SAĞLIK
Sakarya’da Modern Diş Sağlığı Ünitesi hizmete girdi 20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:25:28 Sakarya’nın Serdivan ilçesinde faaliyet gösteren Ada Tıp Hastanesi’nin yenilenen Ağız ve Diş Sağlığı Ünitesi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Sakarya Valisi Rahmi Doğan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın katıldığı törende, Türkiye’nin sağlık turizmindeki başarısı ve yerel sağlık yatırımlarının önemi vurgulandı. Serdivan ilçesinde düzenlenen açılış programına Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ve AK Parti Sakarya Milletvekili Murat Kaya katıldı. Protokol üyeleri, yenilenen teknolojik altyapıya sahip diş sağlığı ünitesini gezerek yetkililerden bilgi aldı. "Türkiye sağlık sektöründe parmakla gösteriliyor" Açılış töreninde konuşan Vali Doğan, Türkiye’nin sağlık alanındaki küresel başarısına dikkat çekerek, "Sağlık sektöründe hem kamu olarak hem de özel sektör olarak gelmiş olduğumuz nokta parmakla gösterilecek seviyede. Kamu olarak hastanelerimizdeki hizmetimize baktığınızda, özel sektördeki hastanelerimizin hizmetine baktığınızda gerçekten bütün dünyanın gözü burada. Bir sağlık turizmi başladı biliyorsunuz. Bu çerçevede ülkemize gelen binlerce insan burada tedavi oluyorlar ve tedavilerini sürdürüyorlar. Geçen hafta içerisinde Sapanca’da yapılan bir program vardı. Programa Bakan Mehmet Şimşek geldi. Sunumunun bir yerine saç ekilmiş bir Shakespeare fotoğrafı koymuştu. O da Türkiye’ye gelip saç ektirdi diye. Bugün geldiğimiz noktada gerçekten sağlık sektöründeki başarılar hem donanım anlamında hem de personel anlamındaki bu başarılar parmakla gösteriliyor. Yeni açılacak Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni ben test ettim. İlk hastalarından birisi benim. İlk tedaviyi bende yaptılar, çok konforlu ve ilimize yaraşır bir vaziyette. Hayırlı uğurlu olsun temennilerimi iletiyorum" dedi. "Deprem sonrası Sakarya’ya umut oldu" Serdivan’ın gelişiminde sağlık kurumlarının rolüne vurgu yapan Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yusuf Alemdar, "Serdivan’ın bugünkü gelişimi ve bugün başta Sakarya’mız olmak üzere bölge illere hizmet veren bu kurumumuz Serdivan’ın gelişimindeki en önemli taşlardan biri olduğuna ben şahidim. Deprem sonrasında yıkılmış bir şehrin insanlarının yeniden hayata tutunabilmesi, yeniden ufuklarının yeşermesi için Serdivan bölgesinde kurulmuş olan Ada Tıp Hastanesi bu bölgede bu insanlara umut oldu. Başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen, bizleri yalnız bırakmayan milletvekillerimize, bürokratlarımıza, iş adamlarımıza teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Dünyada başka böyle bir sağlık sistemi yok" AK Parti Sakarya Milletvekili Murat Kaya ise, "Tabii sağlık sektöründe güzel hizmetler yapılıyor Sakarya’da gördüğümüz kadarıyla, bildiğimiz kadarıyla da en iyisi Ada Tıp. Gittiğimiz programlarda görüyoruz ki dünyada başka böyle bir sağlık sistemi yok. Böyle güzel sağlık sistemini bize kazandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Sağlık hizmetinin böyle verildiği başka ülke yok. Biz memnunuz bu sistemden. İnşallah sistemi de bu şekilde götürmeye de devam edeceğimizi ifade ediyorum" şeklinde konuştu.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:17 Eskişehir’de Mart ayında 7 bin 368 eve sağlık ziyareti yapıldı Eskişehir’de Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında 7 bin 368 ziyaret hane yetkililerce ziyaret edildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 18 araç ve 18 ekip ile yürütülen Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında, Mart ayında toplam 7 bin 368 ziyaret gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, evde sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, "Evde sağlık hizmetleri; kronik hastalığı nedeniyle yatağa, cihaza ya da eve bağımlı olan ve yaşlılık sebebiyle sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük yaşayan bireyler için büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Gerçekleştirilen ziyaretlerden 149’una diyetisyen, 248’ine eczacı, 146’sına ise psikolog eşlik etmiştir. Bu sayede hastalarımıza daha kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmaktayız. Evde sağlık hizmetleri kapsamında muayene, takip, pansuman, kan alma ve tetkik işlemleri ile sağlık kurulu hizmetlerini bütüncül bir yaklaşımla sunuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetlerini bireylerimizin yaşam alanlarına taşıyarak konforlarını ve tedavi süreçlerini desteklemektir" diye konuştu. "479 ziyaret gerçekleştirdik" Evde Sağlık Hizmetleri’nin Evde Sağlık Koordinasyon Merkezi (ESKOM) bünyesinde 18 araç ve 18 ekip ile sürdürüldüğünü belirten Bildirici, vatandaşların 444 38 33 (444 EV DE) numaralı Ulusal Çağrı Merkezi üzerinden hizmete başvurabileceklerini ifade etti. 80 yaş üzeri bireylere yönelik yürütülen Sağlıklı Yaş Alma Merkezi (YAŞAM) hizmetlerine de değinen İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, "Aile hekimliği birimlerimizden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen vatandaşlarımız; evlerinde ziyaret edilmekte, hastanelerimizde oluşturulan YAŞAM polikliniklerinde hizmet almakta veya gerekli durumlarda uzaktan sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır.2026 yılı Mart ayında 80 yaş üzeri vatandaşlarımıza YAŞAM hizmetleri kapsamında toplam 479 ziyaret gerçekleştirdik" diyerek sözlerini tamamladı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:13 Mobil sağlık hizmetleri alay kasabasında vatandaşlara sağlık hizmeti verecek Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı mobil sağlık timleri, 22 Nisan Çarşamba günü Alay Kasabası’nda vatandaşlarla buluşacak. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti ulaştırılmaya devam ediliyor. Bu kapsamda sahaya çıkan Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; "Gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında vatandaşlara mobil sigara bırakma polikliniği hizmeti sunulacak, uzman doktor tarafından sigara bırakma danışmanlığı verilecek. Ayrıca 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapılırken, ailelere bilgilendirme sağlanacak. Program çerçevesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme ve obezite ile mücadele konusunda danışmanlık hizmeti verilecek, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri sunulacak" ifadelerine yer verildi. Mobil ekip ayrıca evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlı bireylerin sağlık durumlarını da yerinde değerlendirerek gerekli yönlendirmelerde bulunacak.
Şeydanur’un hikayesi umut oldu; Vedat da artık yutkunabiliyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:55 Şeydanur’un hikayesi umut oldu; Vedat da artık yutkunabiliyor Yemek borusundaki daralma nedeniyle katı gıda tüketemeyen 35 yaşındaki Vedat Akkuş, bir yudum su değil tükürüğünü yutabilmek adına çaldığı her kapıdan ses tellerini kaybetme riski olduğunu öğrendi. Yaptığı araştırmalarda daha önce Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduktan sonrasında Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay’a gelen Akkuş, yapılan operasyonla hem sesini kaybetmedi hem de katı-sıvı her besini tüketebilir hale geldi. İstanbul’da yaşayan Vedat Akkuş, 2023 yılında yutkunamama şikâyetiyle gittiği hastaneden kanser teşhisiyle ayrıldı. Tümörün ses tellerine çok yakın olması nedeniyle ameliyatla tümörden kurtulamadığını bunun yerine radyoterapi ve kemoterapi alması gerektiğini aktaran Vedat Akkuş, söz konusu tedavilerin işe yaradığını ancak bu süreçte yemek borusunun daraldığını söyledi. Radyoterapi sürecinden 16 gün sonra tükürüğünü dahi yutamayacak hale geldiğini anlatan Vedat Akkuş, bu rahatsızlığı nedeniyle mideden tüple beslenmek durumunda kaldığını aktardı. 35 yaşındaki Vedat Akkuş, "Benim için gerçekten çok acı vericiydi. Ben çok aktif bir insandım, tüm hayatım bir anda alt üst oldu. Ama sabrettim, araştırdım. Değerli hocalarımızla tanıştım. Bugün çok iyiyim. Ameliyattan bugüne meyve suyu, süt gibi içecekler tükettim" sözlerini kaydetti. Şeydanur’un haberini okuyunca geldi Tedavi olmak ve yeniden bir yudum su içebilmek için gitmediği doktor kalmadığını ve daha önce kendisinin durumunda olan Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduğunu söyleyen Vedat Akkuş, "Şeydanur Hanıma da geçmiş olsun. Onun haberini görüp de İstanbul’dan İzmir’e geldim. O da tez zamanda şifasını bulur umarım. Sayısız doktora gitmişimdir. Farklı bir sonuçla karşılaşmaktan korktum. Herkes bana ses tellerinizi kesinlikle kaybedeceksiniz diyordu. Biz orayı çıkartacağız dediler, 3 ay gibi yoğun bakım süreci de olabileceğini söylediler" diye konuştu. Geçirdiği operasyon sonrasında meyve suyu ve süt içtiğini belirten Vedat Akkuş, "İçmeden önce çok korktum. 2 senedir bir şey yiyip içemiyorum. Unutkanlığım var. Daha öncesinde yemek yemeyi denemiştim, nefes boruma kaçmıştı ve zor kendime gelmiştim. Bu nedenle hala yutarken korkuyorum. Alışana kadar bu devam edecektir" dedi. Yemek borusu tamamen tıkanmıştı Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, Vedat Akkuş hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Süleyman Günay, şu ifadeleri kullandı: "Vedat Bey 2023 yılında üst özofagus skuamöz hücreli kanser teşhisi alıyor. Ses tellerine çok yakın olduğu için ameliyattansa radyoterapi ve kemoterapi tercih ediliyor. Kanserler radyoterapi ve kemoterapiye iyi cevap veriyor. Ancak radyoterapiden sonra radyoterapinin bir yan etkisi olarak yemek borusunun üst kısmı tamamen kapanmış ve tükürüğünü dahi yutamaz duruma gelmiş. Gerçekten biz de endoskopiyle bir ay önce baktığımızda yemek borusunun tamamen tıkanmış olduğunun teşhis ettik. Bu onun sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkiliyordu. Beslenme için de midesine bir peg dediğimiz beslenme tüpü açılmıştı; oradan besleniyordu. ‘Tekrar bir yudum su içebilir miyim? Tükürüğümü yutabilir miyim?’ arayışıyla bir sürü doktoru gezmiş. Evet, ‘ameliyat olabilirsin’ demişler, ama ses tellerini kaybetme riski vardı. Bize geldiğinde biz de baktık ve evet hiçbir açıklık yoktu. Bir ameliyat yöntemi vardı, bu açıklığı sağlayacak ama dünyada çok az hastaya yapılmış bir tedaviydi ve çok riskliydi. Önce bir baktık, hastamıza bir ay kadar düşünme süresi verdik. Vedat Bey çok uyumlu bir hastaydı. Kendisine bu sürede risklerini anlattık ve sonunda Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Turan Acar ile birlikte ameliyatı gerçekleştirdik." Vedat Akkuş’un durumu nedeniyle ameliyatın zorlayıcı geçtiğini aktaran Doç. Dr. Süleyman Günay, "Vedat Bey, ameliyattan sonra katı gıda yine tüketemiyor. Ama tükürüğünü yutabiliyor, sıvıları içebiliyor. Bunlar da hayatında olumlu yönde değişiklikler yarattı. Ben de daha önce yaptığım bir ameliyat değildi. Benim için de ilk oldu. Teknik olarak yapılabildiğini biliyordum. Ancak daha önce hiç uygulamamıştım" ifadelerini kullandı.
"Gebelik şekeri bebekte obezite ve tansiyon riskini artırıyor"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:53 "Gebelik şekeri bebekte obezite ve tansiyon riskini artırıyor" Yaklaşık her 10 gebeden 1’inin gebelik şekeri tanısı aldığını belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Gebelik şekeri, annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini artırır. Ayrıca bebekte yenidoğan döneminde şeker düşüklüğü ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir" dedi. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, gebelikte şeker hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Tutal, "Gebelik şekeri, gebelik sırasında tespit edilen kan şekeri yüksekliğidir. Gebelik şekeri annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini artırır. Ayrıca bebekte yenidoğan döneminde hipoglisemi (şeker düşüklüğü) ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir. Şeker hastalığı gelişme riskini artıran unsurlar ise ailede şeker hastalığı olması, gebelikten önce kilolu olmak, 4.5 kilogramdan daha ağır bebek doğurmuş olmak, öncesinde erken doğum yapmış olmak, gebelik öncesi gizli şeker hastalığı, 25 yaşın üzerinde gebe kalmak ve polikistik over sendromudur" diye konuştu. "Tanı konma süreci" Hiçbir risk faktörü olmadan da gebelik şekerinin gelişebileceğinin unutulmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Tutal, "Genellikle gebeliğin 24. ve 28. haftaları arasında gebelik şekeri teşhisi konulur. Önceden gebelik şekeri geçirdiyseniz veya doktorunuz riskli olduğunuzu düşünüyorsa, 13. haftadan önce de testler yapılabilir. Gebelik şekeri taraması, oral glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi olarak bilinir) ile yapılır. 50 gram glukozlu içecek içildikten 30 dakika sonra alınan kan düzeyine bakılır. Test sonucu anormal ise 100 gram glukoz ile tekrar test yapılır" şeklinde konuştu. "Şeker yükleme testi değil, annede şeker olduğunu bilmemek riskli" Şeker yükleme testi yaptırmanın zararlı olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Tutal, "Test sırasında alınan şeker, 1 bardak şekerli içecek, birkaç dilim tatlı ya da bir tabak pirinç pilavındaki şeker kadardır. Asıl riskli olan durum annede gebelik şekeri olması ve bu durumun bilinmemesidir. Anne kanındaki yüksek şeker, bebeğe geçerek bebekte aşırı miktarda insülin üretilmesine bu da bebeğin aşırı büyümesine neden olur. Aşırı büyük olan bebeklerin doğum travmalarına maruz kalma ihtimalleri artar. Annenin yüksek kan şekeri, erken doğumu tetikleyebileceği gibi bebeğin aşırı büyük olması da erken doğum kararının alınmasına neden olabilir. Gebelik şekeri olan annelerin bebeklerinde doğum erken olmasa bile akciğer gelişimi yetersiz olabilir ve bebek doğduğu zaman nefes almakta zorlanabilir. Kan şekeri kontrolsüz olan annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası kan şekeri düşebilir. Çok ciddi düşüşler bebeğin havale geçirmesine neden olabilir. Derhal kan şekerinin yükseltilmesi gerekir. Gebelik şekeri olan annelerden doğan bebeklerde yaşamlarının ileri dönemlerinde obezite ve tip 2 diyabet hastalığı gelişme riski artmıştır" ifadelerini kullandı. "Anneye verdiği zararlar" Uzm. Dr. Tutal, gebelik şekerinin anneye ve bebeğe yansıyabilecek olumsuz etkilerini şöyle paylaştı: "Gebelik şekeri, yüksek tansiyon riskini arttırır. Ayrıca hem anne hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokan preeklampsi riskini arttırır. Gebelik şekeri geçirdiyseniz, bir sonraki gebelikte de muhtemelen gebelik şekeri olacaksınızdır. Ayrıca yaşınız ilerledikçe tip 2 diyabet hastası olma ihtimaliniz de artacaktır. Gebelik şekeri geçiren kadınların yaşam tarzlarında yapacakları sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi sağlıklı değişimler, gelecekte şeker hastası olma ihtimallerini azaltır. Diyetle kan şekeri kontrol altına alınamayan hastalarda insülin tedavisi gerekir. Doğum sonrası kan şekeri ölçümüne bir süre daha devam edilmelidir. Doğumdan yaklaşık 2 ay sonra şeker yüklemesi yapılarak şekerin tamamen normale döndüğünden emin olunmalıdır. Daha sonra her 2-3 yılda bir diyabet riskinin değerlendirilmesi gereklidir. Bu hastalığın tedavisi endokrinoloji ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekimlerince yapılmaktadır."
Sivas’ta mobil kanser tarama aracı sayesinde erken tanı oranı artıyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:57 Sivas’ta mobil kanser tarama aracı sayesinde erken tanı oranı artıyor Sivas Valiliği himayesinde, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmete alınan Mobil Kanser Tarama Aracı, kırsal kesimdeki kadınlar başta olmak üzere tüm Sivaslıların meme kanseri taramalarına erişimini rekor düzeyde artırdı. Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak öne çıkarken, mobil hizmetle birlikte tarama sayılarında dikkat çekici bir artış yaşandı. Kırsalda Yaşayanlara Kolay Erişim Sivas İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı’nın kanserle mücadele politikası doğrultusunda mevcut KETEM merkezlerini desteklemek amacıyla, Sivas Valiliği katkılarıyla 2024 yılı Kasım ayında Mobil Mamografi Tarama Aracını hizmete sundu. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran bu uygulama sayesinde, tarama hizmeti vatandaşın ayağına kadar götürüldü. 2025 yılının ilk altı ayında çekilen toplam 5 bin 658 mamografinin 3 bin 205’i (%56,6’sı) mobil araçla gerçekleştirildi. Bu taramaların 1.873’ü doğrudan kırsal alanlarda yapıldı. Taramalar sonucunda 328 kişinin sonucu pozitif çıktı ve bu kişiler ileri tetkik için Sivas Numune Hastanesi Tarama Sonrası Teşhis Merkezi’ne yönlendirildi. "Kadınlarda en çok görülen kanser türüdür" Yıldızeli Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Umut Buluz, mobil tarama aracının ilçe halkı için önemli bir hizmet sunduğunu belirterek, "Valiliğimizin vermiş olduğu mobil kanser tarama aracı; İl Sağlık Müdürlüğümüz, İlçe Sağlık Müdürlüklerimiz ve hastanemiz arasında yapılan organizasyon neticesinde belirli aralıklarla hastanemize gelmektedir. Aracımıza gelen hastalarımıza mamografi testlerini gerçekleştirdikten sonra, rahim ağzı kanseri ve meme kanseri hakkında da bilgi verilmektedir. Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Buraya gelen hastalarımıza meme kanseri ve rahim ağzı kanseri hakkında bilgiler veriyoruz ve hastaların mamografi tetkiklerini araç içerisinde gerçekleştiriyoruz. İsteyen hastalarımıza, rahim ağzı kanseri hakkında bilgiler verdikten sonra tarama yapmak için hastane içerisine yönlendiriyoruz." dedi. "Haftada 100 kadına kanser taraması gerçekleştiriliyoruz" Dr. Buluz, hizmetin kapsamına ilişkin olarak, "Araç içerisinde meme kanseri taraması yapılan hastaların görüntüleri, uzman hekimler tarafından incelenerek ileri tetkik gerektiren hastaları da il merkezlerine yönlendiriyoruz. Valiliğimizin vermiş olduğu bu mobil kanser tarama aracı ile haftada 80 ila 100 kadının kanser taramasını gerçekleştiriyoruz. İsteyen hastalarımızdan da rahim ağzı kanseri için örnekler alabiliyoruz. Kanser taraması yaptırmak isteyen kadınlar, hastanemize geldikten sonra sekreterlik bölümünden kayıt oluşturarak acil servis önünde bulunan mobil kanser tarama aracında mamografilerini çektirebilirler" ifadelerini belirtti.
Op. Dr. Gökmengil: "Şah damarı hastalıkları felç riskini artırıyor"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:54 Op. Dr. Gökmengil: "Şah damarı hastalıkları felç riskini artırıyor" Beyne giden ana damarlardan biri olan karotis arterlerde (şah damarlarında) meydana gelen daralma veya tıkanıklığın, inme (felç) riskini büyük ölçüde artırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Hayat Gökmengil, karotis arter hastalıklarının sinsi ilerleyen ancak erken teşhisle önlenebilen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Beyne giden en kritik damarlar arasında yer alan karotis arterlerdeki daralma veya tıkanıklığın, felç riskini ciddi şekilde artırdığını, karotis arter hastalığının genellikle sessiz seyrettiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Hayat Gökmengil, bu hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve ani felçlerle sonuçlanabileceğini söyledi. Op. Dr. Gökmengil, karotis arter hastalığının genellikle damar duvarlarında kolesterol ve yağ birikimi (ateroskleroz) sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Zamanla bu plaklar damarın iç yüzeyini daraltarak beyne giden kan akışını kısıtlar. Bazen bu plaklardan kopan parçalar beyin damarlarını tıkayarak ani felce neden olabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi hayati önem taşır" dedi. "Belirtileri dikkate alın" Bazı belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Gökmengil, şöyle devam etti: "Yüzün bir tarafında ani uyuşma veya güçsüzlük, konuşma bozukluğu, tek gözde geçici görme kaybı, ani baş dönmesi veya dengesizlik gibi şikayetler geçici iskemik atak (TIA) belirtileridir. Bu şikayetler kısa süreli olsa bile ciddi bir inme riskinin habercisidir." "Yüksek tansiyon riski artırabiliyor" Yüksek tansiyon, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, diyabet, ileri yaş ve ailede kalp-damar hastalığı öyküsünün, şah damarlarında daralma riskini artabileceğini söyleyen Gökmengil, "Risk grubundaki kişiler düzenli sağlık kontrollerini yaptırmalıdır. Karotis arter hastalığı doppler ultrason, BT anjiyografi veya MR anjiyografi ile teşhis edilebilir. Tedavi süreciyse hastalığın seviyesine göre planlanır. İlk aşamada ilaç tedavileriyle kan basıncı, kolesterol ve pıhtılaşma kontrol altına alınır. Yaşam tarzı değişiklikleri, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sigarayı bırakmak, tedavinin önemli bir parçasıdır. İleri derecede daralmalarda ise cerrahi yöntemlerle damarın açılması gerekir. Karotis endarterektomi veya stent uygulamaları, felç riskini büyük ölçüde azaltır" şeklinde konuştu.
"Meme kanserinde farkındalık, erken teşhisin ilk adımı"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:54 "Meme kanserinde farkındalık, erken teşhisin ilk adımı" Meme kanserinin erken tanısının hayati önem taşıdığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Necati Özen, "Yaşam boyu her 8 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Bu nedenle erken tanı ve düzenli kontroller büyük önem taşıyor. Kadınlar kendi bedenlerini tanımalı, fark ettikleri değişiklikleri gecikmeden hekime danışmalıdır. Farkındalık, erken teşhisin ilk adımıdır" dedi. 1-31 Ekim tarihleri arasında kutlanan Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan VM Medical Park Samsun Hastanesi Prof. Dr. Necati Özen, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Özen, "Yaşam boyu her 8 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Bu nedenle erken tanı ve düzenli kontroller büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Prof. Dr. Özen, tümör çapı 2 cm’den küçük ve koltuk altında lenf bezi büyümesi olmayan evre 1 hastalarda tedavi sonrası 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 98’e ulaştığını ifade etti. Prof. Dr. Özen, "Meme kanserinde erken tanı, tedavi sürecinin en kritik basamağıdır. Kitle ne kadar küçükse, tedavi o kadar etkili ve kolay olur" açıklamasında bulundu. "Belirtiler göz ardı edilmemeli" Meme kanserinin bazı belirtilerle kendini gösterebileceğini belirten Prof. Dr. Özen, şu uyarılarda bulundu: "Memede veya koltukaltında ağrısız, sert kitleler, meme şeklinde ve büyüklüğünde belirgin değişiklikler, meme cildinde kızarıklık veya portakal kabuğu görünümü, meme başından kanlı veya berrak akıntı, meme başında çöküntü veya şekil bozukluğu, düzenli kontrol alışkanlık haline getirilmeli." Kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özen, "35-40 yaş arası kadınların en az bir kez dijital mamografi çektirmesi, 40-45 arasında en az 2-3 defa ve 45 yaştan itibaren 75 yaşına kadar her yıl mamografi çektirmesi gerekir" diye konuştu. "Farkındalık, erken teşhisin ilk adımıdır" Meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını büyük oranda artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Özen, "Kadınlar kendi bedenlerini tanımalı, fark ettikleri değişiklikleri gecikmeden hekime danışmalıdır. Farkındalık, erken teşhisin ilk adımıdır" ifadelerini kullandı.
"Erkeklerde de meme kanseri görülebilir"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:29 "Erkeklerde de meme kanseri görülebilir" Meme kanserinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de görülebileceğine dikkat çeken Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Kadın veya erkek fark etmeksizin herkes, memesinde ya da koltuk altı bölgesinde oluşan değişiklikleri fark edebilmek için düzenli olarak kendi kendine muayene yapmalıdır. Küçük bir kitle bile fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi. İstinye Üniversitesi Medical Park Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, meme kanserinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de görülebileceğini belirterek erken tanının her iki cinsiyet için de hayati önem taşıdığını söyledi. "Erken tanı, yaşam süresini uzatıyor" Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çil, "Tüm hayatı boyunca ortalama dokuz kadından biri bu hastalığa yakalanabiliyor. Erken tanı ve hızlı tedavi, normal bir yaşam sürebilmek için elzemdir. Teknolojik gelişmeler sayesinde erken tanı konulması kolaylaşmaktadır. Genetik analizler ve risk faktörlerinin belirlenmesi sayesinde önleyici meme ameliyatları da yapılabiliyor" diye konuştu. "Kendi kendine muayene hayat kurtarabilir" Meme kanserinin erken teşhisinde kişinin kendi vücudunu tanımasının büyük rol oynadığını belirten Çil, "Kadın veya erkek fark etmeksizin herkes, memesinde ya da koltuk altı bölgesinde oluşan değişiklikleri fark edebilmek için düzenli olarak kendi kendine muayene yapmalıdır. Küçük bir kitle bile fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi süreci çok yönlü ilerliyor" Erken tanı konulan hastalarda ilk olarak çıkarılan meme dokusunun patolojik incelemeye gönderildiğini aktaran Prof. Dr. Çil, "Patoloji ve radyoloji sonuçlarına göre cerrah, gerek görürse önleyici cerrahi uygulayabilir. Meme dokusu alınan hastalarda estetik olarak da çok başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Tedavi sadece cerrahiyle sınırlı değildir. Onkoloji ve radyoterapi uzmanlarının da yer aldığı çok yönlü bir tedavi planı ile hastalığın tekrarlama riski en aza indirilebilir" şeklinde konuştu. "Erkeklerde görüldüğünde seyir daha ağır olabilir" Meme kanserinin erkeklerde de görülebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Çil, şu uyarılarda bulundu: "Toplumda meme kanseri çoğunlukla kadın hastalığı olarak bilinir. Ancak erkeklerde de bu hastalık görülebilir. Ne yazık ki erkeklerde fark edilmesi genellikle daha geç olduğu için hastalık daha ileri evrede tanı alır. Bu da tedavi sürecini zorlaştırır. Bu nedenle erkeklerin de memede kitle, çekilme veya akıntı gibi değişiklikleri ciddiye alması gerekir." "Meme protezi kanser riskini tamamen ortadan kaldırmaz" Meme dokusu alınan kişilerde bile kanser riskinin tamamen ortadan kalkmadığını söyleyen Prof. Dr. Çil, "Her iki meme dokusu çıkarılsa bile meme üzerindeki cilt dokusu da memenin bir parçasıdır. Dolayısıyla risk çok azalsa da sıfır değildir" açıklamasında bulundu. "Farkındalık erken teşhisin ilk adımı" Gelişen laboratuvar ve genetik analiz teknikleriyle erken tanı şansının arttığını vurgulayan Prof. Dr. Çil, "Erken fark edilen meme kanseri, doğru tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilir. Kadınlar kadar erkeklerin de bu konuda bilinçli olması gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.
Tiroid cerrahisi Adana’da masaya yatırıldı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:14 Tiroid cerrahisi Adana’da masaya yatırıldı Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde, Türk Cerrahi Derneği iş birliğiyle "Tiroid Cerrahisinde İntraoperatif Sinir Monitörizasyonunda Güncel Durum" başlıklı toplantı düzenlendi. Bölgesel ölçekte gerçekleşen etkinlik, Türkiye’nin birçok şehrinden gelen cerrahların katılımıyla büyük ilgi gördü. Toplantının açılışında konuşan Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, cerrahinin yalnızca teknik bir işlem değil aynı zamanda bir zanaat olduğunu söyledi. Haberal, "Cerrahi işlemler hassasiyet gerektirir. Cerrah bir zanaatkardır. Bu anlayışla hareket edildiğinde komplikasyon oranları asgari düzeye iner. Bugün gerçekleşen toplantı, hastanelerimizin uluslararası alanda tıbbın ulaştığı en üst düzeydeki uygulamaları takip ederek, yurt içinde ve yurt dışında sağlık kurumlarıyla hizmet gücünü birleştirip dünya standartlarında çağdaş sağlık hizmeti sunan bir kuruluş olmayı sürdürme vizyonunun bir göstergesidir. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum’’ diye konuştu. Tiroid cerrahisinde sinir monitörizasyonunun önemi Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Yabanoğlu, Türkiye’nin tiroid cerrahisi alanında dünyada öncü ülkelerden biri olduğunu belirterek, özellikle rekürrens sinirlerinin korunmasında intraoperatif sinir monitörizasyonunun çok önemli olduğunu ifade etti. Yabanoğlu, "Tiroid hastalıkları ülkemizde endemik düzeydedir. Bu nedenle sinir monitörizasyonu ile ilgili farkındalık oluşturmak, güncel gelişmeleri paylaşmak ve cerrahlarımızı bilgilendirmek için bu toplantıyı gerçekleştirdik" dedi. Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Yıldırım ise toplantının ana fikrini ve üniversitenin vizyonunu dile getirdi. Yıldırım "Tiroid ameliyatlarında görülen sinir komplikasyonlarının nasıl azaltılabileceği ve hastalara en faydalı yaklaşımın ne olabileceği üzerine odaklanıyoruz. Amacımız zarar vermeden tedavi etmek; Hipokrat’ın da dediği gibi önce zarar vermemek, sonra korumaktır. 1994’ten bu yana Türkiye’nin ilk vakıf tıp fakültesi olma sorumluluğuyla hareket eden üniversitemiz, beş ayrı şehirdeki hastaneleri ve güçlü akademik kadrosuyla hizmet vermektedir. Tiroid cerrahisinde bilimin ve teknolojinin getirdiği yenilikler ve uygulamalarla hastalara en iyi hizmeti vermeyi hedefliyoruz. Bu toplantı da bu vizyonun somut bir örneği olarak değer taşımaktadır"şeklinde konuştu. Türkiye’de tiroid hastalıkları çok yaygın Türk Cerrahi Derneği Başkanı Dr. Ahmet Serdar Karaca’da, bu sempozyumun cerrahi camiası için önemi hakkında şunları ifade etti: "Türkiye’de tiroid ve paratiroid hastalıkları oldukça yaygındır. Bu sempozyumda kanıta dayalı güncel yaklaşımlar ve teknolojik imkanların cerrahiye nasıl entegre edileceğini konuşuyoruz. Sinir monitörizasyonu sayesinde komplikasyon oranlarını azaltmak ve hastalarımıza daha güvenli ameliyatlar sunmak mümkün hale gelmiştir." Katılımcıların soru sorarak, görüşlerini paylaşarak ve fikir alışverişinde bulunarak sürece aktif katkı sunduğu toplantı, karşılıklı etkileşimle verimli ve zengin bir içerikle dört oturumda interaktif bir şekilde gerçekleşti.
’Uluslararası Sağlık Turizmi Strateji Toplantısı’ düzenlendi
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:06 ’Uluslararası Sağlık Turizmi Strateji Toplantısı’ düzenlendi Eskişehir’de düzenlenen ’Uluslararası Sağlık Turizmi Strateji Toplantısı’nda şehrin uluslararası sağlık turizmi potansiyeli değerlendirildi. Toplantı, Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik’in başkanlığında Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Sağlık Turizmi İl Koordinatörü Mesut Fevzi Karlı’nın sunum yaptığı toplantıda, Eskişehir’in uluslararası sağlık turizmi potansiyeli değerlendirildi. Mevcut imkanlar, hedef pazarlar, iş birliği modelleri ve şehrin bu alanda izleyebileceği stratejik yol haritası üzerine kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, Eskişehir’in sağlık turizminde bölgesel bir merkez haline gelmesi için atılması gereken adımları ve izlenecek yöntemleri ele aldı. Toplantı sonunda, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında iş birliğini artıracak, şehrin tanıtımını güçlendirecek ve sağlık turizmini destekleyecek çeşitli stratejik planlamalar üzerinde mutabakata varıldı. Sağlık Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Ersin Işıldı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Umut Aktaş, , Eskişehir Sağlık Turizmi Derneği (ESKTUD) Başkanı Dr. Türkan Tünerir ve sektör temsilcileri toplantıya katılım sağladı.
Böbreği ile oğluna ikinci kez hayat verdi
08 Ekim 2025 Çarşamba - 09:56 Böbreği ile oğluna ikinci kez hayat verdi Henüz 2.5 yaşındayken kansızlık nedeniyle yapılan tetkiklerde böbrek kanallarında darlık tespit edilen Yusuf Eren Özbek’in yaşam mücadelesi 22 yıl sonra böbrek nakliyle yeni bir döneme girdi. Annesi Kadriye Özbek (46), oğluna ikinci kez hayat verdi. Kontrol gününe denk gelen doğum gününde Acıbadem Kent Hastanesi ekibi tarafından pastalı sürprizle karşılaşan Eren, "Böbrek nakliyle ikinci hayatım, üniversite mezuniyetim ve iş hayatım aynı döneme denk geldi. Bu pastayla hepsini kutluyorum" dedi. Çanakkale’de yaşayan Kadriye-Mesut Özbek çiftinin iki çocuğundan büyüğü olan Yusuf Eren’e, 2.5 yaşında kansızlık nedeniyle yapılan tetkiklerde doğuştan böbrek kanallarında darlık tanısı konuldu. Sol böbreği gelişmemiş, sağ böbreği ise hasar görmüştü. Darlık açma ameliyatı geçiren Eren’in 10 yıl bu şekilde idare edebileceği belirtilse de düzenli doktor kontrolü ve iyi bakım sayesinde 22 yaşına kadar geldi. Ancak geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan tetkiklerde kreatinin değerleri yükselince diyaliz süreci başladı. Bir ay diyaliz tedavisi gören Eren, nakil için Acıbadem Kent Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde annesi Kadriye Özbek’in uygun verici olduğu belirlendi. 28 Ağustos’ta gerçekleştirilen nakil operasyonu, Uzm. Dr. Işık Özgü başkanlığındaki Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Uzm. Dr. Gökhan Ekin ve Doç. Dr. Mert Akan’dan oluşan ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Doğum günü 1 Ekim Kontrollerine düzenli devam eden Eren, doğum günü olan 1 Ekim’de hastaneye geldiğinde büyük bir sürprizle karşılaştı. Böbrek nakli ekibi, doğum gününe özel pasta keserek Eren’e moral verdi. Pastasını Prof. Dr. Hüseyin Töz ve Uzm. Dr. Işık Özgü ile birlikte kesen Eren, hem ekibe hem de annesine teşekkür ederek, "Yıllarca hastalığı kendime kondurmadım. Diyaliz sürecim sadece bir ay sürdü. Annem bana böbreğini vererek makineye bağlı yaşamaktan kurtardı. Şimdi yeni bir hayat başlıyor. Trakya Üniversitesi Hibrit ve Elektrikli Araçlar Teknolojisi Bölümünden mezun oldum. Makinesiz, özgür bir hayata adım atıyorum" dedi. Anne Kadriye Özbek ise oğluna böbreğiyle şifa olmanın tarif edilemez bir mutluluk olduğunu söyledi. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Töz de hastasıyla ilgili şu bilgileri paylaştı: "Eren, 2.5 yaşında kansızlık nedeniyle yapılan tetkiklerde doğuştan böbrek kanal darlığı tanısı almıştı. 20 yıl boyunca kronik böbrek hastası olarak takip edildi. Diyaliz sürecinin ardından annesi gönüllü verici oldu ve nakil başarıyla gerçekleşti. Kontrol randevusu doğum gününe denk gelince ekip arkadaşlarımız küçük bir kutlama organize etti. Hastalarımızın moral ve motivasyonu bizim için çok önemli. Eren’in yeni yaşını sağlık dileklerimizle kutladık."
ANKA Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Karslıgil’den alzaymır uyarısı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 09:43 ANKA Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Karslıgil’den alzaymır uyarısı Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Beyhan Karslıgil, alzaymırda erken teşhisin ve düzenli takibin önemini vurguladı. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Beyhan Karslıgil, alzaymır hastalığının giderek artan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek, erken teşhisin ve düzenli takibin önemini vurguladı. Dr. Karslıgil, alzaymırın yalnızca yaşlılıkla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Unutkanlık, günlük yaşamı etkilemeye başladığında sıradan bir yaşlılık belirtisi olarak görülmemelidir. Erken evrede tanı konulan alzaymır hastalarında, uygun tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile sürecin yavaşlatılması mümkündür. Bu nedenle ailelerin, yakınlarındaki bellek sorunlarını dikkate alması son derece önemlidir" dedi. Alzaymırdan korunmada sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, zihinsel egzersizler ve sosyal yaşamın da büyük rolü olduğunun altını çizen Dr. Karslıgil, özellikle 65 yaş üstü bireylerin belirli aralıklarla nörolojik muayeneden geçmesi gerektiğini ifade etti. ANKA Hastanesi olarak alzaymır ve diğer nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde güncel yöntemleri kullandıklarını dile getiren Dr. Karslıgil, "Amacımız, hastalarımızın yaşam kalitesini en üst seviyede korumak. Bu noktada hem bireylere hem de ailelerine destek oluyoruz" ifadelerini kullandı.