POLİTİKA
Başkan Seçer: "Şehit, gazi ve gazi ailelerimize büyük bir borcumuz var" 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:44:39 Mersin Büyükşehir Belediyesi ile şehit aileleri ve gazilere yönelik iş birliği kapsamında tahsis edilen hizmet binasında sosyal, kültürel ve psikososyal destek çalışmalarının artırılması hedeflenirken, Başkan Seçer, "Şehit, gazi ve gazi ailelerimizle ilişkilerimiz iyi. Özel günlerinde ve diğer ihtiyaçlarında yanlarında olmak için gayret ediyoruz" dedi. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Malul Gazi Mustafa Işık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Malul Gaziler ve Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Şehit Çocuğu Gürsel Benan ile Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Mersin Şube Başkanı Halit Şahin, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’i ziyaret etti. Ziyarette, şehit aileleri ve gazilere yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirildi, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede ayrıca, Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Mersin Şubesi arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında sürdürülen faaliyetler ele alınırken, sosyal, kültürel ve psikososyal destek çalışmalarının artırılması ve ortak projelerin güçlendirilmesi hedefi vurgulandı. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Engin Yıldırım ve Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürü Nilgün Buz’un da yer aldığı görüşmede, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Mersin Şubesi Binasının faaliyete geçirilmesi ve binanın tahsisinin Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanması dolayısıyla Başkan Seçer’e teşekkür edildi. Protokol kapsamında Toroslar ilçesi Sağlık Mahallesi’nde bulunan Adnan Kahveci Parkı içerisindeki yaklaşık 100 metrekarelik alan, şehit aileleri ve gazilere yönelik faaliyetlerde kullanılmak üzere tahsis edildi, burada toplantı, seminer, anma programları ve çeşitli sosyal etkinliklerin gerçekleştirileceği bir alan oluşturuldu. İş birliği çerçevesinde, sosyal yardım, psikososyal destek, dini ve milli bayram etkinlikleri ile mevlit ve yemek organizasyonlarının sürdürüleceği binanın bakım-onarımını Mersin Büyükşehir Belediyesi üstlenecek ve genel ihtiyaçlara destek sağlayarak hizmetlerin sürdürülebilirliğine katkı sunacak. "Şehit, gazi ve gazi ailelerimize büyük bir borcumuz var" Başkan Seçer, şehit aileleri ve gazilerin özel günlerinde ve her ihtiyaçlarında Büyükşehir Belediyesi olarak yanlarında durmaya özen gösterdiklerini belirterek, 408 şehit ailesi ve 879 gazi ile iletişim halinde olduklarını söyledi. Seçer, "Şehit, gazi ve gazi ailelerimizle ilişkilerimiz iyi. Özel günlerinde ve diğer ihtiyaçlarında yanlarında olmak için gayret ediyoruz. Onlara büyük bir borcumuz var. Türkiye Cumhuriyeti köklü geçmişi olan bir devlet. Şehidine ve gazisine sahip çıkan bir devlet aklımız var. Biz de yerel yönetimler olarak, bu devlet sisteminin içinde olan bir kurumuz ve görevimizi layığıyla yapmaya çalışıyoruz" dedi. Seçer, Türkiye’de ilk kez Şehit Aileleri ve Gazi Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından faaliyete geçirildiğini de aktardı. "KKTC ve Türkiye’nin hiç ayrılmamasını savunuyoruz" Başkan Seçer’e katkıları için teşekkür eden KKTC Malul Gaziler ve Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Şehit Çocuğu Gürsel Benan, "Türkiye ne kadar güçlüyse KKTC’de o kadar güçlüdür. KKTC ve Türkiye’nin hiç ayrılmamasını savunuyoruz" diye konuştu. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Mersin Şube Başkanı Halit Şahin de uzun süredir bina temini için çaba gösterdiklerini ve Başkan Seçer’in desteğiyle işlemlerin hızlandığını aktararak emek veren herkese teşekkürlerini iletti. Ziyaret, Başkan Seçer’e Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği tarafından ziyaret anısına plaket takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:14 AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak: "Ahmet Ataç, derhal istifa etmelidir" AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili, "20 yılı aşkın süredir bu belediyeyi yöneten Ahmet Ataç, artık bu ağır siyasi ve vicdani sorumluluğun altında kalmıştır. Bu skandallar ve gelinen nokta karşısında derhal istifa etmelidir" dedi. Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında sabah adliyeye çıkarılan 25 kişiden 15’i tutuklama, 10’u ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Soruşturma süreci devam ederken, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, konuyla ilgili bir açıklamada bulundu. Başkan Albayrak’ın açıklamasında, "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı, ’Kimse Eskişehir’i sahipsiz, meydanı da boş zannetmesin’ demiş. Ortaya çıkan tablo karşısında hâlâ siyasi hamaset üretmeye çalışmak gerçekten ibretliktir. Milletin hayrıyla pişen aşevi yemekleri üzerinden kurulan iddialar konuşulurken, sahte imza raporları ortadayken, paravan şirketler ve milyonluk para trafiği soruşturulurken kimse çıkıp bize ’hukuk’ ve ’mağduriyet’ nutku atmasın. Yıllardır Eskişehir’de oluşturdukları o dokunulmaz düzenin hiç bozulmayacağını sandılar. Şehrin kaynaklarını kendi çevrelerinin imtiyaz alanı gibi gördüler. Kurdukları algı duvarlarının arkasına saklanıp kimsenin hesap soramayacağını düşündüler ama artık kurdukları vitrin paramparça oluyor" ifadeleri yer aldı. "Ahmet Ataç, derhal istifa etmelidir" Başkan Albayrak, sözlerinin devamında, "Siz o ’meydanlarda’ boy gösterirken, lüks villalarda yaşayanlar, belediye gücüyle servet düzeni kurduğu iddia edilenler Eskişehir’i sahipsiz bırakırken neredeydiniz? Garibanın boğazından geçecek aşevi lokması üzerinden milyonlarca liralık usulsüzlük iddiaları ortaya saçılırken o ’meydan’ kimlere emanetti Belediye koridorlarında sahte imza iddiaları konuşulurken, uyarmak isteyen personeller güvenlikle kapı dışarı edilirken Eskişehir’in ’sahibi’ kimdi? Adliye önündeki görüntülerden rahatsız oluyorsunuz da dosyalardaki zincirleme zimmet, evrakta sahtecilik, MASAK raporları ve kara para aklama iddiaları hiç mi vicdanınızı sızlatmıyor? Bu süreç bir algı çalışması değil, Eskişehir halkının hakkını, yetimin rızkını ve kamu kaynaklarını koruma mücadelesidir. Bugün yapılması gereken hamaset üretmek değil, çıkıp kamuoyuna hesap vermektir. 20 yılı aşkın süredir bu belediyeyi yöneten Ahmet Ataç, artık bu ağır siyasi ve vicdani sorumluluğun altında kalmıştır. Bu skandallar ve gelinen nokta karşısında derhal istifa etmelidir" diye belirtti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:08 İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, İYİ Parti’den istifa etti İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, partisinden istifa ettiğini açıkladı. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda partisinden istifa ettiğini bildirdi. Milletvekili Ersin Beyaz yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Aziz Türk Kamuoyuna, 1 Kasım 2017 tarihinde maddi manevi tüm sorumluluğu üstlenerek Kurucu İstanbul İl Başkanı olarak görev aldığım siyasi hayatımdaki İYİ Parti dönemi, ortaya koyduğumuz emek, samimiyet ve irade ile şahsım adına daima kıymetli bir hatıra olarak kalacaktır. Geçmişine, mücadelesine, inandığı değerlere hürmetsizlik etmeyen bir anlayışla siyaset yapmaya gayret ettim. Bundan sonra da aziz milletimize karşı aynı hürmetle siyaset yapmaya devam edeceğim. Bugün gelinen noktada Türkiye’de siyasetin giderek keskinleşen bloklaşma ekseninde yürüdüğü açıktır. Bu tabloda farklı siyasi hatlar arasında denge kurma arayışıyla hareket eden siyasi yapıların genişleme imkanı daralmakta, toplumsal karşılık üretme kapasiteleri de sınırlanmaktadır. İYİ Parti’nin kuruluşunda taşıdığı güçlü iddianın ve umut dalgasının beklenen etkiyi ortaya koyamadığını üzülerek müşahede etmekteyim. Düşüncelerim, yaşadıklarım ve tecrübelerim şunu göstermektedir ki; Milletimize karşı sorumluluk bilinciyle yürüttüğümüz bu gayret; büyüme iradesi taşımayan yaklaşımların zımni ittifakıyla akamete uğratılmış, teşkilatın dinamizmini harekete geçirecek bir vizyon yerine, pasif bir sürekliliğin yeniden tahkim edilmesi tercih edilmiştir. Dahası, bu durağanlığın, teşkilatın beklentilerinin aksine, merkezi bir tasarrufla da desteklenerek kurumsallaştırılmış olmasıdır. Siyasi atılım yönündeki beklentilerimizle mevcut yaklaşım arasında belirgin bir mesafe oluştuğu, değişen toplumsal ve siyasal ihtiyaçlara cevap verecek yeni bir vizyon yerine mevcut siyasi anlayışın devam ettirilmesine öncelik verildiği kanaatini halkımız görmektedir. Bu tablo karşısında; temsil ettiğimiz değerlerle mevcut işleyiş arasındaki makasın her geçen gün daha da açıldığını müşahede etmek, siyasi sorumluluğum ile şahsi kanaatim arasında derin bir çelişki doğurmuştur. İnandığımız ilkeler ile fiili gerçeklik arasındaki bu uyumsuzluk, İYİ Parti çatısı altındaki siyasi faaliyetlerimi sürdürmemi imkânsız kılmıştır. Bu çerçevede; İYİ Parti üyeliğimden istifa ettiğimi aziz milletimizin ve kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ederim."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:46 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara ulaştı" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları; su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 2026 Yılı Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’ne katıldı.Burada konuşan Erdoğan, 23’ü genel kurul delegesi, 22’si oda ve borsa genel sekreteri olmak üzere toplam 55 kişiye plaket verileceğini kaydederek, 10, 20 ve 30 yıllık hizmet süreleri boyunca TOBB çatısı altında özveriyle çalışanları tek tek kutladığını aktardı.TOBB’un her sene mayıs ayında düzenlediği bu törenin esasında TOBB camiasının kendi mensuplarına ödediği bir gönül borcu, vefa göstergesi ve iltifat nişanesi olduğunu dile getiren Erdoğan, şeref belgesi ve plaket sahiplerinin bu süre zarfında TOBB bünyesinde ifa ettikleri mühim vazifelerin yanı sıra yaptıkları fedakarlık ve elde ettikleri başarılarla aynı zamanda Türkiye’nin de önünü açtıklarını dile getirdi."Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, dünyanın en kaliteli ve en fazla hizmet üreten 3’üncü oda sistemidir"TOBB’un 367 ticaret sanayi odası, ticaret borsası ve deniz ticaret odasıyla özel sektörün çatı kuruluşu olarak çok önemli bir misyonu yerine getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, "81 ilimiz ve 160 ilçemizdeki oda ve borsalarımız, şehirlerimizin kalkınmaları için her fırsatı değerlendirerek, tüm imkanlarını seferber ederek çok samimi bir gayreti ortaya koyuyor. Gayret samimi, niyet de halis olunca karşımıza çıkan başarı tablosu hamdolsun her geçen gün biraz daha büyüyor, daha belirgin hale geliyor. Bugün itibarıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, dünyanın en kaliteli ve en fazla hizmet üreten 3’üncü oda sistemidir. Birlik, 2 milyon 634 bin üyesiyle Türkiye’nin ve ekonomimizin lokomotifidir, omurgasıdır, güvencesidir. Halihazırda ihracatımızın yüzde 99’u yani 273 milyar dolarlık kısmı oda ve borsa üyesi firmalarımız tarafından gerçekleştiriliyor. Aynı şekilde 17 milyonluk bir mevcutla kayıtlı istihdamın yüzde 74’ü bu firmalarımız tarafından sağlanıyor" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son dönemde oda ve borsaların hizmet kapasitesinin önemli ölçüde arttığını dile getirerek, "Tarımdan eğitime, ticaretten teknolojiye farklı kulvarlarda aldığımız mesafelerin her aşamasında sizlerin emeği ve imzası var. Gümrük kapılarımızı devlete hiçbir yük getirmeden modernize ederek ihracatta yeni rekorlar kırmamıza sizler vesile oldunuz. Toprak Mahsulleri Ofisimizde ilk yatırımı yaparak devamında özel sektörümüzü de sürece dahil ederek tarımda lisanslı depolama sistemine geçmemize ve gıda arz güvenliğinin teminine sizler öncülük ettiniz. Kurucu ortaklarından biri olduğunuz Kredi Garanti Fonu ile üyelerinizin banka kredilerine kefil olarak finansmana erişimi kolaylaştırınız. Ülkemizi Küresel teknoloji rekabetinde stratejik bir konuma ulaştıracak ilk kuantum bilgisayarını ASELSAN’ımızla birlikte sizden ürettiniz. 81 ilimizde 81 okul inşa ettiniz. Asrın felaketinde tüm imkanlarınızı, tüm kaynaklarınızı depremzedelerimiz için sahaya indirdiniz. Afetzedelerimize söz verdiğimiz ve hamdolsun geçtiğimiz yılın Aralık ayı itibarıyla anahtarlarını teslim ettiğimiz 455 bini aşkın deprem konutunun yapımına en büyük desteği verdiniz. Son olarak, Türkiye’nin ilk elektrikli aracı Togg’un hayata geçirilmesini sağladınız. Yurt içinde yüzde 35’lik pazar payı ile liderlik koltuğuna yerleşen Togg birçok Avrupa ülkesinde yolları süslemeye devam ediyor."Biz Türkiye’ye 10 yıllardır dayatılan öğrenilmiş çaresizlik duvarlarını yıkmaya çalışırken birileri de bu süreçte sürekli önümüze takoz koyuyor" diyen Erdoğan, bazı kesimlerin eline geçirdikleri her fırsatta kullandığı şeamet tellallığını bugüne kadar kale almadıklarını ve yeni başarılara imza atmayı sürdüreceklerinin altını çizdi."Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik"Türk milletine ve Türkiye’ye hizmet yolunda neredeyse çeyrek asrı geride bıraktıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu devre aldığımız ilk günden itibaren milletimizin her bir ferdinin mesuliyetini omuzlarımızda taşıdığımızın bilinciyle hareket ettik ve ediyoruz. Son 23 buçuk yılda sizlerin ve aziz milletimizin desteğiyle eğitimden sağlığa, ulaşımdan ticarete, tarımdan güvenliğe, Türkiye’yi her alanda bir üst lige bizler taşıdık. Dört sütun üzerinde yükselttiğimiz ekonomimizi sağlam bir yapıya kavuşturduk. Korumacı eğilimlerin küresel ölçekte yükselişe geçtiği, ticari rekabetin giderek sertleştiği savaş ve çatışmaları; su, iklim, gıda ve enerji krizlerinin takip ettiği bir dönemde Türkiye ekonomisini şoklara karşı dirençli hale getirdik" ifadelerine yer verdi."2026 yılının Ocak-Nisan döneminde 88,6 milyar dolar değerinde ihracat yaptık"Bölgedeki çatışmalara rağmen geçen yıl ekonomiyi 3,6 oranında büyüterek milli geliri 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli geliri 18 bin 40 dolara ulaştırdıklarını söyleyen Erdoğan, "Dış ticaret hacmimizi 820 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatımızı ise 396 milyar dolara çıkardık. Çok yakın bir gelecekte 400 milyar doları da Allah’ın izniyle aşacağız. Özellikle ihracatta başarı hikâyesi yazmaya devam ediyoruz. Geçen ay ihracatımız önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaşarak nisan ayı rekorunu kırdı. Bu rakam aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ikinci rekoru olarak kayıtlara geçti. Nisan ayında kaydedilen 4,6 milyar dolarlık artış, son 53 ayın en yüksek ihracat artışı oldu. Savaş ve krizlerin yol açtığı zorluklara karşın Türkiye’nin ihracatı güçlü ivmesini korudu ve 166 ülkede ihracatımız artış gösterdi. 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde 88,6 milyar dolar değerinde ihracat yaptık. Yıllıklandırılmış mal ihracatımız 2026’da yüzde 4,2 artışla 275,8 milyar dolara yükseldi. 2002’de 14 milyar dolar olan hizmetler ihracatımız 2025’te 8,7 kat artarak 122,6 milyar dolara çıktı. Hizmetler ticareti fazlamız 2025 yılında 63,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve bu tutar cari dengemize güçlü bir katkı sağladı. Türkiye, hizmetler ticaretinde dünyanın en yüksek düzeyde fazla veren 6’ncı ülkesi konumuna yükseldi" dedi."SAHA 2026 fuarında 8 milyar dolar iş hacmine sahip 182 anlaşma imzalandı"Savunma ve havacılık ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "SAHA 2026 fuarında 6 milyar doları ihracata dönük olmak üzere toplam 8 milyar dolar iş hacmine sahip 182 anlaşma imzalandı. İhracatta yakaladığımız ivmeyi turizm ve istihdam rakamlarıyla daha da perçinliyoruz. 2025’te 64 milyon ziyaretçi ağırladık, 65,2 milyar dolar turizm geliri elde ettik. Turizm gelirimizi 2026’nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 artırarak 9 milyar 896 milyon dolar seviyesine taşıdık. İşsizlik oranımızı yüzde 8,1’e indirdik. İstihdam sayımızı 32,5 milyon kişiye, istihdam oranımızı ise yüzde 48,5’a yükselttik. İş gücüne katılma oranımız yüzde 52,8’e çıkarken, işsizlik oranımız tam 35 aydır tek haneli seyrini sürdürüyor. Türk ekonomisinin potansiyelinin farkında olan yurt dışı yatırımcılar da son 23 yılda ülkemizde 89 bin şirket kurarak 290 milyar dolar tutarında yatırım yaptılar. Bu yatırımcılar aynı zamanda 1 milyon 200 bin kişiye istihdam sağlayıp yılda 70 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ülkemize döviz kazandırdılar" diye konuştu."Ekonomi yönetimimiz piyasanın yaşadığı stresi asgari düzeye indirmek için her türlü tedbiri alıyor, almaya da devam edecektir"Bölgesel ve küresel gelişmelerden kaynaklı geçici fiyat artışlarının her vatandaşlar hem de reel sektör üzerinde oluşturduğu baskıyı bildiklerini kaydeden Başkan Erdoğan, "İktidarlarımız döneminde ekonomiyi hiçbir zaman sadece verilerden, grafik ve rakamlardan ibaret görmedik. Ekonomi politikalarımızı oluştururken ve uygularken sizlerin kanaatlerine, önerilerine ve hatta eleştirilerine her daim kulak verdik. Göstergelerin bize anlattığı ekonomi fotoğrafının sağlamasını çarşıyla, pazarla, esnafın, çiftçinin, sanayicinin, üreticinin anlattıklarıyla yaptık. Bugün de ekonominin tüm aktörleriyle, işverenle, girişimciyle, emekçiyle, çiftçiyle, esnaf ve sanatkârla samimi bir iletişim halindeyiz. Bugün de sokağın, çarşının, pazarın nabzını tutmaya gayret ediyoruz. Bilmenizi isterim ki ekonomi yönetimimiz piyasanın yaşadığı stresi asgari düzeye indirmek için her türlü tedbiri alıyor, almaya da devam edecektir. Biz de bunun takipçisi olmayı, sizlerden gelen teklif, tespit ve tenkitler doğrultusunda gerekli yönlendirmelerde bulunmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu."Birileri fahiş fiyatlarla vatandaşlarımızın cebine, kesesine, kazancına el uzatmaktadır"Üretim ve ulaştırma maliyetlerindeki artışla izah edilemeyecek ölçüde fırsatçı bir fiyatlama alışkanlığı ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Türkiye bugün enerji başta olmak üzere birçok alanda Avrupa’nın en düşük girdi maliyetlerine sahipken bazı ürünlerin fiyatlarında orantısız artışlar yaşanıyorsa bunun piyasa şartlarıyla açıklanamayacağı ortadadır. Yani birileri girdi maliyetlerindeki dalgalanmayı gerekçe göstererek fahiş fiyatlarla vatandaşlarımızın cebine, kesesine, kazancına el uzatmaktadır. Oysa bizim iş ve ticaret ahlakımız bin yıllık ahilik geleneğiyle şekillenmiştir. Bu gelenekte fırsatı ganimet bilmenin, haksız kazanç elde etmenin, taklit, tağşiş ve çıkar odaklı hareket etmenin yeri yoktur. Tam aksine ahilik; dayanışma demektir, yardımlaşma demektir. Hakkın rızasını halkın iyiliğiyle, faydasıyla, esenliğiyle bir görmek demektir. Bu yüzden piyasadaki fırsatçılara dönük denetimlerimizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz."Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda gerçekleştirdiği konuşmanın ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile plaketleri takdim etti.
Sözkesen; "Kale’de yaşanan zorbalık siyaset değil, şiddettir"
02 Eylül 2025 Salı - 16:46 Sözkesen; "Kale’de yaşanan zorbalık siyaset değil, şiddettir" AK Parti Kale İlçe Başkanı Oğuzhan Sözkesen, CHP’li Belediye Başkanı Erkan Hayla’nın personeline şiddet uygulamasına, "Kale’de yaşananlar artık sadece bir skandal olmaktan çıkmış, bir utanç vesikasına dönüşmüştür. Görüntülere ‘siyasi bir polemik’ diyen varsa, aklından şüphe etmelidir" dedi. Ülke gündemine düşen görüntülerin Kale’nin ismine gölge düşürdüğünü belirten Sözkesen, "Cumhuriyet Halk Partili Kale Belediye Başkanı Erkan Hayla’nın, kendi belediyesinin zabıta memurlarını sopayla dövdüğü ve DESKİ personeline uyguladığı şiddetin görüntülerini izledik. İnsanı dehşete düşüren bu görüntüler, makam sarhoşluğunun ve pervasız bir zorbalığın kanıtıdır. Şimdi bu görüntüleri izleyip hala ‘siyasi bir polemik’ diyen varsa, aklından şüphe etmelidir. Bu siyaset değil, düpedüz kaba kuvvettir. Demokrasiyi, hukuku ve insani değerleri ayaklar altına alan bir zorbalık örneğidir. Kimse, bu milletin vergileriyle oturduğu makamı, kendi çalışanlarına şiddet uygulamak için bir sopa gibi kullanamaz. Bu şiddet eylemi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Halkçılık’ ilkesiyle bağdaşmamaktır. CHP yıllardır dilinden düşürmediği "demokrasi" ve "işçi hakları" söylemlerinin ne kadar boş olduğunu, mazlumların yanında durmayarak bir kez daha göstermiştir" diye konuştu. "CHP, milletimizin iradesini temsil etmek yerine şiddeti, baskıyı ve tahakkümü bir yöntem haline getirmiştir" diyen Sözkesen, "Bu zihniyetin, yıllardır milletimizin değerleriyle kavgalı olmasının sebebi de budur. Çünkü onlar için demokrasi sadece işlerine geldiğinde kullandıkları bir vitrin süsüdür. Ne zaman gerçek yüzleri ortaya çıksa, Hukuk yerine zorbalığı, Millet iradesi yerine dayatmayı tercih etmişlerdir. Milletimiz şunu çok iyi bilmektedir: Şiddet üreten, baskıyı yöntem edinen bu anlayış asla ülkeye huzur, güven ve adalet getiremez. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, bu utanç verici olayların en yakın takipçisiyiz. Sopayla dövülen zabıta memurlarının ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden DESKİ personelinin hakkını sonuna kadar savunacağız. Bu zorba zihniyet, adaletin önüne en kısa sürede çıkacak ve hak ettiği cezayı alacaktır. Bu şehir, zorbalığa ve şiddete pabuç bırakmaz. Herkes bilsin ki, halkın hizmetkarı olması gerekenler, halka zulmedenler olamaz. Bu olayın hesabını hukuk önünde tek tek soracağız"
Bursa’da siyaset ve iş dünyasını buluşturan düğün
02 Eylül 2025 Salı - 15:55 Bursa’da siyaset ve iş dünyasını buluşturan düğün Bursa’nın önde gelen ailelerinden Ak Parti İl Başkan Yardımcısı Celal Yatcı ile Semra Yatcı çiftinin oğlu Enes Yatcı ile İrfan-Gülbeyaz Avizoğulları çiftinin kızı Gülay Avizoğulları, Sukaypark’ta düzenlenen düğün töreniyle dünya evine girdi. Yatcı ve Avizoğulları ailelerinin dost ve yakınlarının yanı sıra düğüne; AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, Ak Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa protokolü ile çok sayıda meclis üyesi katıldı. Gecede sergilenen yoğun ilgi ve coşku dikkat çekti. Havuz başında gerçekleşen nikâhı Bursa İl Müftü Yardımcısı Hasan Canlı kıyarken, nikâh şahitliklerini İl Başkanı Davut Gürkan, Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, İçişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Özbey Tan, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, AK Parti Gürsu İlçe Başkanı Selçuk Karaduman, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, İ. Hakkı Fırat, Aleyna Ortaç, AK Parti Muş İl Başkan Yardımcısı Arafat Ommuş yaptı. Nikâh töreninde konuşan Milletvekili Aydın ve İl Başkanı Gürkan, genç çifte mutluluklar dilerken düğündeki yoğun katılıma dikkat çekti. Nikâh cüzdanı ise genç çifte İl Başkanı Davut Gürkan tarafından verildi. Düğüne önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, çok sayıda ilçe başkanı, meclis üyeleri, HÜDA PAR, MHP ve CHP’den temsilciler ile iş ve sivil toplum dünyasından çok sayıda isim katıldı. Resmi bölümün ardından düğün eğlenceli anlara sahne oldu. Milletvekili Aydın, İl Başkanı Gürkan ve protokol üyeleri sahneye çıkarak halaylarla genç çiftin mutluluğuna ortak oldu. Gece boyunca davetlilerle yakından ilgilenen Yatcı ve Avizoğulları aileleri, "Bu mutlu günümüzde yanımızda olan tüm dost ve akrabalarımıza teşekkür ediyoruz" dedi. Genç çift ise, "Hayatımızın en özel gününde bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyoruz, çok mutluyuz" ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Olgun, Uşak’ta partililerle buluştu
02 Eylül 2025 Salı - 15:52 İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Olgun, Uşak’ta partililerle buluştu İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, Uşak’ta parti binasında partililerle bir araya geldi. Programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun’un yanı sıra, İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) Üyeleri Melih Aydın ve Ali Topçu, İYİ Parti Uşak İl Başkanı Ayşegül Sözler Obalı ve partililer katıldı. Şehrin ekonomik durumu ve halkın geçim sıkıntısını vurgulaya Olgun, "Burası, tezgâhın başındaki işçinin, tarladaki çiftçinin, sabahın köründe yola çıkan esnafın şehridir. Deriyle, tekstille, tarımla, hayvancılıkla Türkiye ekonomisine değer katan, memleketin bereketini sırtlayan bir şehir burası. Ama ne yazık ki yıllardır alın terinin karşılığı alınamıyor, Uşak’ın potansiyeli görmezden geliniyor. Sokakta, çarşıda, pazarda, sanayide herkes aynı şeyi söylüyor, geçinemiyoruz. Artık bu cümle bir şikayet değil, bir çığlık haline geldi." dedi. Su sorunu ve altyapı yetersizliği vurgulayan Olgun, "Susuzluk sorunu her geçen gün büyüyor. Deri ve tekstil sanayisinin en temel ihtiyacı su. Ama alt yapı yatırımları yetersiz. Belediyeler gerekli tedbirleri almakta geç kalıyor. Devlet Su İşleri’nin yıllardır bekleyen hazır projeleri var ama hayata geçirilmesinde ciddi bir yavaşlık söz konusu. Eğer bu adımlar atılmazsa önümüzdeki yıllarda üretim de, tarım da su sıkıntısı yüzünden büyük bir risk altında kalacak." dedi. Uşak’ın potansiyelini değerlendirme ve çözüm önerileri aktaran Olgun, "Türkiye’nin potansiyelini biliyoruz ve bu potansiyelin harekete geçirilmesi için neler yapılması gerektiğini biliyoruz. Deriden tekstile, tarımdan turizme kadar Uşak’ı bir üretim üssü yapacak projelerle bu şehrin hakkını alması için çalışmaya hazırız. Bu ülkenin ihtiyacı hamasi nutuklar değil, alın terini koruyan, üretimi büyüten, gençlere umut veren, liyakati esas alan bir yönetim anlayışıdır. Uşak’tan bir kez daha söylüyoruz. Halkımız sahipsiz değildir. Bu milletin yarınları terör pazarlıklarına değil, hukukta, üretimde, adalette inşa edilecek. Biz buradayız, milletimizin yanındayız. Uşak kazanacak, Türkiye kazanacak." dedi. Basın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı şekilde devam etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:"BM Genel Kuruluna muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak"
02 Eylül 2025 Salı - 14:57 Cumhurbaşkanı Erdoğan:"BM Genel Kuruluna muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı Avrupa ülkelerinin de aralarında bulunduğu birçok ülke, BM Genel Kurulunda Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Bu yıl BM Genel Kuruluna muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin ziyareti sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in şeref konuğu olarak, Şanhay İşbirliği Teşkilatı Zirvesine iştirak ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılımlarının hem teşkilatla hem de köklü bağlar olan Asya ülkeleriyle ilişkilere addettikleri öneminin bir nişanesi olduğunu kaydetti. Teşkilat üyesi 10 ülkenin nüfusunun 3,8 milyara ulaştığını, ekonomik büyüklüğünün ise 30 trilyon dolara yaklaştığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın 1996’dan bu yana dinamik bir dönüşüm içerisinde olduğunu ifade etti. Teşkilatın, ekonomik ve ticari alanlardaki iş birliğini ön plana çıkararak bir hüviyet kazandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın aynı zamanda, küresel ve bölgesel sorunların çözümünde rol oynamayı da kendine şiar edindiğini söyledi. "Şanhay Ruhu" başlığı altında sıralanan "eşitlik", "istişare", "karşılıklı güven ve fayda", "farklılıklara saygı", "ortak kalkınma" gibi ilkelerin, 2019 yılında ilan ettikleri Yeniden Asya Girişiminin temel yaklaşımlarıyla da örtüştüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizde ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi için en fazla gayret eden ülkelerin başında geliyoruz. Teşkilatın, ülkemiz dahil diyalog ortaklarıyla irtibatı artırma çabasını bu bakımdan isabetli buluyorum. Zirvede ülkemizin çok taraflı diplomasi geleneği, bölgesel güvenlik ile sürdürülebilir kalkınma politikamız hakkında hitapta bulunduk. Konuşmamda Gazze’deki soykırımı gündeme getirdim. Çin Devlet Başkanı değerli dostum Şi Cinping ile ilk gün heyetlerimizin de katıldığı verimli bir görüşmemiz oldu. Görüşmede ikili ilişkiler ve yatırım konularını ele aldık. Ticaret ortağımız Çin ile ekonomik ilişkilerimizi daha dengeli ve sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Çin tarafıyla istişarelerimizi sürdürüyoruz. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Üyesi Sekreteri Say Çi ve heyetiyle bu minvalde verimli bir görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanım, 3 Eylül’de düzenlenecek anma programına katılacak. Şi’nin yanı sıra zirve boyunca pek çok mevkidaşımla bir araya geldim. Sırasıyla Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile gündemimizdeki konuları ele aldık. Yine zirveye katılan birçok devlet ve hükümet başkanıyla temaslarımız oldu. Bu görüşmelerde de ikili iş birliği konularıyla birlikte, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da değerlendirdik" değerlendirmesinde bulundu. Biz, dünyaya yalnızca Doğu-Batı ekseninde bakmıyoruz Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin’in Türkiye’nin bölgesel önem ve etkisinin farkında olduğunu, bu nedenle Türkiye’yi önemli bir aktör olarak gördüğünü belirterek, "Çin ile ilişkilerimizi geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Ekonomik ilişkilerden dijital teknolojilere, enerjiden sağlığa birçok alanda iş birliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Biz, dünyaya yalnızca Doğu-Batı ekseninde bakmıyoruz. Ufku soğuk savaş ayazında buz tutmuş bir ülke değiliz. Doğu ile Batı arasında ayrışmanın değil, yeni köprüler kurmanın gerekli olduğunu devamlı söylüyoruz. Her platformda insanı merkeze alan politikalarımızı savunuyoruz. Savunmaya da devam edeceğiz. Uluslararası sistemlerin tıkandığı bir dünyada, normalleşmenin ancak ve ancak hakkaniyet temelinde çözümlerle sağlanacağına inanıyoruz. Geçmişten ders alıyor, geleceği doğru okuyor ve bu vizyonla yolumuzda ilerliyoruz. Biz diyalog kanallarını açık tutmanın önemine inanıyoruz. Biz, adil ve müreffeh bir dünyanın inşa edilebileceğini düşünüyoruz. Nitekim "daha adil bir dünya mümkün" derken hep bunu ısrarla işledik, işlemeye de devam ediyoruz. Bu istikamette yolumuza devam etmenin de gayreti içerisindeyiz. Çin’in, uluslararası camianın önemli bir parçası olarak, bizim bu çabamızı desteklemesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili görüşmelerinde Ukrayna-Rusya savaşının adil bir barışla sonlandırılması için yapılabilecekleri ele aldıklarını bildirdi. Erdoğan, enerji alanındaki iş birliğinin, özellikle bu görüşmede ele aldıkları bir konu olduğunun da altını çizdi. Türkiye olarak en başından beri, Ukrayna-Rusya savaşının müzakereler yoluyla sonlandırılabileceğini her daim ele aldıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da gerçekleşen müzakerelerin bu yolun açık olduğunun en net ispatı olduğunu vurguladı. - Alaska zirvesinin neticelerini de tekrar değerlendirme imkanını yakaladık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ve Ukrayna müzakerelerinin seviyesinin aşamalı olarak yükseltilmesinin arzu ettikleri bir yol olduğunu kaydetti. Erdoğan, " Barış umudunu çözüm odaklı ve somut sonuçlara dönüştürmek lazım. Bunun için de liderler seviyesinde bu işi ele almak durumundayız. Putin’in son Alaska zirvesinden hangi neticelerle döndüğünü, o görüşmelerde neler düşündüğünü değerlendirdik. ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşme çok önemliydi. Bu konularda Putin’in düşüncelerini aldığımız gibi, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile de ayrıca telefon diplomasisi yöntemiyle bazı görüşmelerimiz oldu. Onunla gerçekleştirdiğimiz bu temaslarda da Zelenski’nin Putin’e bakışını görme fırsatını yakaladık. Alaska zirvesinin neticelerini de tekrar değerlendirme imkanını yakaladık. Hem Zelenski, hem Putin’in yaklaşımlarını olumlu buldum. "Türkiye’de İstanbul sürecinin devamı yönünde bir girişim olabilir" dediğimizde, kendisi bu konuyla ilgili "niye olmasın" noktasındaydı. Ancak henüz buna hazır değiller" dedi. -. Ukrayna-Rusya Savaşını ancak barış odaklı diyalog sona erdirir. Rusya -Ukrayna Savaşı’nın anca barış odaklı bir siyalogla sona ereceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Trump, Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler yaptı. Hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hem Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski hem de Avrupalı liderlerle temaslar gerçekleştirdi. Bu görüşmeler makuldür, makbuldür, kıymetli bir stratejidir. Ukrayna-Rusya Savaşını ancak barış odaklı diyalog sona erdirir. Biz de bu konuda, başta Trump olmak üzere Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler gerçekleştirdik. Putin, Zelenski ve Avrupalı liderlerle sürekli temas halindeyiz. Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar. Bu görüşmeler de bu süreci sürekli olarak hızlandırıyor" şeklinde konuştu. - Temennimiz buradan bir netice almaktır Türkiye’nin İstanbul’da gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerle, diyalog zemini geliştirmiş ve güçlendirmiş bir ülke olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Tahıl koridoru ve esir takaslarıyla biliyorsunuz somut çıktılar elde etmiştik. En doğru yaklaşım da aslında budur. Bunu da bırakmayı düşünmüyoruz. Bu sürecin devamıyla ilgili adımları atıyoruz, atmayı da sürdüreceğiz. Ben Putin ile yaptığım her görüşmede tahıl koridoru, esir takası konularını daima gündemde tutuyorum. Tutmaya da devam edeceğim. Temennimiz buradan bir netice almaktır. Adil ve kalıcı barış, tarafları dışlamadan müzakere zeminini güçlendirerek gelecektir. Türkiye, savaşın en başından beri her iki tarafla görüşebilen, her iki tarafın da güvenini kazanmış olma özellikleriyle örnek olmuştur. Hep birlikte çatışmayı değil müzakereyi, savaşı değil barışı öncelersek, aralanan fırsat penceresini ardına kadar açarız." İfadelerini kullandı. -Amerika’nın bu kararı, BM’nin varoluş nedenine uygun düşmüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Mahmud Abbas ve 80 Filistinli yetkilinin vizelerini iptal etmesi, ile ilgili soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’nın bu kararının, BM’nin varoluş nedenine uygun düşmediğini, kararın bir an önce gözden geçirilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dünya üzerindeki meselelerin tartışılması ve çözümler üretilmesi için vardır. Filistin heyetinin Genel Kurul’da olmaması sadece İsrail’i memnun eder. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bana göre henüz içeriği ve katılımcıları kesinleşmemiş bir Genel Kuruldur. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bu konuda bir görüşme yapmak istedim, maalesef o da ben de fırsat bulamadık. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu nasıl gerçekleştireceğiz bunu Genel Kurul tarihine kadar telefon diplomasisiyle değerlendirelim istiyoruz. BM Genel Sekreteri’nin bu konudaki düşüncelerini de öğrenmek istiyorum. Çünkü bu gelişmeler ani gelişmeler değil. Filistin’de mağdurlar var. Bir de bu zulmü içi kan ağlayarak izleyenler var. On binlerce mazlum var mağdur var. Bunların hakkını hukukunu koruma noktasında adımlar atmamız lazım" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de yaşanan soykırıma ilişkin," Gazze’de 7 Ekim’den bu yana 60 bini aşkın şehit, 150 bini aşkın yaralı var. Zaman zaman ülkemize yaralılar gönderiliyor. Biz bu konuda seferber olmuş durumdayız. Her şeyden önce bir defa İsrail’in bu soykırımı hiçbir zaman unutulmayacak. Filistin’de bebeklerin, annelerin, babaların nasıl katledildiğini hiçbir zaman insaf sahibi olan anneler, babalar unutmayacak. Filistin’in sesinin kısılması doğru değildir. Bu sesi kısmak, susturmak mümkün değildir. Amerika’dan beklenen, İsrail’in katliamlarına, zulümlerine "dur" demesidir. Bazı Avrupa ülkelerinin de aralarında bulunduğu birçok ülke, BM Genel Kurulu’nda Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Bu yıl BM Genel Kurulu’na muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak. Bu damgayı vuranlardan bir tanesi de herhalde bu fakir olur. Filistinli yetkililer BM Genel Kurulu toplantısına katılmasa dahi Filistinli mazlumların sesi orada yankılanacaktır. Allah rahmet eylesin Sezai Karakoç’un dediği gibi "Biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak." İfadelerini kullandı. Suriye’de kalıcı refah ve huzurun sağlanmasını, birlik ve beraberliğini önemsediklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yakın geçmişte yaşananlar göstermiştir ki; Suriye’deki huzursuzluk, en fazla bize yansıyor. Bunu görmemiz lazım. Suriye topraklarında karışıklık çıkartmak isteyenlere, ne biz göz yumarız, ne de Şam yönetimi buna rıza gösterir. Biz, Suriye’nin bütün renkleriyle bir ve bütün olmasını ve öyle kalmasını isteriz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi bizim gibi düşünüyor. Fakat böylesine uzun bir savaş yaşamış bütün coğrafyalarda olduğu gibi, Suriye’de de kaos çıkarmak isteyenler çok ama çok fazla. Bunların kim oldukları malumdur" dedi. - Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasını inşallah kimse engelleyemeyecek "Biz Suriye’yi yalnız bırakmayacağız. Devamlı onların yanında duracağız. Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasını inşallah kimse engelleyemeyecek" diyen Erdoğan," Kaosa yatırım yapan savaş baronları bu sefer kaybedecek. Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Sünni, Hıristiyan fark etmeksizin tüm kesimleri ile Suriye halkı kazanacak. Şunu da çok net ifade etmek isterim; Her kim bu süreci baltalamaya çalışırsa bunun faturasını öder. Kürtler nerede yaşarsa yaşasın bizim kardeşimizdir. Kimse bizi birbirimizden ayıramaz. Kimse bizim ebedi kardeşliğimize pusu kuramaz. Kararlıyız, azimliyiz. Nasıl ki et kemikten ayrılmaz, aynen bizim bu kardeşliğimiz de birbirinden ayrılmaz. Basiret, feraset ve sağduyu ile hareket edilirse, her sorun çözülür. Ama hüsnü niyet olmazsa, en basit konular bile kördüğüm haline gelir. Biz huzur ve sükûnet ortamının güçlenmesinden yanayız, bunun için de çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun geniş katılımla çalışmalarına devam ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Komisyon çalışmaları ile ilgili Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirterek," Samimi bir şekilde bu turları belli bir noktaya getirdik. Bundan sonraki süreci de aynı kararlılıkla devam ettirecekler. İnanıyorum ki sonuçta Türkiye, 40 yıllık bir sorunu ortadan kaldıracak ve geleceğe bir ve bütün şekilde yürüyecektir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesi bir meselede dedikodulara, tevatürlere değil, devlet ciddiyeti içinde yapılan ve yapılacak açıklamalara odaklanmak en doğrusudur. Biz yol haritamızı da, menzilimizi de net bir biçimde belirledik. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık kalkınmaya, üretime, yatırıma, istihdama harcanacak. Terörsüz Türkiye’nin kazananı tüm Türkiye, terörsüz bölgenin kazananı ise bölgemizdeki tüm kardeş halklar olacak" açıklamasını yaptı. - Kızlarım da annelerinden bu mektubu kaleme almasını istedi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eşi Emine Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a gönderdiği Gazze’deki insani krize dikkat çektiği mektubu ile ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan," "Şair ne diyor, benim de şiir kasetlerimden bir tanesinde bu mısralar yer alır, "İçimde kaynayan bir mahşer var. Bu mahşer bir de annelerin kalbinde kaynar." Buradan hareketle anne kalbi hem narindir hem güçlüdür. Anneler bu tip zor konuların çözümünde devreye girdiklerinde iklimi değiştirebilirler. Hele ortada katledilen binlerce bebek ve çocuk varsa, toprağa düşen her yavruyu kendi çocukları gibi sahiplenirler. Kızlarım da annelerinden bu mektubu kaleme almasını istedi. Ben bu girişimi, bu bakımdan çok önemli buluyorum. Mektup, Türkiye’nin Gazze diplomasine yeni bir boyut ekledi ve resmi kanallardan yürütülen girişimlerin yanı sıra, insani ve vicdani bir dilin de uluslararası ilişkilerde etkili olabileceğini aynı zamanda gösterdi. Maalesef, Batı’nın Ukrayna’daki masumlara yönelik yaklaşımlarının çeyreğini bile Gazze’de göremedik. "Ellerinde tencerelerle, tabaklarla sıraya girip oradan bir miktar yemek almaya çalışan o yavruların halini gözü olup da görmeyenlere yuh olsun!" demekten başka bir şey bize düşmez. Bu yavruların hali ortada. Bu nedenle biz herkesten, bütün Batı’dan bu insani yaklaşımı bekliyoruz. Biz kan ve gözyaşı bütün coğrafyalarda dinsin istiyoruz" şeklinde konuştu. Güney Kafkasya’nın özlediği barışa kavuşacağını belirten Erdoğan, "İlham Aliyev ile yaptığım ikili görüşmede de o umudu ben İlham Bey’de gördüm. Beyaz Saray’daki imzalar Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecine tabii ki hız kazandırdı. Azerbaycan ve Ermenistan barış yolunda pürüzleri önemli ölçüde aştı ve son noktaya kadar geldiler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ardından Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile etraflıca bir görüşme yaptık. Bu iki görüşmede de gerek Aliyev’in gerek Paşinyan’ın aynı noktada olduklarını gördüm. Aynı istikamete bakıyorlar. Zengezur Koridoru meselesinde de herhangi bir sıkıntı, bir farklılık yok. İlham Bey bu konuda çok daha kendinden emin. Hele hele Amerika seyahatindeki o buluşma, o görüşme onların bu noktadaki atacakları adımlarda adeta belirleyici olmuş. Barışın sağlanmasıyla bölgemizdeki, burası çok önemli, kara ve demiryolları hareketlenecek, sınır kapıları açılacak, ticaret başta olmak üzere birçok alan olumlu etkilenecek. Bundan bizim de müspet etkilenmemiz söz konusu. Yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesiyle, bölge ülkeleri de bundan kar edecek. Bunlar çok açık ve net ortada. Rusya ve İran da ilerleyen dönemde kaygılarının yersiz olduğunu anlayacaklar" değerlendirmesini yaptı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarıyla ilgili soruyu cevaplayan Erdoğan," Malumunuz Sinop’ta ROKETSAN’ın geliştirdiği normal menzilli füzelerimizin ve Delta V’nin atışlarını yapıyoruz. Bunlar Türkiye’nin şu anda geliştirebildiği orta menzildeki füzeler. Daha uzun menzildeki füzeler için malumunuz farklı coğrafyada işlerimiz de var. Ama şu anda biz Türkiye’nin bağımsızlığı için bu testleri yapmaya devam edeceğiz. Bu arada Sinop’ta balıkçılık 3-4 sene içerisinde 5 misli büyüdü. Sinoplu balıkçıların hiçbir sorunu yok. Sinoplu balıkçılar Japonya’ya Türk somonu ihracatı yapıyorlar. Dolayısıyla Özgür Bey’in zannediyorum ne füzelerden haberi var, ne Sinop’ta balıkçılığın gelişiminden, ne de turizmden. ’Balıklar strese giriyor’ diye açıklama yapmış. Ah ah ülkem ne hallere kaldı. Ama aşacağız bunları" dedi. Türkiye’deki kronik muhalefet sorununun çözülmediğin, sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Çözüm umudundan bile söz edemeyecek durumdayız. CHP bugüne kadar hangi soruna çare üretebilmiş ki muhalefet sorununa çare olsun. Daha kendi parti içi meselelerine çözüm üretemeyen bir siyasi parti, Allah aşkına milletin sorunlarına çare olabilir mi? "Millete hizmet edeceğiz" diyerek kazandıkları yerel yönetimlerin içler acısı hali, bunların yönetim anlayışının fragmanıdır. Bunlar hizmet etmeyi bilmez; bunlar sadece kavga etmeyi bilir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki gelişmelerin olumlu yönde seyrettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Özellikle son 2-3 aydır tekrar güçlü, olumlu döngüye girdik. Mart-Haziran döneminde hem içeride hem dışarıdaki birtakım gelişmeler tabii ki etkiledi. Ama bunlar geride kaldı. Hemen hemen bütün alanlarda tekrar güçlü, olumlu döndük. İkinci çeyreğe ilişkin büyüme rakamları açıklandı. Yüzde 4,8 oldukça güçlü bir büyüme. Don ve kuraklıktan etkilenen tarım sektörü hariç bütün sektörlerde, bütün alanlarda çok güçlü bir büyüme var. İşsizlik oranları tek hanede, rezervlerimiz rekor düzeyde, enflasyonda düşüş devam ediyor. Tabii ki enflasyondaki düşüşle birlikte finansal şartlarda da iyileşme devam edecek. Bizim beklentimiz bu olumlu döngünün, trendin devam etmesi yönünde. Kişi başı milli gelirde muhtemelen bu sene Dünya Bankası tanımına göre üst gelirli ülkeler grubuna girmemiz oldukça muhtemel. Ülkemiz kişi başı milli gelirle sınıf atlamış olacak. Biz tabii ki reel sektördeki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Reel sektörün de rahatlaması, özellikle ihracatın, yatırımların artması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Enflasyonda yılı hedeflerimize uygun bir rakamla tamamlayacağımızı düşünüyoruz. Hayat pahalılığıyla olan samimi mücadelemiz gerçekten sonuç veriyor ve bu güçlü şekilde sürecek. Yani bir taraftan büyüyoruz bir taraftan işsizlik ve enflasyon düşüyor. Finansal anlamda kaygılar, endişeler geride kaldı. Hem hazinenin borçlanma faizleri iniyor, hem risk primimiz düşüyor, hem rezervlerimiz gerçekten rekor düzeyde. Cuma günü itibarıyla rezervlerimiz 178 milyar doların üzerinde. Dolayısıyla güçlü bir irade, sabırla, kararlılıkla biz tekrar bu olumlu döngüye döndük. Allah’ın izniyle bu devam edecek" şeklinde konuştu.