POLİTİKA
Bakan Göktaş, devlet himayesindeki başarılı sporcu gençlerle buluştu 19 Mayıs 2026 Salı - 14:31:14 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında, devlet himayesi altındaki başarılı sporcu gençler ve Ankara’da bakım altında bulunan çocuklarla festival programında buluştu. Bakan Göktaş, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığı Milli Botanik Bahçesi’nde düzenlenen festival programında, devlet himayesi ve bakımı altında yetişen başarılı sporcu gençler ile Ankara’da koruma altında bulunan gençlerle bir araya geldi. Gençlerin bayramını kutlayarak, başarılarından dolayı tebrik eden Göktaş, gelecek hedeflerine ilişkin sohbet etti. Gençlere her zaman kendi ilkelerine ve duruşlarına sahip çıkmaları gerektiği tavsiyesinde bulunan Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Hepiniz bizleri gururlandırıyorsunuz. Benim size tavsiyem her zaman kendi ilkenize, duruşunuza sahip çıkmanız. Çünkü bazen ikilemde kalmak sizi zorlayabilir. Sabırla davrandığımızda o zorluğun üstesinden gelebiliriz. Hiç kimsenin hayatı tozpembe değil, bazen sosyal medyada görüyoruz. Çok güzel hayatlar var. Zannediyoruz ki mutluluk orada. Çünkü sosyal medya bize hayatın bir parçasını gösteriyor. Sadece mutluluğu gösteriyor. Hiçbir zaman gerçeği göstermiyor. O yüzden o hayatlara aldanmamak lazım. Siz siz olun kendiniz olun, kendi değerlerinizle ayakta kalmaya gayret edin." Gençlerin dijital deneyimine ortak oldu Düzenlenen kahvaltı programının ardından Bakan Göktaş, sporcu gençlerle birlikte göl kenarındaki festival alanına geldi. Devlet himayesi altında yetişen sanatçı Ayşe Atam ve orkestrasının müzik dinletisi eşliğinde alanı gezen Göktaş, çocuklarla yakından ilgilendi. Gençler için hazırlanan festival alanında, dijital ve fiziksel aktivite istasyonlarından oluşan "İnteraktif Deneyim Alanları" kuruldu. Bakan Göktaş, 360 derece dönen kameralı özel çekim platformundaki yerini alarak gençlerin dijital deneyimine ortak oldu. Program sonunda gençlere dondurma ikram eden Bakan Göktaş, çocukların bayramını yeniden kutlayarak onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
19 Mayıs 2026 Salı - 14:01 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "(Terörsüz Türkiye) Anaların göz yaşını dindirmenin kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin ve Türk Milleti’nin bin yıllık birliğini ebediyete taşımanın Kızıl Elmasıdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugün küslük değil kenetlenme zamanıdır. Bugün dağılma değil derlenme, tükenme değil toparlanma zamanıdır" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen "Türk Gençliği Büyük Kurultayı"nda konuştu. Bahçeli, konuşmasında 19 Mayıs ruhu, Türk gençliğinin sorumlulukları, Ülkü Ocakları’nın misyonu ve milli teknoloji hamlelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Konuşmasında 19 Mayıs’ın tarihi önemine vurgu yapan Bahçeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını "istikbal seferinin başlangıcı" olarak nitelendirerek, "19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır. 19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bu coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. Çünkü 19 Mayıs, Samsun’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır" ifadelerini kullandı."O halde korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız"Gençlere hitabında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun" sözünü hatırlatan Bahçeli, "O halde korkmayacaksınız. Kaçmayacaksınız. Satmayacaksınız. Savrulmayacaksınız. Rüzgâr belki sert esecek, yollar sarpa saracak; zaman zaman hissenize Bozkurt yalnızlığı düşecek, bazen kimse sizi anlamayacak" diye konuştu.Ülkücü gençliğin "çetin zamanların nöbetçisi" olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Güneşli günlerin yolcuları değil; çetin zamanların nöbetçileri, puslu havalarda ocaklarının bekçileri, Türk milliyetçiliği davasının yegâne hancısı olacaksınız" ifadelerini kullandı.Bahçeli, konuşmasında merhum yazar Hüseyin Nihal Atsız’ın dizelerine de yer vererek, "Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan. Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?" mısralarını okudu. Bahçeli, "İşte o kahramanlar bir bayrak gibi karşımda duran ülkücü Türk gençliğidir. İşte o kahramanların mayasını elinde bulunduran, o yiğitlerin hamurunu yoğuran, genç dimağları başıboşluk uçurumlarından kurtarıp mesuliyet terazisine koyan müessesenin, hepimizin yetiştiği o yuvanın adı Ülkü Ocakları’dır" dedi."TeknOcak bugün iftihar kaynağımızdır"Ülkü Ocakları bünyesinde yürütülen teknoloji çalışmalarına da değinen Bahçeli, TeknOcak projelerinin milli teknoloji hamlesi açısından önemli olduğunu söyledi. Bahçeli, "TeknOcak; elektronik ve robotik sistemlerden yazılım ve yapay zekaya, enerji ve çevre teknolojilerinden savunma ve uzay çalışmalarına kadar geniş bir sahada Türk gençliğine üretim ufku açan milli bir teknoloji seferberliğidir" ifadelerini kullandı.Batı taklitçiliğine karşı olduklarını belirten Bahçeli, "Kendi kimliğimizden kopmadan çağın bilgisini üretme, çağın tekniğini kavrama, çağın araçlarını Türk milletinin büyük hedeflerine bağlama gayesindeyiz" diye konuştu.Bahçeli, üniversiteli gençlerin geliştirdiği projelere dikkat çekerek, "Başta isim banisi olduğumuz Göktay Yarış Arabası ve Türkhan İnsansız Hava Aracı olmak üzere üniversiteli gençlerimizin geliştirdiği 100’ü aşkın proje bizim için şeref payesidir" dedi."Ülkücü gençlik fırtınalara yön veren kaynaktır"Konuşmasının devamında bölgesel gelişmelere ve güvenlik tehditlerine değinen Bahçeli, "Kuzeyimizde savaşın gölgesi, güneyimizde kan ve gözyaşı, doğumuzda güç mücadelesi, batımızda savunma telaşı, siber alemde ise sinsi kimliksizleştirme operasyonları kol gezmektedir. İnsanlık bir taraftan teknolojiyle geleceğe uzanırken, diğer taraftan merhametten, adaletten, vicdandan ve hakkaniyetten uzaklaşmanın sancısını yaşamaktadır. Böyle bir zamanda delikanlı çağında bir genç olmak kolay değildir. Böyle bir zamanda ülkücü bir genç olmak ve ülkücü kalmak ise hiç kolay değildir" ifadelerini kullandı.Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında gençlere büyük sorumluluk düştüğünü söyleyen Bahçeli, "Bu yük, siyasi bir hedef değildir. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin kızıl elmasıdır" dedi.Konuşmasının sonunda birlik mesajı veren Bahçeli, merhum şair Dilaver Cebeci’nin "Kalın ordu nerde olsa görülür. Ülkülere birlik ile varılır Yoldaşlarımız, gök pusatlar darılır. Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?" dizelerini okuyarak, "Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?" diye sordu. Bahçeli, "Hayır, bin kere hayır. Bugün küslük değil kenetlenme zamanıdır. Bugün dağılma değil derlenme, tükenme değil toparlanma zamanıdır. Yolumuz makam için değil dava için; alkış için değil Allah rızası için baş koyanların yoludur" ifadelerini kullandı.
19 Mayıs 2026 Salı - 13:35 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bu gençlikle ne kadar sevinsek, ne kadar övünsek, ne kadar iftihar etsek azdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugün küslük değil kenetlenme zamanıdır. Bugün dağılma değil derlenme, tükenme değil toparlanma zamanıdır" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen "Türk Gençliği Büyük Kurultayı"nda konuştu. Bahçeli, konuşmasında 19 Mayıs ruhu, Türk gençliğinin sorumlulukları, Ülkü Ocakları’nın misyonu ve milli teknoloji hamlelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Konuşmasında 19 Mayıs’ın tarihi önemine vurgu yapan Bahçeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını "istikbal seferinin başlangıcı" olarak nitelendirerek, "19 Mayıs, mahzun kalmış milletimizin miracıdır. 19 Mayıs, esarete terk edilmek istenen mukadderatın Türk eliyle yeniden yazılmasıdır. 19 Mayıs, karanlığa terk edilmek istenen bu coğrafyada fecrin ilk ışıklarıdır. Çünkü 19 Mayıs, Samsun’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın attığı o ilk adımla 107 yıl önce başlayan ve ilelebet sürecek istikbal seferinin adıdır. Bugün sizlere düşen vazife de bu seferin en ön saflarında birer nefer olmaktır" ifadelerini kullandı."O halde korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız"Gençlere hitabında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun" sözünü hatırlatan Bahçeli, "O halde korkmayacaksınız. Kaçmayacaksınız. Satmayacaksınız. Savrulmayacaksınız. Rüzgâr belki sert esecek, yollar sarpa saracak; zaman zaman hissenize Bozkurt yalnızlığı düşecek, bazen kimse sizi anlamayacak" diye konuştu.Ülkücü gençliğin "çetin zamanların nöbetçisi" olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Güneşli günlerin yolcuları değil; çetin zamanların nöbetçileri, puslu havalarda ocaklarının bekçileri, Türk milliyetçiliği davasının yegâne hancısı olacaksınız" ifadelerini kullandı.Bahçeli, konuşmasında merhum yazar Hüseyin Nihal Atsız’ın dizelerine de yer vererek, "Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan. Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?" mısralarını okudu. Bahçeli, "İşte o kahramanlar bir bayrak gibi karşımda duran ülkücü Türk gençliğidir. İşte o kahramanların mayasını elinde bulunduran, o yiğitlerin hamurunu yoğuran, genç dimağları başıboşluk uçurumlarından kurtarıp mesuliyet terazisine koyan müessesenin, hepimizin yetiştiği o yuvanın adı Ülkü Ocakları’dır" dedi."TeknOcak bugün iftihar kaynağımızdır"Ülkü Ocakları bünyesinde yürütülen teknoloji çalışmalarına da değinen Bahçeli, TeknOcak projelerinin milli teknoloji hamlesi açısından önemli olduğunu söyledi. Bahçeli, "TeknOcak; elektronik ve robotik sistemlerden yazılım ve yapay zekaya, enerji ve çevre teknolojilerinden savunma ve uzay çalışmalarına kadar geniş bir sahada Türk gençliğine üretim ufku açan milli bir teknoloji seferberliğidir" ifadelerini kullandı.Batı taklitçiliğine karşı olduklarını belirten Bahçeli, "Kendi kimliğimizden kopmadan çağın bilgisini üretme, çağın tekniğini kavrama, çağın araçlarını Türk milletinin büyük hedeflerine bağlama gayesindeyiz" diye konuştu.Bahçeli, üniversiteli gençlerin geliştirdiği projelere dikkat çekerek, "Başta isim banisi olduğumuz Göktay Yarış Arabası ve Türkhan İnsansız Hava Aracı olmak üzere üniversiteli gençlerimizin geliştirdiği 100’ü aşkın proje bizim için şeref payesidir" dedi."Ülkücü gençlik fırtınalara yön veren kaynaktır"Konuşmasının devamında bölgesel gelişmelere ve güvenlik tehditlerine değinen Bahçeli, "Kuzeyimizde savaşın gölgesi, güneyimizde kan ve gözyaşı, doğumuzda güç mücadelesi, batımızda savunma telaşı, siber alemde ise sinsi kimliksizleştirme operasyonları kol gezmektedir. İnsanlık bir taraftan teknolojiyle geleceğe uzanırken, diğer taraftan merhametten, adaletten, vicdandan ve hakkaniyetten uzaklaşmanın sancısını yaşamaktadır. Böyle bir zamanda delikanlı çağında bir genç olmak kolay değildir. Böyle bir zamanda ülkücü bir genç olmak ve ülkücü kalmak ise hiç kolay değildir" ifadelerini kullandı.Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında gençlere büyük sorumluluk düştüğünü söyleyen Bahçeli, "Bu yük, siyasi bir hedef değildir. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin kızıl elmasıdır" dedi.Konuşmasının sonunda birlik mesajı veren Bahçeli, merhum şair Dilaver Cebeci’nin "Kalın ordu nerde olsa görülür. Ülkülere birlik ile varılır Yoldaşlarımız, gök pusatlar darılır. Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?" dizelerini okuyarak, "Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?" diye sordu. Bahçeli, "Hayır, bin kere hayır. Bugün küslük değil kenetlenme zamanıdır. Bugün dağılma değil derlenme, tükenme değil toparlanma zamanıdır. Yolumuz makam için değil dava için; alkış için değil Allah rızası için baş koyanların yoludur" ifadelerini kullandı.
19 Mayıs 2026 Salı - 13:11 Bakan Fidan, Moritanyalı mevkidaşı Merzoug’u Ankara’da ağırlayacak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moritanya Dışişleri, Afrika İşbirliği ve Yurtdışındaki Moritanyalılar Bakanı Mohamed Salem Ould Merzoug ile Ankara’da bir araya gelecek. Moritanyalı Bakan Merzoug, 20 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye’ye resmi ziyarette bulunacak. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan’ın mevkidaşıyla gerçekleştireceği görüşmelerde, Türkiye ile Moritanya arasındaki ilişkilerin her alanda daha ileri düzeye taşınmasına yönelik Ankara’nın iradesini vurgulaması bekleniyor. Görüşmelerde ayrıca, geçen yıl mayıs ayında ilk kez düzenlenen Türkiye-Moritanya Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısı’nda alınan kararların takibinin ele alınacağı, iki ülke arasındaki ticaret hacmi ile karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik atılabilecek adımların değerlendirileceği bildirildi. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın askeri ve savunma sanayii alanındaki mevcut ikili iş birliğinin geliştirilmesi için önemli bir potansiyel bulunduğuna dikkat çekmesinin öngörüldüğünü aktardı. Görüşmelerde balıkçılık, tarım ve madencilik alanlarında iş birliğinin geliştirilmesinin yanı sıra Türkiye’nin Sahel ülkelerinin ekonomik ve sosyal kalkınması ile bölgede terörle mücadeleye verdiği desteğin de ele alınması bekleniyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi çok taraflı platformlarda iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin öneminin vurgulanacağı, bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulacağı kaydedildi.
Bakan Fidan: "Biz savaşın bir tarafı değiliz" (3)
28 Ağustos 2025 Perşembe - 23:58 Bakan Fidan: "Biz savaşın bir tarafı değiliz" (3) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Biz savaşın bir tarafı değiliz. Ne Alaska’daki masada olmalıyız, ne Vaşington’daki masada. Çünkü Trump savaşan taraflarla bir araya getirme yapıyor" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TGRT Haber’de Gündem Özel programında Türkiye Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Yücel Koç ve Türkiye Gazetesi Yazarı Sevil Nuriyeva’nın sorularını yanıtladı. Zengezur Koridoru hakkında değerlendirmede bulunan Fidan, "Şimdi burada şunu ifade edeyim büyük memnuniyetle, olayın ilk gününden itibaren, yani Amerikalılar gelip Azeri kardeşlerimizle konuşmaya başladığı andan itibaren bu konu bizimle istişare edilerek gitti. Yani her aşamasında bilgilendirme oldu, istişare oldu. Bu konuda Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdik. Daha sonra İlham Bey de Cumhurbaşkanımıza hem öncesinde hem sonrasında bu konuda bilgi verdi. Bizim Azerbaycan ile kendi aramızdaki istişare mekanizması, koordinasyon mekanizması çok iyidir. Şimdi burada tabii oraya baktığınız zaman şöyle bir husus var. Koridorun aslında deklare edilmiş olması, Azeri kardeşlerimizin baştan beri ortaya koyduğu birkaç tane temel talep vardı. Onun prensiple kabulü manasına geliyor. Bu fevkalade önemli. Bu hat fevkalade önemli. Fakat kamuoyunu burada da şu şekilde bilgilendirmek isterim. Bununla ilgili formatı netleştirilmiş, usule esasa işleyişe bağlanmış somut bir şey yok. Bu konsept olarak kabul edildi, belgeye yansıdı. Fakat kim işletecek, nasıl işletecek, ne olacak konusunda somut bir şey yok. Bunu taraflar kendi aralarında müzakere edecekler. Bunun öncesinde çeşitli alternatifler müzakere edildi. Bir kısmını belki kamuoyuna paylaşabilirim. İçerisinde Cumhurbaşkanımızın Sayın Aliyev ile yaptığı en son görüşmede gündeme gelenler var. Sayın Paşinyan’ın ülkemizi ziyaretinde Cumhurbaşkanımıza anlattığı konu var. Ona mukabil Cumhurbaşkanımızın kendilerine söyledikleri konular var. Ama bunlar bir netliğe kavuşmadığı için şu anda kamuoyla paylaşılmayan liderlerin kendi aralarında yaptığı konuşma. Bu konu şu anda tartışılan, evrilen bir konu. Ama ben prensipte şunu söyleyeyim. Cumhurbaşkanımızın bizlerin bu yürüyen müzakerelerle ilgili aldığı pozisyon her zaman için şu; Biz Azeri kardeşlerimize güveniyoruz. Onlar bir konuya evet dedikleri zaman biz onlardan daha fazla onları düşünüyormuş gibi davranıp ‘yok kardeşim o senin dediğin evet doğru değil. Asıl bu doğru’ diyecek bir tavır içerisinde olmayız. Onlarla dediğim gibi yakın bir iş birliğimiz var" dedi. Libya’da gerçekleşen son gelişmelere ilişkin Fidan, "2019 Nisan’ındaki askeri operasyondan sonra orada (Libya’da) bir defakto durum oluştu. Türkiye orada gerek dost unsurlarıyla, gerek askeri güçleriyle bir duruma vaziyet etmeye başladı. Doğu ve Batı olarak Libya’nın fiilen, defakto olarak şu anda ayrı ayrı iradeler altında bulunuyor olması, tabii bizim Trablus’ta Milli Birlik Hükümeti’ni tanımamız ve Batı’da o arkadaşlarla çalışmamız bir strateji dahilinde oldu. Şimdi bizim temel stratejimiz, Cumhurbaşkanımızın (Erdoğan) her zaman vurguladığı gibi Libya’nın birliği, bütünlüğü ve bölünmemesi. Bölgede veya küresel olarak Libya’nın bölünmesinden, zayıf kalmasından, zayıf bir merkezi iradeyle işletilmesinden medet umanlar var" diye konuştu. "Rusya ve Ukrayna arasında barışın olması için ümitliyiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini hatırlatan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşında barışının ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile son telefon görüşmesinde ele aldıklarını dile getirerek, "Dün gece, bu işin, ABD’de müzakerecisi olan Steve Witkoff ile görüştüm. Steve ile dün görüştükten sonra bugün öğlen saatlerinde, Ukrayna müzakerecisi olan değerli dostumuz, Ulusal Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Rüstem Umerov ile çok uzun bir görüşme yaptık. Şimdi bütün bunların toplamına baktığımız zaman şöyle bir şey çıkıyor, barışın olması için ümitliyiz. Bu ümit için yeterli sebebimiz var. İstanbul müzakerelerinde birinci, ikinci, üçüncü turda evrilerek gelişen bazı olaylar vardı. Üçüncü turda özellikle tarafların bazı ortaya koyduğu pozisyonların daha sonra Alaska’da gündeme geldiğini, somutlaştığını gördük. Bizim hem Rusya’da Sayın Putin ile yaptığımız görüşmeden, Ukrayna’da Sayın Zelenski ile yaptığımız görüşmede, Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın (Erdoğan) o çerçevesini çizdiği bazı spesifik konular vardı. Onların ben görüşmesini yaptığımızda, ortaya koyduğumuz bazı perspektiflerin esas itibariyle bu görüşmelerde ana omurgayı teşkil ettiğini gördük. Sorun yok mu? Var. Eskiden Rusların dört vilayetin idari sınırlarının tamamını ele alma hususu vardı. Şimdi o isteklerinden vazgeçip, temas hatlarında kalıp bir yer hariç, ‘Donbass’ biliyorsunuz ikiye ayrılıyor, Luhansk ve Donetsk olmak üzere. Donetsk’teki yüzde 25’lik 30’luk kalan yerin kendilerine iade edilmesi ve Zaporijya ile Herson’da temas hatlarında durması konusunda şu anda bir ön şey var. Bunun kendilerini söylemiş olması ve bunun da bir güvenlik mekanizması ile garanti altına alınmasını kabul etmiş olmaları, çerçeve anlaşma maddeleri olarak aslında gerçekten muazzam bir çerçeve sunuyor" ifadelerini kullandı. "Biz kendi milli çıkarlarımız için üretmemiz gereken faaliyeti üretiyoruz" Donetsk’teki belirli toprak parçasının Ukraynalılar için önemini vurgulayan Fidan, Türkiye’nin burada kilit bir aktör olma özelliği taşıdığını kaydetti. Fidan, "Eğer bizim daha sonra belli bir yerde fayda üretmemiz istenecekse, fonksiyonel olmamız istenecekse, bizim baştan itibaren bu tartışmaların içerisinde nitelikli olarak olmamız gerekiyor. Askerimizle, istihbaratçımızla, diplomatımızla her bir uzmanlık alanını ilgilendiren konulara çok yakından bakmamız gerekiyor. Biz kendi milli çıkarlarımız için üretmemiz gereken bilgiyi, faaliyeti üretiyoruz ama eğer ortak bir güvenlik mekanizması oluşturulacaksa bunun keyfiyeti farklı" şeklinde konuştu. "(Rusya-Ukrayna savaşı) Bilgi birikimimizle meselenin çözümüne ilişkin değerli katkılarımız da oluyor" Alaska’da gerçekleşen zirvede Rusya tarafı ile belli prensiplerde uzlaşıldığına dikkati çeken Fidan, "Ruslarla Amerikalılar arasında bir genel anlaşma var. Bunun daha sonra hayata geçmesi konusunda bir zirveden söz ediliyor. Bu zirveye ilişkin şu anda netleştirilmiş bir tarih yok. Bu zirveyle ilgili belli sorun alanları var. Zirvede liderler mi bir araya gelsin sorunu çözsün, yoksa ondan önce belli konuları yine ekipler kendi aralarında halledip, ondan sonra mı liderler bir araya gelsin? Bu halihazırda biraz masada olan bir konu. Bazı ön açıklamaların karşılıklı geçtiğimiz hafta içerisinde Alaska’da daha sonra Washington’da oluşturulan olumlu atmosferi biraz hafif gerilettiğini de görüyoruz. Ama bütün bunları yakından takip ediyoruz. O tarafların her birine de çok yakın temas halindeyiz. Sadece Türkiye’nin çıkarlarıyla ilgili, bölgenin çıkarlarıyla ilgili hesaplarımızı yapıp tedbirlerimizi almada kullanmıyoruz bu bilgi birikimimizi. Meselenin çözümüne ilişkin değerli katkılarımız da oluyor" dedi. "Biz savaşın bir tarafı değiliz" ABD Devlet Başkanı Trump’ın Vaşington’da Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ve Avrupalı liderlerle buluşmasında Türkiye’nin neden bulunmadığı eleştirilerine yönelik Dışişleri Bakanı Fidan, "Şimdi Alaska’da Sayın Trump, Sayın Putin’le buluştu. Vaşington’da Avrupalılarla buluştu ve Ukraynalılarla buluştu. Bu şu demektir, Trump savaşan taraflarla bir araya geliyor. Biz savaşın bir tarafı değiliz. Ne Alaska’daki masada olmalıyız, ne Vaşington’daki masada. Çünkü Trump savaşan taraflarla bir araya getirme yapıyor. Biz kendimizin kurduğu masada, İstanbul’da tarafları bir araya getirdiğimizde, onlar da vardı. Sizin olmadığınız bir güvenlik mekanizması kurulur, Türkiye’nin isteğine rağmen bu olmazsa, o zaman orada haklı bir eleştiri olabilir. Türkiye burada olmalıydı, niye yok. Ama Türkiye’nin kendi tercihiyle bilerek yapmadığı aksiyonların değerlendirmesiyle ve bir de burada dediğim gibi, o resmin neyi ifade ettiği meselesi, benim Dışişleri Bakanı sıfatıyla çok konuşabileceğim bir konu değil. Onu halkımız, politik yorumcularımız, sizler, dünya, hepsi karikatürize bile ediyorlar. Ama benim söyleyebileceğim profesyonel olarak, biz savaşın bir tarafı değiliz. Dolayısıyla o iki resimde de bizim olmamamız kadar normal bir şey yok" ifadelerini kullandı. "Libya’da bazen problemin, bazen çözümün, bazen her iki konunun da parçası olabilecek diğer ülkelerle ilişkilerimizi bu konuda son derece ileri taşıdık" Türkiye’nin 2019 Nisan’dan sonra Libya’da varlığını ortaya koymasının ardından bir daha bölgede savaş olmaması noktasında durduğunu aktaran Bakan Fidan, Doğu ve Batı Libya’nın birleşmesi için aşamalı olarak karşılıklı güven oluşturulduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi: "Bugün geldiğimiz noktada askeri gemilerimiz, MİT Başkanımız (İbrahim Kalın), belki bazı konular var onlar hallolursa, belki işleri bakım olarak bizim de gitmemiz söz konusu olur. Şimdi bir noktaya getirdik. Buna paralel bir şey daha yaptık. Özellikle Libya’da bazen problemin, bazen çözümün, bazen her iki konunun da parçası olabilecek diğer ülkelerle ilişkilerimizi bu konuda son derece ileri taşıdık. Bunların arasında Mısır var, Birleşik Arap Emirlikleri var, Katar’da zaten ilişkilerimiz iyi. Bu paydaşlarla da bu konuda son derece açık, şeffaf, güven oluşturucu ve Libya’nın huzuruna, birliğine katkısını sağlayacak bir şey var. Sevindirici olan şey şu, bu geçtiğimiz yıllar içerisinde çok şükür bir daha büyük bir çatışma görmedik. Bakın burada Türkiye’nin inanılmaz büyük bir rolü var. Bu vakti ülkenin birleştirilmesi için siyasi manada kullanmak gerekiyor. Ama şunda işe yaradı bu vakit, istediğimiz manada birlik ortaya çıkmadı ama geçen sürede yaptığımız inceleme, sahip olduğumuz etkileşim, siyasal tecrübe bir sonraki adımın ne olması gerektiği konusunda bize çok ciddi bir fikir verdi. Şu anda o fikrin sahibiyiz ve uygulaması için taraflarla da görüşüyoruz." "Umarız bir gün Yunan siyaset de Türk siyasetinin ulaştığı olgunluğa, özgüvene ulaşır" Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin Fidan, Yunan iç siyasetinde Türkiye ile ilgili konuların belirleyici konular olduğunu ifade ederek, "Siyasi aspirin gibi herhangi bir sorunun varsa siyasette Türkiye’yi gündeme getir, Akdeniz’i gündeme getir, Ege’yi gündeme getir. Zaten hemen bir şartlı refleks teorisi oluşmuş orada. Maalesef siyasi bir şartlı refleks var. Biliyorsunuz Pavlova 1914’de Nobel Tıp Ödülü kazandırmıştı. Bu siyasi şartlı refleksin Türkiye’ye dendiği zaman harekete girmesi hala hazırda Yunan siyasetinin kendi içerisinde çözmesi gereken bir konu. Burada Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) uzun dönemli ve güçlü iradeli liderliğinde gerçekten kendi halkından aldığı teveccühü siyasi kapitali birkaç tane mesele üzerinde çok ciddi kullanmaya çalıştı. Bunlardan birisi de Yunanistan ile olan sorunların daim olarak çözülmesi meselesi. Kıbrıs meselesi de dahil olmak üzere. Umarız bir gün Yunan siyaseti de Türk siyasetinin ulaştığı olgunluğa, özgüvene ulaşır. Konuları daha rahat tartışabilir" şeklinde konuştu. "Dış politikayı çoğu zaman iç politikada ucuz siyasi konulara malzeme yapmamaya çalışıyoruz" Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin her mitinginde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hedefi haline gelmesinin sorulması üzerine Fidan, "Ben iç politik konuları çok yakından da takip ediyorum ama ben bir takım oyuncusuyum, Bu takımdaki yerim de dış politika konusu. Takım kaptanımız Cumhurbaşkanımız ve her kabine üyemiz kendi bulunduğu köşeyi en iyi şekilde muhafaza ediyor. Görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ben takımdaki dış politika ile ilgili, dış güvenlik ile ilgili rolümü en iyi şekilde hayata geçirmeye çalışıyorum. Üzerimizde bir emanet var, bu emanet dediğim gibi bir gaflet içerisinde olduğumuz zaman memleketimize, milletimize ağır bedeller ödetecek bir konu. Bu konuyu çoğu zaman iç politikada ucuz siyasi konulara malzeme yapmamaya çalışıyoruz" dedi. "Karalama maksatlı konuları gündemime alamam, o taşıdığım emanete de ihanet" Kendisine yönelik gelen eleştirilerin dış politika ile alakalı olduğunu dile getiren Bakan Fidan, "Dış politika ile eleştirilere bakıyorum. Gerçekten şunu kaçırmışız, bunu yapmamışız denilen noktalar oluyorsa onları okumak ve kabul etmek bir politikacı olarak bir kamu görevlisi olarak da görelim. Eleştirilerin sadece siyasi partilerden gelmesine gerek yok, bazen akademisyenlerden, halkımızdan geliyor. Mümkün olduğu kadar halkın ve siyasetin bana soracağı soruları ben kendime sorup tedbirini alıp ona göre dış politika alanlarını yapıyoruz ama bazen halkımızın ve siyasi partilerin kafasında sorular olabiliyor. Onlar önemli, gerçekten benim dikkate aldığım şeyler ama propaganda maksatlı, karalama maksatlı, iftira maksatlı, ucuz siyaset maksatlı bir konu olduğu zaman inanın ona dönüp bakmıyorum. Onu gündemime alamam, o taşıdığım emanete de ihanet" diye konuştu. "Türkiye’nin karanlığa düşmüş insanlık için bir deniz feneri vazifesi yapmasının her zaman içindeyim" Bakan Fidan, insanların hakikat yolculuğu olduğu gibi devletlerin ve milletlerin de bir yolculuğu olduğunu kaydederek, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’nin karanlığa düşmüş insanlık için bir deniz feneri vazifesi yapması, onların yolunu bulmaya yardımcı olmasının ben her zaman içindeyim. Onun için de çok yüksek insani standartlarınızın, siyasi standartlarınızın, düşünce standartlarınızın, ahlaki standartlarınızın, kapasite standartlarınızın, yetenek standartlarınızın olması gerekiyor. Bunu yaptığınız zaman hem pratik olarak, hem teorik olarak, hem felsefi düşünüş, inanış olarak insanlığa yol gösterebilirsiniz. İnsanlık için yapacağınız çok somut şeylerin olması lazım. Bunun için savunma sanayinden teknolojiye, hastanelerden ilk yardıma kadar çok ciddi görünür yeteneklere ihtiyacınız var."
Bakan Fidan: "Gerçek Amerikan milliyetçisi olanlar ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor" (1)
28 Ağustos 2025 Perşembe - 22:13 Bakan Fidan: "Gerçek Amerikan milliyetçisi olanlar ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor" (1) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin İsrail politikalarının insanlık adına savunulacak bir yanının kalmadığının ABD tarafınca da fark edilmeye başlandığını belirterek, "Amerika’nın dünyaya deklare ettiği ne kadar değer varsa, şu anda onu çiğneyen bir ülkenin kayıtsız şartsız savunucusu durumuna düşüyor. Bu tabii Amerika’nın muazzam derecede uluslararası prestijini aşağıya çeken bir durum ve kafası çalışan, gerçekten Amerikan milliyetçisi olan Amerikalılar, hep ‘Amerika first’ derken aslında ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TGRT Haber’de Gündem Özel programında Türkiye Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Yücel Koç ve Türkiye Gazetesi Yazarı Sevil Nuriyeva’nın sorularını cevapladı. Filistin meselesinin sadece Müslümanların değil tüm dünyanın kanayan yarası olduğunu belirten Bakan Fidan, "Filistin meselesi, Yahudi devleti meselesi, Filistin topraklarının işgali meselesi ve devam eden konular dünyanın herhangi bir yerinde devam eden çatışmalar gibi değil. Görünürde başka yerlerde de insan dramları, açlık, çatışma oluyor ama burada insanlığın Filistin meselesinde düştüğü çaresizliği çoğu zaman görmüyoruz. Umursamazlık belki olabiliyor ama insanların hepsinin aynı fikirde olduğu bir yer de hala mevcut. Soykırımın devam ediyor olması üzerinde çok uzun düşünülmesi gereken, var olan sistemin kodlarını hem yazılım hem donanımıyla sorgulanması gereken bir nokta ve bu oluyor" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde Türkiye’nin Filistin meselesinde çok yol katettiğini söyleyen Bakan Fidan, bu çabalar sayesinde İsrail’in dokunulmazlığı konusunda oluşan illüzyonun dağıldığını ifade etti. Şu an Filistin konusunda Avrupa ülkeleri dahil birçok ülkede karşıt görüşlerin olduğunu söyleyen Fidan, daha önce bu konuda çoğu ülkenin İsrail’i gücendirmemek adına çekimser kaldıklarını belirtti. Dünyanın hem İsrail için hem de Filistin için aynı şeyi istediğini ifade eden Fidan, İsrail’in daha fazla toprak elde etmek için güvenlik maskesini kullandığını söyledi. "Dünya, Hitler’in ortaya koyduğu soykırımdan sonra oradaki acıyı başkasının acısına dönüştüren bir mekanizma ile karşı karşıya kaldı" Filistin meselesinin bugün ortaya çıkmadığına, bunun tarihinin çok eskiye dayandığına dikkati çeken Fidan, "İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in ortaya koyduğu Yahudi soykırımından sonra oradaki acıyı başkasının acısına dönüştüren bir mekanizma ile karşı karşıya kaldı dünya. Oradaki oluşturulan illüzyon ve ondan gelen her türlü ayrıcalığın şu anda ortadan kalktığını düşünüyoruz. Bu niye önemli? Bu dava daha önümüzdeki kaç yıl devam edecek biz bilmiyoruz. Ama geçmişine baktığımız zaman önümüzde daha uzunca yıllar Filistin meselesi ile Arap toprakları ile Arap coğrafyası ile bu coğrafya ile bu konular meşgul olunacak. Dolayısıyla bu konudaki her türlü atılan adım, bugün anlık sorunu çözmede fayda gösteriyor gözükmese de sorunun ve etrafında bileşenleri ortadan kaldırmada çok ciddi etki gösterecek. Biz o yüzden şunu söylüyoruz arkadaşlara; ‘Elimizden geleni sonuna kadar uluslararası arenada ortaklarımızla beraber hiç durmadan yapmaya devam etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi. İsrail’in yayılmacılık peşinde olduğunun çok açık ve net olarak belirgin bir hal aldığının altını çizen Fidan, bölge ülkeleri olarak çok ciddi tedbirler almaları gerektiğini ancak acil olarak Gazze’deki açlığın bir an önce durdurulması gerektiğini söyledi. "Gerçek Amerikan milliyetçisi olanlar ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor" ABD’nin İsrail için uyguladığı politikalarının insanlık adına savunulacak bir yanının kalmadığının ABD tarafınca da fark edilmeye başlandığını belirten Bakan Fidan, artık ABD’nin açıktan bir savunma içerisinde olmadığını ama İsrail’i durdurmak için elinde en fazla baskı aracı olan ABD’nin bu gücünü yeterince kullanmadığına dikkati çekti. Fidan, "Amerika’nın dünyaya deklare ettiği ne kadar değer varsa, şu anda onu çiğneyen bir ülkenin kayıtsız şartsız savunucusu durumuna düşüyor. Bu tabii Amerika’nın muazzam derecede uluslararası prestijini aşağıya çeken bir durum ve kafası çalışan, gerçekten Amerikan milliyetçisi olan Amerikalılar, hep ‘Amerika first’ derken aslında ‘Amerika first değil, İsrail first’ denildiğini düşünüyor. Ülkedeki kurgulanmış politik sistemin politik figürleri ortaya çıkartırken aslında kayıtsız şartsız bu ideolojiye teslim olmaları gerektiği ortada" diye konuştu. Fidan, Netanyahu hükümetinin hiçbir insani, ahlaki, hukuki, değeri ve önceliği tanıyan bir durumda olmadığının da altını çizdi. Sistemli soykırımın ortaya çıkmasından itibaren İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin ortak zirvesiyle Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu toplamda 7 ülkeden oluşturulmuş bir temas grubunun olduğunu dile getiren Fidan, Arap ülkelerinin de Türkiye kadar çaba gösterdiğini ifade etti. "İslam ülkelerinin İsrail üzerindeki baskıyı değil, Amerika üzerinde etkilerini kullanmaları gerekiyor" Cidde’de gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Toplantısı’na da değinen Fidan, "Bundan sonra aslında İslam ülkelerinin İsrail üzerindeki baskıyı değil, Amerika üzerindeki etkilerini kullanmaları gerekiyor ki oradan bir şey üretilsin. 1974’te Suudi Arabistan sırf bu nedenden dolayı petrol ambargosu uygulamaya başladı ve dünyada birdenbire denklem değişti. İşte o zaman belli ekonomik düzenlemeler, siyasi düzenlemeler bölgede yeniden devreye girdi. Bu ülkeler bunu geçmişlerinde yaptılar, denediler, mücadelesini verdiler ve bedelini de ödediler" dedi.