Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Hakan Safi: "Fenerbahçe’nin şanlı tarihini tekrar geri getireceğiz"
Çağla Tuğaltay cinayetinde flaş gelişme: Ölen komşusunun mezarı açıldı
Bakan Fidan: "Almanya'yla iş birliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz"
Türk Telekom CEO’su Şahin: "Yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi kırmızı çizgimizdir"
Pakistan İçişleri Bakanı Naqvi, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile bir araya geldi
Mersin’de 4 kişinin öldüğü silahlı saldırı anı kamerada
Beşiktaş’ta 39 maçlık ikinci Sergen Yalçın dönemi
POLİTİKA
10 ülkenin dışişleri bakanlarından İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesi hakkında ortak açıklama
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:39:51
Türkiye, Bangladeş, Brezilya, Endonezya, İspanya, Kolombiya, Libya, Maldivler, Pakistan ve Ürdün dışişleri bakanları tarafından İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırılarına ilişkin ortak açıklama yapıldı. 10 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Brezilya Federal Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Kolombiya Cumhuriyeti, Libya Devleti, Maldivler Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Ürdün Haşimi Krallığı Dışişleri Bakanları, Filistin halkının maruz kaldığı insani felakete uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan barışçıl sivil bir insani girişim olan Küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail’in mükerrer saldırılarını en güçlü şekilde kınamaktadır" denildi. Bakanların filoda bulunanların can güvenliğinden endişe ettiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bakanlar, uluslararası sularda önceki filolara yönelik İsrail müdahalelerini derin endişeyle hatırlamakta ve sivil gemiler ile insani yardım aktivistlerini hedef alan düşmanca eylemlerin sürdürülmesini kınamaktadır. Gemilere yönelik saldırılar ve aktivistlerin keyfi şekilde alıkonulması da dahil olmak üzere söz konusu saldırılar, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlalini teşkil etmektedir. Bakanlar, filoda yer alan sivillerin emniyet ve güvenliğine ilişkin ciddi endişelerini ifade etmekte ve alıkonulan tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılması ile haklarına ve onurlarına tam anlamıyla saygı gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır." Açıklamada, "Bakanlar ayrıca barışçıl insani girişimlere yönelik mükerrer saldırıların uluslararası hukuk ile seyrüsefer serbestisine yönelik süregelen kayıtsızlığın yansıması olduğunu vurgulamaktadır. Bakanlar, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, sivillerin ve insani misyonların korunmasını sağlama ve cezasızlığın sona erdirilmesi ile söz konusu ihlaller bakımından hesap verebilirliğin temini amacıyla somut adımlar atma çağrısında bulunmaktadır" denildi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:26
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı
Kabine Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında başladı
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:01
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Tekirdağ Çorlu’da silahlı kavga olayına müdahale ettikleri sırada şüpheli şahsın silahla karşılık vermesi sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız" 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin sarsıntılarının birçok alanda hala devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tufeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır" şeklinde konuştu. "Her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur" Her savaşın kendi ekonomisini ürettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran Savaşı’yla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında taraflarının uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tufeylilerin çok büyük rolü etkisi sabotaj girişimi vardır" ifadelerini kullandı. "Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir" Kriz sürecini Türkiye’de kullanmaya çalışanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım; Muhalefet bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran Savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi ‘iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin’ mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar." "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir" Muhalefet demenin ülkeye ateşe atacak kadar gözü karartmak demek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır. Oysa muhalefet demek çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir. Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. "Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" Türkiye’nin kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın sosyal medyada kesilen ahkamların kime yaradığı kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. ‘Muhalefet ediyorum’ bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" dedi. "Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır" Siyasi yelpazenin hangi kanadında olunursa olsun herkesin "önce milletim, önce memleketim" ilkesiyle hareket etmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sevgili vatandaşlarım burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum; Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başkan noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu’daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya’daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın 2008’deki Mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. Kovid-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomiyle bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu, olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor." "Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik" Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığı koruduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle askeri düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu dağda artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık. Türkiye’nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür" diye konuştu. "Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir" Türkiye’nin bölgenin istikrar adası olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye’yle daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye’nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son ‘SAHA EXPO 2026’da’ buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye’nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden bin 700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu" dedi. EFES 2026 tatbikatından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "50 farklı ülkenin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz EFES 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven, hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayii ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyasıyla ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız, merhum İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk dünyası vizyonuyla adım adım hayata biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal’ın 34 yıl önce söylediği ’Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21’inci asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor" dedi. "Yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü olacaktır" Kazakistan ziyaretinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Kazakistan’la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ebedi dostluk ve genişletilmiş stratejik ortaklık bildirisine imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayri resmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın on üçüncü zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı’nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye’sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye’sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026’nın Türkiye’si 2002’nin Türkiye’sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır." "Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır" Türkiye’nin terör prangasından kurtulmasının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye’nin önünde yepyeni bir yol açılacak terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime sağlığa üretime ulaştırmaya harcanacak Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye’nin inşası içindir. Bundan geri dönüş taviz yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye’nin ekonomisini büyütmek itibarını artırmak sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum" Vatandaşlardan hükümete güvenmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye’yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor. Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum. Aziz milletim bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim’de varılan ateşkese rağmen İsrail Gazze’ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor" diye konuştu. "Türkiye’nin Gazze halkının yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum" İsrail’in yaptıklarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail’in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu’nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye’nin Gazze halkının ve Gazze’ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecektir. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Vatandaşların Kurban Bayramı’nı da tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Bu bayramda Cenab-ı Allah’a karşı şükrümüzü ifa etmekle kalmayacak, milletçe birbirimize daha sıkı sarılacak, muhabbet ve kardeşlik bağlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Kurban Bayramı’nda mali durumu müsait olan kardeşlerimizin garip gurebayı ve ihtiyaç sahiplerini gözetmesini, kurban etlerinin dolaplarımızı değil, karşılıklı gönüllerimizi doldurmasını ve ruhlarımızı doyurmasını temenni ediyorum. Bildiğiniz üzere çalışanlarımızı hafta içindeki bir buçuk günü de idari izinli sayıp, dokuz günlük kesintisiz bir tatil yapma imkanı vermiştik. Bu bayramda seyahat edecek olan vatandaşlarımızın trafik kurallarına titizlikle uymasını, Kurban Bayramı’nı sevdiklerimize zehredecek kazalara sebebiyet verecek davranışlardan uzak durulmasını istirham ediyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:49
AK Parti, İstanbul’da yeni nesil teşkilat modeli ’Her Site Bir Teşkilat’nı tanıttı
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, ’Her Site Bir Teşkilat’ programında yeni nesil teşkilat modelini tanıttı. Özdemir, "İstanbul’da mahalle hamilerimizle, sokak gönüllülerimizle ve şimdi de site temsilcilerimizle değişen hayat ritmine uygun yeni bir temas modeli inşa ediyoruz" dedi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda "Her Site Bir Teşkilat" programı gerçekleştirildi. Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul milletvekilleri, ilçe başkanları, belediye başkanları ve teşkilat üyeleri katıldı. AK Parti’nin İstanbul’da hayata geçirdiği yeni nesil teşkilat modelinin detaylarının anlatıldığı programda, pilot ilçe Başakşehir’de yürütülen çalışmalar ele alındı. İlçedeki 659 sitenin 181’ine site temsilcisi atanırken, teşkilatlanma sürecine ilişkin yönerge ve eğitim materyalleri de tamamlandı. Site yönetim kurullarının oluşturulmasına devam edilen modelde, seçim işleri, teşkilat yapısı, sosyal faaliyetler ve idari süreçlere ilişkin görev dağılımları netleştirildi. "İstanbul yeni bir şehir sosyolojisinin merkezine dönüşüyor" Nüfusunun yüzde 70’inin sitelerde yaşadığı Başakşehir’in planlı şehirleşme yapısı ve genç nüfus profiliyle İstanbul genelindeki 8 bin 674 siteye örnek teşkil edecek modelin merkezi olarak seçildiği belirtildi. Programda yaptığı konuşmada İstanbul’un yalnızca fiziki olarak büyüyen bir şehir olmadığını belirten AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, "İstanbul, bugün yalnızca fiziki olarak büyüyen bir şehir değildir. Aynı zamanda yeni bir şehir sosyolojisinin merkezi haline gelmiştir. Yükselen her yeni siteyle birlikte şehirlerin silueti kadar insanların birbirine temas etme biçimi, komşuluk anlayışı ve toplumsal hayatın ritmi de değişiyor. Mahalle kültürüyle büyüyen nesillerin yerini ekranların içine sıkışan, dijital yalnızlık içerisinde büyüyen yeni kuşaklar almaya başladı. Oysa bizim medeniyetimizde komşuluk vardır. Selam vardır. Kapı çalma vardır. Birbirinin derdiyle dertlenmek vardır. ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diyen bir anlayışın mensupları olarak; bu gidişata kayıtsız kalamayız. İşte ‘Her Site Bir Teşkilat’ çalışması tam da bu ihtiyaçtan doğmuştur" ifadelerini kullandı. Pilot bölge Başakşehir Pilot uygulamanın Başakşehir’de başlatıldığını açıklayan Özdemir, "Metrokent Sitesi 20 dönüm arazi üzerinde, 8 bin 300 vatandaşımızın ikamet ettiği ve 15 seçim sandığı ile birlikte başlı başına değerli bir mahallemizdir aslında. Amacımız, yaşayan, temas eden, takip eden güçlü bir organizasyon modeli kurmaktır. Her 15 günde bir yapılacak toplantılarla sitelerde yalnızca siyasi değil. sosyal hayatta ele alınacak" dedi. "Önce İstanbul’a, ardından tüm Türkiye’ye yayılacak" Yeni modelin geleceğin şehir hayatına hazırlanmış güçlü bir teşkilat vizyonu olduğunu ifade eden Özdemir, "Her Site Bir Teşkilat modeli geleceğin şehir hayatına hazırlanmış güçlü bir teşkilat vizyonudur. Her siteyi bir temas noktası, her haneyi bir gönül kapısı, her komşuluğu güçlü bir dayanışma alanı olarak görüyoruz. Bugün İstanbul’da mahalle hamilerimizle, sokak gönüllülerimizle ve şimdi de site temsilcilerimizle; şehrin her noktasına dokunan güçlü bir saha ağı kuruyoruz. ‘Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul’ diyerek çıktığımız yolda mahallede hami, sokakta gönüllü, sitede temsilci anlayışıyla İstanbul’un değişen hayat ritmine uygun yeni bir temas modeli inşa ediyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 16:14
Ankara Valisi Canbolat: "Gençlerimizin köylerimizden uzaklaşması hepimizi düşündüren önemli bir mesele haline gelmiştir"
2
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 16:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik"
3
17 Mayıs 2026 Pazar- 18:09
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
4
17 Mayıs 2026 Pazar- 19:19
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
5
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:08
Ulaş Avşar görevden alındı
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:52
Denizli’nin kadın Vekili Ün, Gazze ablukasını kırmak için yola çıktı
DENİZLİ (İHA) – Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, 44 ülkeden aktivist, sanatçı, siyasetçi ve gazetecinin Gazze ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak için oluşturduğu Küresel Sumud Filosunda katılmak üzere Tunus’a gitti. İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını kırmak ve Filistin halkıyla dayanışma göstermek amacıyla oluşturulan uluslararası sivil yardım filosu, Barselona’dan Akdeniz’e açıldı. Gelecek Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün’ün yanı sıra aralarında Greta Thunberg, İrlandalı aktör Liam Cunningham ve eski Barselona Belediye Başkanı Ada Colau’nun da bulunduğu onlarca isim, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı hedefliyor. İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket eden Küresel Sumud Filosu, 44 ülkenin desteklediği 20 tekne ve 300’den fazla kişiden oluşuyor. Aktivistler, sanatçılar, doktorlar, gazeteciler ve siyasetçilerin yer aldığı filo; İtalya, Yunanistan ve Tunus duraklarının ardından Gazze’ye ulaşmayı planlıyor. Daha önce Gazze’ye yarımların ulaşması için Refah Kapısında girişimlerde bulunan Denizli Milletvekili Ün de filoya Tunus’ta katılarak, Gazze’ye doğru yoluna devam edecek. Denizli Milletvekili Ün, yaptığı açıklamada; "Barselona, İsrail’le tüm kurumsal ilişkilerini keserek Filistin halkıyla dayanışmasını ilan eden ilk Avrupa kenti olmuştu. Şehir, bu nedenle filonun sembolik hareket noktası olarak seçildi. Nasipse 4 Eylül günü Tunus’tan hareket edecek olan Küresel Sumud Filosu ile biz de Gazze ablukasını kırmaya gidiyoruz" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:26
Salihli’de adli yıl törenle açıldı
Manisa’nın Salihli ilçesinde düzenlenen törenle 2025-2026 adli yılı açılışı gerçekleştirildi. Düzenlenen törende Salihli Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Al, Manisa Barosu Salihli Temsilcisi Avukat Vedat Yüce, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Törende daha sonra saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Adalet Komisyonu Başkanı Abdullah Tok, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kahraman silah arkadaşları ile aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Adalet Teşkilatımız ve yargı camiamız için yeni bir adli yıl, yeni bir çalışma dönemi başlıyor, her adli yılbaşında olduğu gibi bugün de heyecanlıyız, mutluyuz. Yeni adli yılın, hukuk, demokrasi ve insan hakları bakımından başarılı geçmesi, milletimize ve tüm insanlığa adalet ve barış getirmesini temenni ediyor, bu vesileyle saygılarımı sunuyorum." dedi. Manisa Barosu Salihli İlçe temsilcisi Avukat Vedat Yüce ise, "Yeni adli yılın başlangıcında, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak, mesleğimizin onurunun korunması ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasına katkı sunmak amacıyla tespit ettiğimiz sorunları dile getirmek ve bazı kavramları bir kez daha kamuoyuna hatırlatma sorumluluğundayız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, sadece devletin denetleme mekanizması olarak düşünülmemeli, toplumda adalet duygusunun zedelenmesine sebebiyet verecek şekilde yargının araçsallaştırılmasından kaçınılmalıdır. Hukuk devleti, her alanda hukukun üstünlüğünün sağlanmasına odaklanmalı; böylelikle başta demokrasi olmak üzere diğer anayasal ilke ve kavramların yaşatılmasına aracılık etmelidir. Hukuk devleti ise ancak bağımsız bir yargı ve özgür bir savunma makamıyla var olabilir. Şüphesiz ki bağımsız yargının teminatı; hakimlik teminatının istisnasız uygulanması ve güçlü bir savunmanın teminatı; ekonomik ve mesleki açıdan güvenceli avukatlardır. Oysa ki geride bıraktığımız adli yılda yaşanan gelişmelerle görüyoruz ki meslektaşlarımız mesleklerini icra ederken karşılaştıkları baskılar; mesleki faaliyet nedeniyle tutuklamaya ve yaşam hakkına yönelik saldırı boyutuna ulaşmıştır. Tüm bunlara ek olarak ağırlaşan ekonomik şartlar nedeniyle meslektaşlarımız ciddi bir varoluş mücadelesi vermektedir. Avukata yönelik şiddet, gerek toplumsal gerekse sosyal medya yolu ile hukukçular üzerindeki derin baskılar, mesleğimizi yapılamaz hale getirmektedir Unutulmamalıdır ki yargı teşkilatı, avukatlar hakimler ve savcılar adaletin sağlanmasında tek sorumlu ve ödevli değildir. Hukukun üstünlüğü öncelikle toplumun adalet duygusunu tatmin edecek yasaların hayata geçirilmesi ile sağlanır. Manisa Barosu olarak bizler; sadece savunma makamı değil, aynı zamanda hukukun toplumsal vicdanı olmak zorundayız. Savunma sustuğunda, adalet de sessiz kalır. Hukuk, yalnızca düzeni değil, adaleti kurar ve adalet, sadece kanunla değil; cesaretle, ilkelerle, vicdanla mümkün olur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan, izinden, sözünden ayrılmadan, gelecek nesillerin şerefi varlığı ve saadeti için, adalet yolunda her zaman hukukun üstünlüğünü savunarak çalışan, bu sorumluluğu taşıyan tüm meslektaşlarım ile yargı mensuplarına yürekten teşekkür ediyor, Manisa Barosu olarak; bağımsız savunmayı, meslek örgütlerimizin özerkliğini ve hukukun üstünlüğünü koruma kararlılığımızı bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz. Yeni adli yıl, yalnızca yargının kurucu unsurları olan avukat, hakim ve savcıların değil, bütün yurttaşların adalet mücadelesinin yılı olmalıdır. Yeni adli yılın bağımsız yargının güçlendiği, baroların özerkliğinin güvence altına alındığı, yargı mensuplarının ve toplumun tüm kesimlerinin adaletle buluştuğu bir yıl olmasını diliyor, adaletin terazisinin kendimize düşen tarafını eğmeden, eğilmeden taşımaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyorum." dedi. Törene, Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Al, İlçe Emniyet Müdürü Burhan Demirkıran, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Adalet Komisyonu Başkanı Abdullah Tok, Manisa Barosu Salihli İlçe temsilcisi Avukat Vedat Yüce, hakimler, savcılar ve avukatlar katıldı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:58
Alaşehir’de yeni adli yıl törenlerle başladı
Alaşehir’de yeni adli yıl Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen çelenk koyma töreni ile başladı. Törenin ardından ise Alaşehir Adliyesi bahçesinde ilk kez resepsiyon gerçekleştirildi. Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen törende Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Törene Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Alaşehir Cumhuriyet Başsavcısı Aydın Tuncay, Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Kemal Gökmen, hakimler, savcılar, avukatlar ve adliye personeli katıldı. Törende konuşan Alaşehir Cumhuriyet Başsavcısı Aydın Tuncay, hukukun üstünlüğüne, adaletin gecikmeden tecellisine ve vatandaşların hak arama özgürlüğüne dikkat çekerek, "Cumhuriyet savcıları olarak görevimiz; bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde soruşturmaları yürütmek, hak ve özgürlükleri korumak, mağdurun hakkını gözetmek ve hukuk devleti güvencesinde suçla mücadele etmektir. Yeni adli yılda da temel hedefimiz adaletin hızlı ve etkin işlemesini sağlamak, yargıya güveni pekiştirmek ve toplumun adalet duygusunu güçlendirmektir" dedi. Adalet Komisyonu Başkanı Mustafa Kemal Gökmen ise adaletin toplumsal barışın temeli olduğunu vurgulayarak, "Her yıl adli yıl açılışı adaletin ışığını daha parlak şekilde topluma hissettirmektedir. Hakim, savcı, avukat ve tüm adalet teşkilatımızın özverili çalışmaları toplumumuzun huzur ve güvenliğinin teminatıdır" ifadelerini kullandı. Manisa Barosu Alaşehir Temsilcisi Avukat Ali Can Gürkal da yaptığı konuşmada, "Savunma sustuğunda adalet de sessiz kalır. Hukuk yalnızca düzeni değil, adaleti kurar. Bu sorumluluğu taşıyan tüm meslektaşlarım ile yargı mensuplarına teşekkür ediyor, bağımsız savunmayı, meslek örgütlerimizin özerkliğini ve hukukun üstünlüğünü koruma kararlılığımızı bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz" dedi. Törenlerin ardından Alaşehir Adliyesi bahçesinde ilk kez resepsiyon düzenlendi. Katılımcılar resepsiyonda bir araya geldi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:27
Bakan Tunç’tan yeni adli yıl mesajı
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda 2025-2026 yılı adli yıl açılışı dolayısıyla paylaşımda bulundu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabı ’X’ üzerinden yaptığı paylaşımda 2025-2026 yılı adli yıl açılışı dolayısıyla paylaşımda bulundu. Adaletin devletin temeli, toplumsal huzur ve güvenliğin teminatı, bireylerin haklarının korunması için vazgeçilmez bir değer olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, "Hukukun üstünlüğü, milletin ortak vicdanıdır. Güçlü bir Hukuk Devleti ancak bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemiyle mümkündür. Adalet politikalarımızın temelini ise hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığımız, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemine olan güçlü inancımız oluşturmaktadır" dedi. Bakan Tunç, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adalet hizmetlerimizin etkinliğini ve sunumunun kalitesini artırmak için, fiziki ve teknolojik altyapıyı geliştirmeye, insan kaynağını güçlendirmeye, mevzuat çalışmalarını kesintisiz sürdürmeye, reformları hayata geçirmeye devam edeceklerinden bahsetti. Tunç, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda hiçbir tereddüde yer vermeden bundan önce olduğu gibi insan haklarına ve hukukun evrensel ilkelerine sadakatle bağlı kalarak, Hukuk Devleti ilkesini tahkim etmeyi, demokrasiyi güçlendirmeyi, temel hak ve özgürlükleri geliştirmeyi sürdüreceklerini belirtti. Demokrasiyi, milli iradeyi, ülkenin geleceğini hedef alan vesayetçi zihniyete ve uzantılarına 15 Temmuz hain darbe girişiminde olduğu gibi bundan sonra da fırsat vermeyeceklerinden bahseden Bakan Tunç, "Milletimiz adına karar veren yargımızın hedef gösterilmesine, yargı mensuplarımıza yönelik iftiralara, yalanlara, dezenformasyonlara asla müsaade etmeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner ve güçlü liderliğinde, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini adalet temeli üzerinde başarıya ulaştıracak, gelecek nesillerimize daha güvenli ve daha huzurlu bir ülke emanet edeceğiz" ifadelerinde bulundu. Yeni adli yılın ülkeye, millete ve adalet camiasına hayırlı olması temennisinde bulunan Tunç, şehit olan ve 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden yargı mensuplarına rahmet diledi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:22
Şırnak’ta adli yıl açılış töreni düzenlendi
Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2025-2026 adli yıl açılış programı düzenlendi. 2025-2026 adli yılı, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen törenle açıldı. Şırnak Valiliği bahçesinde bulunan Atatürk anıtına çelenk sunulması ile başlayan program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Çelenk sunma programının ardından etkinlik adliye bahçesinde düzenlenen kokteyl programı ile devam etti. Kokteylde adliye personelleri ile bir araya gelen Şırnak Valisi Birol Ekici, yeni adli yılın herkese hayırlı olmasını diledi. Düzenlenen programa, Şırnak Valisi Birol Ekici, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Çakırsöğüt Tugay Komutanı Tuğgeneral Şinasi Güçlü, Cumhuriyet Başsavcısı Hayrullah Şahin, Şırnak İl Emniyet Müdür Vekili Ahmet Öncel, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mediha Eda Şahin, vali yardımcıları, hakim ve savcılar katıldı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:20
CHP Genel Başkanı Özel: "Turistlerin başının üstünden roketler, füzeler geçiyor"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinop’ta katıldığı 2025-2026 balık avı sezonu açılışında, kentte yapılan füze test atışlarının turizme ve balıkçılığa zarar verdiğini belirterek, testlerin yerleşim birimlerinden uzak alanlarda yapılması gerektiğini söyledi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:16
Yargıtay üyeleri, adli yılın açılışı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti
Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ve beraberindeki heyet, 2025-2026 adli yılının açılışı münasebetiyle Anıtkabir’i ziyaret etti. Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ile Yargıtay üyeleri, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi. Başkan Kerkez’in mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından Kerkez, Misak-ı Milli Kulesi’ndeki Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı. Ömer Kerkez, deftere şunları yazdı: "Aziz Atatürk, 2025-2026 adli yılının başlangıcında, Yargıtay Başkanlığı olarak manevi huzurunuzda bulunmanın onurunu yaşıyoruz. Kurucusu olduğunuz Cumhuriyet’in temelini oluşturan hukuk devleti ilkelerini korumak, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını gözetmek, hukukun üstünlüğünü her şartta savunmak en temel görevimizdir. Adaletin doğru, hızlı ve etkin biçimde tecellisi için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Gösterdiğiniz çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda, adaletin ışığında ilerlemeyi sürdüreceğiz."
01 Eylül 2025 Pazartesi - 09:42
"Bursa’yı susuzluktan kurtaracak baraj Ak Parti’nin eseri"
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Çınarcık Barajı’nın 2060 yılına kadar Bursa’nın içme suyu ihtiyacını garanti altına aldığını, belirterek, "Bu dev yatırım AK Parti belediyeciliğinin eseridir. Bugün Buski’nin döviz üzerinden borçlandığını eleştirenlerin bugün gelinen noktada projenin önemini daha net kavradığını görüyoruz" dedi. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Çınarcık Barajı İçme Suyu İsale Hattı ve Arıtma Tesisi Projesi’nin önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve ekibinin gayretleri, AK Parti’nin vizyoner belediyecilik anlayışı ve güçlü devlet desteği sayesinde tamamlandığını söyledi. Bursa’nın 2060’a kadar susuzluk endişesi yok 68 kilometrelik isale hattı, günlük 300 bin metreküp kapasiteli arıtma tesisi ve 3 dev su deposuyla Bursa’nın su geleceğinin garanti altına alındığını vurgulayan Gürkan, "Bu proje sayesinde şehrimizin mevcut yıllık 240 milyon metreküplük içme suyu kapasitesi yüzde 60 artışla 385 milyon metreküpe çıkacaktır" dedi. Sanayiye de can suyu olacak Çınarcık Barajı’ndan sağlanacak yıllık 75 milyon metreküp içme suyu ve 70 milyon metreküp kullanma suyunun yalnızca vatandaşlara değil, sanayiye de hayat vereceğini belirten Gürkan, "Bu proje, yeraltı sularının tükenmesini önleyerek hem ekonomiye hem de çevreye katkı sağlayacak stratejik bir yatırımdır" ifadelerini kullandı. 660 milyon liralık dev tasarruf Projeye yönelik geçmiş eleştirileri hatırlatan Gürkan, "Bu yatırımı ‘BUSKİ’yi döviz üzerinden borçlandırmışlar’ diyerek eleştirenlerin, bugün geldiğimiz noktada projenin önemini daha net kavradığını görüyoruz. Oysa proje, EBRD ve AFD işbirliğiyle sağlanan 150 milyon Euro krediyle planlandı, ihaleler 9 firmaya bölünerek 660 milyon liralık tasarruf sağlandı ve süreç hızlandırıldı" dedi. "Bu eser Ak Parti belediyeciliğinin damgasıdır" Bazı kesimlerin projeyi sahiplenmeye çalıştığını ifade eden Gürkan, "Bursa’nın su ihtiyacını güvence altına alan bu yatırım AK Parti belediyeciliğinin eseridir. Bugün yapılacak tören, yıllar süren emeğin son halkasıdır; bir kurdeleden ibaret değil, Bursa’nın yarınlarına atılmış tarihi bir imzadır" dedi. "Şov değil, milletin geleceği için çalışıyoruz" "Bizim derdimiz siyasi şov değil, milletimizin geleceğidir" diyen Gürkan, "Çınarcık Barajı, bu anlayışın en somut göstergesidir. AK Parti, eser ve hizmet siyasetiyle Bursa’nın her köşesinde iz bırakmaya devam edecektir" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 08:47
Abdullah Öcalan’dan 1 Eylül Barış Mitingine mektup
Şanlıurfa’da düzenlenen "1 Eylül Dünya Barış Günü" mitinginde terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın mektubu okundu. Öcalan okunan mektubunda, "Artık bu ülke, barışı ve demokratik yaşamı hem hakkı hem de görevi olarak görenlerin yurdu olacaktır" denildi. Dem Parti öncülüğünde, kent merkezindeki Cumhuriyet Caddesinde, Dünya Barış Günü dolayısıyla "Barışa Ses Ver" mitingi düzenlendi. Miting, Terör Örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunmasıyla başladı. Okunan mektupta, "Barış ve demokratik çözüm çağrımız sıradan bir siyasi hamle değil, stratejik bir adım ve tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu çağrı ile birlikte hem Türkiye’de hem de Ortadoğu genelinde savaşların ve yıkımların yerini, barışa dayalı demokratik bir yaşamın alacağı yeni bir dönemin kapıları ardına kadar açılmıştır. Bu yalnızca bir temenni değil, güçlü bir imkan ve ciddi, pratik adımlarla inşa edilmesi gereken somut bir gerçekliktir. Çünkü gerçek barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış özgürlüğün demokrasinin ve toplumsal adaletin yaşamın tüm alanlarında vücut olmasıyla mümkündür. Bu toplumsal dönüşün, haklarımız için sadece bir hak değil, aynı zamanda önümüzdeki yeni dönemin temel görevidir. Halklarımızın mücadelesi ile barış demokrasi ve özgürlük değerleri mutlaka çözülecek toplumsal yaşamda karşılığını bulacaktır. Artık bu ülke, barışı ve demokratik yaşamı hem hakkı hem de görevi olarak görenlerin yurdu olacaktır. 1 Eylül vesilesiyle halklarımızı bu tarihi göreve sahip çıkmaya, barış ve özgürlük yürüyüşünü daha da büyütmeye çağırıyorum. Herkesin bu dönemin ciddiyetini kavrayarak kendini gözden geçireceğine ve barışın ruhuna uygun hareket edeceğine olan inancımla hepinizi bitmeyen sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Abdullah Öcalan, İmralı Adası" ifadelerine yer verildi. Mitinge katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yaptığı konuşmada, barışın tarafında olduklarını aktararak herkesin sürece destek olmasını istedi. Barışın herkes için faydalı olduğuna inandıklarını belirten Bakırhan, silah baronlarının ise barışı istemediğini aktardı. Bakırhan, "1 Eylül Barış Günü, hepimize, ezilen halklara, emekçilere, kadınlara hayırlı olsun. Var mısınız Öcalan’ın araladığı bu kapıdan yoldaşça, dostça omuz omuza mücadele ederek demokratik bir Türkiye oluşturmaya Urfa halkı var mıdır. Bakın etrafımızda sorunları şiddetle, silahla, savaşlarda çözmeye çalışıyorlar. Ortadoğu kan gölü, Ukrayna’da savaş, Yemen’de savaş, dünyanın birçok yerinde hak arayanları silahla, savaşla bastırmaya çalışıyorlar. Yani başımız savaş ve çatışma içerisindeyken Öcalan bu topraklarda, bu ülkede sorunların şiddet, savaş, çatışma ile değil diyalog ile müzakere ile çözülmesi için çok önemli bir çıkış yaptı. Savaşanın kaybedenleri emekçilerdir, halklardır, en fazla da kadınlardır. Savaşın kazananları egemenlerdir, silah baronlarıdır. Bizler barışın yanındayız. Barışın tarafındayız. Öcalan’ın barış manifestosunun yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Miting, seslendirilen şarkılarla sona erdi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 08:46
CHP Genel Başkanı Özel’den ilginç tespit: CHP’li başkanların yönettiği Sinop son sırada
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" sloganıyla düzenlediği mitinglerin 51’incisi Sinop’ta gerçekleştirildi. Mitingde konuşan Genel Başkan Özgür Özel, 2009’dan beri CHP’li başkanlar tarafından yönetilen Sinop’un TÜİK verilerine göre sosyal ve ekonomik gelişmişlik endeksinde 52. sıradan 81. sıraya gerilediğine dikkat çekti. Sinop İskele Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu güzel şehir, insanların birbirini sevdiği, Türkiye’nin en mutlu şehri diye bildiğimiz bu şehrin dünya kadar sorunu var. Kaçıp giden Japonlara rağmen halen daha nükleer santral gibi bir derdimiz var. Nükleer santrali Sinop’ta isteyen bir kişi yok. Türkiye’de de Sinop’a nükleer santral isteyen bir kişi var. O birine inat o santrali yapmayacağız, yaptırmayacağız" dedi. CHP’li başkanların yönettiği Sinop son sırada Kentin sosyal ve ekonomik gelişmişlik endeksinde son sıraya gerilediğini belirten Özel, "2017 yılında sosyal ekonomik gelişmişlik endeksinde 52’nci sırada olan Sinop, 8 yıl sonra TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de 81’inci sıraya, son sıraya gerilemiş. Bu güzel kent bu iktidarın yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla, bu iktidarın istatistik verileriyle, sosyoekonomik gelişmişlikte en geriye kadar kalmış" ifadelerine yer verdi. "Dünyanın en pahalı interneti" Türkiye’de internetin yavaş ve pahalı olduğunu belirten Özel, "Bu iktidar emeğe de, emekçiye de, çiftçiye de, balıkçıya da, gencine de, yaşlısına da umut vermeyen, her geçen gün bir önceki günü aratacak şekilde ülkeyi yöneten bir iktidar. Türkiye’de gündemde olan şey, dünyanın en pahalı ve yavaş internetini kullanmamız. Geçtiğimiz günlerde internet hızıyla ilgili bakanın paylaşımının altında Sinoplu genç bir kardeşim şöyle yazmış: ’Kapıyı annem çekince benim internet odadan çekmiyor.’ Dünya kadar köyde internet yok, cep telefonu ağında sorunlar var. İl merkezinde internet iletişimi en kötü noktada. Dünyanın en pahalı internetini de, en pahalı etini de bu ülkede bize Recep Tayyip Erdoğan satıyor" şeklinde konuştu. "Füze denemeleri yapıyorlar, balıkları korkutuyorlar" Balıkçıların yaşadığı sıkıntılara değinen Özel, "Ada mevkiinde sürekli füze denemeleri yapıyorlar, balıkları korkutuyorlar, yataklar bozuluyor, balıklar oralarda yuva yapmıyor. Geçen yıldan bu yana 183 Sinoplu balıkçı ortadan kaybolmuş, artık denize açılamıyor, ekmeğini çıkaramıyor" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 08:46
CHP Genel Başkanı Özel, balık av sezonu açılışına katıldı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinop İskelesi’nde düzenlenen 2025-2026 Balık Av Sezonu Açılış Programı’na katıldı. Sinop Belediyesi tarafından bu gece yarısı itibarıyla başlayan deniz av sezonu dolayısıyla 2025-2026 Balık Av Sezonu Açılış Programı düzenlendi. Sinop İskelesi’nde düzenlenen programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, CHP Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı , Ayancık Belediye Başkanı Hayrettin Kaya, Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı, partililer, balıkçılar ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program sinevizyon gösterimi ve halk oyunları gösterileri ile devam etti. Daha sonra açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, balıkçıların sorunları olduğunu dile getirerek; "Av yasağının bittiği ağların artık serbestçe denize atılacağı, balıkçıların nasiplerini denizden çıkaracakları bir sezon açılışı için buradayız. Geçtiğimiz yıl, yine sevgili Barış Karadeniz ile birlikte İstanbul Sarıyer’de Rumeli Hisarı’ndan açılmıştık. O gece telsiz anonsuyla seslendiğimiz balıkçılara adeta bir dokunduk, telsizlerden bin ah işittik. O günden bugüne de görünen o ki, balıkçılarımızın sorunları çözülmek bir yana daha da derinleşmiş. Biz burada sadece balıkçılarla birlikte değiliz. Onların yollarını gözleyen değerli aileleri de burada. Onların yollarını gözleyen bütün bir kent burada. Çünkü, Adana’da pamuğa verilen taban fiyat sadece pamukçuya verilmez. Manisa’da kuru üzümün fiyatı sadece bağı olanları ilgilendirmez. Nasıl Ordu’da, Giresun’da, Trabzon’da fındık fiyatı tüm kent için önemliyse Sinop gibi balıkçılıkla iç içe geçmiş bir kentte balıkçının ürününün para etmesi o kentin bir bütün olarak ekonomisine ve sosyal yaşamına katkı sağlar. Türkiye’de balıkçıların sorunları var. Ama görüyorum ki, Sinop’ta bu sorunlar daha derin, daha yaygın" diye konuştu. Açıklamalarının ardından balıkçılar CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ile hava fişekler eşliğinde sezonu açmak için denize açıldı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 00:58
RTÜK Başkanı Şahin: "Yine bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız"
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, "Meşruiyetini ve gücünü yasalardan alan Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna yönelik yine bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız. Birileri ekranlarda ve klavye başında, bizi itham ettikleri en iyi işi yaparak, gerçekleri görmezden geliyor ve yargısız infaz yapmaya çalışıyor" dedi. RTÜK Başkanı Şahin, RTÜK’e yönelik yapılan eleştirilere cevap verdi. Şahin, "Meşruiyetini ve gücünü yasalardan alan Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna yönelik yine bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız. Birileri ekranlarda ve klavye başında, bizi itham ettikleri en iyi işi yaparak, gerçekleri görmezden geliyor ve yargısız infaz yapmaya çalışıyor. Yayıncı kuruluşların hangi yasal ve etik çerçevede yayın yapacakları bellidir. Tele1 Televizyonu’na da ısrarlı yapıcı uyarılarımıza rağmen 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan ‘Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz’. Hükmünün ihlali dolayısıyla 5 gün geçici yayın durdurma müeyyidesi uygulanmıştır" ifadelerini kullandı. RTÜK’ün hedef alınmasının sebebinin basın özgürlüğü olmadığını ifade eden Şahin, "Sosyal medyada ve ekranlarda RTÜK’ü hedef alanlara sormak lazım: Sizler için ilgili cezaya konu olan; ‘15 Temmuz bir İslamcı darbe girişimiydi’. ‘Bu darbenin temel sorumlusu AKP iktidarıdır’. ‘Bu darbeyi bir fırsata çevirip krizi, bu darbe girişimini, olağanüstü hal ilan edip Cumhuriyet’i imha etti’. ‘Bu iktidar Türkiye’yi bir darbeye sürükledi’. sözleri basın ve düşünce hürriyeti midir? Sorumlu yayıncılık mıdır? Toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etmemek midir? Darbe yapmaya kalkışan hain bir terör örgütüne arka çıkmamak mıdır? Devlete ve millete karşı yapılan hain darbe girişiminin bastırılmasıyla ilgili bile ‘Ben 15 Temmuz’da kutlanacak bir an görmüyorum’. Cümlesini kuranlara tek bir eleştiri getiremeyenlerin bugün yasaları uygulayan ve milletin hukukunu koruyan RTÜK’ü hedef almalarını gayet iyi anlıyoruz. Çünkü konu basın özgürlüğü, ifade hürriyeti, gazetecilik, eleştiri hakkı değil" açıklamasında bulundu. RTÜK’ün Anayasa ve kanunlardan güç alarak görevine devam edeceğini söyleyen Şahin, "Konu, ‘Yeter ki bu iktidar gitsin, gerekirse darbe olsun’ mantığıdır. Memleket meselelerini dahi iktidarda hangi partinin olduğuna göre yorumlayanların, yasaları uygulayan Üst Kurulumuza yönelik yaptıkları ve yapacakları saldırılar beyhudedir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Anayasa, kanun ve ilgili yönetmeliklerden aldığı güçle görevini yapmaya devam edecektir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder