SAĞLIK
30 Mart 2026 Pazartesi - 18:15 Karatay’ın sağlık altyapısı güçleniyor Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, hayırsever iş insanı Ahmet Yaşar Eşmekaya ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Erenler Mahallesi’ne kazandırılan Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. 32 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen merkez, bölgedeki sağlık hizmetlerine erişimi önemli ölçüde kolaylaştıracak. Karatay Belediyesi, "yerinde hizmet" anlayışıyla ilçenin dört bir yanındaki yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda kazandırılan modern aile sağlığı merkezi, vatandaşların sağlık hizmetlerine hızlı ve etkin şekilde ulaşmasına katkı sağlayacak. 32 milyon liralık güncel yatırım değeriyle hayata geçirilen aile sağlığı merkezi, yaklaşık 450 metrekare kapalı alanda hizmet verecek. Toplam 19 bölümden oluşan merkezde; 6 aile hekimi, 6 aile sağlığı elemanı, 3 yardımcı sağlık personeli ve 2 hizmet personeli görev yapacak. Merkez, yalnızca bir sağlık tesisi olmanın ötesinde, çevresinde Karatay Belediyesi tarafından gerçekleştirilen düzenlemelerle birlikte daha işlevsel bir yapıya kavuşturuldu. Açık otopark, sokak parkı, çocuk oyun grupları ve 50 farklı türde bitkiyle gerçekleştirilen peyzaj çalışmalarıyla bölgeye değer katıldı. "Doğru planlama kalıcı eser" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, açılış töreninde yaptığı konuşmada, ilçeye kazandırılan yatırımların vatandaşların yaşam kalitesini doğrudan artırmayı hedeflediğini belirterek yeni merkezin hayırlı olmasını diledi. Yerel yönetim olarak önceliklerinin vatandaşların temel hizmetlere hızlı ve yerinde ulaşmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Hasan Kılca, açılışı yapılan merkezin mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına modern bir çözüm sunacağını ifade etti. Aile sağlığı merkezinin teknik detaylarına ilişkin bilgi veren Kılca, projenin 32 milyon TL yatırım değeriyle tamamlandığını ve 450 metrekare kapalı alanda hizmet vereceğini kaydetti. Projenin yalnızca bir bina inşasından ibaret olmadığını vurgulayan Kılca; peyzaj düzenlemeleri, otopark alanı, sokak parkı ve çocuk oyun gruplarıyla birlikte bütüncül bir çevre düzenlemesi gerçekleştirildiğini ifade etti. Belediyecilik anlayışlarını "doğru planlama ve kalıcı eser" ilkeleri üzerine inşa ettiklerini belirten Başkan Kılca, bir mahallenin güçlenmesinin eğitim, spor ve sosyal donatıların birlikte sunulmasıyla mümkün olduğunu dile getirdi. Erenler Mahallesi’ne daha önce kazandırılan Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu, semt pazarı ve spor alanlarını hatırlatan Kılca, sağlık merkezinin bu hizmet zincirinin önemli bir halkası olduğunu söyledi. Hasan Kılca, Karatay’ın her geçen gün geliştiğini vurgulayarak, "Kentsel dönüşümden sosyal donatı alanlarına, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda yatırımlarımız sürüyor. Bu tür hizmetler sadece bina yapmakla değil, çevresiyle birlikte anlam kazanıyor. Sağlık merkezleri, birinci basamak hizmetlerle hastanelerin yükünü de azaltacak" dedi. Kamu kurumları ve toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Başkan Kılca, yatırımın hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Konya İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve hayırsever Ahmet Yaşar Eşmekaya’ya teşekkür etti. Hasan Kılca, merkezin Konya ve Karatay için hayırlı olmasını temenni etti. Karatay Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan doktorlar adına konuşan Dr. Gürhan Civcik de yeni hizmet binasının hem sağlık çalışanları hem de vatandaşlar açısından önemli bir kazanım olduğunu, yaklaşık 20 bin kişiye hizmet verdiklerini ifade etti. Hayırsever Ahmet Yaşar Eşmekaya ise merkezin yalnızca bir bina yatırımı olmadığını, insan odaklı bir hizmet anlayışının ürünü olduğunu ifade etti. "Buradan şifa bulan her vatandaşımızın duası, bu merkezin en kıymetli kazanımı olacaktır" diyen Hayırsever Eşmekaya, bu yatırımın insanların hayatına dokunan bir hizmet kapısı olduğunu dile getirdi. Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, sağlık hizmetlerinde koruyucu yaklaşımın giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, açılışı yapılan merkezin bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Murat Koru, Konya’nın kamu, yerel yönetimler ve hayırsever iş birliğiyle Türkiye’ye model olduğunu vurguladı. Konya’nın her alanda olduğu gibi sağlık yatırımlarında da örnek bir dayanışma sergilediğini belirten Koru, bu birlikteliğin şehre kazandırılan her projede açıkça görüldüğünü ifade etti. AK Parti Konya Milletvekili Hasan Ekici, Konya’nın sağlık yatırımlarında Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek, bu başarının temelinde merkezi hükümet, yerel yönetimler ve hayırseverlerin birlikte hareket etmesi olduğunu söyledi. Son olarak konuşan Konya Valisi İbrahim Akın, devletin temel görevlerinin başında vatandaşlara kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmanın geldiğini vurguladı. Sağlık alanında son yıllarda önemli yatırımlar hayata geçirildiğini belirten Vali Akın, vatandaşlara konforlu fiziki mekanlarda nitelikli hizmet sunulması için çalışmaların aralıksız sürdüğünü ifade etti. Merkezin resmi açılışı gerçekleştirildi Protokol konuşmalarının ardından, yapılan dua sonrasında kurdele kesilerek Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi resmen hizmete açıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri merkezde incelemelerde bulundu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:28 Endometriozis hastalığına sporla dikkat çekildi Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Samsun’da düzenlenen pickleball turnuvasıyla hem spor yapıldı hem de kadınlarda sık görülen "çikolata kisti" hastalığına dikkat çekildi. Samsun’da mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında dikkat çeken bir etkinliğe imza atıldı. Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü öncülüğünde düzenlenen pickleball turnuvasıyla hem spor yapıldı hem de endometriozis hastalığına yönelik farkındalık oluşturuldu. Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı liderliğinde gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda hekim katıldı. Turnuva boyunca sporun birleştirici gücü ön plana çıkarken, etkinlik sonunda açılan pankartlarla endometriozis konusunda farkındalık mesajı verildi. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Opr. Dr. Kayalarlı, endometriozisin dünyada yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirterek, "Endometriozis yaklaşık her 10 kadından birinde görülmektedir. Özellikle gebelik sorunu yaşayan kadınlarda bu oran yüzde 40’lara kadar çıkarken, ilaç tedavisine yanıt vermeyen kronik kasık ağrısı olan ergenlik çağındaki kızlarda yüzde 75’lere kadar ulaşabilmektedir. Adet sancısı, kronik kasık ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken ya da dışkılama sırasında ağrı en sık ifade edilen şikâyetlerdir. Bu ağrılar çoğu zaman şiddetlidir ve ilk adet döneminden itibaren başlayabilir" dedi. Ağrının günlük hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurgulayan Opr. Dr. Kayalarlı, bazı hastaların sık ağrı kesici kullanmak zorunda kaldığını hatta acil servise başvurabildiğini belirtti. Endometriozisin tanı sürecinin uzun olabildiğine dikkat çeken Opr. Dr. Kayalarlı, "Hastalığın tanı alması 8 ila 12 yıl kadar sürebilmektedir. Bu süreçte hastalar doğru teşhis ve tedaviye ulaşmakta gecikebilir. Tedavisiz geçen bu süre hastalığın ilerlemesine neden olabilir" diye konuştu. Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirten Kayalarlı, hastanın yaşı, çocuk isteği, yumurtalık rezervi ve hastalığın evresinin tedavi yöntemini belirlemede önemli rol oynadığını ifade ederek, "Sağlığınız için belirtileri görmezden gelmeyin ve mutlaka bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 15:52 Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu. Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi. Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu. İlk aşamada istirahat önemli Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti. Basit önlemlerle korunmak mümkün Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.
Novo Nordisk’in ‘90-100 Obezite Farkındalık Projesi’ Felis Ödülü aldı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:06 Novo Nordisk’in ‘90-100 Obezite Farkındalık Projesi’ Felis Ödülü aldı Obezite, diyabet ve nadir hastalıklar gibi ciddi kronik hastalıkların tedavisinde çözümler geliştiren Novo Nordisk, Bilinçlendirme ve Farkındalık Kampanyası kategorisinde ‘90-100 Obezite Farkındalık Projesi’yle Felis Ödülü aldı. Novo Nordisk, Brand Week Istanbul 2025 kapsamında düzenlenen ve reklam dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Felis Ödülleri’nde öne çıkan markalar arasında yer aldı. Şirket, ‘Sağlık’ çatısı altındaki ‘Bilinçlendirme ve Farkındalık Kampanyası’ kategorisinde, obezite alanında toplumda güçlü bir dönüşüm oluşturmayı amaçlayan ‘90-100 Obezite Farkındalık Kampanyası’ ile Felis Ödülü kazandı. Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Felis Ödülleri, sektörün en etkili projelerini üreticilik, etki ve toplumsal katkı üzerinden değerlendirirken, şirketin bu başarısı sağlık iletişiminde yeni bir kilometre taşı olarak öne çıktı. "Mezurayı Beline Sar, Çözümü Hekime Sor" Yapılan açıklamaya göre, ‘Obezitede Değişimin Öncülüğü’ mottosuyla her yıl toplumsal projeleri destekleyen Novo Nordisk‘in Türkiye’de obezite farkındalığını artırmak amacıyla başlattığı ‘90-100’ kampanyası, kadınlar için 90 santim, erkekler için ise 100 santimi aşan bel çevresi ölçümünün sağlık açısından kritik bir gösterge olduğunu vurguluyor. Türkiye’de her 3 kişiden 1’inin obeziteli, 1’inin ise fazla kilolu olduğu düşünüldüğünde, bu sınırların aşılması kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve karaciğer yağlanması dahil 200’e yakın ciddi sağlık riskine işaret ediyor. Kampanyanın ana mesajı oldukça sade ve güçlü: "Mezurayı Beline Sar, Çözümü Hekime Sor." Bu söylemin merkezinde ise ünlü oyuncu Müge Boz’un yer aldığı etkileyici bir kampanya filmi bulunuyor. Film, izleyiciyi önce bir moda çekiminin estetik atmosferine taşıyor, ardından hızla sağlık alanının gerçek yüzünü göstererek obezitenin yalnızca görünüşle ilgili değil, çok daha derin ve hayati bir sağlık konusu olduğunu çarpıcı şekilde hatırlatıyor.
Cilt sağlığı ve temizlik arayışı kabak lifi satışlarını arttırdı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:45 Cilt sağlığı ve temizlik arayışı kabak lifi satışlarını arttırdı Eskişehir’de kabak lifi, doğal ürünlere yönelimin artmasıyla birlikte yeniden popülerlik kazandı. Eskişehir esnafından Sibel Şahin, bir dönem popülerliğini kaybetmesine rağmen kabak lifinin şu an en çok sattıkları ürünlerin başında geldiğini belirtti. Şahin, müşterilerin özellikle bakteri üretmeme ve vücuttaki ölü deriyi yok etme özelliklerinden dolayı ürünü sıklıkla tercih ettiğini ifade etti. "En çok sattığımız ürünlerin başında geliyor" Esnaf Sibel Şahin kabak lifleri ile ilgili şunları söyledi: "Eskiden çok popüler olan kabak lifi bir dönem popülerliğini kaybetmişti ama şimdilerde yine çok satılmaya başlandı. Şu anda insanlar kabak lifi gibi doğal ürünleri kullanmayı tercih ediyorlar. Müşterimizin sevdiği, en çok sattığımız ürünlerin başında geliyor. İnsanlar, bakteri üretmediği için banyoda lif kullanıyorlar. Bunun dışında bir de bulaşıklar için kullanılıyor. Lif, bulaşık süngerine uygun olacak şekilde kesilip bulaşık süngeri haline getiriliyor." "Kabak lifli sabunları insanlar çok beğeniyor" Kabak lifinin özellikle vücuttaki ölü deriyi yok ettiği için ve bakteri üretmediğinden kaynaklı sıklıkla tercih edildiğini belirten Sibel Şahin, "Lifi birçok alanda kullanabiliyoruz. Banyo ve mutfağın yanı sıra kabak lifli sabunda satıyoruz. Kabak lifli sabunlarımızda birçok seçenek var: Mesela güzel kokusundan dolayı lavantalısı çokça beğeniliyor. Keçi sütlüsü ise genellikle yağlı ciltlere sahip kişiler tarafından kullanılıyor" şeklinde konuştu. "Gençler kabak lifi kullanıyor" En çok kabak lifini alanların sanılanın aksine gençler olduğunu söyleyen Şahin, "Gençler, yaşlılardan daha çok tercih ediyorlar. Üniversiteli öğrencilerin yanı sıra teyzelerimiz ve sağlığına dikkat eden herkes kabak liflerini satın alıyor" dedi.
Bu hastalığın farklı coğrafi bölgelere göre görünme yüzdesi değişiyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:42 Bu hastalığın farklı coğrafi bölgelere göre görünme yüzdesi değişiyor Bozüyük Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Özdemir, KOAH’nın dünyada 40 yaş üzeri yetişkinlerde yüzde 10 oranında görüldüğünü belirterek, " Bu oran farklı coğrafi bölgelerde, farklı maruziyetlere göre değişiklik gösterir. Ancak, hastaların yüzde 60-85’i halen tanı almamış durumdadır" dedi. Bozüyük Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Özdemir, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) hava yolu ya da hava keseleri (alveol) anormalliğinden kaynaklanan kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Özdemir, "KOAH nefes darlığı, öksürük ve balgam gibi kronik (süregen) solunum şikayetleri ile karakterize, kalıcı ve sıklıkla ilerleyici olan, hava yollarında tıkanma ile seyreden, erken tanı konulduğunda, önlenebilen ve tedavi edilebilen kronik bir hastalıktır. Hastalık, tüm dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olup bu ölümlerin yüzde 90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmektedir. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TUSEB) tarafından yayımlanan 2020 yılıKOAH raporuna göre ülkemizde 4 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir. 2024 TUİK verilerine göre solunum sistemi hastalıkları, yüzde 15 oranıyla Türkiye’de en sık ölüme neden olan hastalıklar arasında 3. sırada yer almaktadır" dedi. "KOAH’ta en sık görülen yakınmalar nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarama ve yorgunluk hissidir" Uzman Dr. Kamil Özdemir, "KOAH’ta en sık görülen yakınmalar nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma ve yorgunluk hissidir. Nefes darlığı, KOAH’ın temel semptomudur ve kısıtlılığın da en önemli nedenidir. Genellikle anksiyete hastalığa eşlik eder. Hastalar nefes almada güçlük, göğüste ağırlık, hava açlığı veya nefes nefese kalmak şeklinde kendilerini ifade ederler. Hastanın yakınmaları, hastalığın ilerlemesi ile daha da artarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bu nedenle 40 yaş üzerinde olan, sigara ve/veya tütün ürünü kullanan, nefes darlığı hisseden her bireyde KOAH düşünülmeli ve bu bireyler, mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. KOAH’ın ilk semptomu genellikle kronik öksürüktür. Bununla birlikte, sigara ve/veya çevresel maruziyetlere bağlı olduğu düşünüldüğü içinhasta tarafından patolojik bir semptom olarak algılanmaz. Öksürük başlangıçta aralıklı olabilir, sonraları gün boyu devam eden ve her gün ortaya çıkan bir karakter alır. Kronik öksürük, balgamlı veya balgamsız olabilir ve balgam mevcut ise süreğendir ve genelde beyaz renktedir. Alevlenme dönemlerinde ise balgam sarı-yeşil renkte olabilir. KOAH için risk faktörlerini taşıyan bir kişide, sağlık kurum ve kuruluşlarında, basit bir test olan nefes ölçüm testi (spirometre) ile tanı kolayca konulabilmektedir. Solunum fonksiyon testi olarak isimlendirilen bu test kullanılarak hava akımında azalmaya yol açan tıkanıklık belirlenebilmekte ve KOAH’ın düzeyi belirlenebilmektedir" dedi.
Niğde Sağlıklı Hayat Merkezlerinde herkese ücretsiz danışmanlık hizmeti
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:25 Niğde Sağlıklı Hayat Merkezlerinde herkese ücretsiz danışmanlık hizmeti Niğde Sağlıklı Hayat Merkezi, toplum sağlığını yükseltmek amacıyla beslenmeden sigara bırakmaya, fizyoterapiden psiko-sosyal desteğe kadar her yaş grubundan bireyin sağlık ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı hizmetler sunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın "Hastalığa değil, sağlığa yatırım yap" vizyonuyla kurulan merkezlerden, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın herkes ücretsiz olarak yararlanabiliyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını geliştirmek, hastalıklardan korumak ve birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla hizmet veren merkezlerde diyetisyenlik, psiko-sosyal destek, fizyoterapi, çocuk gelişimi ve sigara bırakma birimi gibi birçok alanda danışmanlık sağlanıyor. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Muhammet Bayraktar, Sağlıklı Hayat Merkezleri için artık MHRS üzerinden de randevu alınabildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: "Muayene öncesi bekleme süresini ortadan kaldıran ve polikliniklerdeki kalabalığı azaltarak daha sakin bir ortam oluşturan MHRS sistemiyle vatandaşlarımız, Sağlıklı Hayat Merkezlerimizden kolayca randevu alabiliyor. Niğde merkezde, belediye yanındaki eski adliye binasında ve Özbelde mevkiinde bulunan iki merkezimizde ayrıca Bor ilçesi Yeni Mahalle’deki Sağlıklı Hayat Merkezimizde ve şehir merkezindeki ek hizmet binamızda diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve çocuk gelişimi uzmanlarımız hizmet veriyor." Bayraktar, randevu şartı olmasa da zaman yönetimi açısından MHRS kullanımının büyük kolaylık sağladığını ifade ederek, "Vatandaşlarımız hastaneye gitmeye gerek kalmadan sağlıklı hayat merkezlerimizde diyetisyenlerimizden beslenme danışmanlığı alabilir, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarımızla görüşebilir, çocuklarının gelişimi için çocuk gelişimi uzmanlarımızdan destek alabilir. Evli çiftlerimiz de aile planlaması danışmanlık hizmetinden yararlanabilir. Bu hizmetlerin tamamı Bakanlığımızın ‘Hastalığa değil, sağlığa yatırım yap’ anlayışının bir yansımasıdır " dedi.
Roche İlaç Türkiye tarafından hazırlanan ‘Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası’ araştırmasının ara bulguları yayımlandı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:46 Roche İlaç Türkiye tarafından hazırlanan ‘Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası’ araştırmasının ara bulguları yayımlandı Roche İlaç Türkiye tarafından hazırlanan ‘Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası’ araştırmasının ara bulguları, Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen basın toplantısında paylaşıldı. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Roche İlaç Türkiye tarafından Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği’nin katkılarıyla hazırlanan ’Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası’ araştırmasının ara bulguları, Ankara’da bir otelde düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı. Araştırma, hasta ve hekimlerin tedavi sürecine dair deneyimlerini ve beklentilerini ortaya koyuyor. Ipsos Türkiye tarafından gerçekleştirilen araştırma, bu içgörüler doğrultusunda gelecekteki farkındalık, eğitim ve destek programlarının şekillendirilmesine katkı sunmayı hedefliyor. Toplantı, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman ve Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt’un katılımlarıyla gerçekleşti. "Ülkemizde her yıl 41 bin insanımız akciğer kanseri tanısı alıyor" İmmünoterapinin akciğer kanserinde kader değiştirici bir etkisinin olduğunu vurgulayan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, "Hepimizin korkulu rüyası aslında kanser olmaktır ama kanserin belki de en önemli tedavisinin de daha mücadele başlamadan o zorlu maratonu bitirmekten geçtiğini de çok iyi biliyoruz. Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon insan akciğer kanseri tanısı alırken, ülkemizde ise her yıl yaklaşık 41 bin insanımıza akciğer kanseri tanısı konuluyor. Akciğer kanseri, bize kanserin korkutucu yüzünü en çok gösterebilecek olan tür ve yüzde 90 sebebi de sigara. Dünyada hala tarama ile önlenen 3 kanser türü var. Meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde olduğu gibi, akciğer kanserinde de taramanın, hastalığı önlemede kritik bir rol oynadığı artık kabul edilmesi gereken bir gerçek. Ülkemizde her yıl yaklaşık 41 bin kişi akciğer kanseri tanısı alıyor ve bu hastaların yaklaşık yüzde 60’ı, tanı anında evre 4 gibi ileri bir evrede oluyor; yani hastalık akciğer dışındaki organlara yayılmış oluyor. Bu tablo, Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmalarla birlikte uygun pilot bölgelerin belirlenmesi ve akciğer kanse ri tarama programlarının başlatılmasının önemini açıkça ortaya koyuyor. Öte yandan sevindirici gelişmeler de var. Kemoterapi yıllardır hastalarımızın en önemli tedavi seçeneklerinden biri olsa da bulantı, saç dökülmesi ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş gibi yan etkiler nedeniyle hastalarda doğal bir endişe yaratabiliyor. Buna karşılık immünoterapiler, onkoloji alanında çığır açarak hem tedavi umudunu artıran hem de yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştiren yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Roche iş birliğiyle Temmuz 2025 itibarıyla geri ödeme kapsamına giren immünoterapilerin akciğer kanseri tedavisindeki etkilerini anlamak amacıyla hekimlerin ve hastaların görüşlerini değerlendiren bir ara analiz gerçekleştirdik. Bu değerlendirmede hastaların tedaviye dair önyargılarının kırıldığı, yaşam kalitelerinde anlamlı bir iyileşme görüldüğü, hekimlerin ise tedavi süresinin kısalmasından ve iyileşen hasta deneyiminden memnun oldukları ortaya çıktı. Elbette nihai analizlerin dikkatle takip edilmesi gerekiyor. Ancak elde edilen bu ara bulgular, immünoterapilerin geri ödeme kapsamına alınmasıyla birlikte akciğer kanseri tedavisinde gerçek anlamda ’kader değiştirici’ bir seçenek haline geldiğini güçlü biçimde gösteriyor" dedi. "Halkımızın beklentilerini bu araştırma sayesinde net görüyoruz" Erken tanının kritik önemine dikkat çeken Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürütülen çalışmaların değerini vurgulayarak şöyle konuştu: "Bu araştırma sayesinde hastaların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve eksik kalan noktaları daha net görebiliyoruz. Türk Kanser Derneği olarak yıllardır bu alanda pek çok çalışma yürütüyoruz ancak farkındalığın hâlâ çok yetersiz olduğunu görüyoruz. Bilim geliştikçe, hekimlerimizin anlattığı gibi yeni tedaviler ve immünoterapilerle süreç kolaylaşıyor; fakat erken tanı önemini korumaya devam ediyor. Bununla birlikte tedavi yolculuğu yalnızca ilaçtan ibaret değil. Moral, disiplin, barınma gibi pratik destekler eksik olduğunda maalesef tedavi süreci de olumsuz etkilenebiliyor. Bu nedenle hem tedaviye erişim hem bakım hem de psikososyal destek büyük önem taşıyor. Dernek olarak ücretsiz bakım ve konaklama merkezlerimizde her yıl yüzlerce hastayı ağırlıyor, onların güvenli ve hijyenik bir ortamda tedavi sürecini sürdürebilmeleri için kapsamlı destek sağlıyoruz. Bu araştırma bize gösterdi ki bu tür hizmetlere çok daha fazla ihtiyaç var. Bugün sunduğumuz bu ara analiz de aslında bu ihtiyacı daha görünür hâle getiriyor. Türk Kanser Derneği olarak 60. yılımızı kutlarken, farkındalığı artırmak için toplumla birlikte hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Buradan halkımıza çağrıda bulunuyorum: Gelin, el ele verelim ve akciğer kanserinde farkındalığı hep birlikte yayalım." "Akciğer kanseri dünyada ve Türkiye’de hala çok önemli bir sağlık problemi" Akciğer kanserinin Türkiye’de çok önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt, şu değerlendirmelerde bulundu: "Roche İlaç Türkiye tarafından yürütülen, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği’nin desteğiyle ve İpsos Türkiye tarafından gerçekleştirilen Akciğer Kanseri Deneyim ve İçgörü Haritası çalışmasının ara sonuçlarını paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Akciğer kanseri, dünyada olduğu gibi ülkemizde de tıbbi ve teknolojik gelişmelere rağmen önemini koruyan ciddi bir sağlık problemidir. Roche olarak 125 yıldır dünyada, 1958’den bu yana ise Türkiye’de faaliyet gösteriyor; özellikle onkoloji alanındaki yeniliklere öncülük eden bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bu nedenle yalnızca bilimsel gelişmeleri değil, aynı zamanda hasta ve hekim içgörülerini merkeze alan, çok paydaşlı bir yaklaşımla yürütülen çalışmaları son derece değerli buluyoruz. Bu çalışmaya katkı sunmaktan da büyük gurur duyuyoruz. Akciğer kanseri ve diğer pek çok hastalık alanında Türkiye’de sürdürdüğümüz klinik araştırmalar, sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirdiğimiz ortak projeler ve çok paydaşlı iş birliklerimizle yenilikçi çözümleri desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu iş birliği modelinin toplum sağlığına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz."
Uzman Doktor Poyraz: "Kırk yaş üzerindeki her 10 kişiden 1’i KOAH"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:45 Uzman Doktor Poyraz: "Kırk yaş üzerindeki her 10 kişiden 1’i KOAH" Uzman Doktor Barış M. Poyraz, nefes darlığının KOAH belirtisi olabileceğine dikkati çekerek, "Kırk yaş üzerindeki her 10 kişiden 1’i KOAH hastası. Her yıl dünya çapında 3 milyon kişi, KOAH nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, özellikle düşük orta sosyoekonomik düzeyi olan ülkelerde, KOAH hastalarının büyük bir çoğunluğu tanı almamakta ve uygun tedavilere ulaşamamaktadır" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Doktor Barış M. Poyraz, 19 Kasım Dünya KOAH Gününe özel açıklamalarda bulundu. Uzman Doktor Poyraz, "Nefesin daralıyorsa KOAH’ı düşün" temalı farkındalık gününün önemine vurgu yaparak, "KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), nefes darlığı, öksürük ve balgam gibi solunum yolları şikâyetleriyle beraber görülen, hava yollarında tıkanma ile seyreden, kalıcı ve genellikle ilerleyici kronik bir hastalıktır. Kırk yaş üzeri yetişkinlerde her 10 kişiden 1’i KOAH. Her yıl, dünya çapında 3 milyon kişi, KOAH nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, özellikle düşük ya da orta sosyoekonomik düzeyi olan ülkelerde, KOAH hastalarının büyük bir çoğunluğu tanı almamakta ve uygun tedavilere ulaşamamaktadır" şeklinde konuştu. "Erken tanı, tedavi başarısını getirir" Uzm. Dr. Poyraz, KOAH’ın gelişiminden sorumlu en önemli risk faktörlerini; tütün ürünleri kullanımı ile iç ve dış ortam hava kirliliği, ısınma, yemek pişirme için odun kömür dumanına maruziyet, iş yerinde duman maruziyetleri ve sağlık hizmetlerine gerektiği kadar ulaşamama durumu ile bununla bağlantılı olarak yoksulluk ve sosyoekonomik eşitsizlik olarak sıraladı. Dr. Poyraz, "KOAH tanısı ne kadar erken konursa, tedavi başarısı da o kadar artmaktadır. Basit bir solunum fonksiyon testi bize bu konuda çok önemli bilgiler verebilir. Sigara içiyorsanız, solunum yolu şikâyetleriniz varsa, mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurun" ifadelerini kullandı. "Nefesin daralıyorsa KOAH‘ı düşün" Uzm. Dr. Poyraz, KOAH’tan korunmanın yollarına ilişkin, "Akciğer sağlığınızı korumak için tütün ürünlerinden uzak durun. Ev ve iş yerlerinin havasını mümkün olduğunca temiz tutmaya çalışın. Dengeli beslenip, egzersiz yapmayı ihmal etmeyin" açıklamasında bulundu. Dr. Poyraz, bu senenin KOAH Günü temasını ‘Nefesin daralıyorsa, KOAH‘ı düşün’ olduğunu söyledi.
No Touch Lazer ile gözlüksüz hayata temassız geçiş
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:42 No Touch Lazer ile gözlüksüz hayata temassız geçiş SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pelin Özyol, No Touch Lazer’in Transepitelyal PRK’nın miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde kullanılan bir lazer cerrahisi yöntemi olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz yüzeyine herhangi bir cerrahi aletle işlem uygulanmamasının temel özellik olduğunu anlatan Prof. Dr. Özyol, yöntemle ilgili şu bilgileri verdi: "Geleneksel PRK yönteminden farklı olarak, No Touch Lazer, korneanın en üst tabakası olan epiteli kaldırmak için mekanik bir uygulama veya alkol kullanmaz. Bunun yerine epitel tabakası excimer lazer ile doğrudan uzaklaştırılır. Ardından, aynı lazer cihazı, alttaki kornea dokusunu yeniden şekillendirerek görme kusurunu düzeltir.Tüm bu süreç, hasta sadece lazer cihazının ışığına bakarken, her iki göz için kısa sürede tamamlanır." Önemli özellikleri ve uygulama alanları "İşlem sırasında göze dokunulmadığı için, cerrahi temastan çekinen hastalar için psikolojik bir konfor sağlar" şeklinde konuşan Prof. Dr. Özyol, "Korneada bir "flep" oluşturulmadığı için, bu kapakçıkla ilgili muhtemel komplikasyon riskleri ortadan kalkar. Korneası ince olan veya klasik LASIK yöntemine uygun olmayan bazı hastalara alternatif olarak uygulanabilir. Diğer yüzey ablasyonyöntemlerinde olduğu gibi, epitel tabakasının kendini yenilemesi gerektiğinden, ilk birkaç gün ağrı, batma ve sulanma gibi geçici rahatsızlıklar görülebilir. Tam görme netliğine ulaşmak bir miktar zaman alabilir" diye konuştu. No Touch Lazerin, gözlük ve lens bağımlılığından kurtulmak isteyenler için bir seçenek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özyol, her yöntemde olduğu gibi, uygunluk için detaylı bir göz muayenesi ve hekim değerlendirmesinin kritik önemine sahip olduğunu belirtti.
Uzmanından uyarı: "KOAH tanısı almaktan değil geç kalmaktan korkmalıyız"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:38 Uzmanından uyarı: "KOAH tanısı almaktan değil geç kalmaktan korkmalıyız" KOAH’a bağlı ölümlerin 6’ncı sıradan 3’üncü sıraya yükseldiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "KOAH yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen gelişmiş ülkelerde bile her 10 KOAH hastasının 7’si, ülkemizde ise 9’u tanı almamaktadır. Tanı almaktan değil geç kalmaktan korkmalıyız" dedi. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, KOAH her yıl 3 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olarak dünya çapında ölüm nedenleri arasında 6’ncı sıradan 3’üncü sıraya yükseldi. Yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen hem hastalar hem de sağlık çalışanları tarafından yeterince bilinmediğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Dünya genelinde 400 milyona yakın KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir. Dünya nüfusunun yaşlanması ve tütün dumanı, ev içi ve dış ortam hava kirliliği, mesleki maruziyetler gibi artan risk faktörleri nedeniyle KOAH sıklığının giderek artması kaygı vericidir. Gelişmiş ülkelerde bile her 10 KOAH hastasının 7’si tanı almamaktadır. Ülkemizde ise bu oran daha yüksektir, her 10 KOAH hastasının 9’u tanı almamıştır. Tanı almamış KOAH hastalarında belirtiler daha fazla, yaşam kalitesi daha düşük, iş gücü kaybı artmış ve genel sağlık durumu daha kötüdür" diye konuştu. Prematüre doğanlar risk grubunda 24. Dünya KOAH Farkındalık Günü temasının ‘Nefes Darlığı (Varsa), KOAH’ı Düşün’ temasıyla erken ve doğru tanının önemine dikkat çekilmesi hedeflendiğini belirten Prof. Dr. Gülbaş KOAH şüphesi olan grubu şöyle tanımladı: "35 yaş ve üzerindeki bireyler; tütün dumanı, ev içi/dış ortam hava kirliliği, mesleki maruziyetler gibi çevresel risk faktörlerine maruz kalanlar; birinci derece akrabalarında KOAH bulunanlar; prematüre doğan; erken yaşam döneminde sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçiren; çocukluk çağı astımı olan bireyler; bronş aşırı duyarlılığı olup çevresel risk faktörlerine maruz kalanlar; tüberküloz geçirmiş ve çevresel risk faktörlerine maruz kalanlar; nefes darlığı, öksürük ve/veya balgam gibi solunum semptomları olan bireyler mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı tarafından solunum fonksiyon testi (spirometri) yapılarak hava yolu darlığının gösterilmesi gereklidir." "KOAH hastaları 6 ayda bir kontrol edilmeli" Prof. Dr. Gülbaş KOAH tanısı alan bireylere de şu tavsiyelerde bulundu: "Sigaranın bırakılması, mesleksel maruziyetlerden kaçınma, iç ve dış ortam hava kirliliğinin azaltılması gibi çevresel risk faktörlerinden korunulmalıdır. Göğüs Hastalıkları Uzmanı tarafından önerilen aşıların uygulanmalı, ilaç tedavileri doğru ve düzenli kullanılmalıdır. Dengeli ve düzenli beslenme, düzenli yürüyüşler yapılarak mümkün olduğunca aktif bir yaşam sürmek çok önemlidir. KOAH hastaları düzenli olarak 6 ayda bir veya en geç yılda bir sağlık kuruluşuna başvurarak, mümkünse aynı hekim tarafından takip edilmelidir."
Kararlılık ve aile desteğiyle bağımlılıktan kurtuldu
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:10 Kararlılık ve aile desteğiyle bağımlılıktan kurtuldu Bursa’da, 6 yıl önce merak duygusu etkisiyle madde bağımlısı olan 50 yaşındaki B.T. AMATEM’de (Erişkin Arındırma Merkezi) gördüğü tedavi sonrası bağımlılıktan kurtuldu. İki yıldır tedavisine aksatmadan devam eden B.T.’nin tedavisini yürüten Psikiyatri Uzmanı Dr. Eralp Türk, bağımlılıktan kurtulmak için hastanın kararlılığı ve aile desteğinin büyük rol oynadığını söyledi. Dört yıl boyunca bağımlı bir hayat süren B.T. sağlığının ve sosyal yaşamının giderek bozulması üzerine iki yıl önce hayatında yeni bir sayfa açmak için Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı Erişkin Arındırma Merkezine başvurdu. Tedavi sayesinde bağımlılıktan kurtulan B.T. bırakma sürecini ve yaşamındaki değişiklikleri anlattı. "Eşim en büyük destekçim oldu" Bağımlı olduğunu dile getiren B.T. eşinden ve çocuklarından gizli bir hayat sürdürdüğüne dikkat çekti. Zamanla sinirlilik durumunun artığını, düzensiz bir hayat yaşamaya başladığını vurgulayan B.T. "Çevreme sürekli yalanlar söylemeye başladım. Farklı bir bünyem varmış gibi hissediyordum. Dört yılın sonunda işin daha kötüye gittiğini gördüm. Mutsuz olmaya başladım. Kilo verdim, dişlerim döküldü, sağlığım bozuldu. İlk olarak eşime açıldım. Eşim, en büyük destekçim oldu. Bu süreçte önemsenmek istiyorsunuz" dedi. Erişkin Arındırma Merkezinde aldığı desteğin önemine değinen B.T. tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri paylaştı: "Burada aldığım tedavi sayesinde bağımlılıktan daha hızlı kurtuldum. Bırakmaya karar verince çevremi tamamen değiştirdim, sosyal medyadan uzak durdum, evimi taşıdım. ’Nasıl olsa bırakmayı başardım, bir kez deneyeyim,’ derseniz tekrar başa dönersiniz. Bunun bilincinde olunmalı. Artık hayattan daha fazla zevk alıyorum, aileme daha çok vakit ayırıyorum. Kararlılığımı sürdürüyorum" şeklinde konuştu. B.T.’nin tedavisini yürüten Erişkin Arındırma Merkezi’nde görevli Psikiyatri Uzmanı Dr. Eralp Türk ise, merak sonucu ilk deneme söz konusu olduğunda, her maddede farklı olmak üzere, bağımlılık gelişme riskinin oluştuğunu ifade etti. Genellikle ilk denemeyi takiben, madde etkisiyle kişilerin vücutlarında bazı değişiklikler görüldüğünün bilgisini veren Uzm. Dr. Türk, "Vücuttan atılması esnasında beynimiz aşina olduğu maddeyi tekrardan istemeye başlıyor. Bu ’aşerme’ ile birlikte kişinin vücudunda kendisini rahatsız eden belirtiler ortaya çıkıyor. Bu defa bu belirtileri söndürmek için kişi tekrardan madde kullanmaya kendini mecbur hissediyor. Her bir kullanım, bir sonraki kullanıma davetiye çıkarıyor" diye konuştu. Tedavi sürecinde hastanın mücadelesi, kararlılığı ve isteğinin çok önemli olduğunu ve bağımlı bir bireyin kendi rızası ile tedavi edilebileceğinin altını çizen Türk, sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Zorla yapılan bir tedavinin daha az faydasını görüyoruz. Ancak henüz karar vermemiş, bırakmak istemeyen ama kafasında ufak bir ışık yanmış, ’Acaba bırakabilir miyim? Arkadaşım bırakmış, ben de onun gibi olabilir miyim?’ diye düşünenler bize başvurabilirler. Akıllarındaki o ufak ışık üzerinden yürüme şansımız olur. Ama faydalı olabilmemiz için o ufak ışığı yakalamamız gerekiyor. Bu süreçte bağımlı hasta ya da yakını; ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattını arayabilir. Ayrıca Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine danışmanlık hizmeti almak için başvurabilir veya arındırma merkezlerindeki tedavi süreçleri için ALO 182’yi arayarak randevu işlemlerini yapabilirler."
Uzmandan KOAH Uyarısı! "Her 5 kişiden biri KOAH’lı"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:41 Uzmandan KOAH Uyarısı! "Her 5 kişiden biri KOAH’lı" Sivas Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Kemal Kaya, dünyada her yıl 3 milyon kişinin ölümüne neden olan KOAH’ın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) günümüzde küresel olarak üçüncü en sık ölüm nedeni olarak kabul edildiğini belirterek, hastalığın Türkiye’de de giderek büyüyen bir sağlık tehdidine dönüştüğünü söyledi. Hastalığın özellikle 40 yaş üstü kişilerde daha sık görüldüğünü ifade eden Kaya, toplumdaki farkındalık eksikliğine dikkat çekerek, "Toplumumuzda her beş kişiden biri KOAH’lı ve çoğu bunun farkında bile değil" dedi. "Sinsi ilerliyor: Öksürük ve nefes darlığı ‘masum’ sanılıyor" Dr. Kaya, KOAH’ın başlangıç belirtilerinin genellikle hafife alındığını belirtti. Özellikle sigara içen kişilerin kronik öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetleri önemsemediğini söyleyen Kaya, "KOAH’ın en büyük silahı sessizliği. Hastalık fark edildiğinde çoktan ilerlemiş olabiliyor" diyerek uyarıda bulundu. "Sadece sigara değil: Pasif içicilik ve hava kirliliği de tetikliyor" Dr. Kaya, KOAH’ın en büyük nedeninin sigara olduğunu hatırlatırken, pasif içicilik, hava kirliliği ve tozlu iş ortamlarının da hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi. İleri evre KOAH hastalarının günlük yaşamda ciddi kısıtlamalar yaşadığına dikkat çekerek, bazı hastaların günde 15-18 saat oksijen desteğine bağımlı yaşadığını belirtti. "Nefesi tüketen bu hastalık, yaşamı adım adım kısıtlıyor" ifadelerini kullandı. "Erken tanı hayat kurtarıyor" KOAH’ta erken tanının önemine vurgu yapan Dr. Mustafa Kemal Kaya, kronik öksürük, balgam ve nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden solunum fonksiyon testi yaptırması gerektiğini söyledi.
Batman‘da kek ve ceviz parçası akciğerine kaçtı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:37 Batman‘da kek ve ceviz parçası akciğerine kaçtı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Selim Özkaya, küçük 2 yaşındaki Yiğit Görken’i nefes borusuna kaçan kek ve ceviz parçalarına 20 dakikalık başarılı bir bronkoskopi operasyonuyla kurtardı. Evde yediği cevizli kekin parçalarının solunum yollarına kaçması sonucu hızla durumu kötüleşen 2 yaşındaki Yiğit Görken, ailesinin ilk müdahalesinin ardından Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Solunum yetmezliği nedeniyle acil serviste entübe edilerek makineye bağlanan Yiğit, Çocuk Cerrahisi Uzmanı Uzman Dr. Selim Özkaya’nın hızlı müdahalesiyle hayata tutundu. Hastaneye ambulansla kabul edilen küçük hastaya hemen ameliyathanede bronkoskopi işlemi uygulandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Selim Özkaya, "2 yaşındaki Yiğit Görken hasta evde kek yerken aniden morarması ve solunum sıkıntısı olmuş. Annesi Heimlich manevrası yapmış, bir miktar yemek parçaları çıkmış ancak solunum şikayetinin devam etmesi üzerine acil servise götürülmüş. Acil servise ciddi solunum sıkıntısı olan hasta entübe edilmiş, makineye bağlanmış. Biz hastayı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kabul ettik. Ambulansla gelen hastaya hızlıca ameliyathanede bronkoskopi işlemi yaptık. Ana havayolları trekeada ve solunum yollarında yemek parçaları, ceviz parçaları vardı. Akciğerlerini güzelce temizledik" dedi. Başarılı operasyonun ardından Yiğit Görken, entübe şekilde Çocuk Yoğun Bakım Servisi’ne alındı. Uzm. Dr. Özkaya, "Yaklaşık 3 gün kadar entübede izlendi hastamız. Sonrasında genel durumun düzelmesi neticesinde ekstübe edildi. Makineden ayrıldı. Bir hafta kadar çocuk yoğun bakımda takip edildi. Şu an çocuk cerrahi servisine aldık. Hastamızın genel durumu iyi, taburcu edildi" diye konuştu. Olay anını anlatan anne Melda Görken ise, ilk yardımın önemine dikkat çekti. Görken, "Ablamın evine çocuğumla birlikte misafirliğe gittim, ablamla çay içiyordum. Oğlum da yanımda ev yapımı cevizli kek yiyordu. Birdenbire ne olduğunu anlamadan boğulma ve nefes alamamaya başladı. Önce sırtına vurdum olmadı, ardından hemen çocuğuma Heimlich manevrası yaptım ama fayda etmeyince hastaneye götürdük" şeklinde konuştu. Anne Görken’in hızlı ve doğru ilk yardım müdahalesine rağmen solunum yolundaki parçaların tamamı çıkmayınca hastanede uzman doktorun hızlı ve başarılı cerrahi operasyonu küçük Yiğit’i hayata döndürdü.