebilir"

Göz tansiyonu olarak belirtilen glokom, göz içi basıncının yüksekliği ve beraberinde göz sinirinde geri dönüşümsüz hasarla giden sinsi bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar, herhangi bir şikayet oluşturmadan ya da bulgu vermeden görme alanı daralmasına ve sonunda görme kaybına yol açan glokomda, göz içinde salgılanan ve gözü içerden besleyen sıvının gözü terk etmesinde bir zorluk veya engel gelişmekte ve böylece göz içi basıncı yükselerek, görme sinirine zarar verdiğini ifade ediyor.


Liv Hospital Samsun Dr. Öğr. Üyesi Konuralp Yakar, hastalığın tanı, tedavi ve sonrası hakkında bilgilendirmede bulundu.


Dr. Öğr. Üyesi Yakar, son ana kadar hiçbir belirti vermeyen ve görme kaybına neden olan glokomun (göz tansiyonu) önüne geçmek için düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılması gerektiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Yakar, "Gözümüzün bu sinsi düşmanı son ana kadar hiçbir belirti vermeksizin ilerleyebilir ve bir anda kişiler görme kaybının farkına varabilirler. Bu sebepten her göz muayenesine başvuran kimselerde muhakkak göz içi basınç değerini ölçmekteyiz. Glokom tüm yaşlarda görülebilmekle beraber 40 yaşın üstünde risk daha fazladır. Yaş ilerledikçe risk de artar. Toplumda yüzde 1-2 oranında görülmekle beraber tüm dünyada körlük sebeplerinin yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturmaktadır" dedi.



"Sinsi hastalık, hasta tarafından son ana kadar fark edilmez"


Glokomun son ana kadar hasta tarafından fark edilmediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Konuralp Yakar, "En sık görülen ve en sinsi glokom türünde hiçbir bulgu vermeksizin görme alanı çevreden merkeze doğru yavaş yavaş daralır ve genellikle son ana kadar hasta tarafından fark edilmez. Görme sinirindeki hasarının ağırlaşması sonucu aniden geri dönüşümsüz görme kaybı fark edilir. Fakat artık çok geçtir" diye konuştu.


Glokomun daha seyrek görülen tipinde ise ani olarak çok yüksek değerlere çıkan göz içi basıncının göz çevresinde ağrı, gözde kızarıklık, bulanık görme, ışıkların çevresinde halelerin görülmesi ve mide bulantısı ile kusmalara neden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Konuralp Yakar, "40 yaş üstünde, ailesinde glokom tanılı birey olanlarda, şeker hastalarında, yüksek miyop ve hipermetroplarda, kortizonlu ilaç kullananlarda, göz travmasına maruz kalanlarda, göz içi iltihap-üveit geçirenlerde, migren hastalarında risk artmıştır. Öncelikle rutin göz muayenesinde göz içi basınç ölçülerek ve göz dibi muayenesinde görme siniri muayene edilerek glokomdan şüphelenilir. Kesin teşhis için kornea kalınlığı (pakimetre), görme alanı ve göz tomografisi (OCT) yapılır. Bu testler ışığında göz içi basıncı düşük olsa bile görme sinirinde hasar tespit edilirse glokom tanısı konulmuş olur" dedi.



"Glokumun önüne geçmek için düzenli muayene şart"


Hastalığın tedavisi ve sonrası hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Yakar, "Glokomun öncelikli tedavisi (erişkinlerde) çeşitli göz damlaları yardımıyla göz tansiyonunu düşürmektir. Bunun için çeşitli lazer işlemleri de uygulanabilir. Tüm bu seçeneklere rağmen göz siniri hasarı devam eden hastalarda cerrahi olarak göz tansiyonun düşmesi sağlanır. Bebeklik ve çocukluk çağı glokomunda genellikle ilk tercih cerrahidir. Hastalıktan korunmak için düzenli aralıklarla göz muayenesi olmak en değerli yöntemdir. Ailenizde glokom tanısı almış birey varsa her göz muayenesinde bunu göz doktorunuzla paylaşınız. Kortizonlu herhangi bir ilacı doktorunuzun tavsiye ettiğinden fazla sürede kullanmayın, böyle bir ilaç kullanıyorsanız muhakkak göz doktorunuza haber verin" ifadelerini kullandı.



"Tanı sonrası yapılması gerekenler"


Önlenebilir körlük nedenleri arasında ilk sırada yer alan glokomda tanı sonrası yapılacaklardan bahseden Dr. Yakar, şunları söyledi:


"40 yaş üzerindeyseniz, muhakkak açlık kan şekerinizi yılda bir ölçtürün. Şeker hastalığı tanınız varsa bunu göz doktorunuza muhakkak belirtini. Glokom tanısı alanlar öncelikle göz hekiminizin önerdiği tedaviyi muhakkak uygulamalısınız. Eğer tedavi olarak göz damlaları seçildiyse, ilaçlarınızı bir göz hekimi kesene kadar bırakmamalısınız, biter bitmez hemen temin etmelisiniz. İlaçlarınızı düzenli ve saatinde kullanmalısınız. İlaçlarınızı damlatırken, farklı iki ilaç arasında en az 10-15 dakika süre vermelisiniz, peş peşe damlatmamalısınız. Göz doktorunuza kontrole gelirken glokom damlalarınızı muhakkak vaktinde kullanıp gelmelisiniz, yanınızda bulundurmalısınız. Daha önce yapılmış testler ve kayıtlı ölçümler varsa bunları da beraberinizde getirmelisiniz. Özellikle birinci derece akrabalarınızı glokom tanısı aldığınıza dair bilgilendirmeli ve onların da muhakkak göz muayenesinden geçmelerini önemle tavsiye etmelisiniz. Unutmayın ki glokom önlenebilir körlük nedenlerinin en başında gelmektedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Eczacılık ile yarım asırlık şifa yolculuğu İznik Belediyesi "Yaşayan İznik Hazineleri" projesinin 43. belgeselinde 54 yıllık eczacı İsmail Yücel’in (84) hayatı konu oldu. İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü "Yaşayan İznik Hazineleri" projesi kapsamında unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak 54 yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel’in (84) hayatı ele alındı. 1942 yılında İznik’te dünyaya gelen İsmail Yücel İlkokulu İznik’te Ortaokulu ise Osmangazi Ortaokulunda okuduktan sonra Bursa Lisesi’nde eğitimine devam eder. Lise son sınıfta babasını kaybettikten sonra Vakıflar Yurdunda eğitimini devam ettiren Yücel, 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne başlar. 4 yıllık üniversite eğitimi sonrası 1964-1965 yıllarında askerlik görevini tamamlar. Hemen ardından 1967 yılında İznik’in dördüncü eczanesi olan Yücel Eczanesini açarak 54 yıl devam ettirir ve 2021 yılında devrederek mesleği bırakır. Yücel iş hayatı boyunca İznikspor Kulübü Başkanlığı görevi ile birçok alanda İznik’e hizmet etmiş ve bu süre içerisinde neredeyse her yıl ilçede vergi rekortmeni olmuştur. Tüm bu hayatı ile İznik’teki hâtıralarını anlattığı ‘Yaşayan İznik Hazineleri’ 43.bölümü İznik Belediyesi’nce yayınlandı. İznik’in yaşayan hazineleri İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün hayata geçirdiği "Yaşayan İznik Hazineleri" belgesellerinin ilki 75 yıllık fıçı ustası Merhum İsmail Alkış ile gerçekleştirildi. İkinci belgesel ise İznik’e bağlı İnikli Mahallesi’nde ikamet eden 20 yıldır bastonculuk ile uğraşan Şükrü Kaya ile gerçekleştirildi. Üçüncü belgesel dünyaca ünlü Müşküle İğne Oyaları ile dördüncü belgesel 62 yıldır küfe sanatı ile uğraşan Hakkı Ateş (76) ile beşinci belgesel 63 yıldır terzilik sanatını icra eden İsmet Acar (75) altıncı belgesel İznik’e bağlı Tacir Mahallesi’nde 50 yıldır Sıcak Demir Ustalığı yapan Necip Saraç (62) ile yedinci belgesel 55 yıldır Yorgan Ustalığı yapan Ali Topkara (68) ile sekizinci belgesel 55 yıldır Radyo ve Televizyon Ustalığı yapan Ekrem Sevim ile dokuzuncu belgesel Çömlek Ustası Hasan Yaman (55) ile onuncu belgesel Saat Ustası Ramis Asa (72) ile on birinci belgesel 70 yıldır Yüncülük mesleği ile uğraşan Süleyman Ferik (84) ile on ikinci belgesel 50 yıldır soba ustası olan Mehmet Topçu (72) ile, on üçüncü belgesel Ahşap Ustası Servet Bağcı (63) ile on dördüncü belgesel yarım asırlık Bisiklet Tamir Ustası Ahmet Aşık (65) ile on beşinci belgesel yarım asırlık terzi ustası Ahmet Turhan (68) ile on altıncı belgesel yarım asırlık matbaa ustası Ramiz Pancar (75) ile on yedinci belgeseli İznikspor’un efsane futbolcusu Kaptan İsmail Hakkı Çelik (69) ile on sekizinci belgeseli yarım asırlık elektrik ustası Mehmet Potur (72) ile on dokuzuncu belgesel yarım asırlık taş ustası Mehmet Arslan (76) ile yirminci belgesel ise otuz sekiz yıldır anahtarcılık ve çilingircilik yapan Kadir Kardaş (64) ile yirmi birinci belgesel kırk üç yıldır motor ustalığı yapan Recep Aksu (65) ile yirmi ikinci belgesel, elli yedi yıldır berberlik yapan Recep Altın (69) ile yirmi üçüncü belgesel elli iki yıldır zirai aletler ustalığı yapan Cemalettin Değirmenci (75) ile yirmi dördüncü belgesel elli üç yıldır ahşap ustalığı yapan İsmail Güneş (78) yirmi beşinci belgesel yarım asırdır esnaflık yapan Kemal Yazan (85) ile yirmi altıncı belgesel yarım asırdır traktör ustalığı yapan Mehmet Eren (65) ile yirmi yedinci belgesel kırk bir yıldır seyyar ve normal bakkalcılık yapan Nurettin Dişli (58) ile yirmi sekizinci belgesel Derbent Dokuma Ustası Hasibe Çiçek (61) ile yirmi dokuzuncu belgesel Batum Göçmeni Osman Nuri Burhan (94) ile otuzuncu belgesel Şair Nazif Sabancı ile otuz birinci belgesel Ressam Erdoğan Solmaz ile (88) otuz ikinci belgesel genç kemençe ustası Ali Öztürk ile otuz üçüncü belgesel sanatçı Hüseyin Acarol ile otuz dördüncü belgesel Mahmut Usta (82) ve Kamil Özbek (78) ile otuz beşinci belgesel müzisyen Faik Doğan (69) ile otuz altıncı belgesel Marangoz Abdullah Çolak (76) ile otuz yedinci belgesel Aşık Fevzi Olgun (78) ile otuz sekizinci belgesel Emekli Öğretmen ve Müzisyen Orhan Hekimoğlu (81) ile otuz dokuzuncu belgesel kırk üç senelik çay bahçesi işletmecisi Murat Sürük (66) ile kırkıncı belgesel Esnaf Kemal Kumcu (72) ile kırk birinci belgesel Eğitimci Mustafa Özen ile kırk ikinci belgesel Ayakkabı Tamircisi (56) Fahrettin Yılmaz ile kırk üçüncü belgesel ise elli dört yıl Eczacılık yapan İsmail Yücel (84) ile gerçekleştirildi. Yaşayan İznik Hazineleri projesi önümüzdeki süreçte de ustaları ekranlara yansıtmaya devam edecek.
Samsun Adet sancısını ‘normal’ sanmayın: Endometriozis uyarısı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, adet döneminde yaşanan bazı şiddetli ağrıların normal olmadığını belirterek, "Bu ağrıları normal bir durum olarak görmeyin ve hekim kontrolünüzü ertelemeyin" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, "Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı bilgilendirmede, toplumda sıkça göz ardı edilen ve normalleştirilen ağrılı adet dönemlerinin aslında ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğine dikkat çekti. Endometriozis hakkında bilgi veren Dr. Şahin, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında bulunmasıyla ortaya çıkan bu hastalığın yalnızca jinekolojik değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini söyledi. Özellikle mide ve bağırsak sorunlarının çoğu zaman kadın hastalıklarıyla ilişkilendirilmediğini ifade eden Şahin, bazı hastalarda sindirim sistemi şikâyetleri ve yediklerini tam sindirememe hissinin de görülebildiğini belirtti. Hastalığın belirtilerine değinen Dr. Kadir Şahin, endometriozisin yoğun adet kanamaları, kalça ve bacaklara vuran şiddetli ağrılar, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, ishal ve sindirim sistemi hassasiyetleri gibi şikâyetlerle kendini gösterebildiğini kaydetti. Sosyal yaşamı kısıtlayacak düzeyde ağrıya yol açabilen bu sorunun, rahim iç tabakasında bulunması gereken dokuların vücudun farklı bölgelerinde yer almasıyla ortaya çıktığını ifade eden Şahin, bu odakların bulundukları bölgelerde ağrı ve iltihabi reaksiyonlara neden olabildiğini dile getirdi. Toplumda adet sancılarının çoğu zaman "normal" kabul edilerek geçiştirildiğini belirten Şahin, bunun da doğru teşhisin gecikmesine yol açtığını söyledi. Birçok kadının bu şikâyetleri jinekolojik bir problem olarak değerlendirmediğini vurgulayan Şahin, doğru teşhis konulduğunda ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemlerle hastalığın kontrol altına alınabildiğini ve hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti. Mart ayı boyunca sürdürülen farkındalık çalışmaları kapsamında kadınlara çağrıda bulunan Opr. Dr. Kadir Şahin, yaşanan ağrı ve şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek hekim kontrolünün ertelenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.