POLİTİKA
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 22:17 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:17 Bakan Uraloğlu: "Tokat-Niksar yolundaki tüm çalışmalarımızı 2027 yılında tamamlamayı hedefliyoruz" Yapımı devam eden Tokat-Niksar Karayolu’nda incelemelerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Projenin tamamlanmasıyla zamandan 1,3 milyar TL akaryakıttan 200 milyon TL olmak üzere yıllık toplam 1,5 milyar TL tasarruf sağlayacağız. Araçların geçişinden kaynaklı karbon emisyonu 10 bin 200 ton azaltarak doğamızı ve çevremizi koruyacağız" dedi. Bir dizi temaslarda bulunmak üzere havayolu ile Tokat’a geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, havalimanda il protokolü tarafından karşılandı. 2013 yılında Doğuş ve YDA firmaları ortaklığı ile yapımına başlanan ve toplam 49 kilometrelik güzergahı kapsayan Tokat-Niksar karayolu projesinin şantiyesinde incelemelerde bulunan Uraloğlu, "Son günlerde ilimizde etkili olan aşırı yağışlardan kaynaklı sel ve heyelan afetleri nedeniyle tüm Tokatlı hemşerilerimize ve bölgemize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah’a şükür, ilgili kurumlarımızın aldığı önlemler ve vatandaşlarımıza yapılan zamanlı uyarılar sayesinde can kaybı yaşanmadı. Son 24 yıl içinde Tokat’ın ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 73 milyar TL yatırım gerçekleştirdik. 16 km olan bölünmüş yol uzunluğunu 311 kilometreye yükselttik. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu da yine 16 kilometreden 330 kilometreye ulaştırdık. Tokat-Turhal-Amasya yolu, Tokat-Çamlıbel yolu, Aybastı-Reşadiye yolu Tokat Havalimanı Kavşağı ve bağlantı yolu ile Tokat çevre yolu gibi çok önemli karayolu projelerini tamamladık. Şu anda da bir araya geldiğimiz Tokat Niksar yoluyla birlikte Turhal- Zile- 6’ncı hududu yolu, Korgan- Çamiçi yolu, Amasya- Turhal arası ikmali gibi 7 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz" dedi. Projenin tamamlanmasıyla Akdeniz Karadeniz’e bağlanacak Çamlıbel tüneli ihalesini yaptıklarını da hatırlatan Bakan Uraloğlu, "Yılların hikayesi Çamlıbel Tüneli’nin ihalesini de yaptık. Yakında yapım çalışmalarına başlayacağız. Bir araya geldiğimiz Tokat- Niksar yolu özellikle Sivas-Yıldızeli, Tokat-Niksar-Akkuş-Ünye hattı üzerinden ülkemizin kuzey-güney akslarını birbirine bağlayan, bölgenin Karadeniz’e bağlanması noktasında çok önemli bir güzergah. Akdeniz-Karadeniz bağlantısı sağlayacak çok önemli bir yol. Mersin’e kadar uzanan lojistik bir koridordan bahsediyoruz. Tokat-Niksar yolumuz 49 km uzunluğunda, 2 gidiş 2 geliş şeritli bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında projelendirdik. Proje kapsamında; bin 440 metre uzunluğunda 1 adet aç-kapa tüneli, toplam 291 metre uzunluğunda 5 çift köprü, 102 metre uzunluğunda 2 tek köprü ve 53 metre uzunluğunda 1 adet farklı seviyeli kavşak ile modern mühendisliğin en güzel örneklerinden birini inşa ediyoruz. Bugüne kadar çok önemli aşamaları geride bıraktık. Yolun 38,1 kilometrelik kesimini tamamlayarak trafiğe açtık. Tüm köprü imalatlarımızı bitirdik. Dönekse farklı seviyeli kavşağını hizmete aldık. Bin 440 metre uzunluğundaki aç-kapa tünelimizin ise bin 333 metresini tamamladık. Kalan kısımlardaki çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Tokat-Niksar yolundaki tüm çalışmalarımızı ise 2027 yılında tamamlamayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Yıllık toplam 1,5 milyar TL tasarruf sağlayacağız" Projenin tamamlanmasıyla yolun 45 dakikadan 25 dakikaya ineceğini söyleyen Bakan Uraloğlu, "Yaklaşık 54 kilometre olan mevcut yol 5 kilometre hız alarak seyahat süresini ortalama 45 dakikadan 25 dakikaya indireceğiz. Zamandan 1,3 milyar TL akaryakıttan 200 milyon TL olmak üzere yıllık toplam 1,5 milyar TL tasarruf sağlayacağız. Araçların geçişinden kaynaklı karbon emisyonu 10 bin 200 ton azaltarak doğamızı ve çevremizi koruyacağız. Ayrıca Orta Karadeniz’i İç Anadolu’ya, Akdeniz’e ve Güneydoğu Anadolu’ya, hatta Suriye sınır kapılarına ve Ortadoğu’ya kesintisiz bağlayarak bu yolumuzla ulusal ve uluslararası arterleri güçlendirerek bölgenin ticaret ve turizm hacmini arttıracağız. Dönekse geçişi başta olmak üzere zorlu kesimlerde kış aylarında yaşanan kar ve buzlanma sorunlarını tarihe karıştıracak, yıl boyunca güvenli, konforlu ve kesintisiz ulaşım imkanı sunacağız" dedi.
Saadet Partisi Lideri Arıkan, Malezya’ya gidiyor
12 Eylül 2025 Cuma - 11:02 Saadet Partisi Lideri Arıkan, Malezya’ya gidiyor Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, D-8 Teşkilatı’nın kurucu ülkelerinden Malezya’ya gidiyor. Arıkan, ülkenin 74 yıllık geçmişe sahip partisi PAS’ın kongresine katılarak burada bir konuşma yapacak. Arıkan’ın Malezya temaslarında en önemli gündem başlıklarından birisi, Gazze’deki soykırım olacak. Malezya aynı zamanda Küresel Sumud Filosu’nun en önemli paydaşlarından birisi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bir dizi temas için Malezya’ya gidiyor. Arıkan, 74 yıllık geçmişe sahip Malezya İslam Partisi’nin (PAS), 15 Eylül Pazartesi günü gerçekleştirilecek kongresine katılacak. Kongrede konuşma yapacak olan Arıkan, İsrail’in Gazze’deki soykırımının durdurulması ve bölgeye insani yardımın ulaştırılması için somut yaptırımlar uygulanması, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu’na İslam ülkelerinin güç birliğiyle destek vermesi gerektiğini vurgulayacak. Arıkan ayrıca, Güneydoğu Asya ve farklı bölgelerden Müslüman liderleri, akademisyenleri ve insani yardım kuruluşlarını, Filistin meselesi ve diğer ortak sorunlar konusunda bir araya getirmeyi amaçlayan MUNIF 2025 (Muslim Ummah İnternational Forum) forumuna katılacak. Milli Görüş Lideri merhum Necmettin Erbakan tarafından temelleri atılan D-8 Teşkilatı’nın kurucu üyelerinden olan Malezya, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu’na destek veren ülkelerin başında geliyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın, ziyaret kapsamında Malezya hükümet yetkililerinin yanı sıra, STK temsilcileri, akademisyenler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yapması bekleniyor. Arıkan’a Malezya programında, Saadet Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya eşlik ediyor.
CHP Genel Başkanı Özel: "Merkezi hükümetle yerel yönetim birbirinin düşmanı değildir"
11 Eylül 2025 Perşembe - 23:06 CHP Genel Başkanı Özel: "Merkezi hükümetle yerel yönetim birbirinin düşmanı değildir" Sancaktepe Belediyesi tarafından düzenlenen açılış programına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Merkezi hükümetle yerel yönetim birbirinin düşmanı değildir. O ülke çağdaş bir ülkeyse onlar birbirinin destekçisidir" dedi. Sancaktepe Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan 11 projenin açılışı ve 11 yeni projenin temel atma töreni düzenlendi. Toplam 22 projeyi kapsayan programa Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Tören, Abdurrahman Gazi Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde bulunan Samandıra Atatürk Parkı’nda gerçekleştirildi. CHP Genel Başkanı Özel, siyasette verilen sözlerin tutulmasına çok önem verdiğini ifade ederek, "Ben siyasette tutarlılığa, verilen sözlerin tutulmasına, fikri takibe çok önem veriyorum. O gün demiştim ki ‘Siz Sancaktepe’yi Alper Yeğin’e teslim edin. Ona inanın. Biz arkasında duracağız. Ekrem Başkan arkasında duracak. Birlikte çalışacaklar. Biz de inşallah Sancaktepe’ye sık sık geleceğiz. Temeller atacağız. Kurdeleler keseceğiz.’ Bugün 11 Eylül ve bugün 11 tane temel atmaya geldik. 11 tane de daha önce temelini attığımız eseri, hizmet binasının açılışını yapmaya geldik. Bu son derece kıymetli bir durum" diye konuştu. "Parti içinde, parti dışında seçilmemiş kimseye hürmetimiz yoktur" Özel, parti içinde, parti dışında seçilmemiş kimseye hürmetlerinin olmadığına değinerek, "Karşımızda Samandıra Rıza Yıldız Polis Merkezi var. Orada çalışan kahraman polislerimizi saygı ile selamlıyorum. Rahmetli şehidimizi bir kez daha rahmetle, minnetle anıyorum. Yarım kalan bir polis merkezinin tamamlandığı, diğer polis merkezinin belediyemiz tarafından yapıldığı notlarda vardı, arkadaşlara sordum. Nerede bir ihtiyaç varsa, orada bu ihtiyaçların giderilmesi, aile sağlığı merkezlerinin yapılıp Sağlık Bakanlığı’na verilmesi doğru işlerdir. Merkezi hükümetle yerel yönetim birbirinin düşmanı değildir. O ülke çağdaş bir ülkeyse onlar birbirinin destekçisidir. Biz Sancaktepe’de kaç seçim kaybettik, kusuru kendimizde aradık. Kimseye yük yüklemedik. Sancaktepe’ye küsmedik. ‘Doğru aday’ dedik, Alper Başkan’ı çıkardık. Seçimi kazandık. Parti içinde, parti dışında seçilmemiş kimseye hürmetimiz yoktur. Sandığı biz getirdik, biz sahip çıkacağız" şeklinde konuştu. "Bin beş yüz öğrencimize 18 bin lira burs vereceğiz" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin ise bin beş yüz öğrenciye 18 bin lira burs vereceklerinin müjdesini vererek, " Genel Başkanım, 31 Mart’ta göreve geldiğimiz günden bu yana, Sancaktepe’de halkımıza ne söz verdiysek, bir bir yerine getirmek için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Öncelikle seçim beyannamemizi stratejik planımıza uyumlu hale getirmek amacıyla 19 mahallemizde toplantılar düzenledik, stratejik plan çalışmaları gerçekleştirdik. Bu süreçte toplumun tüm kesimlerini; siyasi partileri, meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşlarımızı dahil etti. Görev sürecimizin 9’uncu ayında, sizlerin ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın katılımıyla 15 projemizin temel atma törenini gerçekleştirmiştik. Bugün ise yine 11 projemizin temelini atıyor, 11 projemizin de açılışını yapıyoruz. Göreve geldiğimizde Sancaktepe İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı 0,5 metrekareydi. Biz, bunu minimum 5 yıl içerisinde 1 metrekareye çıkaracağımızı, yani iki katına yükselteceğimizi söylemiştik. Bugün 18 aylık süreçte, Sancaktepe’ye 150 bin metrekare yeni yeşil ve spor alanı kazandırdık Sayın Genel Başkanım. Çocuk gelişim merkezlerimizde ve gençlik merkezlerimizde binlerce öğrencimiz eğitim alıyor. Sadece geçtiğimiz yıl üç bin evladımıza eğitim desteği sunduk. Bunlardan bin yüz öğrencimiz, hayalini kurdukları üniversitelere girme başarısı gösterdi ve kayıtlarını yaptırdı. Geçen yıl bin yüz öğrencimize 12 bin 500 lira burs desteği sağlamıştık. Bugün burada müjdesini paylaşıyorum: Önümüzdeki dönemde hedefimiz, bin beş yüz öğrencimize 18 bin lira burs vereceğiz" şeklinde konuştu.
AK Parti Kadın Kollarından Beykoz’da "şifa ve bilgelik" buluşması
11 Eylül 2025 Perşembe - 22:17 AK Parti Kadın Kollarından Beykoz’da "şifa ve bilgelik" buluşması AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Sağlık Politikaları Başkanlığı koordinesinde, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, AK Parti Beykoz İlçe Kadın Kolları üyeleri İbn-i Sina Haftası etkinlikleri kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Sağlık Politikaları Başkanlığı koordinesinde, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde ve İstanbul’un 39 ilçesinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen İbn-i Sina Haftası etkinlikleri çerçevesinde Beykoz’da AK Parti İlçe Kadın Kolları üyeleri vatandaşlarla buluştu. Etkinlikte, İbni Sina’nın "tabiatın şifa dolu kaynakları"na vurgu yapan yaklaşımına atıfla baharat keseleri dağıtıldı, kızılcık ve reyhan suyu ikram edildi. Ayrıca Osmanlı şerbetleri, gül lokumu ve lavanta, kekik gibi şifalı bitkiler vatandaşlara sunuldu. Programda, İbni Sina’nın tıp, astronomi, matematik ve felsefe alanındaki mirasına dikkat çekildi. Buhara’da doğup 18 yaşında dönemin önde gelen hekimlerinden biri kabul edilen İbni Sina’nın "El-Kanun fi’t-Tıbb" ve "Kitabü’ş-Şifa" gibi eserlerinin yüzyıllardır üniversitelerde ders kitabı olarak okutulduğu hatırlatıldı. "Vatandaşlarımızın ilgisi bizi mutlu etti" Beykoz İlçe Kadın Kolları Başkanı Nursel Şahin, "İbni Sina, tıbbın hükümdarı olarak bilinen, birçok alanda öncü bir bilim insanı. Biz de bu hafta kapsamında Osmanlı şerbetleri ve şifalı bitkilerimizi misafirlerimize ikram ediyoruz. Vatandaşlarımızın ilgisi bizi mutlu etti. Hem İbni Sina’dan bahsediyoruz hem de sağlıklı yaşamın önemini vurguluyoruz" dedi.
DMM’den "ormanlar imara açılıyor ve Antalya Kalesi satılığa çıkarıldı" iddialarına yalanlama
11 Eylül 2025 Perşembe - 21:07 DMM’den "ormanlar imara açılıyor ve Antalya Kalesi satılığa çıkarıldı" iddialarına yalanlama Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), "Ormanlar imara açılıyor" ve "Antalya Kalesi satılığa çıkarıldı" şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı basın organlarında ve sosyal medya mecralarında yer alan ‘Ormanlar İmara Açılıyor, Yangınlar Bitti, Sıra Otellerde’ ve ‘İktidar, Antalya Kalesi’ni de satılığa çıkarttı’ şeklindeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm yatırımlarına tahsis edilen alanlar, orman vasfını yitirmiş kamu taşınmazları olup yanan orman alanlarının imara açılması kesinlikle söz konusu değildir. Anayasa’nın 169’uncu maddesi uyarınca ’yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir’ ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre de yanan alanların orman sınırları dışına çıkarılması mümkün değildir. Ayrıca, Antalya Kaleiçi’nde yer alan tarihi kale burcunun satılığa çıkarıldığı yönündeki iddialar da doğru değildir. Kültürel varlık içeren alanlarda, koruma kurullarının onayı olmadan herhangi bir yapılaşmaya veya satışa izin verilmesi mümkün değildir. Yapılan tahsisler ise kültürel mirasın korunması, sürdürülebilir turizm ve kamu yararı esasları çerçevesinde yürütülmektedir. Tüm bu işlemler, ilgili kurumların denetiminde planlı turizm politikaları çerçevesinde hayata geçirilmektedir. Habere konu olan alan ise 20 yıldır konaklama tesisi olarak işlev görmektedir. Alanın tahsis süresi dolması nedeniyle yeniden tahsis ilanı verilmiştir. Yeni bir alanın tahsise çıkılması ya da surların satılması söz konusu değildir. Kamuoyunun resmi açıklamaları dikkate alması, dezenformasyon içeren paylaşımlara itibar etmemesi önemle rica olunur" ifadelerine yer verildi.
DEM Parti’ten CHP Genel Başkanı Özel’e ziyaret
11 Eylül 2025 Perşembe - 19:57 DEM Parti’ten CHP Genel Başkanı Özel’e ziyaret DEM Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, partisinin Sarıyer’deki binasında ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılmasının ardından CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi’ne çevrilen binaya geldi. Bir süre sonra DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Özel’i ziyaret etti. Ziyaretin ardından yaptığı açıklamada Bakırhan, "Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma içerisinde olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bizler yıllardır demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesi veriyoruz. Biz değerleri savunan bir partiyiz, değerleri savunmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Özel de, "İstanbul İl Kongresi iptal davası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, bütün yargılama süreçlerinden sonra, duruşma süreçlerinden sonra, bugün kesin karara bağlandı ve esastan reddedildi. Burada 15 gün önce açılmış. Birinci kural; aynı konuda iki mahkeme varsa, ilk açılanda birleştirilir. Zaten İstanbul’da olması mümkün değil, Ankara’ya yollaması lazım. Hukuk yolu tüketildi ve mahkeme kesin karar verdi. Şimdi olması gereken; biz kararı 45. İstanbul Asliye’ye de gönderiyoruz, getiriyoruz, veriyoruz. Karar olduğu için tedbirin ortadan kalkmasıdır. Çünkü tedbir, karara kadar konulan bir tedbirdir. Orada bir mahkeme kararı var" şeklinde konuştu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda sendikalar dinlendi
11 Eylül 2025 Perşembe - 19:04 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda sendikalar dinlendi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, sekizinci toplantısını düzenledi. Komisyon, sekizinci toplantısında sendikaları dinledi. Memur Sen Başkanı Ali Yalçın, terörün sadece güvenliği değil, toplumun sosyal barışının, kamu hizmetlerinin düşmanı olduğunu belirterek, Terörsüz Türkiye vizyonunun toplumsal sözleşme olduğunu söyledi. Yalçın, "Hepimizin ortak meselesidir. Bu süreci toplumsallaştırmak, sivil toplum örgütlerini paydaş kılmak, yeni ve sivil bir anayasa ile taçlandırmak, Türkiye Yüzyılı’nın ön koşuludur. Memur Sen olarak sürece ilişkin dikkat edilmesi gereken birkaç hususun altını çizmek istiyorum: Süreç, özgürlük, adalet, demokrasi ve milli birlik temelinde yürütülmelidir. Sivil toplum kuruluşları sadece dinlenen değil, gerçek anlamda sürecin paydaşı kılınmalı, yalnızca bir defaya mahsus görüş alınmamalıdır. Devlet kuşatıcı ama kararlı olmalı; terörü cesaretlendirecek hiçbir adım söz konusu olmamalıdır. Çözüm sürecinde, tüm iyi niyet ve çabalara rağmen yaşanan olumsuzlardan ders çıkarılmalı; sürecin sabote edilmesine ve sekteye uğratılmasına karşı ihtiyatlı olunmalıdır. Yeni ve sivil bir anayasa yapılmalı; toplumun bütün kesimlerini kapsayan toplumsal sözleşme oluşturulmalıdır. Terörün mağdur ettiği vatandaşlarımızın acısı politize edilmemeli, toplumsal vicdanın ortak paydası olmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye Kamu Sen Başkanı Önder Kahveci de, Terörsüz Türkiye’de kamu hizmetlerinin kalitesinin de artacağına işaret ederek, "Terörün ortadan kalkması ile birlikte Doğu, Güneydoğu, Anadolu’nun sadece kamu hizmetleri açısından değil, sosyal ve ekonomik gelişim açısından cazibe merkezlerine dönüşmesi mümkün olacak. Bu dönüşüm bölgenin daha homojen bir kimyaya sahip olmasına terör nedeniyle bölgeden göç eden halkın da yeniden memleketlere dönebilmelerinin imkanını sağlayacak. Bu nedenle ulaşılacak huzur ve güven ortamının en büyük kazanımı yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda Türkiye’nin her köşesinde eşit hizmet alma hakkının korunması ve devlet vatandaş bağrının güçlenmesi olacak. Türkiye’nin mevcut yaklaşımı geçmişleri evlerinden ders alarak çok güvenlik mimari inşaatçı çabasının bir yansımasıdır. Tarihsel sürecin terör sadece evlatlarımızı elimizden almadı. Aynı zamanda ekonomi kayıtlarımızı, kaynaklarımızı tüketti" diye konuştu. KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise, "Kürt sorunu etkilediği coğrafya itibarıyla bir kilit noktasındadır. Bu sorunun halının altına süpürülmesi daha ciddi ve ağır bedeller doğuracaktır. Çözüm de köklü ve kapsayıcı olmak zorundadır. Bu sorun bir halkın kendini ifade etme ve eşit yurttaşlık temelinde birlikte bir yaşam kurma idealini sağlayacaktır. Ülkemiz sadece tarihsel bir fırsatı yitirmekle kalmayacak aynı zamanda daha derin bir krizin içine sürüklenecektir. KESK, bu tarihsel sorumluluğu bir görev bilinciyle yerine getirmeye çalışacaktır. KESK aynı zamanda bu topraklarda emekçilerin tüm kimlik ve inançlarıyla birlikte emek mücadelesine de eşit statüde kendisini ifade edebildiği eşit ve özgür bir yaşam idealidir" şeklinde konuştu. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz de şöyle konuştu: "Uygulanabilir, somut ve kısa-orta-uzun vadede yapılacakların belirlendiği, tarafların üzerinde hemfikir olduğu, sivil toplum, emek ve meslek örgütlerinin, aydınların katkı sunduğu bir eylem planı çıkarılmalı; öncelikli yapılması gerekenler hemen hayata geçirilmelidir. Emek, insan hakları, demokrasi ve laiklik ekseninde hukuk devleti ile özdeş temel ilkeler ortaya konmalıdır. Soruna ilişkin tartışmanın toplumun geniş kesimlerine yayılması için her türlü çözüm önerisinin dile getirilebileceği özgür bir ortam sağlanmalıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğünü yoruma yer bırakmayacak netlikte teminat altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır. Vatandaşlık tanımı, evrensel hukuk normları ile uyumlu, eşitlikçi ve özgürlükçü bir perspektife dayanmalıdır. Bu çerçevede herhangi bir etnik kimliğe imtiyaz ya da kutsiyet tanımaksızın ortak Türkiyelilik kimliği öne çıkartılmalı ve yurttaşlık tanımı anayasal güvence altına alınmalıdır. Siyasi Partiler Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Yükseköğretim Kanunu, Basın Kanunu ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu olmak üzere temel hak ve özgürlüklere ilişkin yasalar yeniden düzenlenmelidir." TÜRK-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, terörün sadece canları değil toplumsal barışı da baltaladığını söyleyerek, "Fabrikaların kurulmasına, iş sahalarının açılmasına ayrılacak kaynaklar, terörle mücadeleye yönlendirilmek zorunda kalmıştır. TÜRK-İŞ üyesi işçiler de çalıştıkları şantiye ve tesislerde saldırıların hedefi olmuş, buna rağmen görevlerini aksatmadan sürdürmüşlerdir. Bu noktada özellikle vurgulamak isteriz: Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, milletimizin birliği ve beraberliği kırmızı çizgimizdir. Bölünmez bütünlüğümüz sadece bir yönetim modeli değil, bu topraklarda barış ve kardeşliğin en güçlü teminatıdır. Bu vesileyle ifade etmeliyim ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları milletimizin ortak mücadeleyle çizdiği, bedelini şehitlerimizin kanıyla ödediği kutsal sınırlardır. Bu sınırlara yönelen her tehdit, yalnızca bir coğrafyaya değil, bin yıllık bir tarihe ve ortak geleceğimize yöneliktir" diye konuştu. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu da, "Tüm sorunların demokrasi yoluyla çözülebileceğine inanıyoruz. Bu temelde, emek mücadelesi ile demokrasi mücadelesini birbirinden ayrı görmüyor; ’Demokrasi işçinin ekmeğidir’ diyerek emeğin ve demokrasinin aynı mücadele sahasında birleştiğini vurguluyoruz. Geçmişte benzer umutlarla başlayan ancak olumsuz sonuçlanan süreçler yaşadık. Ama şimdi başarabiliriz, başarmalıyız. Geçmişteki hataların tekrar etmemesi, toplumun barışa olan inancının korunması, sürecin tüm aşamalarında açıklık ve güven sağlanması hepimizin ortak sorumluluğudur. Geniş bir toplumsal mutabakatla, sakin, özgür ve yapıcı bir tartışma ikliminde sorunları daha kolay aşacağımız açıktır. Bu nedenle TBMM kapsamında böyle bir komisyonun oluşturulmasını anlamlı buluyor ve destekliyoruz. TBMM’deki bu komisyonun toplumsal karşılığını da oluşturmak gerekmektedir. Bu toplumsal karşılık, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ile oluşturulabilir. Öte yandan barış ve demokrasi birbirinden ayrı düşünülemez. Demokrasiyi kazanmak için barışta, barışı kazanmak için de demokraside ısrarcı olmak zorundayız. Demokrasinin en asgari koşulu ise, seçme ve seçilme hakkına saygıdır; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır; sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Demokrasinin diğer koşulları ise çoğulculuğa saygı, ifade özgürlüğü, örgütlü toplum ve bağımsız yargıdır. İçinden geçtiğimiz süreçte bu başlıklarda karşı karşıya kaldığımız sorunlar ortadadır" ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi’nin ayrıntılarını açıkladı
11 Eylül 2025 Perşembe - 18:55 Bakan Kurum, Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi’nin ayrıntılarını açıkladı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 81 ilde faizsiz ev, iş yeri ve araç satın alma sistemi "Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi"nin lansmanına katıldı. Türkiye’nin kamu bankalarından Emlak Katılım’ın iştiraki olarak kurulan Emlak Katılım Tasarruf Finansman A.Ş. ile Türkiye’de ilk kez bir kamu bankası, tasarruf finansman sektörüne katıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da düzenlenen Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi Lansman Programı’nda yaptığı konuşmada, "Bugün burada; devlet güvencesi olan, faizsiz çözümler sunarak; insanımızı ev, araba ve iş yeri hayallerine ulaştıracak çok güçlü bir adım atıyoruz. Uzun dönemli bir çalışmanın ürünü olan, Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi’mizi aziz milletimize kazandırıyoruz. Vatandaşımıza sunduğumuz bu yeni sistemle, bir ilki gerçekleştiriyor; Türkiye’de ilk kez bir kamu bankası, yani Emlak Katılım Bankası olarak, tasarruf finansman sektörüne giriyoruz" ifadelerini kullandı. Bakanlık olarak kentsel dönüşüm ve konut hamleleriyle vatandaşın yanında olduklarını belirten Bakan Kurum, "Ailelerimiz için güzel evlerde çocuklarını büyütmenin, esnafımız için kira derdi olmadan o hayal ettiği iş yerine sahip olmanın, hayalini kurdukları arabayla seyahat etmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle de vatandaşlarımızı devlet güvencesiyle hayallerine kavuşturmak için var gücümüzle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışıyor, bütün yolları açıyor, bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Basitçe ifade edilmesi gerekirse ‘Herkesin başında çatısı, altında arabası, bereketli bir dükkanı’ olsun istiyoruz" diye konuştu. "Bu sistemde kesinlikle faiz yoktur, doğrudan doğruya devlet güvencesi vardır" Bakan Kurum, yeni sistemin ayrıntılarını şu ifadelerle açıkladı: "Her şeyden önce; bu sistemde kesinlikle faiz yoktur, doğrudan doğruya devlet güvencesi vardır. Bu sistemde, öncelikle katılımcılar Emlak Katılım Tasarruf Finansman güvencesiyle bir araya gelecek. Her vatandaşımız, kendi bütçesine uygun taksitlerle tasarruf yapacak. Vatandaşımız Emlak Katılım şubelerine gidecek. Faizsiz Finansman modeliyle satın almak istediği ev, araç veya iş yeri için aylık taksit miktarını kendi bütçesine göre belirleyecek. Burada vatandaşımıza iki model sunacağız. Birinci modelimizde; Çekiliş Sistemi olacak. Yani her ay noter huzurunda düzenli olarak yapacağımız çekilişlerle, sırası gelen katılımcılara finansman desteği sağlayacağız. İkinci modelde ise çekilişin olmadığı, Müşteri Bazlı Tasarruf Finansman modelimizi uygulayacağız. Bu modelde müşteri teslimat tarihini çekilişle değil kendi belirlediği tarihe göre ayarlayabilecek. Çekiliş olmadan ister peşinat ödeyerek isterse tutarı taksitlere bölerek evini, arabasını satın alabilecek. Her iki modelde de belirli bir birikimin ardından, kalan finansman Emlak Katılım Tasarruf Finans tarafından karşılanacak. Vatandaşımız evinde oturmanın, dükkanını işletmenin, aracına binmenin mutluluğunu yaşarken kalan taksitlerini de rahatlıkla ödeyebilecek." Bugüne kadar yürütülen sosyal konut kampanyaları ve deprem bölgesindeki çalışmalara değinen Bakan Kurum, "Tam 1 milyon 704 bin sosyal konut inşa ettik. Bu projelerle yaklaşık 5 milyon dar gelirli vatandaşımızı güvenli ve modern yaşam alanlarına kavuşturmanın mutluluğunu yaşadık. Şu anda da ülke genelinde yapımı devam eden 280 bin sosyal konutumuzu hızlı bir şekilde tamamlayıp vatandaşımıza teslim edeceğiz. Yılsonunda açıklayacağımız sosyal konut kampanyasıyla; gençlerimize, en az 3 çocuğu olan ailelerimize sosyal devlet bakış açısıyla destek olmaya devam edeceğiz. Milletimizin yaşadığı her badirede devlet güvencesiyle yanında olduk. Asrın felaketiyle hep birlikte sarsıldık. Sel ve yangın afetleriyle sınandık. Ama asla çalışmalarımızın hızını kesmedik, projelerimizi askıya almadık. Daha geçtiğimiz hafta 6 Eylül’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Malatya’mızda 300 bininci konutumuzun anahtarlarını depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. İnşallah, yıl sonuna kadar tüm yuvalarımızı yapacak; geride yarım kalan tek bir hikaye bırakmayacağız. Tüm bu çalışmaları, yaşamış olduğumuz küresel ekonomik dalgalanmalar, pandemi sonrası değişen koşullar ve ülkemizin de içinde yer aldığı bölgesel krizlerin gölgesinde başardık" diye konuştu. "Düzenlememiz milletimize hayırlı uğurlu olsun" Resmi Gazete’de yayımlanan "Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik Değişikliği" ile vatandaşın yıllardır süren bir sorununu daha çözüme kavuşturduklarına dikkati çeken Bakan Kurum, "Yönetmelik değişikliğimizle vatandaşımızın uzun yıllardır süren bir sorununa neşter vurduk. Kendisine ait arazisi kamu hizmet alanında kalan, yapılaşma hakkı verilmeyen vatandaşlarımızın mağduriyetlerini gidererek ‘İmar Hakkı Aktarımı’ getirdik. Böylelikle vatandaşlarımıza kullanamadığı imar hakkını başka bir alanda kullanmasına imkan sağlayacağız. Hem yaşanan bir haksızlığın önüne geçecek; hem de vatandaşımızın hizmet alabileceği kamusal yatırımları hayata geçireceğiz. Bu düzenlememiz milletimize hayırlı uğurlu olsun" dedi. Programda konuşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Başkanı (BDDK) Şahap Kavcıoğlu, "Özellikle kentsel dönüşümde ve şehircilik alanında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’mızın çalışmaları ve Sayın Bakanımız Murat Kurum’un şehircilik vizyonuyla Emlak Katılım ve Emlak Tasarruf finansman entegrasyonun önemli bir yapı olacağını düşünüyoruz. Yine Bakanlığımızın sosyal konut politikalarıyla birlikte de tamamlayıcı bir işlevi yerine getireceğini düşünüyoruz. Emlak Katılım Tasarruf Şirketi’nin arzuladığımız, hedeflediğimiz şehircilik ve kentsel dönüşümde Bakanlığımıza önemli bir katkı yapacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Emlak Katılım Genel Müdürü ve Emlak Katılım Tasarruf Finansman Yönetim Kurulu Başkanı Onur Gök ise, "Emlak Katılım’ın iştiraki olarak kurulan bu yeni tasarruf finansman şirketimiz yalnızca kurumumuz için değil, ülkemiz finans sektörü için de önemli bir adımdır. Faizsiz, güvenilir ve sürdürülebilir finansman modeline dayalı tasarruf finansman sistemiyle vatandaşlarımızın ev, araç ve iş yeri ihtiyaçları için Emlak Katılım güvencesiyle yanlarında olacağız. Attığımız her adımda ülkemizin ekonomik kalkınmasına, toplumsal refahına ve finansal kapsayıcılığına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bir kamu bankası olarak tasarruf finansman sektöründe sorumluluk almak yalnızca yeni bir şirket kurmak değil, aynı zamanda bu sektöre kamu bakış açısını ve sorumluluğunu da taşımak anlamına geliyor. Bu alanda faaliyet gösterecek olan ilk banka olmanın sorumluluğunun bilincindeyiz. Bugün burada attığımız adım Türkiye’nin tasarruf finansman alanında kat edeceği uzun vadeli yolun en sağlam teminatıdır" dedi.
Vali Aksoy Han ilçesinde muhtarlarla buluştu
11 Eylül 2025 Perşembe - 18:10 Vali Aksoy Han ilçesinde muhtarlarla buluştu Vali Aksoy, Han ilçesinde düzenlenen Muhtarlar Toplantısı’nda mahalle muhtarlarıyla bir araya gelerek sorun ve talepleri dinledi. Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un başkanlığında Han ilçesinde gerçekleştirilen muhtarlar toplantısında, daha önce muhtarlar tarafından iletilen sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı. Vali Aksoy, konuşmasında orman yangınlarından eğitime, sağlık projelerinden uyuşturucuyla mücadeleye kadar pek çok konuda uyarı ve hatırlatmalarda bulundu. Vali Aksoy toplantıda yaptığı konuşmada, "Yaz mevsimi tam bitmedi. Orman yangınları konusunda hassasiyetimiz sürüyor. Anız yakma, çalı çırpı temizleyip yakma gibi alışkanlıklar büyük risk oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde Seyitgazi’de başlayıp Afyon’a sıçrayan yangında 10 görevlimizi kaybettik. Bu vesileyle hayatını kaybeden görevlilerimizi rahmetle anıyor, benzer olayların yaşanmaması için tüm muhtarlarımızdan duyarlılık bekliyorum. Yeni eğitim-öğretim yılımız başladı. Çocuklarımızın güvenliği için gerekli tedbirler alındı, denetimler sürüyor. Okula devam etmeyen öğrenciler varsa mutlaka kaymakamlığımıza ve Milli Eğitim Müdürlüğümüze bildirmenizi rica ediyorum. Kadın sağlığı eğitim projemiz devam ediyor. Bölgelerimize göç edenler de dahil olmak üzere hedef kitlemize ulaşmaya devam edeceğiz. Aşılama ve bebeklerden topuk kanı alınması konularında da duyarlılık büyük önem taşıyor. Bu işlemler, çocuklarımızın gelecekte sağlıklı bir hayat sürmeleri için hayati öneme sahip" dedi. Ayrıca Vali Aksoy, "Uyuşturucuyla mücadele en öncelikli konularımızdan biri. Şüpheli kişi ve grupları emniyet ve jandarmamıza bildirmenizi istiyoruz. Yine engelli vatandaşlarımızın haklardan yararlanabilmesi için kaymakamlığımıza yönlendirilmeleri önemli.Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız, ihtiyaç sahiplerine destek vermektedir. Ancak, başvurmayan ama gerçekten yardıma muhtaç vatandaşlarımızı sizlerin bizlere bildirmenizi bekliyoruz. Dolandırıcılık, son yıllarda en çok artış gösteren suç tipi. Kendini kamu görevlisi gibi tanıtan ya da internet üzerinden kapora isteyen dolandırıcılara karşı vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi çok önemli. Bu tür durumlarda kolluk birimlerimize mutlaka bilgi verilmelidir" ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda Vali Aksoy, muhtarların ilettiği konularla ilgili çözüm için kurum müdürlerine gerekli talimatların verileceğini söyledi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Suça sürüklenen çocuklar) Asayiş açısından güvenlik açısından ne yapılması gerektiğine dair İçişleri Bakanımızın kapsamlı çalışması var"
11 Eylül 2025 Perşembe - 17:43 AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Suça sürüklenen çocuklar) Asayiş açısından güvenlik açısından ne yapılması gerektiğine dair İçişleri Bakanımızın kapsamlı çalışması var" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, suça sürüklenen çocuklara ilişkin, "Asayiş açısından güvenlik açısından ne yapılması gerektiğine dair İçişleri Bakanımızın kapsamlı bir çalışması var" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, partisinin MKYK toplantısı devam ederken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "İsrailli bir gazetecinin finalde Türkiye var" sözlerini hatırlatması üzerine Çelik, "Türkiye’ye şurası saldıracak ya da burası saldıracak gibi gündemleri dikkate almamak lazım, gündeme almamak lazım, kale almamak lazım. Türkiye egemen ve kudretli bir ülkedir. Şuradaki gazeteci Türkiye’nin aleyhine bir şey söylemiş. Buradaki siyasetçi Türkiye’nin aleyhine bir şey söylemiş. Aslında bunları değerlendirmemiz bile bu büyük ülkenin gündemi açısından gerçekten sadece bir zaman kaybı ve bu kişilere gerektiğinden fazla alan açmakla, gerektiğinden fazla bunları gündem yapmakla ilgili bir sonuç doğuruyor. Türkiye Cumhuriyeti hiç kimsenin düşmanı değil ama Türkiye Cumhuriyeti’nin milli güvenliğinin pazarlık konusu olmadığı, vatan müdafaasının pazarlık konusu olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerek terörle mücadelesini gerek güvenliğini sağlama hususunda uluslararası hukuka, uluslararası toplumla birlikte hareket etmeye ne kadar riayet ettiğini bütün dünya biliyor. Çünkü bu çerçevede bazı ülkelerden gelen tehditlerin oranı siyasetçilerinden ya da bir takım işte aktivistlerinden gelen tehditlerin bizim yanımızda hiçbir hükmü yoktur. Bunların hepsi yok hükmündedir. Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili de söylüyorlar. Esasında bu şer şebekelerinin bizi övmesi halinde bu bizim için bir alarm durumudur. Yani hangi yanlışı yaptık da bu şer şebekeleri bizi övüyor diye bir alarm durumuna geçeriz. Yoksa bu şer şebekelerinin karanlık odakların Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük Türkiye’mize dönük herhangi bir şekilde tehditlerinin bizim açımızdan hiçbir hükmü yoktur. Benim önerim Türkiye’yi şu tehdit etti, Türkiye’ye dönük olarak bu tehdit dili kullanıldı ya da şurası hedef gösterildi gibi konuları konuşmak yerine Türkiye’nin bölge barışı için, Türkiye’nin bu soykırım şebekesinin durdurulması için attığı adımları konuşmak daha iyi ve daha doğru bir yaklaşım olacaktır" dedi. "Türkiye’ye tehdit oluşturmaya çalışana karşı da her türlü kudretli cevabı verecek kapasiteye ve imkana sahiptir" Tarih boyunca Türkiye’nin birçok kere tehdit edildiğini söyleyen Çelik, "Bu tehditlerin verilen tarihi cevaplardan bir tanesi ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Geldikleri gibi giderler sözüdür’ Şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ sözüdür. Dediğim gibi Türkiye kimsenin düşmanı değildir, kimseye tehdit değildir ama Türkiye’ye düşmanlık edene, Türkiye’ye tehdit oluşturmaya çalışana karşı da her türlü kudretli cevabı verecek kapasiteye ve imkana sahiptir. Bizim karşı olduğumuz şey soykırım şebekesine karşıyız. Biz insanlığa karşı işlenen suçlara karşıyız. Biz kadınların, çocukların öldürülmesini bir devlet terör eliyle bu şekilde cinayetlerin gerçekleştirilmesinin durdurulmaması karşısında söz söylüyoruz. İnşallah bütün bunları en güçlü şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ifade edecekler. Önemli olan kimin Türkiye’ye dönüp olumsuz söylediği değil, önemli olan Türkiye’nin ne yaptığıdır" şeklinde konuştu. "Bu iddiaları ilk dile getirenler CHP’liler" CHP’nin kurultay davasına ilişkin gelen soruya Çelik şu şekilde cevap verdi: "Meseleyi de sanki bu kendileriyle AK Parti arasında, kendileriyle hükümet arasında, kendileriyle Cumhur İttifakı arasında bir süreçmiş gibi davranıyorlar. Halbuki bu olay nasıl ortaya çıktı? Biz mesela bu gündemlerden bizim haberimiz yoktu. Medyanın da haberi yoktu bu iddialardan. Bu gündemleri ilk dile getirenler, bu iddiaları ilk dile getirenler kimler? CHP’liler. CHP’liler ne yaptılar? Bazı CHP’lilerin bir takım skandallarla, bir takım yolsuzluklarla, bir takım usulsüzlüklerle hareket ettiğini ifade ettiler. Ve daha sonra bu kamuoyunun gündemine böyle düştü. Biz de bu iddiaları böyle duyduk. Arkasından arkadaşlar bu iddialarla ilgili olarak CHP içinde belediye başkanlığı yapmış, meclis üyeliği yapmış, kişiler tuttular yargıya suç duyurusunda bulunuyorlar. Yani suç duyurusunda bulunanların hepsi CHP. Suçlananların hepsi CHP. Dolayısıyla bu meselelerin ortaya çıkışı CHP içindeki tartışmaların neticesinde ortaya çıktı. Biz bunun hiçbir tarafında yokuz. Yani ne bu iddiaları biz gündeme getirdik, ne bu iddialarla ilgili biz yargıya başvurduk. Dediğim gibi biz bu iddiaları da CHP’lilerden duyduk. CHP’li isimler çıktılar ki bunlar belediye başkanlığı yapmış, CHP’de aktif siyaset yapmış, ismi bilinen isimler. Dediler ki ‘Büyük kongrede usulsüzlük var, dediler ki İstanbul’da ve başka yerlerde yolsuzluk var.’ Başkaları çıktı dediler ki İstanbul İl Kongresi ile ilgili bahsettiler. Biz de bunları böyle duyduk. Peki bütün bunlar ortaya çıktıktan sonra yine CHP’ler gittiler yargıya başvurdular. Dolayısıyla yargı orada devreye girdi ve bütün bu süreçleri incelemeye başladı. Şimdi yargıya zemin teşkil eden konular yine Cumhuriyet Halk Partili isimlerin suç duyurularının neticesinde ortaya çıkan konular. Yani burada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başsavcılığında yürütülen soruşturmalarda şikayet edenler kimler? CHP’liler. Kimi şikayet ediyorlar? CHP’lileri şikayet ediyorlar. Birincisi bu. Dolayısıyla burada hiçbir AK Partili’nin bir şikayeti yok. Hiçbir AK Partili bu süreçler Cumhuriyet Halk Partili tarafından ortaya çıkarılıncaya kadar böyle bir şey söylememiş." CHP’yi yine CHP’li kişilerin şikayet ettiğini hatırlatan Çelik," Yani oturacak Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi ya bu partide yine sizin Cumhuriyet Halk Partili eski il başkanlarınız tarafından, eski parti yöneticileriniz, eski belediye başkanlarınız tarafından deniyor ki partide çürüme var, yolsuzluk var. Ve sizin diğer arkadaşlarınız suçlanıyor. Bunu alacaksınız önünüze, bunu değerlendireceksiniz. Şimdi bunu yapmamayı örtbas etmek için ne yapıyorlar? AK Parti’yi suçluyorlar, Cumhur İttifakı’nı suçluyorlar, Cumhurbaşkanımızı suçluyorlar. Ama bu bir örtbas etme faaliyetidir. Hala gerçek gündemle yüzleşmiyorlar. Bunun için Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanının ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin yapması gereken şudur. Ya bu Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarınız tarafından dile getirilen bu konulara ne diyorsunuz? Çıkın kamuoyunun önüne, kapsamlı bir açıklama yapın. Dolayısıyla burada yürütülen tartışma bir örtbas etme faaliyetidir. Bunun hiçbir tarafında biz yokuz, AK Parti yok, Cumhur İttifakı yok, Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanlığı kabinesi yok" ifadelerini kullandı. "Milletimize, siyaset kurumuna yapılan bir haksızlıktır" En büyük haksızlığın millete yapıldığına dikkat çeken Çelik, "Siyaset kurumunu kirleten bir şey karşısında Cumhuriyet Halk Partisi siyaset kurumunun kendi arkadaşları tarafından gündeme getirilen kirliliklerine dönük bir mücadele yürüteceğine vatandaşı sokağa çağırmaya çalışıyor. Yani şimdi siz kendi meselenizi halletmemişsiniz, kendi meselenizi halletme işinizi, beceriksizliğinizi vatandaşı sokağa çağırarak örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Bu şimdi milletimize, siyaset kurumuna yapılan bir haksızlıktır. İkincisi, arkadaşlar bir grup herhangi bir partinin kongrelerinde ya da diğer süreçlerinde usulsüzlük yapmışsa ve bu iddia edilmişse bu doğrudan doğruya sivil siyasetin güvenliğini tehlikeye atan bir durumdur" dedi. Sivil siyasete dönük tehditlerin geçmişte darbelerden, postmodern darbelerden bir takım vesayet oluşumlarından geldiğini anımsatan Çelik, "Gerek askeri vesayet gerek yargı vesayetinden gelirdi. Ama sivil siyasetin güvenliğini korumak için sadece dış değil aynı zamanda iç tehditlere karşı da korumak lazım. Bir parti içerisinde bu tip hizipler grupların eğer iddia edildiği gibi doğru olup olmadığına yargı süreci zaten cevap verecek. Böyle durumlar varsa bu bütün siyaseti ilgilendiren bir durumdur. Siyasetin güvenliği memleketin bütün toplam güvenliğinin en başta gelen ilkesidir. Yani siyasetin güvenliği kavramının altını çiziyor. Siyasetin güvenliğinin dışarıdan tehdit edilmesine müsaade etmediğimiz gibi partilerin içinin yozlaştırılarak ya da karıştırılarak tehdit edilmesine de müsaade etmemeliyiz. Şimdi Sayın Özgür Özel diyor ki AK Parti bizim içimizi karıştırmaya çalışıyor, ikilik çıkıyor. Bugün şimdi oraya herhangi bir AK Partili mi atanmış? Yani yine Cumhuriyet Halk Partililer, yine beraber yolda yürüdüğünüz arkadaşlar. İkinci en büyük haksızlık Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren vatandaşlarımıza yapılıyor. Vatandaşlarımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermişler, gönül vermişler. Onların oy verdiği, gönül verdiği böyle köklü bir partiyi bu hale düşürmek, bu hale düşürülmesi karşısında bütün bunlardan habersizmiş gibi davranmak ve halen de gereğini yapmamak bu yöneticilerin Cumhuriyet Halk Partisi seçmenine karşı sorumluluğudur. Onlara karşı işlenmiş bir ayıptır. Dolayısıyla temel mesele bütün partiler açısından ve siyasetin güvenliği açısından ele alınmalıdır. Buna Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’mize, Cumhur İttifakı’mıza saldırarak burada Özgür Özel’in ve arkadaşlarının bunu örtbas etme faaliyetinde alacağı bir sonuç yok" diye konuştu. "İnsanlık bu soykırım şebekesinin ya da bu işgalci yaklaşımın kölesi değildir" Avrupa devletlerinin Filistin’i tanıması hakkında gelen soruya Çelik, "Filistin devletinin tanınması aslında bu soykırım şebekesine verilmiş en büyük cevaplardan biridir. Bakın bu tanınma meselesinin de çok uzun yıllara varan bir tarihi var. Ne zaman tanınmayla ilgili bir girişim olsa İsrail tarafı hep şunu söyledi. ‘Ya bu iyice olgunlaşsın, bütün sorunlar çözülsün ve İsrail’in de onayı olan bir mekanizma içerisinde bu tanınma olsun ki kalıcı barışa hizmet etsin’ denildi. Halbuki biz defalarca gördük ki başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırlarında toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasının önüne bütün engelleri çıkaran İsrail yasa dışı yerleşim alanları ilan ederek tuttuğu iki devletli çözümü sürekli olarak sabote etti. Şimdi birileri diyor ki eğer bir takım devletler Filistin’i tanırsa bu Batı Şeria’nın da işgaline yol açar diyor. Yani burada söylenmek istenen şey şu Filistin devleti ile ilgili atılacak bir olumlu adımın ancak İsrail’in şimdi de bu soykırım şebekesinin lütfuna bağlı olduğunu söylüyorlar. Bütün insanlık bu soykırım şebekesinin ya da bu işgalci yaklaşımın kölesi değildir. İnsanlık onuru var, insanlık haysiyeti var. Bugün Filistin devletini tanımak demek soykırım şebekesine insanlık adına cevap vermek demek insanlığın soykırım siyasetinden ve siyonist işgalcilikten büyük olduğunun en önemli göstergesi Filistin devletinin tanınmasıdır. Onun için Eylül ayında yapılacak bu tanınmaları son derece kıymetli buluyoruz. Bir noktayı da söylemek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, İsrail’in yaptığı katliamlara ilişkin tepki gösteren İspanya Başbakanı Sanchez’i tebrik etti. "Bütün bunları inşallah olgunlaştıracağız ve bununla ilgili gereken adımları atacağız" Suça sürüklenen çocuklarla ilgili kapsamlı bir düzenleme yapılmasına ilişkin MHP lideri Bahçeli’nin yaptığı yazılı açıklamayla ilgili soruya Çelik, "Şimdi bugün Bahçeli’nin açıklamasında ortaya koyduğu kavramsal çerçeve son derece hassas ve önemli. Tabii çocuk suçlu ya da suça sürüklenmiş çocuk gibi kavramların aslında masumiyetle anılması gereken çocuk kavramını zihnimizde nasıl gizliden gizliye kirlettiğine dikkat çeken çok kıymetli bir açıklama. Onun için çocuk yaşta suç işleyen diyelim ya da küçük yaşta suç işleyen diyelim. Bununla ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Genel Başkanımız da birkaç ay evvelden itibaren çeşitli açıklamaları yaptı. Bu çerçevede yani yaşı küçük ama terör eylemi yapmış işte polislerimizi şehit eden o katil gibi ya da Ahmet Minguzzi Ankara’daki kardeşimiz gibi masum çocukları katledenler. Tabii ki bunları motive edenlerin bunları bir suç makinesi gibi yetiştirenlerin arkasındaki bütün şebekenin bağlantının anlayışın çözülmesi gerekiyor. Buna dönük olarak bir asayiş açısından güvenlik açısından ne yapılması gerektiğine dair İçişleri Bakanımızın kapsamlı bir çalışması var. Çünkü bunların kullandığı bir takım sosyal medya hesaplarının aslında bu çocukları suça sürüklemek ve bu çocukları birer terör örgütü mensubu ya da çete mensubu olarak örgütlemek üzere kurulduğu siber suçlar tarafından tespit ediliyor. Fakat tabii bu o kadar yaygın bir ağ ki bununla ilgili de şimdi adını vermeyeyim iki tane özellikle sosyal medya mecrası öne çıkıyor. Dolayısıyla İçişleri Bakanımız bu çalışmayı yakın zamanda partimizde de değerlendirmek üzere sunacak. Yine Adalet Bakanımız açıkladı bununla ilgili olarak bir yasal düzenleme yapılması konusunda yasal düzenlemenin güncellenmesi gerektiği konusunda onlar da çalışmalarını yapıyorlar. Şimdi tabii burada bazı hukukçularımız da onların söylediklerinde haklı bir boyutu var. Diyorlar ki yani ‘Suça sürüklenmiş çocuk kavramını ortadan kaldırırsak bu da çocukların korunmasıyla ilgili bir takım evrensel hukukun kazanımlarına zarar verebilir.’ Onu da görmüyor değiliz, onu da gündeme alıyoruz, onu da kıymetli buluyoruz. Ama burada bir yanda bu çocukların çocuk olarak değerlendirilmesiyle ilgili kategoriler ne olacaktır? İkincisi de terör eylemi ya da cinayet gibisinden daha sonra da hiç pişmanlık göstermeyen bir takım açıklamalar yaparak ortaya koydukları eylemlerin değerlendirilmesi konusunda bunların artık küçük yaşta ya da çocuk kategorisinde değerlendirilemeyeceği bir duruma gelinmiştir. Bu da tabii ki hassasiyetle el alınacaktır. Değerli çalışma yapıyor. Bütün bunları inşallah olgunlaştıracağız ve bununla ilgili olarak gereken adımları atacağız" ifadelerini kullandı.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Demir’den Rayiç bedeli artışı açıklaması
11 Eylül 2025 Perşembe - 17:20 AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Demir’den Rayiç bedeli artışı açıklaması AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir "Rayiç bedel artışları konusunda da aynı kararlılığı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın sırtına yeni yükler bindirmeyeceğiz" dedi. Rayiç bedel artışlarına ilişkin AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda ele alındı. Toplantıya, Tüm Emlak Danışmanları Birliği Başkanı Hakan Akçam ve beraberindeki heyet de katıldı. Görüşmede, emlak vergisine esas alınan arsa metrekare birim fiyatları masaya yatırıldı. Toplantının ardından değerlendirmelerde bulunan Mustafa Demir, AK Parti’nin belediyecilik anlayışında her zaman adalet, denge ve vatandaş odaklı bir yaklaşımı benimsediğini vurguladı. Demir, "Bizim önceliğimiz milletimizin huzuru ve refahıdır. Rayiç bedel artışları konusunda da aynı kararlılığı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın sırtına yeni yükler bindirmeyeceğiz" dedi. "Adaletli ve makul düzenleme yapılacak" Özellikle büyükşehirlerde gayrimenkul değerlerindeki hızlı yükselişin, rayiç bedellerin belirlenmesinde tartışmalara yol açtığını hatırlatan Demir, vatandaşların endişelerini dikkate aldıklarını belirtti. Demir "Amacımız vatandaşımızın hakkını korumaktır. En önemli ölçümüz milletimizin menfaatidir. Bu çerçevede adaletli, makul ve dengeli bir düzenleme için gerekli tüm adımları kararlılıkla atacağız" ifadelerini kullandı. Konunun yalnızca teknik bir mesele değil, doğrudan vatandaşın hayatını etkileyen bir husus olduğuna dikkat çeken Demir, "Vatandaşımızın hakkını korumak için tüm paydaşlarla görüşüyor, süreci her açıdan değerlendiriyoruz ve çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz" diye konuştu. Demir, temel amaçlarının milletin huzurunu ve ekonomik istikrarını korumak olduğunu ifade ederek, "Yerel yönetim anlayışımızda olduğu gibi her konuda şeffaf, adil ve vatandaşlarımızın menfaatini önceleyen bir yaklaşımı sürdüreceğiz. Rayiç bedel düzenlemelerinde de aynı hassasiyetle hareket ederek, hem vatandaşlarımızın haklarını koruyan hem de belediyelerimizin ihtiyaçlarını gözeten bir dengeyi tesis edeceğiz. Milletimizin hayatını zorlaştıracak, yükünü artıracak hiçbir adımın yanında olmayacağız" dedi. Mustafa Demir, sözlerini "Önümüzdeki süreçte de aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diyerek tamamladı.