ÇEVRE - 01 Nisan 2026 Çarşamba 18:06

Sıfır Atık hareketinin vizyonu Sakarya’daki konferansta ele alındı

A
A
A
Sıfır Atık hareketinin vizyonu Sakarya’daki konferansta ele alındı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık projesi kapsamında, "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Sakarya Çalıştayı Sonuç Konferansı" gerçekleştirildi. Vakıf Başkanı Samed Ağırbaş’ın BM temaslarındaki başarıları anlattığı, Vali Rahmi Doğan’ın ise Sapanca Gölü’ndeki kaçak yapılaşmaya karşı yürütülen yıkımların süreceğini vurguladığı konferansta, Sıfır Atık vizyonunun küresel ve yerel yansımaları ele alındı.


Sıfır Atık Vakfı tarafından; Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) işbirliğinde düzenlenen konferans, Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.


Programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ile kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.



"Uluslararası alanda karşılık buldu"


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hasan Mehmet Kuyumcu, programda yaptığı konuşmada, "Sıfır Atık" yaklaşımının proje olmaktan çıkıp yeni bir yaşam kültürüne dönüştüğünü belirterek, "Çevresel, toplumsal ve ekonomik dönüşüm seferberliği amacıyla 2017 yılında sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayesinde başlatılan Sıfır Atık yaklaşımı, yalnız bir proje değil, insanların tabiatla olan ilişkisinde yeni bir bilinç ve yeni bir yaşam kültürü olmuştur. İsrafın önlenmesini, kaynakların verimli kullanılmasını ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunu esas alan bu anlayış, kısa sürede ülkemizin sınırlarını aşarak uluslararası alanda da bir karşılık bulmuştur" dedi.



"Sıfır Atık hareketi global bir harekete dönüştü"


Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, hareketin 193 ülkede karşılık bulan global bir vizyon haline geldiğini vurgulayarak, "Geçtiğimiz günlerde Sıfır Atık günü vesilesiyle Birleşmiş Milletler genel merkezindeydik. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile beraber, başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve birçok üst düzey isim ile bir araya geldik. Görüştüğümüz her isimden Türkiye ile alakalı ciddi övgüler duyduk. Türkiye’de başlayan Sıfır Atık projesinin, dünya ekonomisine ve dünyadaki atık tüketimine dair faydalarını duyduk. Amerika Birleşik Devletlerinde 140’tan fazla sivil toplum kuruluşunun ve iş dünyasının liderleri ile bir araya geldik. Birbirinden önemli isimlerin olduğu bu toplantıda biz dünyamızın geleceğini konuştuk. Bu toplantıda bile 2017’de sayın Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılan Sıfır Atık projesine ve bu hareket çok ciddi övgüler ve teşekkürler aldık" diye konuştu.


Tatlı su kaynaklarının azaldığına dikkati çeken Ağırbaş, altyapı yatırımları ve çeşitli aparatlarla vatandaşların yeniden musluklardan su içebilmesini hedeflediklerini sözlerine ekledi.


SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Sıfır Atık’ı yalnızca çevre politikası değil, bütüncül bir dönüşüm vizyonu olarak gördüklerini ifade ederken, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık da projenin daha az hammadde ile daha fazla fayda üretmeyi hedefleyen bilimsel ve teknolojik bir model olduğunu dile getirdi.


Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ise Sıfır Atık hareketinin atık meselesinden ziyade bir "gelecek ve nizam meselesi" olduğunu belirterek, projeyi başlatan Emine Erdoğan’a şükranlarını sundu.



"Sapanca Gölü çevresindeki kaçak iskelelerin yıkımı sürecek"


Sakarya Valisi Rahmi Doğan, 1 milyar 300 milyon ton içme suyu barındıran Sapanca Gölü’nün korunmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:


"Bu gölün etrafında yapılan yapılaşmalar ve atıklarla göl adeta can çekişir hale geldi. Bir kaç öncesinde Büyükşehir Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmada gölün etrafındaki iskelelerin yıkılması ile kıyı kenar çizgisinin en azından açılması sağlanmış durumda. Bu proje devam edecek. Bundan dolayı da Büyükşehir Belediye Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Her zaman yanında olduğumuzu da buradan ifade ediyorum. Sakarya birinci sınıf tarım arazisi, dolayısıyla bizim bu toprakları korumamız lazım. Bu toprakları gelecek nesillere temiz şekilde teslim etmemiz lazım."



Sıfır Atık hareketinin vizyonu Sakarya’daki konferansta ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."
Van Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı coşkuyla kutlandı Van’ın Erciş ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Kaymakamlık önündeki Atatürk büstüne çelenk sunumu, saygı durusu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, "108 yıl önce, 1915 yılında, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinden birini yaşıyordu. Doğu Anadolu’nun birçok bölgesi gibi Erciş de bu savaşın en ağır yükünü taşıyan yerlerden biri oldu. Rus İmparatorluğu ve onların desteklediği Ermeni çeteleri, bu toprakları işgal etti. Ancak Erciş halkı, vatanına, toprağına ve namusuna sahip çıkmak için kahramanca direndi. Bu büyük mücadelede Ali İhsan Paşa komutasındaki 4. Kolordu’ya bağlı birlikler Erciş’i düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçti. Bu kolorduya bağlı birlikler, zorlu kış şartlarına rağmen büyük bir azimle savaşarak 1 Nisan 1918’de Erciş’i düşmandan temizledi. Erciş halkı da ordumuzla omuz omuza vererek, bağımsızlığı uğruna mücadele etti ve bu kutlu zaferin kazanılmasına katkı sağladı. Bugün bizler, bu aziz topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu kahraman ecdadımızın gösterdiği fedakârlıklara borçluyuz. Onlar, canları pahasına vatanı savundular; bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha da ileri taşımak ve sahip çıkmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, 1 Nisan 1918’de Erciş’in kurtuluşu için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bizlere bu cennet vatanı emanet eden tüm ecdadımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Tenzile Ana Ortaokulu öğrencileri tarafından hazırlanan 1 Nisan Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü etkinlikleri izleyicilerin beğenisine sunuldu. Program şiir, müzik, halk oyunları, okul öncesi öğrencilerin gösterisi, gelin kaynana atışması, Erciş’ten geçen devletler gösterisi, Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşu, meşalelerin yakılması, kurtuluş koşusu sonuçlarının açıklanması, ödül töreni, güzel sanatlar lisesi bando gösterisi, tören geçişi ile son buldu. Programa; Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, 108. Alay Komutanı Topçu Albay Murat Payas, Cumhuriyet Başsavcısı V. Aykut Kağnıcı, Emniyet Müdürü Uğur Ölmez, İlçe Jandarma Komutanı Murat Geniş, ilçe protokolü, siyasi parti başkanları, kurum amirleri, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.