SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28 Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29 Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54 Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın" Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05 "Sessiz katil" hipertansiyona dikkat Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi için proje süreci başladı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 11:35 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi için proje süreci başladı Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’a kazandırılacak 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi için ön proje ihalesi hazırlıkları başladı. Bakanlık yetkilileri, hastanenin yapılacağı alanda zemin etüt çalışmaları ve proje değerlendirmeleri kapsamında incelemelerde bulundu. Samsun Şehir Hastanesi’nden sonra en büyük yatırım Samsun Şehir Hastanesi’nin ardından il merkezine yapılacak en büyük sağlık yatırımı olacak olan İlkadım Devlet Hastanesi’nin, İlkadım ilçesi Kılıçdede Mahallesi’nde 73 bin metrekare kapalı alana sahip bir bölgede inşa edilmesi planlanıyor. Hastane alanında; mevcut Sağlık Müdürlüğü binası, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Ek Hizmet Binası ile Onkoloji ve Nükleer Tıp Merkezleri bulunuyor. Uras: "Süreç hızlı ilerleyecek" Konuya ilişkin açıklama yapan Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, "Samsun Şehir Hastanemizin açılışından sonra il merkezindeki sağlık hizmetlerinin planlaması netleşti. Bu kapsamda 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanemiz için zemin etüt alanları belirlendi. Proje ve yapım ihaleleriyle ilgili ilk adımlar atılmaya başlandı" dedi. Proje sürecinin hızla tamamlanacağını vurgulayan Uras, "Sağlık Bakanlığı İnşaat ve Yapım Dairesi ekipleri, inşa edilecek alanı yerinde inceledi. Bu yıl sonuna kadar proje ihalesinin yapılmasını hedefliyoruz. Gelişmeleri belirli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Hastanemiz şimdiden Samsun’a ve bölgemize hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
Samsun’da uygunsuz şartlarda taşınan 500 kilo iç yağına el konuldu
15 Mayıs 2025 Perşembe - 11:13 Samsun’da uygunsuz şartlarda taşınan 500 kilo iç yağına el konuldu Samsun’un İlkadım Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli yürüttüğü denetimlerde uygunsuz şartlarda taşınan 500 kilogram iç yağına el koydu. Yusuf Ziya Yılmaz Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde gelen ihbar üzerine gerçekleştirilen denetimde, hijyen kurallarına aykırı şekilde taşınan iç yağı, ekiplerin müdahalesiyle yasal işlemler sonrası imha edildi. Böylece halk sağlığını tehdit eden ciddi bir risk ortadan kaldırıldı. "En büyük önceliğimiz halk sağlığı" Konuyla ilgili açıklama yapan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, denetim çalışmalarına büyük önem verdiklerini belirterek, "Belediye olarak birçok alanda vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği adına hizmet veriyoruz. Ancak bu hizmetlerin en başında halk sağlığını korumak geliyor. Bu yüzden denetim ve uygulamalarımıza özel önem veriyoruz" dedi. "Sağlığı tehdit eden hiçbir şeye izin vermeyeceğiz" Başkan Kurnaz açıklamasında, "İlkadım genelinde zabıta ekiplerimiz, sağlık müdürlükleri ve güvenlik güçleriyle tam bir koordinasyon içinde çalışıyor. Vatandaşlarımızın sağlıklı gıdaya ulaşması için kötü niyetli kişi ve işletmelere karşı sıkı önlemler alıyoruz. Son olarak 500 kilogram iç yağına kullanılmadan önce el koyan ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu iş birliği başarımızın temelidir. Halk sağlığı konusunda en küçük bir tavize ya da boşluğa asla izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bolu’daki su kaynaklı şikayetlerde ilk test sonuçları normal çıktı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 11:12 Bolu’daki su kaynaklı şikayetlerde ilk test sonuçları normal çıktı Bolu merkeze bağlı 4 köyde, mide bulantısı, ishal ve kusma şikayetleriyle 80 kişinin etkilendiği olaya ilişkin açıklamalarda bulunan İl Genel Meclisi Başkanı Ekrem Çetinkaya, "Şebeke suyundan numuneler alınarak laboratuvar analizine gönderilmiştir. Yapılan ilk test sonuçları normal çıkmış olup, halk sağlığını korumaya yönelik süreçler yakından takip edilmektedir" dedi. Olay, Bolu’nun merkeze bağlı Örencik (Kuşçular Mahallesi), Okçular, Ilıcakınık ve Çamyayla köylerinde meydana geldi. Aynı su hattının bulunduğu Çamyayla ve Ilıcanık su depolarında yapılan temizlik çalışmasının ardından çok sayıda kişi rahatsızlandı. İshal, mide bulantısı ve karın ağrısı şikayetleriyle bir haftalık zaman diliminde hastaneye başvuran 80 kişi tedavi altına alındı. Hastaneye başvuran vatandaşların tamamının taburcu edildiği öğrenilirken, İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından su deposundan numuneler alınarak laboratuvar incelemesine gönderildi. Sağlık kuruluşlarına başvuran 80 vatandaş tedavilerinin ardından taburcu edilirken, bir vatandaşın ise gözlem amacıyla hastanede tutulduğu öğrenildi. "Laboratuvar analizine gönderilmiştir" İl Genel Meclis Başkanı Ekrem Çetinkaya, yapılan ilk incelemelerde şebeke suyundan alınan numunelerin laboratuvar testlerinin normal çıktığını ifade etti. Çetinkaya, Özel İdare Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı ekiplerin hemen harekete geçtiğini belirterek, çalışmaların titizlikle yürütüldüğünü vurguladı. İl Genel Meclis Başkanı Ekrem Çetinkaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Söz konusu şikayetlerin ardından Bolu Valiliğimizin koordinasyonunda başlatılan incelemeler kapsamında, şebeke suyundan numuneler alınarak laboratuvar analizine gönderilmiştir. Yapılan ilk test sonuçları normal çıkmış olup, halk sağlığını korumaya yönelik süreçler yakından takip edilmektedir. Öte yandan, yalnızca bu iki köy özelinde değil, Bolu genelindeki tüm köylerde içme suyu depoları ile ilgili çalışmalar halihazırda İl Özel İdaremiz ekipleri tarafından yürütülmektedir. Bu kapsamda, köylerdeki içme suyu depolarında bakım, onarım, temizlik ve klorlama çalışmalarının takibi düzenli olarak yapılmaktadır. Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğümüzce hazırlanmış yıllık program doğrultusunda yapılan bu çalışmalar, Depoların iç yüzeylerinin fayansla kaplanması, Dış cephelerinin sıvanarak boyanması, Kaptaj ve depo çevrelerinin tel örgü ile güvenlik altına alınması, Klorlama cihazlarıyla düzenli dezenfeksiyon uygulanması işlemlerini kapsamaktadır. Bu çalışmalar, geçici bir müdahaleden öte, tüm köylerde süregelen sistemli bir uygulamadır. Ekiplerimiz titizlikle görevlerini yerine getirirken, köy muhtarlarımız da yerel düzeyde gerekli kontrolleri yapmaktadır. İl Genel Meclisi olarak, köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızın güvenli ve sağlıklı içme suyuna erişimini sağlamak temel önceliklerimizdendir. Bu kapsamda özveriyle çalışan tüm İl Özel İdaresi personeline teşekkür eder, kamuoyuna saygıyla duyururuz"
Glutensiz hayat mümkün
15 Mayıs 2025 Perşembe - 10:55 Glutensiz hayat mümkün Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Tufan Teker, çölyak hastalarının doğru diyet programı ile sağlıklı bir hayat sürdürebileceğini belirtti. Uluslararası Çölyak Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Teker, çölyak hastalığının ’Gluten’ isimli proteine karşı bağışıklık sisteminin geliştirdiği antikorların, ince bağırsağın emilim yüzeyinde yıpranmaya yol açmasıyla geliştiğini dile getirdi. Hastaların hiçbir semptom olmadan kan tetkiklerinde anormallik tespit edilmesi sebebiyle başvurabileceği gibi gaz, şişkinlik, bir süredir devam eden kronik ishal şikayetiyle de başvurabileceğini vurgulayan Teker, "Çölyak hastalığı kabızlıkla da seyredebilir. Hastalar, sindirim sistemi şikayetleriyle başvurabileceği gibi cilt bulguları, kaşıntılı kabarık cilt lezyonları, nörolojik bulgular, özellikle çocukluk döneminde epilepsi gibi tedaviye dirençli anemiler veya vitamin eksikliklerine bağlı; örneğin daha erken yaşta görülebilen kemik erimesi tablolarıyla da bize gelebilirler" şeklinde konuştu Diyet etkisini hızla gösteriyor Uygun diyet programıyla ilk haftalardan itibaren semptomlarda gerileme başlayabileceği bilgisini veren Teker, "Çölyak tanısı koyduğumuz hastalara biz ömür boyu glutensiz diyet öneriyoruz. Diyete başladıkları zaman 2-3 hafta içerisinde hastaların semptomlarında gerilemeler başlıyor. 