Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE Başkanı Zayed Al Nahyan ile telefonda görüştü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen turist hayatını kaybetti
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
SAĞLIK
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43:18
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 10:12
Sağlık Bakanlığı, sigarayı bırakmak isteyenler için harekete geçti
Sağlık Bakanlığı, tütün ürünleriyle mücadele konusunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara sundu. Sağlık Bakanlığı, sigara kullanımını azaltmak ve tütün ürünleriyle mücadele etmek amacıyla bir projeye imza attı. Sunulan hizmet kapsamında Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Muhammed Emin Demirkol, il ve ilçelerde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini vatandaşlara vereceklerini açıkladı. 11 Temmuz tarihinde İçişleri Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı kurum hekimliklerinde başlayan çalışmanın 2 ay içinde dönüşümlü olarak tüm kamu kurumlarında yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bahsedilen kurumlara 2 ay boyunca haftada 1 gün olacak şekilde ‘Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ almış bir hekim görevlendirilmesi yapılacak. Görevlendirilen alanında uzman hekim, kurum personeline tütün ve tütün ürünlerinin zararları konusunda bilgilendirme eğitimleri verecek. Sigara bırakma poliklinik hizmeti sunulacak. Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. "Tütün ürünleriyle mücadele konusunda seferberlik içerisindeyiz" Tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini ve vatandaşları sağlıklı yaşamaya teşvik edecek birçok projeye imza atacaklarını belirten Demirkol, "Tütün ürünleriyle mücadele konusunda büyük bir seferberlik içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuya göstermiş olduğu hassasiyet ve vermiş olduğu destekle onların himayelerinde, yine Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulumuzun da toplantı kararları çerçevesinde, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da bu konuyla ilgili destekleriyle birlikte yoğun bir mücadeleyi tüm kurumlarımızla ve teşkilatlarımızla aktif bir şekilde yapıyoruz. Bu dönem içerisinde çapraz yönetimlerimizi illerimizde ve ilçelerimizde etkin ve yoğun bir şekilde yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra yine ‘Bağımlılık ve Mücadele Yüksek Kurulu’ kararları çerçevesinde çok önemli bir hizmeti de tüm illerimizde, başta Ankara olmak üzere bugün itibariyle başlatmış olduk. Bu kapsamda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetimiz yine sağlık çalışanlarımız ve bu konuda sertifikalı hekimlerimizin büyük gayretiyle de etkin bir şekilde sürdürülmeye başlamış oldu. Sağlık Bakanlığımızın ana binasında Bilkent yerleşkesinde sertifikalı hekimimiz tarafından Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmeti veriyoruz. Burada çalışan tüm çalışma arkadaşlarımızın hizmetinde olan ve sigara bırakmayı isteyen ekip arkadaşlarımıza hizmet verecek. Bunun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürlüğümüzün organizasyonunda Diyanet İşleri Başkanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızın merkez teşkilatlarında, ana binalarında da 2 ay boyunca haftanın belirli günlerinde ‘Yerinde Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmetini hekimlerimiz vermiş olacaklar" diye konuştu. "81 ilde sigara bırakma poliklinikleri aktif şekilde çalışıyor" Projenin Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "Şu anda Türkiye’nin 81 ilinde ve tüm ilçelerimizde sigara bırakma polikliniklerimiz aktif bir şekilde çalışıyor. Toplamda son 3 ay içerisinde artan ivmeyle birlikte 671 sigara bırakma polikliniğimiz vatandaşlarımıza ücretsiz hizmeti sunmaktadır. Buradaki ilaçlarımız hekimlerimiz tarafından vatandaşlarımıza ücretsiz sunulmakta. Toplam bine yakın sertifikalı hekimimiz sigara bırakma ile ilgili hizmeti bu 671 poliklinikte veriyor. Bu yıl şimdiye kadar toplamda 72 bin sigara bırakma ile ilgili hizmeti vatandaşımıza ulaştırdık. Alo 171 hattını hatırlatmak istiyoruz. Sigara bırakma ile ilgili hem danışmanlık hizmeti alabilecekleri hem merak ettiklerini sorabilecekleri, en yakın sigara bırakma polikliniğinin yerini konumunu öğrenip randevu olabilecekleri önemli bir çağrı merkezimiz hizmet veriyor. Bunun yanı sıra Alo 171 hattımız sigara bırakma polikliniğinde hizmet almış vatandaşlarımızı 1 yıl boyunca en az 6 defa arayarak bu süreçleri yakından takip ediyor. Kapalı alanlarda sigara içme ile ilgili yasaklarımız etkin bir şekilde devam ediyor ve bu süreçleri yakından takip ediyoruz. ‘Yeşil Dedektör İhbar Hattı’ mobil uygulaması ile kapalı alanlarda sigara içilmesinin önüne geçmeye ve bunların denetimlerini etkin bir şekilde yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor" Türkiye’deki sigara kullanımına da değinen Demirkol, her 3 kişiden 1’inin sigara kullandığını ve bu oranı 6 kişiden 1’inin kullanmasına düşürmek istediklerini vurgulayarak, "Şu anda en az 3 vatandaşımızdan 1’i sigara kullanıyor. Bunu yüzde 30’un altına indirmeye çalışıyoruz. İlk hedefimiz bu rakamı yüzde 30’un altına çekmek, sonra da uzun dönemde yüzde 20’lerin altına çekmek ve belki de tamamen sıfırlamak istiyoruz. Şu anda 3 vatandaşımızdan 1’i sigara içiyorsa bu oranı yarılara indirelim. Her 6 vatandaşımızdan 1’i içecek hale inmiş olsun. Sonrasını da sıfırlayalım. Çünkü bu noktada farkındalık en önemli silahımız. Onun dışında evlatlarımıza okullarda ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Çalışma Programı’ çerçevesinde de farkındalığı vermeye çalışıyoruz. Bazen uzun yıllar bizim katkılarımızla sigara bırakma noktasında başarılı olamayan vatandaşlarımız bazen evdeki evladının söylemiyle sigarayı bırakmış oluyor. Çünkü sonuçlarıyla başta akciğer kanseri olmak üzere vücudumuzda yapmış olduğu birçok hasarla sevdiklerimizden bizi daha erken ayırabiliyor" açıklamasında bulundu.
