POLİTİKA
Başkan Altay’a İbn Haldun Üniversitesi’nden gençlik projeleri ödülü 17 Mayıs 2026 Pazar - 15:44:18 Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’ye örnek gençlik projeleri İbn Haldun Üniversitesi tarafından dördüncüsü düzenlenen "İbn Haldun Akademi ‘26 Tema Ödülü"ne layık görüldü. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, İstanbul Süleymaniye Külliyesi’nde düzenlenen İbn Haldun Akademi Kapanış Programı ve Ödül Töreni’ne katılarak ödülü İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan’dan aldı. "Konya özel bir şehir" Ödül töreninde konuşan Başkan Uğur İbrahim Altay, "Konya özel bir şehir. 10 bin yıldır şehir hayatını idame ettirmiş dünya üzerindeki ender yerleşim yerlerinden birisi. Bu 10 bin yıllık tarih yolculuğu boyunca Anadolu’da hangi medeniyet hüküm sürmüşse Konya o medeniyetin en önemli şehirlerinden birisi olmuş ama en parlak dönemimizi 200 yıl boyunca Selçuklu’ya darülmülklük yaptığımız dönemde yaşamışız. Bugün Anadolu’nun hangi şehrine gitseniz Anadolu Selçuklularından kalma; han, hamam, medrese, cami gibi bir çok mimari eseri mutlaka görürsünüz. Ama Selçuklu’yu bizim için önemli kılan, yaptığı eserlerden çok yetiştirdiği insanlar. Çünkü Konya denince hepimizin aklına ilk önce Hazreti Mevlana gelir, Şems-i Tebrizi gelir, Sadreddin-i Konevi gelir" diye konuştu. "Şehri imar ederken bir taraftan da neslin ihyası ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz" Konya Büyükşehir Belediyesi olarak "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışıyla bir taraftan şehri imar ederken bir taraftan da neslin ihyası ile ilgili çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Başkan Altay, "Kapsül Teknoloji Platformundan Sosyal İnovasyon Ajansı’na kadar gençlerimize fırsatlar sunmaya gayret ediyoruz. Bunun bir üniversite tarafından görülüp takdir edilmesinden duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek isterim. Başkan olarak ben ödül aldım ama burada emeği geçen arkadaşlarımız var, gençlerimiz var. Çünkü baştan sona binanın planlamasından konuların seçilmesine kadar kendileri özgün bir şekilde çalışıyorlar. Ben tüm arkadaşlarım ve Konya halkı adına İbn Haldun Üniversitesi Rektörümüze, mütevelli heyetimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Programa; İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Asım Alkan, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar ve davetliler katıldı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:00 Bakan Fidan, Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Toplantısı için Berlin’e gidiyor Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Mayıs’ta Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Berlin’de düzenlenecek Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı’nda ikili ilişkilerden savunma sanayiine, Türkiye-AB ilişkilerinden bölgesel gelişmelere kadar geniş bir gündemin ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması Üçüncü Toplantısı" kapsamında 18 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’ya resmi ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan ile Almanya Federal Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un eş başkanlıklarında Berlin’de düzenlenecek toplantı kapsamında "İkili İlişkiler", "Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri", "Güvenlik ve Savunma" ile "Bölgesel Meseleler" başlıklı çalışma grupları bir araya gelecek. Çalışma gruplarının hazırlayacağı raporların daha sonra bakanlara sunulacağı aktarıldı. Kaynaklar, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye ile Almanya arasında son dönemde yoğunlaşan üst düzey temasların ikili ilişkilerde oluşturduğu yapıcı atmosfer ve güçlenen diyalogdan duyulan memnuniyeti ifade etmesinin beklendiğini kaydetti. Bakan Fidan’ın ayrıca Stratejik Diyalog Mekanizması’nın, ikili ilişkilerin stratejik boyutunun değerlendirilmesi ile dışişleri bakanlıkları arasındaki iş birliği ve eş güdümün güçlendirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu vurgulamasının öngörüldüğü belirtildi. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayii iş birliği ele alınacak Kaynaklar, görüşmelerde iki ülke arasındaki güçlü ticari ve ekonomik ortaklığın geliştirilmesi ile karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik imkanların değerlendirileceğini ifade etti. Bakan Fidan’ın, bağlantısallık, yüksek teknoloji, dijitalleşme ve yeşil enerji alanlarındaki mevcut iş birliğinin daha ileri seviyeye taşınmasına yönelik iradeyi vurgulamasının beklendiği aktarıldı. Önümüzdeki dönemde düzenlenecek Enerji Forumu ile Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi toplantılarının, 60 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağının da görüşmelerde gündeme gelmesi bekleniyor. Kaynaklar, Avrupa’yı Türkiye üzerinden Orta Doğu, Güney Kafkasya ve Orta Asya’ya bağlayan bağlantısallık projelerinin iş birliği açısından önemli bir potansiyel barındırdığının da vurgulanacağını belirtti. Görüşmelerde ayrıca Türkiye ile Almanya arasındaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik ortak projelerin ele alınacağı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasında varılan mutabakat doğrultusunda, Beşinci Savunma Sanayii İş Birliği Toplantısı’nın 2026 yılı içerisinde düzenlenmesinin de gündemde olduğu bildirildi. Türkiye-AB ilişkileri ve bölgesel gelişmeler gündemde olacak Kaynaklara göre, Bakan Fidan’ın görüşmelerde Türkiye-AB ilişkilerinin kapsamlı, kurumsallaşmış ve çok katmanlı bir iş birliği anlayışı temelinde ilerletilmesi gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Bu çerçevede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin başlatılması ile Vize Serbestisi Diyaloğu’nun yeniden canlandırılmasının önemine dikkat çekileceği ifade edildi. Kaynaklar, Almanya’nın Gümrük Birliği’nin güncellenmesine vereceği desteğin, Türkiye-Almanya ekonomik ortaklığının tüm potansiyelinin ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıdığının altının çizileceğini aktardı. Görüşmelerde ayrıca Avrupa güvenliği, Ukrayna-Rusya savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Gazze’deki durumun da ele alınacağı belirtildi. Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin stratejik ağırlığı, kabiliyetleri ve jeopolitik konumunu göz ardı eden bir Avrupa güvenlik stratejisinin eksik kalacağını ifade etmesinin beklendiği kaydedildi. Kaynaklar, Türkiye’nin AB öncülüğündeki güvenlik ve savunma girişimlerine dahil edilmesinin gerekliliğinin vurgulanacağını belirtti. Öte yandan Bakan Fidan’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanması ve bölgesel istikrarın tesisine yönelik çok taraflı çabaların önemine dikkat çekmesinin beklendiği ifade edildi. Kaynaklar, Türkiye’nin İran ile ABD arasındaki savaşın kalıcı olarak sonlandırılmasına yönelik çabalara desteğini sürdüreceğini yinelemesinin öngörüldüğünü aktardı. Ukrayna ile Rusya arasındaki doğrudan görüşmelerin savaşın adil ve kalıcı çözümü açısından önemine işaret edilmesi ve Türkiye’nin taraflar arasındaki diyaloğun yeniden tesisi için ilgili aktörlerle eş güdüm içinde çalışmayı sürdüreceğinin vurgulanması bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgedeki istikrarsızlığın başlıca nedenlerinden biri olduğunu ifade etmesi ve Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini yoğunlaştırdığına dikkat çekmesinin öngörüldüğü belirtildi. Kaynaklar, uluslararası toplumun bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla daha etkin sorumluluk üstlenmesinin önemine vurgu yapılacağını kaydetti.
İBB AK Parti Grup Başkanvekili Gökkuş: "Siyasi kaygılar ve CHP grubunun iç çekişmeleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Meclisi’ni işlevsiz bırakmak, kapalı tutmak demokrasiye gölge düşürmektir"
08 Eylül 2025 Pazartesi - 16:04 İBB AK Parti Grup Başkanvekili Gökkuş: "Siyasi kaygılar ve CHP grubunun iç çekişmeleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Meclisi’ni işlevsiz bırakmak, kapalı tutmak demokrasiye gölge düşürmektir" CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eylül ayı meclis toplantısına gelmemesini eleştiren İBB AK Parti Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş, "15 Temmuz hain darbe girişiminde dahi Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalar altında dimdik ayakta durmuş ve çalışmaya devam etmiştir. Bugün ise olağanüstü hiçbir durum yokken sırf siyasi kaygılar ve CHP grubunun iç çekişmeleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Meclisi’ni işlevsiz bırakmak, kapalı tutmak demokrasiye gölge düşürmektir" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eylül ayı meclis toplantısı, yeterli meclis üyesinin toplanamaması sebebiyle yapılamadı. AK Parti Grup Başkanvekili Faruk Gökkuş ile beraberindeki belediye başkanları, meclis üyeleri de basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Gökkuş, CHP’li meclis üyelerini toplantıya katılmadıkları için eleştirdi. Saraçhane’deki belediye binasında açıklamalarda bulunan Gökkuş, meclisin kapalı değil açık olmasının gerekli olduğunu ifade etti. "İstanbul Büyükşehir Meclisi 16 milyon İstanbullunun ortak iradesini temsil eden, Türkiye’nin en büyük ikinci meclisidir" Meclisin siyasi kararlar uğruna yıpratılmaması gerektiğini söyleyen Gökkuş, "Biz bugün Cumhur İttifakı meclis üyeleri olarak mecliste, meclise çalıştırmak üzere hazır bulunduk. Fakat CHP meclis üyeleri, CHP meclis başkanvekilleri ise bugün siyasi iç çekişmelerinden dolayı bugün mecliste değillerdi. İstanbul Büyükşehir Meclisi 16 milyon İstanbullunun ortak idaresini temsil eden, Türkiye’nin en büyük ikinci meclisidir. Bu meclisin varlık sebebi; İstanbul’un sorunlarını çözmek, şehrin geleceğine yön verecek kararlar almak ve vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak çalışmalar yapmaktır. Bugün bu kadar büyük bir öneme sahip olan İBB Meclisi‘nin siyasi hesaplar uğruna çalıştırılmamak istenmesi İstanbul halkına yapılmış büyük bir haksızlıktır" dedi. "Siyasi tartışmaları bahane ederek İstanbul Büyükşehir Meclisini çalıştırmamak yerel yönetim etkinliğini zayıflatarak, İstanbul’un yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir" Siyasi kararları bahane ederek meclisin açılmamasının doğru olmadığını söyleyen Gökkuş, "Şehrin meclisi kapalı tutmak aslında İstanbul’u kapalı tutmaktır. Bu meclis parti gruplarının iç meseleleri ile uğraşmak için değil doğrudan İstanbul halkının sorunlarını çözmek için vardır. İstanbul Büyükşehir Meclisinin önceliği İstanbulluların yaşamını kolaylaştırmaktır. Siyasi tartışmaları bahane ederek İstanbul Büyükşehir Meclisini çalıştırmamak, yerel yönetim etkinliğini zayıflatarak, İstanbul’un yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Meclis demokrasinin kalbidir. Dünya tarihine baktığımızda savaşlarda bile meclis açık kalmış, halkın iradesi hiçbir şekilde susturulamamıştır" şeklinde konuştu. "CHP grubunun iç çekişmeleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Meclisi’ni işlevsiz bırakmak, kapalı tutmak demokrasiye gölge düşürmektir" Konuşmasına devam eden Gökkuş, "15 Temmuz hain darbe girişiminde dahi Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalar altında dimdik ayakta durmuş ve çalışmaya devam etmiştir. Bugün ise olağanüstü hiçbir durum yokken sırf siyasi kaygılar ve CHP grubunun iç çekişmeleri sebebiyle İstanbul Büyükşehir Meclisi’ni işlevsiz bırakmak, kapalı tutmak demokrasiye gölge düşürmektir. Bizler Cumhur İttifakı grubu olarak meclisin asli görevini yerine getirmek üzere şehrimizin sorunlarının çözümü için çalışmaya devam etmek gerektiğini yüksek sesle ifade etmek için bugün burada hazır bulunuyoruz. İstanbul günlük siyasi çekişmelerin değil halkın iradesinin ve sorunlarına mecliste temsil edildiği bir demokrasi kültürünün merkezi olmak zorundadır. Bizim çağrımız nettir. Meclis çalışmalı, İstanbul’un sorunları konuşulmalı, 16 milyonun sorunları çözülmelidir" ifadelerini kullandı.
İsrail’e "boş sıra" ile Filistin tepkisi
08 Eylül 2025 Pazartesi - 15:47 İsrail’e "boş sıra" ile Filistin tepkisi Türkiye genelinde okulların açıldığı ilk günde, okula gitmek yerine savaşın ortasında kalan ve hayatını kaybeden Gazzeli çocuklar nedeniyle düzenlenen "Boş Sıralar" isimli etkinlik ile İsrail’in saldırılarına tepki gösterildi. Türkiye genelinde olduğu gibi Bartın’da da ilk ders zili çaldı. Yeni eğitim-öğretim sezonunun ilk gününde Bartın’da, AK Parti Gençlik Kolları tarafından İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden ve okul yerine savaşın ortasında yaşam mücadelesi veren çocuklar için boş sıralar isimli etkinlik düzenlendi. Hükümet Caddesi’nde gerçekleşen etkinlikte, cadde üzerine ise bir boş sıra konularak üstünde ise okul çantası, defter, kalem, kalem kutusu, Filistin bayrağının nakşedildiği atkı ve İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden bir kız çocuğunun resmi yer aldı. Etkinliğe Bartın Türk Kızılayı Bartın Şube Başkanı Nihat Yalçın ve başı STK temsilcileri de katıldı. Etkinlikte, "Bu boş sıra çünkü İsrail çocukları öldürdü" yazılı pankart ve partili kadınların ellerinde tuttuğu dövizlerle İsrail’e tepki gösterildi. AK Parti Bartın Gençlik Kolları İl Başkanı Mahmut Taş, "Bugün ülkemizde yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor. Milyonlarca çocuğumuz, gencimiz Ancak Gazze’de manzara bambaşka. Orada binlerce sıra bomboş, çünkü o sıralara oturacak çocuklar artık hayatta değil. Gazze’de binlerce masum çocuk, sıralarına kavuşamadan Katil İsrail, 7 Ekim’den bu yana 19 bin çocuğu katletti. O çocukların çantaları kapının bombalarıyla ellerinden alındı. Katil İsrail çocukların geleceğe açılan kapılarını hedef aldı. arkasında asılı kaldı. Defterleri hiç açılmadı. Kalemleri hiç yazmadı. Hayatları, katil İsrail’in Gazze’de yüzlerce okul yerle bir edildi, sınıflar enkaza döndü, kütüphaneler kül oldu. Çocukların umutla beklediği teneffüs zilinin yerini, bombaların uğursuz sesi aldı. Eğitim, insanlığın en temel hakkıyken, Gazze’de bu hak barbarca yok edildi. Çocukların dünyasıyla birlikte, yarının öğretmenleri, mühendisleri, doktorları da yok edildi Etkinlik, atılan İsrail aleyhine sloganlar, getirilen tekbir ve yapılan duaların ardından sona erdi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’nin de konuştu
08 Eylül 2025 Pazartesi - 14:40 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’nin de konuştu 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’nin de konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bu yıl iki ana kavramı eğitim öğretim yılının başlangıç dersine aldık. Aile vurgusu ve yeşil vatan vurgusu. Türkiye Yüzyılı’nın okullarını; yüreği vatan muhabbetiyle, zihni ilimle, vicdanı merhametle yoğrulmuş nesillerle buluşturana dek asla durmadan, asla geri adım atmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi’nde düzenlenen 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’nine katıldı.Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bugün ders başı yapacak tüm evlatlarımıza; emeğiyle yol açan öğretmenlerimize ve eğitim ailemizin bütün mensuplarına sağlık, huzur ve başarılarla dolu, hayırlı bir eğitim-öğretim yılı diliyorum. Ebediyete uğurladığımız öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve duayla yad ediyor; fedakarlıklarını örnek kılma ve miras bıraktıkları değerleri yarına taşıma sözümüzü özellikle vurgulamak istiyorum. İnşallah bu yıl; daha çok çocuğumuzun yüzündeki tebessümü çoğaltmak, daha çok öğretmenimizin emeğini taçlandırmak ve daha çok annenin-babanın duasını almak için var gücümüzle çalışacağız. Rabbim gayretimizi bereketli, yolumuzu açık eylesin"dedi.Tekin, "Eğitim, insan onurunun, adaletin, demokrasinin, hukuk devletinin ve ekonomik kalkınmanın ana unsurudur. 2002’den bugüne liderliğinizle eğitimde atılan adımların ülkemizde bu kavramların yerleşmesine büyük katkı yaptığını ifade etmek istiyorum. Sayenizde yapılan devrimlerle eğitimde etnik, dini ya da ideolojik nedenlerle haysiyeti zedelenen kitleler onurlu bir programa sahip oldu. Katsayı zulmü ile ötekileştirilen okullarımız ve öğrencilerimiz adaletle tanıştı. Bu ülkenin asli unsuru olan ama inanç ve kimliklerini gizlemek durumunda kalan dindar Müslümanlar, Alevi vatandaşlarımız, Kürt vatandaşlarımız, gayri müslim vatandaşlarımız bu ülkenin onurlu birer yurttaşı olduğunu hissettiler. Katsayı adaletsizliğini ve başörtüsü zulmünü kaldırarak gençlerimizi inançlarıyla eğitimleri arasındaki ikilemden kurtardınız" diye konuştu."Yaşayan Diller ve Lehçeler" dersleriyle Kürtçe başta olmak üzere bu toprakların kadim dilleri okullarımızın güvenli iklimine girdi" diyen bakan Tekin," Üniversite ve kamu binalarında yıllarca bodrumlara itilmiş ibadet alanları hak ettiği normal katlara taşındı. 1980 darbesinin vesayeti kurumsallaştırmak için dayattığı Milli Güvenlik Dersi yerini "Demokrasi ve İnsan Hakları" dersi aldı. 28 Şubat’ta görevinden uzaklaştırılan öğretmenlerin meslek onuru iade edildi; binlercesi sınıflarına döndü. Ben, burada yukarıda örneklerini vermeye çalıştığım insan onurunu yücelten, demokrasiyi ve insan haklarını merkeze alan bu uygulamalar için; başta eğitim olmak üzere her alanda antidemokratik uygulamaları tarihe gömen dirayetiniz ve kararlılığınız için eğitim ailemiz ve aziz milletimiz adına şükranlarımı arz ediyorum" şeklinde konuştu.Terörün eşitsizliklerden ve güvensizliklerden beslendiğini belirten Tekin,"Yirmi dört yıldır izlenen bu demokratikleşme çizgisi siyasetin ve toplumun nefesini açan bir iklim doğurdu. Yasakları kaldıran, hukuku kuran, demokrasiyi genişleten bu çizgi, "Terörsüz Türkiye" hedefinin de gerçek zemini oldu. Terör, yasaklardan, eşitsizliklerden ve güvensizliklerden beslenir; biz ise sizin liderliğinizde adım adım terörün kaynaklarını kuruttuk. Kuruluşumuzdan beri hareketimizin ana ekseni olan "yasaksız ve demokratik Türkiye" idealini, siz tarihi öngörünüzle devletin kalıcı siyasetine dönüştürdünüz; vesayetin gölgesini dağıttınız, millet iradesinin önünü açtınız.""Kavga eden değil dinleyen bir devlet dili benimsedik"Sözlerine devam eden Tekin, "Dün, bir sanatçının Kürtçe şarkı söylediği için linç edildiği bir ülkeden; bugün TRT Kürdi’nin 24 saat yayın yaptığı, Kültür Bakanlığımızın Kürtçe eserler bastığı, okullarımızda Kürtçe ve Zazaca’nın seçmeli olarak okutulduğu, özel kurslarla öğretilmesinin serbest olduğu bir zemine geldik, hamdolsun. Kavga eden değil dinleyen bir devlet dili benimsedik; bu sayede adaletin sesi yükseldi, eşitlik zemini sağlamlaştı, toplumun devlete güveni tedricen arttı. Hiç şüphesiz bu hakikati büyüten güven, "Terörsüz Türkiye" ufkumuzun asıl dayanağıdır.""Türkiye’nin en büyük yatırımı, evlatlarına yaptığı yatırımdır eğitim, ortak aidiyetimizin mayasıdır"Eğitimin ortak aidiyetin mayası olduğunu vurgulayan Tekin,"Terörden arınmış, huzuru kökleşmiş, kalkınma iklimi güçlenmiş bir Türkiye’nin en büyük yatırımı, evlatlarına yaptığı yatırımdır. Eğitim, ortak aidiyetimizin mayasıdır; Türkiye Yüzyılı’nın en sağlam teminatıdır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak attığımız her adımla, "iyiliği kolaylaştıran, kötülüğü zorlaştıran" bir toplumsal düzen hedefliyoruz. Sağlıklı bir eğitim ekosistemi, özgür, huzurlu ve adil bir toplumsal ekosistemle birlikte var olur; biz de politikalarımızı bu bütünlük içinde kurguluyoruz. Malumunuz, bu anlayışın kurumsal karşılığı olarak Türkiye’nin kendi ufkuna yakışan en önemli adımlardan biri, geçtiğimiz yıl eğitim hayatımıza dâhil ettiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modelidir. Huzurlarınızda büyük bir memnuniyetle belirtmek isterim ki, Marif modelimiz, eğitimde çağdaş ve milli bir dönüşümün sembolü olarak tüm eğitim camiamızda derin ve güçlü bir karşılık bulmuş, daha şimdiden önemli başarılar elde etmemize imkan sunmuştur."Sözlerine devam eden Tekin, "Modelimiz, eğitimde sadece akademik performansı değil, aynı zamanda karakter gelişimini, ahlaki değerleri ve sosyal sorumluluğu da önceleyen anlayışıyla Türkiye Yüzyılı idealini muştulayan aydınlık bir geleceğin de rehberliğini sunmaktadır. Bu modelle evlatlarımızı değerleriyle güçlü, bilimiyle yetkin kılan; merakını bilime, emeğini üretime, enerjisini spora ve sanata yönlendiren güvenli bir öğrenme zemini kuruyoruz. Böylece milli ve manevi değerlerimizi, adalet duygusunu, emaneti koruma şuurunu, aile ve kültüre sadakati; dilimizin kudretini, tarihimizin hafızasını ve medeniyet birikimimizi birlikte büyütüyoruz" ifadelerini kullandı.İsrail’ilin zulmünü kınayan Tekin, "Geçtiğimiz yıl başlangıç dersini Çanakkale’den Gazze’ye vatan savunması teması ile başlatmıştık. Bugün bir rapordaki veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İsrail’in Gazze’deki zulmü neticesinde yaklaşık 20 bin çocuğumuz şehit oldu. Bunlardan en az bin tanesi bir yaşının altında. Rapordaki veriye göre yaklaşık 52 dakika da bir çocuk şehit ediliyor. İsrail’in bu zulmünü bir kez daha kınamak istiyorum" ifadelerini kullandı." Aile vurgusu ve yeşil vatan vurgusu"Bu yıl eğitim öğretim yılının başlangıç dersinde aile ve yeşil vatan vurgusu yapılacağını belirten Tekin, "Bu yıl iki ana kavramı eğitim öğretim yılının başlangıç dersini aldık. Aile vurgusu ve yeşil vatan vurgusu. Türkiye Yüzyılı’nın okullarını; yüreği vatan muhabbetiyle, zihni ilimle, vicdanı merhametle yoğrulmuş nesillerle buluşturana dek asla durmayacağız, asla geri adım atmayacağız.Bakan Tekin, "Biliyoruz ki bu toprakların dili de, ezgisi de, duası da birbirinin hasmı değil, hasletidir. Biz evlatlarımızı birbirinin diline, inancına, emeğine hürmetkâr yetiştireceğiz. Bilgilerini hikmete, becerilerini iyiliğe, hayallerini insanlığa faydaya çevirecekleri bir iklim kuracağız. Bilginin kıymetini, emeğin izzetini, merhametin kudretini büyüteceğiz. Sınıfta adaleti, okulda güveni, memlekette birliği tahkim edeceğiz. Şehitlerimizin hatırasını, öğretmenlerimizin fedakârlığını, analarımızın duasını baş tacı edip; evlatlarımızın ufkunu Türkiye Yüzyılı’nın ufkuyla birleştireceğiz. Zat-ı alilerinizin liderliğinde; aklı ilimle, kalbi değerle, yüreği vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir nesil için durmadan çalışacağız. Ne cehalete fırsat vereceğiz ne nifaka; ne emeği zayi edeceğiz ne umudu eksilteceğiz. Allah’ın izni, milletimizin duası, devletimizin kudretiyle bu yürüyüşü kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim gayretimizi bereketli, yolumuzu açık eylesin" dedi.
İletişim Başkanı Duran: "Orta Vadeli Program, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla uyumlu yol haritasıdır"
08 Eylül 2025 Pazartesi - 14:38 İletişim Başkanı Duran: "Orta Vadeli Program, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla uyumlu yol haritasıdır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Orta Vadeli Program, Türkiye Yüzyılı vizyonu ile uyumlu; güçlü, istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelecek için milletimizin yol haritasıdır. Tarımdan enerjiye, ihracattan turizme, üretimden arz güvenliğine, gayrimenkulden perakendeye kadar her alanda güçlü adımlar atılacak" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duran, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren programlardan biri olan OVP’nin ekonomik istikrar, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için güçlü adımlar içerdiğini belirtti. Programın yatırım, üretim ve ihracat odaklı bir stratejiyi öne çıkardığını ifade eden Duran, büyüme hedeflerinin 2026’da yüzde 3,8, 2027’de yüzde 4,3 ve 2028’de yüzde 5 olduğunu hatırlattı. "Enflasyonla kararlı mücadele edilerek tek haneli seviyelere kalıcı olarak inmesi, fiyat istikrarının sağlanması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve yapısal reformlarla Türkiye ekonomisi daha dirençli hale gelecektir." diyen Duran, OVP’nin Türkiye Yüzyılı vizyonu ile uyumlu olduğunu vurgulayarak, "Orta Vadeli Program, Türkiye Yüzyılı vizyonu ile uyumlu; güçlü, istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelecek için milletimizin yol haritasıdır. Tarımdan enerjiye, ihracattan turizme, üretimden arz güvenliğine, gayrimenkulden perakendeye kadar her alanda güçlü adımlar atılacak. Bu vizyon, sadece ekonomik değil; çevresel ve sosyal açıdan da daha adil ve kapsayıcı bir kalkınmayı hedefliyor." açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin daha güçlü bir geleceğe taşınacağını dile getiren Duran, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın açıkladığı 2026-2028 Orta Vadeli Program’ın ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
TBMM 22. Dönem Başkanı Bülent Arınç’tan Türk Kızılay’ına tebrik
08 Eylül 2025 Pazartesi - 14:08 TBMM 22. Dönem Başkanı Bülent Arınç’tan Türk Kızılay’ına tebrik TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç ve AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanlığını ziyaret etti. Arınç, Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından kapıda karşılandı. Ziyaret kapsamında Kızılay Manisa İl Merkezi binasını gezen Arınç, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci ve Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, kentte sürdürülen projeler ve sosyal yardım faaliyetleri konusunda ayrıntılı sunum yaptı. Bülent Arınç, özellikle "İyiliği Paylaş, Eğitime Destek Ol" kırtasiye kampanyası başta olmak üzere yürütülen çalışmalardan dolayı Türk Kızılay Manisa teşkilatını tebrik etti. Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, ziyaretin kendileri için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirterek, "TBMM Eski Başkanımız Bülent Arınç’a ve AK Parti Manisa Milletvekilimiz Sayın Ahmet Mücahit Arınç’a nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Türk Kızılay olarak her zaman iyiliği çoğaltmak, ihtiyaç sahiplerine umut olmak için çalışıyoruz. Bu yolda milletimizin desteğiyle daha da güçlü adımlar atmaya devam edeceğiz." Öte yandan, Türk Kızılay Gönüllüsü olan AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç’a, Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci ve Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel tarafından, Kızılay Gönüllü yeleği takdim edildi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz: "CHP’nin C’si de Halk’ı da kalmadı"
08 Eylül 2025 Pazartesi - 13:37 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz: "CHP’nin C’si de Halk’ı da kalmadı" Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Elazığ’da düzenlenen toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, "Ben Cumhuriyet Halk Partisi için artık bir parti olmadığını düşünüyorum. Onun C’si çoktan gitti, cumhurla alakası yok, halkla da yok" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz’un katılımıyla AK Parti Elazığ İl Başkanlığında toplantı yapıldı. Toplantıya, Genel Başkan Yardımcısı Yavuz’un yanı sıra AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ile gazeteciler katıldı. Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. "Maalesef Türkiye’de yeniden o krizli kaoslu kargaşalı günler adeta geri gelsin isteniyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri doğrultusunda çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini ifade eden Genel Başkan Yardımcısı Yavuz, "Bizim dur durağımız yok, çünkü biz cumhurbaşkanımıza bakıyoruz ve onun ayak izlerine bakarak yolumuza devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın istirahat yok, rahat yok, dur durağı yok. İlk günden bugüne Türkiye için daha fazla ne yaparım diye bir uğraşın içinde, böyle geceli gündüzü uğraşmasının sonucunda da Türkiye’de gerçekten çok güzel tablolar söz konusu oldu. Hep birlikte çok ilkler, yenilikler ve güzellikler yaşadık. İşte bu ilklerin, güzelliklerin, yeniliklerin devam etmesi için cumhurbaşkanımız başımızda ve biz de sıra dağlar gibi onun yanında, arkasında bulunmak suretiyle var gücümüzle gece gündüz çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Bu çalışmalar sonucunda Türkiye’de birçok olmaz iş denilen oldu, birçok pranga kopartıldı, zincirler yerinden sökülüp atıldı ama yapacağımız çok daha fazla işin olduğunu özellikle CHP’ye bakarak anlıyoruz. Hakikaten bir CHP resmi ortaya çıktı, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır partiler, partiler olmasa demokrasilerden bahsedemezsiniz ama parti olacak mesela, böyle bir günde tam da söze buradan başlamak istemezdim ama bir kısım partiler sözüm ona, özellikle CHP’yi kastederek söylüyorum, parti olmayınca hakikaten birtakım handikaplar da peşinden geliyor. Mahkemeler karar veriyor ama CHP ben onu tanımam diyor, birtakım isimler görevlendiriliyor ama CHP asla onu binaya sokmam diyor. Hukuk devleti, hukuk devleti derken bir anda hukukun karşısına dikilmeye başlıyor. Maalesef Türkiye’de yeniden o krizli kaoslu kargaşalı günler adeta geri gelsin isteniyor ve biliyor musunuz daha yeni İzmir’de bir polis merkezi taranıyor ve iki polisimiz şehit oluyor. Türkiye’yi bu kadar germenin, bu kadar tahrik etmenin, manipüle etmenin anlamı yok. Biz o yüzden çok daha yaşanabilir, müreffeh, kardeşlik ruhunun hakim olduğu ortamların teşekkülü için de uğraşıyoruz. Biz onun için Türkiye yüzyılı dedik, biz onun için terörsüz Türkiye dedik, onun için kardeşlik daha da derinleşsin, kökleşsin, çok daha kalıcı olsun Türkiye’de diye istiyoruz. Bu anlamda da yollardayız ve onun için de uğraşıyoruz" dedi. "CHP’nin, C’si çoktan gitti, cumhurla alakası yok, halkla da yok, parti de postrit anlamına geliyor" CHP’nin hukukun karşısında bir tavır aldığını ifade eden Yavuz, " Emin olun Türkiye, bugüne geldiğimiz bu sürece kadar çok önemli süreçlerin içerisinden geçti ve çok büyük badireler atlattık. Mesela 2000’li yıllardan sonraya bir bakın. Nelerle uğraşmışız azıcık bir bakalım. Bizim çok büyük enerjimiz iç mücadelelerle geçmiş. Hatırlayın, gezi olayları değil mi? 17-25 Aralık süreçte, 15 Temmuz hadisesi ve benzeri çok şey var. Töreyle uğraşmışız, FETÖ ile uğraşmışız, CHP ile uğraşmışız, uğraşmaya da devam ediyoruz. Dışarıyla uğraşmışız. Biz sadece hava savunma sistemi anlamında S-400 aldığımız günlerde yaptırımlarla karşılaşmışız. Sonra gezi olayı olmuş, ağaçlar bahane edilmiş, yok öyle bir şey dedikleri kabilden bir şey olmamasına rağmen ağaçlar bahane edilmiş ve kurdukları komite geriye adım atmalarının şartı olarak nükleer santrallerin ortadan kalkmasını istemişler. Üçüncü havalimanı ortadan kalksın demişler. Üçüncü köprü yapılmasın demişler. Anlayabiliyor musunuz ne olduğunu. S-400 almayın diyenler acaba Türkiye’nin nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalsın istiyorlardı. Nükleer santraller kurulmasın, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı yapılmasın diyenler, hatta bunun için türlü türlü yalanlar söyleyenler. Ben Cumhuriyet Halk Partisi için artık bir parti olmadığını düşünüyorum. Onun C’si çoktan gitti, cumhurla alakası yok, halkla da yok, parti de postrit anlamına geliyor. O da Binali Yıldırım başkanımızdan alıntıyla söylüyorum, yalanın siyaseti anlamına geliyor. Onun için bütün bu atraksiyonlar ve manipülasyonların maalesef merkezinde tam da CHP var. İşte CHP gibi bir iktidarın Türkiye’ye gelip yeniden krizli kaoslu kargaşalı günler söz konusu olmasın diye, bizi hukuk devleti olma yolundan vazgeçirilmeyelim diye, yeniden ihtilallerin, darbelerin, krizlerin, kaosların, kargaşaların ve bir takım manipülasyonların, dezonformasyonların içinde ne yaptığını bilmeyen bir Türkiye resmi ortaya çıkmasın diye bizim daha çok çalışmamız gerekir diye düşündük. Onun için cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yollardayız" şeklinde konuştu. "CHP, sandıktan ümidini kesince ihtilallere bel bağlamaya başlıyor" Yavuz, "Sonuçta bu CHP 1940-50’ye geldiğinde iktidar kaybediyor. 1946’da çok partiyle hayata geçtik ama orada hala çok şey değişmemiş. Çünkü 1946 seçimlerinde hala efendim açık oy, gizli sayım devam ediyor. Bu tersine döndü. Yani gizli oy, açık tasnifin olduğu ilk seçim 1950 seçimi ve CHP kaybediyor. CHP 1950’de bu seçimi kaybedince diyor ki olsun 1954 gelecek ve geri alacağız, alamıyor. Ondan sonra 1957’de bir seçim oluyor şimdi alacağız diyor yine alamıyor ve CHP ümidini kesiyor. CHP’nin sandıktan ümidini kesme tarihi 1957’dir. Sandıktan ümidini kesince ihtilallere bel bağlamaya başlıyor ve 1960 ihtilali geliyor. 61 İhtilal Anayasası’na da sindiriyor. CHP öyle bir mekanizmayı Türkiye’de oluşturmak istiyor ki sandıkta iktidarı ele alamasa geçiremese bile iktidar gibi davranabileceği bir kurgunun oluşmasının zemini oluşturmaya çalışıyor. Diyorum ki bir heveslendi bir ara sonra olmadı. Birbirlerine düştüler. Bir parti düşünün. Son yüzyılın yolsuzluğu söz konusu. Az dön bak, neler oluyor neler. Kimseyi hiç suçlama. Açılan davalar var. Bizi hiç ilgilendirmiyor. Bana ne Kemal Kılıçdaroğlu olacak. Özgür Özel mi olacak. Başkası mı olacak CHP’nin başına. Bizi ne ilgilendiriyor. Birbirinden farkı yok zaten. CHP’lilerin kendisi davaları açıyorlar. Diyorlar ki delegenin oyunu alma karşılığında evler, arabalar, telefonlar, işe girmeler verildi. Geleceğe ilişkin siyasi vaatlerde bulunuldu. CHP’nin kendi üyeleri halen büyük delege üyesi olan kişiler bu durumu ortaya koydu. Şimdi şikayet eden veya dava açan CHP. Tanıklıkta bulunan, itirafta bulunan, yolsuzluğu yapan CHP. Kardeşim dön içine bir bak. Kararı veren mahkeme sen polisten ne istiyorsun veya hani hukuk devleti ya burası. Sen de bunun böyle olmasını istiyorsun. Hukuk devleti istiyor. 45. Asli Hukuk Mahkemesi’ydi sanıyorum. Karar veriyor yerden yere vuruyorsun. Yüksek seçim kurulu karar veriyor ha böyle diyorsun. Senin lehine bir şey çıktığında ha böyle. İşin merkezinde görüyor kendini" diye konuştu.