3-6 ay seviyesinde ise antikor seviyesine düşme ve 6-12 ay seviyesinde de endoskopik olarak 12 parmak bağırsağında düzelme bekliyoruz. Sadece 12 parmak bağırsağından ziyade bütün ince bağırsağı da tutabilen bir hastalık. İlk karşılaşan bölüm 12 parmak bağırsağı olduğu için bu proteinde öncelikle bu kısım hem daha sık hem de daha etkili bir şekilde tutuluyor" dedi. Lenfoma gelişebilir Çölyak hastalığının genetik bir geçişi olduğuna işaret eden Teker, "Dolayısıyla ailelerimizde çölyak hastalığı olan bireyler varsa ve şikayetleri varsa bunlardan baktığımız bir basit kan tetkiki ile çölyak olup olmadığını belirleme şansımız oluyor. Eğer çölyak hastaları, diyetlerine uymazsa ve emilim bozuklukları devam ederse ilerleyen dönemde erken yaşta kemik erimesi gelişimi, dirençli anemiler, halsizlik, kilo kayıpları, ishaller gibi şikayetler olabileceği gibi diyete uymayan çölyak hastalarında lenfoma gelişimi de söz konusu olabiliyor" diye konuştu. Diyetisyen desteği alınmalı Hastalığın görülme sıklığının yüksek olduğunun altını çizen Teker, "Şu an diyet dışında bir tedavisi olmadığı için hastalara diyetisyen desteği almalarını öneriyoruz. Çünkü uzun süreli bir tedavi, ciddi hayat tarzı değişiklikleri gerektiriyor. Buğdaydan elde edilen her üründe bu protein mevcut. Dolayısıyla buğdaydan elde edilen makarna, bulgur, irmik gibi şeylerin tüketilmesini de hastalığın bağırsakları etkilemesine ve semptomların ilerlemesine yol açabilir. Bunu sadece ekmek olarak değerlendirmemek lazım. Eğer bireylerde bu tarz sindirim sistemi şikayetleri varsa, bir türlü tedavi edilemeyen demir eksikliği varsa, hastalarda öngörülen yaşın daha öncesinde bir kemik erimesi gelişimi olduysa ve ailelerinde özellikle çölyak hastalığı varsa kendilerinin bir dâhiliye ya da gastroenteroloji polikliniğine başvurarak bu açıdan değerlendirmelerini öneririz" ifadelerini kullandı.
Çölyak hastalarına ‘Gluten’ uyarısı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 10:46 Çölyak hastalarına ‘Gluten’ uyarısı 9-16 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen ‘Çölyak Hastalığı Farkındalık Haftası’ kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi poliklinik girişinde Çölyak hastalığı farkındalığı oluşturmak için bilgilendirme standı açıldı. Gastaroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Burak Özşeker, Doç. Dr. Mehmet Suat Yalçın ve Gastroenteroloji ekibi tarafından kurulan standı hastane yönetim ekibi ziyaret etti. Stantta hastaneye gelen vatandaşlara broşürler dağıtılarak hastalık hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Gastaroenteroloji uzmanı Prof. Dr. Burak Özşeker, "Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde, buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten adlı proteine karşı vücudun verdiği alerjik tepki ile ince bağırsak başlangıç bölge yapısının değişmesiyle emilim bozukluğuna neden olan otoimmün bir hastalıktır. Çölyak hastaları gluten içerikli besinler tükettiğinde, kronik ishal veya kabızlık, kilo kaybı, midede şişkinlik ve gaz, karın ağrısı, kansızlık ve buna bağlı yorgunluk yanı sıra göz kuruluğu gibi belirtiler yaşarlar" dedi. Prof. Dr. Özşekir, hastaların öncelikle gastroenteroloji bölümüne başvurmaları gerektiğini belirtirken, Çölyak hastalığı teşhisini koymak için laboratuvar testleri ve Endoskopi ile ince bağırsaktan biyopsi alınması gerekebileceği, Çölyak hastalığında etkin olduğu bilinen tek tedavinin, glutenin ömür boyu diyetten çıkarılması olduğunu açıkladı. Çölyak hastalığını nasıl önlenir? Çölyak hastalığı olan kişiler glutensiz diyet uygulayarak, buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi gluten içeren gıdalardan uzak bir beslenme alışkanlığı kazanarak, hastalığın var olan semptomlarını kontrol altına alabilir, yaşam kalitelerini arttırabilir ve hastalıkları ile ilgili komplikasyonların oluşmasını önleyebilirler.
Kullanılan ilaçlar ve hareketsiz yaşam erkeklerde ereksiyon kaybı oluşturuyor
15 Mayıs 2025 Perşembe - 10:07 Kullanılan ilaçlar ve hareketsiz yaşam erkeklerde ereksiyon kaybı oluşturuyor Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Alper Başakçı, cinsel işlev bozuklukları arasında en büyük sorunlardan biri olan sertleşme sorunu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kullanılan ilaçların erkeklerde ereksiyon kaybı olduğunu ifade eden Op. Dr. Başakçı, "İnternetten araştırarak veya kulaktan dolma sözlerle ilerlememek gerekiyor. Kesinlikle bu tür rahatsızlığı olan hastalarda yanlış ilaç kullanımı kalıcı zararlar verebilir" dedi. Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Alper Başakçı, erkeklerin en büyük sorunlarından biri olan sertleşme sorunu hakkında neden olabileceği ve tedavilerini değindi. 2000 yılından sonra ortaya çıkan stres faktörlerinin etkisiyle beraber erektil disfonksiyon veya iktidarsızlıkların 40 yaşından sonra çoğu erkeğin başında dert olduğunu belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Başakçı, sebepler arasında stres, tansiyon, şeker hastalıkları ve sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, spor yapılmaması, kilo alma, kullanılan ilaçlar, tansiyon ilaçları, şeker ilaçlarının kullanılmasıyla beraber ereksiyon kaybı olacağını belirtti. Bu tür rahatsızlarda artış olduğunu ifade eden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Başakçı, "Bu tür hastalar artık bizim beraber yani doktora başvurmada bir artış olmakta insanından utanmadan bize başvurmakta. Eskiden bunlar genellikle kulaktan kulağı dolma şeylerle anlatılan veya birbirlerine danışılan rahatsızlıklardan birisiydi. Şimdi artık hastalarımız bize gelip bu konuyla ilgili danışıyorlar ve tedavilerini almaktalar" dedi. "Hastaların tedavi sürecinde eşleriyle beraber gelmesi süreci daha da kolaylaştırıyor" Hastaların eşleri ile birlikte gelmelerini ve muayene esnasında yanlarında olmasını öneren Üroloji Uzmanı Op. Dr. Alper Başakçı, "Hastalarımızı değerlendiriyoruz ve muayeneye başlıyoruz. Kan tahlilleri yapıyoruz ve kolesterol, şeker, hormon eksikliği veya başka sıkıntıları olup olmadığını bakıyoruz. Bunların dışında penil dopler dediğimiz penisin artar ve toplar damalarını inceliyoruz. Değerlendirmeleri yaptıktan sonra hastayla oturup birebir konuşuyoruz. Genellikle hastalarıma, eşleriyle beraber gelmesini, birlikte tedavi olmasını önermekteyim. Çünkü tek başına olacak bir tedavi yöntemi değildir" dedi. "Gençlerde; stres, performans aksiyetisi ve başarı sıkıntısı yaşıyor" En önemli cinsel organının beyin olduğunu ve son zamanlarda gençlerde de sorunların olduğu ve yaşadıklarını dile getiren Üroloji Uzmanı Op. Dr. Başakçı, "En önemli cinsel organımız, beynimizdir. Ne yazık ki Türkiye’de bu yanlış anlaşılıyor ve bilinmiyor. Sadece penis odaklı ve performans olarak düşünüldüğü için seksi ve cinselliği pek bilinmediği için bu tür sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Stres bilinçaltında yaşanılan, performans aksiyetesi, başarı sıkıntısı gibi sebeplerden dolayı özellikle genç insanlarda bu tür sıkıntıları da görmeye başladık. Bu tür hastalar geldikleri zaman biz ilk önce bunun psikolojik veya organik olarak ikiye ayırıyoruz ve buna göre tedaviyi planlıyoruz" diye konuştu. "Tedaviye göre bizim kontrolümüz altında ilaçlar öneriyoruz" Tedavi sürecinden bahseden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Alper Başakçı, "Hasta da eğer rahatsızlık varsa eczanede satılan ilaçlardan öneriyorum. Öbür türlü, macunlar, ilaçlı sıvı gıda gibi ürünleri önermiyorum çünkü içerik olarak ne var ne yok bilemiyoruz. Tedaviye göre bizim kontrolümüz altında ilaçlar öneriyoruz. Bunun dışında son zamanlarda şok dalga tedavisi dediğimiz penise şok dalga tedavisi uyguluyoruz. Burada amacımız penisin kanlanmasını artırarak daha çok kan gitmesini sağlıyoruz. Bu sayede ereksiyon sağlamak ve yaklaşık yüzde 60-70 gibi başarı şansı var. Eksozom dışında kök hücre tedavisi gibi seçenekler de var. Bunlar regeneratif tedavi yöntemleridir. Hastaya zarar vermeden dışarıdan veya hastanın kendinden aldığımız kan veya yağı dokusuyla beraber uyguladığımız penisin yeniden yapılanması, nerede bir eksik varsa, damar kas veya sinirde bir problem varsa bunun tedavi edilmesi ve başarı oranını da çok arttırmakta ve hasta ilaç kullanmadan, yan etkisi olmadan büyük bir başarı oranıyla tedavisini yaptırılmaktadır" dedi. "İnternetten araştırarak veya kulaktan dolma sözlerle ilerlememek gerekiyor, kesinlikle bu tür rahatsızlığı olan hastalar üroloji uzmanlarına başvurmalıdır" Bu tür hastalıkların tedavisi olduğunu ve sadece internetten araştırarak veya kulaktan dolma bilgilerle ilerlememek gerektiğini kesinlikle üroloji uzmanlara danışarak, ona göre bir tedavi planlanması yapılması gerektiğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Başakçı, "Bazen de uygulanan tedavi süreçlerine yanıt vermeyen ağır hastalarımız var. Bu hastalarımıza tabi ki en son olarak mutluluk çubuğu veya penis protezi dediğimiz yöntemlerle tedavisini gerçekleştiriyoruz. Mutluluk çubuğu tedavisi hakkında vatandaşımız çok bilgi sahibi olmadığı için korkuyor. Genellikle hastalarımız 3 parçalı penis protezi tedavisini başvuruyor. Hastalarımıza yaklaşık 1 -1,5 saat süren bir operasyonla bu işlemi gerçekleştiriyoruz. Altı haftanın ardından ise normal cinsel hayatına dönebilmektedir. Bu operasyon ise yüzde 90-95 oranında başarı elde ediyoruz. Yani bu tür hastalıkların tedavisi vardır. Sadece internetten araştırarak veya kahvede arkadaşlarından duyarak bir tedaviye başlanmaması, mutlaka bir üroloji uzmanlarına danışması ve ona göre bir tedavi planlanması yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Yanlış ilaç kullanımı kalıcı zararlar verebilir" İnternetten araştırarak veya kulaktan dolma ürünler kullanıldığı zaman karaciğer ve böbreğe zarar verdiğini veya kalıcı zararların oluşturabileceğini ifade eden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Başakçı, "En çok Google’da aratılan şeyler arasında cinsellik ve seks ile ilgili olan ilaçlar ve sorunlar yer alıyor. Aktarlardan aldıkları macun dedikleri şeylerin içinde de ilaç bulunuyor. Bu ilaçları tabi ki ne kadar dozda veya ne kadar etkili olduğunu biz bilemiyoruz ve bu tür şeyleri kullanan hastalarda karaciğer ve böbreğe zarar veren veya kalıcı zarar veren hastalar olabiliyor. Karaciğerde ve böbrekte sıkıntı oluşturan durumlara kadar ilerleyebiliyor. O yüzden bizim önerimiz içerik olarak bilmediğiniz şeyleri kullanmamamız gerekiyor. Bir uzman doktor kontrolünde kullanırsanız çok daha başarılı ve yan etkisi daha az olan bir tedavi yöntemi olmuş olur" diye konuştu.
Alaşehir’de Hemşireler Günü kutlandı
15 Mayıs 2025 Perşembe - 10:00 Alaşehir’de Hemşireler Günü kutlandı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde Hemşireler Günü kutlandı. Alaşehir Şehit Evren Kara Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi toplantı salonunda yapılan kutlama törenine Manisa İl Sağlık Müdürü Uzman Doktor Mehmet Fatih Zeren, Alaşehir Belediye Başkan Vekili Erol Kacar, Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Süleyman Çağrı Bozkurt, Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Operatör Doktor Kadir Gem, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Nazan Karaman, Alaşehir Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdürü Abdullah İlker Dirik, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Zeynep Güleç, MHP İlçe Başkanı Tahsin Atılgan, hemşireler ve sağlık personelleri katıldı. Gecede halk oyunları gösterileri yapıldı, şiirler okundu. Hastane Türk Halk Müziği Korosu tarafından 15 eser seslendirilirken, hemşireler ve personellerin hazırlamış olduğu resim sergisi büyük ilgi gördü. Manisa İl Sağlık Müdürü Uzman Doktor Mehmet Fatih Zeren, "İnsan hayatının en zor anlarında cesaretle görev yapan, şefkatiyle yaraları saran, umudu yeniden yeşerten tüm hemşirelerimizin Dünya Hemşireler Günü’nü kutluyoruz. Sağlık sistemimizin vazgeçilmez neferleri olan hemşirelerimize her zaman minnettarız. Bu güzel organizasyonu düzenleyenleri kutluyorum." dedi. Başhekim Kadir Gem, "Hastanede çalışan hemşirelerimiz, sağlık sisteminin omurgasını oluşturmaktadırlar. Vermiş oldukları emeklerden dolayı onları kutluyoruz, organizasyonda emeği geçenleri kutluyorum." şeklinde konuştu. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Nazan Karaman, "12-18 Mayıs tarihleri arasında Hemşireler Haftasını kutluyoruz. Bazıları mesleğini seçer, bazıları ise mesleği ile doğar. Biz hemşireler bir ömrü başkalarının ömrü başkalarının yaşamına adamış bir avuç yürek taşıyoruz. Bir bakışla ne hissettiğini anladığımız hastalarımız, bir gecede on yıl yaşlandığımız nöbetlerimiz ve her şeye rağmen yüzümüzden eksik olmayan o içten gülümsememiz. 12 Mayıs sadece bir tarih değil, her gün yeniden ayağa kalkıp hayatlara umut olduğumuzun hatırlatmasıdır. Her şiddete uğradığımızda dimdik yine şevkatle, merhametle hastalarımızın yardımına koştuğumuzun, her göz yaşında yanında olduğumuzun bir mesleğe sahibiz. Tüm meslektaşlarımın Hemşireler Haftasını kutluyor, bu organizasyonda emeği geçenleri kutluyorum." dedi. Hastane personelinin sergisi büyük beğeni topladı Alaşehir Devlet Hastanesi’nde çalışan hemşire ve sağlık personellerinin hazırlamış olduğu ve salon girişine kurulan stantta sergilenen resim sergisi büyük ilgi gördü. Ziyaretçiler sergiyi gezerek, çalışmaları çok beğendiklerini dile getirdi. Hastane Türk Halk Müziği Korosu coşturdu Alaşehir Devlet Hastanesi hemşireleri ve personellerinden oluşan Türk Halk Müziği korosu şef Erkan Acar yönetiminde koro ve solo olarak seslendirdikleri 15 türkü ile izleyenleri coşturdu. İzleyenler yerlerinden hem türkülere eşlik etti hem de yerlerinde oynayarak, destek verdi.
Manisa CBÜ’de "Otizm farkındalığı" konulu panel
15 Mayıs 2025 Perşembe - 09:56 Manisa CBÜ’de "Otizm farkındalığı" konulu panel Engelliler Haftası dolayısıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezinde Otizm Farkındalığı konulu panel gerçekleştirildi. Manisa CBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından, Manisa Otistik Bireyler ve Engelsiz Aileler Derneği (MOBAD), Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ve MCBÜ Sosyal Hizmetler Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi işbirliğiyle "Otizm Farkındalığı" konulu panel düzenlendi. Süleyman Demirel Kültür Merkezinde gerçekleştirilen panele MCBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Yardımcısı Doç. Dr. Gülten Uçan, MCBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Baydur, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Mikail Kırcalı, Manisa Otistik Bireyler ve Engelsiz Aileler Derneği (MOBAD) Başkanı Mahperi Serpil Dede ile öğrenciler katıldı. Panelde açılış konuşmasını yapan MCBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Baydur, otizmli bireylerin farklı yanlarını ön plana çıkararak iletişim kurma tekniklerini, onların bizimle nasıl nasıl bir arada olabileceğini anlayabilmek için yapmamız gereken pek çok şey olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Baydur, "Özellikle toplum olarak bunun farkına varmamız gerekiyor. Yani her bir birey olarak değil, toplumun tamamının farklılıkları anlaması gerekiyor. Otizmli bireylerin bu noktada da tabii ki potansiyellerini de ortaya çıkarabilecek pek çok etkinliği yapılabilecek, ön planda tutulması bu ihtiyaçların yeterince belirlenmesi ve bize düşen görevleri de hakkıyla yerine getirilebilmesi önemlidir. Özellikle sosyal hizmet mesleğine aday bireylerin de yoğunluklu olduğu sosyal hizmetle otizmin bir arada nasıl daha iyi çalışabileceğini de belirlemek için doğrudan tarafları ve uzmanları dinlemek çok çok önemlidir. Bu adımlardan özellikle çaba göstereceğimiz eşit, duyarlı yurttaş olmalarını sağlayabileceğimiz pek çok alan, pek çok uygulama var. Bunlarla ilgili de neler yapabiliriz, hangi adımlar atabiliriz, nelere dikkat etmeliyiz. Özellikle otizmli gruplarla sadece mesleki anlamda değil toplum içerisinde nasıl çalışabiliriz, bunları bilmemiz gerekiyor. Bu noktada özellikle de bizlere eğitici, öğretici ve hem mesleki yaşamda hem de gündelik yaşamımızda yön verici olmasını diliyorum." diye konuştu. Yapılan açılış konuşmasının ardından MCBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şeyda Yıldırım’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Psikiyatrist Dr. Umut Baklacı ve Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Hemşiresi ve aynı zamanda Manisa Otistik Bireyler ve Engelsiz Aileler Derneği (MOBAD) Başkanı olan Mahperi Serpil Dede, ’Farkındalıkları sevgiyle karşılamak, güçlü bir toplumun temelidir’ ilkesinden yola çıkarak ’Otizm Farkındalığı’ konusunda görüşlerini dile getirdi. Panel sonunda panelitlere MCBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Yardımcısı Doç. Dr. Gülten Uçan tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.
Üç kardeşin kararlılığı yaşam için ikinci şans oldu
15 Mayıs 2025 Perşembe - 09:56 Üç kardeşin kararlılığı yaşam için ikinci şans oldu SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), Almanya’da yaşayan G.K. (32), kardeşlerinin kararlığı ve bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Geçirdiği hastalık sonrası kullandığı ağır ilaçlar nedeniyle böbrek yetmezliği tanısı alan G.K., yaklaşık dört yıldır Almanya’da diyaliz tedavisi görüyordu. Kardeşi D.G.’nin (25) böbrek bağışı kararı vermesi üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde organ nakil sürecini başlattı. D.G.’nin dokuları uyumsuz çıkınca, abla F.A. (39) böbrek bağışçısı oldu. Yapılan tetkiklerde F.A.’nın böbreğinin uygun olduğu belirlendi ve gerekli hazırlıkların ardından operasyon başarıyla gerçekleştirildi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahları Doç. Dr. Yücel Yüksel ve Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ile Üroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Erbay Tümer’in koordinasyonuyla gerçekleştirilen nakil sonrasında G.K., sağlığına yeniden kavuştu. Şimdi yeni bir hayata yeni umutlarla bakıyorum "Ameliyat öncesinde acı çeker miyim, iyileşebilir miyim diye endişeliydim ama düşündüğüm gibi olmadı" diyen G.K. süreçle ilgili şunları söyledi: "Ameliyat öncesi ve sonrası süreçte her şey çok iyi geçti. Hem ben hem de ablam kısa sürede toparlandık. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde ilgi ve bakım için başta hocalarım olmak üzere tüm ekibe minnettarım. Şimdi yeni bir hayata, yeni umutlarla bakıyorum. Ablam bana can oldu." Böbrek nakli için önce kardeşi D.G.’nin gönüllü olduğunu ama tetkikler sonucu doku uyumu sağlanamayınca devreye girdiğini belirten F.A ise yaşadıklarını şöyle aktardı: "Kardeşimin sağlığı için bu adımı atmaktan hiç pişman olmadım. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde bize gösterilen ilgi ve profesyonel yaklaşım sayesinde her şey yolunda gitti. Kardeşimi yeniden sağlığına kavuşturmak tarif edilemez bir duygu. Allah herkese böyle bir iyilik yapma fırsatı versin." SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi de olan Doç. Dr. Yücel Yüksel ise, süreç hakkında şu bilgileri verdi: "Organ nakli sadece tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlık ve dayanışmadır. Bu ailede üç kardeşin birbiri için gösterdiği çaba hepimizi çok etkiledi. Vericinin ameliyatı retroperintonoskopik (Karın arka zarından girilerek, bağırsaklara dokunulmadan yapılan kapalı yöntemle böbrek çıkarma ameliyatı) yapıldı. Bu sayede ameliyat sonrası hastanın ağrısı daha az olup, iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşti. Bu yöntemle böbrek ameliyatı yapan ülkemizdeki birkaç merkezden biri olmanın gurunu yaşıyoruz. Süreci multidisipliner ekip çalışmasıyla başarıyla tamamladık. Hastalarımıza güvenli ve etkili sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz."
Vali Musa Işın’dan tıp literatürüne giren başarıya tebrik ziyareti
15 Mayıs 2025 Perşembe - 09:37 Vali Musa Işın’dan tıp literatürüne giren başarıya tebrik ziyareti Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Şehir Hastanesi’ni ziyaret ederek, dünya tıp literatürüne giren önemli bir başarıya imza atan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ve Şehir Hastanesi hekimlerini tebrik etti. Ziyaret kapsamında, anne karnında boynunda 445 gramlık tümör tespit edilen ve doğar doğmaz olağanüstü operasyonla sağlığına kavuşan Mehmet Eymen bebeğin tedavi sürecinde görev alan sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Vali Işın, gösterilen üstün çabadan dolayı sağlık ekibini kutladı. Vali Işın, ziyarette yaptığı açıklamada, "Dünyada çok nadir görülen böyle bir vakaya ilimizde müdahale edilmesi, Kütahya’mız adına büyük bir gururdur. Bu vaka, dünya genelinde sadece yedinci kez gerçekleşmiştir. Hekimlerimizi ve tüm sağlık çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Bu başarı, Kütahya’nın sağlık altyapısının geldiği noktayı gözler önüne seriyor" dedi. KSBÜ’nün ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlık personelinin yetkinliğinin altını çizen Işın, Kütahya’daki hasta sevk oranlarının yok denecek kadar azaldığını ve her türlü tıbbi operasyonun şehirde başarıyla gerçekleştirilebildiğini vurguladı. Vali Işın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığı ve devletin ilgili kurumlarına teşekkür etti. Kütahya Vali Yardımcısı Fikret Zaman, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sezgin Zeren, Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş ve Kütahya Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Fatih Ekici’nin katıldığı ziyaretin sonunda Vali Musa Işın, operasyonda görev alan sağlık çalışanlarına çiçek takdim ederek katkılarından dolayı teşekkür etti. Kütahya’da 34 Haftalık Mehmet Eymen Kara, doğar doğmaz yapılan olağanüstü bir müdahale sayesinde hayata tutundu. Doğumda boynunda 445 gramlık dev bir tümör bulunan bebek, nefes alamaz durumdayken acil sezaryenle alındı ve uzman doktorların saniyelerle yarıştığı müdahaleyle yaşama bağlandı.Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Aydın liderliğindeki ekip, göbek kordonu aracılığıyla kan dolaşımı sürerken, yaklaşık 12 dakika içinde bebeğin hava yollarını açmayı başardı. Mehmet Eymen, doktorların yoğun çabalarıyla sağlığına kavuştuğu ve hastaneden taburcu edildiği belirtildi.
Vali Musa Işın’dan tıp literatürüne giren başarıya tebrik ziyareti
15 Mayıs 2025 Perşembe - 09:10 Vali Musa Işın’dan tıp literatürüne giren başarıya tebrik ziyareti Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Şehir Hastanesi’ni ziyaret ederek, dünya tıp literatürüne giren önemli bir başarıya imza atan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ve Şehir Hastanesi hekimlerini tebrik etti. Ziyaret kapsamında, anne karnındayken boynunda 445 gramlık tümör tespit edilen ve başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan Mehmet Eymen bebeğin tedavi sürecinde görev alan sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Vali Işın, gösterilen üstün çabadan dolayı sağlık ekibini kutladı. Vali Işın, ziyarette yaptığı açıklamada, "Dünyada çok nadir görülen böyle bir vakaya ilimizde müdahale edilmesi, Kütahya’mız adına büyük bir gururdur. Bu vaka, dünya genelinde sadece yedinci kez gerçekleşmiştir. Hekimlerimizi ve tüm sağlık çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Bu başarı, Kütahya’nın sağlık altyapısının geldiği noktayı gözler önüne seriyor" dedi. KSBÜ’nün ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlık personelinin yetkinliğinin altını çizen Işın, Kütahya’daki hasta sevk oranlarının yok denecek kadar azaldığını ve her türlü tıbbi operasyonun şehirde başarıyla gerçekleştirilebildiğini vurguladı. Vali Işın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığı ve devletin ilgili kurumlarına teşekkür etti. Kütahya Vali Yardımcısı Fikret Zaman, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sezgin Zeren, Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş ve Kütahya Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Fatih Ekici’nin katıldığı ziyaretin sonunda Vali Musa Işın, operasyonda görev alan sağlık çalışanlarına çiçek takdim ederek katkılarından dolayı teşekkür etti.