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:58
TVHB Başkanı Eroğlu’ndan KKKA ve şap hastalığı uyarısı
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye’de kene yoluyla bulaşan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) vakaları ile son günlerde görülen şap hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eroğlu, Ordu Veteriner Hekimler Odası’nda düzenlenen toplantı ile, ildeki veteriner hekimler ile bir arya geldi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, özellikle son aylarda Türkiye’de görülen Kırım-Kongo kanamalı ateşi ve şap hastalığı ile ilgili görüşlerini meslektaşlarla paylaşmak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarını değerlendirmek amacıyla il ziyaretleri gerçekleştirdiklerini belirten Eroğlu, şap hastalığının SAT 1 tipi olduğunu ve bu tipin Türkiye’de daha önce görülmediğini söyledi. "SAT 1 tipi ülkemizde ilk kez görülüyor ancak yasal ve bilimsel anlamdaki önlemler alındıktan sonra bir sıkıntı söz konusu değil" SAT 1 tipinin, diğer 7 şap tipiyle hastalık yapma ve diğer özellikler açısından çok farklı olmadığını kaydeden Eroğlu, "Hastalığın haberi alındığı ilk günden itibaren konuyla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çoğunlukla hayvan hareketlerinin durdurulması sorusu soruluyor. Biz de başından bu yana uzman ekibimiz ile konuyu değerlendirdik. SAT 1’in ülkemizde ilk defa görülmesi dolayısı ile popülasyon daha önceki tiplere göre aşılandığı için bağışıklık onlara karşı söz konusu, yaygınlığının sebebi de budur. Bizim tespitlerimize göre herhangi bir paniğe gerek yoktur. Diğer tiplerde olduğu gibi bunda da yasal ve bilimsel anlamdaki önlemler alındıktan sonra bir sıkıntı söz konusu değil" dedi. "İnsanlarda çoğu zaman hafif belirtiler gösteriyor, insan sağlığı için sıkıntı yoktur" Şap hastalığının insanlara bulaşabilen bir hastalık olduğunu ancak çoğunlukla hafif belirtilerle seyrettiğini ve herkeste görülmediğini vurgulayan Eroğlu, "Onun için halk sağlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Asıl önemli tarafı, hayvanlardaki verim kaybına sebep olması dolayısı ile ekonomik değer anlamında önemli. Yapılan tespitlere göre süt verimini yüzde 70, et verimini yüzde 30’dan daha fazla etkiliyor. Yetişkin hayvanlarda ölüme neden olmuyor ancak daha çok buzağılarda ölüme neden olan bir hastalık. Hastalığa karşı alınması gereken, hayvan hareketlerinin önlenmesi, hayvan pazarlarının kapatılması ve asıl önemli olan da bir an önce ülke genelinde en azından sığır varlığının yüzde 80’inin aşılanması gerekiyor. Bunlar zamanında gerçekleştirildiği takdirde panik ya da tehlike söz konusu değil" ifadelerini kullandı. "Bağışıklık seviyesi bir noktaya gelecek, sonrasında bölgesel ya da Türkiye genelindeki kısıtlamalar kaldırılacak" Bakanlığın aldığı önlemleri ‘yerinde’ olarak nitelendiren Eroğlu, şap hastalığının viral bir hastalık olduğunu ve hızla yayıldığını belirterek, "İnsan hareketleri, rüzgar, kuşlarla, taşınan ot ve yemlerle de bulaşan bir hastalık. Dikkatli olduğumuz zaman en kısa sürede ülkemizin bunu bertaraf edeceğine inanıyoruz. Aşılama bitecek ve ayrıca bir antikor oluşacak, bağışıklık seviyesi bir noktaya gelecek, bunun için en az 3 hafta daha süre gerekiyor. Sonrasında bölgesel ya da Türkiye genelindeki kısıtlamalar kaldırılacak" şeklinde konuştu. Keneye karşı ‘geç kalmaktan kork’ uyarısı KKKA konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eroğlu, hastalığın taşıyıcısı olan kenelere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Eroğlu, "Maalesef 15 insanımız hayatını kaybetti. Ordu da İç Anadolu’ya bakan tarafı ile riskli bölgelerden bir tanesi. Artvin’den Bolu’ya kadar olan çizgideki illerde özellikle Tokat, Sivas, Erzincan, Amasya görüldü. Ancak şu anda 33’ten fazla ilde görülüyor. Her kene hastalık etkeni taşımıyor. Sadece 46 çeşit tür kene var ve bunlardan 1 tanesi bu hastalığı yapıyor. Bu hastalık, halkın eğer doğru bilgilendirilmesi sağlanırsa can kaybına sebebiyet vermez. Biz; ‘Keneden korkma, geç kalmaktan kork’ şeklinde