SAĞLIK
Karabük’te hastaneye anne ve bebek sağlığında iki başarı belgesi 10 Nisan 2026 Cuma - 09:12:12 Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı" kapsamında iki ayrı teşekkür belgesi alırken "Bebek Dostu Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi" unvanını kazandı. Anne, bebek ve çocuk sağlığı hizmetleri çerçevesinde emzirmeyi korumak, desteklemek ve özendirmek amacıyla yürütülen program kapsamında hastane, ulusal değerlendirme ekiplerince incelendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hastanenin hem "Bebek Dostu Hastane" hem de "Bebek Dostu Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi" unvanlarını koruduğu tescillendi. Hastanenin sürdürülebilir başarıları dolayısıyla verilen teşekkür belgeleri, Karabük İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara tarafından, Başhekim Doç. Dr. Erkan Doğan ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Müyesser Demir’e takdim edildi. Törene, Karabük Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan ve Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş de katıldı. İl Sağlık Müdürü Kara, törende yaptığı konuşmada anne sütünün önemine dikkat çekerek, "Hastanemizin hem genel hizmetlerde hem de en kritik birimlerden biri olan yenidoğan yoğun bakım ünitesinde ‘Bebek Dostu’ unvanını koruması, ilimizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini göstermektedir. Bebeklerimize hayatın başında en doğru desteği sunan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 09:00 Bayburt TRSM’nin sunduğu hizmetler tanıtıldı Bayburt Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde (TRSM) düzenlenen basın toplantısında, ruhsal hastalıklara yönelik toplumsal damgalama, yanlış inanışlar ve merkezde sunulan hizmetler anlatıldı. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi sosyal çalışmacısı Esra Demir Gül ile psikolog Zeynep Ayan Deligöz’ün yaptığı sunumda, ruhsal hastalığın tanımı, damgalamanın ne olduğu, aşamaları, nedenleri ve bireyler üzerindeki sonuçları ele alındı. Medyanın dili, yanlış inanışlar ve bilgi eksikliğinin damgalamayı besleyen unsurlar arasında yer aldığına dikkat çekildi. Toplantıda, ruhsal rahatsızlığı bulunan bireylere yönelik toplumsal bakışın tedavi süreci ve sosyal uyum üzerindeki etkisi de değerlendirildi. Merkezde, psikiyatri uzmanı, hemşire, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, ergoterapist ile iş ve uğraşı hocasından oluşan ekiple çalışma yürütülüyor. Merkezde özellikle psikotik bozukluklar, şizofreni, bipolar duygulanım bozukluğu, şizoaffektif bozukluk ve delüzyonel bozukluk tanılı hastalara yönelik takip ve destek hizmeti sunuluyor. Merkezde bireysel ve grup terapileri, poliklinik hizmeti, ilaç takibi, enjeksiyon uygulamaları, öz bakım beceri eğitimleri, bireysel ve aile görüşmeleri ile uğraşı terapileri yürütülüyor. Gerektiğinde ev ve iş yeri ziyaretleri de yapılıyor, hasta ve ailelerine yönelik psiko-eğitim çalışmaları da sürdürülüyor. Hastaların sosyal hayata katılımını güçlendirmeye yönelik resim, el sanatları, mutfak ve müzik gibi uğraşı alanlarının yanı sıra spor, sinema, bowling ve piknik gibi sosyal faaliyetler de düzenleniyor. Merkezde sunulan hizmetler SGK ödeme kapsamında bulunurken, damgalamanın azaltılmasında doğru bilgilendirmenin önemine vurgu yapıldı.
10 Nisan 2026 Cuma - 08:57 İlişkilerde kritik ayrım: Bağlılık ve bağımlılık Psikolog Yeliz Arda, sağlıklı ilişkilerde sınır çizmenin ayrılık değil güvenli bağ kurmanın yolu olduğunu vurguladı. Arda, partnerine "hayır" diyebilmenin bireysel özgürlüğün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi’nde düzenlenen "Romantik İlişkilerde Bağlılık mı? Bağımlılık mı?" başlıklı atölye çalışması, öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Arel PDR Müdürü Psikolog Yeliz Arda tarafından yürütülen etkinlikte, katılımcılarla sağlıklı ilişkilerin temel dinamikleri ve ipuçları paylaşıldı. "Sınır çizmek ayrılık değil, güvenli bir bağdır" Etkinlikte bireysel sınırların önemine dikkat çeken Arda, sınır çizmenin partnerden uzaklaşmak olarak algılanmasının yanlış olduğunu belirterek, sağlıklı sınırların ilişkiyi daha güvenli ve sürdürülebilir kıldığını ifade etti. Duygusal ihtiyaçların bastırılması yerine "ben dili" ile ifade edilmesi gerektiğini vurgulayan Arda, bu yaklaşımı pratik yöntemlerle anlattı. "Sarmaşık modeli yerine sağlıklı bağlılık" İlişkilerde kendini bilmenin temel unsur olduğunu belirten Arda, sağlıklı bağlılık ile toksik bağımlılık arasındaki farkı da değerlendirdi. Sağlıklı bağlılıkta bireylerin kendi kimliklerini koruyarak bir bütün oluşturduğunu, güven ve ortak kararların ön planda olduğunu kaydeden Arda; toksik bağımlılıkta ise kişilerin birbirine aşırı bağımlı hale geldiğini, kendi başına karar alamama, sürekli onay bekleme ve yoğun kaybetme kaygısının ilişkiyi olumsuz etkilediğini ifade etti. "Kavga üslubu ilişkinin niteliğini gösteriyor" Tartışma biçimlerinin ilişkinin niteliğini yansıttığını belirten Arda, bağımlı ilişkilerde çatışmaların suçlama ve yüksek sesli tartışmalar şeklinde yaşandığını, sağlıklı ilişkilerde ise tarafların "Sakinleşince konuşalım" yaklaşımını benimseyebildiğini söyledi. "‘Hayır’ demek, kendine ‘evet’ demektir" Sınır çizmenin bireysel özgürlük alanı olduğunu dile getiren Arda, iyileşme sürecinin kişinin kendine zaman ayırmasıyla başladığını belirtti. Değer görmediğini hisseden bireylerin benliklerini yeniden kazanmak için ilişkiyi sonlandırma cesareti gösterebileceğini ifade etti. "Bilimsel veriler sağlıklı bağı ortaya koyuyor" Sunumunda 2020 yılında 83 çift üzerinde yapılan bilimsel bir araştırmaya da değinen Arda, saplantılı aşklarda güç ve kontrol isteğinin ön plana çıktığını, sağlıklı bağlanan bireylerde ise sevgi, sakinlik ve karşılıklı güvenin baskın olduğunu aktardı. Etkinlik, öğrencilerin sorularının yanıtlanması ve bireysel farkındalığı artırmaya yönelik tavsiyelerin paylaşılmasıyla sona erdi.
İl Sağlık Müdürlüğü’nden BUÜ’ye özel sertifika
25 Ekim 2025 Cumartesi - 12:17 İl Sağlık Müdürlüğü’nden BUÜ’ye özel sertifika Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), çalışan sağlığını ve kurum içi yaşam kalitesini artırmaya yönelik yürüttüğü çalışmalar sonucunda "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri" belgesini almaya hak kazandı. BUÜ, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan kapsamlı değerlendirme ve denetimler sonucunda Bursa genelinde nadir olarak verilen Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri belgesi almayı başardı. BUÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı Beslenme Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi, fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi ve çalışanların yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik birçok uygulamayı kapsıyor. Rektör Yılmaz’dan "Bilinçli Gençlik" vurgusu Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, belgenin "HealthyCampus" (FISU) ve "Spor Dostu Kampüs" hedeflerine giden yolda önemli bir ilk adım olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Öğrencilerimizin sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşviki, fiziksel aktivitenin yaşam kültürüne yerleşmesi ve çevreye duyarlı sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması amacıyla çok sayıda faaliyet yürütüyoruz. Sağlık, Kültür ve Spor Başkanlığımız genelinde gerçekleştirilen etkinliklerin İl Sağlık Müdürlüğümüz nezdinde son derece özel bir belge ile taçlandırılması hepimizi mutlu etmiştir. Öğrencilerimizden tutun da akademik ve idari personelimize kadar tüm paydaşlar için daha sağlıklı, aktif ve çevreci bir kampüs yaşamı oluşturmayı arzu ediyoruz. Bu vesile ile çalışmalarımıza katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyor, belgemizin hayırlar getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. İl müdüründen tebrik ve teşekkür İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin de sertifikasyon sürecindeki kriterlerin oldukça ağır olduğuna işaret ederek; " Bu belge, Bursa’da kolaylıkla verilen bir sertifika değildir. Standart bir akreditasyonun çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Bakanlığımız nezdinde de son derece kıymetli bir iş olarak görülmektedir. Bu ağır kriterlere rağmen yükün altına giren ve alnının akıyla çıkan üniversite yönetimini hassasiyetleri için tebrik ediyoruz. Bundan sonraki belge süreçlerinde de Bursa Uludağ Üniversitesi’nin gayretli çalışmalarını herkese referans olarak göstereceğiz" dedi. Program, Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi’nin takdiminin ardından sonra erdi.
Van’da bir haftada üç glomus tümörü ameliyatı yapıldı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 11:10 Van’da bir haftada üç glomus tümörü ameliyatı yapıldı Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, bir hafta içinde aynı tarafta yerleşmiş üç glomus tümörünü başarıyla ameliyat ettiklerini belirterek, bu durumun tıp dünyasında ender görülen bir tablo olduğunu ifade etti. Türkiye’nin farklı şehirlerinde doktorların "masada kalırsın, sesin kısılır, felç olursun" dediği glomus tümörlü hastalar, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuşuyor. Son olarak 2’si Kocaeli’nden biri de Şırnak’tan gelen 3 hasta, Prof. Dr. Halil Başel tarafından ameliyat edildi. Yapılan başarılı operasyonla herhangi bir komplikasyon gelişmeden iyileşen hastalardan biri bugün diğer 2’si ise pazartesi günü taburcu edilecek. "İki hasta Kocaeli’nden, biri Şırnak’tan geldi" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, bu hafta gerçekleştirdikleri üç ameliyatın da ilginç detaylar taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Halil Başel, "Bu hafta 3 tane glomus tümörü ameliyatı yaptık. İki hastamız Kocaeli’nden geldi. İlginçtir, aynı gün, aynı anda geldiler. Her ikisinin de tümörü solda yerleşmişti ve klasik yerinden yaklaşık 3 cm yukarıdaydı. Üstelik oldukça büyük tümörlerdi. Üçüncü hastamız ise Şırnak’tan geldi. Onu 1,5 yıl önce bypass ameliyatı yapmıştık. O sırada fark etmiştik, yaralarının iyileşmesini bekledik. Onun ameliyatını da bu hafta yaptık" dedi. Başel, üç hastada da tümörlerin sol tarafta yerleştiğini vurgulayarak bunun tıbben oldukça nadir bir durum olduğunu söyledi. Başel, "Normalde bir hekimin hayatı boyunca görebileceği glomus tümörü hasta sayısı 2-3’tür. Biz bir hafta içinde aynı tarafta üç farklı hastayı ameliyat ettik. Gerçekten ilginç bir durum" ifadelerini kullandı. "Glomus tümörü çok ender görülür, tanı koymak zordur" Glomus tümörlerinin hekimler için bile tanı ve tedavi açısından zorluklar barındırdığını dile getiren Prof. Dr. Başel, şöyle konuştu: "Glomus tümörü çok ender görüldüğü için birçok doktor pratikte karşılaşmaz. Kitaplarda okudukları bir hastalık ama gerçek hayatta pek görmezler. Bu nedenle bazı doktorlar ‘bekleyelim’, bazıları ‘biyopsi yapalım’ ya da ‘ışın tedavisi verelim’ diyebiliyor. Ancak bunların hiçbiri doğru yaklaşım değil." "Biyopsi ve ışın tedavisi riskli, doğru adres uzman merkezlerdir" Prof. Dr. Başel, bu tür vakalarda en doğru adımın deneyimli merkezlerde ameliyat edilmek olduğunu vurgulayarak, "Hastalara biyopsi yapılması çok yanlış. Çünkü bu tümörler çok kanar ve acil ameliyat gerekebilir. Aynı şekilde ışın tedavisi de doğru değil. Çünkü ışın tedavisi bazı hastalarda papiller kanser gelişimine neden olabiliyor. Ayrıca tedaviye rağmen büyüyen vakalar var, bu da büyük sıkıntı oluşturuyor" diye konuştu. Glomus tümörlerinde zaman kaybının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Başel, erken müdahalenin önemine dikkat çekerek, "Beklemek hastaya hiçbir fayda sağlamıyor. Aksine tümör büyüdükçe komplikasyonlar artıyor. Bu nedenle tanı konulduğu anda en kısa sürede ameliyat edilmesi ve hastanın bu konuda deneyimli bir merkeze yönlendirilmesi en doğru yaklaşım olur" şeklinde konuştu. "Üç hastamız da iyileşme sürecinde" Prof. Dr. Halil Başel, ameliyatların başarıyla tamamlandığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Üç hastamızın da tümörleri sol tarafa yerleşmişti. Bugün birini taburcu ediyoruz, diğer iki hastamız uzaktan geldikleri için pazartesi günü taburcu olacaklar. Bu kadar nadir görülen hastalıklarda hızlı tanı ve doğru yönlendirme hayat kurtarıyor." Şırnak’tan gelen Piruze Abi ile Kocaeli’nden gelen Nurçin Yiğit ve Firdevs Hacıismailoğlu ise hastane yönetimi ve Prof. Dr. Halil Başel’e emeklerinden dolayı teşekkür ettiler.
Tenis oynarken omuz çıkığı yaşayan 64 yaşındaki hasta, kullanılan özel plakla sağlığına kavuştu
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:56 Tenis oynarken omuz çıkığı yaşayan 64 yaşındaki hasta, kullanılan özel plakla sağlığına kavuştu Batman’da, tenis oynarken omuz çıkığı yaşayan 64 yaşındaki Mehmet Şerif Rençber, ileri yaş nedeniyle ameliyat olamayacağı, kendiliğinden iyileşeceği cevabı olmasına rağmen başka bir doktorun özel plak kullanarak ameliyat etmesiyle sağlığına kavuştu. 64 yaşındaki Mehmet Şerif Rençber, tenis oynarken omzunun üzerine düşmesiyle çıkık yaşandı. Rençber, tedavi için gittiği başka doktorlardan ileri yaşı nedeniyle ameliyat edilemeyeceği, kendiliğinde iyileşmesi gerektiği cevabını aldı. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz Başer’e başvuran Rençber, burada kullanılan özel plakla sağlığına kavuştu. Dr. Başer, hastanın 64 yaşında omuz çıkığı nedeniyle kendilerine başvurduğunu söyledi. Kendisi, arkadaşlarıyla tenis oynarken omuz üzerine düşme sonrası omuzunda bir çıkık geliştiğini belirten Başer, "Normalde bu omuz çıkığını genç hasta grubunda görebiliyoruz. Hastamız ileri yaş olmasına rağmen aktif spor yapan bir hastamız. Bize başvurduğunda omuz eklemi yerinde değildi. Hastanın kemik yapısına tam uyumlu, nadir kullanılan özel bir plak ile başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Daha sonra biz de ameliyat kararı verdik. Ameliyatında daha çok gençlerde kullanılan nadir, özel şekilli, çengel bir plak kullandık. Daha sonra filmlerini de çekip kontrol ettikten sonra hastamızın ameliyatını başarılı bir şekilde tamamladık. Başarılı ameliyatın ardından hemen fizik tedavi sürecini başlattık. Hastamız bugünden itibaren yavaş yavaş omuz hareketlerini yapabilecek hale geldi. Kol askısından bir an önce kurtulacak ve hastamız en geç 2-3 haftaya kadar eski omuz hareketlerine ağrısız kavuşmasını bekliyoruz" dedi. Daha önce başvurduğu doktorların ileri yaşı nedeniyle ameliyatın mümkün olmayacağını ve kendiliğinden iyileşmesi gerektiğini söylediklerini belirten Rençber ise, "Benim gibi emekli olan arkadaşlarımla tenis oynarken omuz üstüne düştüm. Düşmem münasebetiyle omuzdaki açılma çok büyüktü. Birkaç doktora gittim ve Bu ameliyatın mümkün olamayacağını, 25 yaşına kadar olan hastaları genelde ameliyat yaptıklarını söylediler. ’Yaşının ileri yaş grubunda olduğunuz için dokunmuyoruz. O kendi kendine iyileşir’ dediler. Sonra da Doktor Mehmet Yavuz Bey’e geldim. Mehmet Yavuz Bey durumu inceledi. Dedi ki, ’yapabilirim.’ Bunda inşallah sıkıntı yaşamasın dedi şimdi başarılı bir ameliyat oldum, çok memnun kaldım. Bayağı ilgilendi. Ameliyat sonrası en ufak bir sancı, bir sıkıntı görmedim ve yaşamadım. Ameliyat sonrası bile omuzum neredeyse eskisi gibi hareket edebiliyorum, kısıtlılığım ilk gün bile ciddi şekilde azaldı" şeklinde konuştu.
Ambulans sürücülerine ASGE eğitimi verildi
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:33 Ambulans sürücülerine ASGE eğitimi verildi Antalya’da 112 Acil Sağlık ekiplerinde görev yapmak üzere yeni atanan ambulans sürücü adaylarına trafikte karşılaşabileceği tehlikeli durumlara karşı teorik ve uygulamalı olarak Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) verildi. Antalya’da 112 Acil Sağlık Ambulanslarında görev yapmak üzere yeni atanan personel ve ambulans sürücü adaylarına Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) eğitimi verildi. Eğitimde kursiyerlere ambulans kazalarının önlenmesinin yanı sıra etkin ve hızlı hizmet verilmesinin amacıyla ambulans sürücülerinin trafikte karşılaşabileceği tehlikeli durumlarda yapması gerekenler teorik ve uygulamalı olarak öğretildi. Teorik ve uygulamalı eğitim verildi Eğitimin 8 saatlik teorik kısmında; kursiyerlere trafik bilgisi ve trafik kuralları, ambulans çeşitleri ve teknik özellikleri, ambulanslarda sürüş güvenliği, araç bakımı, kontrolü ve temizliği, güvenli sürücülük davranışları geliştirme hakkında bilgiler verildi. Ayrıca kursiyerlere ambulans kullanımında psikoteknik testin önemi, özel durumlarda ambulans kullanımı, ambulans kazaları ve kabin güvenliği, ambulans yangınları ve yangına güvenli müdahale teknikleri, ışık ve siren protokolleri, ambulansta iletişim ve yön bulma cihazlarının kullanımı, ambulans kullanımı açısından hukuki durumlarla ilgili sunumlar yapıldı. 16 saatlik uygulamalı eğitim Eğitimin 16 saatlik uygulamalı bölümünde ise ambulans sürücülerinin trafikte karşılaşacağı tehlikeli durumlarda yapması gereken doğru manevraların ve diğer güvenli sürüş becerilerinin kazandırılması amacıyla çeşitli etaplardan oluşan eğitimler verildi. 8 saati teorik, 16 saati uygulamalı olarak verilen toplamda 40 saatlik ASGE eğitiminin ardından teorik ve uygulamalı sınavı başarıyla tamamlayan kursiyerlere ile "Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitici Eğitimi Başarı Belgesi" verildi.
Bangladeş ile helal sağlık turizmi, termal yatırımlar, iş forumları gündemde
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:30 Bangladeş ile helal sağlık turizmi, termal yatırımlar, iş forumları gündemde Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ile Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq arasında yapılan görüşmede iki ülke arasında sağlık turizmi, hastane işletmeciliği, helal turizm ve yatırım alanlarındaki stratejik iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ile bir görüştü. Görüşmede, Bangladeş’in hızla gelişen sağlık altyapısı ve Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi tecrübesinin bir araya getirilmesiyle, karşılıklı yatırım ve hizmet modellerinin güçlendirileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık diplomasisinde Asya ülkeleriyle yeni köprüler kurduğunu belirterek şunları söyledi: "Bangladeş, yüksek hasta potansiyeli, genç nüfusu ve sağlık yatırımlarına açık yapısıyla bölgesinde yükselen bir aktör. Helal sağlık turizmi, termal tedavi ve hastane işletmeciliği alanlarında Bangladeş ile güçlü bir ortaklık kurmak istiyoruz. SATKOF olarak bu iş birliğinde aktif ve kolaylaştırıcı bir rol üstleneceğiz." Bangladeş Büyükelçisi M. Amanul Haq ise iki ülke arasındaki iş birliğinin ekonomik ve sosyal açıdan büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, "Türk sağlık sisteminin tecrübesi Bangladeş için çok değerli. Özellikle hastane işletmeciliği ve sağlık yatırımları alanında da birlikte çalışmak istiyoruz. Vize süreçleri ve aracılarla yaşanan zorlukların çözümü için SATKOF’un koordinasyonunda karşılıklı temsilcilik adımları atılmasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Görüşmede, Afyonkarahisar’daki termal turizm modeli, helal sağlık hizmetlerinin standardizasyonu, Bangladeş temsilciliğinin kurulma süreci ve İzmir’de düzenlenecek 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi’ne Büyükelçinin ve Bangladeşli devlet temsilcilerinin katılım onayları gündeme geldi.
’’Tahminlere göre 2030 yılında 512 milyon insan açlıkla mücadele edecek ’’
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:25 ’’Tahminlere göre 2030 yılında 512 milyon insan açlıkla mücadele edecek ’’ ‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2025’ raporunda yüksek gıda fiyatlarının halk sağlığını tehdit ettiği ve 2030 yılında 512 milyon insanın açlıkla mücadele edeceği vurgulanırken, 2,6 milyar insanın da sağlıklı bir diyeti karşılayamadığı belirtildi. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Ofisi iş birliğiyle Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında ‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu 2025’ Türkiye lansmanına ev sahipliği yaptı. Etkinlik, her yıl FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ortaklaşa hazırlanan ve açlığın sona erdirilmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ile beslenmenin iyileştirilmesine yönelik ilerlemeyi değerlendiren ‘Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu (SOFI)’ raporunun 2025 edisyonun temel mesajlarına odaklandı. Bu yılki Rapor, gıda güvenliği ve beslenme açısından yüksek gıda fiyatı enflasyonunun oluşturuduğu etkileri ele alıyor. Etkinlik, TEPAV İcra Direktörü Gülbin Şahinbeyoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Raporun bu yılki mesajlarının son derece çarpıcı olduğunu belirten Şahinbeyoğlu, yüksek gıda enflasyonu ve artan fiyatların gıda güvenliği ile beslenme üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, raporun özellikle düşük gelirli aileler, kadınlar ve kırsal bölgelerde yaşayan topluluklar için sağlıklı beslenmeye erişimin giderek zorlaştığını ortaya koyduğunu ifade etti. Açılış konuşmaları, Dünya Gıda Programı (WFP) Türkiye Ülke Direktör Yardımcısı Margaret Rehm’in değerlendirmeleriyle devam etti. Rehm de, gıda fiyatlarındaki enflasyonun küresel gıda güvenliğinin merkezinde yer aldığını belirterek, artan maliyetlerin ailelerin besleyici gıdalara erişimini zorlaştırdığını vurguladı. Yaklaşık 2,6 milyar insanın sağlıklı bir diyeti karşılayamadığını hatırlatan Rehm, fiyat artışlarının hem açlık hem de obezite gibi çift yönlü beslenme sorunlarını derinleştirdiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi Dr. Tasnim Atatrah, yüksek gıda fiyatları ve enflasyonun yalnızca gıda sistemlerini değil, halk sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı. İnsanların sağlıklı beslenmeyi karşılayamadığı için daha ucuz ancak besin değeri düşük seçeneklere yöneldiğini belirten Atatrah, bu eğilimin obezite ve kronik hastalık risklerini artırarak yeni bir halk sağlığı krizine yol açtığını ifade etti. Açılış konuşmaları, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık’ın konuşmasıyla sona erdi. Selışık, raporun verilerine dayanarak küresel açlıkta sınırlı bir iyileşme görülse de bölgesel eşitsizliklerin derinleştiğini vurguladı. Afrika’nın birçok bölgesi ve Batı Asya’da açlığın artmaya devam ettiğini belirten Selışık, mevcut tahminlere göre 2030 yılında 512 milyon insanın hâlâ açlıkla mücadele edeceğini ifade etti. Ayrıca, kadınlarda anemi ve yetişkinlerde obezite gibi beslenme göstergelerinde kötüleşme yaşandığını söyleyen Selışık, bu yıl rapora eklenen Asgari Beslenme Çeşitliliği göstergesinin, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında beslenme çeşitliliğinin yetersiz kaldığını ortaya koyduğunu dile getirdi.
Meme kanserine karşı bir sonraki durak: Mamografi
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:20 Meme kanserine karşı bir sonraki durak: Mamografi Medicana Bursa Hastanesi ve ONKODAY (Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle, meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla "Meme Kanserine Karşı Bir Sonraki Durak: Mamografi" başlıklı farkındalık söyleşisi düzenlendi. MBA Okulları Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler, öğretmenler ve sağlık çalışanları yoğun ilgi gösterdi. Program, Gazeteci Ahmet Emin Yılmaz’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Söyleşide; ONKODAY Derneği Yönetim Kurulu Uyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, Medicana Bursa Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. İbrahim Yıldırım ve Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersoy Taşpınar konuşmacı olarak yer aldı. Uzmanlar, meme kanserinin erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Katılımcılara; düzenli doktor kontrollerinin, kendi kendine meme muayenesinin ve mamografi taramalarının erken teşhis açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kiloda kalma ve sigaradan uzak durmanın, hastalığın görülme riskini önemli ölçüde azalttığı belirtildi. Programda, meme kanserinin kimlerde daha sık görüldüğü, hangi yaş grubundan itibaren taramaların yapılması gerektiği ve risk faktörlerinin kişisel düzeyde nasıl hesaplanabileceği gibi konular da ele alındı. Uzmanlar, meme kanseri ihtimalinin genetik, hormonal ve yaşam tarzı etkenleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. Etkinlik boyunca öğrenciler, meme kanseri farkındalığına destek olmak amacıyla hazırladıkları anlamlı pankartlarla erken teşhisin önemine dikkat çekti. Söyleşi, öğrencilerden gelen soruların uzmanlar tarafından yanıtlanmasıyla sona erdi.