GÜNDEM - 14 Mart 2026 Cumartesi 12:00

Ev var yol yok: 62 yaşındaki adam 10 yıldır tarladan yürüyor

A
A
A

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yalnız yaşayan 62 yaşındaki adam, ulaşım yolu olmadığı için yaklaşık 10 yıldır başkasına ait tarladan yürüyerek evine gitmek zorunda kalıyor.

İddiaya göre, Kaynarca ilçesi Kayacık Mahallesi Cinler Sokak’ta Kaymakamlığın yardımıyla yapılan prefabrik evde yaşayan 62 yaşındaki Ersin Yiğitoğlu’nun kullandığı yolu yaklaşık 10 yıl önce yeni arsa sahibi kendi mülkü olduğunu belirterek tel örgü ile çevirdi. Evine ulaşım sağlayabildiği tek yolun kapanmasıyla birlikte büyük mağduriyet yaşadığını ifade eden Yiğitoğlu, her gün başka bir kişiye ait tarladan yürüyerek adresine ulaşıyor. Zaman zaman yürürken başının döndüğünü ve rahatsızlandığını belirten Yiğitoğlu, muhtemel bir acil durumda ambulans ya da itfaiyenin evine ulaşmasının mümkün olmadığını söyledi. Durumunun giderek zorlaştığını ifade eden Yiğitoğlu, yetkililerden evine ulaşabileceği bir yol yapılmasını istedi.

"Hastalansam ambulans, yangın çıksa itfaiye gelemeyecek"

62 yaşındaki Ersin Yiğitoğlu, "Evimin yapıldığı yaklaşık 10 sene oldu ve yolum yok. Zorluklarla bahçelerden geçiyorum. 10 yıldır evimin yolu yok, hastalansam ambulans, yangın çıksa itfaiye gelemeyecek. Her gün tarlalardan evime gelmeye çalışıyorum. Daha önceden yolum vardı, herkes geçiyordu ama komşu başka birine sattı evini ve gelen kişi yolu kapattı. Mağduriyetimin çözüme kavuşmasını istiyorum" dedi.

Murat Hazer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Alman anneden kaçırılan çocuk 7 yıl sonra harabe evde böyle bulundu Bursa’da yıllardır çözülemeyen kayıp çocuk dosyası, 7 yıl sonra polisin operasyonuyla aydınlatıldı. 1 yaşındayken ortadan kaybolan ve kaçırıldığı iddia edilen çocuk, harabe bir evde kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Kurtarıldığı anlar ise kameraya yansıdı. Olay, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşandı. İddiaya göre, ilçede yaşayan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya’da Rebecca S. (30) ile tanışarak birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları N.S. dünyaya geldi. Bir süre sonra Umut K., Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu ile birlikte annesi Hanife S.’yi (60) ziyaret etmek için Bursa’ya geldi. Burada başlayan tartışma ise aile dramının fitilini ateşledi. İddiaya göre Umut K., Almanya’ya geri dönmek istemediğini söyleyerek Rebecca S.’den oğlunu kendisine bırakıp ülkesine dönmesini istedi. Çift arasında çıkan tartışmanın ardından Umut K.’nin oğlunu kaçırmaya karar verdiği öne sürüldü. Planını devreye sokan Umut K., küçük oğlu N.S.’yi annesi Hanife S.’ye bırakarak bir yakınının yanına götürülmesini istedi. Daha sonra Rebecca S. ile birlikte markete giden Umut K., eve döndüklerinde çocuğun kaybolduğunu söyledi. 1 yaşındaki oğlunu evde bulamayan Rebecca S. ise panikle polise giderek şikayetçi oldu. İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak yapılan aramalara rağmen küçük çocuğa ulaşılamadı. Bunun üzerine Rebecca S., umudunu kaybetmeden ülkesine geri döndü. Aradan geçen yılların ardından dosya yeniden gündeme geldi. Bu süreçte Umut K.’nin yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi. Babaanne Hanife S.’nin de duruşmalara katılmaması üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine giderek imza atan babaanneyi takibe aldı. Ekipler, belirli günlerde halasının oğlu Recai M.’nin evine giden Hanife S.’yi adım adım izledi. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Polis ekipleri, 7 yıldır aranan N.S.’yi kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde buldu. 8 yaşındaki çocuk sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerine teslim edilerek devlet koruması altına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Erzurum ETÜ’de 14 Mart Tıp Bayramında "Sağlıkta vefa ve etik" paneli Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ), 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla "Sağlıkta Vefa ve Etik" adlı panel gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen program, Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı ve Prof. Dr. Naim Ürkmez, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, 14 Mart tarihinin yalnızca bir meslek bayramı olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek bu özel günün insan hayatını merkeze alan sağlık hizmetlerinin önemini hatırlatan anlamlı bir gün olduğunu vurguladı. Sağlık çalışanlarının toplumun en zor anlarında umut olan, bilgi ve vicdanlarıyla insanlığa hizmet eden son derece kıymetli meslek mensupları olduğunu belirten Çakmak, sağlık hizmetlerinin fedakârlık, bilgi ve sorumluluk gerektiren bir alan olduğunu dile getirdi. Panelde ele alınan "vefa" ve "etik" kavramlarının sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan iki önemli değer olduğunu belirten Çakmak, vefanın geçmişte sağlık alanına emek vermiş öncü isimlere duyulan saygıyı ve bugün görev yapan sağlık çalışanlarına gösterilen minnettarlığı ifade ettiğini söyledi. Etik kavramının ise sağlık hizmetinin her aşamasında insan onurunu, adaleti ve sorumluluğu esas alan bir anlayışı temsil ettiğini kaydetti. Üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda topluma yön veren değerleri güçlendirme sorumluluğu taşıdığını vurgulayan Çakmak, bu tür bilimsel ve düşünsel buluşmaların sağlık alanında etik bilincinin gelişmesine ve mesleki değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına önemli katkılar sağladığını ifade etti. Rektör Çakmak’ın konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naim Ürkmez üstlendi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol "Sağlık Çalışanlarına Vefa" başlıklı sunumunda sağlık çalışanlarının toplum sağlığı için üstlendikleri önemli sorumluluklara dikkat çekerek, özellikle zor dönemlerde gösterdikleri özverili çalışmaların ve insan hayatına dokunan emeklerinin toplum tarafından takdir edilmesi gerektiğini vurguladı. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurşen Aydın "Zaman İçerisinde Sağlıkta Etik Değerlerin İnşası" başlıklı sunumunda sağlık alanında etik anlayışının tarihsel süreç içerisindeki gelişimine değinerek, etik ilkelerin sağlık hizmetlerinin niteliğini belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmed Gökhan Polatoğlu ise "Cumhuriyet Döneminde Sağlık Alanında Öncü Yüzler" başlıklı sunumunda Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren sağlık alanında önemli çalışmalar gerçekleştiren hekimler ve bilim insanlarının katkılarını ele alarak, Türkiye’de modern sağlık sisteminin gelişim sürecine öncülük eden isimleri ve bu isimlerin sağlık politikalarına olan etkilerini değerlendirdi. Program katılımcıların sorularının yanıtlanması ve panelistlere teşekkür belgesi takdim edilmesi ile sona erdi.
Van Taziye için geldiği Van’da kalbi duran vatandaş 2 saatte hayata döndürüldü İstanbul’dan taziye ziyareti için Van’a gelen ve kalbi durmuş halde hastaneye ulaştırılan 59 yaşındaki Hadi Kaya, doktorların 2 saat süren ısrarlı müdahalesi ve onlarca kez uygulanan şok tedavisiyle hayata tutundu. İstanbul’dan memleketi Van’a taziye ziyareti için gelen 59 yaşındaki Hadi Kaya, aniden fenalaşarak yere yığıldı. 112 Acil Servis ekiplerince kalbi durmuş (kardiyak arrest) halde Lokman Hekim Van Hastanesine getirilen Kaya’ya, acil serviste yoğun müdahale yapıldı. Tıbbi prosedürlerin aksine, umudun kesilmediği müdahale yaklaşık 2 saat boyunca devam etti. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer ve ekibi, hastayı hayata döndürmek için yaklaşık 30 kez şok uyguladı. 2 saatin sonunda kalbi yeniden çalıştırılan Kaya, acilen anjiyoya alındı. Ana damarının tıkalı olduğu tespit edilen hasta, başarılı bir operasyonla damarı açılarak yoğun bakıma alındı. 24 saat sonra uyanan ve sağlığına kavuşan Kaya, hastaneden şifa ile taburcu edildi. "Israrla 2 saate yakın müdahale ettik" İHA muhabirine konuşan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer, hastanın kalbinin durmuş vaziyette getirildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Tuncer, "Tıbben hastalara yarım saat ya da 45 dakika müdahale edildikten sonra işlem sonlandırılır; ancak biz bu hastamızda ısrarla 2 saate yakın müdahale ederek, belki 20-30 sefer şok uygulayarak kalbi yeniden çalıştırmayı başardık. Daha sonra hastayı anjiyoya aldığımızda ana damarının tıkalı olduğunu gördük ve o damarı açtık. Entübe halde yoğun bakıma aldığımız hastamız 24 saat sonra uyandı ve şu anda şifayla taburcu ediliyor. Burada vermek istediğimiz mesaj şudur: Eğer yolda düşüp bayılan, kalbi duran hastalar hızlı bir şekilde acil servise getirilir ve müdahale yerinde, zamanında yapılırsa birçok hastamız bu şekilde kurtulabilmektedir" dedi. "Üçüncü gününden itibaren yakın hafızası yerine gelmeye başladı" Hastanın uyandıktan sonra bir müddet yakın hafıza sorunu yaşadığını ancak tedavinin üçüncü gününden itibaren hafızasının da yerine gelmeye başladığını dile getiren Tuncer, ""Kardiyak arrest dediğimiz, kalbi duran hastaların birçoğunda beyin fonksiyonları geri gelmez; beyin ölümü gerçekleşir ve hastalar uzun süre yoğun bakımlarda yatar. Ancak bu hastamızda zamanında müdahaleyle başarı sağladık. Bu hastamızın en büyük şansı, hızlı bir şekilde hastaneye ulaştırılması ve zamanında müdahale edilmesidir. Hasta uyandıktan sonra bir müddet yakın hafıza sorunu yaşadı; geçmişi hatırlıyor ancak bulunduğu yeri çıkaramıyordu. Kendisi aslında İstanbul’da ikamet eden bir hastamız olup buraya taziye ziyareti için gelmişti. Tedavisinin üçüncü gününden itibaren yakın hafızası da yerine gelmeye başladı" diye konuştu. "Büyük bir kriz geçirdiğimi ve kalbimin durduğunu söylediler" Kalbi durmuş vaziyette hastaneye getirilen 59 yaşında Hadi Kaya isimli vatandaş ise "İstanbul’da ikamet ediyoruz, taziye için gelmiştik. Sabah uyanıp aşağı indim, o sırada başım döndü ve düşmüşüm; sonrasını hatırlamıyorum. Bana büyük bir kriz geçirdiğimi ve kalbimin durduğunu söylediler. Hocalarımızın iki saat süren yoğun müdahalesiyle hayata dönmüşüm. Şu an iyiyim ve günden güne daha iyiye gidiyorum. Müdahalede bulunan tüm doktorlara teşekkür ederim" şeklinde konuştu. (YS-ŞAK-
Bursa 7 yıldır aranıyordu... Alman anneden kaçırılan çocuk 7 yıl sonra harabe evde böyle bulundu Bursa’da yıllardır çözülemeyen kayıp çocuk dosyası, 7 yıl sonra polisin operasyonuyla aydınlatıldı. 1 yaşındayken ortadan kaybolan ve babası tarafından kaçırıldığı iddia edilen çocuk, harabe bir evde kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Kurtarıldığı anlar ise kameraya yansıdı. Olay, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşandı. İddiaya göre ilçede yaşayan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya’da Rebecca S. (30) ile tanışarak birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları N.S. dünyaya geldi. Bir süre sonra Umut K., Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu ile birlikte annesi Hanife S.’yi (60) ziyaret etmek için Bursa’ya geldi. Burada başlayan tartışma ise aile dramının fitilini ateşledi. İddiaya göre Umut K., Almanya’ya geri dönmek istemediğini söyleyerek Rebecca S.’den oğlunu kendisine bırakıp ülkesine dönmesini istedi. Çift arasında çıkan tartışmanın ardından Umut K.’nin oğlunu kaçırmaya karar verdiği öne sürüldü. Planını devreye sokan Umut K., küçük oğlu N.S.’yi annesi Hanife S.’ye bırakarak bir yakınının yanına götürülmesini istedi. Daha sonra Rebecca S. ile birlikte markete giden Umut K., eve döndüklerinde çocuğun kaybolduğunu söyledi. 1 yaşındaki oğlunu evde bulamayan Rebecca S. ise panikle polise giderek şikayetçi oldu. İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak yapılan aramalara rağmen küçük çocuğa ulaşılamadı. Bunun üzerine Rebecca S., umudunu kaybetmeden ülkesine geri döndü. Aradan geçen yılların ardından dosya yeniden gündeme geldi. Bu süreçte Umut K.’nin yaklaşık 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi. Babaanne Hanife S.’nin de duruşmalara katılmaması üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine giderek imza atan babaanneyi takibe aldı. Ekipler, belirli günlerde halasının oğlu Recai M.’nin evine giden Hanife S.’yi adım adım izledi. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Polis ekipleri, 7 yıldır aranan N.S.’yi kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde buldu. 8 yaşındaki çocuk sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerine teslim edilerek devlet koruması altına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.