söylüyoruz" diye konuştu. Eroğlu ayrıca, kene görüldüğünde çıplak elle değil, tedbirli şekilde vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini ve ardından sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını belirtti. "Havaların ısınması ile görülüyor, kırsal kesimde açık renk ve uzun elbiseler giyilmesi, kırsal dönüşü vücutta kene taraması yapılması gerekiyor" Hastalığın havaların ısınmasıyla, 15 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte görülmeye başlandığını vurgulayan Eroğlu, bireysel önlemlerin önemine dikkat çekerek, "Kırsal alanlara gidildiğinde mutlaka pantolon paçaları çorabın içerisine konulmalı, uzun kollu ve açık renkli giysiler giyilmeli, akşam eve dönüldüğünde ise vücutta mutlaka kene taraması yapılmalı. Hayvanların veteriner hekim kontrolünde ilaçlanması, sütte ve ette kalıntı bırakmayan ilaçların kullanılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Programda, TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ve Ordu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Tayfun Kara tarafından karşılıklı hediye takdiminde bulunuldu. Program, veteriner hekimlerinin katılımı ile fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:47
Kâbus sürüyor, keneden ölenlerin sayısı 11’e yükseldi
Vücuduna yapışan keneyi sağlık kuruluşunda çıkartmasına rağmen, yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) sonucu vefat etti.
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:33
Özalp’ta çok kan bağışı yapanlara madalya verildi
Van’ın Özalp ilçesinde Kızılay’a çok kan veren vatandaşlara paket ve madalya verildi. Özalp ilçesinde Kızılay’a çok kan veren vatandaşlara altın, gümüş ve bronz madalya verildi. Eski Özalp Kaymakamlığı binası önünde düzenlenen etkinlikte, Kızılay’a 15 kez kan veren ve altın madalya alan Hacı Alan, yaptığı kısa konuşmasında, "Kan bağışı, hayati bir öneme taşıyor. Bu nedenle düzenli bağış yapıyorum. Bu anlamlı harekete herkesin destek vermesi gerekiyor. Kan bağışı hem hayat kurtarır hem de toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir" dedi.
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 08:58
İşitme kaybı beyindeki olumsuz etkileriyle nörolojik sonuçlar doğurabiliyor
İşitme kaybının beynin yapı ve işlevselliği etkileyerek nörolojik sonuçlar doğurabileceğini belirten Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, Pedeakustiker, Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "İşitme kaybına erken müdahale, yalnızca işitsel değil; bilişsel sağlığı da korumak açısından hayati önemdedir" dedi. İşitme kaybının nörolojik etkisi hakkında önemli bilgiler paylaşan Ear Technic-Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, İşitme Cihazları Akustik ve Audiology Derneği (İCAAD) Başkanı Pedeakustiker, Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "Nörolojik açıdan işitme kaybının etkisi incelendiğinde, yalnızca sesi işitmemekten ibaret olmadığı; çok daha derin etkiler bıraktığı ve daha ağır sonuçlara yol açtığı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. İnsanları yaşama bağlayan ve onları hayata entegre eden işitme duyusunun yaşamsal önemi her geçen gün daha fazla dikkat çekmektedir. İşitme duyusunun ve sosyal etkileşimin önemini genellikle odyoloji, psikoloji, psikoakustik gibi disiplinler incelerken, teknolojinin gelişimiyle birlikte nörobilimciler de işitmenin beyindeki yansımalarını ve bu duyunun işlevsel boyutunu farklı cihazlarla derinlemesine araştırmaya başlamıştır. Nörobilimciler, işitme kaybının yalnızca sonuçlarıyla değil; beyinde gerçekleşen işlevsel değişimlerle de ilgilenmeye başlamıştır" diye konuştu. İşiten ve işitmeyen kişiler arasındaki fark İşiten ve işitemeyen kişilerin beyin aktiviteleri arasında farklar bulunduğunu anlatan Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "Nörobilimci bir araştırma grubu tarafından yayımlanan yeni bir çalışmada, gürültüye bağlı işitme kaybı yaşayan bireylerle normal işitme yetisine sahip bireyler arasında beyin aktivitesi ve bağlantısallık açısından önemli farklılıklar olduğu ortaya koyulmuştur. Gürültüye bağlı işitme kaybı, tüm gelişmiş ülkelerde hem ciddi bir halk sağlığı sorunu hem de sağlık ekonomisi açısından büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu tip işitme kaybı; zamanla, yüksek seslere uzun süre maruz kalınması sonucu ortaya çıkar ve genellikle çınlama (tinnitus) ile algı sorunlarını da beraberinde getirir" ifadelerini kullandı. "İşitme kaybı yaşayanlarda beynin ağ gücü ve verimliliğinde azalma oluyor" İşitme kaybının beyinde değişimlere neden olduğunun altını çizen Mehmet Emin Ağaç, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Araştırma kapsamında tüm katılımcılara florodeoksiglukoz (FDG) ile yapılan pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi (PET/BT) taramaları uygulanmıştır. Bu taramalar sayesinde, beyindeki glikoz metabolizması haritalandırılarak beyin hücrelerinin aktivitesindeki ve bağlantılarındaki ince değişiklikler izlenmiştir. Gürültüye bağlı işitme kaybı yaşayan bireylerde, beyinde ses ve dil işlemeden sorumlu bölgeler olan özellikle insula ve sağ üst temporal girusta beyin aktivitesinde azalma tespit edilmiştir. İnsula bölgesi; işitme, konuşma, duyma ve tanıma gibi birçok karmaşık işlevde rol oynar. Beyindeki belirli bölgelerdeki değişimlere ek olarak, işitme kaybı yaşayan bireylerde metabolik bağlantısallığın genel olarak bozulduğu gözlemlenmiştir. Normal işitme yetisine sahip bireylerle karşılaştırıldığında, hem bölgesel hem de genel beyin ağlarının gücünde ve verimliliğinde belirgin bir azalma olduğu tespit edilmiştir. Gürültüye bağlı işitme kaybında, sesi beyne ileten işitme sinirlerinin hasar görmesi nedeniyle algılama sorunları oluşmakta; bu durum, işitme cihazı kullanan bireylerde dahi cihazdan alınan faydayı sınırlayabilmektedir" "Beyninizi korumak için kulaklarınızı koruyun" "İşitme kaybı, yalnızca sesin daha az duyulması ya da iç kulakta oluşan fiziksel hasar gibi yüzeysel etkilerle sınırlı değildir" diyen Mehmet Emin Ağaç, şu uyarılarda bulundu: "Aynı zamanda, beynin yapısal ve işlevsel düzeyde ciddi şekilde etkilendiği, nörolojik sonuçlar doğurabilecek bir sağlık sorunudur. Bu nedenle işitme kaybına erken müdahale, yalnızca işitsel değil; bilişsel sağlığı da korumak açısından hayati önemdedir. İşitme sağlığınız sadece kulağınızla ilgili değildir. Beyniniz, yaşam kaliteniz ve geleceğinizle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden lütfen ertelemeyin. Si-Ser İşitme Merkezleri, sizleri ücretsiz işitme kontrolü yaptırmaya davet ediyor. Kendiniz için bir adım atın; kulaklarınıza, beyninize ve hayatınıza yatırım yapın"
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 08:57
71 yaşındaki kadının karnından 9 kiloluk kitle çıkarıldı
Karın şişliği, yemek yiyememe, yoğun gaz gibi şikayetlerle hastaneye başvuran 71 yaşındaki kadın hastanın karnında 35 santim boyunda, 9 kilogram ağırlığındaki kitle tespit edildi. Yumuşak doku tümörü olduğu belirlenen kitle, yapılan başarılı operasyonla çıkarıldı. Son bir yıldır karın şişliği, yoğun gaz, büyük abdest yapamama, idrar kaçırma, yemek yiyememe şikayetleri yaşayan ve bu süreçte yaklaşık 10 kilo kaybeden 71 yaşındaki kadın hasta Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde geçirdiği operasyonla sağlığına kavuştu. Gerçekleştirilen tetkiklerde, hastanın karın boşluğunu tamamen dolduran yaklaşık 35x40 santimetre büyüklüğünde kitle tespit edildi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, Genel Cerrah Doç. Dr. Ali Özant ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonda kitle başarılı bir şekilde çıkarıldı. Sorunsuz geçen ameliyatın ardından ilk gün idrar ve gaz problemi düzelen hasta, beslenmeye başlamasının ardından üçüncü gün sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Yurtdışından gelerek Yakın Doğu Üniversitesi’ne yatan 71 yaşındaki kadın hastanın operasyonunu gerçekleştiren Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, yumuşak doku tümörlerinin tıbbi ve toplumsal boyutuna dikkat çekerken, Genel Cerrah Doç. Dr. Ali Özant ise tedavi sürecindeki noktalara vurgu yaptı. Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan: "Dünyada her yıl yaklaşık 100 bin yeni yumuşak doku sarkomu vakası teşhis ediliyor" Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, sarkomların vücudun destek ve yapısını oluşturan yağ, yumuşak doku, kan damarları, bağ ve lifli dokulardan kaynaklanan kötü huylu tümörler olduğunu söyledi. Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, dünyada her yıl yaklaşık 100 bin yeni yumuşak doku sarkomu vakası teşhis edildiğini ifade etti. Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, "Sarkomların oluşumunda bazı genetik hastalıklar ve çevresel faktörlerin etkili olabileceği biliniyor. Ancak sarkomların çoğu sporadik yani rastlantısal ve idiopatik yani nedeni bilinmeyen vakalardır" dedi. Sarkomların patolojik sınıflamalarında ise 100’den fazla farklı doku yapısı ve genetik alt tip tanımlandığını vurgulayan Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, "Her alt tipin klinik seyri birbirinden farklı olabiliyor" ifadelerini kullandı. Yumuşak doku tümörlerinin sınıflandırılmasında, hücrelerin şekli, bağışıklık sistemi tepkileri ve genetik özelliklerin de dikkate alındığını belirten Prof. Dr. Salih Müjdat Balkan, "Tümörün bulunduğu bölge, büyüklüğü ve yumuşak doku sarkomunun doku yapısına göre de hastalığın seyri ve tedavi sonucu hakkında önemli bilgiler elde edilir" diye konuştu. Doç. Dr. Ali Özant: "Erken tanı ve hastalığın seyri tedavi başarısını doğrudan etkiliyor" Yumuşak doku sarkomlarının tanı ve tedavisinin uygun şartlarda ve alanında uzman hekimlerce yapılması gerektiğinin altını çizen Genel Cerrah Doç. Dr. Ali Özant ise "Tümörün ameliyatla geniş şekilde çıkarılmasının yanı sıra, hastalığın tekrarlama riskini azaltmak için ameliyat öncesi ve sonrasında radyoterapi ve kemoterapi gibi ek tedavi yöntemleri uygulanır" dedi. Aynı zamanda, farklı uzmanların bir arada çalıştığı bir yaklaşımın bu süreçte büyük önem taşıdığını da vurgulayan Doç. Dr. Özant, erken tanı konulmasının ve hastalığın tanı anında yayılmamış olmasının tedavi başarısını doğrudan etkileyen kritik faktörler olduğunu ifade etti.
12 Temmuz 2025 Cumartesi - 00:06
Sağlık okuryazarlığı arttırılacak
DÜZCE (İHA) – Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan sağlık okuryazarlığının arttırılması faaliyetleri Düzce’de devam ediyor. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri çeşitli eğitimler vererek farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Bu çerçevede Sağlık Bakanlığı tarafından toplum sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak, sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla hayata geçirilen Sağlıklı Hayat Akademisi eğitimleri Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinasyonunda devam ediyor.
11 Temmuz 2025 Cuma - 17:02
Estetik Cerrahı Öner: "Meme estetiği, yaşam kalitesini etkileyen tıbbi bir süreç"
Meme estetiğinin kadının yaşam kalitesini etkileyen önemli bir tıbbi süreç olduğunu söyleyen Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Öner estetik cerrahinin yalnızca bedensel değil, ruhsal bir iyileşme sağladığına ve özgüven kazandırdığına dikkat çekti. Meme estetiğinin yalnızca dış görünümle ilgili bir değişim değil; aynı zamanda kadının beden algısını, özsaygısını ve yaşam kalitesini etkileyen önemli bir tıbbi ve psikolojik süreç olduğunu vurgulayan Acıbadem Ankara Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Öner, meme estetiği operasyonlarını, kadınların bu alandaki ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlattı. Memenin bireysel ve toplumsal düzeyde kadına atfedilen kimlikle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Öner, "Meme, kadın bedeninde en dikkat çeken yapılardan biridir. Hem fiziksel hem de sembolik olarak kadın kimliğinin bir parçası olarak algılanır. Bu nedenle meme estetiği, çoğu zaman yalnızca estetik değil; duygusal, fiziksel ve sosyal bir ihtiyaçtan doğar" dedi. Meme estetiği denildiğinde en sık başvurulan operasyonların meme büyütme, küçültme ve dikleştirme olduğunu belirten Uz. Dr. Öner, bu cerrahi işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, medikal ihtiyaçlarla da gündeme geldiğini anlattı. Doğuştan meme hacmi küçük olan ya da doğum-emzirme sonrası hacmini kaybeden kadınların meme büyütme ameliyatlarını tercih ettiğini dile getiren Uz. Dr. Öner, bu işlemlerde hedefin doğal ve vücutla orantılı bir görünüm olduğunu vurguladı. Estetikten öte, yaşam kalitesini yükselten cerrahi bir çözüm Meme küçültme operasyonlarının ise özellikle büyük meme dokusunun yol açtığı duruş bozuklukları, sırt ve boyun ağrıları gibi fiziksel şikayetlere çözüm sunduğunu ve estetikten öte, yaşam kalitesini yükselten cerrahi bir çözüm olduğunu söyledi. Sarkmış memelere yeniden şekil kazandırmayı hedefleyen dikleştirme işlemlerinin ise tek başına uygulanabildiği gibi, büyütme veya küçültme ile kombine edilerek de gerçekleştirilebildiğini sözlerine ekledi. "Standart bir teknikle değil, bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla çalışıyoruz" Her kadının meme yapısı, vücut tipi ve beklentilerinin farklı olduğuna ve bu nedenle meme estetiği operasyonlarının kişiye özel planlanması gerektiğine değinen Uz. Dr. Öner, "Standart bir teknikle değil, bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla çalışıyoruz. Hastayı tanımak, yaşam tarzını, mesleğini, çocuk planını, egzersiz alışkanlıklarını bilmek cerrahi planlamayı doğrudan etkiler. Hastanın beklentisini anlamadan yapılan bir müdahale ne kadar teknik olarak başarılı olursa olsun, tatmin edici olmayabilir. Bu nedenle doğal ve dengeli bir sonuç için detaylı değerlendirme şart" dedi. "Doğru teknik uygulanırsa emzirme işlevi korunur" Kadınların meme estetiği operasyonları öncesinde en çok merak ettikleri konuların başında ameliyat sonrası emzirme ve his kaybı gibi riskler geldiğini aktaran Uz. Dr. Öner, bu konularda yaygın endişelerin bilimsel gerçeklerle giderilebileceğini söyledi. Doğru teknikle yapılan meme büyütme operasyonlarının süt kanallarına zarar vermeyeceğini belirterek "Böylece emzirme işlevi korunur. Aynı şekilde meme başı çevresine yapılan işlemlerde sinir yapılarının korunmasına özen gösterilir. Bu sayede his kaybı riski minimum seviyeye indirilebilir" dedi. En önemli şeyin hastayı dinlemek olduğuna işaret ederek "Estetik beklentinin ötesinde; hastanın hayat tarzı, mesleği, çocuk planı, egzersiz alışkanlıkları gibi pek çok faktör cerrahi planlamaya yön verir. Doğru hasta değerlendirmesi ve doğru teknik, doğal ve tatmin edici sonuçların temelini oluşturur" ifadelerini kullandı. "Tüm süreci hasta güvenliği odağında planlamak gerekiyor" Gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde meme estetiği ameliyatlarının çok daha güvenli ve konforlu hale geldiğinin altını çizen Uz. Dr. Öner, yeni nesil silikon protezler, gelişmiş dikiş materyalleri ve modern anestezi uygulamalarının bu süreci kolaylaştırdığını vurguladı. Multidisipliner ekip çalışmasının önemini hatırlatan Uz. Dr. Öner, "Tüm süreci hasta güvenliği odağında planlamak gerekiyor. Anestezi uzmanından hemşiresine, psikolojik danışmandan beslenme desteğine kadar her ayrıntı özenle ele alınmalı. Amacımız, fiziksel değişimi sadece görünüşle sınırlı kalmayan, bütüncül bir dönüşüme dönüştürmek" dedi. "Bizim görevimiz hem tıbbi hem psikolojik olarak bir destek sunmak" Estetik cerrahinin yalnızca bedensel değil, ruhsal bir iyileşme ve özgüven kazandırdığından bahseden Uz. Dr. Öner, meme estetiği geçiren kadınların büyük bir bölümünün ameliyat sonrası yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da olumlu değişimler yaşadığını ifade etti. Hastaların ameliyat sonrası memnuniyetiyle ilgili bilgi veren Uz. Dr. Öner şunları kaydetti: "Kadınların bize en çok söylediği şey şu, ‘Kendimi yeniden tamamlanmış hissediyorum’ Bu operasyonlar bazen yıllar süren rahatsızlığın son bulması, bazen özgürleşme, bazen de dahili bir barış haliyle sonuçlanıyor. Bizim görevimiz, bu dönüşüm yolculuğunda kadınların yanında olmak, onlara hem tıbbi hem psikolojik olarak bir destek sunmak."
11 Temmuz 2025 Cuma - 16:50
Filtrelenmiş fotoğraflar yetersizlik duygusu oluşturuyor
Sosyal medyada paylaşılan yazlık yaşam tarzı ve fit beden fotoğraflarının kişilerin beden algısını etkilediğine dikkat çeken Klinik Psikolog Özge Bilir, bu durumdan korunmak için sosyal medya detoksu ve beden olumlama yaklaşımını tavsiye etti. Yaz aylarında beden memnuniyetsizliğiyle bağlantılı kaygı ve sosyal kaçınma davranışlarında artış olduğunu belirten Acıbadem Bodrum Hastanesi Klinik Psikolog Özge Bilir, "İnsanlar daha çok kapandıkları, daha az sosyal ortama girdikleri, bedenlerini sakladıkları bir döngüye girebiliyorlar. Sıcak hava nedeniyle daha açık kıyafetler tercih edildiği için insanlar bedenleriyle daha çok yüzleşiyor. Plaj, havuz gibi alanlarda ‘ideal’ vücut algısı daha görünür hale geliyor. Bu da özellikle gençlerde ve kadınlarda beden memnuniyetsizliğini artırabiliyor. Duygu durum dalgalanmaları da yaz mevsiminde daha görünür oluyor. Mevsim değişimlerinde kişilerin ‘iyi ve mutlu hissetme’ baskısı altında stres yaşayabiliyor. Bunu yaparken gerçeklikten uzak bir anlayıştan kaçınmamız gerekiyor. Güzellik standartlarına uymadığını düşündüğümüz bedenimizin de kendi bakış açımıza göre kusurları olabilir. Mükemmeliyetçi düşüncelerimiz varsa törpüleyebilmek ve en önemlisi bedenimizin yaşamımız için bizi hayatta tuttuğu, kusursuz olmak zorunda olmadığımızı unutmamalıyız" diye konuştu. "Yaza hazır vücut baskısı artıyor" Psikolog Bilir, kış aylarında fazla düşünülmeyen kilo ya da vücut hatlarının, yaz öncesi diyet ve spor baskısıyla "bikini vücudu", "yaza fit gir", "detoks sezonu" gibi söylemlerle öne çıktığını vurguladı. Sosyal medyanın bilinçsiz kullanımının da bireylerin beden algısı üzerinde psikolojik, sosyokültürel ve bireysel olarak ciddi etkiler oluşturduğunu söyledi. Tüm bunların kişilerin bedenlerini yaz mevsimine "hazırlanması gereken" bir nesne gibi görmelerine neden olduğuna işaret eden Bilir, "Bu noktada beden algısı, kişinin kendi bedeni hakkındaki düşüncelerini, duygularını ve değerlendirmelerini içeriyor. Kişi kendini bu ‘ideal beden’ kalıplarına uymadığı için yetersiz hissedebiliyor" dedi. Sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların büyük bölümünün filtreli, pozlu ve idealize edilmiş olduğuna değinen Bilir, "Özellikle yaz tatillerinde estetik görünümler, lüks yaşam tarzları ve fit bedenler daha sık paylaşılıyor. Takipçiler bilinçli veya bilinçsiz olarak bu kişilerle kendilerini kıyaslayabiliyor" ifadelerini kullandı. "Depresyon ve sosyal fobi tetikleniyor" Filtrelenmiş fotoğrafların, estetik müdahalelerin, ulaşılamaz bir beden standardı sunduğunun altını çizen Bilir, özellikle ergenler ve genç yetişkinlerin bu içeriklere daha duyarlı olduğunu ve böylece gerçeklikten uzak beden algılarına daha kolay kapıldıklarını dile getirdi. Sosyal medyada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte beden memnuniyetsizliğinin, düşük benlik saygısının ve yeme bozukluklarının arttığını söyleyerek bu durumların sadece fiziksel değil, psikolojik sağlığı da etkilediğini; sosyal kaçınma, özgüven eksikliği, depresyon belirtileri ve sosyal fobinin bu süreçte daha sık ortaya çıktığını ifade etti. "Sosyal medya detoksu yapın" Beden algısındaki değişimlerin farkında olarak sağlıklı beden-zihin ilişkisini teşvik etmenin ruh sağlığı uzmanlarının en önemli görevlerinden biri olduğundan bahseden Psikolog Bilir, "Sosyal medya detoksu, ayna karşısında olumlu cümleler kurma egzersizi, beden olumlama yaklaşımını benimsemek ve gerekirse profesyonel destek almaktan çekinmemenin" bu süreçte faydası olacağını anlattı. Sosyal medyanın, gerçekliğin sadece bir kısmını yansıttığını hatırlatan Psikolog Bilir şunları söyledi: "Aynaya bakan kişi eksiklerini değil; kendisini hayatta taşıyan, nefes aldıran, duygularını taşıyan bedenini görmeli. Sosyal medyada karşılaştığınız görüntülerin gerçekliğini sorgulamanız, kendinizi daha az yargılamanıza yardımcı olabilir. Bedeninizin şekli, sizin kim olduğunuzu tanımlamaz. Yaz aylarını, kendinizle barışık geçirmeyi deneyin. Ruhunuz hafiflediğinde, bedeninize de daha nazik davranmaya başlarsınız.’’
11 Temmuz 2025 Cuma - 15:02
Ardahan’da işçiler basın açıklaması yaptı
Ardahan’da Öz Sağlık İş Sendikası üyeleri, Kamu çerçeve protokolü görüşmelerinde yaşanan tıkanmayı protesto etmek için basın açıklaması yaptı, ardından oturma eylemi gerçekleştirdi. Hak-İş Konfederasyonu’na bağlı Öz Sağlık İş Sendikası, Kaptanpaşa mahallesinde basın açıklaması ve oturma eylemi düzenledi. Grup adına konuşan Öz Sağlık İş Sendikası Ardahan Şube Başkanı Kurtuluş Kayatürk, Ocak ayından bu yana imzalanması beklenen Kamu Çerçeve Protokolü (KÇP) görüşmelerinin işçiler açısından büyük bir hayal kırıklığına dönüştüğünü söyledi. Kayatürk, işçilerin ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini vurgulayarak, "600 bin kamu işçisi aylardır tek kuruş zam almadan hizmet ediyor. Ama artık bıçak kemiği geçti, şah damarımıza dayandı. İşçinin dayanacak gücü kalmadı" ifadelerini kullandı. Açıklamasında, işçilerin kiralarını, kredi kartlarını ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirten Kayatürk, "KÇP’de yaşanan gecikme her gün onurumuzu kırıyor, insan gibi yaşama arzumuzu yok ediyor. Biz sadece hakkımız olanı istiyoruz. İşçinin yüzünü güldürecek tek gerçek; KÇP’nin işçi talepleri doğrultusunda hemen şimdi imza altına alınması ve toplu iş sözleşmelerinin bir an önce bitirilmesidir. Basın açıklamasının ardından topluluk, "Haklarımız için, emeğin onuru için, çoluk çocuğumuzun ekmeği için" sloganıyla 15 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi. Sendika üyeleri, ülke genelinde benzer eylemleri sürdüreceklerini ve talepler karşılanana kadar mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
11 Temmuz 2025 Cuma - 13:30
Film festivalinin sağlıkçılarına teşekkür
DÜZCE (İHA) – Düzce’de ilk defa gerçekleştirilen uluslararası film festivalinde görev alan sağlıkçılara Düzce Valisi Selçuk Aslan teşekkür belgesi verdi. Mayıs ayında Düzce’de ilk defa gerçekleştirilen Düzce Konuralp Uluslararası Film Festivalinde görev yapanlara teşekkür belgeleri ulaştırılmaya devam ediyor. Bu çerçevede festivalin sağlık ekibinde yer alan Düzce İl Sağlık Müdürlüğü personellerinden Batuhan Bülbül ve Ferhat Mezarcı’ya Düzce Valisi Selçuk Aslan tarafından Teşekkür Belgesi ile iletildi. Belgeleri ise Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Bülbül ve Mezarcı’ya vererek başarılarının devamını diledi.
11 Temmuz 2025 Cuma - 12:27
Yaşlı adam tıp öğrencilerinin eğitimi için bedenini kadavra olarak bağışladı
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi’ne kadavra bağışları sürüyor. Son olarak İstanbul Eyüpsultan’da yaşayan 72 yaşındaki Niyazi Madendere, bedenini tıp öğrencilerinin eğitimi için kadavra olarak bağışladı. ALKÜ Tıp Fakültesi’ne yapılan kadavra bağışlarına bir yenisi daha eklendi. Daha önce 5 kişinin bedenini bağışladığı fakülteye, İstanbul’da yaşayan 72 yaşındaki Niyazi Madendere de vefatının ardından kullanılmak üzere bedenini bağışladı. Vasiyetin yerine getirilmesi için gerekli yasal belgelerin hazırlanmasının ardından, ALKÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Kemal Erenler ile birlikte resmi protokol imzalandı. Prof. Dr. Erenler, son yıllarda kadavra bağışlarında artış yaşandığını belirterek, Madendere’ye duyarlılığından dolayı teşekkür etti. "Bu karar 50 yılı aşkın süredir aklımdaydı" Bağışçı Niyazi Madendere, kararını genç yaşlarda aldığını belirterek; "Bu karar 50 yılı aşkın süredir olgunlaşan ve beynimde yer eden bir karardı. Ülkemizde kadavra konusunda yeterince duyarlılık gösterilmediğini düşünüyorum. Kadavra görmeden mezun olan öğrenciler olmasın istiyorum. Bedenimin bilime ve insanlığa faydalı olmasını istedim. Bugün, en mutlu günüm. Bu bağışla başarılı hekimlerin yetişmesine katkı sağlayacağıma inanıyorum. Bu süreçte bana destek olan ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan’a, Dekanımız Prof. Dr. Ali Kemal Erenler’e ve ALKÜ ailesine teşekkür ederim" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder