POLİTİKA
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:37 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Batı’nın değer dünyası boşluğa düşmüştür" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21. yüzyılda dünya düzeninin yeniden şekillendiğine dikkati çekerek "Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür" dedi. "Terörsüz Türkiye" politikasının "Türk milletinin kardeşlik projesi" olduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye; emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlenen Siyaset ve Liderlik Okulu 23. Dönem Sertifika Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Bahçeli, 2009 yılında açılışı yapılan okulun 17 yılı aşkın süredir eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, "Bizler birer mum yaktık, bundan sonra meşaleyi taşımak görevi sertifikasını almaya hak kazanan kardeşlerimizin gaye ve gayreti olmalıdır. Zamanlarından tasarruf edip müşfik ve muhterem gönülleriyle sahip oldukları bilgi ve tecrübeyi paylaşan öğretim üyesi arkadaşlarıma da müteşekkirim. 15 farklı dersin 80 saatlik zaman dilimi içinde anlatımı takdir ve tebrik edilmesi gereken bir kabiliyet ve kapasite meziyetidir" ifadelerini kullandı. "Türk ve Türkiye Yüzyılı" vurgusu Bahçeli, 23. dönemin temasının "Bilim-Bilgi-Kültür" olarak belirlendiğini dile getirerek "Bu bilinç ve şuur içerisinde gençlerimiz önce bilgi, sonra değer ve nihayetinde tarihi sorumluluklarını taşımaya, içinde yaşadıkları topluma katma değer üretmeye başlamaktadırlar. Böylesi bir anlayış ve aydınlığın temerküzüyle mayalanmış Siyaset ve Liderlik Okulumuz, şimdiye kadar 23. dönemde eğitim alan 40 kişiyle birlikte 17 yıl içinde sayıları 820’ye ulaşan öğrencimize kapısını ardına kadar açmıştır" şeklinde konuştu. Türk kültüründe bilgi ile kültürün temel dayanağının "Türk Töresi" olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bilgi ancak kültürel değerlerle ve erdemle birleştiğinde ‘hikmet’ seviyesine ulaşır ve toplumda saygı görür" dedi. Siyasetin kısa vadeli çıkarların yarış alanı olmadığını kaydeden Bahçeli, "Bizim için siyaset, kısa vadeli ve ucuz kişisel çıkarların dirsek dirseğe yarıştığı bir koşu parkuru değildir. Siyaset, mazisini inkâr ederek popülist söylemlere kapılmışların, dünyayı onlar gibi okuyanların, Türkçe düşünemeyenlerin, meselelere Türkçe bakamayanların, gelişmeleri Türk milletinin yüksek menfaatleri açısından değerlendiremeyenlerin mola yeri ise hiç değildir. Biz; millete hizmet anlayışımızda ilhamımızı Bilge Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e söylediği "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ifadesinden almakta, siyaset felsefemizi bu düsturun üzerine kurmaktayız. Sosyal bir devlet anlayışı ile adalet temelli siyaseti öncelerken gücümüzü köklü tarihimizden alıyor, milletimizin geleceği için doğru yerde duruyoruz" ifadelerini kullandı. "Batı’nın değer dünyası boşluğa düşmüştür" 21’inci yüzyılda dünya düzeninin yeniden şekillendiğini ifade eden Bahçeli, Batı ve Doğu’nun değer sistemleri arasında çatışma yaşandığını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşı ile ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e verdiği desteğin dünyayı istikrarsızlaştırdığını savunan Bahçeli, "Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur" dedi. Bahçeli, "Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır" ifadelerini kullandı. "Türkiye her daim güçlü olmalıdır" Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarihsel sorumluluk yüklediğini dile getiren Bahçeli, "Bizim siyaset anlayışımızda ‘imkânsızlığın diline teslim olmak’ yoktur" dedi. "Türk ve Türkiye Yüzyılı" hedefini vurgulayan Bahçeli, "Tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır" ifadelerini kullandı. Irak’ın işgali, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki çatışmalar, Karabağ savaşı ve İran’a yönelik saldırıların küresel kırılganlığı artırdığını belirten Bahçeli, "Türkiye her daim güçlü olmalıdır" dedi. Bahçeli, "Elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüne derin anlam atfediyor, bölgemizde kaos, çatışma ya da savaş istemiyoruz. Ancak bizim dışımızdaki gelişmeler bu süreçleri tetikliyor" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye tarihi bir sorumluluktur" Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefini dile getiren Bahçeli, bunun gelecek nesillerin huzuru ve refahı açısından tarihi bir sorumluluk olduğunu söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "21. yüzyılın ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ olabilmesinin en temel şartı elbette ki kendi içimizde bir ve bütün olmayı başarmaktır. Bunun için ortaya koyduğumuz öncelikli hedef de Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; öngörülemezlik, güvensizlik ve belirsizlikle malul ve çöl metaforu ile tanımlayabileceğimiz dünya durumunda, tarihsel tecrübeye, atalarının sesine kulak vererek yönünü tayin etmek isteyen Türk milletinin kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye, emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır. Terörsüz Türkiye, dünya dengeler sisteminde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini, bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır. Terörsüz Türkiye, bölgesel çatışmalar ve zamanın ruhunu okuyan bir devlet politikasıdır. Bu politika hem siyasi hem ahlaki hem de gelecek nesillerimize karşı tarihi bir sorumluluktur. Bu düşünce ile kararlar almalı, kendimizi değil, milletimizin huzurunu, refahını rehber edinmeliyiz." Cumhur İttifakı’nın devlet ve millet adına sorumluluk üstlendiğini ifade eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil, beden konulduğunun bilincinde olmalıyız. Basit siyasi çıkarları adına iç dünyası yoksullaşmış olanların bunu idrak etmeleri mümkün olsa da itiraf etmeleri çok zor hatta gayri mümkündür. Nefsine teslim olmuşların, hakikate gözünü kapatanların, kulaklarını tıkayanların devlet ve millete vereceği hiçbir şey yoktur. Terörsüz Türkiye politikasının hem bölge hem ülkemiz açısından ne kadar makul bir stratejik konumlanma olduğu gören gözler için ayan beyandır" dedi. Devlet Bahçeli konuşmasının sonunda, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23. dönemini tamamlayan partilileri tebrik ederek dereceye girenlere sertifikalarını takdim etti.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:34 Başkan Okutmuş güven tazeledi Bayburt Gazeteciler Cemiyetinin 15. olağan genel kurulunda mevcut başkan Murat Okutmuş, yeniden başkanlığa seçildi. Bayburt Gazeteciler Cemiyeti dernek merkezinde gerçekleştirilen kongrede, cemiyetin yeni yönetim, denetleme ve onur kurulu üyeleri belirlendi. Kongre divan heyetinde Sadık Yavuz, Fatih Dündar ve Serdar Karaoğlu yer aldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan genel kurulda, taslak bütçe ve faaliyet raporları okunarak kabul edildi. Yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmesinin ardından seçime geçildi. Tek listeyle gidilen seçimde Murat Okutmuş, yeniden Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı seçildi. Okutmuş’un yönetim kurulunda Burhanettin Okumuş, Öznur Demir, Cengiz Han Okutmuş, Baki Meral, Ali Oltulu ve Hülya Karaer yer aldı. Denetleme kuruluna Sadık Yavuz, İbrahim Yumak ve Fatih Dündar seçilirken, onur kurulu Yaşar Yıldız, Selma Kunar ve Remzi Kırık’tan oluştu. Kongre sonrası üyelere teşekkür eden Başkan Okutmuş, Gazeteciler Cemiyetinin 35 yılı geride bırakan köklü bir meslek kuruluşu olduğunu söyledi. Başkan Okutmuş, geride kalan 3 yıllık görev süresinde yapılan çalışmalara ilişkin üyelere bilgi verdi. Gazeteciliğin toplumsal vicdanla örtüşen önemli bir meslek olduğunu vurgulayan Okutmuş, Bayburt basınının ilkeli ve dürüst habercilik anlayışıyla görevini sürdürdüğünü belirterek, "Toplumun vicdanı olmaya devam edeceğiz" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:27 MHP Lideri Bahçeli:"Terörsüz Türkiye huzur için tarihi sorumluluktur" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21. yüzyılda dünya düzeninin yeniden şekillendiğine dikkati çekerek "Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür" dedi."Terörsüz Türkiye" politikasının "Türk milletinin kardeşlik projesi" olduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye; emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlenen Siyaset ve Liderlik Okulu 23. Dönem Sertifika Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Bahçeli, 2009 yılında açılışı yapılan okulun 17 yılı aşkın süredir eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, "Bizler birer mum yaktık, bundan sonra meşaleyi taşımak görevi sertifikasını almaya hak kazanan kardeşlerimizin gaye ve gayreti olmalıdır. Zamanlarından tasarruf edip müşfik ve muhterem gönülleriyle sahip oldukları bilgi ve tecrübeyi paylaşan öğretim üyesi arkadaşlarıma da müteşekkirim. 15 farklı dersin 80 saatlik zaman dilimi içinde anlatımı takdir ve tebrik edilmesi gereken bir kabiliyet ve kapasite meziyetidir" ifadelerini kullandı."Türk ve Türkiye Yüzyılı" vurgusuBahçeli, 23. dönemin temasının "Bilim-Bilgi-Kültür" olarak belirlendiğini dile getirerek "Bu bilinç ve şuur içerisinde gençlerimiz önce bilgi, sonra değer ve nihayetinde tarihi sorumluluklarını taşımaya, içinde yaşadıkları topluma katma değer üretmeye başlamaktadırlar. Böylesi bir anlayış ve aydınlığın temerküzüyle mayalanmış Siyaset ve Liderlik Okulumuz, şimdiye kadar 23. dönemde eğitim alan 40 kişiyle birlikte 17 yıl içinde sayıları 820’ye ulaşan öğrencimize kapısını ardına kadar açmıştır" şeklinde konuştu.Türk kültüründe bilgi ile kültürün temel dayanağının "Türk Töresi" olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bilgi ancak kültürel değerlerle ve erdemle birleştiğinde ‘hikmet’ seviyesine ulaşır ve toplumda saygı görür" dedi.Siyasetin kısa vadeli çıkarların yarış alanı olmadığını kaydeden Bahçeli, "Bizim için siyaset, kısa vadeli ve ucuz kişisel çıkarların dirsek dirseğe yarıştığı bir koşu parkuru değildir. Siyaset, mazisini inkâr ederek popülist söylemlere kapılmışların, dünyayı onlar gibi okuyanların, Türkçe düşünemeyenlerin, meselelere Türkçe bakamayanların, gelişmeleri Türk milletinin yüksek menfaatleri açısından değerlendiremeyenlerin mola yeri ise hiç değildir. Biz; millete hizmet anlayışımızda ilhamımızı Bilge Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e söylediği "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ifadesinden almakta, siyaset felsefemizi bu düsturun üzerine kurmaktayız. Sosyal bir devlet anlayışı ile adalet temelli siyaseti öncelerken gücümüzü köklü tarihimizden alıyor, milletimizin geleceği için doğru yerde duruyoruz" ifadelerini kullandı."Batı’nın değer dünyası boşluğa düşmüştür"21’inci yüzyılda dünya düzeninin yeniden şekillendiğini ifade eden Bahçeli, Batı ve Doğu’nun değer sistemleri arasında çatışma yaşandığını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşı ile ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e verdiği desteğin dünyayı istikrarsızlaştırdığını savunan Bahçeli, "Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur" dedi.Bahçeli, "Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır" ifadelerini kullandı."Türkiye her daim güçlü olmalıdır"Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarihsel sorumluluk yüklediğini dile getiren Bahçeli, "Bizim siyaset anlayışımızda ‘imkânsızlığın diline teslim olmak’ yoktur" dedi. "Türk ve Türkiye Yüzyılı" hedefini vurgulayan Bahçeli, "Tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır" ifadelerini kullandı.Irak’ın işgali, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki çatışmalar, Karabağ savaşı ve İran’a yönelik saldırıların küresel kırılganlığı artırdığını belirten Bahçeli, "Türkiye her daim güçlü olmalıdır" dedi. Bahçeli, "Elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüne derin anlam atfediyor, bölgemizde kaos, çatışma ya da savaş istemiyoruz. Ancak bizim dışımızdaki gelişmeler bu süreçleri tetikliyor" değerlendirmesinde bulundu."Terörsüz Türkiye tarihi bir sorumluluktur"Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefini dile getiren Bahçeli, bunun gelecek nesillerin huzuru ve refahı açısından tarihi bir sorumluluk olduğunu söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"21. yüzyılın ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ olabilmesinin en temel şartı elbette ki kendi içimizde bir ve bütün olmayı başarmaktır. Bunun için ortaya koyduğumuz öncelikli hedef de Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; öngörülemezlik, güvensizlik ve belirsizlikle malul ve çöl metaforu ile tanımlayabileceğimiz dünya durumunda, tarihsel tecrübeye, atalarının sesine kulak vererek yönünü tayin etmek isteyen Türk milletinin kardeşlik projesidir. Terörsüz Türkiye, emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır. Terörsüz Türkiye, dünya dengeler sisteminde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini, bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır. Terörsüz Türkiye, bölgesel çatışmalar ve zamanın ruhunu okuyan bir devlet politikasıdır. Bu politika hem siyasi hem ahlaki hem de gelecek nesillerimize karşı tarihi bir sorumluluktur. Bu düşünce ile kararlar almalı, kendimizi değil, milletimizin huzurunu, refahını rehber edinmeliyiz."Cumhur İttifakı’nın devlet ve millet adına sorumluluk üstlendiğini ifade eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye politikasının bin yıllık kardeşlikten ilham aldığını, Cumhur İttifakı olarak devlet ve millet adına bu taşın altına el değil, beden konulduğunun bilincinde olmalıyız. Basit siyasi çıkarları adına iç dünyası yoksullaşmış olanların bunu idrak etmeleri mümkün olsa da itiraf etmeleri çok zor hatta gayri mümkündür. Nefsine teslim olmuşların, hakikate gözünü kapatanların, kulaklarını tıkayanların devlet ve millete vereceği hiçbir şey yoktur. Terörsüz Türkiye politikasının hem bölge hem ülkemiz açısından ne kadar makul bir stratejik konumlanma olduğu gören gözler için ayan beyandır" dedi.Devlet Bahçeli konuşmasının sonunda, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 23. dönemini tamamlayan partilileri tebrik ederek dereceye girenlere sertifikalarını takdim etti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Bu ülkede çözüm isteyenler kadar olmasa da çözüm istemeyen kesimlerin olduğu gerçeğini de iyi biliyoruz"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:03 DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Bu ülkede çözüm isteyenler kadar olmasa da çözüm istemeyen kesimlerin olduğu gerçeğini de iyi biliyoruz" DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, "Zamana yayılan her şeyin provokasyona açık olduğunun, zamana yayılan her şeyin çürüdüğünün, sabotaja açık hale geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Bu ülkede çözüm isteyenler kadar olmasa da çözüm istemeyen kesimlerin olduğu gerçeğini de iyi biliyoruz. Herkesin bu konuda uyanık olması, herkesin bu konuda sorumluluk alması, herkesin bu konuda duyarlı davranması gerekiyor" dedi. TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Koçyiğit, mağduriyet yaşamış ailelerin dinlenmesinin önemine işaret ederek, "Bugün komisyon toplantısında Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği, yine Tahir Elçi Vakfı gibi kurumlar dinlenecek. Bu anlamıyla özellikle Barış Anneleri açısından şunun altını çizmek gerekiyor. Gerçekten Barış Anneleri evlatlarını yitirdikleri halde yıllardır beyaz tülbentleriyle barış mücadelesinde ısrarcı olmuş, bir an olsun barış mücadelesinden geri adım atmamış, çatışmalı sürecin son bulması için her türlü fedakarlığı yapıp, her türlü çağrıyı yapmış ve bu konuda en büyük acıyı çekmiş olmalarına rağmen en büyük direnci, en büyük barış mücadelesini yürütmüş kesimlerden birini oluşturuyor. O anlamıyla onların barış mücadelesinin komisyonun çalışmalarına da ışık tutacağını, komisyon çalışmalarına da katkı sunacağını ifade etmek gerekiyor. Tabii ki bu bizim komisyon üyeleri olarak da sorumluluğumuzu arttıran bir yerde. Tabii İnsan Hakları Derneği yine dinlenecek. 90’lı yıllar, faili meçhul cinayetler, bu ülkedeki her toplumsal kesimin yaşadığı hak ihlallerini kayıt altına alan, bunun raporlarını yayınlayan, bunun takipçisi olan bir dernekten bahsediyoruz. Kendisi de dönem dönem mağduriyetler yaşamış, hedefe konulmuş, hedef gösterilmiş bir dernekten bahsediyoruz. Yine Cumartesi Anneleri, 30 yıllık tarihi bir mücadeleleri var. Evrenselleşmiş bir mücadelesi var. Biliyorsunuz Cumartesi Anneleri bir günle, bir meydanla anılmakla beraber bir kente, bir ülkeye ve aslında bir toplumsal kesimin kaybıyla simgeleşmiş bir mücadeleden bahsediyoruz" ifadelerini kullandı. Sorunun çözümünde Abdullah Öcalan’ın önemli bir rolü olduğunu söyleyen Koçyiğit, "O nedenle bütün bu politik atmosferin, bütün bu yeni sürecin içerisinde tartışmaları yürütmemiz ve buna göre pozisyon almamız gerektiğinin bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Evet siyaset sorumluluk almalı ve siyaset sürecin hukuki gereklerini yerine getirecek adımları hızlı bir şekilde atmalıdır. O anlamıyla burada toplumsal kesimler dinlendiği gibi, bütün süreç içerisindeki mağdur kesimler dinlendiği gibi, toplumun önemli demokratik kitle örgütlerinden, farklı siyasi yapılardan insanların, akademisyenlerin görüşlerine, düşüncelerine başvurulduğu gibi bu süreci yürüten, bu sürecin öncüsü olan, bu süreçte bağlayıcı kararlar alan sayın Öcalan’ın görüş ve düşüncelerine başvurulması ve diyalog kurulmasının da öneminin altını çizmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Belediyelere kayyum atanmasını da eleştiren Koçyiğit, durumu "siyasal muhalefeti ve toplumsal muhalefeti hizaya çekme operasyonu" ve "demokrasiye, sandığa, seçmenin iradesine darbe" olarak değerlendirdi. "Halkımızın vicdanına havale ediyoruz" İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’ın "DEM Parti’nin özerklik istediği" iddialarına da cevap veren Koçyiğit, "Biz aslında çözüm süreci, daha doğrusu bu süreç başladığında bütün bu manipülasyonların, çözüm karşıtı güçlerin bunlara zemin olacağını, bütün bu provokasyonları yapacaklarını, algı operasyonları yapacaklarını, yalan yanlış haberler yapacaklarını çok iyi biliyorduk. Ama bunu bir milletvekilinin, üstelik de komisyona girmeyi kabul etmemiş, komisyon dışında kalmış, komisyon dışında kaldıktan sonra da sırf süreç dışında kaldı diye sürece sürekli çamur atmaya çalışan bir partinin milletvekilinin yapmış olmasının da tesadüf olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. Çok açık ve net söyleyelim; savaştan, kandan, gözyaşından, şiddetten beslenenleri halk çok iyi görüyor. Kimin çözüm istediğini, kimin barış istediğini, kimin eşitlik istediğini, kimin Kürt ve Türk halkının birlikte yaşamından yana olduğunu, ortak geleceğinden yana olduğunu, ortak vatanla eşit özgür yurttaşlar olmasından yana olduğunu da, kimin Kürt’ün kanının üzerinden Türk halkının, yoksulluğun kanı üzerinden Türkiye halklarının kanı üzerinden siyaset yaptığını, çözümsüzlükten beslendiğini ve çözümsüzlükle gelip burada koltuklarda oturmaya çalıştığını da herkes görüyor. O anlamıyla halkımızın vicdanına havale ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Herkesin bu konuda duyarlı davranması gerekiyor" Komisyonun Öcalan’ın görüşlerine başvurup başvurmayacağı sorusu üzerine Koçyiğit, "Bir takvim ve bir yöntem üzerinde bir tartışma yürütmedik açıkçası. Ama biz DEM Parti olarak ilk günden beri bu sürecin sağlıklı yürümesi, gerçek anlamda bütün tarafların dinlenmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün 27 Şubat çağrısı yapmış, 27 Şubat çağrısı karşılık bulmuş. 9 Temmuz çağrısını yapmış, 9 Temmuz çağrısı karşılık bulmuş. Sayın Öcalan’ın hiçbir şekilde bu süreçte dinlenmemiş olması sanırım sürecin ihtiyacına da, ruhuna da, gerekliliklerine de uygun bir yaklaşım olmayacaktır. O anlamıyla bu sürecin ihtiyaçları var, gerekleri var. Bu gereklerden biri de bütün tarafların dinlenmesi, bütün tarafların görüşüne başvurulmasıdır. O anlamıyla bunun yöntemini komisyon elbette kendisi takdir edecektir" diye konuştu. TBMM önünde yakılan beyaz araçla ilgili soru üzerine Koçyiğit, "Şu anda resmi olarak İçişleri Bakanının yaptığı açıklama var. Farklı bir bilgiye biz de sahip değiliz açıkçası. Ama şunu bilmemiz gerekiyor. Bu sürecin sağlıklı yürümesi gerekiyor. Bu sürecin sağlıklı yürümesi için de gerçek anlamda çok uzun bir sürece yaymamak gerekiyor. Zamana yayılan her şeyin provokasyona açık olduğunun, zamana yayılan her şeyin çürüdüğünün, sabotaja açık hale geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Bu ülkede çözüm isteyenler kadar olmasa da çözüm istemeyen kesimlerin olduğu gerçeğini de iyi biliyoruz. Herkesin bu konuda uyanık olması, herkesin bu konuda sorumluluk alması, herkesin bu konuda duyarlı davranması gerekiyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevki, ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ve eşgüdümle mümkün olabildi"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:53 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevki, ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ve eşgüdümle mümkün olabildi" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevki, yine ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ve eşgüdümle mümkün olabildi" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ile birlikte SOCAR Türkiye’nin sosyal sorumluluk projesi olarak ODTÜ işbirliğiyle hayata geçirdiği "Cep Kitapları" projesinin tanıtımına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin yalnız siyasette ve ekonomide değil, ilim, kültür ve maarif sahasında da inkişaf etmesinin kendileri için iftihar vesilesi olduğunu belirtti. Yılmaz, günümüz dünyasında kalkınmanın ve ilerlemenin en stratejik sermayesinin hiç kuşkusuz bilgi olduğuna dikkat çekti. Nitelikli insan kaynağının ve hayat boyu öğrenmenin önemini her vesileyle vurguladıklarını ve desteklerinin altını çizen Yılmaz, "Cep Kitapları projesi, ilhamını Azerbaycan’da Ekonomi Bakanlığı ile İhracat ve Yatırım Teşvik Fonu’nun desteğiyle hayata geçirilmiş, başarılarıyla örnek olmuş bir tecrübeden alıyor. SOCAR Türkiye ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin iş birliğiyle ülkemizde de hayata geçirilen bu çalışma, uluslararası ölçekte kabul görmüş ‘Management Pocketbooks’ serisinin Türkçeye kazandırılmasıyla başlamıştır. Yönetimden pazarlamaya, finansal okuryazarlıktan iletişime, ekip çalışmasından liderliğe uzanan geniş bir yelpazede sunulan bu eserler, teorik yükün altında boğulmadan, kolay anlaşılır ve pratik önerilerle insanımızın hayatına doğrudan dokunmaktadır. Ortaya konan bu girişimin öğrencilerden çalışanlara, girişimcilerden farklı meslek gruplarına kadar geniş bir topluluğa öğrenme ve gelişim imkânı sunması takdire şayandır. Yönetim ve kişisel gelişim alanında imza attıkları bu sosyal sorumluluk projesi için tüm SOCAR Türkiye ailesini ve ODTÜ’den bu projeye emek verenleri tebrik ediyorum" diye konuştu. "Türkiye-Azerbaycan işbirliğinin hem ülkelerimizin hem de bölgemizin refah ve çıkarları bakımından ne kadar kilit önemde olduğunu ortaya koymuştur" Türkiye ve Azerbaycan arasındaki işbirliğinin böyle verimli projelere yansımasının kardeşliğin ne denli köklü ve üretken olduğunun en güzel göstergelerinden olduğunu aktaran Yılmaz, "Her alanda olduğu gibi bu alanda da attığımız, kazan kazan anlayışına dayalı birçok adım sayesinde seneler boyunca büyük başarılar elde ettik. Bu işbirliğimizin önemi yaşanan gelişmelerle beraber son yıllarda daha da belirginleşmiştir. Küresel jeopolitik gelişmeler, enerji güvenliği konusunda Türkiye-Azerbaycan işbirliğinin hem ülkelerimizin hem de bölgemizin refah ve çıkarları bakımından ne kadar kilit önemde olduğunu ortaya koymuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve TANAP gibi altyapı yatırımlarıyla taçlandırdığımız bu işbirliğimiz, sadece Türkiye ve Azerbaycan’a fayda sağlamakla kalmayıp, Avrupa’nın enerji güvenliğine de önemli katkılar yapmaktadır. 18 milyar doları aşan yatırımlarıyla SOCAR, ülkemizde en çok yatırım gerçekleştiren tırnak içerisinde yabancı şirket konumuna gelmiştir" ifadelerini kullandı. 2008’de PETKİM ile başlayan yatırımlar, TANAP ve STAR Rafinerisi gibi projelerle hem Türkiye’nin hem de bölgenin enerji arz güvenliğine büyük katkılar sağladığını bildiren Yılmaz, "Kayserigaz ve Bursagaz aracılığıyla şehirlerimize enerji erişimi sağlanması noktasında sunduğu katkı, SOCAR’ın ülkemizdeki entegre rolünü daha da görünür kılmıştır. Diğer taraftan SOCAR çevre dostu teknolojiler ve sürdürülebilirlik vizyonuyla hareket eden bir şirket olarak takdiri hak etmektedir. Özellikle sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimi gibi Ar-Ge çalışmaları, ülkemizin 2053 net sıfır karbon hedefleriyle de uyumludur. SOCAR Türkiye’nin, ‘Master Plan’ adı altında yürüttüğü ön mühendislik ve fizibilite çalışmaları sonucunda, ülkemize yaklaşık 7 milyar dolarlık yeni bir petrokimya yatırımı planladığını da memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz. İnşallah bu proje en kısa sürede hayata geçer. Özellikle cari açığın azaltılmasında bu projeler önemli. Benzer şekilde, devlet şirketlerimiz BOTAŞ ve TPAO’nun Azerbaycan’da sürdürdüğü faaliyetler de bu güçlü ortaklığımızın değerli örneklerini teşkil etmektedir" şeklinde konuştu. "Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevki, yine ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ve eşgüdümle mümkün olabildi" Mart ayında açılışı yapılan Iğdır-Nahçıvan boru hattının ili ülkenin enerji işbirliğinin en yeni nişanesi olduğunu belirten Yılmaz, "İki ülke arasında doğalgaz alanında yeni projeler için de hala büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Azerbaycan’ın daha büyük hacimlerde gaz tedarik edebilmesi için gerçekleştirilecek yatırımlar ve Türkmen gazının tüm tarafların yararına olacak şekilde Azerbaycan ve Türkiye üzerinden ihracı hususunda işbirliğimizi geliştirmemiz, önümüzdeki yıllarda birlikte atacağımız en önemli adımlar arasında yer almaktadır. Bir diğer kritik işbirliğini de yakın zamanda Suriye’de başlattık. Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Suriye’ye sevki yine ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ve eşgüdümle mümkün olabildi. Türkiye-Azerbaycan arasındaki elektrik bağlantısallığının da artırılması, stratejik önemdeki bir diğer adım olacaktır. Nitekim çağımız bağlantısallık çağıdır. Enerjiyle sınırlı kalmayacak şekilde bağlantısallığımızı her alanda arttıracağımız projelere odaklanmamız bizi hem bölgemizde hem de dünyada birlikte daha güçlü kılacaktır" açıklamasınra bulundu. "Güney Kafkasya’da normalleşme Orta Asya Cumhuriyetleri ile ilişkilerimize de yeni boyutlar kazandıracaktır" Washington’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Paşinyan arasında imzalanan ortak bildiriye değinen Yılmaz, "Kafkaslar’da kalıcı sulhun ve istikrarın tesisi yolunda yeni bir kapı aralamıştır ve bunu da Türkiye Cumhuriyeti olarak büyük bir memnuniyetle müşahede ettiğimizi belirtmek isterim. Tüm bunlar bölgede uzun zamandır görmeyi umduğumuz, gerçekleşmesi için uzun zamandır çaba sarf ettiğimiz, katkıda bulunduğumuz çok önemli gelişmelerdir. Güney Kafkasya’da normalleşme Orta Asya Cumhuriyetleri ile ilişkilerimize de yeni boyutlar kazandıracaktır. Taraflar arasında atılan bu kıymetli adımların ve özellikle Güney Kafkasya’da açılacak ulaşım ve iletişim hatlarının bölge ülkeleri arasında yalnız siyasi yakınlaşmaya değil, ekonomiye büyük bir katkı sağlayacağının altını buradan çizmek isterim. Kafkasya ekonomik ilişkilerin gelişmesi, bölgesel, Türkiye içerisinde kalkınma hedeflerimize de hizmet edecektir. Özellikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerimizin başta olmak üzere nisbi ortalama yaklaşmasına yardımcı olacaktır" dedi. SOCAR’ın 17 yıldır Türkiye’de gerçekleştirdiği çalışmalarda petrokimya sektörünün yanı sıra yenilenebilir enerji, çevre ve sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiğini görmekten mutluluk duyduklarının altını çizen Yılmaz, "Üstelik bu girişimin ticari bir kaygı taşımadan, toplumsal faydayı merkeze alarak yürütülmesi, değerini daha da artırmaktadır. Hem basılı hem de dijital ortamda bulabileceksiniz. Sözlerime son verirken, tüm vatandaşlarımızı, özellikle de gençlerimizi projenin internet sitesini ziyaret etmeye davet ediyorum. Azerbaycan Türkiye kardeşliğinden gelen enerjiyi sosyal sorumluluk alanına aktaran SOCAR Türkiye’yi tebrik ediyorum. Bilgi birikimini bu alana da yansıtan ve mezunu olmaktan onur duyduğum Orta Doğu Teknik Üniversitemize ve emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. SOCAR’ın Türkiye’de 17 yılda çok sayıda yatırım yaptığını belirten SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ise, "İşimizi ekonomik değer oluşturmakta görmüyoruz. Bu güzide ülkeye devletlerimizin ortak stratejik değerlerine uygun, onlara destek verecek, insan gelişimine destekleyecek her türlü projede biz varız ve asli görevimiz olarak görüyoruz. Bunu kurumsal sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Bu bizim asli görevimiz. Onun yanında diğer ekonomik değer oluşturma konularında da faaliyet gösteriyoruz. Kitapların adı ‘cep kitapları’ olabilir ama kesinlikle adı ne kadar küçük gözükse de içindeki bilgiler enginlere sığmaz, aşar nitelikte. 105 farklı konuda, oldukça derin, işin daha da pratik boyutuna giren, iş hayatı için çok önemli olan konulara değiniliyor. 2026 Ağustos’a kadar da bu 105 kitabı ulaştırmak konusunda oldukça iddialıyız" ifadelerini kullandı. Projeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a bahsettiğinde desteklerini aldığını aktaran Ibadov, başta ODTÜ Rektörü Yozgatlıgil olmak üzere kitabın hazırlanması sürecinde emeği geçen akademisyenlere teşekkürlerini sundu. SOCAR Türkiye ile yaptıkları işbirliğinin bilgi üretme kapasitesi, bilginin toplulumun her kesimine hızlı, anlaşılabilir ve erişilebilir biçimde ulaştırma hedefini karşıladığını dile getiren ODTÜ Rektörü Yozgatlıgil, "Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim, bilginin üretilme ve paylaşılma biçimlerinde dönüştürdü. Dünyada bu dönüşüm, açık erişim ve açık bilim kavramlarını öne çıkardı. ODTÜ’de de bilimin şeffaf, tekrarlanabilir ve güvenilir çıktılarla gelişimine katkı sunmayı, bilgi toplumun ve paydaşların yararına yaymayı en temel görev olarak görüyor" dedi.
‘Komşu Anne’ projesi pilot eğitimleri devam ediyor
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:47 ‘Komşu Anne’ projesi pilot eğitimleri devam ediyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocukların korunması ve ihtiyaç duydukları nitelikli bakım hizmetlerine erişimin artırılması amacıyla ‘Komşu Anne’ projesi kapsamında pilot illerde eğitimlere devam ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Aile Yılı kapsamında çocuk, kadın ve ailelere yönelik hizmetlerini güçlendirmek amacıyla paydaş kurumlarla iş birliklerini sürdürüyor. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Bakanlık ve UNICEF iş birliğinde ‘Nitelikli Çocuk Bakıcıları Aracılığıyla Ev Temelli Çocuk Bakım Hizmet Modeli Geliştirme Projesi’ diğer adıyla ‘Komşu Anne’ hizmeti çalışmaları başlatıldığı duyuruldu.. Uluslararası uygulamalarda ‘Childminding’ olarak adlandırılan ve Türkçeye ‘Komşu Anne Uygulaması’ olarak çevrilen bakım modelinde birden fazla çocuğun bakımının bakıcının kendi ev ortamında sağlanması hedefleniyor. Uluslararası uygulama örnekleri ile Türkiye’de bu alanda yapılmış akademik çalışmalar incelenerek çalışan Ebeveynlerin çocuklarına nitelikli, eğitimli bakıcılar aracılığıyla hizmet sunulması ve çocuk bakım hizmetinin ev temelli yürütülmesini esas alan projeyle ailelerin iş ve aile yaşamı arasındaki uyumu sağlaması amaçlanıyor. Açıklamada, ev ortamında nitelikli bakım hizmetinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı Komşu Anne projesinin Pilot Uygulama Eğitim Aşamasında, Ankara’da 22 Komşu Anne adayı eğitimlerini tamamladığı da belirtildi. Eğitim faaliyetlerine önem veriliyor Ayrıca açıklamada, İstanbul’da 11 Eğitici Adayı ve 16 Komşu Anne Adayını mesleki açıdan güçlendirmeye yönelik hazırlanan Eğitim Programının 18 Ağustos tarihinde eş zamanlı olarak toplam 27 katılımcıyla başladığı ve eğitimlerin 5 gün süreceği açıklandı. Bakanlık açıklamasında, "Projenin başarısı için eğitimler büyük önem taşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı halk eğitim merkezlerinde çocuk bakım eğitimi almış bireyler arasından seçilecek Komşu Annelerin temel çocuk gelişimi ve ilk yardım konularında sertifikalarının bulunması gerekecek" ifadelerine yer verildi.
Mardin Valisi Tuncay Akkoyun’dan Savur çıkarması
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:21 Mardin Valisi Tuncay Akkoyun’dan Savur çıkarması Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, beraberindekilerle Savur ilçesinde bir dizi ziyaret ve temaslarda bulundu. Vali Akkoyun, ilk olarak Savur Hükümet Konağı’nda Cumhurbaşkanlığı Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile Savur Kaymakamı olarak atanan Kaymakam Enes Emircan Buyuran’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak görevinde başarılar diledi. Akkoyun, ardından Savur Belediye Başkanlığına geçerek Başkan Engin Uğur Hamidi ile görüştü. Hamidi, ilçede tamamlanan, devam eden ve planlanan projeler hakkında Vali Akkoyun’a bilgiler verdi. Vali Akkoyun, Savur Kaymakamı Enes Emircan Buyuran, Savur Belediye Başkanı Engin Uğur Hamidi, Vali Yardımcısı Hasan Kurt ve beraberindekiler ardından esnafı ziyaret ederek hasbihal etti. Akkoyun, esnafa bereketli kazançlar diledi. Ziyaretleri kapsamında Savur Emniyet Amirliğini de ziyaret eden Akkoyun, polislerle bir araya gelerek Emniyet Amiri Samet Arslan’dan asayiş ve güvenlik konularında bilgiler aldı. Akkoyun, son olarak ilçede üretim yapan Ev-Kon Tekstil Fabrikasına ziyarette bulundu. Tekstil Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Akar, yaptıkları çalışmalar hakkında Akkoyun’a bilgi verdi. Ziyarette, Vali Yardımcısı Hasan Kurt, Savur Belediye Başkanı Engin Uğur Hamidi, İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Üsteğmen Süleyman Ermiş, İlçe Emniyet Amiri Samet Arslan ve AK Parti İlçe Başkanı Mecit Özel de hazır bulundu.
Bakan Kurum: "Vatandaşlarımıza hayatı kolaylaştırmak için şehirlerimize yeni alanlar açıyoruz"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:50 Bakan Kurum: "Vatandaşlarımıza hayatı kolaylaştırmak için şehirlerimize yeni alanlar açıyoruz" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Bursa Osmangazi Meydanı’nda 647 fore kazıkla zemin sağlamlaştırılarak, bin 500 aracın aynı anda park edebileceği 4 katlı otopark inşa etti. Otoparkın görüntülerini paylaşan Bakan Kurum, "Otoparklar büyükşehirlerimizin en büyük ihtiyaçlarından. Vatandaşlarımıza hayatı kolaylaştırmak için şehirlerimize yeni alanlar açıyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu İller Bankası Genel Müdürlüğü (İLBANK) desteğiyle Bursa’nın Osmangazi Meydanı’nda Sokak Sağlıklaştırma Projeleri aralıksız sürüyor. Bu kapsamda sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla bin 500 aracın aynı anda park edebileceği, yerin 24 metre altına 4 katlı otopark inşa edildi. "Otoparklar büyükşehirlerimizin en büyük ihtiyaçlarından" Otoparkın görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum mesajında, "Otoparklar büyükşehirlerimizin en büyük ihtiyaçlarından. Vatandaşlarımıza hayatı kolaylaştırmak için şehirlerimize yeni alanlar açıyoruz. İşte Bursa’mıza değer katacak bin 500 araçlık Osmangazi Meydan Otopark Projemiz" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya değer katan vizyon projelerden biri" Bursa İLBANK Bölge Müdürü Ayhan Kayatürk, çalışmanın Bursa’ya değer katan vizyon projelerden biri olduğunun altını çizdi. Kayatürk, "Bu proje sadece kent meydanı ve otopark olarak düşünülmedi. Bunun dışında sosyal dokular, kültürel alanlar, öğrencilerimizin gelip kalabileceği, kitap okuyabileceği kıraathane ve kütüphane olarak dizayn edildi. Genelde otoparklar katlı otopark olarak dizayn edilir. Projemizin en önemli özelliği 24 metre yerin altına inşa edildi. Yaklaşık bin 500 aracın bir anda park edebileceği otopark, 4 kat şeklinde teşekkül edildi. Doğal afetler durumunda sağlam ve ayakta kalması için yaklaşık 647 adet fore kazıklarla zemini sağlamlaştırıldı" ifadelerini kullandı.
İnan: "Bergama, yatırımlardan ekonomik ve sosyal katkı almalı"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:36 İnan: "Bergama, yatırımlardan ekonomik ve sosyal katkı almalı" AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, beraberinde İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı ve il başkanı Bilal Saygılı ile birlikte Batı Anadolu Serbest Bölgesi (BASBAŞ) ile Bergama OSB’de incelemelerde bulundu. İnan, burada devam eden yatırımlar, talepler ve yaşanan sorunlar hakkında bilgi aldı. Bergama Kaymakamı Avni Oral, AK Parti Bergama İlçe Başkanı Hasan Şahin’in de eşlik ettiği ziyaretlerin ilki Batı Anadolu Serbest Bölgesine (BASBAŞ) yapıldı. BASBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güler, heyete yatırım alanlarını gezdirerek çalışmalar hakkında detaylı bilgi verdi. Güler, başta Çin, ABD ve Almanya olmak üzere pek çok ülkeden yatırımcıların bölgeye ilgi gösterdiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerindeki gelişmeleri bekleyen firmaların da bulunduğunu aktardı. Güler, "Şu an 6 büyük yatırımcı hazır bekliyor" dedi. Bölgenin en önemli sorununun ulaşım olduğunu belirten Güler, "Aşağıkırıklar köyünden 4,2 kilometrelik yolun asfaltlanması şart. Bu sorun ne Bergama Belediyesi ne de Büyükşehir tarafından çözülebiliyor. Karayolları aracılığıyla çözüm bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İnan’dan "ekonomik ve sosyal katkı" vurgusu AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, serbest bölge yatırımlarının yalnızca ekonomik değil, sosyal anlamda da Bergama’ya katkı sunması gerektiğini belirterek, "Bölgenin ilçe halkıyla uyum içinde çalışması çok önemlidir" dedi. OSB’de doluluk yüzde 100’e ulaştı Heyet, daha sonra Bergama Organize Sanayi Bölgesini (OSB) ziyaret etti. OSB Başkanı Ahmet Telek, bölgede doluluk oranının yüzde 100’e ulaştığını söyleyerek, "Hiçbir boş yerimiz yok. Tek sıkıntımız tapu süreci. Onun dışında itfaiye teşkilatımız hazır, jandarma da yerini aldı" dedi. Kaymakam Oral ilçenin önceliklerini sıraladı Bergama Kaymakamı Avni Oral, ilçenin öncelikli taleplerini dile getirdi. Oral, İZBAN hattının Bergama’ya getirilmesi, Kozak çevre yolunun yapılması, yeni devlet hastanesi için yer tahsisi ve İŞKUR ofisi açılması gerektiğini söyledi.
Gönen Belediyesi’nde "disiplin oyunu": Müdür hakkında komisyon kuruldu, müfettişler göreve geldi
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:10 Gönen Belediyesi’nde "disiplin oyunu": Müdür hakkında komisyon kuruldu, müfettişler göreve geldi Balıkesir’in Gönen ilçesinde Belediye Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili Serkan Sungur hakkındaki tartışmalar büyüyor. CHP’nin 31 Mart 2024 seçimleri öncesinde düzenlediği mitingde sunuculuk yaptığı görüntüler sosyal medyaya yansıyınca vatandaşların CİMER’e şikâyet yağdırdığı Sungur için belediye içinde disiplin süreci başlatıldığı öğrenildi. Disiplin süreci tartışma başlattı Edinilen bilgilere göre, Gönen Belediyesi’nde Serkan Sungur hakkında disiplin kuruluna sevk kararı alındı ve konuyla ilgili bir komisyon oluşturuldu. Yazı İşleri Müdürlüğü’nde görevli Bahadır Dağdelen’in, şikâyetçi kişiden ifade aldığı, ancak henüz videoları izlemediklerini ve belgeleri incelemediklerini söylediği iddia edildi. Dağdelen’in, ifadesi alınan vatandaşa "Bu dosyadan çıkacak en ağır ceza kademe ilerlemesinin durdurulması olur, onu da belediye başkanı isterse bozabilir o yüzden çok bir şey beklemeyin" dediği öne sürüldü. Bu sözler, kamuoyunda "disiplin oyunu" yorumlarını beraberinde getirdi. Vatandaşlar, soruşturmanın göstermelik yürütüldüğünü, sonucunda hiçbir yaptırım uygulanmayacağını savundu. Tartışmalı atama iddiası Öte yandan Serkan Sungur’un belediyedeki göreviyle ilgili de dikkat çekici iddialar gündeme geldi. Yaklaşık 5 yıl önce belediyeye tek bir imza ile memur olarak alındığı öne sürülen Sungur’un, basın ve iletişim alanında herhangi bir geçmişi ya da uzmanlığı bulunmamasına rağmen kısa sürede Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekilliği görevine getirildiği iddia ediliyor. Bu durum, "liyakat değil, siyasi yakınlık" esas alınarak yapılan bir atama olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Müfettişler belediyede Serkan Sungur hakkında yapılan şikâyetlerin yanı sıra, belediyeyle ilgili başka konularda da CİMER’e çok sayıda başvuru yapıldığı öğrenildi. Bu yoğun şikâyetlerin ardından Gönen Belediyesi’ne müfettişlerin görevlendirildiği ve farklı alanlarda kapsamlı denetimler başlatıldığı ileri sürüldü. Kamuoyunda tepkiler artıyor 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre memurların siyasi tarafsızlık yükümlülüğü bulunmasına rağmen, Sungur’un CHP mitinginde yaptığı taraflı konuşmalar tepki çekmişti. Vatandaşlar, disiplin sürecinin belediye başkanının iki dudağı arasında sonuçlanmasına dikkat çekerek, "Tarafsız olması gereken memurlar siyasetin göbeğinde, disiplin süreci formaliteden öteye gitmiyor. Müfettişlerin devreye girmesi boşuna değil" diyerek tepkilerini dile getirdi. Gönen Belediyesi’nden Serkan Sungur hakkındaki disiplin soruşturması, atama iddiaları ve müfettiş denetimleriyle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Başkan Altun: "CHP’nin hiç olmadık zamanda gündemi değiştirecek kan pompalayan bir damarı var"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:55 Başkan Altun: "CHP’nin hiç olmadık zamanda gündemi değiştirecek kan pompalayan bir damarı var" Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Erdal Altun, "CHP’nin hiç olmadık zamanda gündemi değiştirecek kan pompalayan bir damarı var" dedi. Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Erdal Altun, CHP Kayseri Milletvekili Aşın Genç’in Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile ilgili yaptığı açıklamanın kendisine de Kayseri’ye de yakışmadığını söyleyerek, "Öncelikle şunu ifade edeyim, Aşkın Genç aslında çok mütevazi ve beyefendi bir kişilik. Şahıs olarak sevdiğimiz bir insan, siyasetteki kibar insanlardan bir tanesi. Bu çıkışı bizi de hayrete düşürdü ama ben eleştirirken şu yönünü ele aldım. Bunu ifade etmekten de gocunmuyorum. CHP’nin içerisinde bir damar yolu var ki tam da ansızın, hiç olmadık bir zamanda gündemi değiştirecek bir kan pompalıyor. Bahsi geçen ziyaret birkaç ay önce olmuş, sonra bir dernek vasfı ile ziyaret edilmiş. Bu gayet doğaldır. Sayın valimizin Kayseri ‘de yaptıklarına biz de izliyoruz, takdir ediyoruz. Ortaya koyduğu projeler var ki bunun da meyvelerini şehrimiz almaya başladı. Şehre bu denli bir katkı sağlamış bir mülki amir. Kayseri’ye yaptığı çalışmalar bir tarafa ama diğer tarafta da bu şehrin mülki amiri. Herkes ziyaret edebilir. Bir dernek, cemaat, başı sıkışan bir vatandaş dahi ziyaret edebilir. Eleştiri dozunun ona göre ayarlanması lazım. 21. yüzyılda biz hala dönüp de 28 Şubat’ın ülkemize ve bize yaşattıklarını unutmamışken, kılık kıyafet noktasında herkes istediğini giyebilir. Herkes giderken takım elbiseli gitmek zorunda değil. Herkes düşüncesini yansıtan kıyafeti giyme özgürlüğüne sahip. Özgür bir ülkeden bahsediyoruz. Yaklaşım tarzını eleştirdik ama ben CHP’den bir geri dönüş almadım. Ben yanlış bir şey söylemedim. Olayın bu kadar büyümesine de gerek yoktu. Aşkın bey o çıkışı yapmayacaktı. Yakışmadı, şehrimize de yakışmadı ve burada ülkemiz açısından olaylara bakış açımızı değiştirmemizde fayda var" dedi. "Biz depremlerin sadece tarihlerini anmakla meşgulüz" Başkan Altun, depremlerin sadece tarihlerinin hatırlandığını fakat yönetmeliğin hayata geçirilmediğini söyleyerek, "Biz depremleri oluş tarihlerinde hala anmakla meşgulüz. 1999 depremi ile ilgili Kayserimizde bir anıt var. Tahmin ediyorum ki her ilde de var. Sadece sene-i devriyesinde anmakla meşgulüz. Deprem yönetmeliğimiz eğer harfiyen uygulanmış olsa gerçekten muazzam bir yönetmelik. Fakat uygulama hususunda doğru adımların atıldığı kanaatinde değiliz. Konuşulma kısmında gayet güzel gidiliyor, icraat kısmına gelirsek bundan sonra Kayseri’de herkes çıkabildiği kadar gökyüzü bizim, şerefiye bedelini öderim istediğim kadar çıkarım diyemeyecek. Güzel ama peki şimdiye kadar yapılanlara ne yapacağız? Kahramanmaraş depremi olana kadar bitmiş olan inşaatlara ne yapacağız? Nasıl bir çözüm bulduk? Önümüze bir yatırım maliyeti problemi geliyor. Biz her şeyde tasarrufsuz bir şekilde ilerliyor, itibarımız namına her şeyi yapabiliyoruz ama burada insan canı söz konusu olduğu zaman tasarruf etme ihtiyacı duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Piyasalarda denetimsizlikten kaynaklı bir standart olmadığını söyleyen başkan Erdal Altun, "Piyasada aslında şu anda bir standart yok. Denetimsizlik hat safhada. Yalnız şöyle ilginç bir durum var; pandemi de geldi bu memlekete. Biz aslında deneme-yanılma yoluyla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz sürekli. Bilime dayalı çalışmalar ortaya koysak bir standardı vardır. Pandemide dediler ki zincir marketler züccaciye eşyası satmasın. Orayı jelatinle kapattılar. Çizgi film gibi trajikomik. Böyle bir karar alınıyorsa o raf oradan kalkacak. Bizim bir düzenimiz yok. Fiyat istikrarının olmamasındaki sebep de bakanlık diyor ki ‘Bunu gördüğünüz zaman ihbar edin biz çökelim tepesine. Biz vatandaşı neden muhbir tutuyoruz? Vatandaşın işi gücü yok da araştırma yapıp şunu gelip ihbar edeyim mi desin. Sağlıklı bir uygulama değil. Neden vatandaşımızı muhbirliğe alıştırıyoruz?" dedi. Başkan Altun, Kayseri’de adrese teslim işlerin bırakılması gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Şehrimizde bazı uygulamalar adrese teslim yapılıyor. Biz bu şehirde yaşıyoruz. Bu adrese teslimleri artık bırakalım. Yapılmıştır yapılmamıştır onu yorumlamam. O bizim işimiz değil, adaletin işi ama bu ülkede bu memlekette sadece CHP’li belediyeler mi yolsuzluk yapıyor? Ya da CHP’li belediyelerin yaptıkları mı yolsuzluk sayılıyor? Buradaki ihaleyi Kayseri Büyükşehir Belediyesi CHP’li bir belediye olsaydı görevden alınma nedeniydi. Tasarruf tedbirlerinin olduğu bir dönemde davet usulü ihale ile pazarlık etmeden tek bir firmanın girdiği ihale. Şubat ayında 2 firma yarışmış ama fiyat düşmemiş. Yaklaşık maliyet 175 milyon TL ama ihale yine a firmasına 187 milyon TL’ye verilmiş. Yaklaşık maliyetin üzerinde. Biz muhalefet olarak yanlış olan olayları gündeme getireceğiz. Araştırmak da adaletin işi."
Başkan Eyüp Kahveci’den ’parti değiştireceği’ iddialarına yanıt: "Asılsız ve mesnetsizdir"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:55 Başkan Eyüp Kahveci’den ’parti değiştireceği’ iddialarına yanıt: "Asılsız ve mesnetsizdir" Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, son günlerde kamuoyunda yer alan "Parti değiştireceği" yönündeki iddialara tepki gösterdi. Kahveci, bu tür söylentilerin tamamen asılsız olduğunu vurguladı. "Ne dün ne bugün ne de yarın böyle bir niyetim olmadı" diyen Kahveci, 1999 yılından bu yana Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) saflarında halkla omuz omuza mücadele ettiklerini belirtti. Kahveci, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Siyasette bugünlere emekli olduktan sonra değil, emekleyerek geldim. Elde ettiğimiz tüm başarılar şahsımla birlikte Kütahya halkının desteğine ve CHP’deki yol arkadaşlarımın gayretlerine aittir. Biz hiçbir kesimi ayırmadan Kütahya İttifakı’nı kurduk. Bugün hangi noktadaysam dün de oradaydım. Yolum nettir, istikametim bellidir. Belediye Başkanlığı görevinde tek muradımız siyaseti kısır tartışmaların ötesine taşıyarak Kütahya’ya siyaset üstü bir anlayışla hizmet etmektir." Devletin tüm kurumlarıyla uyum içinde çalışmaya devam ettiklerini dile getiren Başkan Kahveci, yol haritasını "Hz. Muhammed’in ahlakını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ise milli şuurunu örnek almak" olarak tanımladı. Başkan Kahveci, "Kütahya’ya duyduğum sevda, partime olan bağlılığım ve halkımıza verdiğim söz hiçbir makam ve çıkarla değiştirilemez" diye konuştu.