Son Dakika
|
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Telefondan annesiyle bayramlaşan Mehmetçik’in duygu dolu anları
Mardin’de dilencinin para saydığı anlar kamerada
Ramazan hasılatını Gazze’ye gönderdi
Çankırı’da 2 katlı ahşap evde yangın: 2 ölü
İspanya, Irak’taki askerlerini Türkiye’ye tahliye etti
Kastamonu’da 8 asırlık "tekke çorbası" geleneği bu yıl da yaşatıldı
Sergen Yalçın, Emre Belözoğlu’na karşı ilk galibiyetini aldı
SAĞLIK
ANKA’da bayram coşkusu
20 Mart 2026 Cuma - 12:55:44
Gaziantep Özel Anka Hastanesi’nde Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenlendi. Gaziantep Özel Anka Hastanesi’nde Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenlendi. Hastane Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Av. Cengiz Bayram, Ali İhsan Sofuoğlu, Genel Müdür Yardımcıları Ayşe Koç ve Yaşar Ağdağ, Başhekim Fırat Dalgıçer ile hekimler ve hastane çalışanlarının katıldığı programda bayramın birlik ve beraberlik ruhu ön plana çıktı. Gerçekleştirilen bayramlaşma töreninde sağlık çalışanları bir araya gelerek bayram sevincini paylaştı. Samimi bir atmosferde geçen etkinlikte, kurum içi dayanışmanın ve ekip ruhunun önemi bir kez daha vurgulandı. Anka Hastanesi yönetimi, bayramların toplumsal bağları güçlendiren özel günler olduğuna dikkat çekerek, tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:19
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
Diyetisyeni Nurseli Ertekin Ünal, Ramazan Bayramı sürecinin normal beslenmeye geçmek için uyum süreci olarak görülmesinin sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Nurseli Ertekin Ünal, bayramda doğru ve dengeli beslenmekle ilgili ipuçları vererek, "Beslenmeye yönelik rahatsızlıkların önlenmesi ve metabolizmanın eski haline dönebilmesi için az az, sık sık beslenme öneriyoruz. Günlük ortalama 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde beslenme planlanabilir. Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlamak uzun zamandır o saatlerde çalışmayan mideyi yormayacaktır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek, sağlıklı protein kaynakları olan yumurta ve peynir tüketmek, domates, salatalık, yeşillik gibi liften zengin çiğ sebze tüketmek, kahvaltıda kavurma ve kızartmalardan uzak durmak gün içerisinde bize fayda sağlayacaktır" dedi. "Protein kaynaklarını ve süt ürünlerini masamızda bulundurmalıyız" Protein ve süt ürünlerinin iştah konusunda dengeleyici unsur olduğunu söyleyen Ünal, "Öğle ve akşam yemeklerinde öğünlere çorbayla başlamak,. ardından zeytinyağlı bir sebze yemeği tüketmek, daha sonra günlük toplamda 3-4 köfte kadar olacak şekilde et, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını tüketmek, yine masamızda yoğurt, ayran, cacık gibi süt ve süt ürünlerinden bulundurmak gün içerisinde bize iştah kontrolünde yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Bayram ikramlıklarında porsiyonları küçük tutmalıyız" Yüksek yağ ve şeker içeriği olan şerbetli tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğini belirten Ünal, "Sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmek kan şekerimizde oluşabilecek ani dalgalanmaların da önüne geçer. Çikolata ve şeker tüketiminde dikkatli davranmak, ölçülü tüketmek önemlidir. Yine bayram ikramlıklarında porsiyonları mümkün olduğunca küçük tutmalıyız. Sıvı tüketiminin artması mide ve bağırsaklarımızın düzenli çalışması için oldukça önemli. Günlük ortalama 2-2 buçuk litre kadar sıvı tüketmeyi öneriyoruz. Su, ayran, sade maden suları, az şekerli limonata, komposto, hoşaf gibi ürünler günlük sıvı tüketimimizi arttırmamıza yardımcı olur" dedi. "Fazla kalorileri yakmak için tempolu yürüyüşler yapılabilir" Bayramda tüm bireylerin, özellikle yaşlı ve tansiyon hastası kişilerin kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketiminde dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Ünal, "Bunların fazla tüketimi çarpıntı, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebebiyet verebilir. Bayramda alınan fazla kalorileri yakmak için orta tempolu yürüyüşler yapmak, bayram dönemindeki kilo kontrolünüzde yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 09:40
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 18:43
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 16:57
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
4
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
5
19 Mart 2026 Perşembe- 11:06
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
06 Ocak 2026 Salı - 09:05
Hakkari’de beyaz esarete karşı sağlık seferberliği: 520 hasta kurtarıldı
Hakkari’de 180 santimetreyi bulan kar kalınlığına rağmen sağlık ekipleri 5 günde 520 hastayı hastanelere ulaştırdı. Kent genelinde 31 Aralık– 4 Ocak tarihlerinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle birçok yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Dondurucu soğuklar ve kar esaretine rağmen İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli; kar paletli ambulanslar ve 4x4 araçlarla, 7/24 esasına göre görev yaparak hastalara umut oldu. Zorlu arazi şartlarında yürütülen çalışmalar kapsamında, hem kırsal bölgelerde hem de ilçe merkezlerinde rahatsızlanan 520 hastaya yerinde müdahale edildi. Kar nedeniyle yolu kapanan köylerdeki hastalar, paletli ambulanslarla kar kütleleri aşılarak hastanelere taşındı. Bu süreçte 25 hastanın il içi ve iller arası sevki de sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Karadan ulaşımın imkânsız hale geldiği noktalarda ise Sağlık Bakanlığına ait helikopter ambulanslar devreye girdi. Hava ambulansı ile durumu kritik olan 2 hastanın sevki güvenli bir şekilde gerçekleştirilirken, bir hastaya ise arazide doğrudan müdahale edildi. UMKE ekipleri ise sadece bu 5 günlük süreçte 45 zorlu vakaya müdahale ederek hayat kurtardı. Kar yağışının ulaşımı durdurma noktasına getirdiği bölgelerde, hayati risk taşıyan diyaliz hastalarına öncelik verildi. Önceden yapılan planlamalar ve koordinasyon sayesinde, yolları kapalı olan köylerdeki diyaliz hastaları tek tek evlerinden alınarak güvenli bir şekilde hastanelere nakledildi. Sağlık ekiplerinin vakalara zamanında ulaşabilmesi için Hakkari Valiliği koordinasyonunda; İl Özel İdaresi, karayolları, emniyet ve jandarma birimleri seferber oldu. İş makineleriyle açılan yolların ardından bölgeye giren sağlık ekipleri, kurumlar arası iş birliğinin en güzel örneğini sergiledi. Hakkari İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, dondurucu soğuklara ve kar esaretine rağmen özveriyle çalışan tüm sağlık personeline ve destek veren diğer kamu kurumlarına teşekkür ederek, sağlık hizmetlerinin her şartta kesintisiz süreceğini vurguladı.
06 Ocak 2026 Salı - 09:04
Avrupa’da çare yok denildi, İstanbul’da kalbi durdurulmadan iyileşti
Avrupa’da çare yok denildi, İstanbul’da kalbi durdurulmadan iyileşti. Almanya’da doktorların "Yaşın ve hastalıkların nedeniyle ameliyat edilemezsin" diyerek ameliyat etmeye çekindiği 75 yaşındaki Emine Yalçın, çareyi vatanında buldu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaşlı kadını göğsünü yarmadan ve kalbini durdurmadan ameliyat ederek tıp literatürüne geçecek bir başarıya imza attı. 75 yaşındaki Emine Yalçın için hayat, Mitral Kapak Yetmezliği nedeniyle çekilmez bir hal aldı. Almanya’da iki farklı hastaneye başvurmasına rağmen "Risk çok yüksek, ameliyat olamazsın" denildi. Diyabet, böbrek yetmezliği ve geçmişteki kanser öyküsü nedeniyle Avrupa’da ameliyat edilmeyen Yalçın, son bir umutla Türkiye’nin yolunu tuttu. Medipol Acıbadem Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, riskli hastayı özel bir teknikle hayata döndürdü. Küçük kesi ve kalbi durdurmadan Hastanın ileri yaşına ve ek rahatsızlıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Köksal, "Hastamızın böbrek yetmezliği, şeker hastalığı ve geçmişte geçirdiği meme kanseri ameliyatı vardı. Almanya’da iki kez yüksek risk nedeniyle ameliyat şansı verilmemişti. Biz ise sağ koltuk altından küçük kesiyle ve kalbi durdurmadan mitral kapağını biyolojik kapakla değiştirdik. Bu yöntem, hem riskleri azalttı hem de toparlanma sürecini hızlandırdı" dedi. Her hastaya özel tedavi planı Özellikle ek hastalığı olanlarda küçük kesiyle yapılan ameliyatların önemine dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, "Göğüs kafesini önden açmadan ve kalbi durdurmadan yapılan bu yöntem, komplikasyon riskini en aza indiriyor. Yüksek riskli hastalarda hayat kurtarıcı oluyor. Emine Hanım da 7’nci günde taburcu edilecek, konforlu bir yaşama dönecek" diye konuştu. "Nefes alabiliyorum" Ameliyat sonrası sağlığına kavuşmanın verdiği mutluluğu paylaşan Emine Yalçın, "Almanya’da bana ‘Ameliyat olamazsın, riskli’ dediler. Nefes alamıyor, vücudumda su toplanıyordu. Eve gönderildim. Umudumu yitirmiştim. Son çare olarak Türkiye’ye geldim, Cengiz Hocayı buldum. Allah razı olsun, yeniden nefes alabiliyorum" dedi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 21:59
Yaşlı hasta hava ambulansı ile hastaneye yetiştirildi
Bitlis’te etkili olan yoğun kar yağışı ve yüksek çığ riski, kırsal bölgelerde ulaşımı olumsuz etkilemeye devam ederken, zamanla yarışılan bir sağlık operasyonu başarıyla sonuçlandı. Bitlis Valisi Ahmet Karakaya başkanlığında yürütülen koordineli çalışma kapsamında, Hizan ilçesi Bozpınar köyünde yaşayan ve nefes darlığı yaşayan yaşlı bir KOAH hastası için acil ihbar alındı. Kara ulaşımının mümkün olmadığı ve yolların birkaç gün kapalı kalmasının öngörüldüğü süreçte, vaka kaydı oluşturularak hasta İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince yakından takip altına alındı. Hastanın sağlık durumunda risk oluşması üzerine, Bitlis İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene koordinasyonunda Sağlık Bakanlığı’na bağlı hava ambulansı talep edildi. Gerçekleştirilen hava ambulansı operasyonuyla hasta güvenli bir şekilde bulunduğu noktadan alınarak kara sağlık ekiplerine teslim edildi. Ardından Tatvan Devlet Hastanesi’ne nakledilen hastanın, burada uzman hekimler tarafından tedavi ve takibinin sürdürüldüğü bildirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Şaban Ergene, zorlu hava ve yol şartlarına rağmen sürecin başarıyla yürütülmesinde verdikleri desteklerden dolayı başta Bitlis Valisi Ahmet Karakaya olmak üzere, tüm sağlık personeline, hava ambulansı ekibine ve koordinasyonda görev alan kurumlara teşekkür etti. Ergene ayrıca, katkılarından dolayı Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun’a da teşekkürlerini iletti.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 17:31
Muğla EAH Başhekimi Prof. Dr. Acar: "Günlük 6 bin 500 poliklinik hizmeti sunuyoruz"
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH) Başhekimi Prof. Dr. Ethem Acar, görevdeki 6 aylık sürecini değerlendirdi. Başhekim Acar, 3 bin 500 personel ile günlük en az 6 bin 500 poliklinik hizmeti sunduklarını, 15-20 bin vatandaş ile dolaylı yollardan temaslarının bulunduğu açıkladı. Hastanenin en büyük sorunlarından birisi olan otopark krizine yönelik yeni bir proje başlatacaklarını açıklayan Acar, bin 500 ila 2 bin araç kapasiteli yeni otopark alanı ve ring servis uygulamasıyla sorunun kısa sürede çözüleceğini belirtti. 2025 yılında 1 milyon 700 bin hastaya hizmet verildi 670 yatak kapasitesi ve 3 bin personeli bulunan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2025 yılı içerisinde 254 bin acil başvurusu, 1 milyon 700 bin hasta başvurusu (Poliklinik+Acil), 51 bin ameliyat, 6 bin yatan hasta ve 6 bin 200 yoğun bakım hastasına hizmet verdiğini belirten Başhekim Prof. Dr. Acar, son 6 ay içinde gerçekleştirilen iyileştirmeler hakkında bilgi verdi. Muğla EAH Başhekimi Acar, "Günlük 6 bin-6 bin 500 poliklinik, 700 acil başvurusu, 780 yatan hastası olmak üzere toplam 15 bin ila 20 bin vatandaşa direk temas ettiklerini belirtti" dedi. 6 ayda yapılan iyileştirmeler Göreve geldikten sonra hastanede iyileştirme çalışmaları yaptıklarını belirten Acar, "Acil servis ve hasta akışı yatak kapasitesi artırıldı. Yatış bekleyen hasta sayısı ortalama 10’un altına indirildi. Acilde bekleme süresi ortalama 2 güne düşürüldü. Acil çevresindeki otoparkın giriş-çıkış noktaları revize edilerek yoğun saatlerde trafik sıkışıklığı büyük ölçüde giderildi. Lokal ameliyathane, anjiyografi ve endoskopi birimlerinde mesai saatleri akşam 20.00’ye kadar uzatıldı. Yeni 2 ameliyathane salonu aktifleştirildi. Plastik cerrahiye yeni bir lokal ameliyathane kazandırıldı. Hekimlerle birebir görüşmeler yapılarak poliklinik ve ameliyat kapasitesi artırıldı. Poliklinik katında uygun görülen alanlar tadilatla polikliniğe dönüştürüldü ve 5 yeni poliklinik daha hizmete açıldı. MHRS sayıları binin altına düşürüldü. Lokal ameliyathane, anjiyografi ve endoskopi birimlerinde mesai saatleri akşam 20.00’ye kadar uzatıldı. Yeni 2 ameliyathane salonu aktifleştirildi. Plastik cerrahiye yeni bir lokal ameliyathane kazandırıldı" dedi. Otopark sorununun çözümü Hastanenin en büyük sorunlarından birisinin otopark sorunu olduğunu belirten Başhekim Acar, "Hastanenin büyük sorunlarından biri olan otopark sorununa yönelik yeni bir proje başlattık. Bin 500 ila 2 bin araç kapasiteli yeni otopark alanı ve ring servis uygulamasıyla sorunun kısa sürede çözüleceğini ümit ediyorum" derken vatandaşlar tarafından direkt başhekime ulaşılan WhatsApp iletişim hattı kurduklarını belirterek, "Hastalar problemlerini doğrudan iletebilmekte, 1 saat içinde çözüm üretilmektedir" dedi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 17:15
Aydın Şehir Hastanesi’nde 2026 yılının ilk değerlendirme toplantısı yapıldı
Aydın Şehir Hastanesi’nde 2026 yılının ilk yarı değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul başkanlığında, İl Sağlık Müdürlüğü Hizmet Başkanları ve Başkan Yardımcılarının katılımıyla 2026 yılının ilk değerlendirme toplantısı Aydın Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, Aydın Şehir Hastanesi’ne yönelik kademeli taşınma süreci ele alındı. Belirlenen birimlerin planlama doğrultusunda aşamalı olarak taşınması, sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi ve sürecin koordinasyon içinde yürütülmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının ardından İl Sağlık Müdürü Şenkul; Şehir Hastanesi Kurucu Yönetimi ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastane Yönetiminin katılımıyla, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları poliklinikleri, kan alma birimi, yataklı servisler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve acil servisi ziyaret ederek incelemelerde bulundu.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 16:54
Prof. Dr. Yıldız "Erken tanı hayat kurtarır, bulaşmayı önler"
DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, Dünyada en fazla ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri olduğunu söyledi. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Veremin (tüberküloz) bir bakteriden kaynaklı olduğunu bildiren Pınar Yıldız, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade etti. Hastalığın en sık akciğerleri tuttuğunu ve bu forma akciğer tüberkülozu denildiğini dile getiren Yıldız, "Ancak sadece akciğerlerle sınırlı değildir; lenf bezleri, beyin zarı, kemikler, böbrekler gibi pek çok organda da hastalık yapabilir. Hastalık, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde daha kolay ortaya çıkar ve tedavi edilmediğinde ağır sonuçlara yol açabilir. Erken tanı ve düzenli tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalıktır" şeklinde konuştu. "Dünyada en fazla ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri" Veremin, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada hala en fazla ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri olduğuna dikkat çeken Yıldız "Her yıl milyonlarca yeni vaka bildirilmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha yaygındır. Türkiye’de ise çok güçlü bir verem savaş disiplini bulunmaktadır. Düzenli taramalar, ücretsiz ilaç temini ve takip sayesinde vaka sayıları yıllar içinde belirgin şekilde azalmıştır. Ancak tüberküloz tamamen yok olmuş değildir; kontrol altında tutulması için farkındalığın sürmesi gereklidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı hastanın iyileşmesi ve bulaşmanın engellenmesi için kritik önemdedir" Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, veremin en sık görülen belirtilerini şu şekilde sıraladı; "2 haftadan uzun süren öksürük, balgam çıkarma, bazen kanlı balgam, göğüs ağrısı, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı, halsizlik ve çabuk yorulma. Bu belirtilerden özellikle öksürük ve gece terlemesi uzun sürüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı hem hastanın iyileşmesi hem de bulaşmanın engellenmesi için kritik önemdedir." Veremin, hava yolu ile bulaştığını belirten Pınar Yıldız, "Akciğer tüberkülozu olan kişi öksürdüğünde, konuştuğunda veya hapşırdığında havaya saçılan damlacıklar solunduğunda bulaşma meydana gelebilir. Bulaş riskini azaltmak için; aktif tüberküloz hastaları tedavinin ilk döneminde maske takmalıdır. Yaşanılan ortam sık sık havalandırılmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bulunmaktan kaçınılmalıdır. Hastaların tedavisi düzenli şekilde sürdürülmelidir. Öksürürken ağız ve burun mendil ya da dirsek içi ile kapatılmalıdır" dedi. "Tedavinin yarım bırakılması çok ciddi sonuçlar doğurabilir" Veremin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Yıldız, "Tedavi genellikle en az 6 ay süreyle verilen birden fazla ilacın birlikte kullanılmasıyla yapılır. İlaçlar ücretsizdir ve hastalar düzenli olarak takip edilir. Tedaviye başlandıktan kısa süre sonra bulaştırıcılık büyük ölçüde azalır. Ancak bakterinin tamamen yok edilmesi zaman aldığı için ilaçların kesintisiz ve düzenli kullanılması son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Tedavinin yarım bırakılmasının çok ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Hastalık tekrarlar. Daha ağır ve uzun süren bir seyir kazanır. İlaçlara direnç gelişebilir. Bu durumda tedavi çok daha zor, uzun ve pahalı olur. Toplumda bulaşma riski artar. Bu nedenle hasta kendini iyi hissetse bile ilaçlar doktor kontrolü olmadan asla bırakılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. "Verem hakkındaki yanlış bilgiler toplum sağlığını tehdit ediyor" Veremden korunmada BCG aşısının, özellikle çocuklarda görülen menenjit ve yaygın tüberküloz gibi ağır hastalık formlarına karşı koruyucu olduğunu belirten Yıldız, aşının Türkiye’de uzun yıllardır çocukluk çağında rutin olarak uygulandığını kaydetti. Aşının erişkinlerde akciğer tüberkülozunu tamamen engellemese de hastalığın ağır seyretmesini belirgin şekilde azalttığını da sözlerine ekleyen Yıldız, toplumda veremle ilgili doğru bilinen yanlışları değinerek, veremin artık yalnızca geçmişte kalan bir hastalık olmadığını, günümüzde hâlâ görülebildiğini ancak kontrol altına alınabildiğini ifade etti. Veremin yalnızca kötü beslenen kişilerde görüldüğü düşüncesinin de yanlış olduğuna dikkat çeken Pınar Yıldız, bağışıklık sistemini zayıflatan her durumun riski artırabileceğini, ancak herkesin bu hastalığa yakalanabileceğini belirtti. Tedavi sürecinin kısa tutulmasının yeterli olduğu yönündeki algının da doğru olmadığını dile getiren Yıldız, verem tedavisinin mutlaka en az altı ay ve hekim tarafından belirlenen süre boyunca kesintisiz sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca veremin bulaşıcı olmadığı yönündeki yaygın kanaatin de gerçeği yansıtmadığını söyleyen Yıldız, özellikle akciğer tüberkülozunun bulaşıcı olduğunu, diğer bazı verem türlerinin ise bulaşıcı olmayabileceğini sözlerine ekledi. "Erken başvuru hayat kurtarır, bulaşmayı önler" Verem Eğitim ve Propaganda Haftasının toplumun tüberküloz konusunda bilinçlendirilmesini, erken tanı ve tedavinin öneminin vurgulanmasını hedefleyen bir farkındalık haftası olduğunu belirten Pınar Yıldız, "Amaç; hastalığı saklamak yerine fark edip tedavi etmek, bulaşmayı önlemek ve sağlığı korumaktır. Uzun süren öksürüğü asla ihmal etmeyin. Erken başvuru hayat kurtarır, bulaşmayı önler. Tüberküloz tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlarınızı düzenli kullanın, yarım bırakmayın. Sağlıklı yaşam, temiz hava ve düzenli kontroller çok önemlidir. Ve en önemlisi: Veremden korkmayalım, geç kalmaktan korkalım" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 16:40
Alanya’da sağlık çalışanları satranç turnuvasında bir araya geldi
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık çalışanları arasında satranç turnuvası düzenlendi. Sağlık çalışanları arasındaki dayanışma bilincini güçlendirmek, iş stresini azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla gerçekleştirilen turnuvaya 20 sağlık çalışanı katıldı. Bugün saat 09.30’da başlayan organizasyon, Türkiye Satranç Federasyonu Alanya İlçe Temsilcisi Fazilet Dalkılınç, Başhakem Ahmet Sarı ve Başhakem Yardımcısı Cem Cemallettin Balcı’nın kontrolünde, 6 tur üzerinden gerçekleştirildi. Turnuva sonunda dereceye giren satranç severlere ödülleri hastane yönetimi tarafından takdim edildi. Turnuvayı 6/6 puanla tamamlayan Hakan Koyuncu birinci olurken, Ömer Kürşat Karpınar ikinci, Mervan Sağır ise üçüncü oldu. Turnuvada görev alan hakemlere teşekkür belgeleri, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz tarafından verildi. Turnuvaya katılan tüm sporculara ise katılım sertifikaları takdim edildi. Turnuva hakkında değerlendirmede bulunan Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Sağlık çalışanlarımız arasındaki birlik ve beraberliği artırmak amacıyla bu organizasyonu düzenledik. Hem keyifli bir hafta sonu geçirildi hem de güzel bir anı biriktirilmiş oldu. Satranç turnuvasında dereceye giren sporcularımızı tebrik ediyor, emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza ve Türkiye Satranç Federasyonu Antalya İl Temsilciliği’ne teşekkür ediyorum. Bu tür sosyal organizasyonlarımız devam edecektir" dedi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 16:10
KOAH hastası ambulans helikopterle hastaneye sevk edildi
Bitlis’in Hizan ilçesinde rahatsızlanan KOAH hastası ambulans helikopterle hastaneye sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, Bozpınar köyü Ölçülü mezrasında yaşayan KOAH hastası Şakir Şişman’ın (65) solunum sıkıntısı yaşaması üzerine yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Yapılan değerlendirmenin ardından bölgeye bölgeye yönlendirilen ambulans helikopterle Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirilen Şişman, burada tedavi altına alındı. Hastanın durumunun kontrol altında tutulduğu öğrenildi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 16:00
Özel gereksinimli bireylerin ailelerine iletişim eğitimi
Sakarya’da Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) gerçekleştirilen seminerde bir araya gelen özel gereksinimli bireylerin aileleri, Prof. Dr. Yurdanur Dikmen’den sağlıklı ve etkili iletişimin temel taşları hakkında bilgi aldı. Sakarya Büyükşehir Belediyesince organize edilen seminerde, sağlıklı iletişim kurma yolları, empati geliştirme, bireyler arası sınır koyma ve duyguların doğru ifade edilmesi gibi konu başlıkları üzerinde duruldu. Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, özellikle özel gereksinimli bireye sahip ailelerde sağlıklı iletişimin aile bütünlüğü üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Erişilebilirlik odaklı yürütülen seminerde, işitme engelli bir katılımcı için özel çalışma yapıldı. Seminere katılan işitme engelli bir baba, işaret dili tercümanı eşliğinde programı takip etti. Uzmanın anlatımları anlık olarak işaret diline çevrilerek, engelli bireyin eğitim sürecine aktif katılımı sağlandı. Katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla program sona erdi.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:55
Diyetisyenden bağışıklık artırıcı besin önerileri
KIRŞEHİR (İHA) – Diyetisyen Çağla Begüm Yıldırım, soğuk havalarda bağışıklığı artıran besinlerle ilgili önerilerde bulundu. Diyetisyen Çağla Begüm Yıldırım, soğuk havaların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Yıldırım, "Kar yağışı sonrası havalar oldukça soğudu. Okulların açılmasıyla birlikte özellikle çocukların bağışıklık sistemi alarm vermeye başladı. Bu nedenle mevsim sebze ve meyvelerinin tüketimine özen gösterilmeli, bol su içilmeli. Aynı zamanda protein tüketiminin yeterli ve dengeli olması büyük önem taşıyor" dedi. "Çayla ısınıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum" Soğuk havalara karşı önlem alan vatandaşlardan Nedim Yeltekin ise, "Havalar çok soğuk. Ben de çay içerek ısınıyorum. Aynı zamanda yediklerime dikkat etmeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. "Doğal ve geleneksel yemeklere ilgi arttı" Kentte esnaflık yapan yemekçi Fırat Lale, soğuk havalarla birlikte doğal ve geleneksel yemeklere talebin arttığını belirtti. Lale, "Özellikle mevsim yemeklerine dikkat ediyoruz. Bağışıklık sistemi açısından önemli olan kelle paça, pilav ve kuru fasulye gibi doğal tereyağıyla yapılan yemekler son günlerde çok fazla tüketiliyor" diye konuştu.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:45
Bozkır’da yenilenen aile sağlığı merkezi hizmette
Konya’nın Bozkır ilçesine bağlı Hisarlık Mahallesindeki aile sağlığı merkezi, yapımı tamamlanan yeni binasında daha donanımlı bir şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Hisarlık Aile Sağlığı Merkezi yeni yapılan binasında hizmet vermeye başladı. Mahalle Muhtarı Ramazan Altun, vatandaşların uzun süredir beklediği hizmetin hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, destek verenlere teşekkür etti. Muhtar Altun, aile sağlığı merkezinin, mahalle sakinlerine daha kaliteli, ulaşılabilir ve etkin bir sağlık hizmeti sunmasını temenni etti.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:40
Veremde erken tanı, doğru ve düzenli tedavi hayati önem taşıyor
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü Verem Savaş Dispanseri Tüberküloz İl Koordinatörü Dr. H. Betül Abdüloğlu, 04-10 Ocak Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası dolayısıyla açıklamada bulunarak erken tanı, doğru ve düzenli tedavinin verem (tüberküloz) hastalığında çok önemli olduğunu vurguladı. Verem hastalığının (tüberküloz), başta akciğerler olmak üzere birçok organ ve dokuyu etkileyebilen bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Tüberküloz İl Koordinatörü Dr. H. Betül Abdüloğlu, hastalık hakkında şu bilgileri verdi: "Mycobacterium tuberculosis isimli bakterinin neden olduğu verem hastalığı, genellikle solunum yoluyla alınan damlacıklar aracılığıyla bulaşır. Verem, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hızla ilerleyerek ölümcül olabilir; ancak erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisiyle tamamen iyileştirilebilir. Hastalığın tedavisinde uzun süreli ve düzenli ilaç kullanımı çok önemlidir. Ayrıca, hastaların düzenli tedavisi ve çevrelerindeki insanlara bulaşmasını önlemek amacıyla koruyucu önlemlere dikkat etmeleri gerekir. Günümüzde, düzenli aşılamalar ve erken teşhis yöntemleri sayesinde hastalığın yayılma riski büyük ölçüde azaltılmıştır. Ancak dünya genelinde tüberküloz, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olması ve görülme sıklığı nedeniyle, küresel mücadele gerektiren önemli halk sağlığı sorunları arasında bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemizde "Verem Eğitimi ve Farkındalık (Propaganda) Haftası" etkinlikleri 1947 yılından itibaren düzenlenmektedir. Her yıl, ocak ayının ilk pazar gününü izleyen hafta boyunca, verem hastalığı ve hastalıkla mücadele hakkında bilgilendirmeler yapılmakta, hastalığa kamuoyunun dikkati çekilmektedir" diye konuştu. Veremin, hasta kişilerin öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçtığı mikrodamlacıklar yoluyla bulaştığını ifade eden Abdüloğlu, belirtilerden birkaçının iki haftadan uzun sürmesi durumunda, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Verem enfeksiyonu, latent tüberküloz (gizli verem), kişinin mycobacterium tuberculosis bakterisiyle enfekte olduğu ancak güçlü bağışıklık sistemi sayesinde hastalığın aktifleşmediği, klinik, laboratuvar ve radyolojik tespitlerin görülmediği durumdur. Verem enfeksiyonu olan kişilerin yaklaşık %10’unda, yaşamlarının bir döneminde hastalık gelişebilir. Aktif verem ise bakterinin vücutta çoğalarak hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı aşamadır. Tedavisi genellikle 6 -9 ay sürer ve birden fazla antibiyotik kullanımını gerektirir. Hastaların tedaviyi yarım bırakmaması, bakterinin direnç kazanmaması için çok önemlidir. Veremin en yaygın belirtileri: iki haftadan uzun süren öksürük, kanlı veya balgamlı öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, gece terlemeleri, yüksek ateş veya hafif seyreden ateş, genel halsizlik ve yorgunluk, ses kısıklığı, lenf bezlerinde şişliktir (akciğer dışı tüberkülozda görülebilir). Özellikle risk grubundaki kişilerde (HIV pozitif hastalar, diyabet hastaları, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler) bu belirtiler daha erken dönemde ciddiye alınmalıdır. Akciğer dışı tüberküloz belirtileri, enfeksiyonun yerleştiği organa göre farklılık gösterir. Bulaşıcıdır ve hastalık belirtileri başlangıçta hafif seyredebilir, ancak tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis ve uygun tedavi hayat kurtarıcı önem taşır. Verem tanı ve tedavisi verem savaş dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Doğrudan Gözetim Tedavisi (DGT) Tele DGT, Video DGT ile hastalığın ve hastaların takibi yapılmaktadır. Tedaviye başladıktan 15-20 gün sonra bulaşıcılık kaybolur. Bu nedenle verem şüphesi olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması ve tedaviye başlaması hayati önem taşır. Türkiye genelinde 2024 yılı verem hastalığı insidansı yüz binde 10,4, Denizli’de ise 2024 yılı insidansı yüzbinde 7,8 olup Verem Savaş Dispanserinde 2024 yılında 87 hasta ve 2025 yılında da 95 yeni tüberküloz hastası saptandı" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder